Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Tanrısal Ceza

Burada Göktürk İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Tanrısal Ceza

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Ara 2010, 21:43

TANRISAL CEZA

GÖKTÜRK ulusunun üstünde kesinlikle birleştikleri kanı, bu felaketin Tanrısal bir ceza olduğuydu. Yurtlarını, özgürlük ve egemenliğini yitirmiş olmaları sonucunda, Çin tutsağı olarak acıların en büyüğünü çeken Göktürk ulusu, niçin ve neden böyle olduklarını biliyordu.

Çinlilerin güler yüzüne, tatlı sözlerine, dost görünüşlerine, Çinli kadınların güzelliğine ve yine bütün bunlarla bir gergef gibi işlenmiş Çin düzenbazlığına hiçbir kez karşı koyamadan, yanılgıdan yanılgıya düşen kağanlar ve kağan soyundan gelenler yüzünden, bu duruma düşmüş olduklarını unutmuş değillerdi.
Ulusal felaketin nedenleri apaçık ortada olduğu halde, ne kağanlar bu Çin düzenbazlığını fark ederek Türk yöresine bağlı kalmanın gerekliliğini düşünebilmiş, ne de ulusun içinden bir bilge kişi çıkarak onları uyarmıştı.

Bir yanı uzak Çin illerine sürülmüş, bir yanı yurdun'da kalmış Göktürkler, içlerini burkup gözlerini yaşartan yas dolu bir türküyü dillerinden düşürmez olmuştular:

"Ülkeli Budun'duk, yazık, şimdi ülkemiz hani? Kağanlı Budun'duk, Kağanımız hani? Hangi kağan için çalışıp kazanıyoruz şimdi.
Tanrı, Türk ulusuna bu nedenle "ölüm cezası" vermiş, ülke yıkılmış, Göktürkler ölmüş ve yok olmuşlardı.
Ama, her bir şeyi var ve yok eden gökteki Tanrı, o Türk ulusunun büsbütün yok olmasını istemiyordu. Türk ulusu yok olmasın diye, ulus olarak kalsın diye, kutsal yeri ve su'yu, İlteriş Kağan'ı ve İlbilge Katun'u göğün yücelerinden tutup, Türk ulusunun başına geçirmişti."

Birbirine yabancı, birbirine düşman iki ayrı ırktan oluşmuş gibi, Doğu ve Batı Kağanlarının yol açtıkları iç savaşlardan başka, kağan soyluların taht üstüne sürdürdükleri çekişmeler ve özellikle yabancı, Çinli kadın tutkusu yüzünden batan yüce bir imparatorluğun yıkıntısı arasında, ancak 50 yıl sonra bir Göktürk prensi çıkıp Çin egemenliğine baş kaldırarak, kurtuluş ve bağımsızlık savaşının önderi oluyordu.

(680)

O, Çin potasında nasılsa Çinlileşmemiş, damarlarındaki Göktürk kanı bozulup melezleşmemiş olan (Kutluk) adlı bir Tigin'dK15) Gelecekte bütün bir ulus, ona, vatan kurtaran anlamına gelen "İlteriş=İltiriş" unvanını verecek, birer tarih sayfası olan bengü taşlar (ölümsüz anıt taşlan) üstüne bu adı geçecekti.
Kutluk Tigin, devletin kuruluşundan bu yana kağanlık tahtına geçen ailenin soyundandı. Çin boyunduruğu altındaki tutsaklık döneminde doğmuştu. Devletin kuruluşundan, özgürlük ve egemenliğin yitirilişine dek geçen zamanların iyi ve kötü olaylarını, bu büyük serüvenin tüm öyküsünü, soyunun uluğ kişilerinden dinlemiş, her bir gerçeği, ayrıntıları içinde belirlenen nedenleriyle kavramıştı.

30 yaşını aşıncaya dek, bu hınçla yaşamıştı. Hınç, giderek tek bir ulusal amaca dönüşmüştü. Batıp yok olan Göktürk İmparatorluğu'nu elinde bulunan bu büyük yurdu kurtarmanın, dağılmış, sürülmüş, göçmüş bir ulusu yeniden bir bayrak altında toplamanın, yine bütün varlığıyla batmış bir imparatorluğu yeninden kurabilmenin, sanıldığı kadar kolay olmadığım biliyordu.
Ama, bütün varlığı böyle bir amaçla dolu olduğuna göre, kutsal inançla kaynaşmış ulusal inancından aldığı hız ve güçle, "ulusal kurtuluş savaşı"na girişti.

(680)

Ardında ne bir ordu, ne de birlikler vardı. Ona inanarak ülkü ve amacını paylaşmış on yedi insan katılmıştı.
Göktürk İmparatorluğu'nun yücelmiş dönemlerindeki gücüne eşit bir imparatorluk olarak, savaştığı ülkelere 300-400 binlik ordular yürüten Çin İmparatorluğu'na, Kutluk Tigin, 17 kişiyle baş kaldırıyor, kurtuluş savaşını başlatıyordu.

Olay, tutsak Göktürk illerinde ve Çin ülkesinin her yönünde, günlerce kulaktan kulağa fısıldanıp durdu. Yeniden katılanlarla 70 kişi olmuşlardı. Kutluk Tigin, bir yandan da ülkenin doğusuna ve batısına haberciler salarak, savaşa katılacak asker istiyordu.

Çin'e göçenlerle, ülkenin içinden gelenler 700 kişiyi bulduğunda, 700 binlik bir ordu güveniyle savaşa girdiler. Katılanların sayısı, giderek çoğaldı.
Her yerde 100-200 binlik Çin ordularım püskürtüyor, yenilgiden yenilgiye uğratıyorlardı. Kurtuluştan bu yana Çin'in uyguladığı, Göktürkleri ortadan kaldırma ve yok etme politikasını bütün ayrıntılarıyla öğrenmiş olan Kutluk Tigin, atalarının ulusal öcünü alıyordu.
Çin'in bütün bölgelerinde baş gösteren panik, gittikçe yaygınlaştı. İlkin büyük kentlerde başlayan korku ve yılgınlık, savaşı sürdüren Çin ordularının içlerine kadar sindi.
Artık, eli silah tutan bütün Göktürkler, Kutluk Tigin'in önderliği ve buyruğu altındaki savaşa katılmış, kanlarını, akıtarak, canlarını vererek ulusal kurtuluşu gerçekleştiriyorlardı. Kısa sürede sonuçlanacağı sanılan savaş uzayıp gidiyordu.

Kaynakça
Kitap: GÖKTÜRK İMPARATORLUĞU TARİHİ
Yazar: ALİ KEMAL MERAM
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: TANRISAL CEZA

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Ara 2010, 21:43

Kuzeyde, güçlü ve kendilerinden büyük bir Türk İmparatorluğu'nun bağımsızlığım elde ederek yeniden ortaya çıkmaması için, Çinliler var güçleriyle direniyorlardı.
Savaş alanlarında bozguna uğrayan, eriyip tükenen ordularının yerine yeni ordular sürmekteydiler. Ne var ki, Çin yenilgisi birbirini izliyor, 200-300 bin kişilik ordularının kayıpları gittikçe büyüyordu.

Nitekim, kesin yenilginin Çin ordu kesimlerinde büyük bozgun biçiminde gelişmesi üzerine, Göktürk orduları Çin kentlerine girdi. Bu dönemde, soylu iki Göktürk olan Tonyukuk ve Boyla Baga Tarkan, Kutluk Tigin'in yardımcılarıydı.
50 yıllık tutsaklık döneminde yoksulluk, zulüm ve işkenceden oluşmuş Çin boyunduruğunun öcünü alabilme olanağına kavuşan Göktürkler, bütün Kuzey Çin bölgesini ele geçirdi.

Çin'i savunanlar ve özellikle Çin'i yöneten İmparatorluk Konseyi, ülkelerinin ve egemenliklerinin elden çıkacağı korkusu içindeydi. Korku ve şaşkınlık, ülkenin her bir yöresinde yaygınlaştı.

Çin imparatoru, komşu ülkeleri yardıma çağırdı. Göktürkler'e karşı düşman ülkelerin gönderdikleri savaş birlikleri de hiçbir varlık göstermeyince, Çin imparatoru, İlteriş Kutluk Kağan'a elçiler salarak bir barış antlaşması dileğinde bulundu.
İmparatorun, İlteriş Kutluk Kağan'ın ileri sürdüğü en ağır koşulların tümünü yerine getireceğini bildirmesi üzerine, Göktürk ve Çin İmparatorlukları arasında bir barış antlaşması imzalanıp, savaşlara son verildi. Göktürk orduları, Çin kentlerini boşaltarak geri çekildi.

(685)

İmzalanan barış antlaşmasına göre, Çinliler, Göktürkler'in tüm savaş harcamalarını, para, eşya ve erzak olarak ödeyecek, ayrıca yılda elli bin yük malı karşılıksız vereceklerdi.

"Ulus, ülke ve devlet" üçlüsünün özgürlük ve egemenliğini başarılı ve inanılmaz bir sonuçla gerçekleştiren Kutluk Tigin, Göktürk tahtına "Kağan" olarak çıktı.
Göktürk İmparatorluk Kurultayı, ulusun isteğine uyarak, Kutluk Kağan'a, "İlteriş" unvanını verdi
50 yıllık tutsaklık döneminden sağ kalan kocamış Göktürkler'le, o dönem içerisinde doğmuş ve tutsaklığın tüm ezikliğini yüreklerinde saklı tutmuş Göktürkler'in başları yukarı kalktı. Her birinin gözbebeklerinde, tutum ve davranışlarında, şimdi, onur dolu bir kıvanç vardı.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Gök-Türk İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir