Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Kaşgar'ın Ahval-i Askeriyye ve Ava'id-i Sairesi

Burada Doğu Türkistan Uygur Türkleri hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Kaşgar'ın Ahval-i Askeriyye ve Ava'id-i Sairesi

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Ara 2010, 17:25

Kaşgar'ın Ahval-i Askeriyye ve Ava'id-i Sairesine Dair Ma'lumat

Cenab-ı kadir-i mutlak şevketlü azametlü Padişah-ı alem-penah ve şehinşah-ı ma'delet-iktinah efendimiz hazretlerini ila ahiri'd-devran serir-i şevket-masir-i mülukanele-rinde kambin ü kamran ve a'day-ı bedhahnı tabut ve perişatı eylesün. Amin.

Kaşgar kıtası şimalen Sibirya ve Rusların Çinlilerden (Çinliler elinden) zabt eylediği Kulça (Kulca) ve bir mikdar Hokand ve cenuben Hindistan ve Afganistan ve bir mikdar Çin ve şarken yine Çin ve garben Türkistan yani Buhara ve Harezm ve Maveraü'n-nehr ile mahduddur (3a/5). Kıt'a-i mezkurenin şimal-i şarkiden garb-ı cenubiye doğru olan tülü seksen dört ve şimalen cenuba doğru olan arzı dahi otuzsekiz günlük mesafedir. Kaşgar kıt'aatında bulunan şehirlerin herbiri ayrı ayrı ikişer şehirden ibaretdir; ya'ni bir isimde iki şehir vardır. Mesela Aksu denildiği vakit bu isimde bir şehir değil, ayrı ayrı iki şehir anlaşılmalıdır. Oralarda böyle bir isimde yad olunan iki şehri yekdiğerinden tefrik içün birisine eski ve diğerine yeni derler. İşbu şehirlerden eski şehrinde ehl-i İslam ve yeni şehrinde Çinliler mütemekkindir. Yeni şehirler Çinlilerin mahall-i iskanları olduğu ve bahusus Çin hükümeti ve asakiri anlarda bulunduğu içün ezher cihet eski şehirlerde fa'ikdir ve bu şehirlerin etrafı divar ile (3b/6) muhatdır. Kafaların divarları gayet sağlam toprak ile yapılmış-dır ki, irtifa'ı onsekiz ila yirmi arşun ve arzı sekiz-on arşun-dur. Kaşgar kıtasının ekser mahallinde Çağatayiler mutavattın ve şimal-i şarki topraklarında ekseriyyet ile Durganiler (Durgani) mütemekkindir. Kıt'a-i mezkurenin asıl yerli ahalisi işbu iki kabile olup haricden Yakub Han zamanında dahil olanlar ile oranın ahalisi tekessür etmişdir. Muahha-ren dahil olan Çinlilerden başka umumen Müslüman, fakat mezheb ikidir. Çağatayiler Hanefi, Durganiler Şafii mezhe-bindedirler. Kıt'a-i mezkürede bulunan başlıca kaba'il Çağa-tayi, Durgani, Dulakiste, Kır»" Kıpçak, Kalna, Lobgöllü, Çinliden başka Türkistan ve Hindistan ve Afganistan'dan dahi bir hayli adem dahil olarak yerlilere karışmış ve oranın (4a/7) ahalisinden ma'düd olmuşlardır. Bu kıtada mütemek-kin akvam-ı muhtelifenin uıecmu'u dört milyon kadar nüfusdur. Yakub Han ol mikdar nüfus üzerine bir hayli (müddet) icra-yı hükümet etmiş idi. Kıt'a-i mezkurenin vüs'atine nazaran nüfusun akalliyeti, asırlarca devam eden ihtilalden ve muharebatdan ve arasıra ihtiyar olunan muhaceretden.pek-çok adem telef ve zayi olmaklığından neş'et etmekle, fi yevmina haza çok mahaller (hali) ani'l-ahalidir.

Kaynakça
Kitap: DOĞU TÜRKİSTAN TÜRKLERİ TARİHİ
Yazar: Mehmet SARAY
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Kaşgar'ın Ahval-i Askeriyye ve Ava'id-i Sairesi

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Ara 2010, 17:25

Kaşgar'ın Ahvali

Kaşgar hıtta-i ba'idesinde bulunan yüzbinlerce ehl-i islamm mezalim-i takat-suz-i Çiniyyeden bizar olması hasebiyle ref-i liva-yı ihtilal ederek Hoten ve Yarkend, Aksu ve Kuçar beldelerinde birer hükümat-ı islamiyyenin teşekkül etmesiyle nefs-i Kaşgar in (4b/8) şehrinde mütemekkin olan asakir-i çiniyye hemcinslerinin ihtilal esnasında duçar ol-dukları dam-ı helake kendülerinin dahi giriftar olmasından diğer şehirlerde iş al olunan (na'ire-i) ihtilalin Kaşgar'da dahi şerare-bahş olmasiyle süyuf-ı (İslamiyye) elinde feda-yı ser ü can eylemelerinden ziyadesiyle havf-nak olup (ol babda) tehlike-i melhuzayı kable'l-vuku' def etmek üzere "a'ınal-i leta'ifü'l-hiyel" vadisine giderek ehl-i islamın ellerindeki eslihayı ber-takrib ile topladıkdan sonra bir gece bağte-ten üzerlerine hücum etmekle nice nüfus-ı islamiyyeyi tu'ıne-i şemşir gadr ü hıyanet eylemişlerdir.

Bu def a müte'essife Kaşgar etrafında bulunan Kırgız-lardan bir taifenin beyi olan Sıddik Bey'e vasıl olmağla (5a/9) mir-i mumaileyh Kaşgar'a gelerek şehri zabt ile ahz-ı intikam ahalinin seyyidleri sevdiğini bildiği ve kendisinin hükümet edemeyeceğini anladığı cihetle Hokand'dan celb eylediği Büzürk Han nam zatı ik'ad-ı makam-ı hükümet ve hakkında hürmet etmiyor ise de Büzürg Hanin idare-i zimam-ı hükümete pek de liyakati olmamak mülabesesiyle Ho-kand'dan kendisiyle gelen asakir miyanında olup ümeradan bulunan Yakub Bey'e terk-i hükümet ve emaret eylemiş ve mir-i mumaileyh ise elhak vukua gelen kaffe-i muharebatda na'il-i galeyan-ı azime olmuşdur.

Havali-i mezkurede ehl-i islamın doğrudan doğruya hilafet-i seniyyeye müteveccihen mazhar-ı muzafferiyet ve terakki oldukları vasıl-ı sem'-i hümayun-ı cenab-ı padişahi olması ve ale'l-husus (5b/-10) mir-i mumaileyhin sefir-i mahsusu olan Yakub Bey vasıtasiyle bin ikiyüz seksen dokuz (1289) senesinde der-bar-ı şevket-karara arz-ı tabi'iyyet ve ubudiyyet eylemesi üzerine ba-irade-i şahane Kaşgar Müslümanlarına bir mu'avenet-i maddiyye vü ma'neviyye olmak üzere sefir-i mir-i mumaileyhle vafir hedaya-yı seniyye ve esliha-i nefıse-i nariyye ve bunların istimali ve fünun-ı harbiyyede icab eden harekatı ta'lim içün dahi mu'allimin-den me'ınurin-i kafiye ba's u inhac buyurulduğu sırada kulları dahi ruz-merre-i sadıkadan ve bendegan-ı sadakat-nişan-ı saltanat-ı seniyyeden olduğum halde İstanbul'dan hareketle İskenderiyye ve Mısır'a azimet ve Hidiviyet-i Mıs-riyye tarafından mazhar-ı hürmet ve riayet olup oradan da Süveyş ve Bombay ve Lahor ve Keşmir ve Tibet şehirlerine uğrayarak ve (6a/ll) Hindistan'da müddet (ez-müddet) ikametimiz zarfında fevkalade riayete nail olarak mutayye-bü'l-hal oluşumuz ahali-i mezkurenin makam-ı hilafet-i kübraya olan ihtiramat-ı kalbiyye ve fevkaladelerinden neşet etdiğini, ayn-ı mesarr u mefharetle görüp mefruzu uh-de-i ubudiyeti-miz olan du'ay-ı bi'l-hayr-ı mülukane ile tartib-i zeban eyleyerek Himalaya Dağlan'nı aşdığımızda, Şehidullah Mezarı (Mezar-ı şerif) nam mahalde bizlerin vüruduna muntazır olan İngiltere devlet-i fahimesinin hey'et-i sefaretiyle beraber havali-i ba'ide-i mezkureye dört maha karib bir müddetde vüsul müyesser olmuşdur. Esna-yı rahda nice nice mihen ü meşakkat çekilmiş idi ki, mukave-metde bulunan kuvvet-i sınıf-ı celil-i askerinde bulunduğum şerefle din ü devletim uğurunda feda-yı can u ten (6b/12) eylemek niyyet-i kalbiye ve kudsiyye zahir idi. O sırada Kaşgar asakirinin emr-i ta liminde sarf-ı meşa'i eylemiş olduğumdan hıdemat-ı vakı'am Yakub Han merhumun nezdinde karin-peşend ü takdir olduğu gibi erbab-ı ma'arifden Mehmed Atıf Efendi'nin te'lif eylediği "KaşgaA Tarihi" nam mecelle-i mu'teberede dahi mevzu, mevki'-bahs ü beyan olunmuşdur.

Gerek kullan ve gerek rüfeka-yı sadıkamız tarafların-dan sarf olunan mesa'i ve ikdamat-ı fevkalade neticesi olmak üzere Kaşgar askeri emr-i ta'limde bir hayli meleke ve maharet kesb eylemiş ve fünun-ı harbiyye-i Osmaniyye olnavx-i oa ıaeüe dahi münteşir olmuş ise de zirde tafsilatı arz u beyana cesaret edildiği veçhile Yakub Han merhumun yanlış bir emir (7a/13) ve tenbihi ve asakir beyninde ittihadsız-lık semeresi olarak bazı mahal ahalisinin Çinliler tarafından meclubiyeti ve esbab-ı saireden naşi ahiren vuku'a gelen muharebatda mağlubiyet taraf-ı islamiyyede kalarak Kaşgar fırkaları birer birer rıc'at etmiş ve bu ise efkar ve ezhan-ı umumiyyeyi teşvişe ve kulubu rehb ü hıras pençesiyle tahdişe başlamağla inhizam-ı külliyi ve bi'1-ahıre Yakub Han'ın vefatını mü'edd olmuştur.

Kaşgar asakiri ta'limden bir dereceye kadar behre-mend olmuş ise de ita'at-ı askeriyyeleri mefküd olup kendilerini daire-i ita'ate hah-na-hah cezb ü celb eden kuvvet ancak Yakub Hanin batn u şiddeti ve kahr u gazab ve satveti olduğundan müşarünileyh hazretlerinin irtihal-i (7b/14) dar-ı beka edişi ortalıkda olan fenahğı bir kat daha müzdad etmiş ve bu ise hal-i esef-iştimali intac eylemişdir.

Çakerlerinin Kaşgar'a muvasalatımızdan mukaddem Yakub Han, zir-i cenah-ı saltanat-ı seniyyeye dehalet şeref-i alii-aline na'iliyetine taraf-ı müstecmi'ü'l-mücidd saltanat-ı seniyyeden erzani müsaade ve inayet buyurulduğu günden bed' ile fütühat ve muvaffakıyatını ileriye götürerek Hoten ve Yarkend ve Yeni-hisar ve Kaşgar ve Maralbaşı ve Aksu ve Üç-Turfan ve Bay ve Sayram ve Kuçar ve Burgör ve Kurla ve Karaşehir ve Tohun ve Köhne-Turfan, Bükhün-Kumul ve Urumçi Manas ve daha nice nice memaliki zabt u teshir ey-lemiş ve bunca fütühat-ı mütevaliyesi siyle mazarrat-ı adide-si müsellem olan hükumat-ı müteferrika-ı islamiyyeyi dahil-i daire-i (8a/15) tevhid etmeğe muvaffak olduğu gibi Kaşgar içerisinde bulunan kaffe-i asakir-i Çiniyyeyi de birer birer kahr u istisal edebilmiş idi. Çakerleri Kaşgar asakirinin daire-i intizama girmesi hakkında bezl-i mesa'i vü gayret et-mekde iken Çinlilerin hududu tecavüzle harekat-ı ta'arruziyyeye ibtidarlan haberi gelmesi üzerine artık Aksu şehrinde meşgul bulunduğumuz ta'limden dest-i ferağ olarak-aldığı-mız emir mucibince Tohun'da bulunan Emir-i müşarünileyhin nezdine azimet ve harekat-ı askeriyye hak-kında varid-i hatır-ı abidanem olan mevaddı arza müsara'at eylemiş ve hususiyle müşarünileyhin mahdumu Hak-Kulu Bey'in ma'iyyetine verildiğimde fırkaların selameti hakkında her halde isabeti cümlece müsellem olan tedabir ve vesa'il-i lazimeyi devlet-i ebed (8b/16) müddetimiz namına ira'e ile ifa-yı lazıme-i sadakat edilmiş ise de hayfa ki, bu babdaki re'y ü tedbir ba'zı mani'adan dolayı muvafik-ı takdir olmadı-ğımdan hüsn-i netice hasıl edememişdir. Vakta ki Yakub Han vefat eyledi. Hak-Kulu Bey Kurla'da i'lan-ı hükümet ile bendelerini tna'iyyetimde bulunan asakir ile şehr-i mezkura celb edüp bir müddet sonra şehr-i mezkuru habersizce ve suret-i hafiyyede terk ile Aksu'yaric'at eylemesi üzerine şehr-i mezkurda bulunan ve ümera-yı askeriyyeden olan Hakim Han i'lan-ı emaret ederek Hak-Kulu Bey'in arkasından asakir-i kafiye şevkiyle ma'iyyetindeki asakiri dağıtarak mir-i mumaileyhi ha'iben ve hasıren Kaşgar şehrine gönder-miş ve şehr-i mezkur ile Aksu (9a/17) şehrinde bulunan kaffe-i emval ve haza'ini yed-i nehmet ü gasbına geçirmekle tedarik-i levazım-ı harbiyye eylemişdir.

Kaşgar şehrinde bulunan ve Yakub Han merhumun büyük mahdumu olan Bey-Kulu Bey, pederinin vefatını ve biraderi Hak-Kulu Bey'in i'lan-ı hükümet ile muahharen Kurla'dan firar ve ric'at ederek Hakim Han'ın i'lan-ı istiklaline sebeb olmasını haber alması üzerine mir-i muma-ileyh Bey-Kulu Bey dahi Kaşgar şehrinde hükümet ve emaretini i'lan etmesinden Hakim Han'la vukuu melhuz olan muharebe-i atiye içün tedarikat-ı lazımede bulunarak vürud-ı düşmana intizar eylemekde bulunmuş ve ol esnada Hak-Kulu Bey'in Kaşgar şehrine gelmede olduğuna dair esna-yı rahda yazıp göndermiş olduğu (9b/18) tahriratın vusul bulması üzerine istikbale birkaç adem gönderüp def an li'l-fesad izale-i vücudunu emr eylemesi üzerine icabı icra kı-lınmışdır. Bu vak'anın üzerine çok zeman mürur etmeyüp Hakim Han bi'l-cümle asakirini ve ahmal u eşkalini ve tevabi'iyle rüfeka-yı bendeganemi müstashiben Aksu'dan hareketle Kaşgar'da bulunan Bey-Kulu Bey'i hükumetden nez'etdirerek birine calis-i makam-ı emaret olmak ve mir-i mumaileyhi kendisine ita'at etdirmek üzere Baydo nam ma-halle muvasalat eyledi ve bendeleriyle rüfeka-yı abidanemin metbu'-ı müfahham ve padişah-ı mu'azzamımız tarafından ma'iyyetine me'ınur ta'yin kılındığımız Yakub Han merhu-mun mahdumu ve bu cihetle varis-i meşru'u olan Bey-Kulu Bey'e karşı muharebe etmeyeceğimizi bildiği cihetle ma'iyye-timizde (10a/-19) ki afakiri alarak bendelerini hiçbir işe ta'yin etmedi.

Mumaileyh Bey-Kulu ile beynlerinde cereyan eden muhabere muharebeye müncerr olacağını anladığı cihetle vaktiyle tedarikatda bulunarak mumaileyh Hakim Hanin hareketini haber alması üzerine o dahi Baydo'ya gelüp ordusunu kurduğunu, müte'akıb (en) harbe ibtidar eylediğini bu kullarıyle rüfeka-yı abidanem görmesi üzerine nan u ni'ıne-tiyle perverde olduğumuz devlet-i ebed-müddet-i Osmaniy-ye'nin a'lay-ı şanı bizim gibi ahkar bendegamnın isbat-ı sadakat ve ibraz-ı hizmetiyle hasıl olduğunu cümleye i'lam etmek ve vazife-i me'ınuremizi hakkıyle ifa ederek bir baği-i gasıbm zir-i liva'-ı tagallübünde bulunmamak içün karşu tarafa geçmeğe karar vermiş ve müsta'inen billah harbinde en-şiddet ve dehşetli bir zemamnda karşu tarafa at sürmüş (10b/20) idik. Bu hareketimiz Hakim Han'ın manzur-ı dide-i çeşm ı'i gazabı olunca tekmil askerin üzerlerimize ateş etmesini emr eylediğinden koca bir ordunun ateş-i gaddaranesi içinde kalmış ve hayatımızdan kat'-ı ümid etmiş idik. Lakin.Cenab-ı hafız-ı hakiki mücerred-efrad-ı cünudiyyeleri hak-kında olan hüsn-i teveccühe celile-i padişahi asar u berekatiyle vücud-ı abidanemizi muhafaza buyurup bila-zayi'at karşu tarafa geçmiş ve Beyin nezdine gidüp tebrik-i hükümet ile muzafferiyetini dua etmekliğimiz üzerine ma'iy-yetimize münasib mikdar asker verilerek her birimiz birer guna mazhar-ı taltif olmuş idik. Bendeleri düşmanın za'if tarafı olan sol kolu üzerine hücum ile mazhar-ı muvaffakiyet olmaklığımızı- müte'akıb düşman kendisini toplamaksızın (lla/21) bir hareket-i seri'a ile sağ kolu üzerine de hücum et-diğimizden Hakim Han'ın askeri taraf mağlup olmağa yüz tutmuş ve bu ise mumaileyhin meşhud-ı dide-i nedameti oluna bu hal otuz-kırk kadar hevadariyle Hokand cihetine firarını mucib olmuşdur. Bey-Kulu Bey bu hecmetij'yet-i se-ri'a ile nail-i gaiebe-i azime idilüp düşmanın kafie-i ahmal ü eşkal ve haza'in ü emvalini zabt ü iğtinam etdikten ve askerini tanzim ü tertib eyledikten sonra Aksu'ya azimet idüp valisini tebdil ile pederine sadakati mücerreb olan Muhammed Baba Tohsava'yı kayd-ı habs ve tazyifden reha iderek hükümetini şehr-i mezkü(r) ahalisine de tastik etdirmiş ve orada bulmuş olduğu bakıyye-i eşya-ı emiriyyeyi alup Kaş-gar (llb/22) şehrine avdet eylemişdir. Ol esnada Kurla şehrinde ve Durgani rü'esasından Lohudarin'den tebrik-i hükümetini müş'ir cevab vürud etmiş ve mucib-i memnuııiy-yet olduğu hakkında cevab gönderildiği gibi mumaileyhe ve mu avenetde bulunmak üzere Üç-Turfan'daki askere Bur-gör'e gitmeleri hakkında emirname irsal kıbnmışdır.

Hoten'de bulunan Vali Niyaz Bey'e birkaç mektub gön-derilerek taleb-i bi'at ve daire-i ita'at ve hizmete da'vet olun-muş ise de cevab gelmemiş ve fakat en sonra gelen cevab-ı na-sevab ba'is-i iğbirar olmuşdur ki, o da vali-i mumaileyhin i'lan-ı istiklal eylediğini ve muharebe edilmek istenilür ise kırkbin askeri olup anınla son (12a/23) dereceye kadar ibraz-ı sebat u mukavemet edeceğini ve herkes kendi zir-i ida-resinde bulunana memalikde icra-yı hükümet ider ise her halde hayırlu olacağını mütazammm idi. Ve bu taharrat ve Gagayat, ahvali daha ziyade duçar-ı müşkilat eylediğinden Niyaz Bey'in Kaşgar'ı gelüp zabt edeceği melhuz olmasiyle artık Çinliler üzerine harbe sevk-i asker etmek ve gitmek-de(n) sarf-ı nazarla Niyaz Bey'in ga'ilesini ortadan kaldırmağa ve evvel be-ewel fesad-ı dahiliyi basdırmağa karar verildi. Ve bunun üzerine Çinlilerin def ü tardı esbabından sarf u nazarla etraf valilerinden gönderilen emir mucebince varid olan asakir ile Kaşgar asakirinden mürekkeb ve tahminen onbeş bin neferden müretteb bir ordu ile Hoten üzerine (12b/24) hareket olundu. Niyaz Bey memleketin bi'l-ahire eyadi-i a'daya geçmesini mucib-i efal-i dena'etkaraneden olmak üzere bir hayli zamandan beri Çinlilerle bab-ı muhabereyi küşad eylemiş olduğundan bu kerre Bey-Kulu Bey'in hareketini haber alması üzerine Çinlilere haber irsaliyle ihtilalat-ı dahiliyyeyi ve Yakub Hanin vefatiyle kuvva-yı islamiyyenin mahv u za'il olduğunu ve kendisi harbe hazır u müheyya olup bu tefrika ve perişani-i ahval-i islamiyyeden istifade içün bila-iza'e vakt-i hareket olunmasını beyan ve ihtar eylemesi üzerine Çinliler cesaret olarak Karaşehir üzerine hareket ile şehr-i mezkuru asker-i islamdan hali bulmalarıyla suhuletle zabt u teshir eylediler. Çinliler şehr-i mezkurda iken miyan-ı ahaliden ve hain-i (13a/25) vatan birkaç kimesnelerden de Niyaz Bey'in güftarını musaddak ve iş'arını mü'ekked olmak üzere muharrerat almış olduklarından bütün bütün kesb-i cesaretle Kurla şehrine geldiler ki, şehr-i mezkurda Durgani rüesasından Lohudarin icra-yı hükümet etmekde idi. Mumaileyh mukabeleye karar verip keyfiyeti Bey-Kulu Bey tarafına iş'ar ü ihbar etmiş olmağla mir-i (mu)maileyh Bur-gör'de bulunan asakir-i Kaşgariyye ile birleşerek düşmana mukavemet ve şayet mukabeleden aciz kalunur ise ricat edilmesi ve başındaki ga'ilenin "defti refinden asakir-i kafiye ile imdada geleceği cevabını göndermiş idi. Bey-Kulu Bey Hoten şehrine yaklaştıkça Çinliler bulundukları mevkı'-i müstahkeme ve metineyi terk ü teslim ile eyne'l-meferr-guyan olurlar ve Hoten asakiri (13b/26) miyanında bulunan ve zabitan-ı askeriden olan Türkistanlılar dahi ma'iyyeti askeriyle beraber Niyaz Bey'i terk ile firan ihtiyar idüp esna-yı rahda Bey-Kulu Beye arz-ı ita'at u dehalet iderler idi. Mir-i mumaileyh kat'-ı merahil ile Niyaz Bey'in taht-ı idaresinde bulunan Kum ve Sançu gibi fenn-i harbce ehemmiyetleri pek ziyade olan mevakı'-i metineyi birer birer averde-i kabziyye-i teshir eyledikten sonra Hoten'in bir günlük mesafesinde vaki olup ehemmiyet-i fevkaladeyi ha'iz olduğu cihetle Niyaz Bey'in tahassün etmiş ve mukabaloyi göze aldırmış olduğu Zave Fergana nam kal'a üzerine Boğaça-Bürdar nam serdarı hamiyyet-şi'arını pişdar ederek irsal eyledi. Hoten süvarileri ise Boğaça-Bürdar askeri üzerine hücum (14a/ 27) etmişler ise de gayet şiddet ü metanetle mukabele gördüklerinden ricat ü firara mecbur olmuşlardır. Niyaz Bey, Bey-Kulu Bey'e mukabele içün dahil-i daire-i vilayeti olan ahaliden yirmibin kadar başıbozuk toplayup ellerine Kara Költek ta'bir olunan topuzlu cob nev'inden sopalan silah makamına vermiş ve bir kısmım darb u tehdid ve bir kısmım da va'ad ü meva'id ile meydan-ı harbe getirmiş idi ki, böyle der-me-çatma asakirin hiçbir faidesi görülmemişdir. Kaşgar süvarilerinin iş'al-i na'ire-i kar-zar etmesinden çok zaman geçmeksizin Bey-Kulu Bey dahi ma'iyyeti bendeganiyle gelüp yetişmiş ve fakat piyadeler arkada kalmış idi. Hoten piyadeleri ıtlak olunan ahaliye beyhude yere sefk-i dimadan ictinab edilmek içün teslim (14/28) olunmaları teklif olunmuş ise de kabul olunmamış idi. Haklannda bir lutf-i deha olmak üzere ellerindeki silah ittihaz etdikleri sopalan alup köylerine gitmeleri ihtar olunmuş ise de buna da redd ile cevab virüp inadlannda ısrar etdiler. Binaen-ala-zalik süva-riler Bey-Kulu Bey tarafından olunan emr ü işaret üzerine bir-iki el ateş edince köylüler bu şiddetli ateşden fevkalade duçar-ı havf u hıras olup mecruh olanları da olmayanları da kaffeten korkularından üftade-i hak-i peşimani oldukların-dan yine sebük-mağz ve endek-fehm bulunduklarına mürüv-veten bu biçarelerin itlafından sarf-ı nazarla köylerine gitmelerine ru-yi müsa'ade gösterildi.

Hoten süvari ve topculariyle haylüce muharebe olup Hotenlilerden (15a/29) dört-beş bin kişi telef olmuş ise de bir haylisi Zave kalasına tahassün ile mukabeleye kalkışmışdır. Niyaz Bey vehamet-i akıbeti tefekkürle Zave'de bulunanları bi'l-iğfal Hoten'e firar etmiş ye Zave'de bulunanlar ise başlarında kumandan bulunmadığı içün mukabeleye cesaret ide-meyüp anlar dahi o gece birer birer Hoten'e firar eylediklerinden kal'a bila-mani Bey'in dest-i tashirine geçmişdir. Niyaz Bey her ne kadar Hoten'e firar etmiş ise de orda dahi dikiş tutduramayacağını bildiği içün hile ile Çin içerisine firar etmiş olmağla rü'esa-yı asker Bey-Kulu Bey'e karşu vadi-i isyana süluku muhataralı görüp Zave'ye gelerek Bey'e bi'at etmiş ve Bey de Hoten'e gidüp ızhar-ı şadmani zımnında Hotenlilere nümayiş suretiyle bir (30/15b) ateşli ta'lim icra eyledi. Lohudarin ya'ni Çin Müslümanlarının serdarı Yermuk ve Kula'da Çin Mecusileriyle muharebeden sonra nihayet Burgör'e ricat etmiş ise de oradaki askerin ahali tarafından bi't-tehdid tard u tefrik edildiğini ve ahali Çinlilerin vüruduna muntazır ve hükümete arzu-keş olduğunu görmesi ve Güçarlılardan bir cemm-i gafirin mir-i mumaileyh ile liec-li'l-muharebe Burgör üzerine gelmekde olduğu haberinin alınmasıyle ol şir-i şir-nigam dahi husamaya karşu şiddetle hücum ederek her biri mecbur-ı firar etdikden sonra Güçar'a ric'at ve şehr-i mezkurda ma'iyyetini na'il-i zafer idüp ta'kiblerine devam eden millet ha'inlerini dahi birer hamle-i gazanferane ile surah-farar ve ihtifaya (16a/31) tıkub (?) Bay kasabasına gitmişdir. Mumaileyh Çinlilerin Güçarlılarla be-raber Bay üzerine gelmekde olduğunu haber alınca Aksu'ya ve oradan dahi Maral-başı nam mevkı'-i müstahkeme ric'at ve keyfiyeti Bey e iş'ar eyledi. Bu haber-i hüzn eser üzerine Bey-Kulu Bey nahiyesiyle Hoten'i hin-i istirdadma yed-i zab-tına geçirdiği gana'im-i vafıreden askere bahş u i'tadan istinkaf ve ailesiyle birlikde haric-i memleket bir mahalle rıhleti muzmirinde istıkrar etdirerek gana'im-i ma'hudeyi Hindistan'a nakl ü irsale şitab eyledi ve tashihatı tetimme-sinden olarak Kaşgar Bey'i, şehrinde zabitan familyalanyla beraber muhafaza kaydında tutulan ailesinin dahi seri'an ve hafiyyen Yarkend'e sevk u inha, cam ve kendüsinin (loh/32) dahi hemen semt-i mezküre azm u hıramanı ve oradan da muzmirini haber-i husul getürmek içün ma'iyyetinde mevcud ümera-yı askeriyyeden dehen-nahr-ı muhalefet edebilecek kumandanların her birini mevcud ma'iyyetiyle Çinlilere karşı sevk u i'zam etmek gibi vesa'il-i dil-garibane icrasına fırsat-cu iken her nasıl ise hafiyyen ta'yin eylediği me'nıur, ailesini şehr-i mezkurdan çıkarmakda olduğunu mühtedi Çin Müslümanlarının serdarı İslam Ehven (?) haber almasiyle Bey-Kulu Han'ın firar edeceğini anlayup muahha-ran zuhura gelecek Çinlilerin muhacematında tahlis-i girıban edebilmeğe lazım gelen vesa'iti elde eylemek içün şehr-i mezkura hücuma karar vererek, mevcudu, yeni Müslümanlar ile bağteten zabt etmesi üzerine Eski (17a/33) Kaş-gar şehrinde sakin ahali-i islamiyye vakaya haberdar olunca zikri mesbuk yeni Müslümanlar ile harbe koyularak mahsuriyet altına aldılar ve Ehven ma'iyyeti ise şehr-i mezkurda bulunan kaffe-i emvali zabt ve buldukları sıbyan ve nisvanı kayd-ı esarete rabt etdiler. Yarkend yolunda Bey'e vasıl olan bu haber-i muvahhiş her nasılsa ordu içinde şayi
olmağla asker beyninde olan teşettüt ü adem-i intizam kor-kulacak bir dereceye varmış ve Yarkend'e vasıl oldukda bir hayli kimesnenin esna-yı rahda orduyu terk ile Kaşgar'a firar etdiği görülmüşdür.

Yarkend'de zabitanın teşvikiyle asker bütün bütün i'lan-ı ısyan etmiş olduğundan ve artık böyle gayr-ı munta-zam ve itaatsiz asker ile düşmana mukavemetin imkanı bu-lunamayup (17b/34) Bar'da dahi karar-ı firara tebdil etmeği ihtiyar eylemiş ve Yarkend valisi dahi bu efkar ile ayrıca rah-ı firara çıkmış ise de valiyi askerden bir cemm-i gafır Bar'ı yoldan çevirmiş ve Bey'e dahi aynı hal vaki olmuşdur.

Bunun üzerine Bey-Kulu Bey ısyanı güç hal ile teskin edüp Yarkend'e mıkdar-ı kafi asker terk ile bendeganından iki-üç bin kişi ile Kaşgar'a müteveccihaıı hareket eylemiş ve esna-yı rahda rü'esa-yı fesededen bir haylisini i'dam etdir-mişdir. Bey-Kulu Bey Kaşgar'a vusulünde Aksu'dan ricat eden asakiri alarak Kaşgar'a gelmiş ve eskişehir ahali-i islamiyyesiyle yeni-şehri tazyıka kalkmış olan Lohudarin'i işgal-i na'ide-i karrzar iderek mahsürinin müdafaa-i şedide-sine (18a/35) tahammül etmekde bulunmuşdur. Kulları Bey Kulu Beyin artık hizmetinde bulunmayup Kaşgar eski şehrinde ikamete karar vermiş idik. Mir-i mumaileyh ise bu esnada yeni-şehri muhasara ile iştigal etmekde ise de niy-yet-i fırarda idi. Ahali-i şehrden bazıları gelüp 'ailenizi şe-hirden çıkarınız, çocuklarınız Çinliler eline düşmesin, yazık olur. Bu herifler düşmanla muharebe etmek efkarında değil-dir. Hatta familyalannı-şehirden harice gönderdiler" vadisinde nasayihde bulunmaları ve familyalarımız, "ya bizi öldürün veyahut dışarıya çıkarın" diye reca etmeleri üzerine ace-ze-i nisvan ve sıbyanı haric-i şehirde bulunan sayfiyemize gönderdik. Oraların ahvali muktezasınca bir düşman zuhurun-da etrafda bulunan kışlak ahalisi mallarını hayvanlarına (18b/36) tahmil eder ve bir kısmını da yerlere gömerek hemen gelüp şehre dolarlar. Bu sebepden dahil-i şehirden hariç çıkanlar ile haricinden dahile girenlerden kal'a kapusunda olkadar izdiham olur ki, bu hal bir haylice nüfusun ayaklar altında kalarak telefine de ba'is olur. Bu sebebden bizler dahi familyamızı harice çıkarmak hususunda pekçok meşakkate duçar olmuşduk. Rüfeka-yı acizanemden harice çıkanlar Topçu Kolağası Ah Ağa ve familyası ve Piyade Kolağası Yusuf Cemil Efendi ve me'ınurin-i mülkiyeden Zaman Bey ve İstanbul'dan gönüllü olarak gelen Tophane-i amire ustalarından Tüfekçi Hacı Mehmed Efendi ile kabsül eczası ustası Hacı İsmail Efendi ve mahdumu Mehmed Efendi'den ibaret idi. Süvari Kolağası Yusuf Zeki Efendi (19a/37) vak-
tiyle çıkamamış olduğuna mebni düşman zuhur eylemesiyle kal'a kapuları sedd olunduğundan içerüde mahbus ve mahsur kalmışdır. Muahharen Çinliler yedine esir düşmüş ve bir müddet sonra tahliye-i sebil olunarak Bombay'a gidüp orada ecel-i mev'udiyle azm-i dar-ı beka olmuşdur.

Rüfeka-yı sairemizden istihkam yüzbaşısı Kazım ve Tophane fabrikası yüzbaşılarından Ali Efendiler Yarkend bozgunluğunda Hindistan tarikiyle rah-ı firan tutmuşlar ise de şiddet-i şitadan boğazlar mesdud bulunduğu ve yiyecekleri kalmadığı cihetle tekrar Yarkend'e avdet etmiş ve burada düşman eline esir düşüp yedi ay kadar zindanda kaldıktan sonra salifü'z-zikr Niyaz Hakim Bey vasıtasiyle mazhar-ı afv olarak Tibet tarikiyle Hindistan'a ve oradan (19b/38) İstanbul'a avdet etmişlerdir.

Kaşgar yeni-şehrindeki mahsurinin cebhaneleri ve yiyecekleri kalmadığı cihetle ertesi günü muhasarayı yararak firar ve puyan veyahud teslim-i duhule şitaban olmağa karar vermişler ve şehrin zabtı içün hemen hiç müşkilat kalmamış idi. Ol esnada Çin askerinin bayrakları görüldüğü Bey'e haber verilince müşarünileyh mukabele edemiyeceğini bildiğinden alabildiği eşya vü nükudu ve esdıka-yı bendegamm ve biraderi Haydar Kulu Bey'i mustashibeıı Oşi tarikiyle 95 kanun-ı sanisinde Hokand'a firar eyledi.

Şu hal ordunun külliyen inhizamını mucib olup Çinliler hiçbir müdafaa görmeyerek Kaşgar'a dahil olmuş ve artık Kaşgar hükumet-i islamiyyesi mahv u muzmahill olmuşdur.

(20a/39) Ailemiz ile haric-i şehirdeki sayfiyemize gitdi-ğimiz zemanki, akşam saat onbir kararlarında idi. Çinlilerin bayrakları runüma-yı dehşet olunca, mevcud beş-altı tüccar ile birleşüp onbeş kadar nüfus ile Kaşgar'dan çıkup Ertuh tarikiyle Çakmur kalasına teveccüh eyledik. Bu kal'a gayet müstahkem olup Rusya tarafından olunacak hücuma müdafaa içün inşa kılınmış idi. Mevsim-i şitanın şiddeti nüzul eden bir fekk-i kesreti kafilemizi pek çok muztarib kı-lup heman dört-nal süratine karib bir yürüyüş ile hareket edilmiş ve Çinlilerin hücumiyle Durganilerin yağmasından kurtulup gelenler ale't-tedric kafilemize munzam olduğundan, mıkdanmız piyade ve atlu bin raddesine çıkmış idi.

(20b/40) Düşmanın alei-gafle basmasından ve ta'kıbin-den emin olmak içün müsellah olanlarımızdan pişdar ve canibdar ve dümdar bölükleri teşkil olunarak bir suret-i mü-teyakkızanede hareket etmekte idik. Yolumuzun ilerüsünde bulunan Hartuc şehri ahalisi Çinlilerin tarafdarı olduğu cihetle Çinliler bunlara, "Kaşgar'dan firar edenlerin malları sizin, canlan bizim" yollu emir göndermekde olduğu sırtı bayraklı süvarilerinden birini yolda ahz u girift ile anladık. Fakat bu herifden başka bizim göremediğimiz yolda diğer süvarileri Hartuc şehrine bizden evvel varır ise ahali hemen üzerlerimize hücum edeceğini ve o halde halası müşkil bir belaya tutulacağımızı bildiğimizden duçar-ı havf u dehşet ve pek ziyade mutabassırane ve (2 la/41) ihtiyatkarane bir sa'y u gayretle yolumuza müdavemet eyledik. Her ne hal ise kafileyi salimen ve hafiyyen Hartuc'dan savuşdurabilüp bir kaç arkadaş ile kervansaraya geldiğimizde Kaşgar'dan birkaç gün evvel çıkan ikiyüz kadar develi bir tüccar kafilesine tesadüf etdik ve Kaşgar'ın zabt olduğunu ve hemen kalkıp fırar etmelerini ihbar etdik ise de ol esnada bizi ta'kıb eden Çin süvarisi gelüp çatmış olduğundan emval-i tüccariyenin develere bile tahmiline muvaffak olamamış ve kafiesi Çinlilerin yed-i gasb u garetine geçmişdir. Çinlilerin bu kafileyi yağmaya koyulup zaman ga'ib etmeleri bizim kafilenin bir hayli mesafe kat'ı içün meydan vermiş olduğundan düşmandan uzaklaşıp (21b/42) salimen Çakmur Kalasına duhul eyledik ki, Kaşgar'dan mezkur kal'a yirmidört saatlik mesafe olduğu halde biz oniki saatde kat eylemiş idik.

Mezkur kalanın ikiyüz kadar muhafızı bulunup bunlar bizi hüsn-i suretle kabul etmiş ve bir müddet istirahat-den sonra bizim kafileye iltihak eylemişdir. Buradan ilerüsi içün Çinlilerin gezend ü hasar etmesinden havf u endişe edilmez ise de yollarda Kırgız ve Kıpçak ve İslam Kazakların hücum ve iktihamından emin değil idik. Zira ki, Çinlilerden kurtulan biçare-gandan bir çoğu, iras-ı mesa'ib-i günagun et-dikleri ma'lumumuz ve bunların şerr ü mazarratından emin olmak kemal-i tayakkuza vabeste idüği meczumumuz bulunduğu (22a/43) ecilden gerek bunlardan etdiğimiz ihtiraz ve gerek mevsimin şiddetine inzimam eden dağların sarplığı kafilemizde enva'-ı mesa'ibi işmam etmiş idi ve çekilen bun-ca cefa-yı takat-fersa hadd u payane yetmiş idi. Yoljarda müsadif olduğumuz Kazaklardan birkaçını para kuvvetiyle celb ederek Rv ayanın Kaşgar hududunda kain Narin istihkamı kumanı Anına bir mektub tisyar ve ahvalimizi ku-mandan-ı mümaileyhe temamiyle ihbar eyledik. Beş altı gün mürurundan sonra Narin istihkamına vanldıkda Ruslar tarafından bir iki saatlik mahalden istikbal ve ikram ve it am ile mazhar-ı hareket ve riayet olunduk. Rus kumandamna Devlet-i Aliyye-i Osmaniyye tarafından me'ınur olduğumuzu beyan eylediğimizde haklarımızda ri'ayet-i fevkalade (22b/44) gösterüp ve refakatimize bir me'ınur terfıkiyle hare-ket ederek At-başı, Tokmak, Çimkend kasabalarına uğrayarak Taşkend'e vasıl olduk. Kafilemiz Narin istihkamatında herkes bir cihete müteveccih olmasiyle dağılmışdır. Kaş-gar'dan firar eden yalnız bizim kafile olmayup beş-altı muhtelif tarik ile her biri bir kaçar bin kişilik kaideler dahi var idi ki, fırariler ekseriyetle Türkistanlı ve Hokandh ve Buha-ralı ve Hiveli velhasıl Asya-i vusta ahalisi olup Kaşgarlılar-dan Yakub Han zemanında me'ınur olan v« bu sebeble Çinlilerden havf etmekde bulunanlar olup ma'adası terk-i vatan etmemişlerdir.

Taşkend'e vusulümüzde Türkistan kumandan ye valisi bulunan General Kofman (Kaufmann) tarafından hareket ve riayetle kabul (23a/45) olunduk ve "Devlet-i Aliyye ile Rusya Devleti beyninde musadakatın i'adesi zemanına kadar, ya'ni altı ay müddot kaffe-i levazımımızı ifa eyleyerek Taşkend'de müsafir eylemişdir. Muahharen posta ile Çim-kend, İkan, Hazret-i Sultan Hölük, Akmescid, Karmakcı, Kadı Ali, Argız, Yaman Kal'a tarikiyle tahminen onsekiz-yirmi günde Oranburg'a ve şehr-i mezkurde rüfeka-yı abidanem-den piyade Kolağası Yusuf Efendi hastalandığı cihetle bir ay kaldık. Sonra şimendüferle yedi gün yedi gecede Odesa'ya vasıl olduk ve şehr-i mezkurdan dahi Rusya postasıyle Der-saadet'e avdet ile hak-i vatana yüz sürmüş Vala-yı mekteb-i i'dadi-i harbide binbaşılık rütbesiyle (23b/46) ve Resim hoca-lığıyle bulunarak leyi ü nehar ma'ruz-ı uhde-i ubudiyetimiz olduğu üzre du'a-yı devam-ı ömr ü ikbal-i şahanede bulunmak şeref-i aleyhasiyle fahr ider bulunmuş olduğum min-gayr-i haddin ma'ruzdur.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Kaşgar'ın Ahval-i Askeriyye ve Ava'id-i Sairesi

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Ara 2010, 17:25

Kaşgar'ın Ahval-i Askeriyyesi

Kaşgar hükümeti ordusu süvari ve serbaz namiyle piyade ve topçu olarak sunuf-ı selaseye münkasimdir. Bu sınıflardan en mümtaz ve ehemmiyetlisi süvaridir. Süvari askeri fırka kumandanı dimek olan bir emir-i leşkerin taht-ı idaresinde olup bunun ma'iyyetinde dört-beş kadar Pansad vardır ki, her biri dört-beşyüz askere kumanda eder. Pan-sad'dan ufak yüzbaşı ve ondan da ufak rütbede Pencah-başı ki, mülazım makamındadır. Bir Pencah-başı'nın ma'iyyetin-de üç dört dihbaşı, (24a/47) ya'ni onbaşı bulunur. Umumen Kaşgar asakirinin eslihası yekmile, dümile, namiyle iki kısma ayırılır ki, bir namlulu, iki namlulu demekdir. Tüfenkler ekseriyetle kabsüllü ve ba'zen fitillidir. Fitillilerin ba'zısı ağır olduğundan ateş etmekde suhulet endahtı içün tüfengin baş tarafına merbut ve müteharrik iki çatal bir sehpası vardır ki, yere koyup öyle atılur. Süvari askerinin bellerinde birer kılınç bulunur ki, bu kılınç bel kayışına merbutdur. Kayış üzerinde dahi bir takım kise ve çantalar asılı bulunarak birine kurşun ve kapsül, diğerine barut ve yağ, aharına vida sökmeğe mahsus anahtar .yesair edevat-ı lazıme bulunur. Asakirin elbisesi birbirine uymaz bir halde olup neferatın başlan ba'zen sankh (24b/48) ba'zen kalpaklıdır. Umumen asker cermine giyerler. Hayvanata meraklan ziyade olduğundan herkes kendi hayvanına dikkatle bakmakdadır ve muharebeye gitmek iktiza eylediği zeman atın meşakk-ı se-feriyyeye mütehammil olması içün vaktiyle enva'ı ta'limler ve koşullar icrasiyle mu'allem ve müdemmen bulunmasına gayret edilür. Süvariyanın hayvanlan birkaç cins olup en alası Türkmen ve Arab, Kalmuk ve Kazak ve Kırgız atlandır. Bunların ta'limi süratle hücum etmek ve bazı manevralar icra eylemekdir. Binici esna-yı hücumda atm altına yatup kılınç isti'ınal eder, sağa-sola ve geriye nişan alur ve yerden bir ağır şeyi kapup kaldırır. Oğlak oyunları denilen ta'limlerde onbeş-yirmi okkalık büyük bir keçiyi birden alup kapmak ve aldığı halde üzerine gelenlere bu keçiyi (25a/49) virmemek ve alup kaçmak gibi harekat icra edilür ve hava serin olduğu zeman hemen her gün bu talimler icra edilür ki, hayvanlar da bu oğlak oyunlarında alışur. Süvarilerin mu'ayenesi seneden seneye icra olunur ki, buna "görün" ta'bir olunur. Bu esnada cümlesi Han'ın huzurundan geçerler ve kendülerine verilecek akçe ve serpa ya'ni elbise yed-beyed verilür ve hayvanına ve kendü ta'ayyüşüne medar olmak üzre bir senede verilmesi lazım gelen erzak ve yemek tedariki içün köylere verilen "yete" ya'ni havalename yine bu esnada her atluya rütbesine göre i'ta olunur ve bir de Han tarafından gönderilen tatar ve muhbirler süvariden ve her pansad'dan nevbet sırasiyle taayyün olunur ve mesafesine göre ava'idi vardır ki, hemen ayda bir def a olsun gelür (25b/50) serbaz ya'ni piyade askeri bir naib idaresinde bulunur ki, ma'iyyeti üçyüz-dörtyüz kişi olduğundan binbaşı de-mekdir. Bir naib ma'iyyetinde iki Laver ve bir Laver ma'iy-yetinde iki Serzan ve bir Şerzan ma'iyyetinde iki yüzbaşı ve bunların ma'iyyetinde Pencahbaşılar ve bunların ma'iyyetin-de Dihbaşılar bulunur.

Bunların eslihası kabsüllü ve süngülü ve fitilli tüfenk-lerden ibaretdir ki, bellerinde süngü ve fitilli tüfenklülerde pala vardır. Kıyafetleri süvarilere nazaran oldukça muntazam olup askere benzer ve rütbelerini gösteren nişanlar bir dereceye kadar muntazamdır. Bunların başlarında kırmızı kalpak olup arkalarında uzun bir sıra düğmeli derinden ma'ınul birer setre ve geniş paçalı pantalondan ibaret olup ayaklarında da çizme vardır. Piyade (26a/51) askerin ta'limi oldukça muntazamdır. Piyade askeri umumen Türkistan'ın mechulü olup Yakub Hanin gayret ve himmetiyle teşekkül etmişdir. Beher naibe mahsus olmak üzre bir kurgan yani kışla ta'yin olunup, ma'iyyeti bu kışlada ikamet eder. Asker çarşuda, sanat ve ticaretiyle meşgul olup yalmz ta'lim vakti silah altında bulunurlar. Binaenaleyh neferat-ı askeriyye müte'ehhil olup zevceleriyle beraber bu kışlada birer hanede ikamet ederler. Naibler bu kışlaya mahsus araziyi askere münavebe ile zer etdirüp hasılatı ile askeri geçindirir ve eğer bu arazi kafi değil ise şair mahallerden de yer gösterilür. Beher nefere üç ayda bir kerre onbeş tenke ya'ni yirmi-otuz guruş para verilür.

Topçu:

Bu asker, bir topçu-başı (26b/52) idaresinde bir-kaç yüzbaşı ve bir yüzbaşı ma'iyyetinde Pencahbaşılar ve bunların ma'iyyetinde Dihbaşılan bulunur. Bir topçu-başı altı topdan oniki topa kadar kumandada, bulunur. Toplar Karkadim havai toplan olup topçuların bellerinde birer kılında, arkalarında birer tüfenk bulunur ve topçu askeri piyadedir ve elbiseleri oldukça muntazamdır. Fakat kalpakları siyahdır. Topların bulunduğu mahalle tophane denilür, topçu-başılar tarafından piyade gibi idare olunur.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Kaşgar'ın Ahval-i Askeriyye ve Ava'id-i Sairesi

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Ara 2010, 17:26

Kaşgar'ın İstikbali Hakkında Mütalaam

Kaşgar çok geçmeksizin maktal-ı kübera olacak ve ateş-i ihtilalat istila eyleyecekdir. Çünki Çinliler idarece hiç bir vakitde hoşnudi-i umumiyi kazanamamış ve ahali ise (27a/53) ihtilal ve teceddüde meyyal ve hocalara perestiş de-recesinde tarafdar bulunmuşdur. Büzürg Han'ın ve Yakub Han'ın evlad u ahfadı ile Yakub bey istihsal-i hükümet içün ne kadar mağlup olsalar yeniden asker şevkiyle tecdid ü tah-kim-i bina-yı hükümete çalışacaklardır. Muta'arnzlar ne kadar mağlup olsalar gayret ü intibah kendü şanlarından olmadığından ictihadat-ı umumiyye ile birkaç muharebede muzaffer olsa ve birkaç şehir zabt etseler dahi muvakkat olup sonunun getiremeyeceklerinden bunun mesa'ibini yine ahali çekecekdir. Rus, Kaşgar'a nazar-ı hırsını çokdan dikmiş ise de İngilizi kuşkulandırmamak (27b/54) ve Çinlilere uğraşmamak içün henüz bir güna teşebbüsde bulunmamak-tadır. Fakat bir gün olacak ki o da Kaşgar'a sahib olmak is-teyecek ve birçok ta'arruzata kıyam edecekdir. İngilizin Kaş-gar'ı istimlak etmesi ve o hevesde bulunması üçüncü ve dördüncü derecede kalır. Çünkü şimdiki halde Hind hükümeti arasındaki müşkilatın vücudu hasebiyle istimlak fikrinde değildir. Lakin Rusya'nın istilaya kıyamım görünce o da ta-bi'i işe müdahele etmek isteyerek Kaşgar hakimleri ile itti-fak edecekdir. Asya ehl-i İslaminin tashih-i ahlak etmesi asırlara muhtacdır. Bu münaza'at-ı düveliyye arasında kendi başlarına iş görebilmesi nasıl mümkün değil ise bir tarafın icraatına alet (28/55) olmakdan kendilerini kurtarması dahi o kadar muhaldir.

Farz edelim ki, bir sahib-i himmet ve gayret meydana çıksun da haydi Kaşgar'a sahib olsun. Ya muvaffakıyatı ken-di vücudiyle kaim, veyahud daha hayatında iken bina-yı islahatı mütezelzil olur. Çünkü Kaşgar'da her kim hükümet ider ise etsin, ahalinin meyelan-ı ihtilale olan meydanlarını men etmek na-kabildir. Bugün devam-ı hükümeti içün feda-yı can etdikleri bir adamın, yarın şan u kuvvetinin zevali içün çalışmağa alışmış bir kavmin tashih-i ahlakı nasıl mümkün olur?

Asırlarca devam edegelen bu hal üç buçuk gün içinde ne tebdil ve ne de hadimlerine mukabeleye gayret eder. Bunlar ile (28b/56) nasıl iş görülebilir? Amma terbiye ile ıslah olunur denilecek imiş. Hayfa ki, şimdiye kadar icra olunan bin türlü tecrübenin hiç birisi fa'ide-bahş olamamışdır. Çinliler usul-i idarelerini beş-on defa tebdil etdiler. Yakub Han bu kadar şiddet icra eyledi. Andan evvelki hocaların kimi şiddet, kimi mülayemet gösterdi, kimi de orta bir halde idare-i umur etmek istedi. Zaman oldu ki, İslam serbestiyet-i kamileye rıa'il oldu. Vakit oldu ki, taht-ı kahr u esarete alındı. Vaesefa ki, bunların hiçbiri kargir olmadı ve bunca mesa'ib birbirini veyl etmiş iken tashih-i ahlak ve tebdil-i efkarı mucib olmak üzere Kaşgarlıların çeşm-i intibahını açamadı. (29a/57) Hasılı Kaşgar'da hiçbir zamanda şuriş ü fesad za'il olmayacak ve hiçbir kimse dahi müddet-i medide orada hükümet edemeyecekdir.

İlave

Geçmiş sene zarfında serzede-i zuhur olan bir vak'a mutalaa-i mesrude-i çakeranemi tağyir değil, bi'l-akis te'yid eder. Şöyle ki, alınan ma'lumat-ı ahireye ve gazetelerin ahbarına nazaran Bey-Kulu Bey Kaşgar'a hücum ile şehri zabt etmiş ve Çinliler kal aya girüp müdafaaya kalkışmışdır. Bey Rusya'ya müracaat ile silah ve mühimmat i'tasını rica ve teşekkül edeceği hükümeti Rusya tabi'iyyetine idhal ede-ceğini beyan u ityan eylemiş ve Ruslar da Pekin kabinesiyle bozuşmamak içün mu'avenet edemeyeceklerini beyan etmişler ve ala-rivayetin hafiyyen ba'zı guna mu'avenetde bulunmuşlardır.

(29b/58) Şu ma'lumatdan anlaşılan, Bey Kaşgar eski-şehrini zabt ve Çinliler yeni-şehir'de tahassün eylemişdir. Bey-Kulu Beyin muvaffakiyeti şimdiki halde şayan-ı ehemmiyet değildir. Maralbaşı'na kadar ve Hoten'i ve Yarkend'i zabt etmiş olsa idi, muvakkat olsun, te'sis-i hükümet etmesi mümkün olur idi. Lakin her ne olur ise olsun ilerüsü mütalaa-i ahkaranemi te'yid edecekdir. Burada şayan-ı dikkat birşey var ki, o da Rusya'nın Kaşgar mes'elesi içine bir mani sokmağa meyyal olmasıdır. Gönül ister mi ki, Kaşgar Müslümanları kendi başlarına iş göremeyüp de bir ecnebi zincir-i esaretinden kan akıdarak kurtulup diğer bir ecnebi boyunduruğu altına girsün? Ah! Asya Müslümanları ne zaman kabus-ı gafletden (30a/59) kurtulacak? Ne zaman tas-hih-i ahlak edecekler? Bu türlü nifak ve şikak en vakit mü-beddel-i vifak u ittifak olacak? Ve ne zaman kendilerindeki kuvvet ve iktidarı yine kendileri anlayacak? Maksad-ı bendeganem, İslamiyyet aleminin terakki ve saadet hali ve te'ınin-i istikbal ve istihsal-i istiklali olduğundan bu eser-i naçizde hasıl olan fenalıkların nasıl vücuda geldiği ve İslam'ın ittihad ve ittifakından nasıl büyük bir kuvvetin husule geleceği hakkında lazımgelen fikir ve ma'lumatı zımnen ve sarahaten meydana koymağa kemal-i afv u safha mağruren cesaretde bulundum. Ümidvanın ki, Asya e azım-ı İslam'ı selamet-i ahval-i millet içün ifadat-ı acizanemi nazar-ı ehemmiyete alır ve her vakit içün vahimü'l-akıbete (30b/60) olan girive-i zulm ü nifaka sülük etmeyüp hamiyyet ve diyanetin icabatını kendülerine rehber-i hareket ittihaz ederler.
Ve Billahi't-tevfık.

(Müteka'id Ferik Enver Paşanın metrükatından) Sabıka andan geri (?) Şişli Enver Paşa orta mektebi mü'essisi Madam Enver'den sene 933.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Doğu Türkistan Uygur Türkleri

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir