Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Çin'in Doğu Türkistan'da Kurduğu Yeni İdare

Burada Doğu Türkistan Uygur Türkleri hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Çin'in Doğu Türkistan'da Kurduğu Yeni İdare

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Ara 2010, 17:03

Çin'in Doğu Türkistan'da Kurduğu Yeni İdare

Bilindiği gibi Çin hükümeti Yakub Bey'den önce var olan hakimiyetlerini bir vali kanalıyla yürütmüştü. Fakat hem valinin, hem valinin yakın çevresinin ve hem de bu idareyi desteklemekle görevli askeri birliklerin suistimal ve beceriksizlikleri neticesinde Doğu Türkistan iyi idare edilememişti. Doğu Türkistan halkı, baştaki validen en küçük Çinli yöneticiye kadar rüşvet ödeyerek ancak işlerini yaptırabilmişlerdi. Neticede Doğu Türkistan halkı haklı olarak bu istibdat ve sömürüye karşı ayaklanmış ve Yakub Bey'in önderliğinde istiklalini ilan ederek 15 yıla yalan müstakil bir hayat y aşama şansı bulmuştu.

Doğu Türkistan'ı yeniden işgal eden Çin kuvvetleri kumandanı General Tso Tsung-t'ang, Doğu Türkistan'ı Çin'in devamlı bir eyaleti haline getirmiştir. General Tso, yeni sistemin nasıl olması gerektiğini önce maiyetinde çalışan generallerle sonra da Çin hükümeti ile tartıştı.

Tso, Doğu Türkistan'ı birlikte işgal ettiği yakın arkadaşı General Liu Chin-t'ang'a 1878 yazında Doğu Türkistan'da nasıl bir idare kurmayı düşündüğünü şöyle anlatmıştı:

"-Hükümet çevrelerinde yetkililer ne düşünürlerse düşünsünler burada devamlı sulhu sağlayabilmenin yolu bu bölgeyi daimi bir Çin bölgesi. Çin eyaleti haline getirmekle mümkün olacaktır. Majesteleri Çin imparatoruna mektup yazarak Doğu Türkistan a bir askeri genel vali tayin etmesini rica edeceğim. Gönderilen genel valinin Ürümçi 'de oturmasını, bir yardımcısının ise Aksu da oturmasını, genel valinin askeri birliklerden sorumlu yardımcısının ise İli de oturmasını ve kendisine kurmay başkanının yardım etmesini istiyorum. Bu arada bir Mançu generalinin de Tarbagatay şehrinde oturması gerekir. Eski sisteme bağlı olarak kurulmuş olan bütün genel vali yardımcıları ve onlara bağlı olarak çalışan Çinli ajanlıklar fesh edilmeli. Kaşgar'da ayrı bir ordu kumandanı bulunmalıdır. Diğer şehirlerde ve önemli yerleşim birimlerinde vazife gören kumandanlar yeni generallerle yer değiştirmelidir.

Böyle bir yüksek kumanda zinciri kurulduktan sonra onların emrinde bulunan Çinli askerleri mümkün olduğu kadar azaltmamız ve yerlerine yerli ahaliden milis kuvvetleri oluşturmamız gerekir. Zira herhangi bir işgalciye karşı bu yerli kuvvetleri kullanmak daha akıllı bir yöntem olur. İlk önce Kansu eyaleti ile Doğu Türkistan arasındaki sınır ortadan kaldırılmalıdır. Hudut bölgesinde bulunan Hami şehri Doğu Türkistan'a, Anşi ve Tun-huang şehirleri de Kansu eyaletine bağlanmalıdır. Büyük Çin şeddinin içinde bulunan askeri birliklerimiz elden geçirilmeli ve iyi asker olamayanlar derhal Doğu Türkistan 'a aktarılmalı ve bu yeniden yapılanma için harcanmalıdır. Doğu Türkistan' da daha önce var olan "Beg " ve "Tayçi" sistemleri devam etmeli. Fakat Beylik ve Tayçilik sistemine uymayan şahıslar bu mevkilere getirilmemeli. Müslümanlar dan oluşan ve Doğu Türkistan'ın idaresinde çalışacak olan kişiler hükümetin resmi görevlisi değil ancak, kiralanmış insanlar statüsünde bulunacaklardır.

İdari yapıda çalışan Müslümanlar'ın ücretleri ödenecek ve halktan rüşvet almaları men edilecek. Bu insanların kuvvetli otoritesini sınırlı tutmak için özel şartlar tesbit edilecek. 1757'de Doğu Türkistan Çin imparatoru tarafından işgal edilince kundan sistemde yerli idarecileri temsil eden Beyler ve mahalli valiler halktan vergileri toplamakla mükellefti. Fakat bunun yürümediği ve Çin Hükümeti'nin istediği vergiden para alamadığı görüldü. Ayrıca beylerin ve valilerin Çin hükümetinden istediği vergiden daha fazla vergi aldıkları ve bu fazlalığı da kendilerine sakladıkları anlaşılmıştır. Neticede Doğu Türkistan halkı hem beylere ve hem de Çin idaresine karşı ayaklanmak durumunda kalmıştır. Bizim yeni sistemimize göre, yani Doğu Türkistan'ın Çin 'in devamlı eyaleti olarak idare edilmesi halinde halk, Çin 'de yaşayan halk nasıl idare ediliyorsa burada da aynı muameleye tabi tutulacaktır. Bu arada Doğu Türkistan halkından alınan insan başına vergilerin değiştirilerek herkesin mal ve mülküne göre vergi vermesi gerektiren bir sistem yerleştirmemiz icap ediyor. Bu şekilde hem zengin ve hem de fakir Müslüman ahaliden güçlerine göre vergi toplamış oluruz. Vergilerini ödeyen insanlara birer belge vermeliyiz. Kısaca Çin halkını nasıl idare ediyor isek. Doğu Türkistan halkını da aynı şekilde idare etmenin doğru olacağı kanaatindeyim".

General Tso, Doğu Türkistan'da kurmak istediği bu idare sistemi, merkezi hükümete kabul ettirdi. Fakat bu o kadar kolay olmadı. Zira İli bölgesi hala Rus işgali altında idi. Nihayet Ruslarla yapılan görüşmeler neticelenmiş ve 22 Mart 1882'de İli Bölgesi Çin idaresine terk edilmiştir. Bu arada, General Tso, Pekin'e çağrılarak Çin Devlet Konseyi üyeliğine ve Genel Sekreterliğine atanmıştır.

Fakat Doğu Türkistan'da birlikte çalıştığı arkadaşı General Liu Chin-t'ang ve Tan Chung-lin konuyu takip etmişler ve bazı değişikliklerle kabulünü sağlamışlardır. Nihayet 16 Kasım 1884 yılında Doğu Türkistan'da uygulanacak idare sistemi Çin Hükümeti tarafından kabul ve tasdik edilerek ilan edilmiştir. General Liu Chin-t'ang ilk vali olarak Doğu Türkistan'a tayin edilmiştir.

Kaynakça
Kitap: DOĞU TÜRKİSTAN TÜRKLERİ TARİHİ
Yazar: Mehmet SARAY
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Çin'in Doğu Türkistan'da Kurduğu Yeni İdare

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Ara 2010, 17:05

Sonuç

Çin'in Doğu Türkistan'da yaptığı bu işgal daha önce de belirttiğimiz gibi, devletler ve milletler arası hukuka aykırı idi. Çinliler'in, Çin'in emniyeti için Moğolistan bölgesinin başka milletlerin eline geçmemesi, Moğolistan'ın emniyeti için de Doğu Türkistan'ın mutlaka Çin kontrolünde tutulması fikri ile yaptığı bu işgali, insanlığın ve ilmin hoşgörmesi ve kabul etmesi mümkün değildir. Yakub Han'ın yaptığı iş, kadim bir Türk ülkesi olan Doğu Türkistan'ın ve Müslüman halkının istiklal ve hürriyetini kazandırıp devam ettirmek idi. İlerleyen Çin işgal kuvvetlerinin durdurulması ve sulh yapılması için defalarca girişimde bulunduğu bir gerçektir. Vefatından önce ordusuna verdiği son emir de "Çin ordusuna ateş açmayın, bizim kimseyle kavgamız yok" şeklinde idi. Bu tutuma rağmen, Çin'in işgal kuvvetleri Doğu Türkistan topraklarında ilerlemeye devam etti. Yakub Han'ın vefatından sonra çıkan iç harpte Doğu Türkistan'ın ordusu da yok olmuştu. Yani Çin'i tehdit eden bir askeri güç de yok idi. Ayrıca, Doğu Türkistan halkının Çin'in emniyetini tehdit etmesi düşüncesi de hiç bir zaman mümkün olmayacak bir varsayın, idi.

Konunun enteresan ve düşündürücü olan tarafı şu ki, bu Çin işgali hem komünist olmayan ve hem de komünist Çin tarihçileri tarafından müspet bir olay olarak karşılanmış ve doğru bulunmuştur. Çinli tarihçilerin bu değerlendirmesi ise bizim, Çin tarihçiliği ve devlet yöneticilerinin siyaseti hakkında yaptığımız tenkidin doğruluğunu göstermektedir. Gönül isterdi ki, ilim namına, hukuk namına Çinli meslektaşlarımız başka ülkelerin ve milletlerin de müstakil ve hür yaşamaya haklarının olduğunu yazsınlar ve Çin'in bu yanlış yayılma siyasetini tasvip etmesinler.

Yakub Han'a gelince:

1757'deki ilk Çin işgalinden sonra bozulan Doğu Türkistan'ın idari, sosyal ve ekonomik yapısını 1864-1877 arasında yeniden düzeltmeye ve kurmaya çalışmış, bunda da önemli derecede başarılı olmuştu. Ülkenin ve halkın birlik ve beraberliğini sağladığı yıllarda "kardeş kam dökülmesin diye" azami gayret göstermişti. Kurduğu müstakil Doğu Türkistan Devleti'nin sulh içinde yaşaması için, kimseyle özellikle Çinlilerle savaşmaktan ve kan dökülmesinden uzak durmuştu. Osmanlı Devleti, İngiltere ve Rusya ile dostana ilişkiler kurmuş, ticaretin ve ekonominin kalkınması için elinden geleni yapmaya çalışmıştır. Eğer ömrü vefa etseydi, belki de Doğu Türkistan'ın istiklal ve hürriyetini savaşarak müdafaa edecekti. Zira, buna yetecek kadar şahsi yetenek ve zekası ile askeri gücü var idi. Kimbilir, devletler ve milletler arası hukuka saygısı olmayan Çinlilere karşı savaşması, ülkesinin ve insanlarının hak ve istiklallerini silahla koruması daha doğru bir hareket olurdu.

Yakub Han. muhakkak ki Orta Asya ve Türkistan illerinin sinesinden çıkmış büyük şahsiyetlerden biri idi. O'nun Doğu .Türkistan için yaptıklarını tetkik eden her tarihçinin varacağı adil değerlendirme bu veya buna yakın bir görüş olabilir. Fakat, O'nun bir Timur veya Babür ayarında bir cihangir olmadığı da bir gerçektir.

O'nun çağdaşı olan ve hayat hikayesini yazan İngilizler'in Orta Asya uzmanlarından Demetrius Charles Boulger eserinin takdim bölümünde Yakub Han'ı şöyle değerlendirmişti:

Yakub Beg son derece kabiliyetli ve cesur bir adamdı. O'nun Doğu Türkistan 'da yaptığı işlerin büyüklüğünü hiç kimse inkar edemez. Fakat. O bir Timur veya
Babür değildi.. ".
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Doğu Türkistan Uygur Türkleri

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir