Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Çin'in Doğu Türkistan Siyaseti ve Çin Tarihçiliği

Burada Doğu Türkistan Uygur Türkleri hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Çin'in Doğu Türkistan Siyaseti ve Çin Tarihçiliği

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Ara 2010, 16:56

Çin'in Doğu Türkistan Siyaseti ve Çin Tarihçiliği

Çin'in Doğu Türkistan siyasetini anlatabilmek veya anlayabilmek için, bu ülkenin dünyaya bakışım, yani dış politikasını ortaya koymak gerekiyor. Bunun için de Çin'in ilk devirlerinden itibaren konuyu ele almak icabediyor.

Çin'de, Çin hükümdarlarının öğrenmesi ve ders alması için "£/" adı verilen Çinli tarihçilerin yazdıkları "Yıllıklar ve Hatıralar" idare eden hanedan mensupları tarafından nesilden nesile aktanları kutsal bilgi hazineleri olarak kabul edilmiştir. Bu Çinli tarihçiler, Çin'in yer aldığı Doğu Asya'nın yani Çin'in dünyaya bakışım şöyle tasvir etmişlerdir: Çin'in merkez kabul edildiği "Doğu Deryası (Dünyası)" ki, bu aşağı yukarı bütün Asya'yı kaplıyordu ve ''Batı Deryası (Dünyası" adı verilen dünya da Avrupa ve Amerika kıtaları kastediliyordu. Bu ayrımı yaptıktan sonra Çinli tarihçiler, Doğu Dünyası'nın Güneşi addettikleri Çin'i "Ortadaki-Merkezdeki Çiçek", komşu ülkeleri de "Ortadaki Çiçek"in etrafında "Yabani Otlar'' olarak gördüklerini belirtmişlerdir. Bir kısım Çinli tarihçi de Çin'i "Medeniyetin merkezi", diğer ülkelerle komşu memleketleri "Barbarlar Diyarı" olarak tasvir etmişlerdir.

Fakat zamanla Çinli tarihçilerin bu görüşlerinde bazı değişiklikler olduğunu görmekteyiz. Bunun sebebi, kuzey ve kuzeybatı komşusu olan ülkelerin halkları ile yapılan münasebetlerde bu insanların Türk oldukları ve bir Türk dünyası ile Çin'in çevrili olduğunu görmeleridir. Ne var ki, Türk kavimlerinin kurdukları devletlerin Çin devletleri kadar bir devamlılık arzetmediğini ve Çinliler karşısında mağlup olduklarım tespit eden Çinli tarihçilerin, Türk kavimlerinin yaşadığı kuzey, kuzeybatı ve Tarım havzası bölgelerini kendi tarihleri içinde ele almalarını ve Çin'in arka bahçeleri olarak addetmelerini anlamak mümkün olmamaktadır. Çin siyasetçileri ve devlet adamları bazı politik sebeplerden dolayı böyle düşünebilirler. Bunu bir dereceye kadar anlamak mümkündür. Fakat, tarihi olayları objektif bir şekilde incelemek durumunda olan Çinli tarihçilerin aynı görüşü benimsemeleri, komşu milletlerin varlığım ve hakkım çiğnemek anlamına gelir ki, tarihçinin buna hakkı yoktur.
Bugün, yapılan ilmi araştırmalar neticesinde Çin'in kuzey, kuzeybatı ve batı bölgelerinin M.Ö. 3000 yılına kadar uzanan bir zamandan beri Türkler'in anayurdu olduğu anlaşılmış bulunmaktadır.

Gerçek bu iken, Çinli tarihçilerin Türk ülkelerini kendi ülkelerinin emniyeti için kontrol edilmesini savunmalarım anlamak mümkün değildir. Eğer bu düşünceye, Çin'in Türk Devletlerine karşı kazandığı bazı üstünlükler dolayısıyla varıldı ise, Türk devletlerinin Çin karşısında üstünlük kazandığı devirleri nasıl değerlendireceklerdir? Bu düşünce şekline göre, Türk tarihçileri de Çin'i Türk tarihinin içinde görmeye başlarlar ise ne olacak? Ve bu görüş çerçevesinde Çin'in belli bölgelerini, Türkler'e komşu ülke olduğu için Türkler tarafından işgal edilmelerini tabii addetseler Çinli ve diğer milletlerin tarihçileri onlar için neler düşünürler? Böyle bir gelişme olursa tarih ilminden beklenen objektiflik, yani her milletin hakkına ve görüşüne riayet etme mecburiyeti ortadan kalkmış olur. Dolayısıyla Çinli tarihçilerin, Çin'in kuzeybatı sınırında yer alan ve Tarım havzası olarak adlandırılan Doğu Türkistan'ı Çin'in bir parçası olarak görmeleri her türlü mantığa, ilme ve gerçeklere aykırı bir düşünce şeklidir. Uygurlar ve Karahanlılar döneminde yalnız Türkler'in değil, insanlık tarihinin de kültür ve medeniyetine büyük katkılan olmuş olan Doğu Türkistan Türkleri'ne ve onların ülkelerine Çinli tarihçilerin bakışlarında herhangi bir değişikliğin olmaması son derece düşündürücüdür.

Çinli tarihçilerin bu tutumu, tabii olarak Çin devlet adamlarının siyasetlerine de aksediyor. Nitekim, Doğu Türkistan'ın hiç bir zaman Çin kontrolünde kalmadığını dolayısıyla bu ülkeyi işgal etmek isteyen Çinli komutanlarla diplomatlara itiraz eden mutedil Çinli devlet adanılan şu gerekçelerle susturulmuştur: "Geçmiş tarihimiz bize pek çok dersler vermiştir. Kuzeyden gelen baskılar dolayısıyla Büyük Çin Şeddi'ni nasıl inşa etmek mecburiyetinde kaldığımızı unutmayalım. Ondan sonra takip edilen siyaset son derece akıllıca olmuştur. Çin, büyük seddin dışında kurulan askeri üsler ile müdafaa edilmiştir. Fakat Moğol kabilelerinin iki yüz yıla yakın devam eden baskısı yeni dersler öğretmiştir. Sonunda Moğolistan'ı kontrol etmek mecburiyetinde kaldık. Moğolistan'ın ardından Doğu Türkistan'a indik. Zira, Moğolistan'ın dolayısıyla Çin'ın emniyeti için Doğu Türkistan'ın alınması zarureti vardı. Eski İmparator Chien-Lung Doğu Türkistan'ı işgal etmekle doğru bir iş yapmıştı. Zamanında ona da. Doğu Türkistan'ın işgali ve kontrolünün büyük mali sıkıntılara sebep olacağı iddia edilmişti. Daha önce de arz ettiğim gibi, biz Çin hükümeti olarak Doğu Türkistan ı işgal ettiğimiz için fazla masrafa girmediğimiz gibi, fazladan kar da yaptık. Majestelerine ve hükümetine tekrar arz ediyorum. Çin'ın, Moğolistan'ın emniyeti için de Doğu Türkistan'ı kontrol etmek mecburiyetindeyiz. Bu ülkeleri almakla büyük bir mali külfete gireceğiz. Fakat, bu ilkelerden özellikle Doğu Türkistan 'dan elde edeceğimiz gelirlerle harcadığımızdan daha fazla kar edeceğiz. Ayrıca, emniyetimizi de garanti altına alacağız. Biz bunu yapmaz isek, Orta Asya ülkelerinin önemli bir kısmım halen işgal etmiş olan Rusya, diğer ülkeleri ve Doğu Türkistan'ı işgal edecektir. Çok kuvvetli bir devlet olan Rusya, halen ili bölgesinin önemli yerlerini işgal etmiş durumda. Doğu Türkistan'ın işgalinde biz geç kalırsak Rusya kalmayacak... ".

Çinli tarihçilerin desteklediği, yayılmacı generaller ile devlet adamlarının uyguladığı bu siyaset neticesinde hiçbir zaman Çin toprağı olmamış olan Doğu Türkistan, Çin'in arka bahçesi addedildiği için işgale uğramıştır. Doğu Türkistan'da yaşayan milyonlarca Müslüman Türk'ün vatanını, imkanlarım ve hürriyetlerini Çinliler, çiğneme ve gasbetme hakkım nereden buluyorlar? Milletler ve ülkeler arasında sürtüşme olması ve hatta harp olması, bunların neticesinde de bir milletin diğer bir milletin topraklarından ve haklarından bir kısmım alması normaldir. Fakat, bir ülkenin diğer bir ülkeyi alması veya bir milletin diğer bir milletin istiklalini ve haklarını gasbetmesi ve sömürmesi ve bunu devamlı bir hale getirmesi olağan bir hadise olmadığı gibi insanlık ve ilim dünyası tarafından kabul görmesi mümkün değildir.

İnsanlığın kültür ve medeniyette, ilim ve teknolojide bu kadar ilerlediği devrimizde, Çinli tarihçilerin ve dolayısıyla Çinliler'in Doğu Türkistan Türk tarihine bakışlarında her hangi bir değişikliğin olmadığı aşağıdaki verdiğimiz şu örneklerden açıkça anlaşılmaktadır:

1-


XIX. asrın ikinci yansında Yakub Bey önderliğinde Doğu Türkistan'da kurulan ve istiklali, zamanın büyük devletlerince de tanınan Müslüman Türk Devleti, modern ve objektif tarih araştırmalarında.Doğu Türkistan Türkleri'nin Çin saldırılarını ve sömürüsünü reddeden onurlu bir hareket" olarak değerlendirirlerken, Çinli tarihçiler bunu "Kuzeybatı Çin 'deki Müslüman Ayaklanması" şeklinde yazıp değerlendirmişlerdir. Aynca, yukarıda izah edilen Çin'in Doğu Türkistan siyasetini tasvip eden bir üslup kullanmaları hem gerçeklere ve hem de ilmi objektifliğe uymamaktadır. Son yıllarda batıda yetişen Çinli tarihçilerin bu şovence tutumları, mevcut komünist rejimin yürüttüğü ilmi siyaseti ve milliyetler meselesini de göz önüne tutunca, Çin tarihçiliğinin geleceği hakkında endişe duymamak mümkün değildir. Fakat burada, 1960'lı ve 1970'li yıllarda Türkiye'de tarih doktorası yapan bir grup Çinli araştırıcıya, Çinli tarihçilerin Çin'in "Merkez", komşularının da "Barbarlar" olduğu görüşünün son derece yanlış olduğu, bugünkü modern ve objektif tarih araştırmacılığında böyle şovence görüşlere yer vermenin mümkün olmadığı anlatılmıştır. Türkiye'de doktora yapıp giden ve bugün Milliyetçi Çin'de akademisyen olarak çalışan genç bilim adamlarına Doğu Türkistan Türk tarihine yönelik yanlış ve gayri ilmi tutumlar anlatılmıştır. Bu genç ilim adamlarının Asya Türk tarihine ve özellikle Doğu Türkistan Türk tarihine daha objektif bir yaklaşım içine girmeleri Çin tarihçiliği için az da olsa bir ümid kaynağı teşkil etmiştir.

Ne var ki, Sovyetler Birliği döneminde Komünist Partisi'nin Sovy et tarihçilerine Rus olmayan milletlere Ruslar'ın ağabey bir millet olduğu, Rus olmayan ülkelerin de Rusya'ya gönüllü olarak katılıp onun himayesini isteyerek seçtikleri tezini nasıl işletip Rus olmayan halklara zorla okuttular ise, bugünkü Komünist Çin yönetimi de Pekin'de açtığı "Çin Sosyal Bilimler Akademisi", "Asya-Afrika Tarihi Araştırmalar Birimi",Azınlık Milletler Araştırma Enstitüsü" ve "Hinjiang Sosyal İlimler Akademisi Tarih Araştırmaları Enstitüsü"nde yaptırdığı araştırmalar ile Çinli olmayan milletlerin tarihleri hakkında yanlış bir neşriyata girmiş bulunmaktadır. Bu ilmi yanlışlıklarla da yetinmeyen Çin yönetimi ve onun diplomatları bugün Çin işgali altında yaşayan ve Çinli olmayan milletler hakkında yapılan ilmi neşriyata dahi tahammül edememektedirler. Nitekim, bu satırların yazarına Doğu Türkistan Türkleri tarihi üzerinde verdiği konferanslar ve yazdığı yazılardan dolayı tepki göstermişler ve diplomatik skandala sebep olmuşlardır. Herşeye rağmen, bugünkü insan haklan çağında Çinli tarihçilerin ve yetkililerin, Çinliler'in hak ve menfaatlerine sahip çıktıkları kadar diğer milletlerin ve özellikle Doğu Türkistan Türkleri'nin hak ve özgürlükleri ile menfaatlerine de saygılı olacakları ümidini taşımaklayız.

2-Çinli tarihçilerin de onayladığı ve Çin devlet adamlarının uyguladığı diğer yanlış politika ise şudur:

Tarihinin herhangi bir devrinde Çin işgaline uğramış ve muayyen bir süre Çin hakimiyetinde kalmış ülkeler kadim Çin toprağı addedilmiştir. Kadim Çin toprağı addedilen bu ülkelerin Çin orduları tarafından yeniden işgali Çinlilerce mübah addedilmiştir. Doğu Türkistan ve Tibet, bu düşünce çerçevesinde işgal edilmişlerdir. Aynı düşünceyi acaba dünyanın en uzun ömürlü imparatorluklarını kuran Romalılar ve Osmanlı Türkleri'nin bugünkü varisleri olan İtalyanlar ile Türkler, idareleri altında kalmış eski ülkeleri yeniden işgal etmek suretiyle gerçekleştirmeye kalksalar, dünyanın hali ne olurdu?.. İnsanlığın medeniyet ve kültürde ne kadar ileriye gittiği günümüzde, Çinliler'in devam ettirdikleri bu yanlış ve haksız politika, insan haklarına ve tarih ilminin objektifliğine inanan herkes için son derece düşündürücüdür.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Doğu Türkistan Uygur Türkleri

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir

cron