Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Türk Bilge Kağan Dönemi (716-734)

Burada Göktürk İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Türk Bilge Kağan Dönemi (716-734)

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Ara 2010, 21:49

TÜRK BİLGE KAĞAN DÖNEMİ (716-734)

KAPAĞAN KAĞAN'ın ölümü, imparatorluk tahtı için, kağan soyunun birbirleriyle çekişip çatışmalarına yol açtı.
İmparatorluğun dört bir yöresinde, Çin kışkırtmaları sonucu olarak başlatılan bağımsızlık savaşları, ülkenin askerlik gücünü tüketip, geçim kaynaklarını kuruturken, yeni bir ulusal felaketin çizgisi üstünde sallanılmakta olmasına rağmen, sonu kanlı olaylara ve bölünmelere yol açacak olan taht kavgası hızla gelişti.

Kapağan Kağan'ın, Bögü, ini ve Yuluğ adlarında 3 oğlu vardı. Bu 3 Tigin'in en büyüğü olan Böğü Tigin, Türk töresi gereğince kağanlık hakkının kendisine ait olduğunu ileri sürüyordu.

Öte yandan, İlteriş Kutluk Kağan'ın oğlu Türk Bilge Tigin, babasının ölümünde kendi yaşının küçük olması nedeniyle amcası Kapağan Kağan'ın tahta çıkmış olduğunu, amcasının ölümünden sonra kağanlık sırasının kendisinden başka bir kimsede olamayacağını savunuyordu.

Taht üstündeki bu çekişme ve anlaşmazlık, kağan sülalesini, ardından da devletin ileri gelenlerini birbirine düşürdü. Ulusun eğilimi, Türk Bilge Tigin'den yanaydı. Göktürk ordularının başındaki Apa-Tarkanlar da, Türk Bilge Tigin'in kağan olmasını istiyorlardı.

Türk Bilge Tigin'den yana çıkanların daha çok olmasının başlıca nedeni, sürüp giden iç savaşlarda Türk Bilge Tigin'in ve kardeşi Kül Tigin'in gösterdikleri büyük yararlılıklardı. Üstelik Türk Bilge Tigin, Kapağan Kağan adına Batı Bölgesi'ni yönetmiş, 19 yıl Şad'lık yapmıştı.

Bunca yetenekleri olan bir tiginin kağan olmasında, devletin, ülkenin ve ulusun, özellikle içinde bulunulan durumda sağlayacağı yarar açıkça görüldüğü halde, bu tür yeteneklerin hiç birine ve hiçbir deneye sahip olmayan Bögü Tigin'in kağanlıkta direnişi, belirli çevrelerce benimsenmiyordu.

Daha 8-9 yıl önce, 707 yılında ülkenin sınırlarına kadar sokulan Araplara karşı, Kül Tigin'in başkomutanlığındaki Göktürk orduları savaşmış, Buhara dolaylarındaki bu çetin savaş sonucunda, ülkenin güneybatı sınırlarını korumuştu. 711 yılında yeniden saldırıya geçen Araplara karşı ülkeyi koruyan, onlarla çarpışarak geri püskürten, Karagöl'de Dokuz Oğuz ordusunu bozguna uğratan yine onlardı.

Kaynakça
Kitap: GÖKTÜRK İMPARATORLUĞU TARİHİ
Yazar: ALİ KEMAL MERAM
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: TÜRK BİLGE KAĞAN DÖNEMİ (716-734)

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Ara 2010, 21:49

713'te, Doğu'da saldırıya geçen İranlılarla "Beş Balık" dolaylarında savaşmışlardı.
Bütün bu gerçekler tüm Göktürk ulusunca biliniyor, bu nedenle de Türk Bilge'nin kağan olması ulusal bir istek anlamını taşıyordu. Ancak, olaylar bir başka biçimde gelişti.

Bögti Tigin, çevresindeki bir avuç kişinin kendinden yana görünmüş olmalarına aldanarak, kağanlık tahtına oturdu. Başkent içinde ve ülkenin her yöresinde kağanlığını duyurdu.

(716)

İlk işi de, İlteriş Kutluk Kağan'dan bu yana kimi zaman bir komutan, kimi zaman devlet işlerini yürütmekle görevli bir başbakan durumunda sorumlu görevlerde büyük yararlıkları görülen Tonyukuk'un yetkilerini elinden almak oldu.

Bu tür davranışının başlıca nedeni, Tonyukuk'un, Türk Bilge Tigin'den yana olmasıydı. Oysa Tonyukuk, yaşamı boyunca kağan soyu arasındaki çekişmelere karışmamayı bir ilke olarak benimsemişti. Göktürk İmparatorluğu'nun güçlü ve egemen kalmasından başka bir amacı yoktu.
Bögü Tigin'in kağanlık tahtına oturması yalnızca Kağan ailesinin bir sorunu olarak kalmayacak, tüm ulusu ve orduyu iki ayrı yönde bölecekti.
Nitekim bu açık seçik haksızlığın hemen ardından, Türk Bilge Tigin'le kardeşi Kül Tigin'in buyruğundaki ordular, Bögü Kağan'a karşı, başkent Ötüken üstüne yürüyüşe geçti.

Kardeş kanı akıtılarak sürdürülen bu iç savaşın sonucunda Bögü Kağan öldürüldü.
Göktürk İmparatorluğu tahtında ancak iki üç aylık bir süre hüküm süren Bögü Kağan'ın ölümü üzerine Türk Bilge, Kağan oldu. (716) Ne var ki bu kez, Bögü Kağan'm kardeşi İni Tigin, kağanlık hakkının kendisinde olduğunu ileri sürerek başkaldırdı. Buyruğu altındaki bir savaş birliğiyle eyleme girişti. İni Tigin'in kuvvetleri kısa sürede yenilgiye uğratıldı ve İni Tigin de öldürüldü.

(716)

Geride bir kardeşleri daha vardı: Yuluğ Tigin.
Ama, Yuluğ Tigin'in Göktürk kağanlığı tahtıyla ilgili bir isteği yoktu. O, kağanlık hakkının ancak ülkeye ve ulusa bunca yararlı uğraşları geçmiş olan Türk Bilge'ye ait olduğu inancındaydı. Kardeşlerinin haksız tutum ve davranışlarını benimsememiş, onların başkaldırmalarına katılmamıştı.
Büyük Göktürk Kağanlığı tahtına çıkan amcasının oğlu Türk Bilge kağanı ilk kez kutlayanlardan biri, Yuluğ Tigin'di.

Bununla birlikte, Göktürk İmparatorluğu'nun başına geçen büyük Kağan'ı bekleyen sorunlar pek çoktu. Bu sorunların en önemlilerinin başında, toplumun her kesimindeki güvensizlik geliyordu. Güvenlerini yitiren halk, Kapağan Kağan'ın son yıllarından başlayarak uzak ve yabancı ülkelere doğru öbek öbek göçmüştü. Bu göçenlerin oldukça kabarık bir bölümü, Çinliler'in yumuşak görünüşlü yüzlerine ve tatlı sözlerine aldanarak Çin'e göçmüş, pek çoğu öldürülmüştü.
Ülkede kalanlar, yoksulluğun gereği, şaşkınlık, umutsuzluk ve yılgınlık içindeydiler. Ardı arkası gelmeyen iç ve dış savaşlar yüzünden uğranılan bu yoksulluk ve yılgınlık, giderek ulusal gücün ve birliğin yitirilmesiyle sonuçlanmıştı.

Kuruluştan bu yana geçen 165 yılda, 18 milyon km2 üzerinde bir örneği olmayan sınır çizip, egemenliğin bayrağını dalgalandırmış yüce bir imparatorluğu kurtarmak görevini ulusal bir ödev saymayı tek ülkü, tek amaç edinen Türk Bilge Kağan, önce kardeşi Kül Tigin'le baş başa verip, izlenmesi gereken yolu ve yöntemi belirledi. Daha sonra, başta Tonyukuk olmak üzere, devletin ileri gelenlerini içine alan Büyük Kurultay'ı toplayarak gerekenleri kararlaştırdı.
Bu arada, şu önemli özelliği de belirtmekte yarar vardı: O zamana dek kurulmuş Türk devlet ve imparatorluklarında, özellikle de Göktürk İmparatorluğu'nun her döneminde uygulanan Türk töresince, bütün bu toplantılarda Türk Bilge Kağan'ın eşi de vardı.

Üzerinde söz birliği edilen karar gereğince, önce Türk Bilge'nin kağanlığı ülkenin dört bir yöresine duyuruldu. Bu duyurudan umulan olumlu sonuç, kısa sürede gerçekleşti. Değişik yönlere göçmüş Göktürkler, Türk Bilge'nin "Büyük Kağan" olarak imparatorluğun başına geçmiş olduğunu duyanlar, güven ve umutla dolu olarak Türk yurduna dönüyorlardı. Gelenler aç ve çıplaktı.

Bu dönüş, 19 yıldır ülkeye ve ulusa yararlı uğraşları saptanmış, Göktürk başında büyük ve başarılı savaşlar vermiş Türk Bilge'ye ve kardeşi Kül Tigin'e duyulan güvenin ve umudun yüceliğini ortaya koyuyordu.

Şimdi, orduyu düzenli ve güçlü duruma sokmak gerekiyordu. Kısa bir sürede bu da başarıldı. Ancak, ulusun içinde bulunduğu büyük yoksulluğu giderecek olanaklar daha elde edilmiş değildi. İmparatorluğun egemenliği altındaki ülkelerin başbuğları (başkanları), kağan soyundan olanlar arasındaki çekişmelerin doğurduğu iç savaşları fırsat bilerek, bağımlı oldukları büyük kağanlığa yeniden başkaldırmışlar, her yıl göndermekle yükümlü oldukları vergileri, oldukça uzun bir süreden bu yana göndermez olmuşlardı.

Büyük yoksulluğun kaynağı, bu tür tutum ve davranış içindeki ülkelerdi. Bunların en başında, yerleşik ve güçlü bir devlet kuruluşu olarak hüküm süren Dokuz Oğuzlar vardı. İmparatorluğun kuruluşundan bu yana değişik dönemlerde artlarda bağımsızlık savaşlarını sürdüren Dokuz Oğuzlar'ın gerçek amaçlan, onları ortadan kaldırmaktı. Bu amaç, Çin İmparatorluğu'nun amacıyla aynı doğrultudaydı. Bu nedenledir ki, çoğu kez Çinlilerle birleşerek Göktürkler üstüne saldırılar düzenliyor, imparatorluğu ortadan kaldırıp Göktürkleri kılıçtan geçirmek için, Çinlilerle birlikte var güçleriyle çalışıyorlardı.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: TÜRK BİLGE KAĞAN DÖNEMİ (716-734)

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Ara 2010, 21:49

Kuşkusuz, Dokuz Oğuzlar'ın bu olumsuz davranışları, ulus bilincinden yoksun bulunmalarından ileri geliyordu. Büyük Türk boylarından biri olan Dokuz Oğuzlar, Türklüklerini önemsemeyerek, kendi ırkından olan Göktürkler'i ortadan kaldırmak için, yabancı ve düşman devletlerle birlik oluyordu.
Dokuz Oğuzlar'ın bu olumsuz amacının gerçekleşmesine engel olmanın tek yolu, her dönemde onlardan daha güçlü olmaktı. Ayrıca, imparatorluğu oluşturan federasyon içinde, bağımlı bir devlet olarak kendilerini elde tutmak, her dönemde onlardan güçlü olmakla sağlanabilmişti.
Türk Bilge Kağan, inandığı ve güvendiği tek varlık olan, kardeşi büyük komutan Kül Tigin'le birlikte Göktürk ordularının başında Dokuz Oğuz ülkesine doğru saldırıya geçti.

Dokuz Oğuzların savunma direnci, bir çeşit baskın türündeki bu savaşta çapulculukla kırıldı. Göktürk egemenliğine yeniden baş eğmek zorunda kalan Dokuz Oğuzlar, daha ağır yükümlülükleri öngören koşullarla dolu bir antlaşmayı imzalamak zorunda kaldılar.
Vergi niteliğindeki birikmiş borçlarını birkaç kat fazlasıyla kervanlara yükleyerek, imparatorluk başkentti Ötüken'e doğru yola çıkardılar.
Türk Bilge Kağan, kardeşi Kül Tigin'le birlikte, bu kez doğuya yöneldi. Çünkü Kıtay ve Tatabı toplumları, Dokuz Oğuzlar örneği başkaldırmalardı. Onlar da, vermekle yükümlü oldukları vergilerini göndermez olmuştu.

Bir egemenliğin imparatorluk biçiminde sürdürülmesi, o imparatorluğu öz gücüyle oluşturan ulusun egemenliği altına almış olduğu bütün toplumlardan daha güçlü, daha inançlı olmasına bağlıydı.

İmparatorlar bu değişmez kuralı izledikçe egemenlikleri sürekli olacak, tersi bir tutumun içine girildiğinde de, önce imparatorluk çözülüp dağılacak, ardından, imparatorluğa egemen olmuş ana-ulus (temel unsur) batıp yok olacaktı.

Türk Bilge Kağan'ın ve kardeşi Kül Tigin'in komutası altıdaki Göktürk orduları, doğu savaşlarını da başarıyla sonuçlandırdı. Şimdi sıra Çin'e gelmişti. Baştan beri dostluk ilişkileri görüntüsü ardında düşmanlığın her çeşidini her alanda uygulamaktan geri kalmayan Çinliler, savaşarak yok edemeyecekleri yargısını kesinlikle benimsemiş olmanın sonucunda, imparatorluğa bağlı Türklerle öteki yabancı ırktan toplumları ve kuruluşları kışkırtarak Göktürkler üstüne soluksuz saldırılar ve başkaldırılar düzenlemekten vazgeçmemiş, ülkeyi ve ulusu kendi içinden çökertmek, bir kez daha boyunduruğa vurup yok etmek amacını kesintisiz sürdürmüşlerdi.
Bu büyük düşmanı kesinlikle yenilgi ve yılgınlığa uğratmak, imparatorluğun geleceği için vazgeçilmez bir koşul niteliğindeydi. Türk Bilge Kağan, güçlü Göktürk ordularını bu inançla Çin ülkesi üstüne saldırıya geçirdi.

Büyük kayıplar vererek geri çekilen Çin ordularını izleyen Göktürk ordusu, Çin kentlerine girip her yeri talan etti. Kervanlar dolusu yiyecek ve giyecek, çeşitli değerli eşyalar, Göktürk ülkesine gönderildi.
Göktürk ve Çin imparatorlukları arasında, Çinliler'i bundan böyle yol açacakları olaylardan sorumlu tutan bir barış ve dostluk anlaşması düzenlendi.

(717)

Çin İmparatorluğu'nu ağır koşullarda yükümlü kılan bu anlaşma gereğince, barış ve dostluk sürekli kalacak, her iki devlet, birbirlerinin içişlerine karışmayacaktı. İki ülke arasında ticaret ilişkileri karşılıklı anlayış havası içinde sürdürülecekti.
Göktürk İmparatorluğu'nun içinde bulunduğu sıkıntılı durum, görünürde giderilmişti. Aradan geçen birkaç yılda, toplumu ezen yoksulluk son bulmuştu. Ulus yeniden güçlenmiş, ülkeden göçenlerin yeniden gelip yerleşmeleriyle de nüfus çoğalmıştı.

Varlıklı ve düzenli bir toplum yaşamı, her alanda elle tutulurcasına belirgin duruma gelmişti. Türk Bilge'nin kağanlık tahtına oturmasıyla beliren umut giderek gerçekleşmiş, ulusal güçle birlikte, ülkenin her yöresinde esenlik ve güven sağlanmıştı.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Gök-Türk İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir