Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Tou-lan Kağan Devri (588-600)

Burada Göktürk İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Tou-lan Kağan Devri (588-600)

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Ara 2010, 21:20

Tou-lan Kağan Devri (588-600)

Baga Kagan'ın beklenmedik ölümünden sonra devlet adamları yabguluk vazifesini ifa eden İşbara'nın oğlu Yung-yü-lü'yü tahta geçirdiler. Tahta çıktıktan sonra unvanı Hsie-chia-ch'i-to-na Tou-lan Kağan oldu.

O da Çin ile münasebetlerini iyi derecede tutmak için saraylarına elçi gönderdi. Kendisine üç bin top mal sunuldu. Her yaz sonunda devamlı Çin'e elçi göndererek vergi sunuyordu. Gök-Türk devletinin kuruluşundan itibaren ilk defa böyle bir olay vuku bulmuştu. 552 yılından hemen sonra Çin'i baskı altına alan Gök-Türkler, 585'te Çin siyasi üstünlüğünü kabul etmişlerdi. Baga Kağan devrinde de durum aynen devam etmiş, nihayet Doğu Gök-Türk devleti Çin'e yıllık vergiye bağlanmıştı.

589 yılında Çin'de önemli bir hadise meydana geldi, Han hanedanının (m.ö. 206-m.s. 25-220) yıkılışından yaklaşık 360 yıl sonra Çin siyasi olarak birleştirildi. Bunu da Gök-Türklerin en büyük rakibi ve komşusu Sui hanedanı gerçekleştirdi. Güneydeki Ch'en devleti, bu hanedan tarafından ortadan kaldırıldı. Neticede bir birlik haline gelen bütün Çin ülkesine Sui hanedanı tamamen hakim oluyordu. Bu savaşlar sırasında Sui hanedanının bazı devlet adamları Gök-Türk ordusundan faydalanmayı teklif etmişlerdi. Fakat, İmparator Wen, Gök-Türklerin Çin'in güneyindeki dağları dereleri bilmediğini ileri sürerek kabul etmedi. Kendi devleti menfaatleri açısından çok faydalı olan bu teklife karşı çıkmasını, Gök-Türklerin yağma yapacağı endişesi taşımasına bağlıyoruz.

Çin tesirine girmiş olan Doğu Gök-Türk devleti hakkında 589 ve takip eden yıllarda fazla bilgi bulunmamaktadır. Bu bir bakıma pasifize olmuş, Tou-lan Kagan'ın Çin'e karşı her hangi bir teşebbüse geçmediğinin göstermektedir. Sadece 591 yılının nisan ayında Çin'e elçi göndererek yedi adet kıymetli kase sunmuş idi. Tou-lan iki ay sonra haziranda bir tegini elçi olarak Çin'e gönderdi. Ertesi yıl bir elçi daha gönderdi.

Çin'de Ch'en hanedanının yıkılıp, hakimiyetin tamamen Sui'lere geçmesiyle birlikte, bazı muhalifler kaçıp Gök-Türklere giderek Ta-i prensesin yanma sığındılar. Aslen Chou hanedanınından gelen ve nihayet Tou-lan Kagan'la da evlenmiş olan Ta-i, eski adıyla Ch'ien-chin prenses, kendisinin mensup olduğu Yü Wen ailesini araştırıp ve Sui hanedanı aleyhine gizli faaliyetlerde bulunuyordu. Ancak Sui imparatoru bunu duydu ve Gök-Türklere gönderdiği hediyelerin miktarını azalttı. Diğer taraftan Çin'den bazı bölgelerin dükleri de (P'eng dükü Liu Ch'ang vb.) Chou asıllı bu prensesi desteklemeye başladı. Başka bir muhalif Yang Ch'in de, Sui ordularına mağlup olarak, Gök-Türklere sığınmak zorunda kaldı. Bu şahıs özellikle Liu Ch'ang'ı tahrik ederek Sui hanedanına karşı harekete geçirmek istiyordu. Neticede Doğu Gök-Türk devleti topraklarında Sui hanedanı aleyhine bir ittifak kuruldu. Bu muhaliflerin başında da Tou-lan'ın hatunu Ta-i prenses geçmişti.

Doğu Gök-Türk devleti tarihi açısından gelişen bu hadiselerin ayrı bir önemi vardır. Bu önem "Tou-lan'ın da onların fikrine katılması, neticede Çin'e yolladığı yıllık vergiyi kesmesi ve onun sınırlarına bir çok defa saldırıda bulunmasıdır". 585 yılında Çin'in üstünlüğünü tanıyan Doğu Gök-Türk devleti daha sonra iyice pasifize olmuş, yıllık vergiye dahi bağlanmıştı. Ancak, bu durumu fazla sürdürmeyen Tou-lan, bu olayı fırsat bilerek, önce vergiyi kestiği gibi Çin'e akınlara dahi başladı.

Gök-Türklerle olan ilişkilerinde vaziyetin Sui aleyhine dönmesi üzerine, imparator Wen, harekete geçerek Ch'ang Sun-sheng'ı casusluk yapmak üzere tekrar Gök-Türk ülkesine yolladı. Bu casus Ötüken'e vardığında eskiden gördüğü ilgiyi göremedi. Kagan'ın hatunu Ta-i prenses, ona kötü sözler söyleyip hakaret etti. Kendisine destek arama çalışmalarını devam ettiren prenses, o sırada Doğu GökTürk merkezinde bulunan Soğd'lu An-Sui-chia'yı Yang Ch'in ile işbirliğini geliştirmek için kullanıyordu. Bu şekilde ortak planlar yaparak Tou-lan'ı etkiliyorlardı. Bununla birlikte A-po'nun neslinden gelen Ni-li Tegin ile de irtibat kurmuş, onu da kendi tarafına çekmişti.

Durumu iyice tetkik eden casus Ch'ang Sun-sheng, Sui imparatorluğu merkezine geri dönerek, gördüklerini ve duyduklarını imparatora rapor etti. İmparator Wen, bu sefer Ch'ang Sun-sheng'ı elçi sıfatıyla Tou-lan Kagan'a gönderdi. Elçi durumu kağana açıklayacak ve de onu etkileyecek idi. Ancak, Tou-lan, Ch'ang Sun-sheng ile hiç ilgilenmeyerek, "biz misafirleri ülkemizde renklerine bakmadan değerlendiririz" dedi ve hiç yüzüne bakmayarak, muhatap olmadı.

Tou-lan Kağan'dan hiç yüz bulamayan, Çinli casus-elçi çareyi Gök-Türk devleti meclisi üyelerinden (Toygun,ta-kuan) birine rüşvet vermekte buldu. Rüşveti alan toygun gece toplantı halinde prenses ve müttefiklerini yakalayıp, Tou-lan'a gösterdi. Dolayısıyla prensesin çevirdiği bütün gizli işler açığa çıkınca, diğer devlet adamlarının hepsi, bu durumla alay ettiler. Çok utanan Tou-lan önce An-sui-chia ve adamlarını hapse attırdı. Bunu ortaya çıkardığı için Ch'ang Sun-sheng'a mükafatlar verdi. Bu sayede düştüğü zor durumdan kendini kurtarmak istiyordu. Yang Ch'in de tutuklanmıştı. Tou-lan, ayrıca imparator Wen'a balık tutkalı ve su kestanesi renginde bez gönderdi.

Elçi dönüşünde faaliyetinden çok memnun kalan imparator tarafından üç makam daha terfi ettirilmek suretiyle ödüllendirildi. Tekrar Tou-lan Kagan'a Ta-i prensesin unvanının kaldırıldığını bildirmek ve prensesin öldürülmesi için gönderildi. Tou-lan Kağan'ın kızmasını önlemek maksadıyla ise dört güzel cariye, düklerden Niu Hung ile yola çıkarılmışa. Bu arada saray içi bakanlarından P'ei Chü, söz konusu prensesin Tou-lan Kagan'a öldürtülmesini teklif etmişti.

Doğu Gök-Türk ülkesinde Sui hanedanı aleyhine gelişen bu tehlike ortadan kalktığı sıralarda, ülke içinde başka hadiseler de cereyan ediyordu. Tou-lan Kağan'ın kardeşi olup gittikçe kuvvetlenen Ch'in-yü Şad, bir tehlike durumuna gelmişti. Onun aleyhine kuvvetlenmesinden endişelenen Tou-lan, üzerine yürüyüp, yaptığı savaşta kardeşini öldürdü. Aynı yıl annesinin kardeşi Ju-tan Tegin'i gönderip Ho-ten'in yeşim taşlı asalarından sundu. Çin'e geldikten sonra bu tegine K'ang-kuo düklüğü ve de Shang-chu-kuo unvanı verildi. Bunu takip eden yılda da Gök-Türklere mensup boyların büyük adamları beraberce elçi göndererek, Çin'e on bin baş at, yirmi bin koyun, beş yüz deve ve beş yüz baş sığır sundular. Bunu takiben bir elçi daha gönderen bu boylar, Çin sınırında pazar kurmayı ve de Çin ile ticaret yapmayı teklif ettiler. Sui imparatoru Wen, onların isteklerini kabul ettiğini bildiren bir ferman yayınladı.

Bu sayede Gök-Türk devletinin kuruluşundan beri A-shih-na soyuna mensup olmayan diğer boylar ilk defa Çin ile siyasi temas kuruyorlardı. Bu durum ileri de Çin'in çok işine yarayacak ve bu boyları kullanarak avantajlar elde edecektir. 593 yılında yukarıda belirtiğimiz hadiseler meydana gelirken, Doğu Gök-Türk devletini tekrar felakete sürükleyecek bir başka olay oluyordu. T'u-li Kağan unvanını almış olan Baga Kagan'ın oğlu Jan-kan kuzey taraflarda yani Baykal Gölü'nün civarında hüküm sürüyordu. Çin'e elçi göndermiş ve siyasi münasebet tesis etmek arzusu taşıdığının bildirmişti. Bu şekilde müstakil olduğunu ispat etmeye uğraşıyordu. Çin'den bir isteği daha vardı; o da evlilik yoluyla müttefik olmak idi.

Beklenmedik bir şekilde ortaya çıkan bu yeni durumdan çinliler yine kurnaz bir şekilde faydalanmak istediler. İleri gelen Sui devlet adamlarından P'ei Chü, imparatorundan aldığı emirler uyarınca T'u-li'nin elçisine "eğer Ta-i prensesi öldürürse evlilik işinin gerçekleşeceğini" söyledi. Bunu haber alan T'u-li, Tou-lan Kağan aleyhinde muhteviyatını öğrenemediğimiz iftiralar attı. Hatta onu suçladı. Neticede çok kızan Tou-lan, Ta-i prensesi çadırında öldürttü. Arkasından Çin'e elçi göndererek, yeni bir prensesle evlenmek istediğini bildirdi. Tou-lan Kagan'ın teklifi Çin sarayında müzakere edilirken, devreye giren Ch'ang Sun-sheng fıkirlerini sıraladı.

Onun müşahadesine göre:

Tou-lan güvenilir değildi ve tekrar Çin'e karşı harekete geçebilirdi. Tardu ile de arasında anlaşmazlık olduğunu, onun devletini de kendisine bağlamak niyetini taşıdığını, Çin ile evlilik yoluyla müttefik olsa bile, sonuçta yine saldıracağını" belirtip, prensesle evlenirse Sui ile yakınlaşıp güçleneceğini, Tardu ve T'u-li'nin onun gücünü kabul etmek zorunda kalacağını bu sebeple güçlenip, Çin'i istila edeceğini diğer taraftan T'u-li'nin saygılı olduğunu, hem daha önce evlilik işi için müracaat ettiğini, ayrıca kolayca güneye çekilip etki altına alınabileceğini ve Tou-lan'ın yaratacağı tehlikelere karşı kullanılabileceğini, icabında Çin'i dahi savunacağını" söyleyerek vaziyeti izah etti. İmparator Wen, onun bu planından ve açıklamalarından pek memnun oldu. Onu T'u-li'ye elçi olarak gönderdiği gibi prenses Shang'ın da yollanmasını kabul etti.

Tou-lan Kağan eski büyük Gök-Türk devletini yeniden kurmak gayesi taşıyordu. Buna engel olan kuvvet de Batı Gök-Türk kağanı Tardu idi. 582 yılından beri müstakil olarak kağanlığını sürdüren Tardu bunda epey başarılı idi. Tou-lan ve Tardu aralarında defalarca savaştılar. Bu çarpışmalar sona ermeyince devreye giren Sui imparatoru her ikisi arasında mahiyeti bilinemeyen bir anlaşma yaptırdı. Daha sonra iki kağan da askerleriyle kendi bölgelerine döndü.

Kaynakça
Kitap: GÖKTÜRKLER I
Yazar: AHMET TAŞAĞIL
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Tou-lan Kağan Devri (588-600)

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Ara 2010, 21:21

a - Ch'i-min'in Siyasi Güç Olarak Ortaya Çıkması:

597 yılında T'u-li'nin Çin'e elçi gönderdiğini ve bir Sui prensesiyle evlenmek istediğinden yukarıda bahsetmiştik. Gök-Türk ülkesini parçalamayı kendisine gaye edinen Çin imparatoru, derhal bu teklifi kabul etti. Harem işleri müdürüne hanedan ailesinden bir kıza altı merasim (liu-li)yi öğretmesini emretti. Seçilen bu prensese An-i unvanı verilmişti. Sui imparatorunun esas niyeti Tou-lan Kağan'ı Gök-Türk ülkesinden saf dışı etmek idi. Bundan dolayı T'u-li'nin elçisine çok fazla hürmet gösterilen bu tören düzenlendi. Bu şekilde T'u-li'ye daha değer verildiği gösterilmek istenmişti.

Bununla birlikte imparator Wen, Tou-lan'ın kuvvetinden çok çekiniyordu. Onun kızgınlığını yatıştırmak için de Niu Hung, Su Wei ve Hu-lü Hsiao-ch'ing birbiri ardına elçilik heyetleriyle Tou-lan Kağan'ın yanına gönderildi. Tou-lan Ka-gan'la Su Wei evlilik yolu ile müttefik olmak konusunda anlaştılar. Bu arada SS ve PS'deki Gök-Türk bölümlerinde kaydedilmiş "İmparator kuzey yabancılarını kendi aralarında ayırmak istiyordu" ifadesinden Sui imparatorunun çift taraflı entrika çevirdiğini söylemek mümkündür. Zaten arkasından Tou-lan Kağan, üçyüzyetmiş elçilik heyetini Çin sarayına yollamıştır. Bu bir bakıma aynı sıralarda Doğu Gök-Türk-Sui münasebetlerinin resmi olarak devam ettiğini göstermektedir. Kuzey taraflarından oturan ve hala reis durumunda olan T'u-li, An-i prenses ile evlendi. Casus elçi Ch'ang Sun-sheng, bu sırada onun yanında idi. Ona çok zengin Çin hediyeleri sunarak, güneye hareket edip Ötüken'i ele geçirmesini ve Doğu Gök-Türk devletinin kağanı olması yolunda teşvikler yapıyordu. Bu gelişmelerden haberdar olan Tou-lan çok kızdı. Çin'e gönderdiği hediyeleri kesti; kendisinin büyük kağan olduğunu, T'u-li gibi olmadığını söyleyerek, Çin'e karşı fevkalade büyük bir saldırıya hazırlandı. Onun bu niyetini öğrenen T'u-li, Çin adına casusluk yaparak acele adam gönderip, saldırıyı bildirdi. Zamanında Gök-Türk akınlarının düzenleneceğini haber alan Çinliler, sınır garnizonlarında hazırlıklar yaptılar. Ertesi yıl(598) Tu eyaleti prensi Hsiu, Ling garnizonuna, onunla savaşmak için çıktı. Tou-lan Ka-gan'ın harekat yolları üzerinde vaktinden önce gerekli müdafaa tedbirleri alındığı için, Gök-Türkler bu akınlarda fazla başarılı olamadı.

T'u-li- Sui işbirliğine karşı Çin'i cezalandırmaya kararlı görünen Tou-lan Kağan, 599 yılında tekrar harekete geçti. Nisan ayında gelişen bu akınların hedefi Ta-t'ung kalesi idi. Ancak, T'u-li yine Çin adına casusluk yaparak, akın yolunu Sui imparatoruna bildirdi. İlerleyen Gök-Türk ordularına karşı altı Çin kumandanı savunma yapmak için gönderildi. Baş kumandanları ise Han bölgesi prensi Liang idi. Kuzey sınırlarda uzun bir savunma hattı meydana getirilmişti. Fakat, Çinli baş kumandan Liang, savaşmaya yanaşmadı. Bunu Gök-Türk kuvvetleriyle karşılaşmaktan çekindi diye yorumlamak mümkündür. Çünkü akabinde Tou-lan çok daha fazla avantajlar elde edecekti.

Kendisine karşı hazırlanan Çin ordusunun duraklamasından faydalanan Tou-lan, Batı Gök-Türk kağanı Tardu ile ittifak yaptı. Ordularını birleştirdiler. Müttefik ordu İşbara Kağan zamanından beri Gök-Türk devletine ve milletine devamlı ihanet eden T'u-li'yi cezalandırmak üzere harekete geçti. Çin şeddinin kuzeyinde bir yerde hücuma uğrayan T'u-li ve çinli danışmanı Ch'ang Sun-sheng ağır bir mağlubiyet alü. T'u-li'nin ağabey, kardeş ve yeğenlerini yakalayan Tou-lan, bunları öldürdü. Arkasından Sarı Irmağı geçen Tardu ve Tou-lan'ın kuvvetleri Wei eyaletine kadar girdi. Mağlup T'u-li'ye bağlı bütün boylar dağılmışlardı. Yalnız kalan T'u-li, yanında Ch'ang Sun-sheng ile beraber beş süvariyle birlikte güneye doğru kaçtılar. Gece yapılan bu kaçış sabaha kadar sürerken, bir kaç yüz süvari toplamayı başardılar. Yüz li(57,6 km.)lik bir mesafeyi yürüyerek aşmışlardı. T'u-li ve yanındakiler mağlubiyetlerinden dolayı Çin imparatorunun tepkisinden korkuyorlardı. Tardu-'ya sığındıkları takdirde hayatlarının kurtulma imkanı olacağını düşünüyorlardı. Bu durumu sezen Ch'ang Sun-sheng, bir plan hazırladı. Gizlice Fu-yüan garnizonuna adam göndererek, kalenin yükseklerinde işaret ateşi yaktırttı. Birden bire kaleden dört ateşin yükseldiğini gören T'u-li bunun sebebini çinliye sordu. Ch'ang Sun-sheng cevap olarak kalenin yüksek ve sarp bir yerde olduğunu, Çin usulüne göre uzaktan düşmanlar geldiğinde iki işaret ateşi, sayıları çok ise üç işaret ateşi, eğer büyük bir kuşatma var ise dört işaret ateşi yakıldığını söyleyip, arkalarından gelen askerlerin kaleye yakın olduklarını ve her taraftan sardıklarını belirtti. Bunun üzerine endişelenen T'u-li, yanındakilerin kaleye girmelerini emretti. Neticede kurnaz Ch'ang Sun-sheng, kolay bir şekilde T'u-li ve beraberindekileri kaleye sokmuş idi.

Kaleye sığındıktan sonra Ch'ang Sun-sheng, T'u-li'nin toygunu Chih-shih'yı Gök-Türk süvarilerinin başında kumandan olarak bıraktıktan sonra T'u-li'yi yanına alarak, hızla başkent Ch'ang-an'a doğru harekete geçti. Haziran ayında sarayda imparatorun huzuruna çıkabildiler. Bu hareketinden dolayı mükafat olarak Hsün-wei Piao-ch'i generalliği unvanını tevcih etti. Üstelik Çin'e sığınan Gök-Türkleri gözetme görevi de tevdi edilmişti.

Çin imparatoru, kuzeyde hızla gelişen Gök-Türk hücumlarını durdurmanın zor olduğunu anlamıştı. Bu sebepten o sırada Çin sarayına gelen Tou-lan'ın elçisi Yın-t'ou Tegin ile T'u-li'nin kendi aralarında anlaşmaların istedi. T'u-li durumu çok iyi anlatınca, Çin imparatoru, ona çok derin hürmet gösterip, hediye sunmakta gayet cömert davrandı.

Bu arada Tou-lan Kağan'ın kardeşi Yü-su-lu, Çin'e gidip sığındı. Bu şahıs karısı ve oğullarını bırakarak gelmişti. İmparator, Yü-su-lu ile T'u-li'nin zar oyunu oynamalarını emretti. Bu kumar oyunu neticesinde Yü-su-lu bütün değerli eşyalarını kaybetti. Hiç bir şeyi kalmayınca Yü-su-lu, Çin imparatoruna bağlılığını bildirmek zorunda kaldı. TCTC'de ise bu hadise farklı anlatılmaktadır. Buradaki kayda göre T'u-li ile Çin sarayına gelen Yü-su-lu'nun etki altında bırakılıp, Çin imparatoruna bağlanması gerekiyordu. Onun etki altına alınması vazifesi imparator Wen tarafından T'u-li'ye verildi. Neticede Yü-su-lu da Çin imparatoruna bağlandı.

Aynı sıralarda (haziran ayı) sınırlara yığılmış olan Çin kuvvetleri harekete geçti. Kao Kung'un idaresindeki kumandanlardan Chao Chung-ch'ing, üç bin askerle öncü kuvvet olarak yürüyüşe geçti. Tsu-li dağına ulaştığında az sayıda Gök-Türk kuvvetleriyle karşılaştı. Yedi gün durmadan savaşıldı. Mağlup olan Gök-Türkler geri Ch'i-fu-po'ya çekildiler. Burada takip eden Çin ordusu tarafından tekrar mağlup edildiler ve binden fazla esir verdiler. On binden fazla sürü hayvanları Çinlilerin eline geçti.

Gök-Türk ordusu kendisini toparladı ve Chao Chung-ch'ing'e karşı büyük bir hücum başlattı. Dört gün süren yeni savaşta Çin ordusu tam yenilmek üzere iken Kao Kung'un takviye kuvvet olarak yetişmesiyle durum tersine döndü. Tekrar mağlup olan Gök-Türk kuvvetleri geri çekildi. Çin ordusu onları Pai-tao'daki Ch'in-shan'a kadar takip etti. Ancak Çin sınırlarına ulaşıldığında Çin ordusu dışarı çıkmaya cesaret edemedi ve geri döndü. Bu savaşlar esnasında on binden fazla Gök-Türk askeri Çin'e teslim olmak zorunda kalmıştı. Wo-ye'de Tardu ile karşılaşan Çinli harekat orduları baş kumandanı Tuan Wen-chen , onu mağlup etti.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Gök-Türk İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir