Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Çin'in Doğu Türkistan'ı Yeniden işgali

Burada Doğu Türkistan Uygur Türkleri hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Çin'in Doğu Türkistan'ı Yeniden işgali

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Ara 2010, 16:58

Çin'in Doğu Türkistan'ı Yeniden işgali

Yakup Han önderliğinde kurulan Doğu Türkistan Devleti için en büyük tehlike yayılmacı siyasetini değiştirmeyen Çin'den geliyordu Bu sebepten, Çin'in Doğu Türkistan istikametinde gerçekleştirdiği yayılma siyasetini kısaca burada hatırlatmakta fayda vardır. Bilindiği gibi. Çinliler'in kuzeydoğu komşusu olan Mançular. XVII asrın ilk yansında Moğol asıllı Kalmuklar (Cungarlar) ile yaptıkları Çin'i ele geçirme mücadelesinde galip gelerek. 1644 yılında Pekin'e hakim olmuşlar ve kurdukları Mançu hanedanı ile de ülkeyi yönetmeye başlamışlar idi. Fakat. Mançular"m bu başarısına rağmen Mançu-Kalmuk mücadelesi durmamıştı. Mançular, Kalmuklar'ı Moğolistan'da yenmekle yetinmemiş, onları işgalleri altında tuttukları Doğu Türkistan'a kadar takip etmişlerdi. Mançu yayılmasının doruğa çıktığı K'ang-Hsi (1661-1722/ Yııng-Cheng (1723-1736) ve Chen-Lung (1736-1796) devirlerinde Çin orduları Moğolistan, Tibet, Kore, Hind-i Çin ve Doğu Türkistan gibi ülkeleri işgal etmişlerdi. Çinliler Mançu önderliğinde Doğu Türkistan'ı 1757'de işgal edince, bu Müslüman Türk ülkesine "Yeni Sömürge"- "New Dominion" manasına gelen Sinkiang adını vermişlerdi.

Çinliler, Doğu Türkistan'ı İli. Urumçi, Yarkent ve Kaşgar olmak üzere dört askeri valiliğe ayırmış ve diğer yerleşim birimlerine ve şehirlere de hem asker ve hem de sivil yöneticiler tayin etmişlerdi (156). Ne var ki. Doğu Türkistan'da vazifelendirilen Çinli yöneticiler hem Pekin hükümetini tatmin edecek ve hem de kendilerini refah içinde yaşatacak şekilde halktan ağır vergiler almaya başlayınca, daha önce anlatılan ve ard arda devam eden isyanlara sebep olmuşlardı. Doğu Türkistan halkının her isyanı ve elde ettiği istiklal Çin hükümetini rahatsız etmiş ve ülkeye gönderdiği takviye kuvvetlerle ülkenin Müslüman Türk halkı ağır . bir şekilde cezalandırılmıştı. Bu safhada. Çin'in Doğu Türkistan siyasetini tedkik ettiğimiz zaman çok ilgi çekici bir tablo ile karşılaşıyoruz: Şöyle ki; Çinli, artık Doğu Türkistan'a sadece sömürdüğü bir ülke olarak değil, aynı zamanda Çin'in bölünmez bir parçası olarak bakmaktadır. Güya Doğu Türkistan, Çin'e batıdan yapılacak herhangi bir hücuma karşı, Çin'in batıdaki emniyet bölgesi olarak görülüyordu. Ayrıca, ülkenin zenginlikleri Çin'in bütçesine iyi bir gelir kaynağı olarak görülmüştür.

Çin'in bu siyasetini aşağıda özetini verdiğimiz doküman daha açık bir şekilde açıklamaktadır:

"Halk, sıkça Sinkiang (Doğu Türkistan)"ın elde tutulmasının pahalıya mal olduğunu söyler. Bu doğru mu? Hayır. Biz, şu anda Sinkiang'da İmparatorluğun muhtelif yerlerinden getirilmiş 19.000 asker ile 1.400 subay bulunduruyoruz. Bu askerler, eski yerlerinde alsalar dı, kendilerine maaş olarak yılda 678.900 gümüş tilla (para birimi) ödenecekti.

1772 'de İmparator Ch 'en-Lung şu açıklamayı yapmıştı:

"Doğu Türkistan'ı aldıktan sonra, bütün masraflarımızı çıkarttığımız gibi yıllık 900.000 gümüş tilla da kar ettik Bu Çin hükümetinin bütçesine büyük bir destek oluşturmaktadır." Bütün bu açıklamalar göstermektedir ki, Doğu Türkistan (Sinkiang)'ı almakla maddi kayba değil, bilakis maddi kazanca kavuştuk. Buna ilaveten, güney ve kuzeydoğu Doğu Türkistan'da 287.600 küçük çiftlik kurulmuştur. Çinli yöneticilerin işlettiği ve yerli halkın çalıştığı bu çiftliklerden çeşitli tahıl türleri yetiştirirler ki, bunların yekunu milyonlarca tonu bulmaktadır. Çin hükümetinin bu gelirlerden, dolayısıyla Doğu Türkistan 'dan vazgeçmesi mümkün değildir. Bu gelire mani olanlar Çin 'in düşmanıdır.".

Yukarıdaki Çin vesikası da göstermektedir ki, Çinliler herşeyden evvel Doğu Türkistan'a sömürülecek bir ülke olarak bakmaktadırlar. Çinliler'in Doğu Türkistan'daki menfaatlerine kim karşı çıkarsa o, Çin yönetiminin amansız düşmanı addedilmiştir. Nihayet, Çin hükümeti, devamlı isyanların yarattığı istikrarsızlığı gidererek 1865 yılında istiklalini ilan eden Doğu Türkistan'a ve bu müstakil devletin kurucusu Yakub Han'a karşı harekete geçmeye karar verdi. Çünkü, onlara göre Yakub Han, Çin'in Doğu Türkistan'dan elde ettiği gelire mani olan bir düşmandı.

Ne var ki, Çin hükümeti Doğu Türkistan'dan önce kötü yönetimden dolayı isyan etmiş olan Şensi ve Kansu bölgesi Müslüman halkım itaat altına almak mecburiyetinde idi. Fakat, 1840-1842 arasında Afyon Harbi olarak bilinen ve İngilizlerle Fransızlar'ın Pekin'i işgalleri ile sona eren savaştan soma Çin büyük bir ekonomik krize girmiş ve bu krizi atlatmak isteyen eyalet yöneticilerinin ağır vergilerine dayanamayan halk da isyan etmişti. İşte, Kansu ve Şensi eyaletlerinde yaşayan Çinli Müslümanlar (Döngenler-Tunganlar) bu haksız baskıya ve vergiye karşı isyan eden gruplardan biri idi. Çinli Müslümanlar üzerlerine gönderilen hükümet kuvvetlerini her seferinde yenmeyi başarmışlardı. Bu galebelerden ümitlenen Döngenler, Doğu Türkistan'ı içine alan bir İslam devleti kurmayı planlamaya başlamışlardı. Fakat, Yakub Han'ın Doğu Türkistan'ın ülke ve halk birliğini sağlayarak istiklalini ilan etmesi Döngenler'in bu planını bozmuştu. Bu yetmiyormuş gibi, merkezi Çin hükümetinin devamlı gönderdiği askeri kuvvetler kendilerini iyice bunaltmaya başlamıştı. Fakat, Çinli Müslümanlar bu direnişlerini de başarıyla sürdürmüşlerdi. Ne var ki, Doğu Türkistan'ın olduğu kadar Çinli Müslümanlar'ın da kaderini değiştirecek olan General Tso Ts'un-t'ang'ın 25 Eylül 1866'da Kansu ve Şensi bölgeleri askeri valiliğine atanması, taraflar için bir dönem noktası olmuştur.

10 Kasım 1812'de Hunan eyaletininin Hsiang-Yin kasabasında doğan Tso Ts'ung-t'ang, gençlik yıllarında tarihe büyük merakı olan bir kişi idi. Bu tarih merakını Mançular'ın XVIII. asrın ilk yansında yaptığı işgalleri, özellikle 1750'lerde vuku bulan Doğu Türkistan'ın işgalini okuyarak gidermişti. Öğrendiği tarih bilgisine dayanarak yapacağı askeri seferler için haritalar çizmekten hoşlanan bir kumandandı (158). II. Dünya harbi sırasında İtalya üzerine yaptığı askeri hareketle Almanlar'ın teslim olmasını sağlayan ünlü Amerikalı General Patton da amatör bir tarihçi idi. İtalya üzerinden Berlin istikametine o meşhur yürüyüşünü yapmadan önce bölgenin tarihini iyi tedkik etmişti. İşte General Tso, Çin'in yetiştirdiği büyük kumandanlardan biri idi. Onun ortaya çıkması, Yakub Han ve Doğu Türkistan için gerçekten büyük bir tehlike oluşturmuştu.

General Tso, önce Şensi ve Kansu eyaletlerini gezdi. Çinli Müslümanlarla, yani Döngenlerle nasıl mücadele etmesi gerektiğini yerinde tesbit etti. Ve ona göre savaş planlarım yaptı. Bu gezisi esnasında o bölgenin eski valilerine eğitim alanında sekreterlik yapmış Wang Po'hsin ile karşılaştı. Akıllı bir adam olan Wang, bölgede uzun süre vazife yapmanın verdiği tecrübe ve birikimini General Tso'ya anlattı. Ülkenin nasıl kontrolü altına alacağım, Müslüman Çinliler'in zayıf ve kuvvetli yönlerini açıkladı.

Wang, askeri harekata başlamadan önce General Tso'ya şu tavsiyelerde bulundu:

Zamanını iyi kullan ve acele etme. Bol miktarda yiyecek stoku yapmadıkça ve askerlerini savaşa iyi hazırlanmadıkça sakın askeri harekata başlama. Yapacağın bu askeri harekatı en az üç yıl olarak planla. Diğer eyaletlerden gelecek yiyeceğe güvenme ve ihtiyacın olan yiyeceği kendin üret veya bul. Harbe hazır olduğun zaman Müslümanlar üzerine manasız yürü ve onların liderine vurabildiğin kadar sert vur. Rakibine acıma ve onu taviz vermeden istediklerim kabul ettir. Göreceksin, diğer Müslüman liderler daha kolayca teslim olacaklardır. Müslümanları daha kuzeye sür. Onlar için yeni yerleşim merkezleri yaptır. Çinliler'i onlarla temas ettirme. Her köyün yayına, icabında onları haklayacak sayıda askeri garnizon kur. Müslümanlar arasında bizimle dostça geçinmek istiyenlerden liderler seç ve diğerlerini senin namına idare etmesi için gerekli baskıyı uygula. Bu tavsiyelerimi yaptığında göreceksin uzun süre bölgede ne isyan olur, ne de harhangi bir problem.".

Yukarıdaki tavsiyeler istikametinde hazırlıklarım yürüten General Tso, 80.000 kişilik ordusuyla 1869 baharında Şensi, 1873 sohbaharında da Kansu bölgesinde bir seri harpler sonunda Döngenler'i yenmeye muvaffak oldu. Wang'ın tavsiye ettiği gibi Çinli Müslümanlar'ı sindirdi. Elde ettiği bu başarılardan sonra Tso, dostu Wang'a yazdığı bir mektupta şöyle diyordu; "Bu bölgeye geldiğim günden beri yaptığım bütün askeri ve sivil harekatı sizlerin tavsiye ettiğiniz fikirler ve stratejiler üzerine gerçekleştirdim ve başardım. Onun için bu başarılar tamamen size ait. Bunları ben yaptım diye nasıl konuşayım?..".

Ne var ki General Tso, kazandığı bu zaferlerden soma ileri harekatına devam edemeyecek kadar perişan olmuştu. Döngenler, General Tso'nun tahmininden de fazla mukavemet göstermişler ve yiğitçe kendilerini müdafaa etmişlerdi. Dolayısıyla, uzun ve çetin süren bu mücadeleler esnasında General Tso'nun bütün yiyecek stoklan bitmişti. Bu sebepten dolayı Tso, ordusunu ikiye ayırarak bir kısmı ile yiyecek üretme, diğer kısmı ile de askeri sorumluluklarını yerine getirme gibi enteresan bir yola girdi. Fakat, aldığı bu tedbirlere rağmen istediği yiyecek stokunu bulamayınca, Yakub Han üzerine yapmayı planladığı askeri harekatı ertelemek mecburiyetinde kaldı. İşte, General Tso'nun içine düştüğü bu güç durumdan kurtulmasına Ruslar'ın yardımcı olduğunu görmekteyiz.

Kaynakça
Kitap: DOĞU TÜRKİSTAN TÜRKLERİ TARİHİ
Yazar: Mehmet SARAY
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Çin'in Doğu Türkistan'ı Yeniden işgali

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Ara 2010, 16:59

Bilindiği gibi Ruslar, Yakub Han'ın önderliğinde Doğu Türkistan'da yeni bir müstakil İslam Devleti'nin kurulmasına şiddetle karşı idi. Zira, Doğu Türkistan'daki Müslüman devlet, Rus işgaline uğrayan Batı Türkistan Devletleri'nin varlıklarını devam ettirebilmek ve Ruslar'a karşı ayaklanarak istiklallerine yeniden kavuşmak için bir manevi güç kaynağı oluşturacaktı. Aynca, Ruslar'ın Pan-Slavist siyasetleri sonucu Osmanlı Devleti ile Rusya, adım adım yeni bir harbe doğru sürüklenmekteydiler. Ruslar'a göre böyle bir harpte İngiltere, Osmanlı Devleti'ni destekleyecek, Osmanlı idaresindeki Doğu Türkistan Hükümdan Yakub Han da Türkistan cephesinden Rusya'ya karşı bir tehlike oluşturabilecekti. Türkistan cephesinden ingiltere ve Osmanlı Devleti'nin desteklediği Yakub Han kuvvetiyle uğraşmaktansa, Çin'in o bölgeye yerleşmesini görmek, Rus yöneticilerine göre Rusya'nın menfaatine idi. İşte, bu düşünce çerçevesinde hareket eden Rus hükümeti, Doğu Türkistan'ı yeniden Çin kontrolüne sokmak için ilerleyen General Tso kuvvetlerine yardım etmeye karar verdi. Fakat, bu arada Hokand Hanlığı ile Ruslar'ın ticari kazançları hakkında burada birkaç hususu belirtmeden geçemeyeceğiz.

Şöyle ki:

Batı Türkistan'da Ruslar, ismen bağımsız olan gerçekte ise Rus kontrolünde yaşayan Hokand Hanlığı'nda bazı güçlüklerle karşılaşıyorlardı. Ruslar, karşılaştıkları bu güçlüklerde Yakub Han'ın parmağı olduğu kanaatinde idiler. Yakub Han da Hokand Hanlığı aracılığı ile Ruslar'ın kendisi aleyhinde bir fesat hazırladıklarından şüphe etmekteydi. Nitekim, daha önce böyle bir teşebbüsleri olmuştu.

Bu arada, Pupışev ve Somoj adlı iki Rus tüccarın 1873'de elde ettiği karlı Kaşgar ziyareti ve orada kazandıkları paradan cesaret alan başka Rus tüccarları da Yakub Han ile ilişkilerin kötüleşmesini istiyordu. Nitekim, Rusya'nın ünlü tüccarlarından Morozov, 1874'de büyük bir ticaret kervanı ile Kaşgar'a giderek emniyet için mallarını satmış ve 25.000 rublelik bir karla geri dönmüştü. Üstelik bu Rus tüccarı, sadece işi ile meşgul olduğu için Doğu Türkistan'da hiç bir güçlükle karşılaşmamıştı. Bu ticari kazançların etkisi ile Batı Türkistan Genel Valisi General Kaufmann, 1875 yazında Albay Reinthal'i hediyelerle Kaşgar'a göndererek sözde dostluk ilişkilerini devam ettirmek istemişti. Esasında ise, General Kaufmann, Yakub Han'a karşı bir askeri harekat düzenleyerek onu Rus hakimiyetine sokmak istiyordu.

Bu gelişmeleri kendisi bir tarihçi olan ve Petersburg'da on yıl büyükelçilik yaparak Ruslar'ı iyice tanıyan ve 1873-1875 yıllarım Türkistan'da gezerek geçiren Amerikalı Dr. Eugene Schuyler şöyle değerlendirmiştir:

"Son birkaç yıldır Ruslar da, ya Doğu Türkistan'ı zaptederek bazı avantajlı antlaşmalarla Çin'e devretmek veyahut Çinliler'in Kaşgar'ı yemden işgaline yardım etmek- fikri yaygın bir hale gelmişti. Yakub Han'ın devletinin, işgal ettikleri diğer Özbek Hanlıkları gibi komşu edinilmesini, kendileriyle hem sınır olunacak Çinliler'e tercih etmenin faydalı bir görüş olmayacağını düşünmeye başlamışlardır. Böyle düşünenler aynı zamanda Rusya'nın, tabii ve mükemmel bir engel olan Tiyen Şan (Tanrı Dağları) dağlarından öteye ilerlememesi lazım geldiği fikrine inanıyorlardı. Bu fikre karşı bazı itirazlar oldu. Bu itirazları yapanlara göre, bölgeyi tekrar Çinliler 'in idaresine vermenin uygun bir politika olmayacağı, aksine Kaşgar'ın Rusya'nın eline geçmesinin Ruslar'ın menfaatine olacağı şeklinde idi".

Fakat, yaklaşmakta olan 1877 osmanlı-Rus Harbi'nde Türkiye ile Yakub Han'ın Rusya'nın Batı Türkistan'da yeni işgal etmiş olduğu Hanlıkların Müslüman halkı Ruslar aleyhine ayaklanmaya teşvik edilmesinden endişelenen Rus hükümeti, Doğu Türkistan'ı işgal için bekleyen General Tso kuvvetlerine yardım etmeye karar verdi. Bu kararını tatbik ederken de bazı kazançlar elde etmeyi planladı. Bilindiği gibi, Türkistan Genel Valisi General Kaufmann, Yakub Han'ın Döngenler ile mücadelesinden sonra İli bölgesine yürüyeceğini düşünerek bu vadinin Batı Türkistan cephesinde bazı stratejik noktalarım işgal edip kaleler yapmıştı. Çinliler ise bu kalelerin Doğu Türkistan'a dolayısıyla Çin'e ait olması gerektiğini savunuyordu. Yayılmacı bu iki ülke arasındaki sınır tartışması. General Tso'nun içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılar dolayısıyla kolayca bir antlaşmaya çevrildi. General Kaufmann Petersburg'dan aldığı talimat üzerine Albay Sosnovskiy başkanlığında bir heyeti sınır anlaşmazlığını görüşmek üzere General Tso'ya gönderdi. Ordusunu besleyecek yiyeceği kalmayan ve oldukça güç durumda bulunan General Tso, Rus heyetini iyi bir şekilde ağırlayarak İli vadisinde Ruslar lehine değişikliği yaparak karşılığında ihtiyacı olan malzeme ve yiyeceği Ruslar dan almıştır. 1875 Haziran'ında yapılan bu andlaşma ile askeri teçhizat ile birlikte Ruslar, 2.500 ton hububatı General Tso'ya vermişlerdir. Bu olaydan birkaç ay soma General Tso, hükümetinin Pekin'deki İngiliz bankalarından sağladığı kredi ile diğer ihtiyaçlarım gidermiş ve Kaşgar üzerine yürümek için hazır hale getirmiştir.

Bütün bu olaylar olurken İngiliz ve Çin başkentlerinde de Doğu Türkistan'ın geleceği ile ilgili büyük bir diplomatik faaliyet başlamış bulunuyordu. Başlangıçtan beri Yakub Han'a karşı gayet dostane bir siyaset takip etmiş olan İngiliz hükümeti yaklaşan Çin işgali karşısında Kaşgar için fikir ayrılığına düşmüştür. Hindistan'daki İngiliz Valisi Northbrook, Yakub Han'ı daha fazla desteklemeye lüzum kalmadığını zira, o cihetten kendilerine bir tehlikenin gelemeyeceğini savunurken, İngiliz Hariciye Vakaleti ve Yakub Han'ı ziyaret etmiş olan Forsth, İngiltere'nin Pekin Büyükelçisi Wade Doğu Türkistan'ın desteklenmesi ve istiklalinin korunması tezini savunuyorlardı.

Hindistan Genel Valisi Lord Nortbrook 1876 yazında Londra'ya alınarak yerine Lord Lytton tayin edilmişti. Bu Balkanlar'da gerginliğin bir Türk-Rus savaşına yol açacak bir istikamette arttığı ve Avrupa'da İngiliz-Rus ilişkilerinin en kötü seviyeye düştüğü bir zamanda olmuştu. Lord Lytton, Rusya'nın Türkistan illerinde yayılmasını istemeyen ve Ruslar'ın mutlaka durdurulması gerektiğini savunan bir kişi idi. Lytton aynı zamanda Çin'in de bölgeye fazla sokulmasını istemiyordu.

Bu düşünceler içinde Hindistan'da bir durum değerlendirmesi yaptıktan sonra Lytton Londra'ya şu mektubu gönderdi:

Doğu Türkistan'ın ticaret merkezi olan Yarkent ile çabucak gelişmesi beklenen ticari ilişkilerimizi yeniden kurabiliriz. Gerekirse bu ülkeye Ruslar'dan daha önce askeri kuvvet gönderebiliriz. İyi ilişkilerin geliştirileceği böyle bir durumda Yarkent hakimi ve halkı ile zaten var olan ilişkilerimiz bizim için mutlaka avantajlı bir durum yaratacaktır. Bizim bu devletle olan ilişkilerimiz, bizim sınır politikamız içinde eksik olan bir hususu tamamlayacaktır ".

Yeni Hindistan Valisi Lord Lytton'un bu yaklaşımı, Londra'da Yakub Han'ı ve Doğu Türkistan'ı destekleme taraftan olanlara yeni bir güç katmış ve neticede İngiliz hükümeti, Robert Shaw'ı 1877 baharında gitmek üzere Kaşgar'a devamlı elçi tayin etmiştir. Bu kararın alındığı günlerde Londra'ya ulaşan Yakub Han'ın mutemet elçisi Seyyid Yakub Efendi ve Çin Büyükelçisi ile hızlı bir diplomatik diyaloğa girilmiştir.

Rusya ve Çin cephesinde meydana gelen bu gelişmeler üzerine Yakub Han, Osmanlı elçilik heyeti başkam Murad Efendi'nin yanına Seyyid Yakub Efendi'yi vererek, hem İstanbul'dan yeni silah ve askeri uzman talebinde bulunmak hem de Osmanlı Devleti vasıtasıyla ülkesinin istiklalini korumak için dış destek sağlamak maksadıyla İstanbul'a gönderilmiştir. Aynca, İngiliz Hindistan Valisi Lytton'a da bir elçi göndererek Çin işgaline karşı yardım istemiştir. Yakub Han'ın elçisi Seyyid Yakub Efendi İstanbul'a ulaştığında Osmanlı yetkililerine Doğu Türkistan olaylarını bütün tafsilatı ile anlatmıştır. Fakat, kendisi güç bir durumda olan Osmanlı hükümeti, Seyyid Yakub Efendi'ye İngiltere'nin desteğini sağlamak üzere derhal İngiltere'ye gitmesini, ayrıca Rusya ile de iyi münasebetler kurulmasını tavsiye etmiştir. Bu tavsiyeler üzerine Seyyid Yakub Efendi, ülkesinin istiklalini muhafaza etmesini temin edecek müttefikler bulmak ümidiyle İstanbul-Petersburg-Londra arasında mekik dokurcasına koşturmaya başlamıştır. Seyyid Yakub Efendi önce Petersburg'a gitmiştir. Petersburg'da Osmanlı Sefiri'nin de yardımı ile ülkesinin dostane niyetlerini Çar hükümetine anlatan Seyyid Yakub Efendi, oradan Londra'ya geçerek İngilizler'in desteğini sağlamaya çalışmıştır. Londra'ya varınca gayet iyi karşılanan Doğu Türkistan elçisi, bilhassa Yakub Han'ı sefir olarak iki defa ziyaret etmiş olan Forsyth'ın ve o sıralarda ülkesinde olan İngiltere'nin Çin nezdindeki sefiri Wade'nin desteğim görmüştür. Fakat, Hindistan ve Uzakdoğu işleriyle görevli vekili (Ministry of India)'nın şiddetli muhalefeti yüzünden yaptığı temaslar çıkmaza girmiştir. Bu sıralarda İngiliz Dışişleri Bakanlığı'nın da Çin lehine fikir değiştirmesi üzerine son derece müşkül durumda kalan Seyyid Yakub Efendi, daha önceden tanıdığı Forsyth ve Shavv'ın desteklerini istemiştir. Forsyth, Shaw ve Wade'in Doğu Türkistan lehinde gösterdiği bütün çabalara rağmen İngiliz hükümeti fikrim değiştirmemiştir, ingilizler, Doğu Türkistan yüzünden Çin ile münasebetlerini bozamayacağını açıkça belirtmişlerdir. Bu gelişme üzerine Forsyth ve Wade, Hariciye Vekili Lord Derb'yi ikna ederek kendilerinin Doğu Türkistan ile Çin arasında arabuluculuk etmelerini sağlamışlardır. Bu iki ingiliz diplomatının gayretleri ile Seyyid Yakub Efendi, Çin'in Londra sefiri Kua ile birkaç defa görüşmüş ise de, Çin elçisine hükümetinin taviz vermemesi konusundaki direktifi yüzünden bir netice elde edememiştir.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Çin'in Doğu Türkistan'ı Yeniden işgali

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Ara 2010, 16:59

Wade'in Pekin'e dönmesinden sonra İngilizler, Çin başkentinde Doğu Türkistan ile Çin arasında bir sulh teminine çalışmışlar ise de Çin başbakanı "Sulh görüşmeleri ancak General Tso vasıtasıyla olabilir." diyerek bu teşebbüsü de neticesiz bırakmıştır.

Bu arada, Çin diplomatları ve yöneticileri arasında da Doğu Türkistan'ın işgali hakkında değişik fikirlerin ileri sürülüp tartışıldığını görüyoruz. General Tso'dan evvel bölgede hizmet görmüş Çinli valilerin ve yöneticilerin çoğunluğu, hem Müslüman Çin halkının yani, Döngenler'in hem de Doğu Türkistan Müslümanları'nın eskiden büyük sıkıntılar çektiklerine ve şimdi elde ettikleri istiklali bırakmak istemeyeceklerine ve bu uğurda her türlü mücadeleye girişip Çin otoritesine karşı savaşacaklarına dair fikirler ileri sürmüşlerdir.

Eski Batı Bölgesi Genel Valilerinden ve o yıllarda Çihli (Chihli) Genel Valisi Li Hung-chang, Doğu Türkistan'ı geri alma mücadelesini Çin İmparatoru'na yazdığı mektupta şöyle tenkid ediyordu:

"Mevcut güçlüklerin yanı sıra, Doğu Türkistan'ı aldığımız 1150'li yıllardan beri, sulh zamanı veya başka zamanlarda orada bulundurduğumuz kuvvetlere harcadığımız yıllık para miktarı üç milyon ve bazen daha fazla tilla (çin para birimi)'yi geçmiştir. Bu büyük parayı sarf ederek verimsiz topraklar kazanmak pek akıllıca bir iş olamaz, en azından ekonomik değildir. Buna ilaveten, Doğu Türkistan bölgesi kuzeyde Rusya, batıda ise Türkiye, Arabistan ve İran ile komşudur. İngiliz Hindistanı'na da güneyden komşudur. Biz gün ve gün zayıflarken, Doğu Türkistan'ın etrafındaki ülkeler gittikçe kuvvetlenmektedirler. Şayet biz Doğu Türkistan'ı yeniden işgal edersek, orayı asla uzun süre elimizde tutamayız.

Yabancı gazetelerde okuduğuma göre, Doğu Türkistan'ın lideri Türkiye'nin himayesine girmiştir. Ayrıca, İngiltere ve Rusya ile de ayrı ayrı ticari andlaşmalar yapmıştır. Kısaca, Kaşgar hakimi muhtelif devletlerle halihazırda gerekli bağlantıları yapmıştır. Doğu Türkistan ile ticari andlaşmalar yapan Rusya ile İngiltere'nin bu bölgeyi işgale kalkışması hiç de hoş karşılanmayacaktır. Kısaca, halihazırdaki kuvvetimiz ülkemizi batı istikametinden müdafaa etmeye elverişli değildir. Şahsi kanaatim odur ki, biz batı bölgesi yerine Büyük Duvarın (Çin Şeddi) içinde kalan isyancılarla uğraşıp memleketin merkezi kısımlarını kontrolümüz altına alalım. Bilahare, diğer bölgelerle uğraşırız. Batı bölgelerini yeniden almak için gönderdiğimiz kuvvetlerin başarılı olacağına inanıyorum. Majestelerine tavsiyem odur ki. askeri kumandanlara derhal emir veriniz ve mevcut sınırların dışına çıkarak eski kolonilerimizi alma yoluna gitmesinler. Aynı zamanda batıdaki Müslüman ülkelerin reislerine haber salınsın ve onlar Çin'e bağlı kaldıkları sürece istiklallerini muhafaza edebilirler...".

Ne var ki, Lu Hung-chang'ın bu mutedil tavsiyelerine karşı hükümeti uyaran ve Doğu Türkistan'ın alınmasını teşvik eden kişiler de vardı. İmparator'un başkanlığında toplanan önemli kararlar alan Büyük Konsey "in üyelerinden Wen-hsiang, 10 Mart 1875'de General Tso'ya gönderdiği gizli mektupta merkezdeki gelişmeleri şöyle aktarıyordu:

"-Bazıları tavsiye etti ki, Doğu Türkistan kuzeyden Rusya ile, batıdan ise Türkiye, Arabistan ile huduttur. Güneyinde ise İngiliz Hindistan'ı vardır. Sahillerimizdeki problemleri halletmeden batıdaki askeri operasyonları başlatmamalıyız. Kısaca, bunlar, sizin batıda başarılı olmanızı istemiyor. Batı cephesinde ne yapılması gerektiği hakkında lütfen Majestelerine tafsilatlı bir rapor yazınız. Bu şekilde onun doğru karar vermesini sağlarız... ".

Bu uyan mektubunu alan General Tso, meseleleri enine boyuna düşünerek İmparator'a 12 Nisan 1875 tarihinde şu raporu gönderdi:

Batılı milletler birleşerek aleyhimize bir harekete giriştikleri zaman tek gayeleri vardır; ticaret ve bizi sömürmek.. , insanımızı ve toprağımızı işgal etmeyi düşünmezler. Çünkü, böyle bir durumda daha çok idareciye ve askere, dolayısıyla harcamaya ihtiyaç duyacaklardır. Bilindiği gibi, ticari andlaşmalar yapıldıktan sonra Çin limanları her türlü ticaret erbabına açıldı. Neticede, milletler ve tüccarları bu serbest ticaretten memnun olmaya başladılar.

"Halktan bazı kesimler, tasarruf yapmak için batıdaki askeri operasyonları durdurmamızı isteyecektir... Şensi ve Kansu bölgesine geldiğim günden beri ordumun ihtiyacı olarak bana muhtelif kanallardan 5.000.000 tila gönderildi. Halbuki ihtiyacım 8.000.000 tila idi. Bu açığı ordumu çalıştırarak kapattım. Çin'in emniyeti için önemli bir hudud şehri olan Urumçi alınmadan buradaki kuvvetleri dağıtmamız mümkün değildir. Doğu Türkistan'ı alan İmparator Chien-lung da fazla harcama dolayısıyla tenkid edilmiş ve Doğu Türkistan'ı boşaltması istenmişti. Fakat, o isteklere karşı durmuş ve askeri birliklerimizin batı ülkelerinde kalmasını sağlamıştı. Onun bu kararı doğru idi.

"Yaptığım araştırmalara göre Tiyen Şan (Tanrı Dağları)'ı aşmak için iki önemli yol bulunuyor. Her bir yol sekiz zengin ve sekiz fakir şehir ile buluşuyor. Urumçi 'den güneybatı 'ya, Aksu 'ya doğru uzanan topraklar son derece zengin ve verimli. Burada halk "zengin sekiz şehir" adını vermiş. Stratejik nokta-i nazarından baktığımızda kuzeydeki sekiz şehir güneydeki sekiz şehre nisbeten daha hakim durumdadırlar. Kuzey bölgesi rahatlıkla güney bölgesini kontrol edebilir. Fakat, güney bölgesinin kuzeyi kontrol etmesi son derece zor. Majeste İmparator Ch'ien-lung güneydeki zengin yerleri işgal ettiği zaman, bazı yerli kuvvetlerden istifade etmek mümkün olmuş ve arta kalan maddi imkanları da Urumçi 'nin doğusuna göndermeyi sağlamıştı. Biz şayet defans hattımızı sağlam olarak kurmak istiyorsak mutlaka Urumçi 'nin alınması gerekiyor. Biz Urumçi'yi ele geçirdiğimiz zaman Barköl, Hami (Kumul) ve Tarbagatay gibi yerlerde gerekli tertibatı olarak emniyet zincirini tamamlamış olacağız. Müdafaa sistemimizi kuvvetlendirmek için bundan sonra askeri ve sivil koloniler oluşturmamız mümkün olacaktır. Bu emniyet sistemini oluşturduktan sonra, askeri harcamaları kısabiliriz. Aksi takdirde, Kansu ve Şensi bölgeleri de dahil olmak üzere batı emniyet sistemimiz düşman kuvvetleri tarafından her zaman tehdit edilebilir... İli vadisinin Ruslar tarafından işgal edildiği günlerde biz iç isyanlarla uğraşıyorduk. Ruslar İli bölgesinin ne kadar zengin olduğunu bildikleri için orayı yağmalamak maksadıyla işgal etmişlerdir. Kurdukları karakollarla o bölgeye istedikleri zaman girebilirler... Rusya büyük bir devlet. Herşeyi risk ederek ta Urumçi'ye kadar bölgeyi işgale kalkışacağını tahmin etmiyorum. Bize karşı Müslümanları desteklemeleri mümkün değil. Türkiye ise, Hindistan'ın batısında bir ülke olduğu için bize karşı savaşması mümkün değil, zira binlerce kilometre uzakta bulunuyor. Shanghay daki gazetelerin yazdığına göre Kaşgar Hakimi, Türkiye'nin idari patronluğunu kabul etmiş ve İngiltere ile Rusya kendisiyle ticaret andlaşması imzalamış. Fakat, burada bizim bu olanlardan haberimiz yok. Gazete haberine inanırsak bizim Kaşgar dan vazgeçmemiz lazım.

Biz Urumçi'yi aldıktan sonra bu konuları yeniden düşüneceğiz. Büyük Duvar 'ın içinde ve dışında kalan bütün askeri birlikleri olduğu yerlerde tutmak ve ileri harekata devam etmemek son derece yanlış olur. Askeri harcamaları ancak emniyetimiz sağlandıktan sonra durdurabiliriz. Ayrıca, şu anda Urumçi 'den geri çekilmek bizi son derece müşkül duruma sokar. Emniyetimizi temin edinceye kadar burada kalmaya ve askeri harekatı devam ettirmeye mecburuz... ".

Bu uzun raporu ile kendisi aleyhinde bulunan rakiplerini susturan ve İmparator'un tasvibini alan General Tso, hazırlıklarını hızla tamamlamaya devam etti. 1876 sonbaharında Urumçi'yi ve 6 Kasım 1876"da ise Manas'ı alarak resmen Doğu Türkistan sınırlarına dayandı. Yakub Han'ı psikolojik yönden de baskı altına almak isteyen General Tso, bir heyet göndererek kendisi aleyhinde bulunan ve Çinlilerden yardım isteyen kişilerin mektuplarını gösterdi. Yakub Han'ın merkezi bir idare kurarak Doğu Türkistan'ı yeniden teşkilatlandırması, şehirlerin hakimi olarak istedikleri gibi hareket etme imkanı vermemesi pek çok kişiyi Yakub Han'ın aleyhine çevirmişti. Yakub Han'ın bu taviz vermeyen tutumu, ister istemez düşmanlarının sayısını da çoğaltmıştır. İşte, bu hasım gruplara mensup insanlar Çin Generali Tso'ya mektup yazarak kendisini Doğu Türkistan'a davet etmişlerdir. Bu kişilerin mektuplarını görünce Yakub Han fevkalade üzülmüş ve hatta kızmıştır. Hatta bu kızgınlıkla mektupları getiren kişilerden birini kılıcı ile öldürtmüştür.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Doğu Türkistan Uygur Türkleri

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir