Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Hindistan'da Ak Hunlar

Burada Ak Hun İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Hindistan'da Ak Hunlar

Mesajgönderen TurkmenCopur » 26 Ara 2010, 19:17

Hindistan'da Ak Hunlar

Ak Hunların Hindistan akınları 450'li yıllarda başlamıştı. Esaslı saldırıların tarihi 500. seneden az evvel. Kısa zaman içinde büyük başarılar elde eden Ak Hunların Toraman adlı bir başbuğu ordusuyla Malava'ya kadar derlemişti. Buraya yerleşen Toraman "Maharacaların Başbuğu" ünvanını aldı. Kuzey bati Hindistan'ın bir çok hükümdarı ve bunlar arasında dağılmış Gupta Devleti hükümdarlarından bazdan da ona haraç verdiler."

"Toraman 502'de öldü ve Hindistan'daki Ak Hunların başına oğlu Mihirakula geçti. Başkenti Pencap'ta Sakala idi."
Toraman Ak Hunların Han'ı değil bir prens yani Tegin idi. Kabil Tegini deniyordu. Dolayısıyla Hindistan'da kurulan devletin başı, bir Ak Hun Prensi ve onun oğlu oluyor.
Mihirakula Hintçe bir ünvan olmalıdır; Hunluların adına sanına hiç benzemiyor. Manasınında, klasik Sanskritçe'de "güneş ırkı" demek oluşu ve bu ismin sadece Hint kaynaklarında görünmesi bunu başka türlü anlamamıza imkan bırakmıyor. Yine karşımıza çıkan bir mesele var; Türkler'in asimilasyona yatkınlığı... Kültürünü aşılamaktan ziyade yabana kültürlere teslim oluşları affedilmez bir hata olmalıdır. Ama böyle yaşanmış, değiştirelemez ki!

Güneş Irkı ünvanlı -ki adı olarak ta başka bir şey bilmiyoruz-Mihirakula yiğit, cesur, biraz da gaddarca yansımış tarihe. "502 ila 530 yılları arasında hüküm sürmüş ve gerçekten Hindistan'ın Atilla'sı olmuştur. Merkezini Doğu Pencap'taki Sakala'ya kurmuştu. 520 yılında Çin hacısı Song Yun'un karşılaştığı Gandanr Tegin'i büyük bir ihtimalle bu hükümdar olmalıdır, ki daha sonra Keşmir'i fethetmiş ve Gandara'ya dönerek büyük katliam yapmıştır."

Yukarıda verilen 502-530 yıllan arası Mihirakula'nın kuvvetli zamanı olarak algılanılmalıdır, onun dünyadan göçü daha sonralara rastlar.
Bir de bu zat ile alakalı bilgilerin ana kaynağı Çinli hacı Song Sim'dur ve bu adam koyu bir budisttir. Ak Hunların çarpıştığı insanlarda Budistler idi. Öncelikle haa Song' un neler yazdığına bakmalıyız. Atılması gerekenler varsa atılır, alınacaklar alınır.

Bazen çelişkili bilgilerle karşılaşılır işin içinden çıkılmaz, mesela buna bir örnek:

"Eftalitler -Ak Hunlar- kendi hayat tarzlarına bağlı güçlü bir barbar kavimdi İki ayn başkentleri -biri Herat yakınlarında (Çinlilere göre Bachagis'te ya da yakınlarında, Müslümanlara göre Bamyin'de) öteki Baktra'da- olmasına karşın, imparatorluğun kuruluşundan sonra 520'de bu ülkeye gelen Çinli hacı Song Yun, Eftalitlerin zenginliğinden ve gösterişli yaşam tarzlarından söz ederken, "şehirlerde yaşamadıklarını, hükümetlerinin merkezinin hareketli kampları olduğunu, evlerinin keçeden yapıldığını, su ve odak peşinde yer değiştirdiklerini, yazın serin yerlere kışın ılık iklimi olan belgelere göç ettiklerini" anlatır.

Ak Hunların Hindistan'da nasıl yaşadıklarına dair, hacı Song Yun'dan öğreneceğimiz çok şey var. Barbar olarak nitelenmeleri, daha fazla şehir hayatına meyletmeyişlerinden deri geliyor olmalı.

İki defa ziyaret eden Song Yun Mihirakıda ve Ak Hunları anlatırken diyor ki:

"Ak Hunlar şehirlerde oturmuyorlar dı; hükümetlerinin merkezi seyyar bir karargah idi. Elbiseleri keçedendi. (... ) Hükümdarı, kenarı 40 adım uzunluğunda bir kare şeklinde büyük bir çadır diktirmişti; her tarafında duvarlara yün halılar serilmişti. Hükümdar işlemeli ipekten elbiseler giymişti. Ayakları dört altından anka kuşu de temsil edilen altın bir yatakta oturuyordu. Hanımıda aynı şekilde işlemeli ipekten bir elbise giymiş olup etekleri üç ayak boyunca yerde sürünüyordu..."

Aynı kişi, Ak Hunların Buda'dan nefret ettiklerini, onun "kitabına asla inanmadıklarını" yazmakta ve şöyle demektedir:

"Ak Hunlar Gandara'da halkın üçte ikisini kılıçtan geçirmişler, geriye kalanları köle yapmışlar ve Budist manastırları de "stupa"larının büyük bir çoğunluğunu yıkmışlardır."

Mihirakula'nın Hindistan'ın Atilla'sı olarak takdimi fazla kan dökmesinden dolayımı yoksa cengaverliğinin takdiri de miydi? Bunu anlamamız zor! Biz onu müdafaa sadedinde şunu diyebiliriz. O devirlerde sınırlar okların gidebildiği yerlerden itibaren çiziliyor, tapular keskin kılıçlarla yazılıyordu. Arzda barınmaktan başka istekleri olmayan Ak Hunlar ne yapsınlardı? Kılıçlarının önüne uzanan kelleleri koparmak yahut kellerini kılıçlara doğru uzatmak, onlar yaşamayı tercih ettiklerinden dolayı birinci şıkkı seçmişlerdi.

Çinli hacı Song Yun'un Ak Hunları hunhar gösterme çabası pekte tarafsızlıkla bağdaşmıyor. Budistlerin öldürülüşü, onların ibadet yerlerinin yıkılıp yakılışı korkunç bir tablo içinde verilmektedir.

Bu olayların gerçekleşmiş olduğunu inkar etmeyip, yorumunu bir başka yazara bırakıyoruz; diyor ki yazar:

"Bütün yakıp yıkma öyküleri belli çekinceler olmadan hemen kabul edilmemelidir. Katliamlar ve yakıp yıkma işgallerin olağan, daha doğrusu göçebe işgallerinin sıradan sonuçlandır. Buna karşın belli bir dine bağlı olanları sistemli olarak yok etmek daha az görülen bir davranıştır; öyle ki Altay Türkleri doğaları gereği hoşgörülüdür ve tüm dinleri korumaya özen gösterirler. Bu nedenle Budistlerin Budist oldukları için mi, yoksa direniş gösteren milliyetçi Hintliler olarak mı öldürüldüklerini kendimize sormalıyız. Belki de Kandehar tamamen Budist bir ülke olduğundan, kendilerine yapılan her şeyi aynı zamanda Budistlere karşı alınan önlemler olarak kabul etmişlerdir."

Tarihi olaylan anlatanlar kendilerini ve yalan hissettiklerini koruma iç güdüsüyle hareket edebilirler. Ak Hunları canavar ruhlu göstermeye çalışanların tamamen doğruyu söylediklerini kabul etmek mümkün olmamakla beraber, yine bunları yani Ak Hunları masum göstermekte kabil değildir. Ama şunu diyebiliriz; zamanın diğer insanları ile bunların davranışları arasında pek fark yoktu.

Olayların seyrine gelince:

Çin'de olduğu gibi Hindistan'da bütünlük mevcut değil. Bir sürü prenslik -racalık- ayrı ayrı mücadele ediyordu. Bunlar tek tek başa çıkamadıkları Ak Hunlara karşı birleşip, Yasodaiman adlı bir racanın başkanlığında saldırıya geçtiler. Mihirakula'run ordusu kendisinden çok kalabalık olan Hintlilere karşı fazla direnemeden bozuldu, kendisi de Keşmir'e kaçtı.

(Sene 528)

Mihirakula'nın kardeşi de ayaklanıp başkent Sakala'da kendini hükümdar ilan etti.
Mihirakula Keşmirden Pencap'a indi ve zulümlerine ara vermeden burada Hintlilerle boğuştu; 542'de öldü.

Bundan sonra neler olduğu doğru dürüst anlatılmadığından, önemli olayların meydana gelmediği sanılıyor. Bir manada Mihirikula de beraber Ak Hunların Hindistan'da siyasi nüfuzları kalmamıştı. 600. yılın başlarında Ak Hun Hint savaşından bahsedilişi artık canlarının son safhaya geldiğinin işaretlerini vermektedir. Çünkü: Ak Hunlarla savaşan son "Hint İmparatoru Haoşa Siladitya (606-647) elde ettiği zaferlerden dolayı şairler tarafından göklere çıkarılmaktadır." Kendilerini yenenlerin böyle övülmeleri, ölürken dahi büyük olduklarının kanıtıdır.

Devlet isimleri üzerinde durduğumuz için Ak Hunların Hindistan macerasını bitti, sayıyoruz. Devletlerinin, önemli izler bırakacak kadar kuvvetli olduğunu bilmemize rağmen onlardan geriye kalanların peşine düşmüyoruz. Hatırat sahibi Budist Çinli vicdansızlıklarını anlatmakla bitiremiyor. Mihirakula'run 700 savaş filiyle ordusunu takviye ettiğinden söz ediliyordu. En büyük şikayet konusu Budistlere karşı insafsız davranıldığıydı. İskenderiye'den Hindistan'a giden bir keşiş tarafından yazdan vekayinamede "Mihirakula Hindistanın en büyük hükümdarı olarak tasvir edilmektedir."

Kaynakça
Kitap: TANRININ ASKERLERİ
Yazar: NAZIM TEKTAŞ
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Ak Hun İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir