Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Çin'e Karşı Doğu Türkistan'da isyanlar ve Hocalar'ın Rolü

Burada Doğu Türkistan Uygur Türkleri hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Çin'e Karşı Doğu Türkistan'da isyanlar ve Hocalar'ın Rolü

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Ara 2010, 16:42

Çin Baskısına Karşı Doğu Türkistan'da Başlayan isyanlar ve Hocalar'ın Rolü

Daha önce de bahsedildiği gibi. Burhaneddin Hoca'nın iktidarı ele geçirmesi neticesinde makamını kaybeden bazı Beğler ve Hocalar, Çin'e sığınmışlardı. Çinliler, bu kişilere bir takım vaadlerde bulunarak onların Çın lehinde Doğu Türkistan'da propaganda yapmalarını sağlamıştı. Bu propagandaya göre, Çin askerleri Doğu Türkistan halkına yardım için geliyorlardı. Fakat, Burhaneddin Hoca'yı mağlup eden Çin askerlerinin çok geçmeden Doğu Türkistan halkına yardıma gelmedikleri anlaşıldı. Nitekim ülkede kontrolü sağlayan Çin askerlerinin komutanı General Chao Hui, ilk iş olarak askeri harekatın masraflarını bahane ederek ağır vergiler koydu. Bu ağır vergiler, zaten iç mücadelelerden ve Kalmuk (Jungar) istilasından oldukça yıpranmış olan halkı daha da perişan etmiştir.

Çinliler'in, Doğu Türkistan halkından çeşitli bahanelelerle şu vergileri aldıklarını görüyoruz:

Her aile nüfusuna göre Çokapulu" denilen yıllık bir vergi ödemek mecburiyetinde idi. Eldeki topraklan verimli olsun olmasın her çiftçi bu araziden dolayı Çin yönetimine para, mahsul, saman ve odun vermek mecburiyetinde idi. Eğer çiftçiler kurak bir mevsimle karşılaşmışlar ve elde ettiği mahsul, ödemesi gereken vergiyi karşılamıyorsa eksiklerini dışarıdan pazarlardan temin edip ödemek zorunda idiler. Bu ziraat vergisinden sonra alınan ikinci önemli vergi, hayvancılık yapanlardan alınan vergilerdi. Hem hayvan başına bir miktar para. hem de "Yaylak pulu" adı altında otlak vergisi toplanıyordu. Bu ağır vergiler, hayvancılıkla uğraşan insanları son derece müşkül duruma sokuyordu. Bu iki vergiye ilaveten halk. menkul ve gayri menkul herhangi bir malını satarsa, bu satıştan elde edeceği gelirin % 30 ila % 50 arasında bir meblağı Çinliler'e ödemek mecburiyetinde idi. Ayrıca halk, bir yerden başka bir yere gitmek isterse Çin makamlarından "Yol Tezkeresi" adlı bir belge almaya ve buna da muayyen bir ücret ödemeye mecbur tutulmuştur Yani. Doğu Türkistan halkının kendi ülkesinde seyahat etme özgürlüğü dahi elinden alınmış oluyordu.

Burada, halkın durumunu daha da kötüleştiren husus şu idi:

Çin yönetimi namına toplanan bu vergilerde bir standart olmadığı için. vergilen toplayan Çinli ve yerli memurlar, halktan vergiyi toplarken daha çok para ve mal talep ediyordu. Böylece vergi memurları, aldıkları ekstra paralarla zengin kişiler haline geliyorlardı Halk bu fazla vergiye itiraz edemiyordu. İtiraz edenler ağır bir şekilde cezalandırılıyorlardı. Aynca. durumu şikayet etmek isteyen olur ise. bu kişiler yetkililere karşı gelmek suçundan hapse atılıyorlardı. Bu sistem, Doğu Türkistan'a gelen Çinli göçmenlerin son derece işlerine yaramıştır. Her biri zengin tüccarlar haline gelen Çinli göçmenler, şehirlerde, kasabalarda ve köylerde dükkanlar açarak sıkıntıda olan halka yüksek faizle borç para vermeye başlamışlardır. Çin idarecilerine ödenecek vergiler için ellerinde parası olmayan halk, ister istemez bu gibi faizci tüccarlardan borç para almak mecburiyetinde kalıyordu. Borcunu ödemeyenlerin menkul ve gayri menkul malları zorla ellerinden alınıyordu. Böylece. Doğu Türkistan halkı elindeki toprağı ve mallan hızla kaybetmeye ve daha da fakirleşmeye başlamıştır.

Çin yönetiminin bu adaletsiz ve soyguncu uygulaması Doğu Türkistan halkı arasında tepkilere ve huzursuzluklara sebep olmuştur. Halk. bu baskıcı, rüşvetçi ve adaletsiz Çin yönetimine karşı isyan etmek için fırsat kollamağa başlamıştır. Çok geçmeden de bu fırsatı bulmuştur.

Kaynakça
Kitap: DOĞU TÜRKİSTAN TÜRKLERİ TARİHİ
Yazar: Mehmet SARAY
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Çin'e Karşı Doğu Türkistan'da isyanlar ve Hocalar'ın Rol

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Ara 2010, 16:42

Burhaneddin ve Cihan Hocalar'm Çinliler'ce 1758 yılında idam edilmesinden sonra, Burhaneddin'in oğlu Salih Hoca'nın kaçarak Hokand Hanlığı'na sığındığını belirtmiştik. Bir müddet sonra Salih Hoca, diğer kardeşlerini (Kasım, Abdul ve Bahaeddin) de Hokand'a kaçırmaya muvaffak olmuştur. Hocalar'ın evlatlarının Hokand'da toplanmaya başlaması Çinliler'i oldukça rahatsız etmiş ve hatta Çin İmparatorunun Hokand hükümdarına bir mektup yazmasına sebep olmuştur.

» Hakikatte ise Çinliler'in, Doğu Türkistan'ı işgal etmeleri komşu Müslüman devletleri oldukça rahatsız etmişti. Bilhassa Doğu Türkistan'ın işgalinden sonra Çin kuvvetlerinin Kırgızistan ve Kazakistan'a doğru yönelmesi bu iki kardeş halkı son derece telaşlandırmıştır. Çin tehlikesi üzerine ileri gelen Kazak ve Kırgız Hanları. Hokand, Hive, Buhara ve Afganistan hükümdarlarına müracaat ederek Çinliler'e karşı müşterek bir cephe oluşturulmasını ve İslam ülkelerinin Çin işgaline karşı tedbir almaları gerektiğini bildirmişlerdir. Bu teşebbüs kısa zamanda gelişerek, Çinliler'in Doğu Türkistan'dan çıkarılmasına kadar ulaşmıştır. İşte, hadiselerin bu safhasında Hocalar'ın yeniden sahneye çıktıklarını ve kötü Çin idaresi altında inleyen Müslüman halkın kurtuluşu için harekete geçtiklerini görüyoruz.

Bu arada. Doğu Türkistan Müslümanları kendilerine dışarıdan İslam ülkelerinden de yardım geleceğini duyunca, isyan için hemen hazırlıklara başladılar. İsyan için istedikleri fırsatı da 1765 baharında Üç-Turfan'da buldular. Çinliler'in daha az bulunduğu Kumul ve Turfan şehirlerinde yaşayan Müslümanlar, İslam devletleri tarafından Çinliler'e karşı "Cihad-ı Mukaddese" ilan edildiği ve bu çerçevede Afgan askerlerinin Hocent'e geldikleri haberini duyar duymaz ayaklandılar. Zalimliği ile ünlü Çin valisini ve yanındaki askerleri bir baskın ile öldürdüler. Fakat Turfan "da başlayan bu isyan, ülkenin diğer bölgelerine yayılmadı. Bu da Çinliler'e karşı başlatılan ayaklanmanın ülke genelinde olmadığım ve organizasyondan yoksun bulunduğunu gösteriyordu. Bu arada. Afganistan hükümdarı Ahmed Şah Dürranı'nin Hocent'e kadar gelen askerlerine daha da ileri gitmelerine izin vermediğini görüyoruz. Bunun iki sebebi vardı: Birincisi, Hokand ve Buhara hükümdarlarından hiçbir cevabın gelmeyişi, ikincisi ise Afgan hükümdarının Hindistan üzerine yeni bir sefere çıkmak mecburiyetinde kalması idi. Muhtemeldir ki. bu şartlarda Ahmed Şah Durrani. tek başına Çinliler ile mücadeleye girmek istememiştir.

Komşu İslam devletlerinden beklenen yardımlar gelmeyince. Üç-Turfan halkı tek başlarına kaldılar. Ülkenin diğer bölgelerinden de yardım alamayan Üç-Turfan halkı kaArleri ile başbaşa kalmışlardır. Çin zulmünden bıkan halk eline geçirdiği silahlarla ayaklanarak binlercesi bir araya gelmiş ve Çinlilerle sonuna kadar mücadele etmeye yemin etmişlerdir.

Bu sırada Üç-Turfan halkının Çin yönetimine karşı ayaklandığı haberini alan Çin Genel Valisi general Chao Hui, büyük bir askeri kuvveti toplayarak Turfan'a gönderdi. Turfan halkının oluşturduğu kuvvetlerle Çin askerleri arasında vuku bulan kanlı çarpışmalarda binlerce kişi hayatım kaybetmiştir. Turfanlılar'ın cansiperane bir şekilde ülkelerini ve kendilerini savunmaları karşısında fazla başarılı olamayan Çın askerleri savaşı bırakarak gen çekilmeğe başlamıştır. Böylece mücadelenin ilk safhasını Müslümanlar zaferle kapamış oluyorlardı.

Müslüman halkın başlattığı ayaklanmanın bastırılamadığını ve gönderdiği kuvvetlerin yenildiğini öğrenen general Chao Hui, derhal yeni kuvvetler toplayarak Turfan'a gönderdi. Yeni gelen kuvvetlerle birleşen Çin ordusu Turfan şehrini muhasara altına aldı. Turfanlılar, kendilerini ve şehirlerini üç ay kahramanca müdafaa ettiler. Sonunda yiyecekleri ve cephaneleri kalmayınca hayatları bağışlanmak şartıyla teslim oldular. Hayatlarının bağışlanacağına dair söz vermelerine rağmen Çinliler, Turfanlı müdafilerin hemen hemen tamamını öldürdüler. Bununla da yetinmeyen Çinli askerler: çoluk-çocuk, kadın-ihtiyar demeden sivil halkı da katlettiler. Kitle halindeki bu öldürmeler belki de Çinliler'in. Doğu Türkistan'da yaptıkları ilk soykırım oldu. Bundan sonra Çinliler, her ay aklanmadan sonra, bu kitle halindeki öldürme hareketlerini tekrarladılar. Bununla Çinliler, güya yerli halka gözdağı veriyorlardı.

Hadiselerin tam bu safhasında Hocalar'm ortaya çıktığını görüyoruz. Burhaneddin Hoca'nın sağlığında ayrıldığı eşi Ayşe Hanımdan olan oğlu Sarımsak Hoca sığınmış olduğu Hokand'dan Çinliler'in baskısı neticesinde Buhara'ya göçmek mecburiyetinde kalmıştı. Çinliler'in Üç-Turfan'da yaptığı katliamı öğrenen Sarımsak Hoca, Doğu Türkistan'a geri dönüp halkının Çinliler'e karşı başlattığı ayaklanmalara katılmak ve onlara yardımcı olmak istemiş ise de bu isteğinde muvaffak olamamıştır. Fakat bir müddet sonra büyük oğlu Yusuf Hoca, kardeşleri Cihangir ve Bahaüddin ile birlikte Doğu Türkistan'a geçerek halkı isyana teşvik etmiş ise de fazla taraftar bulamadığı için Buhara'ya dönmek mecburiyetinde kalmışlardır.

Esasmda, Doğu Türkistan halkının Çin esaretinden kurtulması için durum son derece müsait idi. Zira, Çin'de başlayan siyasi ve ekonomik bunalım ülkenin muhtelif yerlerinde isyanların çıkmasına sebep olmuştu. 1774"de Şantung eyaletinde, 1775"de Honnan bölgesinde başlayan ayaklanmalar pek çok insanın ölümüne neden olmuştu. Bu isyanların devam etmesi üzerine Çin İimparatoru Chi'en Lung, 1795 yılında tahtan indirerek yerine Chia Ch'eng geçmişti. Buna rağmen isyanların durmaması, Çin Hükümetini askeri tedbirler almaya sevk etmiştir. Bütün bu gelişmeler Çin'i iktisaden tam bir krize sürüklemiştir.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Çin'e Karşı Doğu Türkistan'da isyanlar ve Hocalar'ın Rol

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Ara 2010, 16:42

Çin'in içine düştüğü iktisadi sıkıntı, çok geçmeden Doğu Türkistan'da vazife gören Çinli subaylara ve memurlara da tesir etti. Daha önceki yıllarda, Çinli idareciler ve subaylar, hem hükümetten maaş hem de halktan haksız yere vergiler alarak iyi bir hayat yaşıyorlardı Fakat, iktisadi kriz dolayısıyla Çın hükümetinden maaş alamayan subaylar ve idareciler bu sefer halktan daha çok vergi istemeye başlamışlardır. Halk istenen bu ekstra vergileri veremeyince de kendilerine zulmedilmeye başlanmıştır. Böylece, Çin'in içine düştüğü iktisadi krizin cezasını da Doğu Türkistan halkı çekmeye başlamıştır. Bu sıkıntılara dayanamayıp ay aklanmak isteyen pek çok insan olmuş ise de iyi bir organizasyon yapamadıkları ve çoğunluğu etraflarında toplayamadıkları için başarılı olamamışlardır. Bu arada, iyi organize edilmeden başlayan ayaklanmalar Çinliler tarafından insafsızca ve kanlı bir şekilde bastırılmıştır.

Doğu Türkistan'daki Müslüman halkın Çin istibdadı altında nasıl inlediği, gezginci din adamları ve tüccarlar tarafından Batı Türkistan'da kumlan devletlerin idarecilerine ve ilen gelenlere anlatılmaya başlayınca başta Buhara. Hokand ve Hıve Hanlıkları olmak üzere Doğu Türkistan halkına yardım için umumi bir arzu ortaya çıkmıştır Bu benimsenen yardım fikrinin tatbik sahasına konabilmesi için daha önce bu kardeş ülkelere göç etmek mecburiyetinde kalan muhtelif kesimlere mensup insanların gayretlerinin son derece etkili olduğunu görüyoruz. Bunların başında ise, Çinliler'in idam ettikleri Burhaneddin Hoca'nın evlatları, özellikle Sarımsak Hoca ve kardeşleri geliyordu. Daha önce de kısaca bahsettiğimiz gibi, Sarımsak Hoca ve oğlu Yusuf Hoca, Doğu Türkistan'da yeni bir milli ayaklanmayı denemişler, fakat gerekli desteği bulamadıkları için başarılı olamamışlardı. Babası Sarımsak Hoca'nın ölümü ve ağabeyi Yusuf Hoca'nın kendini dini çalışmalara vakfetmesi üzerine, Hocalar ailesinin Doğu Türkistan'da meşru dini ve idari liderliği Cihangir Hoca'ya kalmıştır.

Ne var ki, Cihangir Hoca ve yakın arkadaşları Hokand "da istedikleri kadar serbest hareket edemiyorlardı. Bunun en büyük sebebi, Doğu Türkistanlılar'a en çok yardım eden kardeş ülke durumundaki Hokand Hanlığı'nın ağır bir Çin baskısı altına düşmesidir. Hokand üzerindeki Çin baskısı askeri ve siyasi olmaktan ziyade manevi ve ekonomik idi. Çin Hükümeti 1820 yılında Hokand'a bir heyet göndererek Hocalar'ın Doğu Türkistan'a dönmelerine mani olması halinde Hokand Hükümeti'ne yıllık 330.000 akça vergi vermeyi ve Hokandlı tüccarların da serbestçe Doğu Türkistan şehirlerinde ticaret yapmaları hakkını teklif etmiş ve bu teklif de Hokand hükümdarı Ömer Han tarafından kabul edilmişti. Bu antlaşma 1822'de Ömer Han'ın ani ölümü üzerine fazla uzamadan sona erdi. Yeni Hokand hükümdarı Mehmet Ali Han, babası devrinde Hocalar üzerinde uygulanan bu baskıyı kaldırdığı gibi, aynca da Doğu Türkistan Müslümanlan'na yardım da yapmaya başlamıştır.

Yeni Hokand hükümdarının hoşgörülü tutumunu iyi değerlendiren Cihangir Hoca, Kırgızlar arasına giderek asker toplamağa başlamıştır. Kırgızlar'ın Beği olan Mir Muhammed Bey, öteden beri Hocalar'a saygı gösteren bir kimse idi. Cihangir Hoca'ya da büyük saygı gösteren Mir Muhammed, kendisine yardıma hazır olduğunu söylemiştir. Bu dostluk, Cihangir Hoca'nın Mir Muhammed'in kız kardeşi ile evlenmesiyle daha da sağlamlaşmıştır. Bu evlilik, Kırgızlar'ın Cihangir Hoca'yı daha çok sevmesine ve onun etrafında gönüllü olarak toplanmasına sebep olmuştur. Zaten önemli sayıda Kırgız halkının Doğu Türkistan'da yaşıyor olması, tarafları bir nevi ortaklığa veya koalisyona sevk etmiştir. Bundan istifade eden Cihangir Hoca, Kırgızlar'dan oluşan kuvvetli bir ordu kurdu. Artık, Doğu Türkistan'ın kurtuluşu için harekete geçme zamanı gelmişti.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Çin'e Karşı Doğu Türkistan'da isyanlar ve Hocalar'ın Rol

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Ara 2010, 16:43

Hazırlıklarını tamamlayan Cihangir Hoca. 1824 yazında harekete eçmeğe karar verdi. Önce 500 kişilik bir seçme kuvvetle Doğu Türkistan sınırında keşif hareketinde bulundu. Narin nehri ve havzasına kadar gitti. Cihangir Hoca'nın geleceğini öğrenen Çinliler kendisini pusuya düşürmek istemişler ise de bunda muvaffak olamamışlardır. Halkın Cihangir Hoca'dan yana olduğunu gören Çin kuvvetleri komutanı Ling Tui, onlara gözdağı olsun diye 100 kadar çocuk ve kadını öldürtmüştür. Bu katliam haberini öğrenen Cihangir Hoca 2000 kişilik seçme bir Kırgız kuvvetiyle Çinliler'e baskı yapmış ve katillerin hepsini öldürtmüştür. Cihangir Hoca'nın bu hareketi, halk arasında hem ününü artırmış hem de kendisine güven duyulmasını sağlamıştır.

Nitekim, yukarıdaki hadiseden bir müddet sonra Hokand. Buhara ve Taşkent'den kendisine pek çok gönüllü katılmıştır. Bu arada, daha önce Çin zulmünden komşu kardeş ülkelere kaçmak mecburiyetinde kalan çok sayıdaki Doğu Türkistanlı da Cihangir Hoca'nın ordusuna katılmıştır. Böylece, Cihangir Hoca Doğu Türkistan'ı kurtarmak için kuvvetli bir ordu oluşturmuş bulunuyordu.

Son hazırlıklarını tamamlayan Cihangir Hoca, 1825 baharında harekete geçti. Maksadı, hızla hareket edip Kaşgar'ı almaktı. Fakat Cihangir Hoca'nın Kaşgar'a doğru ilerlediğini öğrenen Çinliler, Kulca valisi emrinde bulunan kuvvetleriyle Cihangir Hoca'nın önünü kestiler. Yapılan muharebeyi Cihangir Hoca'nın kuvvetleri kazandı. Çin kuvvetlerinin bir kısmı harp sahasında ölmüş, geri kalanı da Kaşgar'a doğru kaçmıştır. Bu kaçkınlar, Kaşgar'a girmeye cesaret edememiş. Kaşgar dışında oluşturulan Yenişehir'deki Çin Garnizonu'na sığınmışlardır.

Cihangir Hoca, doğruca Kaşgar'a giderek halkın sevgi gösterileri arasında şehre girmiştir. Yakınları ile yaptığı kısa bir istişareden sonra Cihangir Hoca kendisini Doğu Türkistan Han'ı ilan etmiştir. Dedesi Burhaneddin Hoca zamanından beri boş kalan Doğu Türkistan'ın dini ve siyasi liderlik makamı böylece doldurulmuş oluyordu (1825). Eski Kaşgar şehrinde fazla kalmayan Cihangir Han, emrindeki kuvvetlerle Çinliler'in müstahkem bir kale haline getirdikleri Yenişehir üzerine yürümüştür. Derhal şehri kuşatan Cihangir Han, Çinliler'i teslim olmaya zorlamıştır. Fakat 20.000'e vakın Çinli bu "teslim ol" çağrısını reddederek savaşmayı tercih etmiştir. İki buçuk ay süren kuşatma sonunda Çinliler teslim olmak mecburiyetinde kalmışlardır. Cihangir Han, teslim olan Çinliler'in içinde başta vali ve memurları olmak üzere daha önce Müslüman halka zulmetmiş olan kişileri tesbit ettirerek idam etmiştir.

Kaşgar'a bir Türk vali tayin eden Cihangir Han, bölge ahalisinden ordusunu takviye ederek Çin kontrolünde kalan diğer Doğu Türkistan şehirlerini kurtarmak için harekete geçmiştir. Cihangir Han, şehir sakinlerinin de yardımları ile sırasıyla Yenihisar, Yarkent, Poskam, Kargalık. Guma ve Hoten'i 1826 ve 1827 yılları içinde Çinliler'den kurtarmıştır.

Burada şu hususu belirtmekte fayda vardır: Cihangir Hoca'nın bu başarısında Çin zulmünden bıkmış olan yerli halkın yardımlarının payı büyük olmuştur.
Ne var ki. Hocalar döneminin halkla irtibatlı olarak geliştirdiği bu başarılı harekatın ömrü uzun olmamıştır. Dolayısıyla, Cihangir Hoca'nın hükümdarlığı da kısa sürmüştür. Zira, Cihangir Hoca'nın başarılı bir şekilde Doğu Türkistan şehirlerini ele geçirdiğini ve halkın kendisine vardım ettiğini öğrenen Çin hükümeti, 100.000 kişilik bir ordu hazırlayarak, General Ch'ang Ling kumandasında Doğu Türkistan'a göndermiştir. General Ch'ang Ling, ordusunu önce Aksu'da toplamış ve burada gerekli hazırlıkları yaptıktan sonra ordusunu üçe ayırmıştır. Ordunun birini Hoten, birini Yarkent ve üçüncüsünü de Kaşgar'a göndermiştir. Her biri 30.000 civarında olan bu Çin kuvvetlerine karşı ne yapacağını şaşıran Cihangir Han, Yarkent ve Hoten'deki kuvvetlerini yanına alarak Kaşgar'da düşmanı karşılamaya karar verdi. Bu durumda birinci ve ikinci Çin orduları Yarkent ve Hoten'i mukavemetsiz bir şekilde ele geçirmişlerdi.

Cihangir Han, askerlerinin hepsinin de yiğitçe çarpışmasına rağmen Kaşgar önlerinde Çinlilerle yaptığı muharebeyi kaybetmiştir. Bu mağlubiyetten sonra Kaşgar kalesinde son bir müdafaa yapmak istemiş ise de askerlerinin perişanlığı ve düşman kuvvetlerinin disiplini yüzünden başarılı olamamıştır. Kaleden kaçmak isterken Çin askerleri tarafından yakalanan Cihangir Han, bir demir kafese konarak Pekin'e gönderilmiş ve orada idam edilmiştir (1828).

Cihangir Han önderliğinde başlayan, bilhassa Hokand'ın ve diğer komşu ülkelerin de desteği ile üç yıla yakın süren Doğu Türkistan'ın yeniden istiklale kavuşturulması savaşı, Çin ordusunun zaferi ile sona ermiştir.

Çinliler, önemli mevkilerde yeterli sayıda askeri güç bırakarak ordusunu Doğu Türkistan'dan çekmiştir. Doğu Türkistan'da kontrolü ellerine geçiren Çinli askerler ve memurlar ne kadar Cihangir Hoca taraftarı var ise hepsini öldürmüşlerdir. Bununla da yetinmeyen Çinliler, daha önce halktan topladıkları vergiyi artırarak almaya başlamıştır. Çinliler'in bu baskıcı ve soyguncu yönetim tarzı çok geçmeden halkı yeni isyan hazırlıklarına sevk etmiştir.

Nitekim, Cihangir Hoca'nın ölümünden iki yıl sonra halk yeni bir kurtarıcı aramaya başlamıştır. İstediğini de fazlasıyla bulmuştur. Daha önce kendini dini çalışmalara vermek için inzivaya çekilen Cihangir Hoca'nın ağabeyi Yusuf Hoca. ikna edilerek Doğu Türkistan Müslümanları'na yardım için yeni bir kampanyanın başlatılmasına evet demiştir. Bunun üzerine Hokand hükümdarı Mehmet Ali Han. 1830"da 40.000 kişilik bir ordu hazırlattırarak Doğu Türkistan'ın Çin işgalinden kurtuluşu için bütün imkanları hazırlamıştır. Bu ordunun başına da Hokand ordu komutanı Hakkuli Beg ile Yusuf Hoca'yı geçirmiştir. Hokand ordusu 1830 Eylül'ünde Çin kuvvetlerini Kaşgar'a 45 km mesafede bulunan Ming Yol mevkiinde mağlup ederek ilk zaferini kazanmıştır. Kasım başlarında ise Kaşgar, Çinlilerden kurtarılmıştır.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Çin'e Karşı Doğu Türkistan'da isyanlar ve Hocalar'ın Rol

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Ara 2010, 16:43

Cihangir Hoca zamanında olduğu gibi, Çin idaresini istemeyen halk bu Hokand ordusuna da her türlü desteği vererek onların sırasıyla Yarkent, Hoten ve Aksu'yu almalarını sağlamıştır. Ne var ki, bu başarılı askeri operasyon. Buhara hükümdarı Nasrullah Han'ın Hokand'a saldıracağı haberi üzerine tamamlanamadan sona ermiştir. Hokand ordusu halkın ricalarına rağmen Doğu Türkistan'dan ayrılmak mecburiyetinde kalmıştır.
Bunu fırsat bilen Çin Hükümeti, 1831 baharında Hokand'a bir elçi göndererek.

Mehmet Ali Han'a şu teklifi yapmıştır:

1. -Doğu Türkistan'ın altı şehrinde gümrük tahsilatım Hokandlı memurlar yapacaktır.
2. -Gümrük kontrolü için Han, her şehir için Kaşgar Hakimi"nin murakebesinde bir devlet memuru tayin edecektir.
3. -Altı şehirdeki bütün yabancılar Han'ın denetimi altında bulunacaklardır.

Bütün bu tekliflere karşı Hokand hükümdarı. Hocalar'ın yeniden Kaşgar'a gelmelerine ve Hokand'dan yardım görmelerine izin vermeyecekti. Çinliler'in bu tekliflerini, zaten Buhara tehdidi altında bulunan Hokand hükümdarı Mehmet Ali Han kabul etmek mecburiyetinde kalmıştır. Bu anlaşma çerçevesinde Hokand'ın sağladığı bu üstünlük 1847 yılında Hocalar'ın yeniden sahneye çıkışına kadar sürmüştür.

Burada, sırası gelmişken Hokand Hanlığı'nın politikası hakkında bazı açıklamalar yapmak zarureti vardır. Hokand Hanlığı. Buhara ile Hıve Hanlıkları'nın sürtüşmesinden bıkan insanlar tarafından kurulan bir devlettir. İstiklalini ilan ettiği 1700 yılından beri de Doğu Türkistan halkının uğradığı haksızlıklara üzülen ve bu kardeş ülkeye yardımcı olmaya çalışan bir siyaset takip etmiştir. En müşkül devirlerinde dahi Doğu Türkistan Müslümanları'na ve onların dini, siy asi liderleri olan Hocalar'a yardımcı olmuş ve onlara sığınma hakkı vermiştir. Bu hareketinden dolayı da Moğol asıllı Kalmuklar'ın ve bilhassa Çinliler'in baskı ve tehditleri ile karşı karşıya kalmıştır. Yukarıda görülen örneklerde olduğu gibi, bu baskıları da en hafif bir şekilde atlatmaya gayret etmiştir. Çinliler'in Doğu Türkistan'ı işgalinden sonra Hokand idarecileri mümkün olduğu kadar Doğu Türkistanlılar'ın yanında olmuşlardır.

Hiçbir İslam ülkesi askeri yardım yapmaz iken, Hokand Hanı, ordusunu Doğu Türkistan'ın istiklalini kazanması için Kaşgar'a göndermiştir. Mehmet Ali Han, Doğu Türkistan'a her sahada yardım yapmayı isteyen bir Hokand hükümdarı idi. Ne var ki, Ruslar'ın kışkırtması ile hareket eden Buhara Emiri Nasrullah Han. bu kardeş ülkeye saldırılar hem Hokand'ın mahvına hem de Doğu Türkistan'ın yardımından mahrum kalmasına sebep olmuştur. Her türlü menfi gelişmeye rağmen, Hokand Hanlığı, ileride de görüleceği gibi Doğu Türkistanlılar'ın yanında yer almaya ve onlara yardımcı olmaya devam edecektir. Burada, unutmamak gerekir ki, Hokand'ın Doğu Türkistan'a gösterdiği bu yakınlıkta Hanlığın askeri gücünü teşkil eden Kırgızlar'ın önemli rolü olmuştur. Bilindiği gibi aynca. Doğu Türkistan'da önemli sayıda Kırgız halkı yaşamakta idi.

1847"de yeniden ortaya çıkan Hocalar'ın içinde Yusuf Hoca'nın oğullan Mehmet Emin, Küçük Han Töre ve Kette Han Töre ile Cihangir Hoca'nın oğullan Veli Han Töre, Büzürg Han Töre, Tugel Töre ve genç bir hoca Doğu Türkistan'da olayların gelişmesinde önemli roller üstlendiler. Doğu Türkistan Müslümanlarını Çin mezaliminden kurtarmak için uğraştıkları gönüllüler ordusu ile ülkeye giren bu Hocalar, sırasıyla Yenihisar. Yarkent ve Maralbaşı gibi şehirleri ele geçirmeye muvaffak olarak Mehmet Emin'i "Han" ilan ettiler. Fakat, 5000'e yakın takviye Çın kuvvetinin Kansu Bölgesi'nden gelmesi üzerine işgal ettikleri şehirleri boşaltmak mecburiyetinde kalmışlardır. Böylece, bu hoca kardeşlerin hakimiyeti ancak üç ay sürmüştür. Toplanan yeni kuvvetlerle Hoten ve Aksu şehirlerini ele geçirmeye çalışmışlar ise de buralarda bulunan Çin kuvvetlerinin gösterdiği katı direnç dolayısıyla tutunamayarak geri çekilmişlerdir.

Diğer Hocalar'ın da yardımı ile bütün kış boyu ordusuna yeni gönüllü toplamak için uğraşan Mehmet Emin Han, 1848 baharında Çinlilerle Maralbaşı yakınlarında yaptığı savaşı kaybetmiştir. Bu mağlubiyet üzerine Hocalar, Doğu Türkistan'ı terk ederek yeniden Hokand'a sığınmışlardır. Hocalarla birlikte 60.000 kişi de Hokand'a göç etmek mecburiyetinde kalmıştır.

1847 ayaklanmasının üzerinden on yıl geçtikten soma yani 1857"de Veli Han Töre, topladığı gönüllüler ordusu ile yeniden Doğu Türkistan'a girmeğe muvaffak olmuştur. Kaşgar'ı işgal eden Veli Han Töre hükümdarlığını ilan etmiştir. Kaşgar'da gerekli hazırlıkları yaptıktan sonra da sırasıyla Yenihisar ve Yarkent'i Çin işgalinden kurtarmıştır. Veli Han'ın bu başarılı operasyonda halkın yardımlarının da rolü büyük olmuştur. Ne var ki. Veli Han Töre'nin de hükümdarlığı uzun sürmemiştir. Beş ay sonra Ürümçi üzerinden gelen 12.000 kişilik bir Çin ordusu ile yaptığı savaşı kaybedince yeniden Hokand'a sığınmak mecburiyetinde kalmıştır.

Yukarıda da görüldüğü gibi Veli Han Töre de tıpkı diğer Hocalar'ın yaptığı gibi önce başarılı olmuş, fakat disiplinli Çin birlikleri karşısında gönüllülerden oluşan ordusu ile tutunamamıştır. Veli Han Töre, Doğu Türkistan'dan aynlınca onlara destek veren insanlar da Çinliler'in ağır zulmü ile karşı karşıya kalmış ve binlerce insan bu geri çekilmeler sonrasında hayatlarını kay betmişlerdir.

Fakat, bütün bu olumsuz koşullara rağmen ne Hocalar ne de onlara destek veren Doğu Türkistan Müslümanları pes etmişlerdir.
Hocalar'ın her gelişinde Çinliler'den kötü muamele göreceğini bile bile halk onlara destek olmuştur. Bu azimli direniş de göstermektedir ki, Müslüman Doğu Türkistan halkı Çinliler'in zulmünden fevkalade muzdarip olmuş ve her fırsatta bu zulüm ve istibdat rejiminden kurtulmaya ve hürriyet içinde kendi öz vatanında yaşamaya gayret etmiştir.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Çin'e Karşı Doğu Türkistan'da isyanlar ve Hocalar'ın Rol

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Ara 2010, 16:43

Hocalar'ın katıldığı en büyük ayaklanma hiç kuşkusuz 1863 yılında başlayan ve Doğu Türkistan'ın kaderine uzun yıllar tesir eden ayaklanmadır. Bu hareketin öncülüğünü yapan Kırgız Han, Sadık Bey, Cihangir Hoca'nın eniştesi idi. Dolayısıyla Sadık Bey, Hocalar neslini de etrafında toplamaya muvaffak olan bir lider konumunda bulunuyordu. Böyle birlik ve beraberlik içinde yapılan mücadelenin de başarı şansı elbette büyük olacaktır. Nitekim öyle de olmuştur.

Bu arada Doğu Türkistan'da yaşayan ve Çin zulmüne karşı isyan etmeyen halk kalmamıştı. Buna komşu halklar da ilave edilmişti. Doğu Türkistan'ın doğu sınırına yakın bir bölgede Kansu eyaletinde yaşayan Çinli Müslümanlar da ayaklananlar arasına girmiştir. Budizm ve Maniheizm gibi ananevi Çin inançlarını bırakarak İslam'a dönen bu insanlara "Dungan" veya "Dörtgen" adı verilmişti. Muhtemelen aynı soydan olmalarına rağmen. Çinliler idarenin zulmünden bıkarak 1861 yılında bu insanların isyan ile istiklallerini ilan etmelerine çok kızmışlardır Döngenler'ın bu istiklal hareketi bir yıl kadar sürmüş ve 1862 yılında gelen bir Çin ordusuna mağlup olmuşlardır. Bunun üzerine Döngenler Doğu Türkistan'da yaşayan diğer Müslüman grupları ile özellikle Uygur Türkleri ile işbirliğine gitmişlerdir İşte. bu gelişmelerin olduğu bir zamanda Sadık Bey önderliğinde gelişen Hocalar hareketi Doğu Türkistan'a girmek üzere idi.

Burada hemen şu gerçeği de belirtmek gerekir ki, Çin'de başlayan "Afyon Harbi' hem Doğu Türkistan'da hem de diğer bölgelerde meydana gelen ayaklanmalara değişik bir şekilde tesir etmiştir. Bilhassa Fransa ile İngiltere'nin öncülüğünü yaptığı ve Rusya'nın da karıştığı Afyon Harbi"nde Çin'den afyon üretimi ve ticaretini serbest bırakması istenmiştir. Çin hükümetinin bu isteği kabul etmemesi üzerine başlayan mücadele 1841-1864 arasında değişik boyutlarda devam etmiş ve Çin'in mağlubiyeti ile neticelenmiştir. Bu uzun harp yıllan dolayısıyla ekonomik sıkıntıya düşen Çin hükümeti işgal ettiği Doğu Türkistan'da daha çok vergi talebinde bulunmaya başlamıştır. Bu ağır vergilere dayanamayan halk ise sık sık isyan etmek mecburiyetinde kalmıştır.

Nihayet, gerekli hazırlıklarını tamamlayan Sadık, Kırgız ve Kıpçaklar'dan oluşan 4000 kişilik küçük, fakat disiplinli ordusu ile 1863 baharında Doğu Türkistan'a girdi. Daha önce Hocalar'ın propagandası ile hazırlanan gönüllüler ordusuyla birleşerek Kaşgar üzerine yürüdü. Kaşgar'da bulunan az sayıdaki Çinli askerler, Sadık Bey'in ordusuna karşı direnemiyeceklerini anlayınca şehri bırakıp kaçtılar. Böylece, Sadık Bey Nisan başlarında Kaşgar'a mukavemetsiz olarak girdi. Yapılan Harp Meclısi'nde Doğu Türkistan'ın diğer büyük şehirlerinde halkın nasıl ve ne zaman ayaklandırılacağı kararlaştırıldı. Bu toplantıda alınan kararlar derhal tatbik mevkiine konacaktı. Buna göre, 5 Nisan 1863"de Kuça, 3 Mayısta Yenişehir, 15 Mayısta Yarkent'de ayaklanmalar başlatılacaktı. Bunu takip eden günlerde ise Döngenler ile birlikte Urümçi, Hoten ve Aksu ayaklanmaları gerçekleştirilecekti. Çin kaynaklan Doğu Türkistan'da bu ayaklanmalar gerçekleşirken Çinli yöneticilerin gaflet içinde olduklarım bilahare yazacaklardır.

Doğu Türkistan'da bu ayaklanmalar olurken Sadık Bey Kaşgar'da bir gerçeği daha öğreniyordu. Halk. Hocalar'dan birini "hükümdar" olarak başlarında görmek istiyordu. Sadık Bey, bu isteği o sırada Hokand Han'ı bulunan Hudayar Han'a iletti. Hudayar Han da Yusuf Hoca'nın daha becerikli oğlu Kette Han Töre yerine. Sadık Bey'in akrabası olan Büzürg Han'ı Kaşgar'a "hükümdar adayı" olarak gösterdi. Büzürg Han'a "kumandan" olarak da Yakub Bey'ı gönderdi. Yakub Bey ile beraber Kaşgar'a gelen Büzürg Han. Hocalar döneminin son hükümdarı olarak Doğu Türkistan tahtına çıktı. Fakat, memleketin diğer bölgelerini birleştirme işini ize Yakub Bey"e bıraktı.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Doğu Türkistan Uygur Türkleri

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir