Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

CHP Nereye Koşuyor?

Burada Atatürkçü Medya'da yer alan önemli Güncel Haberler hakkında başlıklar bulabilirsiniz.

CHP Nereye Koşuyor?

Mesajgönderen TurkmenCopur » 05 Nis 2011, 20:48

CHP Nereye Koşuyor?

Resim

Türkiye’nin en önemli gündem maddelerinden biri “özerlik” tartışması. Bu tartışmalarla ilgili görüşlerini öğrenmek için, yazarımız Nihat Genç’in kapısını çaldık. Nihat Genç, özerklik tartışmalarından, Türkiye’deki aydın kavramına; CHP’nin yeni Parti Meclisi’nden, Kemal Kılıçdaroğlu’nun stratejisine kadar birçok konuyla ilgili ezber bozan düşüncelerini Odatv’yle paylaştı.

İşte huzurunuzda, o Nihat Genç söyleşisi…

Odatv: Önce, meşhur Diyarbakır’daki çalıştaydan başlayalım…
Nihat Genç: Silivri, Aktütün karakolu, Ergenekon, Taraf Gazetesi, Balyoz davaları, medyanın ele geçirilmesi, hepsi işte bu günlere hazırlıktı, halkımız bu büyük planın nasıl sinsice kademe kademe devreye sokulduğunu gördü ve ülke elden gitti düşüncesi hakim. Bana sorarsan bu planının yol başlarına Uğur Mumcular’ın ve onlarca aydının niçin öldürüldüğü ve Hrant ve Malatya’daki rahip cinayetlerini eklemek gerek…

Odatv: Şimdi?
Nihat Genç: Şimdi, Irak’ta Amerikan işgaliyle ancak yapabildikleri federasyon ilanını, ülkemizde görünür konvansiyonel bir işgal olmadan yapabiliyorlar, tabii Irak’ta ekseltilmiş uranyum adındaki atom bombası uçaklarının rolünü ülkemizde aydınlar üstlenmiş..

Odatv: Konuşalım deniyor…
Nihat Genç: Özal’ın sahneye ağızlarına gümüş kaşıkla çıkarttığı masum liberal aydınların zaman içinde nasıl Gestopa, SS subaylarına dönüştüğünü hepimiz izledik.. Konuşalım.. Konuşmakta ne var.. Ne güzel dün konuşamıyorduk bugünse konuşuyoruz, bu gestapoların hayat felsefesi, dünya görüşü.. Komplo’nun kendisi bu ‘konuşalım’ edebiyatında saklı.. Yani şunu mu demek istiyorsunuz, aslında toprak, bayrak, fedarasyon hiçbir şey verecek değiliz, biz sadece konuşalım diyoruz.. Konuşalım lafıyla BDP’lileri ya da PKK’yı mı kandırıyorsunuz.. Yani sadece konuşup tartışırsak PKK da ‘yahu bunlar çok demokrat bak her şeyi konuşuyorlar’ deyip silahtan mı vazgeçecek..Bu kadar saçma olur. Kilitlenmiş kör bir ırkçılık kapısında neyi konuşacaksın, buradan sonrası iç savaş, konuşalım lafı, ülkeyi iç savaşa sürüklemek.. Bugün ülkemiz iç savaş eşiğine gelmiştir ve halkımız CHP’ye güveni ve beklentisiyle bir iç savaştan uzak duruyor, çünkü CHP’yle hala bir umut deniliyor..

BİZE İÇ SAVAŞ DIŞINDA ŞANS BIRAKMIYORLAR

Odatv: Herkes eteğindeki taşı döksün, deniyor, ifade özgürlüğü evrensel demokrasi değerleridir…
Nihat Genç: Aydın denen yaratık, dünyanın ötesinde berisinde olup bitenleri görüp, bir çözüme asla varmayacak bir bölünme tartışmasına kör bıçaklarla dalamaz. Kafkasya ve Balkanlar örnekleri ortada, tüm dünya tarihinde bu son yirmi yıl kadar çok sayıda kardeş kanı bu komşu topraklarda olmadı, Boşnaklar, Gürcistan, Osetya, Çeçenler, milyonlarca ölüden söz ediyoruz..

Odatv: Bir Kürt sorunu tartışılsın isteniyor…
Nihat Genç: Bizler sosyal olarak bir Kürt Sorununu görüyoruz, bu sorun ‘sosyal’ sorundur, sosyal sorundan hiç söz etmeyerek, hatta küçümseyip yok sayarak ‘siyasal bir Kürt Sorunu’ dayatması yirmi yıldan beri içerden dışarıdan hazırlandı.. Bir sorun var ve bu sosyal sorundur, eşitliğiyle, hak ve özgürlükleriyle, bölüşümüyle bir sosyal sorun, ama bu iddiayı dillendiren yok, siyasal bir Kürt Sorunu’nun gideceği yer ise felaketlerin felaketi iç savaştır, bölünmedir.. Her akşam TV’lerde yirmi yıldan beri aralıksız etnikçiliği, ırkçılığı beyinler yıkanarak öğrettiler, üstelik tüm yerkürenin etnik olarak en karışmış en melez en çok iç içe geçmiş coğrafyasında bunu iletişim araçlarıyla başardılar, dışarıdan içerden dayatıldı ve cehennemin dibini nihayet buldular..

Odatv: Öğrencilerin attığı yumurtalar üzerine günlerce tozu dumana katan Başbakan Erdoğan, Çalıştay sonrası tek cümle etmedi. Nasıl değerlendiriyorsunuz?
Nihat Genç: AKP’nin konuşmasını nafile bekliyoruz, bizden tepki bekliyorlar, bize iç savaş dışında şans bırakmıyorlar, devlet, hakim, savcılar, hukuk bitti, artık silahlanın mı demek istiyorlar, şu sarf ettiğimiz kelimelere bakar mısınız, ülkeyi getirdikleri yere bakın, olup biteni anlamak için kullandığımız kelimelere bakın.. Ve meclise getirilen silah edinme kanunun arkasında halkımız hep sinsi bir tuzak var mı diye bakıyor..

Odatv: Konuşa konuşa geldiğimiz yer burası mı yani?
Nihat Genç: Ülkemizde halkın diyemeyeceğim ama aydınların beyni yıkandı, şu an aydın yetiştiren en temel referans kitapları yani en meşhur yazar ve romancılarımızın hastalıkları bulaşıcı olarak bugüne geldi, son yüz elli yılın siyasi fırtınalarını sil baştan yeniden anlayamazsak, bu bulaşıcı hastalık yarınki nesillere de enfeksiyonuna devam edecek..

KILIÇDAROĞLU BUGÜNLERDE ÇOK ZORLANACAK

Odatv: Aydın kavramında bozuk bir şey mi var, aydınlar ifade özgürlüğü, demokrasi ve özgürlüklerin gelişmesi için yazıp çizdiklerini söylüyorlar halbuki…
Nihat Genç: Bakın, Tanzimat’tan bugüne yüzümüz batıya dönük ve yüz yetmiş yıldır durmaksızın yasa çıkarıyoruz.. Ülkemiz şüphesiz siyasal sosyal evrensel değerleri ve düzenlemeleri bünyesine katacak, bu böyle de oldu ve bunu en güze harikulade yapan da Mustafa Kemal.. Tanzimat, peşinden Islahat, peşinden ilk anayasa denemesi, sonra meşrutiyet sonra cumhuriyet ve sonra darbe anayasaları.. Şimdi tekrar, Tanzimat Islahat günlerine dönelim, tüm dünya, buharlı gemiler ve trenleri ve büyük çiftliklere gübreyi ve araba lastiği olacak kauçuğu ve dünyayı tamamen dönüştüren petrol ve türevlerini konuşuyor.. Yani dünyanın alt yapısı değişiyor, o günlerde, yöneticilerimiz, ülkemizin doğusuyla batısına Amerika ve Rusya’da olduğu gibi yollar, ulaşım, gemiler, trenler, yani büyük bir alt yapıya girselerdi bambaşka bir dünyamız olurdu. Azıcık bir şeyler oldu ama çok geç kaldılar, Abdülaziz servetini Dolmabahçe’ye harcadı, Abdülhamit’in o meşhur gemileri Haliç’te çürüdü ve bütün servetimizi harcadığımız demiryolu birinci dünya savaşında elimizden çıktı.. Bırakın kendi ücra kasabalarımızdaki insanlarımıza ulaşmayı, kendi kömürümüze, bakırımıza, demirimize, batılılar bu madenlere kolonilerde el koyup bollaştırdıktan sonra ancak ulaşabildik.. Zihniyet hiç değişmemiştir, bugün ovalarımızdan dağlarımızdan ürünlerimizden ve üretime teknik bakacak, kaynak diye maden deyip her şeyin temeline maddeyi üretimi koyup yerleştirecek bir aydın takımı yok.. 1930’lu yıllarda on yıl boyunca tarıma dayalı inanılmaz bilimsel saha çalışmaları oldu ve kafası şeyhlerde bir zihniyetin kafasını maden ve kaynak ve üretimle değiştirmeyi başarıyordu, bu yıllarda nüfusa oranla inanılmaz çeviriler ve tarla ürün verim çalışmaları vardır, şu anda kütüphanemde duruyorlar. Değişmekte olan bu yepyeni zihniyeti hızla artmakta olan nüfusa geçirmek mümkün olmadı, köy kasaba ağa sonradan görme işadamları siyasiler eski zihniyeti sürdürdü, 30’ların gücü bilime köklü değişime her şeye yetti ama büyük nüfusu kucaklamaya aydınlatmaya yetmedi.. Akim kaldı.

Batının iyi tarafı üretim ve bölüşümdür, batının hastalıklı tarafı ırkçılık, yabancı düşmanlığı, başkasına tahammülsüzlükle bin yıllık ortaçağ yaşaması ve büyük siyasi devrimlere rağmen II.Dünya Savaşı’nda elli milyon ölü vermesidir. Bizim aydınımız batının insanoğlunun soyunu mahveden ırkçılık, etnik tartışmalarını çok seviyor, yirmi yıldır aralıksız propagandasını yapıyor, ama batının iyi dediğimiz üretim ve bölüşümünü henüz gündemine makalelerine taşımadı.. Çünkü hem kendine güveni yok hem bu bereketli toprakları küçümsüyor, aşağılıyor yani halka güveni yok. Onların güvendiği halk oyunu kendilerine veren sadık üretmeyen tembel iki sığır yetiştiremeyen ve sadakayla siyasetlerine bağlanmış yığınlar.. Üreten isteyen çalışan soru soran halkı sevmezler. Yani üretim kaynak maden endüstri ve bunların bölüşümünü en büyük siyasi ve sosyal değer olarak kabul etmeyen bu aydınların zihniyet dünyası kirlidir, pistir, ırkçıdır, vahşidir, karıştırıcı, bölücü, komplocudur.. Eğer madenlerinize ve tarlalarınıza sahip değilseniz ‘bağımsızlığınızı’ ayakta tutamazsınız. Beyinleri kirlenmiş Özalcı bugünlerin gestapo aydınları ise ‘konuşalım canım’ ‘özgürlük konuşmadır, demokrasi konuşmaktır’ diyor.. Madenin yok, kullanmasını üretmesini işlemesini satmasını paketlemesini piyasasını bilmiyorsun, elinde maden yok toprak yok tarla yok, üretim yok, neyi konuşacaksın.. Aç kalan çaresiz kalen kitleler ister istemez modern ağaların, yani büyük bankaları siyaseti ele geçirmiş cemaatlerin kölesi olmaya mecbur, çünkü karnını doyuracak teknik ve zeka becerileri yok.. Çayı çuvalla fındığı çuvalla buğdayı çuvalla ve zeytinyağını tenekeyle satan bir halk hangi çağda yaşıyor, ‘ilkel toplayıcı avcı’ çağında, topluyor ve çuvallara koyuyor.. Makarna markaların yok, çayını zeytinyağını başkalarını alıp paketliyor markalıyor şişeliyor.. Tarihin en eşsiz değerde buğday ve zeytinlerini şişelemeye markalamaya gücün yetecek entelektüel birikiminin yok, bugün ülkemizde açılmış büyük alışveriş merkezlerinden çuvalla tenekeyle aldığınız bir mal eşya var mı, hepsi minicik poşetlerde, ürünün gramından büyük resimleri posterleri ambalajları ve hatta kişilik dünyamızda üstün yerleri var, seninse tarihin en zengin ambarlarından daha büyük ovaların var, ama bu ürünleri küçücük poşetlere değil, kamyon kamyon gönderiyorsun ve bundan hiç utanmıyorsun ama konuşuyorsun.. Sen ne konuşuyorsun.. AB’nin ve ABD’nin eline tutuşturduğu yol haritalarını konuşuyorsun. Başkalarının projesi bu.. Bizim projemiz üretmek ve bölüşmek.. Bu toprakların projesini konuşan yok.. Kördüğüm kilitli kapıya cehennemin dibi iç savaş kışkırtıcılığı konuşuluyor.. Bu aydınlarla hiçbir akrabalığım yok. Artık bağımsız bayraklarını Diyarbakır’da açtıklarına göre, bu tarafta Türkçe yapabilecek bir şeyleri kalmadı, makalelerini neden Kürtçe yazmıyorlar, neden artık özgürlük ve demokrasinin kucağı PKK’nın kontrolünde Barzani’nin demokrasi cenneti topraklarında yaşamıyorlar.. Kullandıkları dil baştan aşağı insanlık düşmanı bir dil, bu dünya güzeli halka etnikçiliği ırkçılığı öğreten katil bir dil, şunlara bakın ‘asimilasyon korkusu’ gibi hipotezler ileri sürüyorlar.. Dokuz çocuk doğuran mı asimile olur, bir iki çocuğu olan mı.. Ayrıca bizler Mevlana ve Hacıbektaş’ın dergahında ‘asimile’ bilmeyiz, asimile ırkçılık Avrupa’dan peşin peşin kopyaladığınız o siyasi sözüm ona boğuşmaktan dalaşmaktan başka işe yaramayan kavramların içinde gizli.. Hepimiz kardeşçe oturduk oturacağız, coğrafyalar içinde bu denli karışmış başka toprak parçası yok.

Odatv: Bu kadar uzun uzun neyi izah etmeye çalışıyorsunuz?
Nihat Genç: Şunun için, bugün ülkemiz medyasında hakim olan kavramlar, içeriksiz boş defter süsleri gibi demokrasi, özgürlük, konuşalım lafları, saçma sapan köksüz göz boyayan kavramlar bir sanal dünya inşa etmiş.. Bu kavramlardan hangisine ya da bu sanal tartışma evreninde hangi soruya cevap vermeye çalışsanız onların bu boş tuzaklarına düşerseniz, çünkü, çekişmeden boğuşmaktan ve düşmanlaşmaktan ileri gidemezsiniz.. Uzunca izah ettim, çünkü, Kılıçdaroğlu’nun da bu sanal kavramlar içinde yapabileceği bir şey yok.. Kılıçdaroğlu yavaş yavaş Türkiye’yi kendi kavramsal şemsiyesi altına çekmeye çalışacak, üretim ve bölüşüm gibi.. Bu uzun yıllar alacak.. Bugünün sanal kavramlarıyla konuşanlar Kılıçdaroğlu’nu çok suçlayacak, suçlamakta haklıdırlar, çünkü, kendi kavramlarının bu boş saçma lay lom kelimelerin Kılıçdaroğlu’nun dünyasında karşılığı yok.. Kılıçdaroğlu bugünlerde çok zorlanacak.. Bugünlerde Mehmet Barlas, Cengiz Çandar, Ahmet İnsel, Nuray Mert gibi yazarların çokça kullandığı kelime kavram ve soru dünyasıyla Kılıçdaroğlu’nun hiç ilişkisi yok. Kılıçdaroğlu bu yüzden bu sanal içi boş kelimelerin dünyasından mümkün olduğunca kaçmaya uzak durmaya çalışıyor…

ANKARA GAZETECİLERİNİN UĞRAŞLARI

Odatv: Bu yüzden mi Kılıçdaroğlu, bu sanal kavramlar üzerine “Sorosvari” çalışmalar yaptığı iddia edilen liberal isimleri partisine taşıdı?
Nihat Genç: CHP bir kitle partisi, bu partinin içinde herkes olacak, olmalı, Kılıçdaroğlu öncelikle buna inanıyor ve bu geçiş döneminde bu sanal kavramlar evreni, ki, günümüz medyasında statükoyu bu kavramlar oluşturuyor, bu kavramların diliyle konuşacak isimlere de bu geçiş döneminde ihtiyacı var.. Çünkü Kılıçdaroğlu’nın Allah’ı, hepimizin Allah’ı üretim ve bölüşüm.. Bu kavramların bataklığından çıkana kadar CHP’nin de yabani vahşi kapalı kutu izlenimi vermemesi için, kapısını herkese açık görüntüsü vermesi şart.

Odatv: Mehmet Faraç’ın yerine Sezgin Tanrıkulu gibi mi?
Nihat Genç: Mehmet Faraç’tan hem Cumhuriyet gazetesi hem CHP bir şekilde özür dilemeli ve neler olduğunu bizlere anlatmalı.. Şunu da söylemek istiyorum, kamuoyunun gözleri Deniz Baykal ve Önder Sav ekiplerine odaklı ve CHP hep bu isimlerle tartışılıyor. Oysa Ankara’da CHP siyasetini içerden etkileyen başka derin halkalar da var, bu halkaların en büyüğü Ankaralı gazetecilerin temsilcileri.. Her genel başkan bu temsilcilerden bilgi dedikodu alır ve paslaşırlar, ancak Ankara’da melek yüzlü şeytan diyeceğiniz birkaç gazeteci var ve bu gazeteciler tahmininizden daha büyük siyasetler yapıyorlar ve özel konuşmalarında genel başkanları şekillendirmeye çalışıyorlar.. Bugün Kılıçdaroğlu’nun etrafındaki halkaları sıralayalım, birinci halka, ailesi ve yakın özel dostları.. İkincisi, medyanın Ankara temsilcileri.. Üçüncüsü CHP’de yakın mesai arkadaşları.. Dördüncü partinin taşra yöneticilerine verdiği özel telefonu.. Beşincisi, kendisinin okuduğu takip ettiği gazeteler.. Altıncısı kendisine bakanlıklardan belediyelerden ya da bilim adamlarından gönderilmiş özel soruşturma ya da bilgilendirme dosyaları.. Bence bu halkalardan en etkilisi Ankara’nın meşhur gazetecileri.. Bu gazeteciler çok profesyonel.. Yavaş yavaş şırınga etmeyi iyi biliyorlar.. Yazıları fazlasıyla hafif sade suya tirit gibi görünür ama içlerinde ilk gençlik yıllarından kalmış büyük bir kin var.. Genel başkanları ve partiyi kendi kavramsal dünyalarına çekmekte tecrübeleri var.. Şunu da söyleyeyim, Baykal’ın fazla tarafı, gün içinde kendine yani tek başına muhakeme edecek zamanı çok fazlaydı, Baykal’ın sert ve etkileyici yorumları ve kişiliğinin kaynağı da bu kendine ayırdığı fazla zamandır, kabul edelim ki Kılıçdaroğlu’nun ‘boş zaman’ ayarlarını öğrenmesi uzun sürecek, inşallah bu süreçte ‘boğulmaz’..

Odatv: Sonuç olarak Kılıçdaroğlu’na tam destek mi veriyorsunuz?
Nihat Genç: Ful destek tam destek.. Ancak kamuoyunda ve CHP’li seçmenin derin katmanlarında fazlasıyla endişeli bir hal var, herkes Kılıçdaroğlu’nu destekliyor ama bir liberal sızıntısı endişesi tahmininizden çok ileri.. Bunun bir çok sebebi olabilir, ama ilk sebebi, Kılıçdaroğlu’na yaklaşmayı başaran bu yeni isimler fazlasıyla ‘temizlik’ meraklısı, içinde bulundukları kaba şeklini veriyor gibi görünüyorlar, ama bu tam doğru değil, küçücük bir pislik koskoca bir havuzu kirletir, pisliğin özelliği küçük bir çamur parçası ama bulunduğu kaba rengini hakim kılar.. Kılıçdaroğlu, bu birkaç ismin partiye verdiği bu koyu pis rengin çok farkında, peki ne yapıyor, kendine güveniyor.. Ben varken ben buradayken buna izin vermem diyor.. Şüphesiz çok şeyi bizim de aklımız almıyor.. Bir ‘hasar raporu’ düzenleyecek kadar benim de kaygılarım var ama Kılıçdaroğlu’nun bu fırtınayı planlı düzenlediğini bildiğim için biraz sakinim, Kılıçdaroğlu’nun da kendi düzenlediği bu fırtınada kayıpları oldu…

BİZLER HAYAL KIRIKLIĞI REPERTUARIMIZI DOLDURDUK

Odatv: Ancak daha büyük iddialar var; AKP’nin yedeği oldu gibi, Avrupa’yla Amerika’yla anlaşmaya çalışıyor gibi…
Nihat Genç: Evet CHP’ye seçmen nezdinde parçalayacak komplo üstüne komplolor, hepimizin kafasını karıştırıyor ve sanırım Kılıçdaroğlu önümüzdeki günlerde bu kuşkuları şahsi duruşuyla giderecek çok tabii refleksler verecektir, veriyor da..

Odatv: Bu kadar eminsiniz…
Nihat Genç: Hayır şundan eminim.. Türkiye’nin entelektüel varlığı, Berlin Duvarı çökmesi, Avrupa Birliği’ne önce atlayış sonra kovulma, Ermeni meselesi, Irak işgali, Amerikan askerleri gibi konuşan liberal yazarlar ve Ergenekon taraflaşmalarıyla çok ama çok belirsizleşti, kaypaklaştı, neyin ne olduğu karıştı.. Eskiden hattatlar mürekkep boyasını su kabaklarının içine koyar ve ilave bir çiçek kökünden tutkal koyup karıştırırlardı, ancak çokça karışması gerekirdi, ama çokça diyelim yüzbin kez, bunun için bir yol bulmuşlardı, Hacca giden develerin boynuna asılırdı bu su kabakları ve develerin adımları sayılmıştı, diyelim üçyüzbin adım.. Ve mürekkep üçyüzbin kez karışıp geri dönerdi İstanbul’a.. Yani aydınlarımızın ve medyamızın kafası, dili, son otuz yılda buradan Mekke’ye kadar karıştı.. Birbirimizi tanımakta zorlanıyoruz, etnikçilik ve İslam’ı bomboş otuz yıl konuşursanız geleceğiniz yer böyle bir yerdi, Allah daha fecisini yaşatmasın bize. Üretimin ve bölüşümün sevincini yaşayamayan ülkeler bu kördüğüm içinde kaybolup gider.. Ancak üretenler ve bölüştürenler bir büyük iç neşe insan sevinci taşır ve onların sözleri fikirleri dünyayı güzelleştirir, kardeşleştirir.. CHP uzun bir yola çıktı, bu kervana katılan her deveden memnun değiliz ama devecibaşı Kılıçdaroğlu’nun bizim için inanılmaz bir rüya da olsa ‘üretim ve bölüşüm’ün dilini kurması için çırpınacağından hiç ama hiç şüphem yok..

Odatv: Ya bir hayal kırıklığı yaşarsanız?

Nihat Genç: Bizler hayal kırıklığı repertuarımızı doldurduk.. Ayrıca Kılıçdaroğlu Tanrı’dan özel olma Hazreti İsa değil, burada nöbeti devralacak yüzlerce değerli insan var, hepimiz varız, üstelik bugünlerde çarmıha gerilmiş yüzbinlerce mağdur ama direnen, onurlu, bağımsızlığımızdan taviz vermeyecek soylu insanlar var… Düşünün akan dereler, Karadeniz’in dünyalar güzeli derelerinden suları çalan, derenin suları kaldıran bir iktidar var.. Bizler Ali’nin kılıcını yeniden salmaya geldik.. İktidarda Müslümanlığı bütün tarihini kirleten vahşi İslamcılar var..Hepimiz artık anlayalım, bu karanlığa bizlerin bu ışıkları yetmiyor, daha çok ışığa ihtiyacımız var, ışıktan ötesi bu karanlığı ancak aşkla yırtarız.. Modern dünyaya tapınmanın getirdiği bir sürü saçmalığı hepimiz yaşıyoruz, salatayı çatalla yiyemiyoruz ama hepimiz salata yerken inatla çatal kullanıyoruz, modern olmanın vergisini verir gibi bu saçmalığı sürdürüyoruz, dışarıdan bakarken bize gülüyor ve biz hala çatalda ısrar ediyoruz, bunu şunun için söyledim, seksenli yıllara kadar bu topraklarda batıya hayran aydın sayısı yok denecek kadar azdı, ama bütün aydınlarımız batılı tekniği değerleri ihtiyaç olarak görüyordu, şimdi, ihtiyacımız olmadığı halde, etnikçilik ve mezhepçilikten bir konuşma özgürlüğü demokrasi inşasına gülünçlükle, hatta iç savaş kapısına dayanmış olmamıza rağmen sürdürüyoruz…

Odatv.com
25.12.2010 14:17


http://www.odatv.com/n.php?n=odatv-sord ... 2512101200
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Güncel Haberler

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir