Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

İşbara Kağan Devri (582-587)

Burada Göktürk İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

İşbara Kağan Devri (582-587)

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Ara 2010, 21:17

İşbara Kağan Devri (582-587)

İşbara, bir sürü hadiseden sonra kağan seçilebilmiş, ancak adı gibi çok cesur ve bilge bir şahsiyete sahip olduğu için, devlete bağlı bütün boyların kalbini kazanmıştı. Bununla birlikte Türk olmayan diğer doğu ve kuzey doğudaki Moğol kabileleri de ona itaat etti. Özellikle P'an-tie adlı bir tudun ile onları idare ediyordu. Shih-wei kabilesi ise üç tudun ile idare olunuyordu. İşbara, Çin ile ilişkilere de başlamıştı. 581 kasımında elçi göndererek, Sui hanedanına hediye sundu. Bir ay önce Çin'e elçi gönderen Apo'ya karşı nazire olması için yollanmış olması muhtemeldir. Aslen Chou ailesinden gelen prenses Ch'ien-chin, Çin'de kendi hanedanının yıkılmasından derin üzüntü duyuyordu. Bu yüzden gece-gündüz ağlayarak İşbara'yı etkilemeye ailesinin intikamını vezirine (başbakan-en yüksek devlet adamı) kendisinin yıkılan Chou hanedanıyla akraba olduğunu, şimdi Sui devletinin onların yerini aldığını, bu durumda karısının yüzüne bakamadığını "söyleyerek, bir şeyler yapması gerektiğini" diyordu. Mukan Kağan zamanında prenses A-shih-na'nın gelin olarak gönderilişinden sonra Ch'ang-an'da kalan ve rahat bir şekilde yaşayan Gök-Türklerin geri gönderilmesi de İşbara'yı kızdıran bir başka sebep idi.

Bundan sonra İşbara eskiden Ch'i devletinin Ying eyaleti askeri valiliğini yapan, devlet yıkılınca Gök-Türklerle müttefik olup, Chou'lara karşı gelen Kao Pao-ning ile işbirliği yaptı. Beraberce Lin-yü garnizonuna hücum edip, ele geçirdiler. Gök-Türk saldırısından korkmaya başlayan Sui imparatoru derhal Çin şeddinin Shan-tung'daki kalelerinin tamirini ve de You ve Ping eyaletlerinde savunma hazırlıklarının yapılmasını emretti. Bu eyaletlerdeki bütün garnizon kumandanları hemen savunma faaliyetlerine giriştiler.

Kaynakça
Kitap: GÖKTÜRKLER I
Yazar: AHMET TAŞAĞIL
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Işbara Kağan Devri (582-587)

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Ara 2010, 21:17

a - Çinli Casus Ch'ang Sun-sheng'in Gök-Türkleri Bölme Planı:

Ch'ang Sun-sheng, ilk defa 580 yılında Ch'ien-chin prensesin gelin olarak gönderilmesi sırasında elçi Yü-wen Sheng-ch'ing'e yardımcı tayin edilmişti. Onun bu heyete seçilmesinin asıl sebebi Çinlilerin fevkalade nişancılığı sayesinde Gök-Türklerle daha iyi yakınlaşacağını ve casusluk faaliyetlerinde başarılı olacağını düşünmeleri idi. Bu prensesin Gök-Türklere gönderilmesi sırasında toplam ondan fazla heyet gurubu olduğu halde, Taspar Kağan, onların hiç birine iyi davranmamış sadece Ch'ang Sun-sheng'ı sevmişti. Bu sebepten Çin'e geri gönderilmeyen bu şahıs, yıl sonuna kadar Gök-Türk ülkesinde alıkonulmuştu. Bundan sonra onu, İşbara'nın yanında görmekteyiz. Her ava çıkışında Ch'ang Sun-sheng'ı da götüren İşbara, onun nişancılığını imtihan etmiştir. Et için birbirleriyle mücadele eden iki yırtıcı kuş görüldüğünde çinliye iki ok vermiş kuşları vurmasını söylemişti. Eğri yayı eline alan Ch'ang Sun-sheng bir ok atışında iki kuşu birden vurdu. Onun nişancılığını çok beğenen İşbara, bütün oğul ve kardeşlerine, ileri gelen devlet adamlarına onunla dostluk kurmalarını, bu vesileyle nişancılık tekniğini kazanmalarını istedi.

Gök-Türk devleti için en büyük tehlike işte bu çinli casus Ch'ang Sun-sheng'ın devlet adamlarıyla yakınlaşmasıyla başladı. Devletin ileri gelenleri ve hanedan üyelerini daha iyi tanımaya başlayan bu çinli onların zaaflarını, aralarındaki ihtilafları öğrenme fırsatını buldu, ilk öğrendiği şey İşbara'nın kardeşi Ch'u-lo-hou arasındaki kıskançlık duygularının olduğu idi. Şad unvanlı bu şahıs milletin kalbini çok fazla kazandığı için İşbara tarafından kıskanılıyordu. Kardeşi hakkında bir takım gizli planlar yapan İşbara, Ch'ang Sun-sheng ile yemin ederek anlaştı. Bu sıralarda çıktıkları av seyahatlerinde çinli casus, Gök-Türk ülkesinin dağlarını, derelerini, boylarının sayısını, askeri kuvvetlilerini, zayıf olanlarını öğrenmiş, duymadığı bilmediği kuvvet kalmamıştı. 581 yılı başlarında ülkesine geri dönen Ch'ang Sun-sheng, derhal imparatoruna bir rapor hazırlayıp, öğrendiklerini bildirdi.

Gök-Türk devleti kaderini değiştirecek olan söz konusu bu rapor, çok büyük önem taşımaktadır. Kaynaklarımızdan sadece SS 511-98 ve TCTC 175-199'de kaydedilmiştir. Bu casus elçi Ch'ang Sun-sheng, öncelikle Gök-Türklerin Çin için büyük bir tehlike olduğunu belirtiyordu. Diğer taraftan onların başlayan hücumlarına karşı Çin'de seferberlik ilan edilmiş olmasına rağmen şimdi savaşın gerekmediğini, silahlı çatışmanın bir kenara atılmasını tavsiye etti. Çünkü Gök-Türklerin içinde düzensizlik ve çekememezlik olduğundan, gizlice bir plan yapılabilirdi.

İşbara'nın ülkesi içinde ihtilaf olanlarla temasa geçilip, anlaşmazlıklar ortaya çıkarılmalıydı. Bu çekememezlik duyguları açığa çıktığında kendiliklerinden gidip, İşbara'yla savaşırlardı. Önce Çinlilerin onun en büyük muhalifi gördükleri ve Tien-chüe olarak adlandırdıkları Tardu ile temasa geçilmeliydi. Bunun yanında bir diğer muhalif kişi Ch'u-lo-hou vardı. İşbara'nın kardeşi idi, çok akıllı, kurnaz ve güçlüydü; bu özelliklerinden dolayı milletinin kalbini kazandığı gibi devlet adamları tarafından da seviliyordu. Onu kıskanan İşbara, şüphe ve korku içinde olmasına rağmen, dışarıya belli etmemeye çalışıyor, huzursuzlukları, anlaşmazlıkları örtmeye çalışıyordu.
Casus-elçinin aslında İşbara için gösterdiği en büyük tehlike Apo idi. Onu baş kemirgen şeklinde niteleyerek, devleti kemirdiğini belirtiyordu. Bununla birlikte Apo'nun İşbara'dan korktuğu için onun liderliğini kabul ettiğini, kendi gücüne güvenemediğini açıkça ifade etti.

Ch'ang Sun-sheng, Gök-Türk ülkesindeki vaziyeti bütün ayrıntılarıyla imparatoruna anlattıktan sonra Çin'in izlemesi gereken politika konusunda tavsiyelerde bulundu. Buna göre uzak ile dostluk münasebetleri tesis etmek, yakında olan düşmanlarla savaşmak Sui hanedanın menfaatlerine daha uygun idi. Gök-Türk devleti içinde kuvvetliyi yalnız bırakıp, zayıflarla dostluk kurmak lazım idi. Bu sebeple önce Tardu'ya elçi gönderilip, onunla iyi diplomatik ilişkiler kurulmalı idi. Ayrıca Apo'yla müttefik olup, ortak hareket etmek teklif edilmeliydi. Bu suretle İşbara, Çin'e saldırmak yerine batıya ve kuzeye yönelerek mücadele etmek zorunda kalacaktı. Bu sayede İşbara'nın askeri gücü bölünürdü. Eğer bu plan uygulanırsa on sene geçmeden Gök-Türk ülkesi bomboş kalacaktı.

Gök-Türk ordularının Çin topraklarına girdiği ve daha büyük saldırılara hazırlanıldığı sırada, kendisine böylesine faydalı bir rapor sunulan imparator Wen, çok memnun oldu. Ch'ang Sun-sheng'ı özel olarak saraya çağırdı. Bu sefer ağzıyla durumu anlatan Ch'ang Sun-sheng, eliyle gördüğü dağların, derelerin resimlerini bile yazdı. Üstelik İşbara'nın bütün fiili vaziyetini askeri gücünü belirtti. Bunların hepsini sanki avucunun içi gibi göstermişti, imparator, buna çok hayran oldu ve planın hepsini kabul etti.
Ch'ang Sun-sheng'ın belirttiği gibi Gök-Türkleri bölme faaliyetine başlandı. Yüan Hui adlı bir elçi Hami yakınında bulunan Tardu'nun yanına gönderilip, ona kurt başlı sancak sunuldu. Böylece bu sancakla onun müstakil bir devlet olduğu gösteriliyordu. Zaten İşbara'ya karşı muhalif duygular taşıdığı anlaşılan Tardu, istiklalini ilan etti. Üstelik Çin'e elçi göndererek kendi siyasi faaliyetlerine başladı.

Tardu'nun elçisi, Sui başkentine vardığında, İmparator, onu İşbara'nın elçisinin üzerine oturttu. Bu şekilde Tardu'ya daha çok değer verildiği ve onun İşbara'dan üstün olduğu gösterilmek istenmişti.

Neticede devletin 552 yılında kuruluşundan itibaren hiç bir zaman doğudaki merkezden ayrılmayan batı kanadı, Tardu'nun kurt başlı sancağı alıp istiklalini ilan etmesiyle merkezden kopuyordu. Bu tarihten sonra batı kısmın tarihi müstakil olarak gelişecektir. Artık devlet doğu ve batı olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Uygulamaya konan çinli elçinin planı başarılı olmaya başladı. Aynı sıralarda Gök-Türk devletinin doğusunda yaşayan Moğol kabileleri Hsi, K'u-mo-hsi ve Ch'i-tan'(Kıtan)lara, Ch'ang Sun-sheng özel olarak Huang-lung yolundan gizlice gönderilerek, hediyeler sunuldu. Bu kabileler de İşbara'ya karşı isyana teşvik edildi. Diğer taraftan Ch'u-lo-hou'nun bulunduğu yere gizlice adam gönderilip, imparatorun, derin saygı ve selamları sunulup, Çin'e bağlanması teklif edildi. Bütün bu faaliyetler başlayıp, durum hızla değişince İşbara endişeye kapılmaya başlamıştı.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Işbara Kağan Devri (582-587)

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Ara 2010, 21:17

b - İşbara'nın Seferleri:

Hızlı ve başarılı bir şekilde başlayan Çin entrikalarına rağmen, Gök-Türk devleti, gücünü hemen kaybetmemişti. Devletin içindeki muhalifler hala dışarıya karşı anlaşmazlıklarını belli etmiyorlardı. Sui imparatorluğunun sınırlarına doğru büyük çapta başlayan askeri harekatta, önce çinli generallerden ikisi ufak çapta yapılan muharebeler neticesinde Gök-Türk kuvvetleri mağlup edilmişti. Büyük general Han Seng-shou, dördüncü ayda Chi-t'ou dağında galibiyet elde ederken, diğer kumandan Li Ch'ung, Ho-pei dağında Gök-Türk hücumlarını durdurdu. Fakat, asıl Gök-Türk ordusu arkadan geliyordu. Beşinci aydaki seferde Gök-Türk kuvvetleri Ping eyletine girdi. Bu sefere eski Ch'i devletinden kalma Çinli devlet adamı Kao Pao-ning de iştirak etmişti.

Artık durmak bilmeyen Gök-Türk hücumları Çin sınırlarına doğru adeta boşaldı. Beş kağan idaresinde dört yüz bin süvariden müteşekkil Gök-Türk ordusu hızla Sui hanedanı topraklarına daldı. Devletin kağanı ve baş kumandan İşbara idaresindeki orduya Tardu, T'an-han, Ch'u-lo-hou ve Apo'nun kuvvetleri de katılmıştı.
Gök-Türk ordusu hiç bir kuvvede karşılaşmadan Çin şeddini aştı. Altıncı ayda çinli kumandan Li Kuang, Ma-i'de Gök-Türkler tarafından mağlubiyete uğratıldı. Li Yen isimli kumandan Gök-Türk ordularına karşı koymak için yola çıktı ise de onlarla karşılaşmadan geri döndü, ileri harekata devam eden Gök-Türkler Lan eyaletine girdi. Bunun akabinde Liang eyaletinin askeri valisi Ho-lu Tsu-kan da bozgundan kurtulamadı.

Ülkesi her taraftan istilaya maruz kalan imparator Wen, aslında bir dizi savunma tedbirleri almıştı. Lan eyaletinin baş kumandanı Ch'i-li Ch'ang-ch'a'ya Lin-yü yolunun korunmasını emrederken Li Ch'ung'u da mevzilenmek üzere You eyaletine gönderdi. Ta-hsi Chang-ju ise Chou-p'an'da savunma vaziyetini almıştı. 582 yılının aralık ayında Sui hanedanı veliahdı Yung da Hsien-yang'a asker yığarak müdafaa hazırlıkları yaptı. Ancak, bu orduların hiç birisi Gök-Türk hücumlarını önleyemedi. Mu-hsia ve Shih-men gibi iki mevkiden ilerleyerek Wu-wei, T'ien-shui, An-ting, Chin-ch'eng, Shang-chün, Hun-hua ve Yen-an'ı istila edip, bütün evcil hayvanları ele geçirdi. Arkasından büyük yağma yaptı. Bu mağlubiyeder esnasında çok üzülen ve şaşkına dönen Sui imparatoru, savaştan dağılmış ve bezmiş ordusunun moralini düzeltmek için uzun bir ferman yayınladı.

Chou-p'an'da Gök-Türkleri durdurmakla vazifeli Ta-hsi Chang-ju'nun ordusu, İşbara'nın yüz bin kişilik ordusunu görür görmez şaşkına dönmüş ve büyük bir korkuya kapılmıştı. Ona yardım etmekle vazifeli dük Yü Ch'ing-tse, takviye kuvvet olarak onların yanına gitmeye çekindi. Kaynağın ifadesine göre o sıralarda havanın çok soğuk olması da Çin ordusunu etkilemişti. Çinli kumandan Ta-hsi Chang-ju heyecanlı bir konuşma yaparak, dehşete düşmüş ordusunu harekete geçirmek istedi ise muvaffak olamadı. Yapılan Gök-Türk hücumu neticesinde Çin ordusu dağıldı. Ancak Gök-Türklerin asıl niyeti Lung ve Ch'in eyaletlerinde yağma yapmak olduğu için burada fazla durmadan gittiler.

Görüldüğü gibi Gök-Türkler Çin içlerindeki yedi büyük merkezi ele geçirmişlerdi. Karşılarında duracak bir kuvvet kalmadığı ve İşbara'nın daha da güneye ilerlemek istediği sırada Tardu ihanet etti. Birden bire savaşmak istememiş ve kendi askerlerini alarak geri dönmüştü. Bu arada Ch'ang Sun-sheng, Ch'u-lo-hou'nun oğlu Jan-Kan(Ch'i-min Kağan'ın ilk ismi)'a sahte bir şekilde amcasına "Töles boylarının isyan ettiklerini ve onun otağına sürpriz bir baskın yapmak istediklerini" söyletti. Bunun üzerine büyük bir endişeye kapılan İşbara, ordusunu toplayıp, Çin sınırlarından çıktı, ülkesine geri döndü. Fakat, 582 yılının beşinci ayında başlayıp, yıl sonuna kadar, hatta 583 yılının ikinci ayına kadar süren İşbara'nın bu seferine, geri dönülmüş olmasına rağmen, nisan ayında küçük çapta devam edildi. Bununla birlikte, bu akınlarda sadece Sui imparatorluğunun kuzey sınırları tecavüze uğradı. Ancak daha güneye inilmedi.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Işbara Kağan Devri (582-587)

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Ara 2010, 21:17

c - Sui İmparatorluğunun Gök-Türkleri Bölmek İçin Hazırladığı Fermanın Etkileri:

582 yılının Temmuz ayından sonra Çin'e büyük saldırılar yapan İşbara Kagan'a karşı, Sui imparatorunun aldığı büyük tedbirler yukarıda görüldüğü gibi muvaffak olamadı. Neticede büyük bir moral bozukluğu içine giren Çin ordularını yeniden canlandırmak üzere bir ferman yayınladı. Gök-Türk tarihinin seyrini değiştiren bu çok önemli fermanın TCTC'deki metni araştırmamızın tercüme kısmında vardır. İmparator fermanında; Wei zamanında başarısızlıkların birbirini kovaladığı anlarda Chou ve Ch'i'lerin birbirleriyle kıyasıya mücadele ettiğini, dolayısıyla Çinli'lerin birbirleriyle kıyasıya mücadele ettiğini, neticede Çin'in bölünüp çok yara aldığını, bu sırada Gök-Türklerin her iki ülkeyle münasebet tesis ettiğini, Chou'la-rın Ch'i'lerden, Ch'i'lerin Chou'lardan Gök-Türklerle müttefik olup kendisine saldırmasından korktukları için, onların yani Gök-Türklerin etkisine girdiklerini, Gök-Türklerin isteklerine göre kendilerini emniyette veya tehlikede hissettiklerini, hazinenin zenginliğinin onlara akıtılarak, Çinlilerin büyük güçlükler içinde kaldıklarını, Gök-Türklerin hükmetmesinden ahalinin çok rahatsız olduğunu, yağma yapıp kaleleri ele geçirmedikleri ahaliyi öldürmedikleri yaz ayı olmadığını, nefret ve felaketlerin, birikip, dolarak o zamana gelindiğini belirtti. Daha sonra kendisi erken gelen talihi ile çok geniş alana yayılarak, tebasının gayretiyle, o zamana kadar olan bütün kötülükleri bertaraf edeceğini, bunun imparatorun, prensin değil göğün (tanrı) arzusu olduğunu söyledi. Daha sonra Gök-Türklerin törenlerine gönderilen hediyelerin boş harcama olmadığını, devletin vergilerden daha fazlasını elde edeceğini, bunun sayesinde savaşçıların çoğaltılarak sınırlara yığılabileceğini, neticede sınırlara yakın bölgelerdeki ahalinin erkeklerinin toprağını işleyebileceğini, kadınların dokuma yapabileceğini, böylelikle sınırların kontrol altına alınabileceğini ve zafere ulaşmak için önemli bir adım atılacağını izah etti.

Eskiden savaşan devletler (chan-kuo, m.ö. 480-222) zamanındaki gibi şimdiki felaketi atlatacaklarını, orduları dağıtarak mevzilerine yerleştireceğini, sonra Gök-Türklerin derinlere girmelerinin bekleneceğini, arkalarından sarılacağını, kuzeye kaçmalarının önlenip, yarısının ele geçirileceğini, kuvvetlerinin azaltılacağını söyledi.

Gök-Türklerin kendi içlerinde tam beş liderlerinin olduğunu küçük kardeşin büyük kardeşle kavga ettiğini, baba ve amcalardan şüphelendiğini, dışarıya karşı tek vücut gibi görünüyorlarsa da içeride karışık olduklarını, bunun yanında doğuda Türk olmayan kavimler ile T'u-yü-hun'ların, Ch'i-tan'ların kin duyarak Gök-Türklere saldırmak için ayakta hazır vaziyette beklediklerini, dişlerini gıcırdatarak konuştuklarını, bu yüzden Çin'in hesabına onlarla savaşacaklarını bildirdi.

Daha sonra Gök-Türklerin iç mücadelelerinden misaller veren imparator, onlardan ayrılacaklara kucağını açacağını, onların ülkesinde halkın sadece su ve çayırlara bağlı olarak yaşadığını, her kış gök gürültülerinin toprağa dokunduğunu ve ateş çıkardığını, geçen sene yağmur ve karın hiç yağmadığını, derelerin kuruduğunu çekirge sürülerinin istilasına maruz kaldıklarını, bitkiler ve ağaçların tümünün kavrulduğunu, ikamet ettikleri eski toprakların kızıllaştığını ve bu sebepten güneye hareket edip, kendi hayatiyetleri için yağma yaptıklarını anlattı. Arkasından Tanrının onları cezalandırdığını iddia etti. Şimdi Çin ordusunun lojistik desteğinin arttırılmasının gerektiğini, seçme asker ve generallerin iş başına gelmelerini, öncelikle Gök-Türklerin seçme kumandan ve askerlerinin başını istediğini belirtti. Doğuda Mavi Denizden batıda Gobi çölüne kadar kazanılacak çok geniş arazinin ahaliye verileceğini, fakat, kuzeyin karanlık ve ıssız yerlerinin çok vahşi olduğunu ele geçirseler bile oralarda ikamet edemeyeceklerini, yerleşik ortamın müsait olmadiğim açıkladı. En sonunda bütün generallerini, baş kumandanlarını ve askerlerini Gök-Türklere karşı savaşa davet etti.

Bu fermandan sonra çinli kumandanlara büyük bir cesaret geldiği söylenebilir. 583 ilk baharında Gök-Türklere karşı büyük bir sefer düzenlendi. Wei bölgesi prensi Shuang baş kumandan oldu. Ho-chien prensi Hung-tou Lu-chi, Tou Jung-ting ve Yü Ch'ing-tse gibi diğer devlet adamları onun idaresine verildiler. Bu kumandanların her biri kollara ayrılarak, Gök-Türklerle savaşmak üzere Çin sınırlarına ilerlediler. Shuang'ın kendisi Li Ch'ung ve dört generale kumanda ederek Shuo eyaletine çıktı (583 haziran). Pai-tao mıntıkasına ulaştıklarında karşılarında Işbara, Ap'o ve T'an-han kumandasındaki Gök-Türk ordusunu buldular.

Yaklaşık bir yıldan beri Çin ordularına karşı seri zaferler kazanan İşbara ve emrindekilerin, bu sefer tedbirsiz oldukları görülmektedir. Çinli general Li Ch'ung "Gök-Türklerin dört nala zaferden zafere koştuklarını, artık Çin ordularını dikkate almadıklarını, ayrıca hazırlıksız durumda olduklarını, sürpriz bir saldırı yapıldığında rahatça yenilebileceklerini" baş kumandanına bildirdi. Diğer generallerin çoğu bunu şüpheyle karşıladılar. Sadece Li Ch'e, onun fikrine destek verdi. Baş kumandan Shuang'ın kabul etmesiyle, Li Ch'ung Gök-Türklere ani bir hücum yaptı. Hazırlıksız yakalanan Gök-Türkler mağlup oldular İşbara, bütün altın zırh (kalkan)larını eşyalarını bırakıp bozkırlara doğru uzaklaştı.

Işbara bundan sonra büyük bir kıtlıkla karşılaştı. Orduda yiyecek bulunamadığı için kemik tozu yemek zorunda kaldılar. Daha bu felaketten kurtulamadan Gök-Türk ordusunda salgın hastalık çıktı. Askerlerin büyük bir kısmı öldü. Bu felaketler neticesinde İşbara'nın askeri gücü hızla düşerken çinliler boş durmuyorlardı. You eyaletinin askeri valisi Yın Shou, yüz bin kişi ile Lu-lung-sai'a çıkıp, aniden ülkesinin muhalifi (Sui hanedanı rakibi) Kao Pao-ning'e hücum etti. Zor durumda kalan Kao Pao-ning, Gök-Türklerden yardım istedi ise de zaten güç durumda olan İşbara yardım edemedi. Kao Pao-ning, Gobi çölünün kuzeyine kaçtı. Bunun üzerine onun elinde tuttuğu Huang-lung bölgesi Sui hanedanının eline geçti, daha sonra doğudaki Moğol Ch'i-tan'lara sığınan Kao Pao-ning, orada kendi adamları tarafından öldürüldü. Bu sırada Gök-Türkler Çin'e elçi gön-derdiler. Fakat barış teklifleri Sui imparatoru tarafından kabul edilmedi. Çinliler galibiyetlerine birini daha Mo-na geçidinde eklediler. Burada General Li Huang, Gök-Türkleri mağlup etmişti. Daha evvel Gök-Türkleri durdurmak için yola çıkan generallerden Ch'in eyaleti baş kumandanı Tou Jung-dng dokuz süvari kumandanını idare ederek, otuz bin kişi ile Kao Yüe-yüan'de Apo Kagan'ın karşısına çıktı. Bir kaç defa yapılan ufak muharebelerde Apo başarısız oldu. Tam büyük bir karşılaşma olacak iken çinli kumandan Tou Jung-dng, Gök-Türklere gereksiz yere fazla askerin ölmemesi için her iki taraf da bir kuvvetli, cesur kişiyi ortaya çıkarıp, dövüştürsün, kazanan taraf zafer kazanmış sayılsın, mağlup geri çekilip gitsin diye teklifte bulundu. Teklifi kabul eden Gök-Türkler kendi adamları kaybetse bile saldırmayacaklarına dair söz verip, hemen bir süvariyi gönderdiler. Fakat, ortaya çıkan Çinli Wan Sui, Gök-Türk'ü yenip kafasını kesti ve geri döndü, Gök-Türkler sözlerinde durup savaşmadılar ve barış yemini edip gittiler.

Gök-Türk devletini bölme planını hazırlayarak, imparatoruna sunmuş olan casus-elçi Ch'ang Sun-sheng, bu sırada Tou Jung-ting'in ordusunda kanat ordusu generali olarak vazife yapıyordu. Daha sonra Apo'nun yanına elçi sıfatıyla giden bu şahıs, onu İşbara aleyhine kışkırttı. Önce Işbara'nın Çin'e karşı her sefer düzenleyişinde galip geldiğini, Apo'nun hücuma kalkıştığında ise yenildiğini, aslında bunun Gök-Türklerin utancı olduğunu söyledi. Bu şekilde İşbara'nın kaşıdı olarak Apo'ya yardım etmediğini ima ediyordu, sonra Apo ile İşbara arasında da rekabet olduğunu belirtti. Zamanın zafer günü olduğunu, Apo'nun ise doğuştan yüz karası bulunduğu (annesi Türk asıllı değil) için İşbara gibi avantajlı olmadığını ileri sürerek, tahrik etmeye çalıştı. Arkasından İşbara'nın mudaka kuzey tarafa yönelip, Apo'nun hakimiyetini yıkacağından bahsederek onu korkuttu ve İşbara'ya karşı kendinin korunmasını tavsiye etti.

Çinli elçinin sözlerinden etkilenen Apo hemen bir adamını Ch'ang Sun-shen-g'ın bulunduğu yere gönderdi. Burada da Apo'nun İşbara'dan koparılma politikasına Ch'ang Sun-sheng vasıtasıyla devam edilerek: Tardu misal gösterildi. Tardu'-nun Sui imparatorluğu ile işbirliği içinde olduğu için, İşbara'nın ona hücuma cesaret edemediğini, Apo'nun da aynı yolu seçmesinin gerektiği söylendi. Eğer bu şekilde başarılı olursa doğuştan yüz karasının ortadan kalkacağı iddia edildi. En sonunda niye hemen harekete geçmiyorsunuz diye soruldu. Neticede Apo, Ch'ang Sun-sheng'ın sözlerinin hepsinin doğru olduğuna inandı ve bir elçiyi onunla beraber Çin sarayına gönderdi.

Ülkesi ihanetler ve tabiî felaketler sonucunda büyük karışıklıklara gark olan İşbara, Apo'nun da kağanlıktan kopmasına müsaade etmek istemiyordu. Derhal kuzeye onun bölgesine yöneldi. Büyük bir hücumla Apo'yu ağır yenilgiye uğratan İşbara, onun Tardu'nun yanına kaçmasına engel olamadı. Ancak yakaladığı annesini öldürdü ve onun boylarını kendine bağladı. Kaynakların ifadesine göre arkasına bakmadan batıya kaçan ve Tardu'nun yanına sığınan Apo, burada destek buldu. Tekrar eski topraklarını ele geçirmek için Tardu'nun verdiği askerlerle doğuya harekete geçen Apo'nun ordusunun sayısı yüz bin kişiyi buldu. İşbara ile savaşa tutuştular, defalarca çarpışma yapıldı. İşbara, yine onun ordusunu mağlup etmeyi başardı.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Işbara Kağan Devri (582-587)

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Ara 2010, 21:18

İşbara'nın idaresine muhalif olanların arasına T'an-han Kağan da katıldı. Bunun üzerine T'an-han'ın bulunduğu yeri de ele geçiren İşbara, onun idare ettiği boylan kendisine bağladı. Mağlup olup yalnız kalan T'an-han, Tardu'nun yanına sığınmak zorunda kaldı. İşbara'nın kardeşi olan, bir başka boyu idare eden Ti-chin-ch'a'nın da İşbara ile arasında anlaşmazlık bulunuyordu. O da isyan ederek, kendisine bağlı olan boylarla Apo'ya itaat ettiği gibi Askeri gücünü onun ordusuyla birleş tirdi.
Kendilerine İşbara'dan ayrıldıktan sonra Tardu'nun Çin ile münasebet kurmasını misal alan Apo ve müttefikleri de bu hususta teşebbüse geçtiler. Elçi gönderdikleri Çin'den İşbara'ya karşı kendilerine yardım edilmesini ve siyasi münasebet kurulmasını istediler. Her ne kadar İşbara'nın kuvvetini kaybetmesi ülkesinde isyanlar çıkması Sui imparatorluğunun işine geliyordu ise de tamamen ortadan kalkması Çin'in menfaatlerine uygun değildi. Çünkü İşbara'nın mağlup olarak bertaraf edilmesi sonucunda kurulucak yeni bir siyasi güç Çin'e çok daha fazla zarar verebilirdi. Bunu göz önüne alan Sui imparatoru Wen, Apo'ya yardıma razı olmadı. Gök-Türk ülkesinde karışık durumun devamını tercih etti.

Gök-Türk ülkesinde bu iç mücadeleler sürüp giderken Çin'e saldırmak da ihmal edilmiyordu. 583 yılında (ağustos ayı) Çin'in You eyaleti Gök-Türkler tarafından işgal edildi. Bu eyaletin muhafazasıyla memur baş kumandan Li Sui karşılarında durmaya çalıştı ise de on gün devam eden savaş neticesinde yenildi. Savaş meydanında çinli subayların dahi çoğu ölmüştü Aslında daha önce Gök-Türkleri mağlup etmeyi başarmış ve Moğol kabileleri Ch'i-tan, Hsi ve K'u-mo-hsi'ler, ondan korkarak Çin'e itaat etmişlerdi. Ağır bozguna uğrayan Li Sui, çareyi Sa-ch-'eng'(kale)a kazmakta buldu. Takip eden Gök-Türk kuvvetleri bu kaleyi kuşattılar. Sağlam olmayan kale duvarları sebebiyle kaledeki çinliler çarpışmak zorunda kaldı. Sabah gün ışımasından akşam karanlığına kadar muharebeler yapılıyordu. Çin ordusunda yiyecek sıkıntısı baş gösterdiğinde, bazı Çinliler geceleri gizlice gidip, Gök-Türklerden hayvan ve darı çaldılar, Gök-Türkler daha sonra bunun farkına vardılar ve hazırlıklar yaparak Çinlileri öyle beklediler. Her halde çinliler bir daha gidemediler ki; orduları aç olarak savaşmak zorunda kaldı kaydı vardır.

Neticede Çin savaş arabaları perişan bir şekilde Gök-Türklerin eline geçti. Kumandan Li Sui ve yüzden fazla kişi tekrar kaleye döndü. Bunların da çoğu yaralı idi. Gök-Türkler, bu çinli kumandanı canlı yakalamak istiyorlardı. Bir elçi gönderip teslim olmasını istedilerse de çinli kumandan kabul etmedi. Askerlerine ateşli bir konuşma yaptıktan sonra ileri atılan Li Sui, Gök-Türkler tarafından oklanarak öldürüldü. Kumandanın kimliği kaynaklarda belirtilmeyen Gök-Türk ordusu iç karışıklıkların olanca hızıyla devam ettiği bir zamanda dahi Çin'e ağır bir darbe vurmayı başarmış ve zaferle dönmüştü. Lideri kaynaklarda belirtilmeyen bu kuvvetin İşbara'ya bağlı olması muhtemeldir. Zaten diğerlerinin güçlerini sadece İşbara'ya yönelttikleri bilinmektedir.

Bu hücumlar üzerine çinli devlet adamlarından Kao Kung, Ning, Yü Ch'ing-tse, Yüan eyaletine, Gök-Türklere sürpriz saldırı için gönderildiler.
Gök-Türk ülkesindeki karışıklıklar bir türlü durmadığı için bazı Türk boyları kopma noktasına gelmişti. Devlete bağlı askerlerin sayısı azaldı. 584 yılının Nisan ayında Su-ni boyu kadın-erkek on binden fazla insanla Çin'e gidip, Sui imparatorluğuna bağlandı. Batı Gök-Türk kağanı Tardu, Çin ile İşbara'ya karşı ittifak yapmayı teklif etti. Bu yılın haziran ayında Ta-hsing-tien (saray) 'de Kore, T'u-yü-hun ve Gök-Türk(ihtimal Tardu), elçileri için eğlence tertip edildi.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Işbara Kağan Devri (582-587)

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Ara 2010, 21:18

d- İşbara'nın Çin'in Siyasi Üstünlüğünü Kabul Edişi:

552 yılında kurduğu tarihten itibaren her yönüyle Orta Asya'nın en büyük devlet olan Çin'e karşı daima üstünlük kuran Gök-Türk devleti başta Çin entrikaları, tabii felaketler neticesinde gücünü kaybetmişti. Çin'e karşı çok büyük zaferler kazandığı ve kazanacağı bir sırada Tardu ihanet ederek, kendisine bağlı kuvvetlerle savaş meydanını terketmişti. ikinci ihanet yeğeninden geldi. (Jan-kan) Çinli casus Ch'ang Sun-sheng'ın tahrikiyle, Töles boylarının isyan ettiğini söyleyerek, kandırdığı amcasını Çin'den geri döndürttü. Apo, T'an-han ve kardeşi Ti-chin-ch'a da karşısına geçtiler. Neticede kanlı bir iç savaş başladı. Buna ilaveten kıdık ve hastalık çıkınca devlet bir büyük darbe daha aldı. Otuz yıldan beri Gök-Türklere karşı hiç bir askeri başarısı bulunmayan Çin, casus Ch'ang Sun-sheng'ın hazırladığı en-üika planı ve tahrik faaliyetleri sonucu birden bire avantajlı duruma geçti.

Tam bir karmaşa içine sürüklenen Büyük Gök-Türk devleti siyasi açıdan üçe bölünmüştü. Tardu, uzakta baüda müstakil olarak, hüküm sürdüğü için, İşbara'nın hücumlarına maruz kalmadı. Dolayısıyla askeri ve siyasi gücü gittikçe arttı. Çünkü bu esnada Apo, T'an-han ve Ti-chin-ch'a ittifakıyla uğraşmak mecburiyetinde kalan İşbara, sadece Çin'e akınlarda bulunabiliyordu. Fakat, Tardu'nun bulunduğu yer çok uzaktı. Oraya uzanma fırsatını bulamamıştı. Ancak, iç savaşın uzun sürmesi neticede İşbara'yı yıldırdı. Kendi hakimiyetinin devamı için dış destek aramaya başladı.

Gök-Türk geleneğine göre koca öldükten sonra dul kalan üvey anne ile ölenin oğlu veya kardeşi evlenirdi. 580 yılında Taspar Kagan'ın evlendiği Chou hanedanı prensesi Ch'ien-chin, onun ölümü üzerine dul kalmışü. İşbara, kağan olunca törelere uygun olarak onunla evlendi. Hatta onun etkisinde kalıp, yeni kurulan Sui hanedanına savaş dahi açmıştı. Askeri ve siyasi gücü azalan İşbara, hatunun Çinli oluşundan faydalanmayı düşündü. Bu fikre prenses de katıldı ve kendisi Çin'e elçi göndererek soyadının değiştirilip, Sui ailesinin soyadı Yang-shih'yı almayı rica etti. (584 kasım). Prensesin bu mektubundan hayli memnun olduğu anlaşılan Sui imparatoru Wen, derhal Hsü P'ing-ho'yı elçi olarak gönderip, Ch'ien-chin prensesin adını Ta-i (Büyük Gönüllü) şeklinde değiştirdi.

Bu arada Sui imparatorluğunun Chin bölgesi prensi Kuang sınırlara mevzilenmişti ve Gök-Türklere hücum etmeyi düşünüyordu. Lakin, Gök-Türk hükümdarının hatununun söz konusu teşebbüsünden etkilenen imparator, Kuang'a saldırı izni vermedi. Çin ile dostça münasebetlerin başlamasını fırsat bilen İşbara bir elçiyle Sui imparatoruna bir mektup yolladı. İşbara bu mektupta "Bu yıl 9. ayın 10. günü Gökte doğmuş Büyük Gök-Türk'den, yeryüzünün bilge ve kutsal göğün oğluna; İl Küllüg Şad Baga İşbara Kağan, Büyük Sui imparatoruna mektup gönderir; Elçi K'ai-fu unvanlı Hsü P'ing-ho yanımıza ulaştı. Tenezzülde bulunarak sözle durumu bildirdi. Hepsi duyuldu. İmparator eşimin babası ise kayın pederim olur. Bundan dolayı kızın babası olduğu için oğul statüsünde olmalıyım. Her ne kadar sınırları farklı ise de duygular ve düşünceler aslında bir, şimdi eski akrabalığı yeniden kavuşturalım, oğul oğul, torun torun on bin nesil keslimesin, Tanrı şahit olsun ki; hiç bir zaman karşı gelinmeyecek, bu ülkenin sahip olduğu koyun ve atların hepsi imparatorun sürüsüdür. Oradaki bütün ipekli kumaşlar, buranın malıdır. Bu nasıl garip karşılanabilir?" dedi.

Bu mektupla iyice pekişen dostça ilişkilerin Sui imparatorluğu tarafından da devam ettirilmek istenildiği anlaşılıyor. Sui imparatoru da mukabil elçi göndererek İşbara'ya mektup sundu. Söz konusu mektupta da Çin imparatoru "Büyük Sui göğün oğlu İl Küllüg Şad Baga İşbara Kagan'a mektup gönderir; mektubunuzu aldık, büyük samimiyetinizi öğrendik. Mademki, İşbara'nın kayın pederiyim, bugün öteki oğullarımdan farklı görmüyorum. Madem ki, eski akrabalık ve hürmet fikrinde, genelin dışında şimdi özel olarak büyük vezir Yü Ch'ing-tse'yı, kızım ve İşbara'yı görmesi için gönderiyorum" dedi.

Mektuplarla başlayan ve gelişen Gök-Türk-Çin ilişkilerinde arük akrabalık ku-rulma dönemine girilmişti. Bu çerçevede gönderilen elçi büyük-vezir (başbakan) Yü Ch'ing-tse ve yardımcısı araba süvarileri generali Ch'ang Sun-sheng, Gök-Türk merkezine vardılar, Ötüken'de yapılacak törenle İşbara'ya hukuken Sui imparatorunun damadı rütbesi verilecekti. Bunun için hazırlıklar yapan İşbara, askerlerini hediyelerini ve diğer mallarını dizdi. Oturduğu halde çinli elçiyi karşıladı. Ayağı rahatsız olduğu kalkamayacağını, ayrıca baba ve amcalarından beri kimsenin insanların önünde eğilmediğini belirtti. Çinli elçi Yü Ch'ing-tse, onu azarlayarak kalkmasında ısrar ederken, devreye giren İşbara'nın hatunu Ch'ien-chin prenses" kağanın çok mücadeleler geçirdiğini, ayrıca kurt tabiatlı olduğunu söyledi. Neticede yardımcı elçi Ch'ang Sun-sheng da ısrarlara katıldı. Bu şahıs Gök-Türkler ve Sui'in ikisinin de büyük ülke olduğu için oğlu sayıldığını, oğulun da babaya saygı göstermesi gerektiğini açıkladı. Daha fazla dayanamayan İşbara eğilerek, imparatorun mektubunu aldı. Sonra başına götürdü. Çok utanmıştı yanındaki devlet adamları büyük bir üzüntü içinde ağlamakta idiler. Bir kere taviz koparmayı başaran Çinli elçi Yü Ch'ing-tse, baskısına devam ederek, İşbara'nın vassal olduğunu ilan etmesini istedi. Buna şaşıran İşbara" nasıl vassal olurum?" diye bağırdı. Küstah tavrını sürdüren Yü Ch'ing-tse" Sui ülkesinin vassalı olduğunu ilan et, tıpkı bir köleliğin ilanı gibi" dedi. Arkasından İşbara "Sui imparatorunun vassalı ve kölesi olduğunu, elçi Yü Ch'ing-tse'ın gücünü kabul ettiğini" söyledi. Sonra Yü Ch'ing-tse'ya bin baş at sundu ve kız kardeşiyle evlendirdi.

İşbara'ya Çin imparatorunun damadı unvanının verdiği bu tören hadiseyle ilgili bütün kaynaklarda teferruatıyla anlatılmıştır. Çin'e karşı çok büyük darbeler indiren Gök-Türk devletinin siyasi platformda Sui hanedanından düşük seviyede yer alması Çinli tarihçiler tarafından oldukça önemli bir şekilde gösterilmiştir. Gök-Türklerin kazandığı zaferleri çok kısa bir iki kelimeyle ifade eden Çinli tarih yazarları kendi başarılarını daima uzun uzun bütün detayıyla kaydetmektedirler.

Doğu Gök-Türk devletinin hükümdarı İşbara, Sui hanedanıyla yakın ilişkiler içerisine girerken, ülke içindeki muhalifleri gittikçe kuvvetleniyordu. T'an-han ve Ti-chin-ch'a'nın katılmasıyla Apo'nun gücü bir çığ gibi büyüdü. Kaynakların "sel gibi büyüdü" diye ifade ettiği bu güç, devletin merkezi Ötüken'e kadar ulaşmıştı. Batıda da Altay dağlan aşılmış Kuca, Hami ve Batı ülkelerinin bütün Soğd'ları ve Töles boyları ona bağlanmış ve Batı Gök-Türkleri diye adlandırılmaya başlanmıştı.

Onların hızlı bir şekilde büyümeleri Sui imparatorluğunun dikkatini çekiyordu. Derhal iyi ilişkiler tesis etmek maksadıyla harekete geçildi. Yüan Ch'i adlı elçi Apo'nun yanına gönderildi. Apo'nun yanına varan elçi ona hediyeler sunmuş ve aziz kılmıştı. Bu arada Gök-Türk devletine bağlı doğudaki Moğol kavimlerinden K'u-mo-hsi'ler, İşbara'nın Çin'e vassal olması üzerine, Çin'e elçi göndermişler ve siyasi ilişki kurmak istediklerini bildirmişlerdi. Ancak, çinliler bu tekliflere kesin olarak cevap vermeyip, oyalama yoluna gitmişlerdi.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Işbara Kağan Devri (582-587)

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Ara 2010, 21:18

e - İşbara'nın Çin'den Askeri Yardım Alması:

Askeri gücü zayıflayan ve siyasi yönden Sui imparatorluğunun tesirine giren İşbara, artık muhaliflerine karşı duramıyordu. 585 yılının eylül ayında Tardu'nun hücumlarına maruz kalarak sıkıştı. Doğudaki Moğol Ch'i-tan'lar da devletin karışık durumunu fırsat bilerek itaatten vazgeçmişler ve tehlike oluşturmaya başlamışlardı. Bu durumdan kurtulmak için Çin'e elçi göndererek, kendisine bağlı boylarla Gobi Çölü'nün güneyine geçip, Pai-tao mıntıkasında bir süre geçici yerleşmek istediğini bildirdi.

Sui imparatoru Wen, onun bu isteğini kabul ettiği gibi Chin bölgesi prensi Ku-ang'a askerleriyle İşbara'ya yardım etmesini emretti. Bu prens, İşbara'ya refakat edecek ve elbise, araba ve hizmetçi sunacaktı. Gerekli yardımları alan İşbara, batıya yöneldi. Apo'ya saldırıp onu bozguna uğrattıktan sonra karısını ele geçirdi. Bu mağlubiyete uğrayan Apo'nun elinde tuttuğu kendi kendine Apo adını verdiği ülkesi boşaldı. Çinli subaylar da bu savaşta İşbara lehine katkılarda bulunmuşlardı. Neticede İşbara kaybettiği bütün yerlerin ve kuzeyin en ıssız bölgelerinin tekrar hakimi oldu.

Eski gücüne tekrar kavuşan İşbara, bir mektupla Çin'e elçi göndererek, yardımlarından dolayı teşekkür ettiğini, gökte iki güneş olmadığı gibi, yerde de iki hükümdar olmayacağını, Büyük Sui imparatorunun gerçek imparator olduğunu, kendisinin hiç bir zaman Çin'e karşı tehlike oluşturmayacağını, ona hayranlık ve saygı duyduğunu ilelebed bağlı kalacağını bildirdi. Arkasından oğlu Ku-ho-chen Tegin'i başkent Ch'ang-an'da ikamet etmek üzere gönderdi. Ekim ayında bu tegin, Ch'ang-an'a vasıl oldu. Sui imparatoru tesis edilen bu kadar iyi ilişkiye rağmen İşbara'ya hala şüphe ile bakıyordu. Bunu yayınladığı "Her ne kadar İşbara ile barış akdedilmişse de, şimdi vassal olarak kalması daha uygundur" ifadesini ihtiva eden bir fermanından anlıyoruz. Bundan dolayı Çin imparatorunun fermanı sunulmuş olmasına rağmen yine de diğer vassallara verilen özel unvandan tevcih edilmemiştir.

İşbara'nın oğlu K'u-ho-chen için iç-sarayda eğlence tertip edildi. Bu eğlence sırasında imparatoriçeye dahi takdim edilip, kendisine çok fazla hürmet edildi. Bu durumdan çok memnun olan İşbara, bundan sonra her yıl hediye göndermeyi hiç kesmedi.

Artık iyice Sui imparatorluğunun tesirine giren İşbara'ya Çinliler 586 yılının birinci ayında Gök-Türklere takvim (Çin saltanat devresi) sundular. Bu siyasi alanda Çin'e bağlanmanın bir başka işareti idi. 586 yılında Ch'i-tan'lar ile Gök-Türkler arasında meydana gelen savaşları önlemek için Sui imparatoru elçiler göndererek, her iki tarafı azarlayıp çatışmalarını önledi. 586 yılında muhteviyatı açık olmayan Gök-Türk akınlarının Çin sınırlarına uğradığı görülmektedir. Buna göre bu yıldaki söz konusu Gök-Türk akınları yüz elli bin süvariye kumanda eden çinli Wei-chao prensi Fan ve Tu Cheng tarafından önlenmiştir.

587 yılının mayıs ayında oğlunu Çin'e elçi olarak gönderen İşbara, Heng ile Tai eyalederi arasında kalan bölgede avlanmak için izin istedi. Bunu kabul eden Çin imparatoru elçiyle içki ve yiyecek yolladı. İşbara, Sui imparatorunun gönderdiklerini büyük bir saygıyla kabul ettikten sonra ava çıktı. Bir günde kendi eliyle on sekiz geyik öldürmüştü. Bunların bir kısmını imparator Wen'a sundu. Son bir kaç senedir, bu topraklara akın yapılmadığı, Çinlilerin avcılığı sevmemeleri yüzünden buradaki av hayvanı sayısında artış olmuştur. Diğer taraftan Gök-Türklerin ve öteki Orta Asya'lı kavimlerin nişancılıkta mükemmellikleri zaten biliniyordu. Bundan dolayı bir günde on sekiz geyik öldürdü ifadesi mübalağalı kabul edilmemelidir.

Av bittikten sonra Tsu-ho garnizonuna varan İşbara, ateşlenerek hastalandı. Bir aydan fazla hasta yattıktan sonra öldü. Onun ölümünden dolayı üç gün yas ilan eden Çin imparatorunun çok üzüldüğü anlaşılıyor. Bu matem sebebiyle Çin sarayında bütün işler üç gün durdurulmuştu. T'ai-ch'ang unvanlı cenazeleri idare eden çinli de Gök-Türklere gönderilmiş, beş bin top ipek sunulmuş, onun defin merasiminde kurban kesilmiştir.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Gök-Türk İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir