Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Osmanlı Devleti'nin Yakub Han'a Yardımı

Burada Doğu Türkistan Uygur Türkleri hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Osmanlı Devleti'nin Yakub Han'a Yardımı

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Ara 2010, 16:52

Osmanlı Devleti'nin Yakub Han'a Yardımı

Yakub Han'ın ve Doğu Türkistan'ın müstakil bir devlet olarak yükselişi Batı Türkistan'da kurulan diğer Müslüman Türk devletlerinin birer birer istila edildiği bir devreye rastlaması yönünden ne kadar ehemmiyetli olmuş ise, Osmanlı Devleti'nin Türkistan meseleleri ile doğrudan doğruya ilgilenmesini sağlaması bakımından da o derece mühim bir olay olmuştur. 1863-1873 yılları arasında vuku bulan Rus işgaline karşı Hokand, Buhara ve Hive Hanlıkları'nin yardım feryatlarına, içine düştüğü güçlükler yüzünden gerektiği şekilde cevap verememenin acı sonuçlarını gören İslam aleminin lideri Osmanlı Devleti'nin, 1873 yazından itibaren Türkistan siyasetinde daha aktif davranmağa başladığını görüyoruz. Osmanlı Devleti, bilhassa Doğu Türkistan'da ülke ve halkın birlik ve beraberliğini sağlayan Yakub Han'a karşı yalan bir ilgi göstermeğe başladı. Burada akla şöyle bir soru gelebilir: Osmanlı Devleti'nin diğer Türkistan Hanlıkları'na nisbetle Kaşgar'a karşı gösterdiği bu yakın alakanın sebepleri neler olabilirdi?

Bu mesele ile ilgili mevcut arşiv vesikaları ile diğer kaynaklardan edindiğimiz bilgiye göre, Osmanlı Devleti'nin Doğu Türkistan'a karşı daha faal bir siyaset takip etmesine şu üç hususun sebep olduğunu söylemek mümkündür:

1-

Ruslar'ın Hindistan'a doğru yayılmasını istemeyen İngilizler'in Yakub Han Devleti'nin kuvetlenmesi için Osmanlı Devleti'ne telkinde bulunmuştur. Bunu yapmakla İngilizler, Doğu Türkistan-Afganistan-Türkmenistan halkasını meydana getirerek Hindistan ile Ruslar arasında bir barikat kurmak istemişlerdir. Devamlı Rus tazyikinden tedirgin olmuş olan Osmanlı Devleti, İngilizler'in dostluğunu muhafaza etmek için onların bu telkinlerine uyarak Yakub Han'a ve devletine yakın alaka göstermişlerdir.

2-

Osmanlı Devleti, Türkistan Hanlıkları'na yardım etmek istemişti. Fakat, mesafenin uzaklığı, müstevli Rusya'nın düşmanlığını celbetmek endişesi ve biraz da Türkistan Hanlıkları'nın tutarsız politikaları yüzünden onlara itimat telkin edemediği için bu arzusunu yerine getirememişti. Osmanlı Devleti, istediği halde Türkistan Müslümanlarına yardım edememenin üzüntü ve ezikliğini gidermek için Yakub Han gibi dirayetli ve tutarlı bir devlet adamının şahsında Kaşgar (Doğu Türkistan) Devleti'ne yardım elini uzatmıştır. Üstelik bu meselede Rusya gibi tedirginlik duyacağı yakın bir düşmanda bulunmuyordu.

3-

Türkistan Hanlıkları, Osmanlı Devleti'nin birbirleriyle iyi geçinmeleri hususundaki ısrarlı tavsiyelerini dinlemedikleri için İstanbul'un kendilerine olan itimadım oldukça sarsmış idiler. Ayrıca, Türkistan Hanlıkları'nın vardım talepleri de Ruslarla harbe başladıktan sonra vuku bulmuştu. Öyle dar bir zamanda Osmanlı Devleti'ne daha salim bir karar alma fırsatı bırakmamışlardı. Buna mukabil, Yakub Han'ın güvenilir şahsiyeti ve yaptığı yardım talebinin iyi bir zamanda vuku bulması onun ricasının ehemmiyetini Osmanlı devlet adamlarına ustaca anlatabilen Seyyid Yakub Han Töre gibi fevkalade kabiliyetli bir sefirin bulunması Osmanlı hükümetinin alakasını Kaşgar üzerine çekmiştir.

1864-1870 arasında Yakub Han, Doğu Türkistan'ın birlik ve beraberliğini sağlarken başlayan Rus tehditlerine karşı ustaca ve cesurca karşı koymuştu. Daha önceki bölümlerde de izah edildiği gibi, Rus tehlikesine karşı İngilizler'e yanaşarak bir denge sağlamak istemiş ise de İngilizler'in, Forsyth, Shavv ve Johnson gibi konuyu ve bölgeyi iyi bilen insanlarının bütün ısrarlarına rağmen Hindistan Genel Valiliği ve Londra Hükümeti, Yakub Han ile politik alanda bir iş birliğine girmekten kaçınmıştı. Bu iki emperyalist kuvvetin arasında da oldukça bunalan Yakub Han hem kendi ve hem de Doğu Türkistan'ın prestijini yükseltecek olan İslam'ın başı, Osmanlı Padişahı Sultan Abdulaziz Han (1861-1876) nezdine yeğeni ve fevkalade bir diplomat olan Seyyid Yakub Han Töre'yi İstanbul'a göndererek yardım talebinde bulunmuştur. Türkistan Müslümanlarının yetiştirdiği büyük diplomatlardan biri olan Seyyid Yakub, kısa adıyla Hoca Töre, Türkistan'da gelişmeleri ve bu arada Kaşgar Devleti'nin durumu ve ihtiyaçlarını çok iyi bir şekilde Osmanlı Hükümeti ileri gelenlerine ve Padişah'a anlatarak ülkesi için silah ve personel yardımı almaya muvaffak olmuştur. Böyle bir hadise, Osmanlı Devleti ve Türkistan Devletleri arasında ilk defa gerçekleşiyordu.

Kaynakça
Kitap: DOĞU TÜRKİSTAN TÜRKLERİ TARİHİ
Yazar: Mehmet SARAY
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Osmanlı Devleti'nin Yakub Han'a Yardımı

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Ara 2010, 16:53

Yardım ile birlikte ülkesinin Osmanlı himayesine alınmasını dileyen Kaşgar Hakimi Yakub Han ise, Şaban 1289 (Ekim 1872) tarihli Farsça mektubunda özetle şöyle diyordu:

—Duyduğumuza göre bütün Müslümanlar'ın halifesi olarak zat-ı şahaneniz, himmetinizi İslam'ın hayrına sarf etmektesiniz. Bu arada biz de sizlere niyazda bulunmayı ganimet bilerek yüce katınızda kulluğumuzun kabulü ümidiyle bu mektubu göndermeye cüret ettik. Biz acizlerini de himaye ettiğiniz kıdlarınız arasına dahil ile kapınızda hizmet edenlere ilave buyurunuz ki bu vesileyle bizim de başımız dik olsun... diğer hususlar elçimiz Esseyid Yakub Efendi'nin şifahi takririne havale olunmuştur...".

16 Haziran 1873 Çarşamba günü huzur-ı hümayuna kabul edilen Yakub Han'ın elçisi Seyyid Yakub, ülkesinin dertlerini etraflıca anlatarak bilhassa askeri sahada Osmanlı Devleti'nin yardımım rica etmiştir.

Padişah'ın direktifi üzerine Osmanlı hükümeti, Yakub Han'ın biat ve elçisinin yardım için yaptıkları müracaatları görüşerek kabul etmiştir. Hükümet bu kararından sonra Kaşgar Hakimi'nin ricaları için gerekeni yapmaya başladı. Sadarettin (Başbakanlığın) direktifi ile Kaşgar elçisinin istekleri bizzat Tophane Müşiri Ah Said Paşa ve Umum Fabrikalar Nazın Seyyid Paşa tarafından yerine getirilmiştir. Kaşgar hükümdarına bütün aletleriyle beraber 6 adet Krupp topu, 1.000 adet eski ve 200 adet de yeni yapı tüfek ile kapsül ve barut imal vasıtaları ve ustaları gönderilmiştir. Aynca, Kaşgar ordusunu eğitmek için, istihkam subayı Ali Kazım Bey, piyade subayı Mehmet Yusuf Bey, süvari zabiti Çerkeş Yusuf Bey ve topçu zabiti İsmail Hakkı Bey ile dört emekli subayın, Enderun'dan Murad Efendi'nin başkanlığında Kaşgar'a gönderilmesine karar verilmiştir. Yakub Han'a ise bazı hediyeler ile birlikte "Birinci rütbeden murassa nişan-ı Osmanı' ve "Seyf ve alem" gönderilmesi kararlaştırılmıştır. Bu hediyeleri ve yardımları ihtiva eden bir "Name-i Hümayun" da Yakub Han'a yazılmıştır.

Osmanlı Devleti'nin Kaşgar Hükümdan Yakub Han'a yaptığı yardımı götüren heyet, Süveyş üzerinden rahat bir yolculuktan sonra Hindistan'ını Bombay şehrine ulaşmıştır. Fakat heyet, Bombay'dan Kaşgar'a kadar olan yolculuğunda ingilizler'in, Türk heyetinin kalabalıklığından ve muhtevasından duydukları tedirginlik ve kıskançlık yüzünden, çıkardığı engeller dolayısıyla çok eziyet çekmiştir. Nihayet, elçilik heyeti ve "Name-i Hümayun" Kaşgar'a ulaşmış ve Yakub Han tarafından 100 pare top atışıyla selamlanmıştır. Bu törenden sonra Yakub Han, hakimiyeti altında bulunan bütün memleketlerde hutbeleri Sultan Abdulaziz namına okutmağa ve sikkeleri de onun adına bastırmağa başlamıştır. Daha önce "Atalık-Gazi" ve "Be-Devlet" ünvanını kullanmış olan Yakub Han'a, Osmanlı Devleti tarafından verilen "Emir'lik ünvanının ilam da o sırada Kaşgar'a varmış olan İngiliz elçilik heyeti de hazır bulunmuştur.

Kaşgar Emiri Yakub Han, Osmanlı Devleti'nin kendisine yaptığı yardıma ve iltifata teşekkür için 1292 Rebiülevvel (7 Nisan 1875) tarihinde İstanbul'a gönderdiği mektubunda hülasa olarak şöyle diyordu:

—Lütfedip Halifemizin göndermiş bulunduğu "Name-i Hümayun ", 4 zabit, 1 murassa kılıç, birinci rütbede murassa bir "Nişan-ı Osmani", bütün edevatıyla beraber 6 top, 1.000 adet eski ve 200 adet yeni yapı tüfenk buraya ulaştı. Bunların gelmiş olması halkta büyük sevinç yaratmıştır. Hatta bunların gelişi halka 100 pare top atılarak müjdelenmiştir. Ben de ömrüm oldukça hilafet-penahilerine duacıyım. Vereceğiniz her türlü emri yerine getirmek için hazırım. Büyük ihsanlarınız bütün Orta Asya İslam alemine yeni bir hayat vermiştir. Şimdi bütün Müslümanlar yüzlerini sizlere çevirmiş bulunmaktadır. Herkes zat-ı alilerine tebaiyyet arzusu ile doludur. Ümid ederim ki kısa zamanda bütün Orta Asya Darülhilafe ile bağlantı kurarlar ve bu suretle dünya ve din işlerinin en yüksek ve en temiz vazifesi olan İslam birliği ortaya çıkmış olur. Şu anda aciz bendeleri Devlet-i Aliyye'nin sancağını açmış, hutbeyi ve sikkeyi namınıza ortaya koymuş vaziyette size karşı vacip olan borcumu yerine getirmeye çalışıyorum. Askerin eğitilmesi ve yetiştirilmesi hususunda bütün gayreti sarfetmekteyim. İnşaallah yakında büyük bir terakki görülecektir...".

Kendisini Halife'ye bağlı bir Emir olarak ilan eden Yakub Han, İstanbul'dan gelen subayların da yardımıyla, büyük bir enerji ile ordusunu yetiştirmeğe koyulmuştur. Yakub Han'ın bu hummalı çalışması kısa zamanda neticelerini vermeye başlamıştır. Nitekim, Yakub Han'ın ordusunun mükemmel eğitimini görmüş olan yabancı müşahitler durumu takdir ve hayranlıkla raporlarında zikretmişlerdir.

Yakub Han "m iki emperyalist güce, yani Rusya ve İngiltere'ye karşı binbir güçlükle yürüttüğü denge siyasetinin ardından Osmanlı Devleti'nden yardım alması ve himaye görmesi, kendisinin ve devletinin ününü bir anda bütün İslam ülkelerine ve özellikle Türkistan illerine yaymıştır. Bu moral ve şevkle Yakub Han, ülkesinin geleceğini sağlama almak için geceli gündüzlü çalışmaya devam etmiştir. Bu çalışmalarıyla Doğu Türkistan'ın hem içe hem de dışa yönelik istikrarını sağlamak istiyordu.
Yakub Han, önce ülke içinde istikrarı sağlamak için tedbirler almaya yöneldi. Bunun başında da halkın birliği ve bütünlüğü gelmekteydi. Bunu, büyük ölçüde Osmanlı Devleti"nin ve Halife'nin himayesine girmekle başarmıştı. Buna ilaveten devlet yönetiminde halka mutlaka adaletli davranılması prensibini geliştirmeğe çalıştı. İyi bir idarenin devamlılığım sağlamak için de sık sık idareci değişmesini önleyecek tedbirler almağa başladı. Bu hususu halletmek için de yeniden İstanbul'un yardımına başvurdu. Sultan Abdulaziz'e ve Osmanlı hükümetine bir mektup yazarak, emirliğin ölünceye kadar kendisinde kalmasını ve vefatından sonra da en büyük ve en reşid oğluna emirliğin verilmesi için Padişah'ın müsaadesini ve tasvibini rica etmiştir.

Osmanlı hükümeti, Yakub Han'a verdiği cevapta isteklerinin şu şartlar dahilinde kabul edileceğini bildirmiştir:

1- Kaşgar'da hutbe Halife adına kesintisiz olarak okunacak.
2- Para Halife adına basılacak.
3- Osmanlı Sancağı, herhangi bir şekil değişikliği yapılmadan orada da dalgalandırılacak. Bunlara ilaveten Hilafet makamı tarafından Kaşgar Hükümeti'nden lüzumsuz yere komşuları ile niza çıkarıp nüfus ve toprak kaybına yol açılmaması ve memleketin her cihetçe barışa ve refaha kavuşması için gerekli bütün iktisadi ve kültürel tedbirlerin alınması istenmiştir. Bunun, memleket dahilinde birliği, ilerlemeyi, sulh ve sukunu temin edeceği hatırlatılmıştır.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Osmanlı Devleti'nin Yakub Han'a Yardımı

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Ara 2010, 16:53

Bu tavsiyelerden de anlaşılacağı gibi Osmanlı Devleti, Türkistan Hanlıkları ile münasebetlerinden edindiği tecrübeler ışığında Kaşgar Emiri'ne karşı üstlendiği sorumluluklarda daha dikkatli davranmaya çalışmıştır.

Ne var ki, ülkesinde istikrarı ve terakkiyi, Osmanlı hükümetinin tavsiyelerine de uyarak, büyük ölçüde sağlamaya muvaffak olan Yakub Han, aynı başarıyı dış siyasetinde temin edememiştir. Osmanlı Devleti'nin himayesine girdikten sonra, İngiltere ve hatta Rusya ile münasebetlerin normal bir seviyeye getirmesine rağmen Yakub Han, aynı başarıyı Çin ile münasebetlerinde gerçekleştirememiştir. Bunun en büyük sebebi ise Çin'in ısrarla Doğu Türkistan üzerinde hakimiyet iddiasında bulunmasıdır.

Burada akla şöyle bir soru gelebilir:

Acaba Çin, niçin ısrarla Doğu Türkistan üzerinde hakimiyet hakkı istemektedir?.. Doğu Türkistan'ın asırlardır ve hatta binlerce yıldır Türklerin özellikle Uygur Türkleri'nin vatanı olduğu gerçeği ortada iken, Çinliler'in bu ülkede hakimiyet hakkı istemeleri neye dayanıyordu?.. Çinliler, başkalarının ülkesine ne hakla hakim olmak istiyorlardı?..
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Doğu Türkistan Uygur Türkleri

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir