Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Göktürkler'de Ünvanlar

Burada Göktürk İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Göktürkler'de Ünvanlar

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Ara 2010, 17:19

GÖKTÜRKLER DEVRİNDE ŞAHIS ADLARI

Türkler'in varlıklarının başından beri bir bozkır kavmi olmadıkları şüphesizdir. Onların bozkır bölgesinde seslerini erken duyurmamalarının en mühim sebebi de budur. Türkler yaşayışlarının başlarında bir orman kavmi eski deyimle "ağaç eri" idiler ve Sibirya'da, pek muhtemel olarak, Baykal (=Tenis), Kem (=Yeniçay=Yenisey) ve Angara ırmağı arasındaki geniş yörede yaşadılar. Orada çoğaldıkça kümeler halinde aşağıya, bozkır bölgesine indiler. Yakutlar ise kuzeye Tundralar'a göç etmek zorunda kaldılar.

Bu en eski Türk yurdundan bozkır bölgesine inen Türk soyundan ilk budun veya budunlardan biride Çinliler'in Hiung-nu dedikleri Hunlar'dı. Hunlar'ın Türk soyundan olduklarında şüphe yoktur. Çin kaynaklarında Gök Türkler ile Uygurlar'ın Hunlar'dan geldikleri açıkça ifade ediliyor. Buna karşılık aynı kaynaklarda Juan-juanlar ile Kıtay (=Hıtay) ların Hunlar'la akrabalığından ise asla söz edilmiyor.

Hunlar, M.Ö. III. yüzyılın son çeyreğinin başında güçlü bir devlete sahip olarak Çin için tehlikeli bir komşu haline geldiler. M.Ö. 214 yılında Çin Şeddinin tamamlanması bu hususla' ilgilidir; Türkler Çin şeddine Burkurka (Bukarka), Moğollar da Etkü (?) demekte idiler. Hunlar'ın siyasi hayatları halefleri olan devletlerinkine nisbetle uzun sayılabilir. Bu arada onlar mücadeleci ruhları ile Çinliler'in hafızalarında unutulmaz hatıralar bırakmışlar, Türk devletlerine bir çok gelenekler vermişler ve Aryan kavimlerinin Orta Asya'dan uzaklaşmalarında mühim bir amil olmuşlardır.

M.Ö. 155'lerde Orhun bölgesindeki kuzey Hunlar'ı devletine Sien-pi'ler tarafından son verildi. Sien-pi'ler Moğol asıllı kabul edildiği gibi, V. yüzyılın başlarında kurulan Juan-juanlar, Mançurya sınırlarından Tarbagatay'a kadar uzanan toprakların sahibi idiler. Onların batı komşuları ise Heftalitlerdi. Heftalitler'in ülkeleri de Doğu Türkistan'daki Turfan-Karaşar yörelerinden başlayıp Horasan içlerine kadar gidiyordu. Heftalitler'in kavmi menşelerine gelince; ilim alemine hakim olan görüş onların Moğol asıllı olduklarıdır'. Fakat sonra onların ari soyundan geldikleri ileri sürülmüştür2. Bu durumda Heftaliter'in asıllarının yeniden esaslıca araştırılması, meselenin muhtemelen kesin bir şekilde halledilmesi ile sonuçlanabilir.

Kuzey Çin ise Türk asıllı Tabgaç (Çincesi T'o-pa) adlı bir kavmin idaresi altında idi. Fakat bunlar V. yüzyılın ikinci yarısında tamamiyle Çinli'leşmişlerdi.
Çin kaynaklarına göre (Juan-juanlar'a tabi kavimler arasında Türk (daha doğrusu Türük) adlı bir bodun da vardı. Bu bodun, yine aynı kaynaklara göre, Altay dağlarında yaşıyor ve efendileri Juan-juanlar için demirden aletler yapıyorlardı. Fakat Çin kaynaklarının bu haberi Gök Türkler'den ancak bir bölüğü için doğru olabilir.

İşte bu Türkler'in başbuğu Bumin 552 yılında Juan Juan yahut Ju-ju'lar'ın devletine son verdi. Bumin ne yazıkki aynı yılda hayata veda etti. Fakat Bumın sadece 572-580 arasında dikilmiş olan Bugut kitabesinde5 değil, 180 yıl sonra torunu Bilge Kağan tarafından Türkler'e şan şeref veren en büyük hükümdar olarak da kendisinden söz edildi6. Hatta bu büyük hükümdar Uygur hükümdarı İl İtmiş Bilge Kağan'ın kitabelerinden birinde dahi anıldı7.

Fakat kardeşi İstemi ile (ölümü 575) oğlu Mukan (553-572) onu aratmayacak derecede kabiliyetli hükümdarlardı. Gerçekten Mukan 555 yılında doğuda Juan juanlar'ın varlığına tamamen son verdiği gibi, İstemi de 563-567 yıllarında kuvvetli ve büyük Heftalit İmparator'luğuna son verdi. Bu iki hükümdarın başarıları üzerine Gök Türk devletinin hududları doğuda Hıngaan dağlarına, batıda Ceyhun ırmağı ile Hazar Denizine kadar uzanmıştır.
İstemi de Bilge Kağan tarafından Bumin gibi kağan unvanı ile saygı duyularak anılıyordu. Kağan gibi fakat Mukan'dan söz edilmiyor. Bunlardan sonra büyük kağanlar görülmedi. Bu arada imparatorluk ikiye ayrıldı.

İmparatorluğun birbirine düşman iki devlete ayrılması Çin karşısında siyasi bakımdan zayıf düşürdü ve bu Doğu Gök Türk devletinin 630 yılında feci bir şekilde yıkılması ile sonuçlandı. Tutsak alınan kağan ve bodundan yüzbin kişi Çin'e götürüldü. Şanlı atalarının gururunu taşıyan Kie-li kağan bu tutsaklığa ancak 4 yıl dayanabildi. "Türk beylerine" gelince, onlar Tabgaç kağanının hizmetine girmişlerdir. Türkçe Unvanlarını atıp Çince unvanlar almışlardır. Halbuki bu "bölgeler" 630'da savaş esnasında Çin imparatorunu tek başına karşılarında görünce onu tutacakları yerde şaşkınlık ve korkudan atlarından inip imparatora yükünmüşlerdi. Böylece büyük bir zafer akıl almaz davranışları yüzünden büyük bir felakete uğranılmıştı. Doğu Gök Türkleri, Batılılar için bir set idi. Doğu yıkılınca batı da kendisini koruyamadı. Çin 657 yılında Batı Gök Türk devletini de hakimiyeti altına aldı.

682 yılında Doğu Gök Türk devleti hanedana mensup Kutlug Şad tarafından yeniden kuruldu. Kutluğ da büyük başarısı ile ilgili olarak İl-Tiriş Kağan ünvanını aldı. İl Tiriş, burada ülkeyi düzene sokan devlet kuran demektir. Kutluğ'un bu başarısında şüphesiz, Türk Kara Kamaç Budun'un yani halk kitlesinin şanlı maziyi unutmayarak daima tutsaklıktan kurtulmak özlemini taşıması harekete geçirilmesinde ve başarıya ulaşılmasında en mühim amili teşkil etmiştir. Doğu Gök Türk devletin ikinci devri, 62 yıl sürmesine rağmen her türlü ilgiye layık bir devirdir. Bunun için Orhun abidelerinin bu devirde meydana getirildiğini hatırlamak elverir.
Bilge Kağan'ın 734 yılında vefatından sonra kuvvetli bir şahsiyet çıkmadı. Bu yüzden 742'e kağanlık mücadelesi başladı. Bu mücadele Gök Türkler'in bilhassa manen çok zayıf olduklarını açıkça ortaya koydu. Bunu gören devlete tabi, Uygur, Karluk ve Basmıllar birleşerek isyan ettiler. İsyan gelişti ve Gök Türk devleti bu isyan sonucunda yıkıldı (744). Uygurlar müttefiklerini yenerek Gök Türkler'in yalnız başına halefi oldular.
Batı Gök Türkleri'ne gelince, onlarda Su-lu Kağan'ın ölümünden (739) sonra gittikçe zayıfladılar, öyleki yurtlarından Uygurlar tarafından kovulmuş olan Karluklar 766 yılında Sûyab'i kolayca alıp Türgiş yahut Batı Gök Türk devletine son verdiler.

Gök Türkler'in Türk Tarihindeki yerleri üç maddede ifade edilebilir:

a. Gök Türkler İç Asya'da sınırları o zamana kadar görülmemiş genişlikte bir devlet kurmuşlardı. Daha önce de yazıldığı gibi Gök Türk devletinin batıdaki sınırları Ceyhun ırmağı ile Hazar denizine dayanmıştı. Hatta Çinli rahip Hivan Tsang 630 yılında Gök Türk sınırının Afgan içlerine uzandığını görmüştü. Bizans ve İranlılar ile olan münasebetler Türk adına kazandırdı. Türk adını taşıyan asıl bodun tarih sahnesinden çekildiği halde Türk adı bu yeni manası ile varlığını kuvvetle sürdürdü.

b. İstemi Yabgu Eftalitler'i yendikten sonra buyruğundaki on beyin başına Isıg Göl'ün doğu ve kuzey doğusundaki topraklarda yurt verdiği gibi, diğer beşine de aynı gölün batısında bulunan Çu ve Talaş ırmaklarının bulunduğu bölgede yurt vermişti. Bu on beyden her biri boyları ile birlikte bu yurtlarında oturdular. Böylece Batı'da çok geniş bir saha, kavmi bakımından Türk ülkesi halini aldı.

c. Gök Türk kağanları ve devlet adamları teşkilatçı, her konuda gelişmeyi seven bir kavim ile medeniyetçi insanlar idiler. Onlar pek tabii olarak devletlerini kurarken birçok müesseseleri mevki ve şeref unvanlarının bir kısmını halef olduğu devletler ile komşu devletlerden aldılar. Çin kaynaklarında Gök Türkler'in devlet teşkilatı, içtimai dini ve kültür hayatları hakkında bazı kısa bilgiler verilir. Bu bilgilerin hepsi Gök Türkler'in devletlerini kurup geliştirdikleri ilk yıllara aittir.

Kaynakça
Kitap: TURK DEVLETLERİ TARİHİNDE ŞAHIS ADLARI I
Yazar: Faruk SÜMER
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: GÖKTÜRKLER'DE ÜNVANLAR

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Ara 2010, 17:19

B

Burada Gök Türkler'de 20 memuriyetin bulunduğu ve bu memuriyetlerin babadan oğula geçtiği ifade edilir. Bu memuriyetler hakkında aşağıda unvanlar kısmında bilgi verilmiştir.
Gök Türkler'in uzun bir müddet Soğdça'yı devlet dili olarak kullandıkları şüphesizdir.

Çin kaynaklarındaki:

"Türkler'in yazıları yoktur. Sözleşmelerini ağaç levhalar üzerine yaptıkları Kertik ve Çentiklerle gösterirler" sözü hiç yazı kullanmadıkları zamana, yine aynı kaynaklardaki "yazıları Barbaroslar'ın (=Hu) ki gibidir" ifadesi ile Soğd alfabesini kullandıkları zamana aittir. İpek ticareti hakkında Soğd Muniah ile 567 yılında Bizans İmparatoru II. Justin'e İstemi Yabgu tarafından gönderilen mektup, Soğdça olduğu gibi", Çin imparatorlarına yazılan mektuplarda, şüphesiz aynı yazı ve aynı dilde idi. Bu arada 570-582 arasında dikilmiş olan Bugut kitabesi de Soğd alfabesi ve dili ile yazılmıştı.

Gök Türk alfabesinden Çin kaynaklarında galiba hiç söz edilmiyor. Bu alfabenin İran şekilli Aramî veya Pehlevî gibi alfabelerden çıktığına dair görüşler vardır. Fakat bu görüşler kesin bir şekilde isbat edilemiyor. Bunun da sebebi, bu alfabede Türk katkısının fazla olmasıdır. Böylece bu alfabe millî bir alfabe hüviyetini kazandı. Fakat, bu alfabenin icadı bana göre VII. yüzyılın ikinci yarısındadır. Çünkü bu alfabenin daha önce kullanıldığına dair hiç bir delil yoktur. Sonra eğer bu alfabe VI. yüzyılda mevcut olsa idi, Bugut kitabesi Soğd yazısı ile yazılmazdı.

Çin kaynakları Türkler'in takvimleri olmadığını yılları bitkilerin yeşillenmesine göre hesaplandıklarını yazarlar. Fakat yine aynı kaynaklarda Şapo-lıo (=Işbara) Kağan tarafından (584 yılında) Çin imparatoruna gönderilen bir mektubun Lu (Efderhu) yılının IX. ayının 10. günü yazıldığı kaydedilir. Bu Türklerin 12 hayvanlı takvimlerini kullandıklarına dair en eski haberdir. Böylece bu 12 hayvanlı takvimin kullanılması da Gök Türkler devrinde başlamıştır. Takvimin geçen yüzyıla kadar İran ve Turan'da resmen kullanıldığını biliyoruz. Oniki hayvanlı takvimi, Türkler'in Çinliler'den aldıkları ile ilgili görüş şimdi çok daha fazla ehemmiyet kazanmıştır.

Yine VI. yüzyıla ait bilgilerden olmak üzere, Çin kaynakları, Gök Türkler'i konar göçer olmakla beraber, onlardan her birinin bir toprak parçasına sahip olduğunu yazarlar. Bu toprak parçası çiftçilik yapmak için kullanılan tarla («tarıglag) olmalıdır. Kapkan Kağan barış yapılması için Çin imparatoriçesinden 300.000 darı ile 3000 adet ziraat aleti istemişti.

Daha kurucu kağanların; ticaretin ve bilhassa ipek ticaretinin ehemmiyetini kavrayarak 567'de Bizans imparatoruna elçi gönderdiklerini biliyoruz. Bundan çok daha mühim olan haber Bilge Kağan'ın (ölm. 734) bodundan, Ötüken'de oturup, ticaret ile meşgul olmasıdır. Bazı hudut şehirlerinde Türkler ile Çinliler arasında ticaret yapılmakta idi.

Kağanlar Çin medeniyeti ile yakından ilgilenmişler, Çin'in zenginlik ve kuvvetinin nereden geldiğini de düşünmüşlerdi. Tutsak Budist bir Çinli rahip T'a-po Kağan (572-581)'a bunun (Çin'in kuvvet ve zenginliğinin) Buda'nın ilkelerine riayet edildiğini söylemesi, onun bu dine girmesinde amil olmuştu. Bilge Kağan'ın da aynı dine girmek istediğini biliyoruz.

Bazı kağanlar da şehir kurmak ve bodunları ile orada oturmak istemişlerdir. Bunların başında K'i-min Kağan geliyordu. Bilge Kağan'ında şehir kurmak istediğini, fakat Tonyukuk'un Kağan'ı bundan vazgeçirdiğini biliyoruz. Yine Bilge Kağan devrinde Tula ırmağı kıyısında veya ona yakın bir yerde "Toğu Balık" vardı. Buradaki Balık pek muhtemel olarak onun bir şehir olduğunu gösteriyor.

Türkler'in halk kitlesi yün ve deriden yapılmış elbiseler giyiyorlardı. Kışın mutlak deri elbiseler giyilirdi. Kışı keçe çadırlarda deri elbiseler giymeden geçirmek mümkün değildi. Anadolu'da da uzun müddet deri elbiseler giyilmiştir. Türkler kaftanlarının sağ kanadını sola atarlardı. Saçları da dalgalı olarak ortaya (galiba enseye kadar) sarkıtılıyordu. Halbuki Çinliler elbiselerin sol kanadını sağa atıyorlar, saçlarını da topuz şeklinde yapıyorlardı. Elbisenin sağ kanadını sola atmak Çinliler'ce barbar alametlerinden sayılıyordu. Bu sebeple bir iki kağan elbise ve saç hususlarında da Çinli'leri taklit etme-yi düşündüler ise de bodunlarının tepkisi ile karşılaşmaktan korktukları için bu düşüncelerini uygulamadılar. Tabiî kağanların bu düşüncelerinde, ülkelerini istikrarlı; zengin ve güçlü bir duruma getirmek arzusu amil olmuştur.
Gök Türkler devletlerini kurdukları VI. yüzyılda ölülerini yakıyorlardı. Fakat VII.. yüzyılın ilk çeyreğinde toprağa gömmekte idiler. Bu devrin sonuncu hükümdarı Hie-li Kağan cin ve şeytanların varlığına inanmıyordu, inanmadığı içinde, kendilerinden başka herkese "hu" yani barbar diyen Çinli'ler tarafından tenkid edilmiştir.
Bütün bunlar arasında Gök Türkler'in Türk ve dünya tarihindeki en mühim rolleri, şüphesiz kendileri ve kendi alfabeleri ile kitabeler bırakmalarıdır. Bu kitabeler Türk dilinin, Türk edebiyatının ve Türk tarihinin en eski ve aynı zamanda bir eşleri olmayan en güzel, en değerli eserleridir. Daha umumî bir ifade ile Orhun kitabeleri Türk kültürünün şaheseridir.

Gök Türk kitabeleri umumiyetle mezar abideleri için yazılmış kitabelerdir. Bu abideler şimdi Moğolistan denilen eski Türk yurdunda bulunuyor. Konumuzu teşkil eden devirle ilgili olarak bugüne kadar altı kitabe keşfedilmiştir. Bunlardan dördü dört büyük devlet adamına aittir. Hanedana ait iki kitabeden biri Köl Tigin öbürü de Bilge Kağan için yazılmıştır. Bu kitabeler şunlardır.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: GÖKTÜRKLER'DE ÜNVANLAR

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Ara 2010, 17:20

1. Ongin:

Bu kitabe Orhun yöresinin güneyindeki Ongin (eski Kök Öflg) ırmağı dolaylarında bulunmakta olup Orhun abidelerine 100 mil uzaklıktadır. Kitabe hanedana mensup İl İtmiş Yabgu için vefalı oğlu ve hanedanın saygın kişilerinden Bilge Işbara Tamgan Tarkan tarafından diktirilmiştir. L. Bazin'e göre kitabelerin en eskisi olup 720 yılında dikilmiştir.

2. Köl İç Çor:

Tula ırmağının kıvrımının güneyinde Ehe Hüşotu denilen yerdedir. Bu kitabe de Gök Türk büyüklerinden İç Köl Çor'a aittir. Çok tahribe uğramış olan İhe Hüşotu kitabesi yine Bazin'e göre" 723-725 yıllarında yazılmıştır.

3. Altun Tamgan Tarkan:

bu kitabede Orhun ırmağı ile Koşo Çaydam yakınında Ihe Ashete'de bulunan bir mezar kitabesi olup adı geçen tarhan için dikilmiştir. Bazin bu kitabenin de 724 yılında dikildiğini yazıyor.

4. Tonyukuk:

Ünlü devlet adamına ait kitabedir. Bu kitabe Moğolistan'ın başkenti Ulan Bator'un (=Kızıl Bahadır) takriben 50 km. güney doğusunda ve Orhun abidelerinin 350 km. kuzey doğusunda bulunuyor. Tonyukuk'un abidesinin Ötüken'den çok uzakta bulunması dirliğinin yahut yurtluk-ocaklığının o bölgede olduğunu, gösterir. Böylece diğer kitabelerinde sahiplerinin dirliklerinde dikilmiş oldukları anlaşılıyor. Tonyukuk bilindiği üzere, kitabesinde hayat ve başarılarını bizzat kendisi anlatmaktadır. Yani onunki mezar kitabesi değildir. Üç büyük Gök Türk kitabesinden biri olan Tonyukuk kitabesinin W. Thomsen 725 yıllarında, Bazin ise 726 veya az sonra dikildiğini söylüyor.

5. Köl Tigin Kitabesi:

731 yılında hayata veda eden Köl Tigin için 732 yılında dikilmiştir. Kitabedeki sözleri Bilge Kağan söylemiş ve yine hanedandan Yollig Tigin yazmıştır.

6. Bilge Kağan Kitabesi:

Bu kitabede 734 yılında vefat eden Bilge Kağan için 735 yılında oğlu tarafından diktirilmiştir. -Bu kitabedeki sözlerin bir kısmını Köl Tigin kitabesindeki bazı bahisler teşkil eder. Geri kalan kısımda Bilge Kağan, yaşını zaman birimi olarak olayları, elli yaşına (yani ölümüne) kadar anlatmaştır. Yine orada, kitabeyi diktiren ve kendisi gibi Türük Bilge Kağan unvanını taşıyan oğluna ait bazı kısa sözler vardır.
Gök Türkler'in tarihimizdeki yeri hakkında yazılan bu girişten sonra asıl konumuza geçebiliriz. Gök Türkler'de ad konma geleneği ile ilgili olarak, hiç bir bilgiye sahip olmadığımız gibi kitabelerde görülen has isimlerin çoğuda unvandır.

Bilge Kağan Köl Tigin kitabesinde:

"Kanım Kağan uçdukda inim Köl Tigin yiti yaşda kaltı... Umay teg ögüm Katun Kutına inim Köl Tigin erat boldı= Babam Kağan öldüğünde küçük kardeşim Köl Tigin yedi yaşında kaldı... Umay gibi annem hatunun talihine Köl Tigin er adını aldı.

Yenisey kitabelerinde de bu er at sık sık geçmektedir. Er at, ibarenin de gösterdiği gibi, er adi demektir. Yine Yenisey kitabelerinden birinde "oğlan at'ım" sözü geçiyor. Bu kayıt eski Türkler'in çocuklarına doğdukları zaman isim koydukları fikirlerini veri-yor. Erkek çocuklar ergenlik çağına gelince "er at" alıyorlar. Bu er at erginlik yaşına gelen (14 mü 16 yaş mı?) her oğlan çocuğu tarafından doğrudan doğruya alınabiliyor mu idi, yoksa onu alabilmek için akıllıca ve yiğitçe bir hareket mi göstermek icabediyordu? Elde kesin deliller olmamakla beraber, ikinci şık çok daha muhtemeldir. Çünkü, er at kolayca alınıp kullanılsa idi, bundan sık sık övünülerek bahsedilmezdi. İkinci olarak Dede Korkut destanlarındaki "ol zamanda bir oğlan baş kesmese kan dökmese ad komazlardı" sözü herhalde bir masal unsuru değildir.

Bundan başka yine Yenisey kitabelerinde bazan erdem atım=erdemli adım er erdemi atım= er erdemli adım sözleri de geçiyor. Bilge Kağan, hükümdar olmadan Tarduşları idare ediyor ve bununla ilgili olarak Tarduş Şad unvanı ile anılıyordu. O, 697 yılında 14 yaşında iken Tarduşlar'ın idaresine memur edilmişti. Fakat bu vazifeye tayin edilmeden önce, hangi unvanla anılıyordu? Bu, kesin olarak bilinemiyor. Çin kaynaklarında kağan olmadan önce ondan Küçük Şad ve Mo-kı-lien unvanları ile bahsediliyordu. Mo-ki-lien onun Tarduş Şad tayin edilmeden taşıdığı Türkçe unvanın Çince karşılığı olabilir.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: GÖKTÜRKLER'DE ÜNVANLAR

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Ara 2010, 17:34

GÖKTÜRKLER'DE ÜNVANLAR

Çin kaynaklarında Gök Türkler'deki yüksek memuriyetler hakkında şu bilgiler veriliyor:

"Türkler'in büyük vazifelileri şunlardır. Yabgu (ye-hu), şad (sche), tigin (te-le), İl-teber (Hie-li-fa) ve tudun (t'u-t'un-fa). Bunlardan başka bir çok küçük memuriyetler vardır. Bütün bu memuriyetlerin sayısı 28'dir. Bu memuriyetlerin hepsi de irsidir.

Görüldüğü üzere Çin kaynaklarında ancak beş unvan zikredilmiştir. Aşağıda kitabelerde geçen memuriyet unvanları ile şeref unvanları hakkında kısaca bilgiler verilmiştir.

Apa:

Kitabelerde büyük baba ve atalar manasında kullanıldığı gibi, sayın veya büyük anlamına gelen bir unvan olarak da taşınmıştır, Apa Tarkan gibi. Bu, Türkler'de aile teşkilatı ile ilgili kelimelerin (atabeg, ağa, dayı gibi), devlet hayatında unvan olarak kullanılması ile ilgili en eski misaldir. Yenisey kitabelerinde apa'nın, yine unvan olarak, yaygın bir şekilde kullanılmış olduğu görülecektir. Kelimeyi aba şeklinde de zikreden Kaşgarlı, onun Oğuzlar ve Karluklar'ca ana manasında kullanıldığını bildiriyor. Fakat Apa Selçuklu'lar devrinde bilhassa XII. yüzyılda Selçuklu beyleri arasında en çok kullanılan isimlerden biri idi. Aba, şimdi Anadolu'da çok yerde abla anlamında kullanıldığı gibi, abla da, anlaşılacağı üzere, aba'dan çıkmıştır.

Baga:

Büyük Unvanlardan olup daha çok Tarkan unvanı ile birlikte taşınıyor.

Beg:

Kitabelerde asiller manasında kullanılmıştır. "...Tokuz Oğuz begleri bodunu bu sabimin edyütleşid katıgdı tıfila=Dokuz Oğuz bodunu ve beyleri bu sözümü iyice işit sağlamca dinle".

Bilge:

Bilgili, akıllı demek olup en büyük unvan veya en büyük Unvanlardan biridir. Bilge, Kağanlar ve hatunlarca en çok tanınmış unvanların başında gelir.

Boyla:

Eski bir unvan olduğu ve proto-Bulgarca kullanıldığı söyleniyor. Tofiyukuk'un unvanları arasında boylada görülüyor. Boyla'nın islav dillerine girdiği de biliniyor.

Buyruk:

Kağan'ın daima yanında bulunan devlet adamlarının taşıdıkları bir unvandır. Hatta bundan dolayı Bilge Kağan Türk devletinin yıkılmasında "bilgisiz" ve "yablak". (=fena huylu) kağanların yanında "bilgisiz" ve "yablak buyrukları da mes'ul tutmuştur". 709 yılında Türgişler'le Bolçu'da yapılan savaşta Köl Tigin Türgiş Kağanının buyruk'u Az Tutuk'u tutsak almıştı. Buyruk'u yüksek bir askeri rütbe veya kumandan olarak manalandırmak asla doğru değildir. Kumandan sü başı'dır. XI. yüzyılda Kara Hanlılarda biruk şeklinde telaffuz edilen bu Unvan, saray teşrifatçıları tarafından taşını-yordu.

Iduk-kut:

Iduk kutlu, kutda talih, saadet demektir. Bunlara göre Iduk kut kutlu talih, kutlu saadet manasına geliyor. Bu unvanı ilk önce Beş Balık yöresinde yaşayan Basmıl başbuğları taşıdılar. 840 yılından sonra Beş Balık-Koçu bölgesine göç eden Uygurlar'ın hükümdarları eskisi gibi han Unvanını kullanmakta devam ediyorlardı. Fakat XII. yüzyılda Kara Hıtaylar'ın Kür Hanı tabiiyeti altına aldığı Uygur hükümdarını yıllık vergiden başka han yerine bu Unvanı (yani ıduk kut) da kullanmaya mecbur bırakmıştı. Kür Han'ın Karahanlı hükümdarına da sadece ilig unvanını kullanmaya müsaade ettiğini biliyoruz.

İnal:

İnanılır, güvenilir anlamına geliyor, anlaşılacağı üzere Iha-fiilinden-1 eki ile yapılan bir isimdir: Tarih boyunca daima böyle telaffuz edilmiştir.

İnançu:

İnanılan, güvenilen demektir. Bu Unvan bir görüşe göre İra-fiilinden -nçu eki ile yapılmıştır. Diğer bir görüşe göre bu Unvan aslı inan-fiilinden -ç eki ile yapılmış olan inanç olup inançu -ç ekinin uzunca ahenkli şeklidir.

Işbara:

Bu unvan Sanskritçe bey demek olan Işvara'dan geliyor. Bu, şeref Unvanlarından biri gibi görünüyor. İkinci Uygur hükümdarı İl İtmiş Bilge Kağan (ölm. 753) kuzeyde Kem ırmağının sağ kıyısında yaşayan Çikler'i kendine tabi kıldıktan sonra: "Çık budunka tutuk birtim ışbaras tarkat anda onçuladım" diyor. Işbara unvanını kağanların da taşıdıkları biliniyor.

İl Bilge:

Bunun da kağanlar'ın eşleri tarafından taşınan büyük bir unvan olduğu anlaşılıyor. Bilge Kağan'ın annesi bu Unvanı taşıdığı gibi, Uygur hükümdarı Tenride Bolmış İl İtmiş Bilge Kağan'ın eşi de aynı unvanı taşıyordu.

İllig > Ilig:

Bu unvan İllig (il+lig=illi) den geliyor; manası da, anlaşılacağı üzere ülkesi olan yani hükümdar demektir. Orhun kitabelerinde bir defa geçiyor ve ilig şeklinde yani tek 1 ile yazılıyor. Fakat bu, Gök Türk alfabesinin hususiyetinden dolayı unvanın daha o zamanlar İlig şeklinde telaffuz edildiğini göstermez. İlig'in sonra Uygurlar ve bilhassa Kara Hanlılar devirlerinde yaygın bir şekilde kullanıldığını biliyoruz. Bu unvan kitabelerde bir defa geçiyor: "Ecim kağan İli Kamşag boldukunda budun İlig İkegü boldukunda İzgil budun birle sünüşdümüz."

İl Teber:

Çin kaynaklarında Türkler'in başlıca mevki unvanları arasında zikredilen şi-li-fa yahut Hie-li-fa'nın bu unvanı ifade ettiği anlaşılmıştır. İl Teber'in el (=ülke devlet?) ile tab-ar eki ile yapılmış bir isim olduğu kabul edilmiştir.
Gök Türk devletine tabi çok budunun başındaki başbuğların bu unvanı taşıdıkları görülür. Bu başbuğlar başlıca Karluk, Uygur, Az, Edizler'in başında bulunanlar idiler. İzgil ve Çik budunlarının da aynı unvanı taşıyanlar tarafından idare edildiği şüphesizdir. İl-teber boy beği, kabile reisi gibi bir manada olmayıp boylardan meydana gelmiş toplulukların (mesela üç-Karluk) yani bodunların başında bulunan kral ve melik anlamında bir unvandır. Köl Tigin kitabesinde: "bunça bedizçig toygun il-teber kelür-ti" denili-yor. Her ne kadar Toygun adlı bir topluluğa rastgelinememekle beraber yine de Toygunun başında İl Teber bulunan bir topluluğu ifade ettiğini sanıyoruz. Bir de Batı Gök Türk kağanı So-ku'nun buyruk'u Az Tutuk vardı. Bu Az Tutuk On Oklar'ın Nu-Şe-pi kolundan Asi-Kie boyunu ifade etmiş olabilir. Koşu Tutuk gibi Asi-Kie boyu Nu-Şe-piler'in en kudretli boyu olup bir kaç yüz bin çadırdan meydana geldiği söylenir . Koşu da, On Oklar'ın aynı koluna mensup diğer bir boy idi.

İrkin:

Çin kaynaklarına göre On Oklar'ın sağ kolunu meydana getiren beş Nu-Şe-Pi boyunun beyleri bu ünvam (se-kin) taşırlardı. Hatta bu boylardan Asi-Kieler'in beyi Kiue Se-Hkin= Köl İrkın ünvanını taşıyordu. Bununla beraber İrkin'in doğu Gök Türkle-ri'nde de kullanıldığını biliyoruz. Mesela Yir Bayırkular'ın başbuğu Uluğ İrkin Unvanını taşıdığı gibi Bilge Kağan'ın beylerinden Sebik Köl İrkin'i de tanıyoruz. Köl İrkin X. yüzyılda Seyhun boylarındaki Oğuzlar'ın yabgularının vekilleri tarafından taşındıktan başka XI. yüzyıldaki Karluk büyüklerince de taşınmakta idi.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: GÖKTÜRKLER'DE ÜNVANLAR

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Ara 2010, 17:34

Kağan:

En büyük hükümdar yani imparator demektir. Bu ünvanın Gök Türkler'e Juan-juanlar'dan geçtiği bildiriliyor. Sonra bu unvan yabancı bir dilin tesiri ile Hakan şeklini almış ve Osmanlı sultanları da unvanın bu şeklini kullanmışlardır.

Kan:

Kan, Kağan'ın hece düşmesi sonucunda aldığı şekildir. Unvan bu şekli ile daha Tonyukuk'un kitabesinde de geçer. O zaman Kan, manaca kağan'dan farksızdı. Bu da sonra kan şeklinde söylenmeye başladı ve Moğol devrinde, kaan'a tabi, hanedana mensup mahalli hükümdarlar tarafından taşındı. Fakat sonra umumiyetle, yine hakan ile aynı anlamda kullanıldı. Osmanlılar'da da öyle idi. Yalnız Şah İsmail han Unvanını eyalet valilerine unvan olarak verdi. Hakan unvanı en büyük hükümdar olarak kendisi ve halefleri tarafından taşındı.

Katun:

Kağanlar'ın eşlerinin unvanıdır. Kaşgarlı'da (XI. yüzyıl) bu telaffuz korunuyor. Ancak aynı yüzyıldaki tarihi kaynaklarda da münhasıran hatun şekli görülür Turuncan Hatun (Tuğrul Beğ'in karısı) Arslan Hatun (Selçuklu Çağrı Beğ'in kızı halife el-Kaim bi-emri'llah'ın karısı,) Terken Hatun (Melikşah'ın karısı). Hatun bu şekilde (yani hatun) telaffuzuna "asil kadın" şeklindeki manası ile varlığını son zamanlara kadar sürdürdü.
Bunun yanında hatun halkımız arasında son zamanlarda, bilhassa şehirlerde ses değişikliğine uğrayarak kadın şeklini alıp bugünkü manasını kazandı.

Kutlug:

Talihli demektir. Şeref Unvanlarından olup Uygur devrinde çok kullanılmıştır.

Külüg:

Ünlü demektir. Fakat külüg'ün Unvan olarak yaygınca kullanıldığından emin değilim.

Senün:

Çince general demek olan bu ünvan en fazla Kıtaylar tarafından taşmıyor. Bununla beraber Tokuz Oğuzlardan Kum Sefilin, Buhara şehri halkının elçisi Enig Senün'ün bu unvanı taşıdıkları görülür.

Sü Başı:

Ordu kumandanı. SU, ordu demektir. SU-başı İnel Kağan, Kapkan Kağan'ın oğlu olup 711 yılındaki Batı seferinde Gök Türk ordusunun başkumandanı idi. Sü başı'nın bu manasının uzun müddet sürdüğü görülür. Sü başı Anadolu'ya gelmiş ve vilayetlerin askeri valilerini ifade etmiştir. Osmanlı devrinde ise sü başı su başı şeklinde söylenmiş ve zabıta müdürü manasını taşımıştır.

Şad:

En büyük Unvanlardan olup hanedan mensupları tarafından taşınmıştır. Köl Tigin kitabesinin başındaki şadapıt beyler sözü ile şadlar kasd edilmektedir. Bilge Kağan'ın şehzadeliğinde şad ünvanını taşıyarak kağan oluncaya kadar Tarduş budununu bu unvanla idare etmişti.

Tamgan:

Diğer bazı ünvanlar ile birlikte geçiyor, Işbara Tamgan Çor Yabgu gibi.

Tarkan:

En büyük Unvanlardan olup hanedan azasına mensup şehzadelerin taşıdıkları unvanlardan biri de bu unvandır. Tarkan'ın Uygurlar devrinde de ehemmiyetini koruduğu biliniyor. X. yüzyılın birinci yarısında Oğuz büyükleri arasında tarhan şeklinde bu unvanın kullanıldığı görülür. Fakat XI. yüzyılda Türk dünyasında bu Unvan artık pek kullanılmamakta idi. Kaşgarlı'nın tarhan hakkında "İslam'lıktan önce kullanılmış bir unvan olup Argu'ca beg demektir" sözleri bu hususla ilgilidir. Kaşgarlı'nın tarhanı Arguca asıllı göstermesi dikkate şayandır.
Moğollar'da Unvan geleneği pek yaygın olmamakla beraber tarhan, darhan devlete büyük hizmetlerde bulunmuş kimselere veriliyordu. Moğollar devrindeki darhanlar izin olmadan kağanların katma çıkmak, vergi vermemek, ele geçirdiği ganimetin hepsine konmak, dokuz suçtan bağışlanmak imtiyazına sahip idiler. Bilinmemekle beraber Türk tarkanlarının da bu imtiyazlara sahip oldukları kuvvetle tahmin edilebilir.

Tamgacı:

Kağanın damgasını taşıyarak onun yarlığ ve buyruldularını hazırlayan yüksek devlet memurunun unvanı Tamgacı da mühim bir memuriyetin ünvanı idi. Nitekim Batı Gök Türk hükümdarı Su-lu Kağan Köl Tigin'in cenaze törenine Makaraç Tamgaçı ile Oğuz Bilge Tamgaçı'yı kendi temsilcileri olarak göndermişti: "On Ok oğlum Türgiş Kağanda Makaraç Tamgaçı Oğuz Bilge Tamgaçı kelti".

Tefinken:

Tenriken gök gibi demektir. Bu Ongin kitabesinde geçiyor ve muhtemelen İl Tiriş Kağan'ı ifade ediliyor. Tefiriken'in İl Tiriş Kağan'ın yerine kullanılması, İl-Tiriş adının söylenmesinin "koruk" (=memnu) olmasından ileri gelmiyor. Çünkü adı Kafgan İl Tiriş Kağan şeklinde geçiyor. O halde Tefiriken saygı ifade eden bir ünvan olarak kullanılmış bulunuyor.

Tigin:

Çin kaynaklarında te-le olarak geçen Tigin'in yabgu (=ye-hu) ile birlikte sadece Kağan'ın oğullan, küçük kardeşleri ve diğer akrabaları tarafından taşındığı belirti-lir. Kara Hanlı hanedanı mensuplarınında bu ünvanı taşıdıklarını biliyoruz. Fakat X. ve XI. yüzyılda köle tacirleri ve terbiyeciler tarafından ellerindeki Türk Memlük'lerine bu unvan çok verildiği için, Kaşgarlı Tigin'i kölelere konulan bir isim sanıp Karahanlı prenslerinin bu ünvanı taşımalarını hanedan mensuplarının büyük kağan Alp Er Tona'ya (Efrasiyab) köleler gibi saygılı olmalarından ileri geldiği şeklinde izah edilmiştir.

Tudun:

Büyük memuriyetlerden biri olup Batı Gök Türkleri devletinde iki tudun vardı. Bunlardan biri devletin batı ucunda, diğeri de doğu sınırında oturuyordu. Tudunların başlıca vazifeleri kağana bağlı şehir devletleri hükümdarlarının tutumlarını gözlemek ve kağana her yıl verecekleri vergilerin zamanında ödenmesini sağlamaktı.

Tutuk:

Çince vali demek olan bu ünvan Türkler tarafından kullanılmıştır: Az Tutuk (Türgiş hükümdarı So-Ku'nun buyruku) Koşu Tutuk (On Oklar'dan Koşu boyunun beyi). Uygur hükümdarı kendisine tabi.kıldığı Çinliler'in başına tutuk unvanlı bir başbuğ tayin etmişti. X. yüzyıldaki Türk topluluklarından İrtiş boylarında yaşayan Kimekler'in başbuğu da bir kaynağımıza göre, tutuk unvanını taşımakta idi.

Yabgu:

Kağan'dan sonra hanedan mensupları tarafından taşınan en büyük Unvandır. Doğu Gök Türkleri'nde Tolus bodununun idaresine gönderilen hanedan mensupları yabgu Unvanını taşırlardı. Batı Gök Türkleri'nde de Yabgu ve Şad'ın en büyük ünvan olduğunu biliyoruz. Batı Gök Türkleri'nde yabguların On Okların sağ kolu beş boydan oluşan Nu-şe-pi kolunun başbuğlarının taşımış olmaları muhtemeldir. On Oklar dağılınca bu yabgular Nu-şe-pi kolunun pek mühim bir kısmını (veya belki hepsini) teşkil eden Oğuzlar'ın başında bulunmuşlardır.

Yargın:

Bazin'e göre yaragan. Aynı müellif bu ünvanın yara- (yaramak, faydalı olmak) fiilinden -gan eki ile yapılmış bir isim olduğunu söylüyor. Yargan, Büyük Unvanlardan biri de bu Unvandır.
Gök Türkler bu Unvanların mühim bir kısmını selefleri olan Juan-juanlar ve Heftalitler ile Çinliler'den ve yakın münasebetlerde bulundukları Soğdlar'dan almışlardır. Bu ünvanlar güç, kudret, yücelik, güven, bilgi ifade eden sözlerdir. Ünvan veya ad olarak hayvan isimlerinin az kullanıldığı görülüyor. Kitabelerde sadece Tona Tigin ve Bars Beg isim veya Unvanları görülebiliyor. Sunkur gibi kuş isimlerine hiç rastgelinemedi.
Gök Türkler'in kullandıkları bu Unvanların hepsi de Uygurlar'a geçmiştir. Bu ünvan geleneğini Müslüman Kara Hanlılar'da yaygın bir şekilde sürdürmüşlerdir. Ancak ileride görüleceği üzere, Kara Hanlılar'ca kullanılan Unvanların mühim bir kısmını hayvan ve kuş isimleri meydana getiriyor.
Türkiye'ye gelince, bu ülkede Gök Türkler'den beş asır sonra onlara bu Unvanlardan Bilge, Uluğ, Kutluğ, İnanç, Beygu » Yabgu, Alp ve diğerlerini ünvan olarak kullanıldığı görülecektir.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: GÖKTÜRKLER'DE ÜNVANLAR

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Ara 2010, 17:34

Alp Şalçı şal'ın veya şalçi'nin manası bilinemiyor. Bu isim ilk defa Suğdak seferinde (710 it yılı= 4 Şubat 710= 23 Ocak 711) geçiyor ve ilk bakışta Köl Tigin'in atının adı olduğu fikrini veriyor:

"...Alp Şalçı ak atın binip tegmiş". Fakat Alp Şalçı, bize göre atın adı değil, onun ilk sahibinin adıdır.

Çünkü Türkler'de, atlara hususi olarak ad koyma geleneği yoktur.. Bir at tarif edilmek istenirse, doru ile sakar, sekili gibi bir işaretle veya diğer bir vücud hususiyeti ile veya buradaki gibi tarif edilirdi. Yukarıda da cümle Alp Şalçi'nin kır atına binip manasını taşıyor, "Işbara Yamtar Boz atıg binip" cümlesinde de olduğu gibi, burada da tamlama, eki olan -nıfi kullanılmamıştır. Esasen o zamanlarda düşmanların atlarına binmek şeref verici bir hareket sayılıyordu. Bu sebeble kahramanın boz atlarına bindiği Tadık Şor, Işbara Yamtar, doru atına bindiği Yigen Silig Beg, kır aygırına bindiği Uluğ İrkın, Alp Şalçı gibi düşman beyleridir. Bu beylerden birini tanıyoruz. O da Uluğ İrkindir. Uluğ İrkin Bayırkular'ın başbuğu olup onunla 706'dan sonra 710'dan önce Türgi Yorgun Köl'de savaşılmış bozguna uğrayan Ulug İrkin az bir adamla kaçıp gitmişti. Köl Tigin Kırgızlar'la yapılan savaşta (710) Ulug İrkin'in Ak Aygır'ına binmiş ise de, bu atın uyluğu kırılmıştı.

Köl Tigin 714 Bars yılında (21 Ocak 714-08 Şubat 715) Tamag Iduk Baş'da Karluklar ve ertesi yıl (Tavşan yılı = 9 Şubat 715= 28 Ocak 716) Az Bodun'a karşı kazanılan zaferleri Alp Şalçi'nin Kır atı üzerinde savaşarak kazanmıştır. Fakat çok geçmeden (yine 715 Tavşan yılında) İzgiller ile yapılan savaşta bu at düşmüştü.

Altun Tamgan Tarkan:

İhe Ashete kitabesinin dikildiği devlet adamı. Tamgan unvanının mana ve menşei üzerinde hiç bir bilgi elde edilemediği gibi, kendisi hakkında bilgi yoktur. Mütevazi mezar kitabesine göre Altun Tamgan Tarkan Köl Tudun unvanlı bir büyüğün kardeşi (inişi), Turgul ve Yelgek'in babalarıdır, Lagzin (=Domuz) yılında ölmüş olup Bazin bunun 723 Lagzin yılı olduğunu söylüyor. Altun Tamgan Tarkan'ın cenaze töreni ise ertesi yıl (724) yapılmıştır. Altun Tamgan Tarkan'ın devletin kuruluşuna katılan beylerden biri olması pek muhtemeldir.

Apa Tarkan:

Bu Unvanlar hakkında bilgi verilmişti. Çin kaynaklarında Apa Tarkan hakkında şu ilgi çekici bilgi verilmektedir: "O zamanlarda (680 yıllarında) A-schi-te Yüan-tschen adlı bir kişi vardı. O Şan-yü vilayetindeki bazı oymaklara nezaret etmekle vazifelendirilmişti. O Şan-yü'nün valisi (çang-şi) olan Wang Pen-li bir suçu yüzünden tutuklanmıştı. Kutlu yağmacılık Wang Penli'den A-schi-te Yüan-çen'i salıvermesini rica etti. Salıverilen A-schi-te derhal Kutlu'nun yanına gitti. Kutlu onu yeniden yanında görmekten sevinerek A-schi-te'ye Apa Tarkan (A-po-Tah-kan) Unvanını vererek, askerinin kumandanlığına getirdi. Apa Tarkan oymaklara nezaret etmekle görevlendirilmişti.

O zamanda A-schi-te Yüan-tsehen, schan-ya (Tu-hu-fu)'nun olan Wang nen-Tsclang-schi (Adjutanten) tarafından bir suçu dolayısıyla tutuklu bulunuyordu. (Kutlu, yağmacılıktan dolayı zorla içeri edilmişti.) Aschi-te Yüan-tschen, Wang Pen-i'ye onu tekrar eski güvenine getirmesini rica etti. Wan-Pen tarafından bu ricası yerine getirilince derhal Kutlu'ya gitti. Kutlu bundan onu tekrar kazanmaktan çok memnun olarak, A-po Tah-kan olarak adlandırdı. Bunu müteakib kendisine bütün askerin idaresini verdi.

Kutli Hieli'nin uzaktan akrabası idi. O da aile ismi olan Aşina'yı taşıyordu. Kut-lu'nun büyük babası Yuan-Yirgingir adında bir oymak reisi idi. Genel valinin sağ kolunun askeri valisi idi. O doğuştan yani, irsen, atalarından intikal eden tutun çor Unvanını taşıyordu. Aşina Fu-nien yok olunca Kutlu güvendiği Türkleri başına topladı ve onlarla Tsung-Tsai-scharg dağına çekildi ve orada sayıları artıp haydutluk yaptılar. Bu sırada 5.000'den fazla kişiyi idare ediyordu. Bu sırada dokuz boyu yendi (831). Böylece Kutlu yavaş yavaş kuvvetlenerek neticede kendisini kağan ilan etti. Moçuyu sadı Tosifo'yu da ye-hu yaptı.

Bilge Işbara Tamgan Tarkan:

Gök Türk hanedanına mensup büyük bir devlet adamı olup Ongin kitabesinde geçiyor. O, Kapgan İl Tiriş Kağan devrinde (682-691) doğduğunu bildiriyor ve İl İtmiş Yabgu'nun oğlu ve Işbara Tamgan Çor Yabgu'nunda ini'si (küçük kardeşi) olduğunu söylüyor. Tamgan Tarkan sonra Kamil (=Humi) şehrini açtığını anlatıyor. Kapgan Kağan'ın 716 yılında ölümü üzerine başlayan kağanlık mücadelesinde küçük kardeşleri ve oğulları ile birlikte İl Tiriş Kağan'ın oğullarının taraftarları arasında yer almıştır. Ölümü 719 yılında olup kitabesi de 720 yılında dikilmiştir.
Ve bir çok aile ile bir topluluğun idaresi ile vazifelendirilmişti. Bu kişi Çang-şi wang pen-li tarafından tutuklandı. Bunun üzerine Kutlug (=Ku-to-lu) bir onu çevirdi. Fakat A-şi-te Yuaçen onu bağışlamasını ve kuşatmayı bırakmasını Kutluğ'dan rica etti. Kutluğ'da ricasını yerine getirdi. Sonra A-şi-te Kutluğ'un hizmetine girdi. Birlikte planlar yaptılar. Kutlug ona Apa Tarkan (A-Po-Takan) unvanım verdi ve onu bütün askeri işler ile meşgul olmakla vazifelendirildi.
Apa Tarkan hakkında Çin kaynaklarında verilen bu bilgiden onun da devletin kuruluşunda mühim bir rol oynadığını gösteriyor. İl Tiriş Kağandan sonra Kapgan Kağan zamanında da mevkiini koruduğu görülüyor. Mesela 710 yılında (bahar veya yaz) Altun Yış'ta mevki almış dururken Kağan; Apa Tarkan'a gizlice şu haberi gönderiyor: "Bilge Tonyukuk anyıg ol, üz ol, anılır. Süyorılim tideçi, unaman".
Bu büyük kumandan Bilge Kağan'm kitabesinde geçiyor ve Tölis beylerinin başı gibi görünüyor. Fakat bu seçkin şahsiyetin abidesine rastgelinmemiştir yazılıyor.

Baz Kağan:

Baz geniş manası ile barış demektir. Kitabelerde bu kelime tabi kılmak manasında kullanılıyor. Kaşgarlı'ya gelince, orada bazyatı yabancı ve garib manasında geçiyor. Baz Kağan Tokuz Oğuzlar'm kağanı idi. İl Tiriş Kağan ile yaptığı savaşlardan birinde ölmüş ve heykeli İl Tiriş Kağan için balbal olarak dikilmiştir.

Bilge Kağan:

İl Tiriş Kağan'ın oğlu, Kapğan Kağan'ın yeğeni, abideler devrinin hükümdarı, Türük Bilge Kağan Çin kaynakları Bilge Kağan'm insani duygulara sahip, herkese karşı kardeşçe sevgiler besleyen bir hükümdar olduğunu kaydederler. Gerçekten Bilge Kağan şehir kurmak ve Buda dinine girmek istedi ise de Tonyukuk bunların Türk budunun varlığı için doğuracağı tehlikeleri anlatıp onu bu fikrinden vazgeçirdi. Bilge Kağan'ın burada ehemmiyetle anılmaya değer bir vasfı da budununu çok sevmesidir: "Türük budun üçün tün udumadım, küntüz olurmadım. İnim Köl Tigin birle iki şad birle ölü yitü kazgandım" sözleri, bu samimi, derin ve şuurlu sevginin en güzel ifadesidir. Kitabelerde onu budununa karşı duyduğu derin sevgiyle ilgili daha bir çok sözler vardır. Kısaca milletini bir babanın çocuklarını sevdiği gibi seven onun gibi başka bir Türk hükümdarını tanımıyoruz. Bilge Kağan budunundan akıncılık yapmasını asla istemiyor; onun budunundan istediği Ötüken yöresinde oturup kervan ve kafile göndererek ticaret ile uğraşmasıdır.

Bilge Kağan sadece çok iyi bir hatip değildi, ayni zamanda çok düşünen bir hükümdardı. İnsanın kitabeleri okurken kendisini tahsilli bir hükümdar karşısında sanmasının sebebi budur. Çin kaynaklarına göre aynı zamanda bu ince ruhlu büyük hükümdar 734 yılında kendi devlet adamlarından biri tarafından ağılanarak hayata veda etti.

Bögü Kağan:

Bögü, akıllı ve bilgili demektir. Bögü Kağan'ın adı sadece Tonyukuk'un kitabesinde geçiyor. Bazı alimlerce bu Bögü Kağan, Kapgan Kağan'm oğludur. Fakat biz bu görüşe katılmayı mümkün göremiyoruz. Tonyukuk'un kitabesin-de geçen Bögü Kağan, bize göre Kapgan Kagan'dan başkası değildir.

Çünkü:

a- Bilge Tonyukuk Bögü Kağan'ı İl Tiriş Kağan ile Bilge Kağan arasında zikrederek onu da hüküm süren ulu kağanlardan biri gibi gösterir ve ona da hizmet ettiğini bildirir. Pek iyi bilindiği üzere İl Tiriş Kağan ile Bilge Kağan arasında kağanlık eden Kapgan Kağandır.
b- Kapgan Kağan'ın oğlu, babasının ölümünden sonra pek kısa bir müddet için olsun hükümdarlık etmemiştir.
c- Yine Tonyukuk'un kitabesinde 710 yılındaki Türgiş seferi bahsinde anılan Kağan ile Bögü Kağan aynı hükümdarı ifade ediliyor. Bu da Kapgan Kağan'dan başkası olamaz. Bunu isbat edebilmek için metni aynen naklediyoruz.

Kırkız'da yandımız Türgiş Kağan da körüg kelti. Sabi anteg: öfidin kağangaru sü yorılımtimiş yorımasar bizni kağanı alp ermiş uyğuçısı bilge ermiş, kaçan nen erser bizni ölürteçi kök timiş. Türgiş Kağanı taşıkmış tidi. On Ok bodunı kalışız taşıkmıştir. Tabgaç süsi bar ermiş. Olsabığ eşidip Kağanım ben ebgerü tüşeyin tidi. Katun yok bolmış erti. Anı yoğlatayin tidi. Siz (metin: sü) barıfi tidi. Altun Yış'da oturufl tidi. Sü Başı İnel Kağan Tarduş Şad barzun tidi. Bilge Tonyukukka bafia aydı: Bu süg ilt tidi, Kıyınığ köfi lufiçe ay. Ben safla ne ayayın tidi. Kelür erses kür ökülür, kelmez erser tılığ sabığ alı olur
tidi.

Altun Yış'da oturtumuz. Üç Körüg kişi kelti. Sabi bir: Koğan, sü taşıkdı. On Ok süsi kalışız taşıkdı tir. Yarış Yazı'da tirilelim timiş. Ol sabığ eşidip Kağanğaru ol sabığ itim. Kanda yan sabığ yana kelti. Olurufl tiyin timiş. Yelme kargu edgüti urğil, basıtma timiş.
Bögü Kağan banaru ança yıdmış Apa Tarkangaru içre sab ıdmış: Bilge Tonyukuk anyığ ol, üz ol, anılur. Sü yorılım tideçi unamafi Ol sabıg eşidip sü yorıtdım. Altun Yışıg yolsuzun aşdımız. İrtiş Öğüzüg keçigsizin keçdimiz. Tün katdımız. Bolçuka tanrı öntürü tegdimiz'. Kırgız'dan döndük. Türgiş Kağanından casus sözü söyle Doğuda Kağan'ın üzerine ordu yürütelim demiş. Yürütmezsek bizi... Kağanı bahadır imiş, danışmanı bilici imiş ne zaman bir şey olsa bizi öldürecektir demiş. Türgiş Kağan dışarı çıkmış dedi. On Ok budunu tama olarak dışarı çıkmış der. Çin ordusu da varmış.
O sözü işitip Kağanım, ben eve ineyim dedi. Hatun yok olmuştu. Ona yas töreni yaptırayım dedi. Siz gidin dedi. Altun Yış'da oturun dedi. Sü Başı (=Başkumandan) İnel Kağan Tarduş Şad'a (=müstakil Bilge Kağan) gitsin dedi Bilge Tonyukuk'a, bana söyle dedi. Bu orduya yürüt dedi azayı gönlünce ver. Ben sana ne diyeyim dedi. Gelirse bir tedbir düşünülür gelmezse dil haberini alıp otur dedi.

Altun Yış'ta oturduk. Üç casus geldi. Sözleri bir Kağan ordu çıkardı. On Ok ordusu eksiksiz dışarı çıktı der. Yarış yazı'da toplanalım demiş. O sözü işitip Kağan'a o sözü Kağan'a gönderdim. Han'dan cevap geldi oturun diye söylemiş. Yelmeyi ve Kargu'yı iyice koy baskına uğratma demiş. Bögü Kağan bana öyle haber göndermiş, Apa Tarkan'a gizli haber yollamış, Tonyukuk "anyıg ol, üz ol, anılur" orduyu yürütelim diyecektir, kabul etmeyin.
O sözü işitip orduyu yürüttüm. Altun Yış'ı yolsuz yerinden aştık, Irtiş ırmağını geçitsiz yerinden geçtik "Tün kattık" Bolçu'ya tan atarken ulaştık.
Anlaşılacağı üzere, bu bahiste Tonyukuk'a bütün bu emirleri veren Bögü Kağan'dır. Anlatılan haberlerden de Bögü Kağan'ın Kapgan Kağan'ın oğlundan başkası olamıyacağını gösteriyor.
ç- Kapkan'ın oğluna gelince, o yine aynı hadisede geçen Sü başı yani başkumandan İnel Kağan'dır. Çin kaynaklarındaki İni el Khagan ve Küçük Kağan işte bu İnel Kağandır.

Bumin Kağan:

Bumın'ın manası hakkında hiç bir bilgi yoktur. Çin kaynaklarında bilindiği üzerç ondan T'u-men adı altında söz edilir. T'u-men İl Kağan şeklinde de anılır.
Bumin Kağan'm 552 yılında vefat ettiği aynı kaynaklarda haber verilir. Bilge Kağan Bumin Kağan'ı İstemi "Kağan" ile birlikte ailesinin en eski ve aynı zamanda en kudretli hükümdarları olarak tanıtıyor. Ve onun devrini Gök Türkler'in parlak en devri olarak vasıflandırır.

Enin senün:

Buhara şehri budununun Köl Tiginin cenaze törenine katılan iki temsilcisinden biri. Bununla ilgili metin aynen şöyledir: "Kurıya kün batısındaki Soğd B.r.ç.k.r. Bukarak uluş bununda n.fl Senüfl Oğul Tarkan kelti" = Batıda gün batısından Soğud Berçeker ve Buhara şehri halkından Enifl Sefiün ile Oğul Tarkan geldiler. V. Thomsen'den itibaren bir çok alimler Soğd B.r.ç.k.r'i "Soğd, İranlı" şeklinde anlamışlar-dır.

Işbara Tamgan Çor Yabgu:

Ongin kitabesinde geçiyor. Bu, kitabeyi diktiren Işbara Tamgan Tarkan'ın elçisi yani ağabeyidir. Onların babası ise İl İtmiş Yabgu idi. Bu ailenin Gök Türk hanedanından olduğunu biliyoruz

Işbara Tarkan:

Ongin kitabesinin yanındaki balbaldan birinin üzerindeki unvandır.

Işbara Yamtar:

Bu Gök Türkler ile savaşmış bir budunun ileri gelenlerinden Köl Tigin 706 yılında Çin kumandanı Çaça ile yapılan ünlü savaşta Işbara Yamtar'ın boz atına binmişti. Yamtar'ın aslı ve manası bence meçhuldur.

İl Bilge Katun:

Bilge Kağan ve Köl Tigin'in anneleri 716 yılında sağ idi, aynı yılın baharında Tokuz Oğuzlar'ın oğlu Bilge Kağan'ın ordusuna yaptığı tehlikeli baskına şahid olmuştu. Bu tarihçe kesin olarak bildiğimiz Türkçe yazılmış en eski kadın adı veya un-vanıdır.

İl İtmiş Yabgu:

İl İtmiş, ülkeyi düzenlemiş demektir. İl İtmiş Yabgu Ongin kitabesinde geçmektedir. Tefirikene (İl Tiriş Kağan?) değerli hizmetlerde bulunmuş ve hatta bu hizmetlerinden dolayı Terinken ona Şad unvanını vermiştir. İl İtmiş'in sonra yabgu unvanını taşıdığı aplaşılıyor. Kendisinin Gök Türk hanedanına mensup olduğu oğulları hakkında bilgi verirken söylenmişti.

İl Tiriş:

Kitabelerde il, siyasi teşkilatı olan memleket, yani ülke manasında kullanılmıştır. Tiriş de derme toplama demek olan tir- fiilinden -ş eki ile yapılmış bir isimdir. Buna göre İl Tiriş "ülke düzenleyen", devlet kuran anlamına gelir.
İl Tiriş Kağan devletini kurmadan önce Kutluğ Şad unvanını taşıyordu. (Onun budununu Çin hakimiyetinden kurtarmak için giriştiği ilk faaliyetler hakkında)
Çin kaynaklarında İl Tiriş Kağan'ın Kutluğ Şad unvanı ile giriştiği ilk faaliyetler hakkında verilen bilgiler Orhun kitabelerindekine benzediği gibi, daha tafsilatlıdır.

Bu bilgileri mühim gördüğümüz için aynen naklediyoruz:

Kutluğ (Ku-tu-hio):

Hie-li Kağan'ın uzaktan akrabasıdır. A-şi-na hanedanının bir mensubu olduğu için o da bu ünvanı taşıyordu. Kutlunun büyük babası Şche-li Yuan-ying adlı bir budunun başbuğu ve şan-yü'nün (umumi valilik) sağ kolunu teşkil eden Yün-Çung'un askeri valisi (tu-tu) idi. A-şina Fu-nien yok olunca Kutlu güvendiği Türkleri başına topladı ve onlarla Tsung-Tsai- sehung dağma çekildi. Orada askerlerinin sayısı gittikçe çoğaldı.
Bunlar haydutluk yapmaya başladılar. Bu sırada 5.000'den fazla askere sahip idi. Kutlu bu asker ile Dokuz boyu yendi. Bu zaferden sonra gittikçe kuvvetlendi ve bunun sonunda da kağan unvanını aldı. Kardeşlerinden Moçu'yu şad ve To-sı-fu' yu da yabgu yaptı.

Diğer bir yerde şöyle deniliyor:

Kutluğ Hie-li Kağan'ın soyundandır. O, Yün-Esehung idari yöresindeki Şche-li Yuan-ying budunun başbuğu idi. Fu-nien'in yenilmesi üzerine (681) Kutlu kaçanları ve dağılanları biraraya topladı. Ve Tsungh-tsai Şan dağma çekildi. Ayrıca Hei-şa-Ç'eng şehrini de idaresi altına aldı. Bu sırada Kutlu'nun buyruğunda 5.000 kişi vardı. Çok geçmeden Dokuz Boy'u yendi. Bu başarıları üzerine kendini Kağan ilan etti. Kardeşlerinden mo-ço'ya şad ve To-si-fu'ya yabgu unvanını verdi.

Çin kaynaklarındaki Kutluğ Şad'ın Dokuz Boyu yenmesi haberi onun Tula ırmağı kıyısında Dokuz Oğuzlar'a karşı kazandığı zaferdir. Tonyukuk'un anlattığına göre Gök Türkler iki bin kişilik bir kuvvetle 3.000 kişi olan Oğuzlar'ı bozguna uğratmışlardır. Oğuzlar'ın bir kısmı suya düşmüş, bir kısmı da kaçarken öldürülmüşler, hayatta kalanları da itaat etmişlerdi. Bu başarı üzerine Türk budunu öz yurdu olan Ötüken yöresinde yerleşmiş ve bunu duyan çevredeki bodunların hepsi gelip bağlılıklarını bildirmişlerdi.

İl-Tiriş Kağan bir yandan düşmanlarla savaşırken, diğer yandan da devletini teşkilatlandırıyordu. Bilge Kağan bu hususta şunları yazıyor:

"yediytlz er bolup ilsiremiş, kağan sıramış budunuğ, küfledmiş kuladmış budunug Türük törüsin ıçgınmış. Tolis Tarduş (budunug onda itmiş. Yabguğ şadıg anda birmiş= yedi yüz er olup ilsizleşmiş, bırakmış budunu, atalarımın töresince yaratmış, yetiştirmiş. Tölis, Tarduş budunlarını orada düzenlemiş ve yabguyu ve şadı orada vermiş". Bundan başka İl Tiriş Kağanla ilgili olarak şu bilgiler de veriliyor. İl Tiriş Kağan 47 defa sefere çıkmış ve yirmi defa savaşmıştır. Tonyukuk'un kitabesinde ise onun on yedi defa Çin'le, 7 defa Kıtay'la ve 5 defa Tokuz Oğuz'la savaştığı bildiriliyor.
Gök Türk devletinin bu büyük ikinci kurucusunun öldüğü yıl hakkında muhtelif tarihler veriliyor. Bunlardan 691 tarihli en kuvvetli ihtimal olarak görünüyor.

İnel Kağan:

Türkçe kaynakta böyle Çin kaynağında İnie Khağan şeklinde geçiyor. Çin kaynağında bir de yine Kapgan Kağan'ın oğlu olarak gösterilen ve adının Fu-kü olduğu bildirilen Küçük Kağan var. Çin kaynaklarında İnie Kağan ile küçük Kağan'ın iki kardeş, ayrı kardeş oldukları söylenmediği gibi, böyle bir görüşü ileri sürecek delilde yoktur. Çünkü, Fu-kü'nün Bögü olmadığı anlatılmıştır. Sonra İnil Kağan sü başı yani baş kumandandır. Bu sebeblerle ortada tek bir şahsiyet söz konusudur. O da İnel Kağan olup, Çinli'ler ona İnie Khagan çok defada kendi dillerinde olmak üzere Küçük Khagan demişlerdir, inil şimdiye kadar İnel şeklinde okunmuş fakat bir mana verilememişti. Bu sebeble bu unvanın aslında İni el Kağan olduğu hakkında görüş her-halde isabetlidir.

İnel(İni ıl= inil) Kağan'dan sadece Tonyukuk'un kitabesinde söz ediliyor. Yukarıda da söylendiği gibi 710 yılında Türgişler ile başlayan savaşta Doğu Gök Türk ordusunun sü başı'sı, yani ordunun baş kumandanı idi. Onun adı, Türgiş seferinin devamı olan Suğdak seferinde de geçiyor.

Çin kaynaklarına gelince hem bu mes'ele, hem de diğer bakımlardan mühim olan a-nılardaki şu metni nakl etmek yerinde olacaktır. Kazanılan bu zafere çok sevinen Mo-Ço Çin İmparatorluğunu küçümsemeye başladı. Kalbi gururla dolmuştu. Ordusunun sayısı hemen hemen Hie-li Kağan'ın ordusununkine eşitti. Ülkesi çok genişlemiş olup hem eni hem boyu 10.000 "li" (ayyk. 4500 km) idi. Bütün barbarlar ona tabi olmuşlardı. O doğunun (Tölisler'in ?) idaresini kardeşi To-si-fa'ya batının (Tarduşlar) idaresini de Kutluğ'un oğlu Mo-kü'ye verdi. Bunlardan her biri 20.000 askere sahip idiler. Küçük Kağan Unvanını taşıyan oğlu Fu-kü bu ikisinin miri idi. O batı Türkleri'nin on boyundan biri olan Çumukun'ları idare ediyor ve 40.000 kişiyi kumandası altında bulunduruyor ve (Batıdaki başarılar ile ilgili olarak) T'o-si Khagan unvanı da taşıyordu.

714 yılında Kapğan Kağan seçme atlı birliklerinin başında Beş Baiık'ın alınmasına gönderdi, inel Kağan'ın yanında hanedandan Tona Tigin ile diğer biri de vardı. Fakat İnel Kağan yapılan savaşta Çin kumandanına yenildi. Tona Tigin de öldürüldü.
716 yılında Kapgan Kağan'ın Bayırkular tarafından öldürülmesi üzerine Köl Tigin, bazı eski bodunları etrafına toplayarak İnel Kağan'ın üzerine yürüyüp onun, ailesinin ve taraftarlarından çoğunun hayatına son verdi.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: GÖKTÜRKLER'DE ÜNVANLAR

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Ara 2010, 17:35

İstemi:

Manası hakkında hiç bir bilgi yoktur. Bilge Kağan, haklı olarak İstemi Yabgu'yu da Bumin Kağan ile birlikte unutulmaz parlak mazinin yaratıcısı olarak anıyor ve onu da kağan unvanı ile zikrediyor. Gerçekten, bilindiği üzere, İstemi Yabgu on Türk beyinin başında güçlü ve büyük Heftalit devletini ortadan kaldırıp Türk sınırını Ceyhun kıyılarına dayandırmıştı. İslam kaynaklarında Sincibu Hakan; Bizans tarihlerinde Silzibul Hakan diye anılan Türk hükümdarı İstemi Yabgu'dur. İstemi'yi yazlık ortasında ziyaret eden Bizans elçisi Zemarkos muhteşem otağında onu kudretli bir hükümdar olarak görmüştü. Sadece Gök Türk tarihinin değil aynı zamanda Türk Tarihinin de büyük şahsiyetlerinden biri olan İstemi Yabgu 575 yılında vefat etmiştir.

Kapgan Kağan:

Kapgan şimdi de kullandığımız kap-fiilinden -ğan partisip eki ile yapılmış bir isimdir; manası da Kapan, elde eden demektir. Kitabelerde fatih manasında kullanıldığı söyleniyor ki, bu görüşün yanlış olduğunu ispat etmek güçtür. Şu halde O, ağabeyi İl Tiriş Kağan devrinde (682-697) Çinliler'in m'o-Ço şeklinde telaffuz ettikleri bir ünvan taşıdı; hükümdar olunca Bögü Kağan unvanını kullandığı, fetihler yapınca da Kapgan unvanını aldı.
Kapgan Kağan, bir kelime ile büyük bir hükümdardı. Parlak zaferler kazandı, önemli fetihler yaptı ve asla yenilgi görmedi. Orduları her yönde o zamana kadar hiç bir ordunun gitmediği uzak yerlere gitmiştir. Çin, akınlarına karşı çaresiz kalarak vergi vermek zorunda kalmış, hatta onun başını getirene yüklü ödül vereceğini ilan etmişti.

Çin kaynaklarına göre Kapgan Kağan tebaasını sert bir şekilde idare ediyordu ve yaşlılığı aklının zayıflığını ve zalimce davranışlarını artırmıştı. Tebaası duydukları kin yüzünden ona isyan ettiler. (715 yılında) Bilge Kağan'da "32 yaşındaki" (715 yılı) olaylar arasında amcasının ülkesinin sarsıldığını ve amcası ile bodun arasında ikilik çıktığını söyler. İşte bu esnada kendisi ve sevgili "inişi" İzgil Budun ile savaşırken Batı'daki On Ok beyleri Çin imparatoruna kendisini metbu tanıdıklarını bildirdiler. Bunları Karluk beyleri (Huvu, Şu-ni-şi ve Tu-lu) takib ettiler. Sonra Kağan'ın güveyisi Kaoli kiralı Mo-li-tsehi, Kao-Tah-kien, Ediz başbuğu (tutuk?) Sse-ht'ai ve daha birçok başbuğ On bin çadır hafle ile Çin'e sığındılar. Bu sırada Tokuz Oğuzlarda ayaklanmışlardı. Bilge Kağan'm dediği gibi, gök ve yer karışmıştı. İki kardeş onların isyanlarını bastırmaya çalışırlarken, Kağan'da Baykal'ın bir çevresinde yaşadığını sandığımız, Bayırkular'ın üzerine yürümüştü. Çünkü onlarda isyan etmişlerdi. Kağan Bayırkuları Tula (Tuğla) ırmağı yakınında ağır bir mağlubiyete uğrattı. Fakat askerinden ayrı, az bir adamla dönerken, bir ormanda pusu kurmuş olan Bayırkular'ın kalıntıları tarafından hayatına son verildi (22 Temmuz 716).
Bilge Kağan amcasının Türk budununu yeniden düzene soktuğunu, yoksulu zengin ettiğini, azıda çok kıldığını bildiriyor ve budunun bilgisizlik ve korkaklığı yüzünden öldüğünü söylüyor.

Koşu Tutuk:

Batı Gök Türkler'in yani On Oklar'ın Nu-şeh-pi kolunun boylarından Koşular'ın başbuğu Koşu Tutuk 711 yılındaki Suğdak seferi esnasında, isyan ettiği için, üzerine gönderilen Köl Tigin tarafından mağlubiyete uğratılmıştı.

Köl Tigin:

Bilge Kağan'ın kardeşi ve devletinin direği, yiğitliği önünde durulmayan ve bahadırlığına karşı konulamayan Gök Türk kahramanı; 684 yılında doğmuştu. Büyük alim Kaşgarlı'nın verdiği izahlar bu adın Köl Tigin şeklinde okunması gerektiğini göste-riyordu. Buradaki köl şimdi göl olarak telaffuz ettiğimiz kelimedir. Tigin de prens demek olduğuna göre Köl (Göl) Tigin, aklı göl kadar geniş prens manasına geliyor. Bilge Kağan ona ayrıca İnançu Apa Yargan Tarkan unvanım vermiştir. Bu kahraman prens, bilindiği üzere 27 Şubat 721 yılında vefat etmiş ve aynı yılın 1 Kasım'ında yuğ yani cenaze merasimi yapılmıştır. Abidesi de 21 Ağustos 732 tarihinde açılmıştı. Ölümünde 37 yaşında idi.

Köl İç Çor:

Bu isim Küli Çor şeklinde okunuyordu. Fakat küli kelimesi bir türlü izah edilemediği için ve eski Türkler'in ünsüzlerin çift şekilde yazılmalarına ehemmiyet vermediklerini de göz önüne alarak Bazin, bu ismi gösterildiği gibi okumuştur. İç ona göre içeri demek olup vazife bakımından sarayla olan ilgiyi ifade eden bir unvandır. Bilge Kağan Kitabesinde geçen İç Buyruk gibi. Bu beyin kitabesinin okunabilen yerlerinden anlaşıldığına göre o seksen yıl yaşamış seferlerde bulunup yararlıklar göstermiş başarılar elde etmiştir. Bu arada adı geçenin Tarduş budununu da idare ettiği anlaşılı-yor. Bilge Kağan'ın kitabesinde beş büyük devlet adamından biri olarak geçen Köl Çor'un başka bir bey olması daha muhtemeldir. Köl İç Çor'un özlük atının da "boz at" olduğu kitabede kaydedildiği gibi onun yedi yaşında yeğer (yabani teke) dokuz yaşında da tofiuz (= domuz) öldürdüğü de yazılmıştır.

Köl Tudun:

İhe Ashete kitabesinin sahibi Altun Tamgan Tarkan'ın kardeşi. Onun hakkında başka bilgi yoktur. Yüksek bir memuriyet ünvanı olan tudun üzerinde daha önce bilgi verilmişti.

Kunı Senün:

Tokuz Oğuz büyüklerinden olup elçilikle Çin'e gönderilmişti. Buradaki Kum el, Çin'in mensup bulunduğu boyu gösterir. Senünde onun tavanıdır, Tarduş Şad, Koşu Tutuk gibi.

"Tabgaçgaru kum senüneg ıdmış Kıtaygaru Tonra Esimig Idmiş" (Tonyukuk, g.c. 2). Bazı eserlerde Kum Ku ( = Q u) şeklinde yazılmıştır. Halbuki metinlerde isim gayet açık bir şekilde okunuyor.

Oğul Tarkan:

Buhara şehri devletinden Köl Tigin'in cenaze törenine katılan iki temsilcisinden biri. Görüldüğü üzere Buhara devletinin hükümdarı Tuğşad'ın elçisi Türkçe isim taşıyor ki, dikkate şayandır.

Oğuz Bilgi Tamgaçı:

Türgiş hükümdarı Sulu Kağan'ın Köl Tigin'in cenaze törenine katılan iki temsilcisinden biri. Oğuz mensup bulunduğu bodunu, Bilge unvanını, Tamgaçı da memuriyetini gösteriyor.

Ozmış kağan:

Oz kurtulmak demektir. Sonra önde gitmek, fiilinin asıl manası birinci gelmek (at yarışlarında) gibi manalar da kazanmıştır. Ozmış Kağan Gök Türk devletinin son hükümdarı devletini yıkılmaktan, budunu yok olmaktan kurtarmaya çalıştı ise de başaramadı. Uygur hükümdarı Köl Bilge Han'ın oğlu Moyun-Çor onu felaket verici bir mağlubiyete uğrattı. Sonra Basmıl Iduk-kut'u son darbeyi vurup onun kesilmiş başını Çin imparatoruna gönderdi (744 yılında). Bunun sonucunda Türk devleti yıkıldı, Türk budunu da yokluğa doğru gitti.

Sebig Köl İrkin:

Sebig'in manası hakkında bilgi yoktur. Bir oymak adı olması muhtemeldir. Bu, Bilge Kağan devrindeki devlet adamlarından biri veya buyrukların ileri gelenlerinden veya onların başı (?).

Soğud B.r.ç.k.r.:

Yukarıda da söylediğimiz gibi, bu İranlı demek olmayıp, Sogd elçisinin adıdır. Bu Sogd yahut Suğdak'ın Semerkand bölgesini ifade ettiğinde asla şüphe yoktur.

Tadık Çor:

Gök Türkler ile savaşmış bir budunun başbuğu veya başbuğlarından biri. Çünkü Köl Tigin Çinli kumandan Ça-ça ile yapılan savaşta (706 yılında) onun boz donlu atına binmişti. Tadık'ın da, bize göre, bir budun veya bir oymak adı olması daha muhtemeldir.

Tarduş İnançu Çor:

Tarduş'un Gök Türkler'e tabi bir budun olduğunu biliyoruz. Gök Türk kağanları Tarduşlar üzerine hanedandan şad unvanlı prensler tayin ederlerdi. Tülisler'e de yine hanedandan yabugu unvanlı prensler gönderildi. Uygurlar da aynı geleneği sürdüler, inançu (» inanç) ve Çor'unda unvanlar oldukları görülmüştü. Bu böyle olmakla beraber Köl Tigin'in cenaze törenine katılan Kırkız (> Kırgız) kağanının temsilcisi idi.

Tona Tigin:

Kaşgarlı tona'ya bebür (= Kaplan) manasını vermiştir. Aynı müellif Tofia'nın, manasının pek bilinmemekle beraber, Türkler arasında Tofia Han, Tofia Tigin gibi unvanların (lakap) kullanıldığını da yazıyor. Kara Hanlılar'ın destan ahramanı da, bilindiği üzere, Alp Er Tofia idi. Selçuklu emirlerinden birinin de Toğa (< Tona) Yürek adını taşıdığı ileri de görülecektir.
Daha önce de anlatıldığı gibi, Kapgan Kağan seçme atlı birliklerini buyruğuna vererek oğlu İnel Kağan'ı Beş Balık'ın fethine memur etmişti. İnel Kağan'ın yanında, hanedandan Tona Tigin ile küçük kız kardeşinin (sifiil) kocası Huo-pa Hie-li-fa (il-Teber) Şi-a-şi-pi vardı. Fakat İnel Kağan şehrin surları önünde yapılan savaşta Tuna Tigin öldü. Bunun üzerine Gök Türk ordusu bozguna uğrayıp çekildi.
Tona Tiginin yuğ töreni 715 Şubat'ında yapılmış ve kendisine uçmakta hizmet etmek üzere tutsak alınmış olan Tofira boyu beyi Alpagut ile on akrabasının hayatlarına son verilmiştir.

Tofira Alpagut:

Tonra boyu'nun beyi veya ileri gelenlerinden birinin unvanı. Bu unvan Bilge Kağan'ın kitabesinde Yılpagut şeklinde geçer. Demekki bu isim o zamanlar iki şekilde de telaffuz ediliyor. Kaşgarlı alpagut'un tek başına düşmana saldıran ve yakalanmayan yiğit manasına geldiğini söylüyor. Bilhassa meşgul olduğumuz devirde alpagut'un bir kahramanlık unvanı olduğu anlaşılıyor. Alpagut Türkiye'ye gelmiş aynı zamanda Alpagut telaffuzu ile de şahıslar ve oymaklar tarafından taşınmıştır. Yeradları arasında şimdide bu unvanla ilgili bazı yadigarlar vardır.
Tofira Alpagut'a gelince, az yukarıda da yazıldığı gibi, 715 yılında Oğuzlar Çuş Başı savaşında onu ve on kadar yakınını tutsak alıp, öbür dünyada Tona Tigin'e hizmet etmeleri için, hayatına son vermişlerdi. Burada görülen Tonra Alpagut'un mensup olduğu boyu gösteriyor. Aşağıda yine bu boya mensup bir Tokuz Oğuz görülecektir. Çin kaynaklarında yine bu devirlerde adı sık sık geçen tünglo budunun Türkçe adının Tofira olduğu ortaya atılmıştır. Bu görüş doğru ise Tokuz Oğuzlar'dan bir boyun adiyle (Tung-lo= Tonra) bu budunun hepsini ifade etmektedir.

Tonra Esim:

Tofira'nın Tokuz Oğuzlar'ın en güçlü ve en ünlü boyu olduğu anlaşılıyor. Esim de bir has ismidir.
Gök Türkler, Çağay'ın kuzeyinde ve Kara Kum'da oturup geyik tavşan yiyerek Ötüken'i alıp devletlerini kurmak için çalışırlarken Tokuz Oğuzlar'dan gelen bir casus (=körüg), Tokuz Oğuzlar'ın Gök Türklere karşı bir ittifak meydana getirmek için, Çinliler'e Kum (boyundan) Sefiiln'u, Kıtaylar'a da Tonra (boyundan) Esim'i de Kıtaylar'a gönderdiklerini haber vermişti.

Tonyukuk:

Bilge Tofiyukuk. Boyla Boğa Tarkan, bu büyük devlet adamına verilmiş olan unvanlar.. Çin'de 647 yılında doğduğu sanılıyor. Gök Türk hanedanı ile akraba bir aileye mensuptu ve bu aile Çin'de geliri bol bir mevkiye sahipti. Tonyukuk'a Çin tahsil ve terbiyesi verildi. Fakat edindiği tahsil ve terbiyeye rağmen Türk kaldı. Kutluğ Şad, 680'de harekete geçerken kendisine katılmasını istedi. Tonyukuk'ta tereddüd etmeden onun yanında yer aldı. Tonyukuk ilk önce Kutluğ Şad'ın sonra da İl Tiriş Kağan'ın siyasi ve askeri danışmanlığını yaparak elde edilen başarılar da büyük hizmetler görüldü. Kapgan Kağan devrinde kazanılan parlak zaferlerde önemli roller oynadığı gibi, Bilge Kağan'ın barışçı bir siyaset gütmesini de desteklemiştir. Tonyukuk muhtemelen çok yaşlı olduğu için 725'den sonra Orhun abidelerinin 350 km. doğusundaki dirli bölgesine çekildi. abidesini hazırladı. Kitabeyi söyleyerek yazdırdı; sonra da hayata veda etti (726 veya daha sonra). Vefatında yaşı seksene yaklaşmıştı.

Bilge Tonyukuk, akıllı, bilgili, cesur, faal bir insandı. Durumu gayet iyi değerlendirir isabetli kararlar verirdi. Kısaca Bilge Tonyukuk'un üç hükümdar devrinde gördüğü hizmetler onun müstesna bir devlet adamı olduğunu açıkça gösterir. Kitabesinde olayları açık ve güzel bir şekilde anlatır. Bazı araştırıcılar Bilge Tonyukuk'un kitabesine bir şaheser gözü ile bakmışlardır.

Toygun İl Teber:

Köl Tigin'e ait kitabede geçiyor: bunça bedizçig Toygun İl Teber kelürti (= Bunca resimciyi Toygun İl-Teber getirdi). Buradaki Toygun bir boy veya küçük bir bodunun adı olmalıdır. Unvanlar bölümünde de yazıldığı üzere XVI. yüzyılda oymaklar ve köylülerde, Osmanlı ve Safevi beyleri arasında Toygun Beg, Toygun Paşa gibi şahıslar görülüyor.

Tudun Yamtar:

Bilge Kağan'a ait kitabede geçiyor ve Karluklar üzerine gönderildiği bildiriliyor.

Turgul:

İhe Ashete kitabesinin sahibi Altun Tamgan Tarkan'ın iki oğlundan biri.

Yamı Kağan:

Ongin kitabesinde geçiyor. Orada atamız Yamı Kağan düzenlemiş, toplamış, bölmüş ve dünyanın dört bir yanını hakimiyeti altına almış, ölümünden sonra "el" bozulmuş ve yıkılmış denilerek Yamı Kağan'ın büyük ve kudretli bir hükümdar olduğu ifade ediliyor. Bu kudretli hükümdar kimdir? Onun Bumin ve İstemi Kağanlardan biri olamıyacağına göre akla Mukan Kağan geliyor.

Yelgek:

ihe Askete kitabesinin sahibi Altun Tamgan Tarkan'ın oğullarından.

Yigen Çor:

Köl İç Çor'un kitabesinde geçiyor ve Karluklar'ın büyüklerinden biri gibi görünüyor. Yigen Çor'un babasının adı Sir İrkin idi.

Yigen Silig Bey:

Yigen bilindiği üzere, eski zamanlarda kız kardeşin oğlu demek-tir. Bu kelime ile bir çok isimler yapılmış olduğu görülür: Yeğen Külüg, Yeğen Bilge Senün gibi. Silig'de yine bilindiği üzere temiz manasına geliyor. Köl Tigin Çin kumandanı Çaça ile yapılan savaşta (706) bindiği atlardan geçimli (<kedimlig= zırhlı) doru at Yigen Silig Beğ'in idi. Buna göre Yigen Silig Beg, Gök Türkler'in savaştığı budunlardan birinin ileri gelenlerinden biri olmalıdır.

Yır Bayırku Ulug İrkin:

Yani Yır Bayırku bodunun başbuğu Uluğ Irkin. Uluğ İrkin onun unvanı, Uluğ İrkin ile Türgi Yargun Köl'ün de savaşılmış, yenilen Yir Bayırkular'ın başbuğu az bir adamla kaçmıştı.

Yollığ (Yolluğ) Tigin:

Yollığ mutlu, talihli, uğurlu manasına geliyor. Köl Tigin ve Bilge Kağan'ın kitabelerini yazan, barklardaki (= Türbelerdeki), süsleme ve resimlerin yapılmasında emeği geçen aydın, bilgili, sanatkar bir Gök Türk prensi. Türk tarihinde edebiyat ve ilimle meşgul olan hanedan mensupları az değildir. Kadı Burhaneddin, Kara Koyunlu Cihanşah Beg, Uluğ Beg, Ali Şir Nevai, Babur ve Ebu'l-Gazi, bunların başında gelirler.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Gök-Türk İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 3 misafir