Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Kapağan Kağan (Kapgan Kağan) Dönemi (693-716)

Burada Göktürk İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Kapağan Kağan (Kapgan Kağan) Dönemi (693-716)

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Ara 2010, 21:47

KAPAĞAN KAĞAN (KAPGAN KAĞAN) DÖNEMİ (693-716)

İLTERİŞ KUTLUK KAĞAN'dan boşalan imparatorluk tahtına, kardeşi Kapağan çıktı.

(693)

Bu dönemde bile, Çin boyunduruğuna bağlı kalmış birkaç Türk ülkesi vardı. Kapağan Kağan'ın, bu ülke toplumlarını Çin egemenliğinden kurtararak Göktürk federasyonuna katma fırsatını gözlediği bir sırada, Moğol soylu bir toplum olan Kıtaylar,(Hitan-Kıtan), Çin'e karşı başkaldırdı.
Çin'in güçsüz durumuna rastlayan bu başkaldırışın ortaya çıkardığı savaş, Çinlileri bir kat daha güçsüzleştirecek, Çin İmparatorluğu'nun boyunduruğundan kurtulamamış olan birkaç Türk ülkesi de, Göktürk desteğiyle bağımsızlıklarını elde edecekti.

Bir yanda da iç çekişmelerin ve kargaşalıkların sürdürüldüğü Çin'i, belki Göktürk egemenliği altına alma olanağı sağlayacak, gerçek tarihsel öç alma fırsatı doğacaktı.
Ne var ki, Kapağan Kağan, durumu gereğince değerlendiremeyerek, Çin imparatoruna, Göktürkler'in yardımcı olacağı haberini gönderdi.

Kapağan Kağan'ın elçiler aracılığıyla yolladığı bildirgedeki yardım koşulu, tek bir maddeden oluşmuştu:

"Çin'e başkaldıran Kıtaylar'a, Göktürk İmparatorluğu orduları baş eğdirecekti. Bu yardımın karşılığında, Çin İmparatorluğu, egemenliği altında kalmış bulunan Türk ülkelerine, bağımsızlıklarını geri vermeyi şimdiden kabul edecekti."

Göktürk imparatorunun önerisi, Çin imparatorunca hoşnutlukla benimsendi; yapılan anlaşma gereğince, güçlü ve düzenli Göktürk orduları Kıtaylar üzerine yürüdü.
Savaş, kısa sürede Kıtaylar'ın yenilgisiyle sonuçlandı. Kıtay toplumu, eskiden olduğu gibi Çin egemenliğinde kaldı. Çin yararına sonuçlanan savaş ve sonrasının oluşturduğu görüntüye göre, Göktürk ve Çin dostluğu güçlenmişti.

Özellikle Çin imparatorunun sözünde durarak, egemenliği altında kalmış olan son birkaç Türk toplumuna bağımsızlıklarım vermiş olması, bu dostluğu bir kat daha güçlendirdi. Ancak, bu dostluk gerçek değildi. Bir dış görünüşten öteye geçmiyordu. Yakın bir gelecekte, Çin önce yer altı eylemlerine girişerek Göktürk ülkesinin iç düzenini yeniden sarsacak, daha sonra da silahlı savaşa girişecekti.

Şimdilik, Göktürk imparatoru Kapağan Kağan'ın, Çin'in içişlerine kadar karışmasına bile aldırmaz görünüyor, kağanın bir çeşit "haraç vergi" niteliğindeki mal isteklerini karşılıksız olarak gönderiyordu.

Çin orduları daha güçlü ve daha düzenli duruma gelene kadar Göktürkler'in kuşkusuz kalmalarını istiyor, bir yandan da Göktürk İmparatorluğu'nun egemenliği altındaki ülke toplumlarını, yeniden başkaldırma eylemlerine girişmeleri için, içten içe tahrik ediyordu.

Her ne olursa olsun, Göktürk imparatorunu Çin dostluğuna inandırmak, bu inancı sürekli kılmak, Çin için şimdilik tek amaçtı. Bu sırada Çin imparatoru, yeğeniyle evlendirmek üzere, bir Göktürk Prensesi (Konçuy) verilmesi için Kapağan Kağan'a başvuruyordu.

Kaynakça
Kitap: GÖKTÜRK İMPARATORLUĞU TARİHİ
Yazar: ALİ KEMAL MERAM
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: KAPAĞAN KAĞAN (KAPGAN KAĞAN) DÖNEMİ (693-716)

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Ara 2010, 21:47

Kuruluştan bu yana, Göktürk kağanları her ne zaman, Çin imparatorundan evlenmek üzere Çinli prenses istemişlerse, diledikleri yerine getirilerek verilmişti.
Şimdi de Çin imparatoru, ilk kez, hem de yeğeni prens için, bir Göktürk prensesi istiyordu.
Çin elçileri kendi düşüncelerini de ekleyerek, imparatorlarının bu dileği yerine getirildiği takdirde, Çin-Göktürk dostluğunun daha da güçlenerek sonsuza dek süreceğini belirttiler.

Bu dileğe, Kapağan Kağan'ın verdiği tarihsel karşılık şöyle oldu:

"Çin imparatorluk ailesi, Göktürk kağanlarına eşit soy yüceliğinde olmadıkları için, imparatorunuzun bu dileğini yerine getiremem."
Bu ağır hakaret, önce Çinli elçileri ve ülkelerine döndüklerinde de, Çin imparatorunu öfkelendirdi.
İki ülke arasındaki siyasal ve ekonomik ilişkiler, bir süre için olduğu yerde kaldı. Derinlemesine uzayıp giden bu karşılıklı susuş ve hareketsiz durum, Çin'in apansız saldırıya geçmesiyle bozuldu.

Göktürk-Çin savaşlarının üstünden, sekiz yıla yakın bir süre geçmişti. İlteriş Kutluk Kağan'ın son yıllarından başlayarak, Kapağan Kağan'ın beş yılı bulan hükümdarlığında barış ve dostluk ilkesine bağlı kaimmiş, özellikle Kıtaylar'ın Çin'e başkaldırma olayında Göktürk yardımı, bu dostluğu güçlendirmişti.
Oysa, bir dış görüntüden öte yeri ve anlamı olmayan bu dostluğun derinliğinde yatan amaç, yeniden güçlü ordular düzenlemek için gerekli zaman geçmesini sağlamaktı. Aradan geçen sekiz yıl, bu olanağı vermişti.

Şimdi ortada, aşağı ve küçük görülme gibi, tarihsel düşmanlığı körükleyen bir ağır hakaret de vardı. Toplam sayısı 300 bini bulan Çin orduları, 698 yılının sonlarına doğru Göktürk İmparatorluğu üstüne saldırıya geçti.

Çin'i yönetenler, başta imparator ve imparatorluk konseyi olmak üzere, Göktürkler'i bu kez kesin yenilgiye uğratarak, ülke halkıyla birlikte tümünü kılıçtan geçireceklerine inanıyorlardı. Bu inanç, sekiz yıl gibi bir zaman içinde çok iyi hazırlanmış olmaktan ileri geliyordu.

Göktürk ordularının başında savaşan Kapağan Kağan için bu savaşın anlamı daha başkaydı. O ve komutanlar, savaşan Göktürkler ve ülkede kalıp sonucu bekleyen tüm ulus biliyorlardı ki, yeni bir yenilgi, her şeyin sonunu getirecekti. Hem öylesine getirecekti ki, 50 yıllık tutsaklık felaketinden de öte, tarihten silinmekle sonuçlanacaktı.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: KAPAĞAN KAĞAN (KAPGAN KAĞAN) DÖNEMİ (693-716)

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Ara 2010, 21:47

Göktürkler, korku dolu karanlıkları yırtarak geleceğin ilk görüntüsüne ulaşmak için, var güçleriyle savaşıyorlardı. Savaş, Çinlilerin kesin yenilgisiyle sonuçlandı. Çin imparatoru, inanç ve umutlarının tam tersiyle karşı karşıya kaldı.

100 bin kişilik atlı Göktürk ordusu, Çin kentlerine girdi. Karşı koyan, direnen Çinliler yok edildi. Silah depoları, kışlalar ateşe verilip yakıldı.
Çin halkı, önüne geçilmez bir panik içinde kentlerden kaçışıyor, ardına bakmaksızın belirsiz yönlere göçüyordu. İmparatorun habercileri kapı kapı dolaşarak, "Kapağan Kağan'ın başını getirene, 100 bin altından başka, kendi tahtını, Çin İmparatorluğu'nu vereceğini" bildiriyordu.

Ülkenin her yönünde dilden dile dolaşan bu adaktan da umulan sonuç alınamaması üzerine, imparatorluğun ileri gelenleri, Kapağan Kağan'ın huzuruna çıkarak Göktürk İmparatorluğu'nun önereceği bütün koşulları yerine getirmek üzere bir barış yapılmasını, Çin İmparatoru adına dilediler. Kapağan Kağan'ın barış koşullarının tümü benimsenerek imzalandı.

Bu anlaşmaya göre:

a) Savaşa son verilecekti,
b) Göktürk orduları, Çin kentlerini boşaltarak kendi yurtlarına dönecekti.
c) Eskiden olduğu gibi, Göktürk İmparatorluğu ile Çin İmparatorluğu ve ulusları arasında, barış ve dostluk sürdürülecekti.
d) Çin İmparatorluğu, savaşın kendilerince başlatılmış olması nedeniyle Göktürk ordularının bütün harcamalarını ödedikten başka, her yıl 50 bin yük giyecek ve yiyecekle birlikte 100 bin altın verecekti.

(699)

Çinliler, bu kez de kendilerini tutsaklıktan kurtarmıştı. Oysa, böyle bir yenilgi, Göktürkler'in tüm varlığına son verebilirdi. Yenilginin verdiği ezikliği, yeni planlarının verdiği kurnazlıkla birleştirerek boyun eğmiş görüntüsüne bürünen Çinliler, Göktürk boyunduruğuna düşmekten kurtulmuş olmakla kalmayacak, yıllık haraç biçimi para ve mal karşılığında elde edilecek dostluktan yararlanarak, Göktürk ülkelerinde yıkıcı "yer altı eylemlerini" rahatlıkla uygulayacaklardı.

Nitekim kısa bir süre sonra, "önce içten çökertme, sonra savaşla yok etme" ilkesine yeniden yönelen Çinliler, Göktürkler'in karşı konulmaz büyük gücünü yıpratmak için, bir yandan iç kargaşalıklar çıkartmaya, bir yandan da Göktürk İmparatorluğu'nun egemenliği altındaki ülkelerin toplumlarını bağımsızlık savaşlarına yöneltmeye başladılar.

Şimdi dört bir yanda imparatorluğa başkaldırmış toplumların sürdürdükleri kanlı savaşlar, birbirini izliyordu. Kapağan Kağan, savaştan savaşa koşmaktaydı. Ordu, giderek gücünü yitiriyordu. Ulus, yılgın ve bıkkındı. Üstelik, salgın hastalıklar ve yoksulluk durmadan yaygınlaşmaktaydı.
Yaşlanmış ve yorgun düşmüş olan Kapağan Kağan, artık gücünün üstünde çaba harcıyor, uğraş veriyordu. Kimi bilerek, kimi bilmeyerek Çin propagandasına yardımcı olanlar, yaşlı kağanı kandırmaya çalışıyor; "Çinliler zora düştüklerinde, bizden yardım istiyorlardı. Biz de, Çinlilerden yardım isteyelim, baş kaldıran toplumlar üstüne Çin ordularını yürütelim. Bu yardımın sağlanması için de, önce Çin imparatorunun kızını kağanımıza isteyip alalım. Bu akrabalıkla Çin yardımı da sağlanmış olur." diyorlardı.

Çin böylelikle Göktürk ülkesine bir kez daha girmiş olacak, Göktürk ulusuyla, kağanın arası açılacak, aslında güçsüz düşmüş olan ordular, savaş alanlarını bırakacaklardı.

Öte yandan, Basmil, Türkeş ve Bayırku toplumlarının başkaldırıları gelişiyordu. Bu savaşların sonucu, imparatorluğun geleceğini belirleyecekti.
Görünürdeki düşman, bu kez Çinliler değildi. Çin'i yönetenlerin plan ve programları gereğince kışkırtılarak başkaldıran, bir yanı Türk bir yanı yabancı soylu toplumlardı.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: KAPAĞAN KAĞAN (KAPGAN KAĞAN) DÖNEMİ (693-716)

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Ara 2010, 21:48

İlteriş Kutluk Kağan'ın oğullan Türk Bilge Tigin ve kardeşi Kül Tigin, amcaları Kapağan Kağan'a ellerinden geldiğince yardım ediyor, isyanların gelişip savaşa dönüştüğü bir alandan, öteki savaş alanına koşuyorlardı.

Yaşlı ve yorgun Kağan'ın, bir süredir başkent Ötüken'de kalıp dinlenmekte oluşu, bir takım çevreleri tedirgin ediyordu. Birbiri ardından gelen yeni yeni başkaldırı haberleri ve savaşların sürüp gitmesi, halkın gelecekle ilgili güvenliğini sarstığı için, o zamana dek kağanlarını savaş alanlarında görmeye alışkın olan ulus, kağanın savaşa katılmasını istiyordu.

Kapağan Kağan, ulusun isteğine boyun eğerek, Ba-yırku toplumunun isyanını bastırmak üzere savaşa katıldı. Birkaç gün sonra, başkent Ötüken'de ve aynı zamanda ülkenin her yöresinde duyulan kara bir haber; tüm Göktürk ulusunu sarstı, herkesin yüreği yasla doldu. Bayırkular, Kapağan Kağan'ı pusuya düşürerek şehit etmişlerdi.
Üstelik, Erhas adlı satılmış bir vicdansız, kağanın başını kesip Çin imparatoruna götürmüştü.

Çin imparatoru, güçlü düşmanı Kapağan Kağan'dan kurtulmuş olmanın sevinciyle, Çin kentlerinde şölenler düzenlerken, Göktürk ülkesinin dört bir yöresinde "Ulusal Yas" ilan ediliyordu.

Devlet ileri gelenleri ve bütün bir ulus, Kapağan kağanın pusuya düşürülüp öldürülmüş olmasının sorumluluğunu kendi üstüne almıştı. Yaşlı ve yorgun Kağan'ı savaşa katılma zorunluluğunda bırakmış olmak, koruyamamış olmak, ulusal bir ihanet biçiminde yorumlanıyordu. Göktürklerin başları göğüslerine düşmüştü; yüreklerinden taşıp gözlerinden fışkıran yaşlar bile, içlerini burkup duran acıyı hafifletmiyordu.
Güçlü, yiğit ve yenilmez bir kağandan yoksun kalmış olmanın doğurduğu güvensizliğe bir de yoksulluk eklenince, yurt dışına akın akın göçler başladı.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Gök-Türk İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 3 misafir