Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Türkmenlerin Sovyet rejimine karşı milli ayaklanması

Burada Hazar Ötesi Türkmenleri hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Türkmenlerin Sovyet rejimine karşı milli ayaklanması

Mesajgönderen TurkmenCopur » 15 Ara 2010, 18:25

Türkmenlerin Sovyet rejimine karşı milli ayaklanması:

XIX. asrın sonları ile XX. asrın başları diğer Türk illerinde olduğu gibi Türkmen ilinde de fikri ve siyasi uyanışın başlangıcı olmuştur. Türkmenler arasındaki bu fikri uyanış onların siyasi haklarını almak ve Rus idaresinden kurtulmak için mücadeleye sevk etmiştir. Türkmenlerin bu uyanışında Kırım, Azeri ve Türkistan Türklerinin de büyük rolleri olmuştur.

Türkmenlerin haklarını almak için giriştikleri bu mücadele başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Zira Ruslar bu harekatın ileri gelenlerinin bütün mal ve arazilerini ellerinden aldıkları gibi yeni bir takım vergilerle de halkı cezalandırma yoluna gitmişlerdir. Rusların, Türkmenler üzerinde kurdukları bu gayr-i adil ve insafsız baskı rejimi çok geçmeden halkın reaksiyonu ile karşılaşmıştır. Rus meazilimine karşı ilk başkaldırma Hive civarındaki Yamud Türkmenleri tarafından olmuştur. Ruslar bir maşa gibi kullandıkları Hive Hanına, Türkmenleri ezdirmek isteyince onlar da (Türkmenler) hem Hive Hanına ve hem de Ruslara karşı ayaklanmışlardır. Fakat Hive Hanının Ruslardan yardım istemesi üzerine Cüneyid Han idaresindeki bu Türkmen ayaklanması başarılı olamamıştır. Ancak, Türkistan'daki 1916 Milli Ayaklanması'nın hızla yayılması Türkmenleri de etkilemiş, bu ise, Cüneyid Han'a büyük bir sempati ve taraftar kazandırmıştır.

Rusya'daki Bolşevik ihtilal'nden sonra Hive de kurulan "Genç Hiveliler Meclisi"nin Rus kuvvetleri tarafından dağıtılması ve bu arada Rusların Türkmenler üzerine yürümesi Cüneyid Han'ın tekrar harekete geçmesine sebep olmuştur. Bu arada bazı Rus birliklerinin Hive'den çekilmelerini de fırsat bilen Cüneyid Han, Hive'yi tam iki sene Türkmen hakimiyetinde tutmuştur. Fakat Cüneyid Han'ın Özbekler ile ihtilafa düşmesi durumunu sarsmış ve sonunda Sovyet taraftarı Özbeklerin de çağrısı üzerine Hive üstüne yürüyen kızıl-ordu birliklerine yenilerek Kara-kum Çölüne çekilmek mecburiyetinde kalmıştır.

Cüneyid Han'ın mücadelesi devam ederken Batı Türkmenistan'da da Ruslara karşı milli ayaklanmalar devam ediyordu. Rus işgali sırasında Türkmenleri kahramanca yönetmiş olan Tıkma Serdar'ın oğlu Oraz Serdar, Rus askeri okulunda okumuş ve ihtilal başladığı zaman da Albaylığa yükselmiş, Türkmenlerden kurulu birliklere kumandan tayin edilmişti. Cüneyid Hanın kahramanca mücadelesini gören bu arada Bolşevik Ihtillinden sonra meydana gelen karışık durumdan istifade eden Albay Oraz Serdar emrindeki Türkmen kuvvetleriyle birlikte isyan etmiştir. Albay Serdarın harici bir yardım olmadan Türkmenistan'ı kurtarması çok güç idi. Bunun için O'da Çarlık rejiminin müttefiki olan ingiltere'nin Generali Türkmenlere değil de Çar taraftarı beyaz-ordu birliklerine yardımı tercih ettiğinden Oraz Serdar'ın başlattığı mücadele de başarıya ulaşamamıştır. Rusya'daki iç harbi kazanan kızıl-ordu birlikleri bütün Türk illerindeki kurtuluş hareketlerini bastırdıktan sonra Türkmenistan'daki bu milli ayaklanmayı da bastırmışlardır.

Cüneyid Han bütün yokluklara rağmen açtığı istiklal mücadelesin-den vazgeçmemiş ve Rusları 1931 yılına kadar uğraştırmıştır. Cüneyid Han'ın en büyük başarısı 1924'de Türkmenler ile Özbeklerin birlikte yaptıkları ayaklanmadan sonra olmuştur. Bir zamanlar kendisine muhalefet eden Özbeklerin de desteği ile Cüneyid Han, Türkmen kuvvetleriyle Rusların kontrolündeki bir çok kasabaları ele geçirerek Hive üzerine yürümüştür. Fakat Türkistan'dan gelen Rus takviye birliklerinin yetişmesi üzerine şehri alamamıştır. Bu arada Rusların kendisine teklif ettiği sulh görüşmelerini kabul eden Cüneyid Han, Rusların kendisine komplo hazırladığını haber alınca bu tüşebbüsünden vazgeçerek mücadeleye devam etmiştir. 1927'de Ruslarla yaptığı son muharebeyi de kaybeden Cüneyid Han, Türkmenistan'ı terk etmeke mecburiyetinde kalmıştır. Türkmenistan'dan, önce İran'a sonra da Afganistan'a geçen Cüneyid Han oradan Rus birliklerine karşı yaptığı akınlar ile Ruslara karşı mücadelesine 1938 yılında ölümüne kadar devam etmiştir.

Rus boyunduruğundan kurtulmak için giriştikleri istiklal savaşını kaybeden Türkmenler bu sefer diğer Türk boyları gibi hakları için komünist rejimi altında mücadeleye başladılar. Oraz Serdar ile Cüneyid Han'ın önderliklerinde yürütülen istiklal savaşının kızıl-ordu birlikleri tarafından kanlı bir şekilde bastırılmasından sonra Türkmenler, istemeyerek de olsa, Türkmenistan Komünist Partisi'ne girmeye başladılar. Türkmenlerin komünist partisine girmelerinin sebebi, diğer Türkistan Türklerinde olduğu gibi komünizme inandıkları için değildi. Onlar, daha çok ezilmelerini önlemek ve haklarını mümkün olduğu kadar koruyabilmek ve köle gibi bir hayat yaşamamak için bu işi yapıyorlardı. Onun için 1918 sonlarında kurulan Türkmenistan Komünist Partisine, bilhassa milli ayaklanmaları bastırıldıktan sonra, girmeye ve partinin aldığı ve alacağı kararlarda Türkmen menfaatlerini ellerinden geldiği kadar korumaya başladılar. Bu mücadele onlara Rus komünistlerinin maksatlarını daha iyi anlama fırsatı verdi. Türkistan'da olduğu gibi Türkmenistan'da da iskan edilmiş Ruslar bulunuyordu. Bu Ruslar, komünist partilerini ellerine geçirerek Türklere hiçbir milli kültürel ve ekonomik haklarını vermek istemiyorlar ve onları doğrudan doğruya Moskova'nın emrine almak istiyorlardı. Rus komünistlerinin istedikleri bu fevkalade haksız değişikliklere Türk komünistleri şiddetle karşı çıktılar. Türkler bu itirazla da kalmayarak tertip edilen kongrelerde Müslümanları ve Türkleri birliğe, birlikte mücadeleye ve haklarını birlikte korumaya karar verdiler. Türk komünistlerinin (Özbek-Kazak Türkmen) giriştikleri bu mücadele Sovyetleri son derece tedirgin etmeye başlamıştır. Komünist rejim altında dahi Türklerin haklarını korumak için aralarında yaptıkları bu dayanışmayı kırmak ve parçalamak için Sovyetler gerekli hileli ve kasdi tedbirler almaya başladılar. Özbekler ile Türkmenlerin yan yana yaşadıkları Hive (Harezm) bölgesine yapılan bir kısım reformlarda Özbekleri koruyup Türkmenleri mağdur ederek onlar arasındaki eski çekişmeleri körüklemeye başlamışlardır. Bir müddet sonra ise, Türkmenler ile Özbekler arasındaki bu ihtilafı bahane ederek "siz birbirinizle iyi geçinemiyorsunuz, en iyisi sizlerin ayrı ayrı idarelerin altında toplanmanız lazım" diyerek Türkistan Türkleri arasındaki kabile ihtilaflarından istifade ederek onları birbirinden ayırmaya başlamışlardır.

Türkistan'da Türk zümreleri arasında komünist partileri nezdinde bu fikirleri işlemeye ve yaymaya başladılar. Neticede, her komünist partiye telkin ile kararlar aldırmışlar ve kendilerinin ayrı cumhuriyetler halinde yaşamak istediklerine dair istek ve müracaatları Sovyet makamlarına bildirmelerini sağlamışlardır. Bu müracaatlar üzerine toplanan Rus Komünist Partisi Merkez Komitesi Politbürosu durumu görüşerek Türkistan Komünist Partilerinin istediklerini kabul ederek ayrı ayrı cumhuriyetlerin kurulacağını ilan etmiştir (12 Haziran 1924). Rus Komünist Partisi'nin bu kararına itiraz etmekle isteyenler oldu ise de kendilerine ne bir hak veren ve ne de kendilerini dinleyen bir merci bulamadıkları için sonunda bu kararı onlar da kabul etmek zorunda kalmışlardır.

Sovyet Komünist Partisi'nin Türkistan'da ayrı ayrı cumhuriyetler kurulacağını ilan etmesinden sonra teşekkül eden Merkezi Toprak Komitesi cumhuriyetlerin sınırlarını tesbit işine girişmiş ve Eylül 1924'de çalışmalarını tamamlayarak Rus Komünist Partisinin tasdikine sunmuştur. Toprak Komitesi'nin tesbit ve kararları Rus Komünist Partisi tarafından tasdik edilir edilmez, her cumhuriyetin komünist partisi ileri gelenleri komiteler teşkil ederek kendi idari, ekonomik ve kültürel programlarını yapmaya başlamışlardır. Bu çalışmalar Ekim 1924'de tamamlanarak Ruslara bağlı Türkistan'da kurulan Özbek, Türkmen, Kazak, Kırgız, Karakalpak ve Tacik Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri fiilen ortaya çıkmış oldu.

Türkistan'da Sovyetlere bağlı olarak kurulan Türk Cumhuriyetlerinin ilk yıllarında Rus baskısı ve sümürüsü nisbeten az idi. Fakat 1930'lar ile birlikte Türk cumhuriyetlerinde Rus baskısı ve sümürüsü artmış ve bilhassa II. Dünya Harbi'nden sonra bu baskı ve sömürü daha da hızlanarak bir nevi cumhuriyetleri kolonileştirmeye yönelmiştir. Bugün Türkistan'daki bu Türk cumhuriyetlerinde yürütülen kolonileştirme hareketleri başarılı olamamıştır. Bunun en güzel delili ise, 1991'de istiklallerine kavuşan Türk Cumhuriyetlerinin kendi dil ve kültürlerine sahip olarak medeni dünyada yerlerini almalarıdır.

Kaynakça
Kitap: ATATÜRK VE TÜRK DÜNYASI
Yazar: MEHMET SARAY
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Hazar Ötesi Türkmenleri

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir