Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Yakup Han'ın Çin İşgalini Önleme Gayretleri ve Ölümü

Burada Doğu Türkistan Uygur Türkleri hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Yakup Han'ın Çin İşgalini Önleme Gayretleri ve Ölümü

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Ara 2010, 17:00

Yakup Han'ın Çin İşgalini Önleme Gayretleri ve Ölümü

Yakub Han binbir emeklerle kurduğu devletinin ve istiklalini kazandırdığı halkının büyük bir tehlike ile karşı karşıya kaldığım görmüştü. Onu en çok üzen hadiselerin başında, bazı kişilerin sırf kaybettikleri makamlar ve maddi menfaatler yüzünden Çinliler'e sığınmaları ve onlardan yardım istemeleriydi. Fakat, üzülecek fazla vakti de kalmamıştı. Zira, hazırlıklarım tamamlayan General Tso, adım adım Doğu Türkistan topraklarında ilerlemeye başlamıştı. İlerleyen Çin işgal kuvvetlerini durdurmak maksadıyla Yakub Han, sınır bölgesindeki stratejik önemi büyük olan Turfan, Toksun ve Davançı şehir ve kalelerine yeni kuvvetler şevketti. Kumandanlarından Hekim Han Töre'yi Turfan'a ve kendi küçük oğlu Hak Kulu Beğ'i de Tohsun'a kumandan tayin ederek, kendisi de ana kuvvetlerin başında Korla'ya ilerledi. 18761877 kışının ağır geçmesi kaçınılmaz hale gelen Doğu Türkistan, Çin Harbi'ni bir müddet daha ertelemiş ise de, savaş 1877 baharında General Tso'nun ani hareketlerle 18 Nisan'da Davançı'yı ve 16 Mayıs'da da Turfan'ı işgaliyle fiilen başlamıştır.Oralardaki kuvvetlerin Çin askerleri karşısında tutunamayıp geri çekilmeleri, halkın olduğu kadar Yakub Han'ın da moralini bozmuştu. Bilhassa en iyi kumandanı olarak bildiği Hekim Han Töre'nin Turfan gibi stratejik önemi büyük bir yeri az bir mücadeleden sonra Çinliler'e terk etmesi O'nu son derece üzmüş ve kızdırmıştı. Turfan'ın düşmesi ile en uç kısımda bulunan Davançı gibi son derece stratejik bir kasabayı da boşaltmak mecburiyetinde kalmıştır. Olayların bu safhasında General Tso'ya bir elçi gönderen Yakub Han. kendisi ile adil bir barış yapmak istediğini bildirmiştir. Fakat. Çinli General Tso, Yakub Han kuvvetlerinin içinde bulundukları moral çöküntüyü düşünerek bu teklifi reddetti. Bu red cevabına aldırmayan Yakub Han. General Tso'ya ikinci bir heyet göndererek kendisine değişik bir platformda barış ve işbirliği teklif etmiştir. Yakub Han. Ruslar"ın. Türkistan'ın diğer bölgelerinde de gözü olduğunu, nitekim. İli vadisine bu maksatla girdiklerini ve hala oradan çıkmadıklarını hatırlatarak, bu tehlikeye karşı birlikte karşı koymayı ve dostluk andlaşması yapmayı teklif etti. General Tso. Yakub Han'ın bu teklifine müspet cevap verdi. Zira. bir kaç ay evvel. Çinliler'in itirazına rağmen Batı Türkistan Genel Valisi General Kaufmann. General Skobelev kumandasında bir askeri keşif kolunu yeniden İli vadisine göndermiş ve Kırgızlarla meskun y erlerde araştırmalar yaptırmıştı.

General Tso. Yakub Han'ın bu son barış ve ittifak teklifini Çin İmparatoru'na bildirdi. Barış konusu ciddi bir şekilde ele alınmaz ise, yapılacak savaşta her iki tarafın da büyük kayıplar vermesinin kaçınılmaz olduğu bildirildı. Ayrıca, Yakub Han. teklifinin kabul edilmemesi halinde son damla kanına ve son askerine kadar savaşacağını bildirmişti. Çinli General Tso ile Yakub Han arasında bir andlaşma yapılacağını öğrenen Hoten Valisi Niyaz Beg ile Aşur Beg, eğer Çin ile Yakub Han arasmda böyle bir andlaşma yapılsa dahi ileride Çinlilerin Doğu Türkistan'ı mutlaka istila edeceklerini, dolayısıyla bu barışa engel olunması gerektiğini halk arasmda yaymaya başladılar. Bu propaganda ile de yetinmeyen Niyaz Beg ile Aşur Beg, gizlice General Tso'ya adam göndererek harbe devam etmesini, zira Yakub Han'ın pek çok problemi bulunduğunu bildirmişlerdir. Yaptıkları bu ihanetin Yakub Han tarafından öğrenilmesi üzerine telaşa kapılan Aşur Beg ile Niyaz Beg, kaçarak General Tso'ya sığınmışlardır.

Ne var ki, Yakub Han'ın başarılı hayatını trajik bir sona doğru sürükleyen hadiselerin gelişmesi bambaşka idi. Hadiseleri yaşayan insanların verdikleri bilgilere göre kaleme aldığı "Kaşgar Tarihi" adlı eserinde Mehmet Atıf, Çin işgali arefesinde Doğu Türkistan ve Yakub Han ile ilgili gelişmeleri şöyle anlatmaktadır:

"Çin orduları başkumandanı General Tso, Kaşgar (Doğu Türkistan)'ın durumunu iyi bilen ikişiydi. Sınırda bir süre kadar bekledi, hazırlandı. Çünkü Yakub Han'ın kuvvetinin durumunu öğrenerek uygun bir zamanda harekete geçmeyi bekliyordu. Birdenbire saldırıya cesaret edememişti. Hatta bir ara Pekin 'den kendisine fazla beklediği yolunda bazı ikazlar da gelmiş ise de, onları dinlemeyerek kendi bildiği gibi harekete devam etmiştir. O'nun önemli faaliyetlerinden biri esir edilenler içinde Kaşgarlı olanlara birer "Amanname " vererek salıvermesi idi ki, bu halka son derece tesir etmiştir. Kaşgar halkı Çinliler geldiği zaman kendilerini katliama tabi tutacaklarını sandıkları halde aksi bir duruma şahit oluyorlardı. Bu durum halk arasında büyük tesir yaptı. Biçare halk. bunun geçici bir hile olduğunu anlayamamıştı. Çinli kumandanın başarısında "Amanname" hareketi ile Kaşgarlıların yaptıkları hataların büyük rolü olmuştur.

Toksunu müdafaa etmekle vazifeli olan Hak Kulu Beg. hiç bir iş yapmamıştır. Ayrıca, onun bu şehrin savaşa elverişli olmadığını görmesi ve anlaması lazımdı. Yolunun kesilmemesi halinde teslimden başka çıkar yolu yoktu. Bu durumu gören İstanbul'dan giden subaylardan Binbaşı İsmail Hakkı Bey. ya geri çekilmesini veya bazı harp tedbirlerinin alınmasını, daha ilerideki kuvvetlere yardım edilmesini birçok defalar tavsiye ve hatta bu konuda ısrar etmiş ise de. bir sonuç elde edememişti. Hak Kulu Beg daha sonra İsmail Hakkı Bey in ısrarı üzerine Davançı muharebesinde savaşan askerlere yardım yapılması konusundaki isteğine uymuş ise de. gönderdiği bin süvari ve bin piyade kuvveti, istenen yere zamanında varamamıştır.

Davançı "dan kurtulanlar gerek Toksun'da ve gerekse diğer vardıkları yerlerde "Çinliler oldukça zayıftır, bize birkaç top ve bir kaç yüz asker yardımı yapılsaydı şehri kurtarır. Çinliler i kovardık. " demişlerdir ki onların bu haklı izahına kimse itibar etmemiştir. Fakat, onlar gerçeği söylüyorlardı.

Eski Turfan Hakimi Hekim Han Töre'den gelen haberlere göre. bazı askerler ile sivillerin Çinliler tarafına kaçtıkları öğrenilmişti. Bunları teşvik edenlerin başında Sadık Bey ile Mirab Bey bulunuyordu. Sadık Bey daha önceleri Çinliler'e hizmet etmiş bir kişi idi. Bunlara bir de annesi Çinli olan Aşur Beg katılmıştı. Bu kişilerin başında bulunacağı 5.0006.000 kişilik bir kuvvetin Gümüş Kurgan'ı işgal edeceği öğrenildi. Hak Kulu Beg. ne gibi tedbir alınması gerektiği hususunda Binbaşı İsmail Hakkı Bey'e fikrini sordu. İsmail Hakkı Bey de. "-Ben topçular ve piyade ile Gümüş Kurgan a gideyim. Çın kuvvetleri gelirse karşılık veririm. Siz Hekim Bey'i çağırınız, süvarilerinizin sayısı artsın. Şayet Çinliler 'in diğer kolu buraya gelirse kale dışına çıkıp meydan savaşı verirsiniz. Eğer düşman zorlu gelirse. Gümüş Kurgan'a çekilirsiniz..." dedi. İsmail Hakkı Bey'in planı tatbik edildi. Hekim Han Töre'nin gelişinden bir müddet sonra Çinliler'in Toksun üzerine ilerlemekte oldukları haberi geldi. Hak Kulu Beg ve Hekim Han Töre kaleden çıkıp Çinliler ile savaşmak için hazırlandılar. Bu arada Hak Kulu Beg, kaleden çıkarken, "Eğer ben yenilirsem kaledeki cephaneye ve erzaka ateş ver, düşmana yaramasın''' dedi. Yalnız bu emir yanlış tatbik edildi. Hak Kulu Beg iki-üç saatlik mesafeye kadar gidip düşmandan eser göremeyince geri döndü. Bunu gören kalede bırakılmış olan Yasavulbaşı, Hak Kulu Beg'in yenilerek geri döndüğünü sanarak cephaneyi ateşledi. Hak Kulu Beg bu durumu görünce artık orada tutunamayacağını anladı ve Gümüş Kurgan'a İsmail Hakkı Bey'in yanına gitti. Oranın da savaşa elverişli olmadığını anlayınca hepsi toplanarak Uşaktal'a doğru yola çıktılar. Fakat, yollar çöllük ve kurak olduğu için pek çok asker yolda öldü.

Diğer taraftan daha önce Çinliler tarafına geçmiş olan Aşur Beg ile Mirab Beg, düşmanın zannedildiği gibi kuvvetli olmadığını görünce, yapılacak savaşta Yakub Han'ın galip geleceğini anladılar. Kendi hayatlarım kurtarmak için geri gelerek Çinliler'in zayıf olduklarım, yenilebileceklerini anlattılar ise de, maalesef kendilerine inanan olmadı.

Çinliler hep zaptettikleri yerden Çağataylılar'ı püskürtüyorlar ve ellerine "Amanname" veriyorlardı. Yakub Han bunun vehametini anladı ve Hak Kulu Beg'e "Geri çekilenler Kaşgar'a doğru hep Çinliler'in bir şey yapmadıklarını söyleyip fesad çıkarıyorlar. Bu tip insanların geri gelmesine fırsat vermeyin, gerekirse gizlice onları telef edin." diye emir verince Hak Kulu Beg, Toksun'da bu konuda bazı icraatlar yaptı. Bu durum halkın sızlanmasına ve bazı zararlara yol açtı.

Hak Kulu Beg. Uşaktal'a geldikten sonra Yakub Han'a bir arize göndererek. '"-Toksun 'un savaş için elverişli olmadığını ve bu bakımdan Uşaktal'a mecburen çekildiğini ve burada düşmana karşı gerekenden fazla, hatta sonuna kadar dayanabileceğini"' bildirdi. Yakub Han buna kızmış ise de, ses çıkarmamış ve Paça Bahadır ile Karaşehir'e gitmesini emretmiştir. Hak Kulu Beg. bunun üzerine Karaşehir'e gitmiştir. Aralan iyi olduğu için Paça Bahadır, Hak Kulu'ya "-Babanız hiddetlendi,, eğer çağırır ise gitmeyiniz" diye onu uyardı.

Kaynakça
Kitap: DOĞU TÜRKİSTAN TÜRKLERİ TARİHİ
Yazar: Mehmet SARAY
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Yakup Han'ın Çin İşgalini Önleme Gayretleri ve Ölümü

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Ara 2010, 17:01

Yakub Han, sınırlarda olup bitenleri tam manasıyla öğrenemiyordu. Gelişmeler hakkında çok az bilgisi vardı. Çünkü ona kötü haberleri söylemeğe kimse cesaret edemiyordu. Zaten duyduklarına da pek inanmadığı için Molla Yunus'u Karaşehir'e gönderdi. Hak Kulu'nun bizzat gelerek olayları bildirmesini istedi. Hak Kulu ise. Molla Yunus'a "-Çinliler bu kadar yerleri işgal etmiş iken. ne yüzle giderim, varırsam babam beni öldürür" demiş ve Molla Yunus da bu söylenenleri "-Korla ya gidersem babam beni öldürür" şeklinde Yakub Han'a nakletmiştir. Yanı denileni eksik nakletmiştir. Yakub Han. bu defa iyice kızıp Amil Han'ı oğluna göndermiş, yine gelmeyince üçüncü olarak Niyaz Hekim Bey'i gönderip mutlaka gelmesini istemiştir. Niyaz Hekim Bey, Hak Kulu'ya gizlice "-Sakın gitme, baban seni öldürecek'' deyince, Hak Kulu, babasının davetini yine reddetmiştir. Niyaz Bey ise geri dönerek Yakub Han'a "gelmiyor''' diye cevap vermiştir. Bunun üzerine Yakub Han o kadar hiddetlendi ki gelmesi için şiddetli bir mektup gönderdi.

16 Cumadelahir 1294/28 Haziran 1877 günü Hak Kulu Beg'den Korla'ya bir cevap geldi. Yakub Han mektubun hemen okunmasını emretti. Hak Kulu Beg, "şimdiye kadar Beg in devletine hiç bir hizmette bulunamadım, ne yüzle geleyim?" diyordu. Olaylan da bir bir anlatmıştı. Yakub Han, bu mektubu okuturken, hiddetinten simsiyah kesilmiş ve ağzı köpürmüş, fenalık geçirmiş ve vefat etmiştir (Muhtemelen bu sinirlilik halinde bir kalp krizi geçirerek öldü.

Çin kuvvetlerinin Urumçi'yi kuşattığı haberi gelince, Yakub Han, Türkiye'den gelen subaylardan İsmail Hakkı, Yusuf Cemil ve Yusuf Zekai Beyler ile Toksun'da bir değerlendirme toplantısı yaptı.

Bu toplantıda Çin saldırısına karşı alınacak tedbirleri konuştuktan sonra, Yakub Han içinde bulunduğu şartları, devlet yönetimindeki hatalarım şu hazin olduğu kadar da ümidsiz sözlerle ifade etmiştir:

"Cenab-ı Hak devletim yıkacağı bir adamın önce aklını alırmış. Şimdiye kadar hiçbir işi kimseye sormaz ve kendi akıl ve zekam ile yapmaya çalışırken, bu aralık çocuk kadar aklım kalmadı. Akılsızlık, hislere tabi olma ve zulme razı olma bir devletin ve hükümetin yıkılışı demektir. Önceleri herkese iyi davranırken, lütfederken, şimdi kimseye lütuf ve ihsan etmek istemiyorum. Memurlarımın fakiri, fukarayı ezdiğim bildiğim halde sesimi çıkarmıyorum ve ne yazık ki. bu hal ve gidişatın saltanatımı yıkacağını. devletimin sonunu getireceğini biliyorum...

Bu halet-i ruhiye içinde bulunan Yakub Han, isteyerek veya istemeyerek, bilerek veya bilmeyerek, yalnız ülke yönetiminde değil, yaklaşan Çin işgaline karşı da hatalı bir savunma stratejisi uygulamıştır. Her kasabaya ve şehre ayrı bir komutan tayin etmiş ve bu komutanların kendisinden emir almadan yerlerini terk etmemelerini ve hatta yardım isteyen bölgelere asker dahi göndermemelerini istemiştir. Yakub Han'ın bu stratejisi iki yönden mahzurlu olmuştur. Birincisi, mevcut kuvvetler dağıtılmış ve birbirleriyle irtibatlı olmaları ve hareket etmeleri önlenmiştir. İkincisi, bu kuvvetler grup kumandanlığı altında toplanmadığı ve mevzilenmediği için, Çinliler hücuma başlayınca hepsi ayn ayn harekete kalkışmış, başaramayınca da can kaygısı ile kaçarcasına geri çekilmişlerdir. Bu ise, hem askerlerin ve hem de halkın moralini bozmuştur. Halbuki, Çin kuvvetlerine karşı birleşip ve muntazam birlikler halinde ve tek kumanda altında mücaeleye girilseydi, galibiyet şansı daha çok onlardan yana olurdu. Böyle bir plan ve strateji uygulanmadığı, ulaşım imkansızlıkları dolayısıyle gelişmeler Yakub Han'a zamanında haber verilemediği için Çinliler karşısında mağlubiyet kaçınılmaz olmuştur.

Yukarıda anlatılan kargaşanın en güzel örneklerinden biri Davançı'da yaşanmıştır. Davançı üzerine son derece sessizce yaklaşan Çinliler bir gece ansızın şehri kuşatmaya muvaffak olmuşlar ve ardından da şehri devamlı bir topçu ateşine tutmuşlardır. Kalede bulunan ve İsmail Hakkı Bey tarafından yetiştirilen topçular başarılı bir şekilde mukabele edince, Çinliler şaşırmış ve hatta panik halinde bir kısmı kaçmaya başlamıştır. Bu durumu haber alan ve Toksun'da Hak Kulu Beg'in yanında bulnarı Topçu Yüzbaşı İsmail Hakkı Bey, Davançı'daki müdafilere acele yardım gönderilmesini rica etmiş ise de, Hak Kulu Beg, Yakub Han'dan emir almadan hiçbir şey yapamayacağım söyleyerek vardım ricasını reddetmiştir. Yardım alamayan Davançı müdafileri de gösterdikleri bütün kahramanlıklara rağmen sonunda mağlup olmaktan kurtulamamışlardır.

Hudut boylarında cereyan eden bu ve buna benzer menfi gelişmeleri, oğullan da dahil olmak üzere hiç kimse Yakub Han'a doğru olarak anlatma cesaretini gösteremediği için, Yakub Han gelişmelerden son anda veya iş işten geçtikten sonra haberdar olmuştur. Bu ise. Yakub Han'ı son derece üzmüş ve sinir küpü yapmıştır. İşte bu halet-i ruhiye içine düşen Yakub Han, soğukkanlığını kaybederek yanlışlıklar yapmaya başlamıştır. Bilhassa kendisini ziyarete gelen Rus heyeti başkanı Yüzbaşı Kuropatkin'in Çin birlikleri hakkında verdiği bilgilerden sonra Yakub Han'ın sınır boylarında gösterilen başarısızlıklara kızmakta ne kadar haklı olduğunu anlamak mümkündür. 1876 sonlarında Korla'da kendisini ziyaret eden 18 kişilik Rus heyetinin başkam Yüzbaşı Kuropatkin, Yakub Han'a "-Ben İli üzerinden geldim ve Çinliler 'in kuvvetlerini gördüm ve soruşturdum. Sayıca sizlerden azlar, ayrıca, silahları da pek iyi değil, savaşı kazanacağınızdan eminim" demişti. Hakikat da bu idi. Fakat, yukarıda zikredilen sebeplerden dolayı bu gerçek, gelişmelere yansımamıştır. Bu ise, Yakub Han'ı haklı olarak hem üzmüş ve hem de kızdırmıştır. Bilhassa güvendiği kumandanları ve oğullarının başarısızlığı ve gelişmeleri anında kendisine bildirmemeleri onu son derece sinirlendirmiştir.

Sonunda, içine düştüğü bu kötü halet-i ruhiye içinde Yakub Han, daha önce zikredildiği gibi, kimi kaynaklara göre bir kalp krizi ve kimi kaynaklara göre de bir zehirlenme sonucu 1877 Haziran başlarında aniden ölmüştür. Yakub Han'ın bu ani ölümü, Doğu Türkistan'ın, Çin saldırılarına karşı direnme ve istiklalini koruma şansını da yok etmiştir.

Yakub Han'ın Doğu Türkistan'da bizzat büyük kahramanlığı ve enerjisi ile kurduğu, Türkiye ve İngiltere'nin yardımlarıyla geliştirdiği müstakil Doğu Türkistan veya Kaşgar Devleti, onun ölümü ile tam bir keşmekeş içine düşmüştür. Bu manzara ise, dostu da düşmanı da hayretler içine bırakmıştır.

Bu hazin gelişme yetmiyormuş gibi, taht kavgasının başlaması ve Yakub Han'ın oğullarının birbirine düşmesi Doğu Türkistan için son facia olmuştur. Nitekim, Hak Kulu Beg, Hekim Han Töre'yi, Korla Valisi tayin ettikten soma babasının naaşım Kaşgar'a götürürken ağabeyi ve Yakub Han'ın veliahdı Beg Kulu Beg tarafından Aksu yakınlarında pusuya düşürülerek öldürülmüştür. Bunu duyan Hekim Han Töre ise, Korla'da hükümdarlığım ilan etmiştir. Bu haberi alan Hoten Valisi Niyaz Beg de hükümdarlığını ilan etmiştir. Nihayet, Beg Kulu Beg'in Kaşgar'da hükümdarlığım ilan etmesi ile ülkede bir anda üç hükümdar saltanat sürmeye başlamıştır. Başlayan iç harbi, Beg Kulu Beg, büyük mücadeleler ve kayıplardan sonra, önce kardeşinin öldürülmesinden dolayı kendisine isyan eden Hekim Han Töre'yi ve sonra da Niyaz Beg'i mağlup ederek durdurmuş ise de, son derece yıprandığı için de General Tso'nun ordularına karşı koyacak bir kuvveti de kalmamıştır.

Beg Kulu, iç harbi bitirir bitirmez Hindistan'daki İngiliz Valiliği'nden acilen maddi-manevi yardım ve Çinlilerle sulh yapılabilmesi için arabuluculuk yapmaları ricasında bulunmuştur. Fakat, daha önce Doğu Türkistan'ı Çinliler'e terk etmiş olan İngilizler, ülkede cereyan eden son hadiseleri duydukları için Beg Kulu Beg'in mektubuna nezaketen dahi olsa bir cevap vermek lüzumunu duymamışlardır.

Doğu Türkistan'da olup bitenleri dikkatle takip etmiş olan General Tso, karşısında duracak bir kuvvetin de kalmadığını görünce ordusuna ileri hareket emrini verdi. Bu arada Çin kuvvetleri ilerledikçe ümitsizliği artan Beg Kulu Han, nihayet Kaşgar'ı müdafaa eden kuvvetlerinin de dağılması üzerine, çaresizlik içinde memleketini terk ederek Ruslar'a sığınmak mecburiyetinde kaldı. Karşılarında rakip kalmayan Çin kuvvetleri ise, Doğu Türkistan şehirlerini bir bir işgal ettikten sonra 16 Aralık 1877"de Kaşgar'a girmişlerdir. Yakub Han'a yardım eden kim varsa hepsi öldürülmüştür. 16 Mart 1878'de "Pekin" gazetesi bütün Doğu Türkistan'ın işgal edilerek Çin hakimiyetine sokulduğunu resmen açıklamıştır.

Ümit etmedikleri bir şekilde Doğu Türkistan'a hakim olan Çinliler intikam hissiyle hareket ederek memlekette tam bir askeri istibdat idaresi kurdular. Çin katliamına görgü şahidi olmak bahtsızlığına uğrayan Osmanlı subaylarından Ali Kazım, İsmail Hakkı ve Mehmet Yusuf un ' ifadelerine göre, 60.000 kişilik Kaşgar ordusu tamamen tasfiye edildiği gibi, halkı sindirmek için de toplu katliamlara gidilmiştir. Bu katliamlara tanık olan bu üç Türk yüzbaşısı ayrı ayrı kaleme aldıkları raporlarım İstanbul'a dönüşlerinde yetkililere vermişlerdir.

Bu raporların içinde en muntazamı ve tafsilatlısı askeri heyetin başkanı olan Yüzbaşı Ali Kazım Bey'in layihasıdır ki, buraya sadeleştirilmiş tam metnini veriyoruz:

"Ben kullarınız 1291 H.'de memuren Kaşgar uzak beldesine, Tophane Müşiri Ali Said Paşa'nın, Umum Fabrikalar Nazın Seyyid Paşanın intibahı ve verdikleri iki bin kapsül ve inflid tüfeği ve altı adet üç fundluk Krupp topu ve bir takım kapsül yapılmasına mahsus tezgah ve vesair edevat ve bu eşyanın müfredatını beyan eden biri Yakub Han'a verilmek, diğeri üzerimde kalmak üzere iki adet müfredat defterini alarak Bombay İskelesi'ne hareket ettim. Bombay'dan dört aylık mesafede bulunan Pencap idaresindeki Lahor'a kadar zikredilen harb edevatının nakil masrafı İngilizlere verildi.

Kulları memuriyet mahalline alelacele varamayacağımı anladığımdan kendimde olan müfredat defterini Kaşgar'a harekete hazır bulunan Murad Efendiye vererek hükümdar Yakub Han'a gönderdim. Beraberimdeki alet ve edavatın Lahor'dan Kaşgar'a kadar yol masrafının tngilizler tarafından ödenemeyeceği bildirilince mezkur eşyayı Lahorda bırakıp Kaşgar'a giderek yol masrafının ödenmesi takdirinde eşyanın o tarafa gönderilebileceğini Kaşgar hükümetine arz etmem emrolundu. Bu emre uyarak ve emsali görülmemiş yüksek dağlar ve taşlar aşılarak ve pek çok zahmet çekerek üç ay kadar zamanda Kaşgar'a vardık.

Beni, Yakub Han'ın Yarkent Tathası Molla Yunusun maiyetine verdiler. Memuriyet yerim olan Yarkent şehrinde askerlik nizamıyla asla ilgisi olmayan bir takım kimselerden bir topçu taburu teşkil ederek, topçuluk fenni ile piyade talimi v.s. askeri nizamları talim ederek İstanbul askeri gibi gayet muallem oldular. Mektepli olduğum için istihsap ettiğim istihkam fennini ayrıca öğretmek istemiş isem de Yakub Han bunun lüzumlu olmadığım beyan ederek zikredilen taburdan başka 3000 neferden ibaret bir alay teşkil ederek nefer, bölük ve tabur talimlerini emretmekle bunları dahi nizam-ı cedid üzre talim ettirdim. Bilindiği üzere Çin'deki Müslümanlar arasında ihtilal zuhur ederek reisleri bulunan Lohodarin ile Şohodarin adındaki kimseler Mecusi Çinlilerin kırk üç şehrini harap ederek Yakub Han'ın idaresindeki Urumçi şehrine gelerek 30.000 hane ile dehalet ve Yakub Han dahil bunların itaatini kabul ederek Manas, Gomedi, Kotobek, Sancu ve Çiğdekam şehirleri gelirlerini bunlara tahsis etti. Çünkü bu şehirler Mecusi Çinlilerin hücumunu önleyecek derecede müstahkem olup, şayet mecusi Çinliler Kaşgar'a tasallut ederlerse bunların men ve defi zikredilen reislere tenbih edilmişti. Zaten bu reisler Mecusi Çinlilerin miralayları ve Müslüman olmak hasebiyle Çinli Müslümanları teşvik ederek Yakub Han'a biat ettirmişlerdi.

Çinli, iki kabileden (Mançu ve Karahıtay) mürekkep olup, bu kabilelerin hükümdarları ölünce aralarında ihtilal zuhur edip Mançular Karahıtaylara galebe gelerek ve içlerinden birini hükümdar nasb ile Karahıtay kabilesini katliama teşebbüs etmiş idi. Hıtayiler bu işkenceden kurtulmak için hükümdarlarına müracaat ederek kırk şehri harap ve Kaşgar'a iltica eden emirlerini sağ olarak ele geçirip geri getirilmesini arzetmişlerdir. Hükümdar bu teklifi kabul edip 20.000 asker ile Urumçi üzerine gidip şehri muhasara ve içinde bulunan üç bin Müslümanı esir alarak reislerini Çin hükümdarına göndermişlerdir. Fakat, gönderilen bu esirlerin hepsi şehit edilmiştir. Bu sebeple Yakub Han asker toplayarak mezkur emirler ile birlikte Çinlilere karşı muharebeye tutuşur. Büyük oğlunu Kaşgar'da veliaht bırakarak ve Aksu vilayetinde bulunan diğer oğlunu serasker tayin ederek Üç-Turfan şehrinde bulunan piyade ve süvari muallimi Yusuf ile Aksu'daki topçu muallimi İsmail Hakkı Efendileri öncü olarak göndermiştir.

Yakub Han ise, Kaşgar'a 488 gün mesafede Korla şehrini muharebe merkezi kabul edip Yarkend'deki talimli neferle muharebeye katılmaklığımı emrettiğinden yolumuz Aksu şehrinde dahi üç yüz ve Bay kaleleri kasabasından 300 nefer, ceman 900 nefer ile Korla'ya vardığımızda Yakub Han maiyetimize askerle birlikte üç fundluk dört Krupp topu ve Yeni Hisar askerinden 70, Korla askerinden 490 nefer ki, cem'an 1530 asker ile beraber muharebeye girmem emrolundu. Çinlilerin Urumçi üzerine gelen 20.000 askerinin bir takım kimseler 200.000 olduğu şayiasını çıkardıklarından Yakub Han bütün askerini toplamaya mecbur hissetti. Öncü olan oğlu Serasker Hak Kulu Beg 17.000 askerle pek uzun ve geçilmesi güç yolu katetmek üzere iken, muhafazasına memur askeri idareyi kifayetsiz olan Manas, Kotobek, Çiğde-kam ve Sancu şehirlerini düşmandan zapt ve Yakub Han'a itaat ettirilen ve yukarıda zikredilen reislerin bulundukları Gomedi şehrini muhasaradan çıkarıp Yakub Han tarafındaki Toksun şehrine karırken Hak Kulu Beg emirlerin imdadına yetişemediğinden Gomedi şehrinin çarnaçar düşman eline geçtiğini Yakub Han'a bildirdi. Çinliler Gomedi'de esir ettikleri askerden Çağataylı bulunanları kendilerine tabi diye serbest ye diğerlerini katletmişlerdir. Onların yedi ileri gelenini de Pekin'e gönderdiler. Muharebeden canını ve çoluk çocuğunu kurtaran Müslümanlar Kaşgar'a gelmekte iken düşman eline geçen Gomedi'deki Çağatay esirlerine düşmanın Yakub Han tarafından gitmesi hususunda müsaade etmesini Serasker Hak Kulu Beg'e haber verince, Serasker, babasından aldığı emre uyarak canım kurtaranları istisna edip esaretten kaçanları katle başlamış, muhacirler ise keyfiyeti Yakub Han'ın askerine haber verince ihtilal zuhur etmiş, bir müddet sonra askerin ric'at ettiği görülmüş ve bunu haber alan düşman Toksun, Turfan ve Divançi şehirlerini dahi zaptetmiş, bu haberi alan Yakub Han müteessiren vefat etmiştir.

Hoten valisi Niyaz Hekim Bey, Yakub Han'ın vefatı haberini verince Serasker Hak Kulu Beg muharebeden dönerek tahta geçmiş. Karaşehri'ni boşaltarak bütün askerini Korla'ya toplamıştır. Hak Kulu Han askerinin gönlünü almak için yeni elbiseler giydirip ihsanlarda bulundu. Toksun ve Turfan şehirlerinin valisi bulunan Hekim Han Töreyi Serasker tayin ederek Çinlilerle mücadeleye memur etti. Bütün emlakini terk ederek üç ayda döneceğini bildirip yerine onu vekil tayin etti. Kaşgar'da bulunan büyük biraderi ve veliaht Beg Kulu Bey'i tahtına oturtmak için 1000 süvari ve Hoten valisi Niyaz Hekim Bey'le hareket etti.

Hak Kulu Beg'in yerine serasker ve vekil tayin ettiği Hekim Han Töre'yi, Seyyid olduğu için bütün ümera asaleten tahta geçirip onun hükümdarlığım asker ve ahaliye ilan ettiler.

İstanbul'dan gelen refiklerimle beraber biat etmemizi emredince, burada memur bulunduğumuzu beyan ile bu emre uyamayacağımızı bildirdik. Bunun üzerine idaremizde bulunan asker alınarak Töre Kulu ve Mehmed Rahim binbaşılara teslim edildi. Hekim Han Töreye, Beg Kulu Beg'i Kaşgar tahtına çıkarmak için arkasından 3000 süvari göndermesi ve Hak Kulu Beg'in idaresindeki pederinin pek kıymetli hazinesinin bulunduğu Aksu şehrini de ayrıca alması emredildi. Hak Kulu Han keyfiyeti Borki kasabası yanında haber alınca yol üzerinde bulunan Koçar şehrine kaçtı. Hak Kulu Han, Kaşgar'ın İstanbul sefiri Seyyid Yakub Efendi'nin biraderi ve Koçar şehri valisi olan Amil Han Töre ile ittifak ederek mevcut hazineyi alıp Korla şehrinde bulunan Niyaz Hekim Bey'le beraber Bay kasabasına firar etti. Bu gelişme herkesi şaşırtmıştı. Zikredilen kasaba hakimi kendileriyle ittifak etmediğinden, sonradan gayet zengin Aksu şehri civarına gittiler. Hekim Han Töre'nin gönderdiği 3000 asker bunları takip ettiğinden Hak Kulu Hanin maiyetindeki 1000 süvari Hekim Han Töre'nin askeri ile birleşerek Aksu şehrini zaptetti.

Bunun üzerine önce Koçar şehri valisi Amil Han Töre, sonra sekiz nefer ile Hak Kulu Han ve nihayet Kaşgar'da bulunan Niyaz Hekim Bey de Hoten'e hareket ettiler.
Hak Kulu Hanin hükümetini Serasker Hekim Han Töre'ye bırakarak kendisinin Kaşgar'a hareket ettiğini öğrenen Beg Kulu Beg, hükümetin Hekim Han Töre'yi-intikal etmesine sebep olduğu için kardeşinin idamı zımnında yüz süvari göndererek onun tabancayla yaralanmasına ve mütessiren ölmesine yol açtı. Hak Kulu Beg'in başı bedeninden ayrılarak kardeşi Beg Kulu Beg'e getirildi.

Beg Kulu Beg, babası Yakub Hanin vefatını ilan ederek Kaşgar, Yeni Hisar ve Yarkend şehirlerini zapt ve asker toplayarak Hekim Han Töre ile muharebe edeceğini bildirmiş; Hekim Han Töre ise Karaşehir, Korla, Börki, Koçar ve Bay kasaba ve şehirlerini boşaltıp ve Korla'da bulunan hazineyi askfire dağıtıp Çinlilerle muharebe etmek üzere 1000 askeri Gazi Lohodarin ve Şohodarin ile Korla şehrinde bırakıp kendisi Aksu şehrine gelip mevcut hazineyi yağmalayıp, askerini tamamiyle atlandırıp Beg Kulu Hanla muharebeye hazırlanmış; Üç-Turfan ile Aksu ve Kaşgar arasında bulunan şehirleri zapteylemiş idi. Beg Kulu Beg dahi Maralbaşı'nı geri alıp, askerini ikiye ayırıp bir kısmını Üç-Turfan, diğer kısmını da Aksu üzerine gönderdi.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Yakup Han'ın Çin İşgalini Önleme Gayretleri ve Ölümü

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Ara 2010, 17:01

Hekim Han Töre ise, Aksu'dan hareketle Yaydu nam mahalde Beg Kulu Han'ın askeri ile dokuz buçuk saat muharebe etti. Hekim Han Töre'nin sağ cenah kumandam Mirliva Bece Bahadır ve bütün refiklerimizle beraber Kaşgar hükümdarı Beg Kulu Han'ın tarafına çekildik. Beg Kulu Han tarafından refiklerimizle beraber maiyyetlerimize birer tabur piyade ve iki batarya top verilip Hekim Han Töre ile muharebeye girilmiş ve muharebe sırasında Hekim Han'ın umum asker kumandanı Ferik (General) Muhammed Kerim, Tahtası ile miralaylardan Töre Kulu Laver ve maiyyeti esir ile Hekim Han Töre'nin askeri bozulmuş olup ordugahtaki askerin hepsi muharebede bulunduğundan Hekim Hah töre ric'at yolu üzerinde bulunan ordugahımıza uğrayarak bütün eşyamızı yağma ederek çekilmiştir.

Beg Kulu Han, Aksu'ya gelip Hekim Han Töre'nin azlettiği valileri yerlerinde ibka ederek Korla şehrinde bulunan Lohodarin ve Şohodarin'in maiyyetine çokça asker verip kendisi harp hazırlıklarında iken o aralık sabık Hoten valisi Niyaz Hekim Bey, dokuz şehre hükmeden Hoten hükümdarlığını ele geçirip 70.000 asker cem ederek Beg Kulu Han ile muharebeye hazırlanmış ve boşalmış bulunan Gomadi ve Sancu kasabalarıyla Hindistan yolunu kapatmıştı. Beg Kulu Han'ın nasihati tesir etmediğinden nihayet muharebeye başlamış ve Niyaz Hekim Bey'in zaptettiği Gomadi ve Sancu kasabaları istirdat olunarak Zeva şehri dahi kanlı bir muharebeyi müteakip zaptedilince Niyaz Hekim Bey Hoten'de kalamayarak Çinliler tarafına kaçmıştır.

Bu ara ellerine fırsat geçen Çinliler evvelce zaptetmiş oldukları şehirlerden başka Karaşehir, Korla, Koçar ve Üç-Turfan şehirleriyle Bay ve Börki kasabalarını da zaptettiler. Keyfiyet öğrenilince ordugahımız Hoten'den hareket etti. Çinlilerle temas edilinceye kadar Maralbaşı kasabası da Çinlilerin eline geçti. O sırada Beg Kulu Han'ın payitahtı Kaşgar'da da ihtilal çıkıp bir taraftan Çin istilası sebebiyle askerinin dağılması galebe ihtimali bırakmadığından beni ve arkadaşlarımı bir miktar asker ile muharebe mevkiinde bırakarak kendisi firaren Rus ülkesine hareket etti. Dağılan askerin gelmesi ile toplanan üç bin asker ve yedi vali Çinliler eline esir düştü. Hepimiz zindana konulduk. Esirlerden üç yüz yetmiş nefer çarşı ve pazarda teşhir edilir hemen o gün, ümeradan onyedi kimse ise üç gün sonra şehit edilip bakiyye esirler başka başka zindanlara teslim edildi. Geceleri yalınayak başı açık ayaklarımız demir zincirlerle bağlı olduğu halde Anbaan adındaki zaptiye miralayının huzuruna çıkarılıp arkamıza kamçı, tırnaklarımıza ucu sivri demir kalem vurarak "Siz niçin Yakub Hanin tarafına yardımda bulundunuz" diye otuz üç gün cefa ettiler. Sonra eşyalarımızı müsadere ve çırılçıplak olarak idama mahkum edip, elimizde, ayağımızda ve boğazımızda demir zincir ve tırnaklarımızda demirden iğneler olduğu halde Çin ordu kumandanı General Tso'nun huzuruna beş defa çıkarıldık. Birinci defada ne kadar vali var ise çeşitli işkencelerle başları bedenlerinden ayrılıp cesetleri ağaçtan kafesler içerisinde kale kapılarına astılar. İkinci defada beni elli altı kişi ile beraber sorguya çekip, ben ve beş kimse zincirlere vurulu olduğu halde çarşı ve pazarlarda dolaştırılıp tekrar zindana konulduk. Diğer ellibir kişi şehit edildi. Üçüncü defada tekrar sorguya çekildik, ben idama mahkum edilerek meydana çıkarıldım. Yanımda birkaç kişinin idamını müşahede etmiş iken Tso'dan gelen bir emir üzerine arkadaşlarımla beraber zindana hapsedildim. Dördüncü defa tekrar idam yerine getirilmiş iken Çinlilere sağınmış olan vali Niyaz Hekim Bey'in istirhamı ile affolunduk. Beşinci defa da tekrar canlarımızdan ümid keserek idam meydanına getirilmişken bütün ahalinin istirhamına binaen af ve fakat dokuz ay zindanda hapsolunduktarı sonra çıkartılıp muhafaza altında hududa kadar göndermeğe karar verildi. Üç arkadaşımla beraber Hind'e tabi Ladak şehrine bir ay sonra vasıl olduk. Bizi takip eden kervan yetiştiğinde başımıza gelen felaketi tacirlere anlatıp, onlar da keyfiyeti İngiliz valisine bildirdiğinde Osmanlı Devleti ile İngilizler arasında dostluğa uyarak yol masrafımız İngilizler tarafından ödenerek Bombay'da vapura bindirilip İstanbul'a gönderilmiş ve eski vazifelerimize kavuşarak, merhametinize sığındığımızı beyana cesaret eder, devletlerinin bekası duasiyle sözümü bitiririm. Yüzbaşı-i evvel-i istihkam Ali Kazım İbn-i İbrahim".

Bu ve buna benzer görgü şahitlerinin anlattıklarım gör-dükten sonra Yakub Han'ın ani ölümü ile Doğu Türkistan Devletinin manasız bir iç harb sonunda parçalanması ve müdafaa edilmeksizin Çin kontrolüne terk edilmesi herkesi olduğu gibi Çinlileri dahi şaşırtmıştır. Daha önce de işaret edildiği gibi, bunun en büyük sebebi, Yakub Han'ın içine düştüğü psikolojik çıkmaz ile oğullan ve kumandanlarının gösterdiği basiretsizlik, mevki hırsı ve başarısızlıklarıdır.

Bir modern araştırıcı ise, Yakub Han'ın, Çinlilerle bir sulh yapma ümidini son ana kadar taşıdığı için mahsustan harbe girmediğini ve bu yüzden kaybettiğini iddia ediyor ki, bu iddiayı kısmen de olsa kabul etmek mümkündür.

Zira, daha öncede izah ettiğimiz gibi, Yakub Han, büyükelçisi Muhammed Yakub Töre'yi İstanbul'a göndermiş, Osmanlı Hükümetinin yardımı ile Londra'ya gitmesini ve İngilizlerden arabulucu olmalarını istemişti. Onun bu isteği Osmanlı Hükümeti tarafından yerine getirilmiş ve elçisinin Londra'ya gitmesi sağlanmıştı. Fakat, Hanin elçisi Londra'da Wade ve Forsyth gibi Doğu Türkistan dostlarının bütün gayretlerine rağmen, Çin Hükümetini bir sulh andlaşmasına ikna edememişti. Londra'da vazifeli Çin elçisi vasıtasiyle yürütülen bu görüşmelerin sonuçlan Kaşgar'a zamanında ulaştırılamadığı için, Yakub Han, Doğu Türkistan topraklarına giren Çin işgal kuvvetlerine mukabelede tereddüde düşmüştü. Yakub Han'dan harb emri almayan oğullan ile komutanlarının ilerleyen düşman kuvvetlerine mukavemet etmeden geri çekilmeleri ise, halkın ve askerin maneviyatının bozulmasına sebep olmuştu. Bu, aynı zamanda orduda disiplini de bozmuştu.

Bu beklenmedik gelişmelere Çok üzülen ve sinirlenen Yakub Han'ın bir kalp krizi sonunda aniden vefat etmesi herşeyi altüst etmişti. Nitekim ülke, Yakup Hanin muhteris kumandanları ve evlatları yüzünden bir iç harbe sürüklenmiş ve bu anlamsız savaş aylarca sürmüştür. Sonunda, manen ve maddeten perişan olan Doğu Türkistan halkı bir anda kendini Çin işgali altında bulmuştur.

Burada, akla şöyle bir soru gelebilir; Doğu Türkistan cephesinde bütün bu olaylar olurken, General Tso kumandasındaki Çin işgal kuvvetleri ne durumda ve ne yapıyorlardı?
Daha önce de işaret edildiği gibi, Döngenlerin (Çinli Müslümanların) elinde bulunan Urumçi'ye Çin kuvvetleri hücum ettiği zaman Yakub Han olaya karışmak istememişti.

Bunun iki sebebi vardı:

a) Yakub Han, sözünde durmayan Döngenler ile hiç bir zaman tam bir ittifak kuramamıştı.
b) Tam anlaşamadığı Döngenler yüzünden Çinlilerle ilk etapta savaşa girmek istemiyordu. Urumçi'den daha ileri git-memeleri halinde Çinlilerle anlaşma taraftan olan Yakub Han, Urumçi'ye Çinliler saldırdığı zaman fazla bir yardım kuvveti göndermemişti. Bu yüzden Çinliler 13-19 Ağustos 1876 tarihleri arasında Urumçi'yi fazla mukavemet görmeden almışlardı. Çin ordusu, Urumçi'nin kuzeybatısındaki iüanas'a çekilen Döngenleri takip ederek bu Çinli Müslümanların mukavemetini kırmaya çalıştı. Eylül ve Ekim aylan boyunca Çin işgal kuvvetleri ile Döngenler arasında muhtelif çarpışmalar olmuş ve bu çarpışmaları da Çin ordusu kazanmıştı. Böylece Çinliler, İli vadisi hariç Doğu Türkistan'ın kuzey kısımlarını kontrolleri altına almışlardı. Kışın yaklaşması dolayısıyla General Tso, Çin kuvvetlerini istirahata alarak son hazırlıklarım yapmaya başlamıştı.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Yakup Han'ın Çin İşgalini Önleme Gayretleri ve Ölümü

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Ara 2010, 17:02

Çin ordusunun Urumçi ve havalisini az bir mukavemetten sonra aldığı haberi Pekine ulaşınca, Çin hükümeti, daha önce sıcak baktığı Londra'dan gelen arabuluculuk tekliflerini oyalamaya ve karan General Tso'nun vereceğini söylemeye başladı.

Yakub Han, Londra ve Pekin'deki gelişmelerden habersiz, barış yapılacak ümidiyle bekledi. Fakat aynı zamanda, Turfan'ı müdafi etmekle görevlendirdiği Hekim Han Töre ve Toksun (Tahtun)'u müdafaa eden oğlu Hak Kulu'ya yardımcı kuvvetler gönderdi. Hatta Çinlilerin muhtemel ani başlanma karşı Toksun ile Urumçi arasındaki stratejik önemi haiz Divançi'nin müdafaa hatlarını takviye ettirdi.

Ne var ki, Yakub Han'ın aldığı bu tedbirlere rağmen işgal kuvvetlerini durdurmak mümkün olmamıştı. Zira, hazırlıklarım tamamlayan General Tso, bir taraftan General Liu Chin-t'ang kumandasındaki 15.000 kişilik bir kuvveti Divançi üzerine sevk ederken, diğer taraftan da, General Hsü Chan-piano ve General Chan Yüeh kumandasında 15.000 kişilik kuvveti de Turfanın kuzeyinde bulunan yerleşim merkezlerini almaya göndermişti. General Liu kuvvetleri beş günlük bir kuşatma (16-20 Nisan 1877) sonunda Divançi'yi almıştır. Kaleyi doğru dürüst savunmayan müdafilerin firarı Çinlileri dahi şaşırtmıştı. Divançi'nin düştüğü haberini alan Hak Kulu, maiyyetindeki subayların ricalarına rağmen Çinlilerle savaşmadan Toksun'u boşaltmıştır. Çin kuvvetleri 25 Nisan 1877 günü müdafaasız Toksun'a girmişlerdir. Bu arada, General Hsü ve General Chang kumandasındaki kuvvetler de az bir mücadeleden sonra Turfanin emniyeti için önemli olan Çıktım, Piçan ve Lakçin yerleşim birimlerini işgal etmişlerdi. Bu Çin ilerleyişi karşısında emrindeki süvari kuvvetlerini Çinlilere karşı gönderen Hekim Han Töre, süvarilerinin yenildiği haberini alınca, Turfan'ı müdafaa etmeden şehri boşaltmış ve Rus işgalindeki Hokand'a kaçmıştır. Böylece, Urumçi'den sonra Doğu Türkistan'ın kapısı durumundaki Turfan-Toksun ve Divançi Çinlilerin eline geçmiştir.188 Doğu Türkistan kuvvetlerinin hemen hemen hiç savaşmadan geri çekilmeleri herkesi olduğu gibi, Çin işgal kuvvetlerini de şaşırtmıştı. Bu geri çekilmeyi, Yakub Hanin taktik gereği yaptırdığı ve kuvvetlerini bir araya toplayarak Çinlilerle bir kader savaşına gireceği şeklinde yorumlayanlar da olmuştur.

Fakat, bu kolay zaferleri kazanan Çin işgal kuvvetlerini en çok sevindiren haber ise, Mayıs sonlarında Yakub Han'ın öldüğü haberi olmuştur. Bir müddet sonra da Yakub Han'ın oğullan ile kumandanları arasında bir iç harbin başladığı görülmüştür. Artık, Çinlilerin kendi hayatlarını riske ederek Doğu Türkistan'ı işgal etmelerine gerek kalmamıştı. Zira, Doğu Türkistan'ın lideri olma sevdasındaki kişilerin başlattığı iç harp, ülkenin ve insanlarının bütün gücünü yok edecek şekilde cereyan etmeye başlamıştır. Durumu öğrenen Çinli kumandanlar beklemeye ve son darbeyi vurmak için hazırlanmaya başladılar.

Nihayet, beş ay süren iç harpte Doğu Türkistan ordusunun paramparça olduğunu gören General Tso, ülkenin geri kalan kısımlarının işgali için kumandanlarına ileri harekat emrini verdi. O sıralar Toksun'da karargah kurmuş olan işgal kuvvetleri kumandam General Liu Chin-t'ang, Ekim başlarında emrindeki kuvvetlerle iki koldan Karaşehir (Karşar) üzerine yürüdü. Şehrin müdafileri üç günlük bir direnişten sonra, yiyecek ve içecekleri tahrip ederek geri çekildiler. 7 Ekim'de Çin kuvvetleri Karaşehir'i aldılar. İleri harekatına devam eden Çin birlikleri 9 Ekim'de Korla'yı bomboş vaziyette işgal ettiler. Kısa zamanda Kaşgar'ın doğusundaki yerleşim birimleri ve şehirler birer birer işgal edildi. Kendilerini müdafaa etmek isteyen ahali acımasızca öldürüldü.

Bu arada, diğer rakiplerini mağlup ederek ülkenin tek hakimi durumuna gelen Beg Kulu, hızla ilerleyen düşman ile bir kader savaşma girmek için hazırlanmaya başladı. Fakat, emrindeki askerin sayısı hem az, hem de moralsiz idi. Yarkent'e yerleşen Beg Kulu,, Kaşgar'da bulunan kendisinin ve arkadaşlarının ailelerini getirtip onları Hokand'a gönderme ve sonra da düşmanla savaşma karan aldı. Fakat Kaşgar'da kendi aleyhinde bir isyanın başlaması üzerine, ordu erkanının ailelerini kurtarmak mümkün olmadı. Bu ise, zaten morali bozuk olan askerlerin bir kısmının, ailelerini kurtarmak ümidiyle ordudan ayrılmak isteğinde bulunmalarına sebep oldu. Bu gelişme üzerine Beg Kulu, ordusuyla birlikte Yarkent'den ayrılarak Kaşgar'a yürüdü. Fakat, daha yan yola gelmeden Kuça hakimi Kadir Pansad'ın isyan ettiğini haber aldı. Çaresiz, emrindeki kuvvetlerin bir kısmını bu isyanı bastırmak için Kuça'ya gönderdi. Beg Kulu'nun kuvvetleri Kuça'ya yaklaşınca, Çin ordusunun da gelmekte olduğunu öğrendiler. İsyancı kuvvetlerle birleşen Beg Kulu'nun askerleri Çin ordusuna karşı şehri müdafaaya kalkıştı. Ne var ki, birlik ve beraberlik ve disiplinden yoksun bu müdafaa, Çin ordusunun ısrarlı hücumlarına fazla dayanamadı. 18 Ekim günü General Liu kumandasındaki Çin kuvvetleri Kuça'yı zaptettiler. Kendilerini savunan müdafiler ise ağır bir şekilde cezalandırılmışlardır. Kuça'nın batısında bulunan şehirler ve yerleşim birimleri bir bir Çin işgaline uğradı. 23 Ekim'de Aksu ve 28 Ekim'de ise Üç Turfan Çinlilerin eline geçti. Çin katliamından ve zulmünden korkan binlerce kişi Rus işgalindeki Batı Türkistan'a sığındı.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Yakup Han'ın Çin İşgalini Önleme Gayretleri ve Ölümü

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Ara 2010, 17:02

Bu arada Beg Kulu, Kaşgar'a gelerek şehri kuşatmış ve isyancıların teslim olmalarını istemiştir. Fakat, isyancılar direnince, daha fazla Müslüman kanının dökülmesini istemeyen Beg Kulu'nun isteği ile şehre hücum edilmemiştir. Böylece Kaşgar'ın kuşatması dört hafta sürmüştür. Tam bu sırada Çin kuvvetlerinin Kaşgar'a 35 kilometre mesafedeki Feyzabad'a girdikleri haberi geldi. Bunun üzerine Beg Kulu, kuşatmayı kaldırarak bir toplantı yapmış ve yakın maiyyeti ile birlikte Rusların Türkistan Genel Valiliğine sığınma kararı almıştır. Emrindeki kuvvetler ve yakınları ile birlikte Fergana'ya gitmiştir. Beg Kulu'nun kaçışından bir gün sonra Yü Hu-en ve Huang Wan-peng kumandasındaki beşbin kişilik öncü Çin birlikleri 18 Aralık 1877 günü Doğu Türkistan'ın başkenti Kaşgar'a girmiştir. Diğer taraftan Çin işgal kuvvetleri kumandanı General Liu Chin-t'ang, emrindeki esas kuvvetlerle 21 Aralık günü Yarkent'i ele geçirmiş ve Hoten'in zaptı için de bir başka kuvveti göndermiş idi. Son derece yetersiz müdafaaya sahip olan Hoten, 2 Ocak 1878 günü Çin birliklerinin eline geçmiştir. Böylece, Çin'in işgal kuvvetleri Doğu Türkistan'ın tamamına hakim olmuşlardır.

Kaşgar'a karargahım kuran General Tso yönetimindeki askeri idarenin ilk işi halka zulüm ve baskı yapmak olmuştur. Yakub Han'ın idaresinde vazife almış veya yardımcı olmuş ne kadar insan varsa ya hapsedilmiş ya da idam edilmiştir. Kaşgar ordusunu eğitmekle vazifeli Osmanlı subayları idamdan kendilerini yukarıdaki layihada sözü edildiği gibi halkın Çin generallerine yalvarmaları sonunda kurtarabilmişlerdir.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Doğu Türkistan Uygur Türkleri

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir