Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Türkmenistan'a Gelen İlk Türk Kavimleri: Hyonlar

Burada Ak Hun İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Türkmenistan'a Gelen İlk Türk Kavimleri: Hyonlar

Mesajgönderen TurkmenCopur » 22 Ara 2010, 16:54

Türkmenistan'a Gelen İlk Türk Kavimleri: Hyonlar

Romalı tarihçi Ammianus Marsellinus'a göre, Sasani Devleti'nin hudutlarının kuzey-doğusunda Chionitae (Kionit/Hyonit/Ak-Hun) adı verilen kavimler oturmaktaydı. Adları ilk kez bu şekilde tarihe mal olan Hyonlar'ın kimlikleri günümüze kadar tartışma konusu olmuştur. Gerçi Türklükleri şüphe konusu olmayan Hyonlar'ın daha çok Eftalit Devletini kuran boylarla aynı olup olmadıkları tartışılmaktadır.

Batılı kaynaklar bu boylardan söz ederken onları 'Karmir Hyon', 'Kermichion' veya 'Hermichion' şeklinde tanıtırlar. Burada 'Karmir Hyon', 'Kırmızı Hun' anlamındadır. Kaynaklar, Eftalitler arasında yer alan bazı boylardan söz etmektedirler: Kadiş-Hun, Askil, Zavul gibi. Yine bu boyların Hyonlar'dan mı, Eftalitler'den mi türediklerine dair kesin bir şey söylenilemiyor. Bir diğer husus da, Batı kaynaklarının bunları neden 'Kırmızı Hun' olarak zikrettiğidir. Bu duruma Prokopios'un yaptığı bir açıklama aydınlık getirmektedir. Müellif, yaklaşık 550 yıllarında Hirkania (Hazar Denizi) civarlarında Ak-Hunlar'ın gözüktüğünden söz etmektedir. Ona göre, bunlar göçebe olmayıp, çok eskiden beri bu topraklarda oturmaktaydılar. Fiziki görüntüleri diğer Hunlar'a nazaran çok farklıydı. Yüzleri diğer Hunlarınki gibi çirkin olmayıp, tenleri de alışılmadık bir şekilde beyazdı.

Yapılan açıklama Kırmızı Hunlar ile Ak-Hunlar arasında fiziki bakımdan bazı farklılıkların olduğunu ortaya çıkartmaktadır. Bilindiği gibi, Eski Türk toplulukları cihet veya mistik anlamda renklere göre çeşitli gruplara ayrılmışlardır: Ak Ti - Kırmızı Ti, Akkoyun - Karakoyun gibi. Hunlar'ın da Ak Hun ve Kızıl veya Kırmızı Hun olarak ayrılmaları gayet doğaldır. Ancak şaşırtıcı olan Roma tarihçisinin bunları tenlerinin rengine göre vasıflandırmasıdır. Araştırmacıların üzerinde durduğu bir diğer husus ise Ak-Hunlar'la Eftalitler arasında bazı farklılıkların olduğu yönünde kaynaklara yansıyan bilgilerdir. Buna göre, Ak-Hunlar ile Eftalitler iki farklı devlet omuşlardı.

İlginç olan bir diğer husus ise, Hyon adının Avesta'ya ve hatta Viştasp hikayelerine konu olmasıdır. Gzegledy'e göre, bu durum Hyon boyunun bölgedeki varlığının m. ö. I. yüzyıla kadar gerilere gittiğinin göstergesidir.

Bu durum karşısında Türkmenistan bölgesine gelen birbirinden farklı üç Türk göçünden söz etmemiz gerekmektedir: İlki, m. ö. I. yüzyılın ortalarından itibaren miladi 350 yıllarına kadar sistemli olarak yapılan Kırmızı Hun, yani Hyon göçleridir. İkincisi, yaklaşık olarak 350 tarihinden itibaren onları takip eden Ak-Hun boylarının göçü ve üçüncüsü de kökenleri Ak Tiler'e dayanan Eftalit boylarının göçleri. Sonuncusu bir sonraki başlık altında konu edileceğinden burada ilk iki göç dalgasından söz edeceğiz.
Bazı görüşlerin aksine, Türkmenistan sahası göçebeler için coğrafi bakımdan verimli olmasa da siyasi ve ekonomik bakımdan oldukça korunaklı bir araziydi. Ülke, Orta Asya ile İran arasında transit geçiş imkanı sağladığından buradaki topluluklara ekonomik açıdan büyük avantajlar sağlamaktaydı.

Ayrıca, siyasi bakımdan bir sorun çıktığı zaman göçebeler düşmanlarının geçmeye cesaret edemedikleri çöllerin merhametine sığınabiliyorlardı. Bir diğer husus ise Türkmenistan'ın güney-batı, Balhan ve Mangışlak tarafları ciddi bir baskı ve tehditten arındırılmış bir konuma sahipti. Yani, Hyon-lar'ın komşularının farkında olmadan m. ö. I. yüzyıllardan itibaren gelip buralara sığınmaları pek mantıklı gözükmektedir. Bunlar ancak 350 yılından sonra Kuşan ve İran için sorun haline gelmeye başlamışlardı. Çünkü peşlerinden gelen diğer Hun kavimlerinin onlara katılması etkinlik alanlarının genişlemesine ve böylece korkusuzca komşularıyla yüzleşmelerine neden olmuştu.

Gerçek Hyon akınlarının batıya doğru hareketi miladi I. yüzyılın sonlarına rastlamaktadır. Hun diyarında meydana gelen olaylar bunu düşünmemize fırsat tanımaktadır. Hunların 89-91 yıllarında aldıkları ağır yenilgiler onlara bağlı bazı kavimlerin batıya doğru hareketini hızlandırdı. Yurtlarından koparılan kavimler arasında Hyon/Kion adlı bir grupta bulunmaktaydı. Bir Hun reisin liderliğinde hızla batıya doğru yol alan Hyonlar önce Sogdiyana'ya, ardından da İran Sasani topraklarına sokuldular. Böylece, İran için gerçek Hyon tehlikesi zuhur etmiş oluyordu. Hyonlar, başlangıçta sayı bakımından zayıf ve etkisiz idiler. Bu nedenden pek huzursuzluk çıkartmadan Hazar Denizi'nin doğu taraflarına, Türkmenistan'ın kuzey-batı kısımlarına gelip yerleşmişlerdi. Bu bölgede daha öncesinden gelip yerleşen yoğun bir Saka topluluğunun olduğu bilinmektedir. Bunlarla temasa geçen Hyonlar, Sakalar'la kaynayıp karışmış olmalılar. Bu etkileşim Saka izlerinin 350 yılında ortadan kalkmasına neden olmuştur. Nitekim, 350 yılından sonra bölgede oturan Daha (Saha/Saka) boylarının adına bir daha rastlanılmaz.

Aynı yıllarda bölgeye bir göçün daha yapıldığı muhtemeldir. İlk gelenler yerlilerle önemli ölçüde kaynayıp karıştıklarından fiziki bakımdan bazı farklılıklar oluşturmuşlardı. Bu yüzden Romalı müellif onlara Ak-Hun adını vermiş olmalıdır. 350 yılında gelenlerin onlarla birleşmesi burada bir devlet teşekkülünün ortaya çıkmasıya sonuçlandı. Bunların da Hyonlar olduğu malumumuzdur.

350 yılında bunların Türkmenistan bölgesinde karşılaşmaları Ak-Hun Devleti'nin oluşumunu sağlamış olmalıdır. Nitekim, ciddi bir tehdit olduklarından Sasani hükümdarı II. Şapur sınıra kadar gelmiş, Kionit ve Euseniler'in (Kuşanlar'ın) karşısına dikilmişti. Ortaya çıkan Roma savaşı, II. Şapur'u onlara karşı nazik davranmaya itmiş olmalıdır. Böylece, yapılan Kionit-Kuşan-Sasani ittifakı sonucunda müttefik orduları 358 yılında Amida kuşatmasında birlikte hareket etmişlerdir. Bizzat, Romalı müellif Marcellinus, Hyon hükümdarı Grumbates'den söz ederek Romalılara karşı savaşta Sasani hükümdarının sol tarafında yer aldığını aktarmaktadır.

Bu durum 350 yılında Hyon veya Ki-onit Devleti'nin kurulduğunun açık kanıtıdır.
350 yılında Hyon boylarının oluşturdukları Ak-Hun Devleti, 356 yılında yapılan Sasani anlaşmasıyla güneydeki sınırlarını koruma altına aldıktan sonra, yaklaşık olarak 370'den itibaren yapılan saldırılar sonucunda Sogdiyana'yı ellerine geçirdiler. 350 yılında ortaya çıkan ve Sogdiyana'nın fehtini ancak 435 yılında tamamlayan Hyonlar'ın ana kitlesinin Türkmenistan sahasında bulunduğu, özellikle Hazar Denizinin doğu taraflarında Balhan, Gürgenç çevresinde bulundukları anlaşılmaktadır. Sogdiyana'nın tamamen ele geçrilmesinden sonra ana karargahın buraya taşındığından şüphe edilemez. Nitekim, Arap müeelifi Mes'üdi, Hyon (Türk) Hakanının bu bölge üzerinden Horasan fethine başladığından söz etmektedir, islam müellifleri yüz bini bulan kalabalık bir Hyon ordusunun Sogd üzerinden Merv'e doğru harekete geçtiklerini duyurmaktadır. Merv ele geçti. Hyonlar şehir yaktnhğın-daki Kuşmihan denilen yerde ordugahlarını kurdular. Ardından İran'ın içlerine doğru yağma faaliyetlerine başladılar. Sasaniler hileye başvurarak Hyonlar'ı ağır bir hezimete uğrattılar, elde edilen ganimet İran hazinesine girecek olan üç yıllık vergiye bedeldi.

Bu zaferin İran için yankıları büyük olmuş ve destanlara konu teşkil etmişti. Kaynaklar, Sasani ordularının Maveraünnehr'in içlerine kadar sokulduklarından söz etmektedir. Muhtemelen, Hyonlar Balhan ve Gürcan'ın yukarılarına çekilmiş, Maveraünnehr'dekiler de nehrin yukarısına kaçmışlardı. Bunun üzerine Behram Gur, Türkmenistan sahasını eline geçirerek merkezi Belh olan Horasan Sebihbudluğunu tesis etmiş ve başına kardeşi Nersi'yi atamıştı. Sasaniler bölgedeki etkinliklerini 428 yılında Behram Gur'un ölümüne kadar korudular. Muhtemelen, bunun sonucunda Hyonlar'la bir anlaşma yapılmıştı. Ancak Behram Gur'un vefatından sonra kısa süreliğine devam eden taht kavgası sonucunda yerine II. Yezdegert'in (438-457) geçmesi ile durum değişti. Hyonlar, Behram'ın ölüm haberini alır almaz Ceyhun'u aşıp Türkmen topraklarına sokuldular. Bu defa daha hırslı ve intikam doluydular. Bölgedeki Sasani garnizonları teker teker işgal edildi. Hyon tehlikesi İran üzerine yeniden esmeye başladı. İran edebiyatından yeni bir Behram Gur efsanesi yaratmak için bizzat II. Yezdegert onlara karşı sefere çıktı. 443 yılında İran ordusu Nişabur'da konakladı. Ancak daha ilerisine geçemedi. Sekiz yıl aralıksız süren savaşlarda Hyonlar bir türlü sınırların dışına itilemediler. 455 yılında ise artık Hyon hakimiyeti Horasan'ı da içine almaktaydı.

Bu tarihten sonra Hyon adı kaynaklarda geri plana itilir ve Eftalit ismi ön plana çıkmaya başlar. Muhtemelen, bu sıralarda Ak Ti boylarından Eftalitler Hyon ülkesini ele geçirerek ve onları da kendi hakimiyetlerine alarak yeni bir Türk devletinin temellerini atmışlardı.

Kaynakça
Kitap: HAZAR ÖTESİ TÜRKMENLERİ
Yazar: EKBER N. NECEF ve AHMET ANNABERDlYEV
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Türkmenistan'a Gelen ilk Türk Kavimleri: Hyonlar

Mesajgönderen TurkmenCopur » 22 Ara 2010, 17:40

Hyonlar, Türkmenistan sahasına yapılan ilk ciddi Türk göçüdür. Onlar başta Merv bölgesi olmakla, Hazar'ın doğu kıyılarındaki topraklarda da geniş yerleşim alanları oluşturmuşlardı. Eftalit göçleri sırasında Hyon veya Ak-Hun göçebelerinin yerleşik hayata geçtikleri bilinmektedir. Bizzat, Romalı müellif, Ak-Hunlar'ı Eftalitler'den ve diğer Hunlar'dan ayırarak göçebe olmadıklarını ve yerleşik yaşam sürdürdüklerini belirtmektedir. Anlaşılan Hyonlar yerli Saka boylarıyla çabuk kaynaşarak hızla göçebe yaşamı terk etmeye başlamışlardı. Bu durum onların Eftalit göçleri karşısında etkisiz kalmalarına ve hakimiyeti onlara kaptırmalarına neden olmuştu. Gerek Hyon veya Ak-Hun, gerekse Eftalit göçleri Türkmenistan sahasının Türkleşme sürecini başlatmış, göçebe Türklerle yerli Sakalar arasında başlayan kaynaşma sonucu yeni bir ulus ortaya çıkmıştı. Buraya, Balhan çevresine daha önce gelen Töles grupları da katılmış ve Selçuklu sonrası ortaya çıkacak olan Yazır birliğinin temelleri atılmıştı. Dolayısyla, Oğuz göçleri öncesinde de Türkmenistan Türk yerleşimlerine açık bir ülke olup, Müslümanların buralara geldiklerinde Türk-Saka etnik karışımı sonucu karma bir toplum yapısına sahipti. Sâmâniler döneminde bunlar hızla Müslümanlaştıklarından ve yerleşik hayata geçtiklerinden Türk kimliği geri plana atılmıştı. Dolayısıyla, bazı Batı ve Sovyet tarihçilerinin iddia ettiği gibi, Türkmenistan ülkesi Türklerle Selçuklu göçleri sonucu tanışmış değildir.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Ak Hun İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir