Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Orhun Anıtları Nasıl Bulundu?

Burada Göktürk İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Orhun Anıtları Nasıl Bulundu?

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Ara 2010, 22:39

ORHUN ANITLARI NASIL BULUNDU?

Tarih ve edebiyatımızda Orhun Kitabeleri, Orhun Yazıtları, Yazılı Orhun Anıtlar gibi değişik adlarla tanımlanan bu yazılı taş belgeler, bilindiği gibi, tarihimizde "Türk" adını taşıyan ilk Türk Devleti'ni kurmuş olan Göktürkler'in, 8. yüzyılın ortalarına doğru hüküm süren imparatorlarından Türk Bilge Kağan tarafından diktirilmiştir.
Ne var ki, Türk ulusuna benliğini, tarihini, dil ve kültürünü belletmek, yönünü ve amacını belirlemek için günümüzden 1238 yıl, bulunup okunuşundan 1190 yıl önce Türk yurduna dikilen bu bengü (ölümsüz) taşların varlığından, biz Türkler 50 yıl öncesine kadar habersizdik.
1200 yıl sürece, tarihin karanlıkları içinde gömülü kalan bu yazılı taş belgeler, bir rastlantı sonucu 1730 yılında bulunmuş olmasına rağmen, ancak 164 yıl sonra 1894'te okunabilmiştir.

Bu tarihsel olayın öyküsü şöyledir:

1726-1730 yılları içinde, Sibirya'nın güneyinde "Yenisey" dolaylarının yukarı yöresinde ne oldukları bilinmeyen bir takım yazılı taşların bulunduğu, dünya bilim çevrelerince duyuldu.

Şimdi bir Moğol ülkesi olarak anılan bölgede, eski Karakurum Kenti'nin 60 km. kuzeyinde, eski Uygur Devleti'nin başkenti Karabalgasun'un 30 km. kuzey-doğusunda, Orhun Nehri ile Koşu-Çaydam Gölü çevresinde, boş bir alanda birbirinden bir kilometre kadar uzaklıkta bulunan bu yazılı taşlan ilk kez görüp ilgilenenler, Rus Çarı I. Petro döneminde yaşamış olan Remezov adlı bir Rus'la, Poltova Savaşı'nda (1709) Ruslara tutsak düşen İsveç subayı J. Von Strahlenberg olmuştur.

(1726-1730)

Bulundukları sırada, her iki anıt taşı devrilmiş, üstlerindeki yazıların bir çok bölümü zedelenmiş ve okunmaz duruma gelmişti. Birinin yüksekliği 332 santimdi. Yazılı bölümü 231 santim, tabanı 132, üstü 122 santimdi. Anıtların çevresinde, üzerleri işlenmiş taşlardan başka "Balbal" denilen heykel kalıntıları vardı.
Anıtlardan birinin üstünde 12 bin harf sayıldı.
Öbüründe harf sayısı daha çoktu. Çevrede, kuruluşta birtakım yapıların varlığını gösteren Çin kiremitlerine rastlandı. Bu yapıların, "Bark" adı verilen türbe ya da dinsel yapılar olduğu kanısına varıldı.

Bu yazılı taşlar üzerinde, daha sonraları değişik bilginlerce incelemeler yapılmış, bunlardan Palas ile I. Spasskiy, izlenimlerini "Sibirya'nın Eski Eserleri" adı altında, 1818'de yayınlamıştır.
Bir Rus gezgini olan Y. M. Yardrintsev, 1889'da, Koşu-Çaydam ve Köşkün-Orhun Vadisi'ndeki bu iki taş anıtı buldu ve Helsinki'deki Fin Bilim Akademisi, yazıları inceletmek üzere A. Heikel'i bu bölgeye gönderdi. A. Heikel, incelemelerini "Inscriptions de I'orkhon, recuellies par I'expdition finnoise 1890 et publie-es, 1892 " adlı bir atlasta yayınladı.

Şu kadar ki, bütün bu incelemeler ve yayınlar, anıt yazılarının kopyası olmaktan ötede bir anlam ve çözüm getirmiş değildi. Çünkü bu anıt yazılarından daha bir harf bile okunamamıştı.
Bu sıralarda W. Radloff, anıtları ve üzerlerindeki yazıları incelemek amacıyla Petersburg Akademisi tarafından düzenlenen bir bilim kurulunun başında, Orhun Bölgesi'ne gönderildi.

(1891)

Toplanan malzeme yeniden yayınlandı. Dört fasikül halinde yapılan bu yayınların bir çözüm beklediği sırada, Danimarkalı Türkolog Wilhelm Thomsen tarafından, Orhun Anıtları üstündeki yazılara ışık tutacak olan alfabenin çözülmüş olduğu anlaşıldı.
Vilhelm Thomsen başarısını ve çözüm anahtarını Radloff a bildirdikten sonra, Radloff 1894'te, bu alfabeye göre okuduğu ilk denemesini "Die Alttürkischen inschriften der Mongoli I. Das Denkmal zu Ehren des prinzen Kül-Tegin" adı altında yayınladı.

W. Radloff, Turfan gezisi sonunda da Uygur Anıt Metinleri'nin çözülmüş yazılarını yayınladı.
Bizde, Orhun Yazıtları üzerine ilk çeviri denemesi 1924 yılında İstanbul Üniversitesi, Türk Dil ve Tarihi Profesörü Necip Asım tarafından yapıldı. Eski Türkçe diye adlandırılan Arap harfleriyle basılmıştı.
İşte bütün bunlardan sonradır ki, biz bu ata mirası yazılı taşların varlığım öğrendik.

122 yıldır atmosferde yankılanarak Türk ulusuna seslenen Türk Bilge Kağan'ın, Türk ulusu için çarpan yüreğinden kopup, bir taş üstünde can bulmuş ölümsüz sözcüklerinin anlamına kavuşma mutluluğuna erişebildik.

Kaynakça
Kitap: GÖKTÜRK İMPARATORLUĞU TARİHİ
Yazar: ALİ KEMAL MERAM
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Gök-Türk İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir