Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Göktürkler'in Ergenekon Destanı

Burada Göktürk İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Göktürkler'in Ergenekon Destanı

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Ara 2010, 22:31

GÖKTÜRKLER'İN ERGENEKON DESTANI

Göktürk efsanelerinde, tarih ile mitoloji birbiriyle kaynaşmış durumdadır. Daha açık bir anlatımla, başka milletlerin efsaneleri gibi, yalnızca "hayalle örülmüş" değildir. Bu mitolojik anlamdaki öykülerde, gerçek payı yüzde seksenin üstündedir. Gerek türeyiş efsanesi, gerekse Ergenekon Destanı ile ilgili araştırmalar bu kanıyı doğrulamaktadır.

Göktürkler tarih öncesinden başlayarak, tarihten silinmeleriyle sonuçlanan döneme kadar, demir, bakır ve altın gibi yeraltı madenlerine sahip bulunuyorlardı.

Moğollar, tarih boyunca savaştıkları Göktürkler'in hem düşmanı, hem de hayranıydılar. Devlet ve ordu düzenini Göktürkler'den aldılar. Göktürk özentisiyle, kendilerine Gök-Moğol dediler. Cengiz çağında da, "Ergenekon Destanı"nı kendilerine mal ettiler. Göktürkler'in türeyiş efsanesini de bozup değiştirerek, Moğol ırkının türeyiş efsanesi biçiminde vermeye çalıştılar. Tarihsel yaşamları, devlet düzenleri içinde hiçbir uygar aşama yapamamış, bilim ve sanat dallarında hiçbir başarı sağlayamamış olmaları bir yana, demir, bakır, altın gibi maden cevherleriyle ilintileri bile olmadığı halde, Göktürk destanının "demir-dağ" ile ilgili motiflerini benimsemekten çekinmediler. Çinli gezginlerin anılarında da, Moğollar'ın ilkel yaşantıları ele alınarak, bu yakıştırmaları kınanmaktadır.

Çağlar boyunca demiri, bakın ve altım eritip işlemesini bilen, bu madenlerden her çeşit eşya, tarım araçları, savaş silahlan yapıp satacak kadar büyük ölçüde üretim olanaklarına ve özellikle yeteneğine sahiptiler.
Göktürkler, bu değerli maden cevherleriyle dolu dağların eteklerinde yaşamanın gereği olarak, bu alanda çağın uzman sanatçılarını yetiştirmişlerdi.
Ergenekon Destanı da, bütün öteki Türk ve Göktürk efsanelerinde olduğu gibi, tarihsel gerçeklerle mitolojinin iç içe kaynaştığı öykülerden biridir.
Ergenekon Destanı, Oğuz Kağan Destanı'nın, Göktürkler'le ilgili bir bölümüdür. Destanın çok küçük olarak verdiğimiz özeti, tarih öncesi bir dönemi tüm aynntılanyla ortaya koyarken, Göktürkler'in ulusal varlıklanna ışık tutmaktadır...

"... Göktürkler, dört bir yöredeki ülkelere egemendiler. Onlara baş eğmedik bir toplum yoktu. Göktürkler'in böylesine güçlü kalmalarını çekemeyen yabancı toplumlar, ordularını birleştirerek Göktürkler'e karşı savaşa giriştiler. Amaçlan, Göktürkler'i ortadan kaldırmaktı. "

Göktürkler, yurtlarının yöresinde hendekler kazarak, düşmanların yaklaşmalarını beklediler. Saldırıya geçen düşmanlar arasında başlayan savaş, 10 gün sürdü.

Düşman toplumları Beyleri ve Başbuğları bir araya gelerek şöyle konuştular:

"Göktürkler'i yanıltmazsak, yenik düşüremeyiz. Biz yenik düşersek, sonumuz geldi demektir, hepimizi öldürürler. Onun için, korkup kaçmış gibi yapalım, sonra birden geri dönüp vuruşalım."

Tan yeri ağarırken, konuştukları gibi yaptılar. Savaş alanını bırakıp geri çekildiler. Göktürkler, düşmanların düşündükleri gibi, bu çekilmeye inanıp yanıldılar.
"Güçleri tükendi, kaçıyorlar." dediler.

Düşmanın savaş birlikleri, ansızın geri döndü. Yanılan Göktürkler yenik düştü. Düşmanlar, Göktürk erlerini öldürerek, yurtlarına kadar girdiler. Evlerini, barklarını yağmaladılar, büyük-küçük, kadın-erkek tüm Göktürkler'i kılıçtan geçirdiler. Sağ kalan kız ve erkek çocuklarını tutsak alıp, kendilerine köle yapmak için yurtlarına götürdüler.

Göktürkler'in Başbuğu İl-Han'ın çocukları, bu savaş sırasında öldürülmüş, yalnız bir tanesi sağ kalmıştı. Bu oğlunun adı Kayı'ydı. İl-Han'ın Dokuz Oğuz, adlı bir de yeğeni vardı. Kayı ve Dokuz Oğuz yine bu savaşta düşmana tutsak olmuştu. On gün sonra bir gece, her ikisi de karılarını atlarının terkisine alıp kaçarak, yurtlarına döndüler.

"Dört bir yöredeki toplumlar bize düşman, eğer kaçıp, dağların ardında bir yere saklanmazsak, bizi de yok edecekler." dediler.
Kayı ile Dokuz Oğuz bu tür konuşmalar üzerine, ellerinde kalan at ve koyunlarını önlerine katarak, yeni bir yurt edinmek için yurtlarını bıraktılar.
Yolun bitiminde, aşılmaz bir dağ çıktı karşılarına, geri dönmekten başka yapılacak bir şey yoktu. Bu sırada, bir kurdun ayak izlerini gördüler. Bu izi sürerek bir yol buldular, dağın ardına ulaştıklarında, dört yanı bitkilerle kaplı yemyeşil bir ovayla karşılaştılar. Bu cennet örneği yerde yerleştiler.

Bu yeni yurdun adını, Göktürkçe'de:

"Göçülen yeni ülke" anlamına gelen "Ergenekon" koydular. Burada çoğalıp geliştiler.

Göktürkler 400 yıl kaldıkları bu ülkede öylesine çoğalıp güçlendiler ki, yöreye sığmaz oldular. Daha büyük yeni bir yurt edinmek için göçme gereğini duydular.
"Atalarımız söylerlerdi," dediler; "daha ötelerde, Ergenekon'dan da büyük, yurt tutulacak yerler varmış, oralara göçelim, o yerler, eskiden bizim yurdu-muzmuş."
İçlerinden seçtikleri kişileri, böyle bir yurt bulup haber getirmeleri için yolladılar. Bir süre sonra geri 134 dönen bu kişiler, ötelerde bir yüce "demir dağ" bulunduğunu, o dağı aşmanın olanaksızlığını bildirdiler.

O zaman, bir demirci ustası, demir dağa gidip inceledi.
"Bu dağın demirini eritirsek, ötelere gidecek bir geçit buluruz." dedi.
Göktürkler, dağın eteklerine bir kat odun, bir kat kömür koyarak ateşlediler. Deriden yaptıkları 70 körükle ateşi körüklediler.
Demir dağın bir bölümü eridi, bu eriyen bölümde açılan geçitten, bir "Bozkurt"un geçip gittiğini gördüler.
"Bozkurt bize yol gösteriyor, onu izleyelim" dediler. Kurdun peşine düştüler. Eski ülkelerine ulaşarak oraya yerleştiler. Dört bir yöredeki toplumlara yeniden baş eğdirip egemen oldular."

Göktürkler, bu mutluluğun gerçekleştiği 9 Mayıs gününü, kutsal ve ulusal anlamda benimseyip yücelttiler. Her 9 Mayıs'ta, Göktürk kağanlarının başkanlıkları altında törenler yapar, büyük şölenler düzenlerdi.
Tören, Göktürk kağanının eline bir parça demir alıp, ateşte kızdırdıktan sonra örs üstünde çekiçle dövmesiyle başlardı.

Kaynakça
Kitap: GÖKTÜRK İMPARATORLUĞU TARİHİ
Yazar: ALİ KEMAL MERAM
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Gök-Türk İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir