Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Yakub Bey ve Doğu Türkistan'ın İstiklaline Kavuşması

Burada Doğu Türkistan Uygur Türkleri hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Yakub Bey ve Doğu Türkistan'ın İstiklaline Kavuşması

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Ara 2010, 16:45

Yakub Bey ve Doğu Türkistan'ın İstiklaline Kavuşması

1757"de Çin işgaline uğrayan Doğu Türkistan'ın istiklaline kavuşmak için yaptığı her teşebbüs. Çinliler tarafından engellenmiş idi Daha doğrusu. Doğu Türkistan'ın istiklali için önderlik yapan Hocalar'ın hem kendi aralarında birlik sağlayamamaları hem de iyi bir askeri güce sahip olamamaları yüzünden zaman zaman elde edilen istiklali korumak mümkün olmamıştı. Peki. Hocaların yapamadığını Yakub Bey nasıl yapmıştı. Yakub Bey kimdi, nasıl ortaya çıkmıştı? Doğu Türkistan'ın kaderini nasıl değiştirdi''

Bu ve buna benzer soruların cevaplarını şöyle verebiliriz:

Doğu Türkistan'ı Çin esaretinden kurtararak istiklaline kavuşturan ve zamanın büyük devletleri tarafından da resmen tanınmasını sağlayan Yakub Bey. 1820 yılında Taşkent yakınlarında Pışkent köyünde doğmuş bir Türk ailesinin çocuğu idi. Kurama kasabasının kadısı olan babası Pır Muhammet Mirza. 1818"de Pişkent'e gelerek bölgenin en nüfuzlu şahsiyeti Şeyh Nizameddın'in kızkardeşı ile evlenmişti Yakub Bey bu evlilikten doğan ilk evlat idi. Yakub Bey 'in ilk yükseliş yıllarında nüfuzlu dayısının büyük rolü olmuştur. Devrinin geleneklerine uyarak çocukluk yıllarım "molla" olabilmek için sıkı çalışmalarla geçiren Yakub Bey bilahare hareket dolu yaradılışına uymadığım görerek bu mesleği bırakmıştır. İşte tam bu sırada kızkardeşi Taşkent valisi Nur Muhammed Han ile evlenmişti. Vali eniştesinin sayesinde Yakub Bey, Hokand askeri kuvvetlerine girmiş, kısa zamanda kabiliyetini göstererek 1845 yılında yeni Hokand Ham Hudavar'a "Mahram" (Mabeyinci-Dış ilişkiler memuru) tayin edilmişti. 1853'de Akmescid'i Ruslar'a karşı müdafaada gösterdiği askeri başarı ile bu sahada da nasıl bir kabiliyeti olduğunu göstermişti. Bu başarısı üzerine, 1863'ten itibaren Ruslar'ın Hokand topraklarında ilerlemeğe başlaması ile birlikte Yakub Bey, Çimkent'in müdafaası ile görevlendirilmişti. Bu kaleyi de ilk Rus hücumlarına karşı başarıyla savunan Yakub Bey bir müddet soma Ruslar'ın topçu ateşini devamlı hale getirmesi üzerine Çimkent'i boşaltmak mecburiyetinde kalmıştı.

Ne var ki, Yakub Bey'in gösterdiği başarılar ve her geçen gün yıldızının parlaması yalan arkadaşı Hokand Ordu kumandam Alim Kul ile aralarında bir rekabetin doğmasına sebep olmuştur. Rus işgalinin kapıya dayandığı bir zamanda böyle bir rekabetin Hokand için zararlı olacağım gören Hudayar Han, Yakub Bey'i Doğu Türkistan hükümdarlığına henüz getirilmiş olan Büzürg Han'a ordu kumandam olarak göndermiştir. Böylece, Yakub Bey ile Doğu Türkistan'ın kaderi birleşmiş oluyordu.
Hokand'da gerekli hazırlıkları yapan Yakub Bey, Büzürg Han ile birlikte Doğu Türkistan'ın merkezi Kaşgar'a hareket etti. Doğu Türkistan sınırları içine girdikleri zaman halk Büzürg Han'a ve Yakub Bey"e sevgi gösterisinde bulundu. Kısa zamanda binlerce kişi Yakub Bey'in ordusunda vazife almak için müracat etti. Yakub Bey, ordusuna katılan bu kişileri kısa bir eğitimden sonra disiplinli askerler haline getirdi. Büzürg Han ile Yakub Bey, büyük gösteriler içinde Aralık 1864'de Kaşgar'a vardılar.

Ne var ki, Yakub Bey'in ordu kumandam olarak Kaşgar'a gelmesi daha önce Kaşgar'ı kurtarmış olan Sadık Bey'i hiç de memnun etmemiştir. Bu iki kıymetli kumandan arasında meydana gelen rekabet, istiklalini henüz kazanmamış olan Doğu Türkistanlılar için büyük bir talihsizlik idi Zira kısa süre de olsa bu iki kumandan arasında başlayan mücadele, halkı yeniden endişeye sokmuştur. Sonunda Doğu Türkistan hükümdarı Büzürg Han, tercihini Yakub Bey lehinde kullanınca. Sadık Bey sahneyi genç rakibine terk etmek mecburiyetinde kalmıştır. Fakat, Yakub Bey'in Sadık Bey'in adamlarının ellerindeki silahlan almaya kalkışması ortalığı yeniden karıştırmış, çıkan çarpışma esnasında Sadık Bey vurularak ölmüştür. Başsız kalan Sadık Bey'in askerlerinden önemli bir kısmı Yakub Bey'in ordusuna katılmıştır. Böylece, Yakub Bey, Doğu Türkistan'da askeri gücün yegane sahibi olmuştur.

Bu arada Büzürg Han, sivil idare ile meşgul olmuş ve askeri konulara karışmamıştır. Bundan istifade eden Yakub Bey ise ülkenin emniyeti için neler yapmak gerektiği hakkında çalışmalara başlamış, ülkeyi hem dış ve hem de iç tehditlerden korumak için ordusunu tam bir disiplin içinde eğitmeye başlamıştır. Böylece muhtelif zamanlarda Doğu Türkistan'da meydana gelen milli ayaklanmalarda görülen askeri disiplinsizlik handikapı da ilk defa giderilmiş oluyordu. Tam bu sıralarda Hokand ordusunun işgalci Rus kuvvetlerine yenildiği ve Başkumandan Alim Kul'un şehit düştüğü haberi Kaşgar'a ulaşmıştır. Bu havadis, Yakub Bey'in moralini bozmakla birlikte, Hokand ordusundan bazı subay arkadaşlarının Kaşgar'a gelerek kendisine katılması onu bir dereceye kadar memnun etmiştir.

Hokand ordusu Taşkent önlerinde mağlup olunca, ilerleyen düşman kuvvetleri şehri kuşatarak müdafileri tam bir muhasaraya almışlardır. Muhasaranın devam ettiği günlerde harp sahasında yaralanmış olan Alim Kul"un aşın kan kaybından ölmesi Hokand halkını son derece ümitsizliğe sevk etmiştir. Bu ümitsizlik anında Taşkent'in düşmesi halkın büyük acılarla karşı karşıya kalmasına sebep olmuştur. İşgalci Ruslar, ülkelerini müdafaa ettikleri için Taşkent halkım katletmişlerdir. Bu menfi gelişmeler üzerine çaresizlik içinde bulunan ve sağ kalan subaylar bir miktar asker ile birlikte Taşkent'i terk ederek Kaşgar'a, Yakub Bey'in yanına gelerek onun ordusuna katılmışlardır. Yakub Bey'e katılan bu subayların bir kısmı üst rütbeli kumandanlardı. Daha önce Yakub Bey ile birlikte Ruslar'a karşı Çimkent ve Türkistan kalelerinin müdafasında çarpışmışlardı. Bu silah ve kader arkadaşlarının harp tecrübesi olan bir miktar askerle ordusuna katılması, Yakub Bey'i hem sevindirmiş ve hem de duygulandırmıştır.

Yakub Bey, bir taraftan kendisine katılan arkadaşları ile ordusunu kuvvetlendirirken, diğer taraftan da memleket işleriyle ilgilenmeye başlamıştır. Yakub Bey'in memleket işlerine alaka göstermesi zaten çalışmaktan kaçan ve eğlenceye düşkün bir zat olan Büzürg Han'ı memnun etmiştir. Yakub Bey'i '"Kuş Beği"' yani "Başbakan" yapan Büzürg Han, idari işleri de bırakarak kendini tamamen zevk ve sefa hayatına vermiştir. Böylece, hadiseler Yakub Bey'i hem ordunun ve hem de ülkenin tek hakimi durumuna getirmiştir.

Kaşgar'da sivil ve askeri kuvveti kontrolüne alan Yakub Bey, ilk iş olarak ülkenin diğer bölgelerini de hakimiyeti altına almak için harekete geçmiştir. Gerekli hazırlıkları yapan Yakub Bey. önce Çinliler'in elinde bulunan bazı kaleleri almıştır. Sadık Bey, 1863'de Kaşgar'ı aldığı zaman o havalide bulunan Çin kuvvetleri ve halkı müstahkem bir kale olan Yenisihar'a çekilmişlerdi. Yiyecekleri bol ve kale de iyi tahkim edildiği için. Sadık Bey burayı alamamıştı. Çinliler daha önceki ay aklanmalarda olduğu gibi. bu ayaklanmanın da disiplinsizlik ve sabırsızlık yüzünden fiyasko ile neticeleneceğini tahmin ediyorlardı. Sadık Bey "den sonra duruma hakim olan Yakub Bey'in, Ruslar'a karşı edindiği harb tecrübesini de kullanarak duruma hakim olması Çinliler'i oldukça şaşırtmıştır. Ayrıca, Çinliler Pekin'den bekledikleri askeri yardımı da alamamışlardı. Bütün bu dezavantajlara rağmen Çinliler iyi tahkim ettikleri kalede, Yakub Bey kuvvetlerine karşı günlerce direnmeye muvaffak olmuşlardır. Düşmanın bu mukavemeti üzerine Yakub Bey. Çimkent ve Türkistan şehirlerini müdafaa ederken Ruslar'ın bu kaleleri nasıl mayınlayıp havaya uçurduklarını hatırlayarak, aynısını Yenihısar'a uygulamıştır. Yakub Bey'in Yenisihar kalesini havaya uçurması, kaleyi müdafaa eden Çinliler'in yansını öldürmüş, diğer yansı da aman dilediği için affedilmişlerdir. Yakub Bey'in harp sanatını iyi kullanarak 1866"da kazandığı bu zafer bütün Doğu Türkistan şehirlerinde büyük yankılar yapmıştır. Bu ise, halkın daha çok Yakub Bey'in yanında yer almasına sebep olmuştur. Bu destek Yakub Bey'in uzun yıllar parçalanmış olan Doğu Türkistan'ı birleştirmesi için gerekli zemini oluşturmuştur.

Yakub Bey'in Yenihisar'ı alması ve Çinliler'e ağır bir darbe vurması Yarkent'te değişik yankılar yapmıştı. Şehir hakimi olan Abdurrahman Hazret adındaki Hoca, Döngen (Tunganlar)'ın ve diğer muhtelif Hocalar grubunun taraftarlarının desteğiyle kontrolü elinde bulunduruyordu.

Şehir hakimi ile Döngenler, Yarkent'i Yakub Bey'e vermek niyetinde değillerdi. Fakat, şehrin Müslüman Türk halkı ise Yakub Bey'in Yarkent'i almasını istiyordu. Bunu tesbit eden eski Yarkent Hakimi Niyaz Hakim Beg, Yakub Bey'e bir mektup göndererek şehrin nasıl zaptedileceği hakkında bilgi verdi. Bu bilgiye güvenerek Yarkent'i muhasara eden Yakub Bey, Döngenler'in şehri tahkim ve iyi müdafaa ettiklerini görünce fuzuli yere kan dökülmesinden endişe duyarak geri çekildi.

Kaynakça
Kitap: DOĞU TÜRKİSTAN TÜRKLERİ TARİHİ
Yazar: Mehmet SARAY
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Yakub Bey ve Doğu Türkistan'ın İstiklaline Kavuşması

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Ara 2010, 16:45

Esasında, Yakub Bey'in tedirginlik duyduğu sadece Döngen (Tungan) askerlerinin direnişi değildi. Büzürg Han'ın hükümdar olmasına rağmen pek çok idari yetkiyi Yakub Bey'e bırakması, Hocalar ailesinden çok kişinin hoşlarına gitmemişti. Hoşnutsuzluk duyan Hocaların başında ise Büzürg Han'ın yeğenleri Kette Han Töre, Kiçik Han Töre, Veli Han Töre, Hekim Han Töre ile Sadık Bey'in akrabası olan bazı Kıpçak ve Kırgız Beyleri geliyordu. Bu arada.Yakub Bey'den istediği makam ve ikbali göremeyen kişiler de bu gayri memnunlar halkasına katılmışlar ve Büzürg Han'a bir heyet göndererek Yakub Bey'in kendisini hükümdarlıktan uzaklaştıracağını ve bunun için de ordusunu Hokand'dan gelen yeni subaylarla takviye ettiğini söylemişlerdir. Fakat, Büzürg Han onların bu sözlerine itibar etmeyerek muhtemel bir iç harpten ve karışıklıktan kurtarmıştır. Bunun üzerine Kaşgar'da tutunamayan bu muhalif grup kaçarak Kuça'da bulunan Hocalar'ın yanına sığınmışlardır. Böylece, Yakub Bey önderliğinde Doğu Türkistan'da oluşmaya başlayan istikrar devri muhafaza edilmiş oluyordu.

Hazırlıklarını yapan Yakub Bey, ordusu ile Yarkent önlerinde karargah kurdu. İyice tahkim edilmiş olan Yarkent'i almak oldukça zordu. Döngeler'den ve Kuça'daki muhalif Hocaların taraftarlarından oluşan seçme 10.000 kişilik bir kuvvet ile bir gece varisi Yarkent Hakimi, baskın ile Yakub Bey kuvvetlerini yok etmeyi planlamış ise de, bunda muvaffak olamamıştır. Zira, Yarkent Hakimi'nin muhalifi olan Niyaz Hakim Beg, bu planı gizlice Yakub Bey'e duyurmağa muvaffak olmuştu. Bunun üzerine Yakub Bey de baskının yapılacağı gece askerlerini bulundukları yerden alarak başka bir vere gizlemiştir. Yarkent kuvvetleri Yakub Bey'in daha önceki karargahı üzerine hücum ettiler ise de, orada kimseyi bulamayınca paniğe kapılarak kaçmaya başlamışlardır. Bundan istifade eden Yakub Bey'in askerleri, gizlendikleri yerden çıkarak Yarkent kuvvetlerine hücum ederek onları bozguna uğratmışlardır. Bu başarısına rağmen zafer sarhoşluğuna kapılmayan Yakub Bey, bir heyet göndererek şehrin kendisine teslim edilmesini istemiştir. Fakat, Yarkent Hakimi buna yanaşmaz iken, şehrin Müslüman halkının baskılarına dayanamayarak şehri Yakub Bey'e teslim etmiştir 12 Eyül 1866 yılında Yarkent'i de idaresi altına alan Yakub Bey şehrin Valiliğine (Hakimliği) de Muhammed Yunus Şagavulm Bey'i tayin etmiştir. Kendisine yardımcı olan eski Yarkent Hakimi Niyaz Hakim Beg'i ise Kaşgar'da daha önemli bir göreve tayin etmiştir. Böylece, Yakub Bey Kaşgar'dan soma ülkenin ikinci önemli merkezi olan Yarkent'i de Doğu Türkistan'ın sınırları içine almış oluyordu.

Yarkent'in zaptından soma sıra Hoten'e gelmişti. Fakat Hoten'in başında bulunan Müftü Hacı Habibullah halk tarafından sevilen bir kişi idi. Çinlilerle iyi geçinen ve onlara zamanında vergisini ödeyen Hacı Habibullah, hem din alimi ve hem de idareci olarak Hoten halkını huzur ve refah içinde yaşatmaya muvaffak olmuştu. Ayrıca, Hoten'in ticaret yollanılın birleştiği bir yerde olması, halkının çalışkanlığı ve ticaret hayatında gösterdiği başarı, Hacı Habibullah'ın yönetimini daha da kolaylaştırmıştı. Bu durumu itibariyle Hoten, diğer şehirlere göre istikrarlı bir hayata kavuşmuştur. Hacı Habibullah'ın bu başarısında oğlu İbrahim Bey'in katkısı büyük olmuştur. Sayıca az olmasına rağmen emrindeki askeri kuvvetlerle halkını iç ve dış düşmanlara karşı iyi müdafaa eden İbrahim Bey, zaman zaman Kuça Hakimi Reşideddin Han'ın Hoten'i alma teşebbüslerine başarıyla karşı koymuştur. Kısaca, baba-oğul, Hoten'i başarıyla idare eden yöneticiler haline gelmişler ve halkın itimat ve sevgisini kazanmaya muvaffak olmuşlardır.

1866 Kasım ayında hazırlıklarını tamamlayan Yakub Bey, Doğu Türkistan hükümdarı Büzürg Han'ı da yanma alarak 15.000 kişilik bir askeri kuvvetle Aralık başlarında Hoten şehri üzerine yürüdü. Hoten ahalisi "Hacı Padişah" adını verdikleri Müftü Hacı Habibullah'ı çok sevdikleri için şehirlerini Yakub Bey'in kuvvetlerine karşı korumaya karar verdiler. Bu durumu gören Büzürg Han, Müslüman kanı dökülmemesi için bir heyet göndererek Hacı Habibullah'ı kendilerine katılmaya davet etti. Bu maksatla Yakub Bey, ordu kumandanlarından Abdullah Pansed başkanlığında bir heyeti Hacı Habibullah'a gönderdi. Yakub Bey, Hoten hakiminden istediği cevabı alamayınca onu karargahına davet etti. Bu davete icabet eden Hacı Habibullah, Yakub Bey'in çadırına gitti. Yapılan uzun müzakereler tartışmaya dönüşünce heyecana kapılan Yakub Bey'in muhafızlarından biri Hacı Habibullah'ı bıçaklayarak ölümüne sebep olmuştur. Hacı Habibullah'ın ölümünü gizli tutan Yakub Bey, Büzürg Han'ı bir grup asker ile Hoten "de bulunan İmam-ı Cafer-i Sadık'ın mezarını ziyaret maksadiyle şehre göndermiştir. Bir haber göndererek kendisinin de Hacı Habibullah ile beraber şehre geleceklerini ve aralarında barış andlaşması yapacaklarını söylemiştir. Fakat. Yakub Bey'in gönderdiği askerlerin Hacı Habibullah' in sarayını basarak hazineyi alıp Yakub Bey'e götürmeleri ve bu arada Hoten ileri gelenlerini tutuklamaları halk arasında büyük heyecan yaratmıştır. Bir müddet sonra da Hacı Habibullah'ın aniden hastalanarak öldüğü bildirilmiştir. Sonradan olayların ne şekilde cereyan ettiğini öğrenen Hoten halkı, Yakub Bey'e karşı isyan etmiştir. Yakub Bey, Müslüman kanının dökülmemesi için çok uğraşmış ise de ayaklananlara karşı askeri kuvvet kullanmak mecburiyetinde kalmıştır. Ortaya çıkan çatışmalarda binlerce kişi hayatım kaybetmiştir. Sonunda Hoten halkı, Yakub Bey idaresini kabul etmek mecburiyetinde kalmıştır. Yakub Bey, Hoten'e Niyaz Hakim Bey'i vali tayin ederek, Büzürg Han ile birlikte 1867 başlarında Kaşgar'a dönmüştür. Böylece Yakub Bey, 1864-1867 arasında Kaşgar, Yenihisar, Maralbaşı, Yarkent ve Hoten gibi Doğu Türkistan'ın önemli merkezlerini idaresi altına almış oluyordu.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Doğu Türkistan Uygur Türkleri

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir