Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Rus istilasına karşı Türkmenlerin mukavemeti

Burada Hazar Ötesi Türkmenleri hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Rus istilasına karşı Türkmenlerin mukavemeti

Mesajgönderen TurkmenCopur » 15 Ara 2010, 18:22

Rus istilasına karşı Türkmenlerin mukavemeti:

Türkmenler ile Ruslar arasındaki ilk münasebet, XIX.asrın ilk yarısında, daha önce Kazan, Astrahan, Başkırtlar ülkesi ile Kazakistan'ı kontrollerine almış olan Rusların, İranlılara karşa kazandıkları başarılar neticesinde Hazar denizindeki Aşurada'da bir üs kurmalarından sonra başlamıştır.

Kırım Harbi'nin patlak vermesi ile bu havalideki Rus faaliyetleri geçici olarak durmuş ise de, 1859'da Hazar'ın doğu sahillerindeki Balkan Körfezinde bir kale kurmalarından sonra Ruslar, Türkmenlere karşı askeri seferlere başlamışlar ve pek çok Türkmen yerleşme merkezini tahrip etmişlerdir. Esas Türkmen kuvvetleri doğuda Hive ve İran hücumlarını önlemeye çalıştıkları için bu Rus tecavüzüne karşı gerekli mukavemet gösterilememiştir. Bir müddet sonra Ruslar da, Hokand ve Buhara'yı hakimiyetlerine almak istedikleri için, Türkmenlere karşı hasmane hareketlerine ara vermek ihtiyacını duymuşlardır. Fakat, Ruslar, 1869 sonbaharında, Hokand ve Buhara'yı hakimiyetleri altına alır almaz, Türkmenlere karşı Hazar kıyısında Kızıl-Su (Krasnovodosk)'da Kafkaslardan getirdikleri kuvvetlerle ansızın hücuma geçtiler. Kopet-Dağı stratejik mevkiine doğru uzanan yol üzerindeki Taş-Avrat ile Molla Kara kaleleri, Rus kuvvetleri tarafından işgal edildi. Batı Türkmenistan'ı idare etmekte olan Nur Verdi Han ile Tıkma Serdar kumandasındaki bir kısım Türkmen kuvvetleri Rusları buralardan atmak için yaptıkları hücumlarda, Rusların teknik ve ateş gücü üstünlüğünden dolayı, bir netice alamadılar. Ruslar, getirdikleri yeni takviye kuvvetleri ile Hazar'ın bütün doğu kıyılarını birer birer zapt edip Türkmenlere ait ne varsa yağma etmişlerdir. Erte-si sene, 1872'de, Albay Markozov kumandasındaki Rus kuvvetleri Hazar kıyılarından Hive'ye doğru giden yol üzerindeki bütün Türkmen kale ve köylerini yakıp yıkarak 1873 ilkbaharında yapacakları Hive seferi için bütün hazırlıklarını tamamladılar.

Rusların, Orta Asya'da hızla ilerleyerek Hokand ve Buhara Hanlıklarını istila etmeleri ve Hazar'ın doğu kıyılarını da alarak Hive üzerine yürümek için hazır hale gelmeleri Türkmenleri ve Hivelileri büyük bir telaşa sevketmiştir. Bilhassa Buhara'nın Rus işgaline düşmemesi için Türkmenler büyük gayret sarfetmişler ve hatta Buhara'ya yardımcı göndermek istemişler ise de, bir netice alamamışlardı. İleride Türkmenleri Ruslara karşı yönetecek olan Nur Verdi Han, tehlikenin büyüklüğünü idrak ederek Hive'ye gitmiş ve Han Seyyid Muhammed Rahim ile görüşerek Rus ilerleyişine karşı birlikte hareketi kararlaştırmışlardır. Ne var ki, Hive Hanının Rus ilerleyişini durdurmak için yaptığı bütün teşebbüsler neticesiz kalmış ve 1873 baharında Hive, Rus kuvvetleri tarafından istila edilmiştir.

Hive'nin Rus işgaline uğramasından sonra, "biz, Rusların memleketine hiçbir zaman saldırmadık, onlar bizim memleketimize niçin saldırıyorlar" diye bu saldırı sebebini öğrenmek isteyen ve esasında Hive Hanlığını ayakta tutan yegane kuvvet olan Yamud Türkmenlerinin Ruslar tarafından barbarca katledilmeleri, Türkmenler üzerine tam bir şok tesiri yapmıştır. Bu olaydan sonra Türkmenler, sıranın artık kendilerine geldiğini anlamaya başlamışlardır. Nitekim, ertesi sene (1874) Ruslar, Kafkas askeri valiliğine bağlı olarak Trans-Caspian Region (Hazar Ötesi Bölgesi) Valiliğini kurduklarını ilan ederek Türkmenistan'ı işgal etmek niyetinde olduklarını göstermişlerdir.

Hazar Ötesi Valiliğine getirilen General Lomakin'in takip ettiği kurnaz politika sonunda bazı Türkmen Beyleri Rus hakimiyetini kabul etme-ye meyledince, Kuşid Han ile Nur Verdi Han başta olmak üzere Türkmen liderlere acil tedbirler almaya mecbur kalmışlardır. Alınan tedbirlerin başında Türkmen boylarının Ruslarla her türlü temaslarının men edilmesi geliyordu. Türkmen liderlerinin bu kararı üzerine Lomakin, tekrar ilerlemeye başlamış ve büyük bir mukavemet görmeyince de, Kafkaslardaki ordu kumandanı Çar'ın kardeşi Prens Michael'e müracaat ederek Türkmen meselesini tam olarak halletmek için izin istemiştir. Fakat, Çar'ın kardeşi yaklaşmakta olan 1877-78 Osmanlı-Rus harbini düşünerek bu isteği şimdilik yerine getirmemiştir. Buna rağmen General Lomakin, emrindeki kuvvetlerle Gök-Tepe'ye giden yol üzerindeki Kızıl-Avrat kalesine kadar ilerlemiş ise de, Türkmenlerin buraları boşaltıp geri çekilmeleri üzerine bir netice alamadan geri dönmüştür. Türk-Rus harbinin patlak vermesi üzerine Ruslar, Türkmenistan'daki kuvvetlerinin büyük bir kısmını Kafkaslara çekmek mecburiyetinde kalmışlar ve bu vesileyle de Türkmenler ile Ruslar arasında geçici bir sulh devri başlamıştır.

Bu arada, Rusların geri geleceğini iyi bilen Kuşid Han ile Nur Verdi Han, bir taraftan Afganistan'a elçiler yollayıp yardım sağlamaya çalışırlarken, diğer taraftan da Ruslara karşı memleketlerini müdafaa etmek için gerekli hazırlıkları yapmaya ve aynı zamanda İstanbul'daki karındaşlarının Moskoflarla harblerinin neticesini merak ve heyecanla beklemeye başlamışlardı. 1877-78 harbinin Türkiye aleyhine sonuçlanması Türkmenlerin morallerini oldukça bozmuş ve hatta bazı beyler, "Beyaz Çar'ın ordularına İslambol'daki karındaşlarımız top ve tüfenkleri varken mukavemet edemedikten sonra biz nasıl karşı koyarız" diye ümitsizliklerini ifade edip, Ruslarla iyi bir andlaşma yaparak onların hakimiyetini kabul etmeyi teklif etmişlerdir.

Bu sırada Kuşhid Han'ın vefatı Türkmenler arasında tam bir kararsızlık havası yaratmış ise de, o zamana kadar Batı Türkmenistan (Akhalı yönetmekte olan Nur Verdi Han'ın Türkmen Cumhuriyetinin başına getirilmesi, bu kararsız ve ümitsiz havayı yok etmiştir. Türkmen parlamentosunun yaptığı fevkalade toplantı sonunda, başta Nur Verdi Han olmak üzere, bütün Türkmen ileri gelenleri kılıç-ve Kur'an üzerine yemin ederek memleketlerini son damla kanlarına kadar müdafaaya karar vermişlerdir. Bunun arkasından toplanan "Harb Meclisi'nde, memleketin bütün kalelerinin tahkim edilip kuvvetlendirilmesi kararlaştırıldı. Şayet başlangıçta Rus hücumlarına karşı koyamazlarsa Kopet-Dağı eteklerindeki Gök-Tepe kalesine kadar olan yerleri yakıp-yıkarak boşaltacaklar ve kendilerini, çok iyi tahkim ettikleri, Gök-Tepe'de müdafaaya çekileceklerdi.

Türkmenler, vatanlarını bu şekilde müdafaaya hazırlanırken, 1879 baharında, Çarlık Rusyası, Türkmenistan'ı istila edecek Rus kuvvetleri komutanlığına, Kafkaslardaki Müslüman ahaliye karşı sert tutumuyla nam salmış olan, Ermeni asıllı general I.D. Lazaryev'i atadı. General Lazar-yev, bütün ihtiyaçları karşılanmış 19.000 kişilik kuvvetinin başında Hazar Denizinin doğusundan Türkmenistan içlerine doğru ilerlerken ölümü, yerine geçen yardımcısı General Lomakin ise ileri harekata devam etmiştir.

Diğer taraftan Ruslar, Türkmenistan'ın batısından bu istilaya başlar-ken, doğuda Hokanad, Buhara ve Hive'yi Türkistan Umumi Valiliği adı altında birleştirip idaresine verdikleri General Kaufman'a, zaruret halinde, doğudan Merv üzerine yürüyebilmesi için hazırlıklı olması emrini vermişlerdi. Böyle bir ihtimal gözönünde bulunduran Nur Verdi Han, Merv'de kalmış, maiyetine iyi bir kumanda heyeti verdiği oğlu Berdi Murad Han'ı batıdan gelebilecek Rus istila kuvvetlerine karşı koymak üzere Türkmen kuvvetlerinin kumandanlığına tayin etmişti. Berdi Murad Han genç yaşına rağmen Ruslara karşı kahramanca çarpışmış, onları durduramayacağını anlayınca da, babasının verdiği direktif gereğince diğer kaleleri boşaltarak Gök-Tepe'ye çekilmiş ve orada düşmana karşı savaşı kabul etmişti.

Haziran 1879'da ileri harekata geçen Ruslar, Hazar'dan itibaren boşaltılan veya boşaltılamayan bütün Türkmen köy ve kalelerini alarak Ağustos sonlarında Gök-Tepe yakınlarındaki Bendesen kalesini de ele geçirdiler. 31 Ağustos'da General Lomakin'in başkanlığında toplanan "Harb Meclisi" ile Rus subayları, Gök-Tepe'ye yapılacak taarruzun planlarını son bir defa gözden geçirerek Türkmenlere kat'i bir darbe indirilmesini kararlaştırdılar.

Ruslar, 9 Eylül 1879'da, topçu ateşi ile hücumu başlattılar. Fasılasız saatlerce devam eden bombardımanın verdiği can ve mal kaybı çok korkunçtu. Bu öldürücü top ateşinden canlarını kurtarmak isteyen kadınlarla çocukların kaleden kaçmalarına ise Rus süvarileri mani oluyorlardı. Nihayet durumu kendileri için müsait gören General Lomakin, umumi bir taarruz emri verdi. Berdi Murad Han ve arkadaşları da bu anı bekliyorlardı. Zira, memleketleri istila edilmeye başlanıldığından beri düşmanın silah üstünlüğü yüzünden göğüs göğüse mertçe savaşmak fırsatını bulamadıklarından Rus silahları karşısında büyük telafat veriyorlardı. Rusların hücuma geçmesi üzerine kanal içlerinde ve siperler arkasında gizlendikleri yerlerinden ileri fırlayan Türkmenler, Ruslarla amansız bir mücadeleye başladılar. Savaş birdenbire Ruslar aleyhine dönmüştü. Kaçmakta olan düşmanı askerlerinin başında kovalayan Berdi Murad Han'ın atılan bir top mermisi ile paramparça olması tam bir Türkmen zaferine mani oldu. Zira, liderlerinin ölümü bir an da olsa Türkmenleri duraklatmış, bu ise, Rusların toparlanıp topçu ve mitralyöz ateşine başlamalarını sağlamıştır. Neticede Ruslar büyük bir hezimetten kurtulmuşlardır. O geceyi büyük bir korku içinde geçiren Ruslar ertesi sabah tam bir bozgun halinde çekilmeye başlamışlardır. Türkmenler o kadar çok zayiat verip perişan olmuşlardır ki, Rusların bu bozgun hallerinden istifade dahi edememişlerdir. Ruslar istila ettikleri bütün Türkmen topraklarını terk ederek Hazar kıyılarına kadar çekilmişlerdir.

Gök-Tepe'deki bu Türkmen başarısı Rusların o ana kadar Orta Asya'daki yenilmezlik vasıflarını yıkmış, Rusya'da, Türkistan'da, Avrupa başkentlerinde ve İstanbul'da büyük akisler uyandırmıştır. Gerek Rusya'da ve gerek Avrupa başkentlerinde bu olay tam bir Rus yenilgisi olarak kabul edilirken, İslam ülkelerinde de bir zafer sevinci yaratmış, İstanbul'daki Tercüman-ı Hakikat gazetesi Türkmen zaferini kutlayan yazılar yazmıştır.
Bu arada, Merv'den Gök-Tepe'ye oğlu Berdi Murad Han'ın naaşım almağa gelen Nur Verdi Han; halk tarafından büyük bir coşkunlukla karşılanmıştır.

Rusların tekrar geleceğini iyi bildiği için Nur Verdi, Izgent'de topladığı bir Harb Meclisi'nde bütün kalelerin derhal tamir ve takviyesi kararını aldırırken, iran'ın Bujnurd Valisi Yar Muhammed Han'a yazdığı mektupta Türkmen görüşünü şöyle izah ediyordu:

"Şayet Ruslar tekrar memleketimize hücum ederlerse, son damla kanımıza kadar kendimizi müdafaa edeceğiz. Zira, Türkmenler ile Rusların taşıdıkları kanlar ayrıdır, iki milletin bir arada yaşaması ve işbirliği yapması tam manasiyle imkansızdır". Bu şekilde Türkmenler vatanlarını yeniden müdafaaya hazırlanırlarken Rusya'dan da beklenen haberler gelmeye başladı.

Gök-Tepe mağlubiyeti Rusya'da, bilhassa başkent Petersbur'da, büyük tepkilere ve öfkelere yol açmış, bir sene aradan sonra Türkmenistan'ın istilasına yeniden ve daha ciddi hazırlıklar yapılarak karar verilmiştir. Mağlubiyetin müsebbibi olarak görülüp vazifesinden azledilen General Lomakin'in yerine General Tergukasov getirilmiştir. Fakat bir müddet sonra o da azledilerek Türkmenistan'ı işgal edecek kuvvetlerin başında, 1877-78 Türk-Rus harbinde Plevne'de Osman Paşa'ya karşı inatla savaşan ve o zaman için Rusya'nın en büyük komutanlarından biri addedilen General M.D. Skobelev komutan tayin edilmiştir.

Ruslar şu iki sebepten Türkmenistan'ın istilasını zaruri görüyorlardı:

1- Müstakil bir Türkmenistan'ın varlığı Orta Asya Hanlıklarının istiklal arzularını daima kamçılayan bir unsur olarak görülüyordu.
2- Kafkasları Hazar üstünden Orta Asya'ya bağlayan ticari ve stratejik yolun Türkmen topraklarından geçmesi bu ülkenin Ruslar tarafından kontrolünü icab ediyordu. Böylece Ruslar, bütün Türkistan ülkelerine sahip olmayı planlıyorlardı.

1880-81 yıllarındaki yeni sefer için tartışmasız her türlü imkanın kendisine verildiği General Skobelev, ilk iş olarak önce maneviyatı bozulan eski birlikleri Kafkaslardan yenileriyle değiştirmek oldu. Mühimmat ve yiyecek ulaşımı için Hazar'ın doğusundan Gök-Tepe'ye doğru uzanan bir de demiryolu yapımına başladı. Nisan 1880'de bütün hazırlıklarını tamamlayan General Skobelvev, Hazar'ı geçerek Türkmen topraklarına girdi.

Bu arada, yaklaşmakta olan Rus istilasına karşı vatanını müdafaa için memleketin bir ucundan diğer ucuna yılmadan koşturan Nur Verdi Han'ın 5 Mayıs 1880'de aniden hastalanarak ölmesi Türkmenler üzerinde tam bir şok tesiri yaptı. Fakat kendilerini çabuk toplayan Türkmenler Nur Verdi Han'ın küçük oğlu Mahtum Kulu'yu Han seçip Tıkma Serdar ile birlikte üç kişilik bir danışmanlar heyeti tayin ederek müdafaa hazırlıklarına enerjik bir şekilde devam ettiler.

Hazırlıklarının büyük bir kısmını tamamlayan Skobelev, Haziran başlarında emin bir şekilde Türkmen topraklarında ilerlemeye başladı. Bu Rus ilerleyişine Tıkma Serdar kumandasındaki Türkmen süvari kuvvetleri şiddetle ve kahramanca karşı koymaya çalışmışlar ise de, düşmanın üstün ateş gücü istedikleri neticeyi almalarına mani olmuş, 1879'da yaptıkları gibi, adım adım geri çekilerek esas savaşı Gök-Tepe'de yapmaya karar vermişlerdir. 1879 mağlubiyetinin intikamiyle hareket eden Skobelev, Gök-Tepe'ye kadar bütün Türkmen köylerini ve kalelerini yakıp yıkarak ve kaçamayan ahaliyi de insafsızca katlederek Ekim başlarında Bami'ye geldi. Aralık sonuna kadar Türkistan'dan takviye birlikleri olan Skobelev, hazırlıklarının son safhasını da tamamlamış oldu.

Rus işgal kuvvetleri komutanı General Skobelev, 31 Aralıkta neşrettiği bir emirname ile savaşa hazır olunmasını bildirmiş ve sonra da askerlerine şöyle hitap etmiştir:

"...Düşmanı elimizdeki mükemmel silahlarla ve disiplinimizle yeneceğiz... Mitralyöz ve topçu ateşiyle Türkmenleri yok edeceğiz...". Ruslar, 1 Ocak 1881'de Gök-Tepe'nin bütün yollarına hakim olan Yengi Kale'ye iki kol halinde hücum ederek bu mühim mevkiyi çok az bir zayiatla zaptettiler. Yengi Kale'nin düşmesinden sonra Türkmenler Gök-Tepe'ye her an Rus hücumunu beklediler ise de, kaleyi iyice kuşatıp top ateşi ve mayınla almak fikrinde olan Rus komutanı beklenen hücumu geciktirdi.

Ruslar, 4 Ocaktan itibaren yer altından kazdıkları kanallarla mayın döşeme işine başladılar. Bu arada Skobelev kuşatma kuvvetlerinin sağ cenah komutanlığını Albay Kropatkin'e, sol cenah komutanlığnı da Albay Kozelkov'a verdi. Kale duvarlarına kadar kanallar açıp duvarlar altına mayın döşeme vazifesini de Albay Rutkovsky'ye verdi. Rus generali bundan sonra mayın çalışmalarından Türkmenlerin dikkatlerini başka taraflara çekmek için onların tek ric'at yolu olan Aşkabad yoluna General Petrusevitch komutasında bir birlik gönderdi. Petrusevitch komutanlığındaki bu Rus birliği ateş mevziine yaklaşır yaklaşmaz Türkmenler ateşle mukabele ettiler. Müessir Türkmen ateşi karşısında bocalayan Rus askerleri kendilerini Gök-Tepe'nin Aşkabad cihetindeki duvarları dibine güç attılar. Bunu gören Rus komutanlığ hemen takviye birlikleri göndererek Türkmenleri topçu ateşine tuttular. Fakat bu öldürücü düşman ateşinden yılmayan Türkmenler yeniden taarruza geçerek Rusları püskürtmeyi başardılar.

Bu hücumla Skobelev, Türkmenlerin dikkatlerini kuşatma hazırlıklarından uzaklaştırmıştı. 5 ve 6 Ocak'da da devam eden kuşatma hazırlıkların 7 Ocak'da, tamamlayınca, Ruslar, bunu top ateşiyle kutladılar. Aşkabad istikametinde yeni bir gösteri yaptırarak Türkmenleri oyalayan Skobelev, ikinci mayın yatağını genişlettirecek olan kanalı da tamamlattı.

Diğer taraftan Türkmenler, Tıkma Serdar ve Mahdum Kulu Han ön-derliğinde bu Rus mayınlarından bihaber, düşmanın 1879'da olduğu gibi tekrar Gök-Tepe'ye hücumlarını bekliyorlar ve onlarla kıyasıya vuruşmayı ümid ediyorlardı. Fakat beklediklerinin gerçekleşmemesi onları büyük bir şaşkınlığa sevk etti. Türkmenlerin tek şansı olan düşmanla göğüs göğüse çarpışma imkanı tahakkuk etmeyeceğe benziyordu. Çok geç de olsa Rusların mayın döşeme ve diğer kuşatma taktiklerinin farkına varmışlar idi. 9 Ocak akşamı Ruslar yine çalışmaya başladılar. Buna göre Türkmenler, Tıkma Serdar kumandasında ani bir baskın yaparak mayın kazmakta olan Rus birliklerini perişan ettikleri gibi, o kanadı kontrol etmekte olan Kuropatkin'in birliklerine de büyük zayiatlar verdirmişlerdir. Bu baskın esnasında bir Rus alay sancağının Türkmenlerin eline geçmesi Rusların maneviyatını oldukça bozmuştur. Şaşkınlık ve kızgınlık içine düşen General Skobelev, bu Türkmen baskısına mutlaka bir cevap verilmesi ve askerinin maneviyatının düzeltilmesi için harekete geçti. Albay Kuropatkin kumandasındaki birliklere emrederek ne pahasına olursa olsun karşı baskında başarılı olmalarını istemiş ve kalenin güney-doğu kısmına hücum ettirmiştir. Kesif bir topçu ateşinden sonra yapılan bir hücumla Türkmenlere ağır zayiat verdirilerek tatmin olunmuştur.

Fakat. Rusların bu gövde gösterisi Türkmenleri yıldaramamıştır. Ni-tekim, Rus topçu ateşine rağmen Türkmenler, 11 Ocak gecesi bu sefer düş-manın sol cenahına büyük bir baskın yapmışlardır. Ruslara büyük kayıplar verdiren Türkmenler bir top ile yüzlerce tüfek ve birçok cepheneyi de ele geçirmeye muvaffak olmuşlardır. Fakat inatçı Rus komutanı yeni bir hücum yaptırarak karargahını biraz daha Gök-Tepe surlarına yaklaştırır. 16 Ocakta Türkmenler yeni bir baskın düzenlemişler ise de, Ruslar böyle bir hücum için hazırlıklı olduklarından Türkmenler topçu ve mitralyöz ateşinden büyük zayiat vererek geri çekilmek mecburiyetinde kalmışlardır.

18-23 Ocak 1881 arasında Gök-Tepe surları altına mayınları yerleştiren Ruslar 24 Ocakta Skobelev'in emri ile genel taarruza geçerler. Aynı zamanda bir kısım süvari kuvvetlerini göndererek Aşkabad cihetine Türkmenlerin geri çekilme yollarını da kapatırlar. Bütün ihtiyat kuvvetlerinin de katıldığı bu genel taarruza büyük bir topçu ateşiyle başlar. Öğleye kadar devam eden Rus hücumu öğle vakti yavaşlatılıp, birlikler Skobelev'in emri ile düzenli bir şekilde geri çekilir. Birliklerin geri çekilmesi tamamlanır tamamlanmaz da mayınlar ateşlenerek kale surları havaya uçurulur. infilaklar Türmenler arasında büyük zayiata korkuya sebep olur. Halk can havliyle Aşkabad istikametinde kaçmaya başlar. Tekrar hücuma geçen Ruslar hem kaçan halkı ve hem de kale müdafilerini amansız bir mitralyöz ve top ateşine tutarlar. Aman dilemelerine aldırmadan çocuklar, kadınlar ve ihtiyarlardan oluşan halk insafsızca katledilir. Gök-Tepe müdafileri de kalelerini adım adım müdafaa ederek şehit olurlar.

Ertesi gün, yani 25 Ocak 1881 sabahı harb sona ermiştir:

Türkmenler mağlup olmuş ve Ruslar kazanmışlardır. Bu arada Türkmenleri bütün kahramanlıklarına rağmen kurtaramayan ve bir oğlunu da Gök-Tepe'de şehit veren Tıkma Serdar ile Mahdum Kulu, Aşkabad cihedine çekilmek mecburiyetinde kalmışlar.

1-25 Ocak 1881 arasında vuku bulan çarpışmalarda Ruslar 1 general, 20 subay ve 268 asker ölü vermişlerdir. Türmenler ise 6.500 kişiyi müdafaada, 28.000 (kadın, çocuk ve ihtiyarlar dahil olmak üzere, Rus katliamında kaybetmişlerdir.

Türkmenleri mağlup eden Skobelev, neşrettiği bir bildiri ile Gök-Tepe'den kaçanlar ile diğer Türmenlerin Rus Çarı'nın hakimiyetini kabul etmelerini bildirmiştir. Türmenlerden bir cevap alamayınca da ileri harekatına devam ederek Aşkabad'a kadar olan Türkmen topraklarını işgal etmiştir (30 Ocak 1881).

Türkmenlerin Gök-Tepe'de yediği darbe çok büyük idi. Manen ve maddeten perişan olmalarının yanısıra çok insan kaybına da uğramışlardı. Üstelik memleketlerinin en güzel kısımları düşman işgaline uğramıştı. Korkunç ve üstün silah gücüne sahip düşmanlarını yenmek ve onları memleketlerinden atmak için hiç bir kimseden ve yerden yardım görme ihtimalleri de yok idi. Çok dengesiz bir mücadelede düşmana karşı vatanlarını, dinlerini ve şereflerini kahramanca savunmuşlardı. Sonunda Rus generalinin davetine uymaktan başka çıkış yolları kalmadı. Nihayet, Nisan 1881'de Tıkma Serdar, birkaç ay sonra da Mahdum Kulu, Ruslara teslim oldular. Bu şekilde Türkmenistan'ın stratejik bakımdan çok önemli olan batı bölgesi Rus kontrolüne girmiş oldu.

İngilizlerin baskısı ile Rus birlikleri Aşkabad'dan sonra Türkmen topraklarında ilerlemelerini durdurmak mecburiyetinde kaldılar. Bundan ümide kapılan Merv bölgesindeki Türkmenler, ingilizlere heyetler ve mektuplarla başvurarak kendilerinin Rus istilasına karşı korunmalarını istediler. Ümitsizlik içinde çırpınan Türkmenler bu ricalarının müspet bir şekilde karşılanması için ingiliz tabiyetine girdiklerini dahi ilan ettiler ise de bir netice alamadılar. Tahran'daki ingiliz büyükelçisi Türkmenlere verdiği cevapta ricalarının yerine getirilemeyeceğini bildirdi. Bu menfi cevap Türkmenleri büyük bir sükutu hayale uğratmakla beraber onlar yılmayarak memleketlerinin geri kalan kısmını Ruslara karşı müdafaaya hazırladılar. Fakat Rus baskısı ve entrikaları Türkmenler arasında iyice yayıldığından Ruslara karşı koyma eğilimi gittikçe zayıflamaya başladı. Ruslar, Türkmenler arasındaki entrikalarını Kafkaslarda doğmuş Müslüman bir Avar Türk'ü olan fakat Rus hizmetine girmiş yüzbaşı Ali Han (Alikhanov-Avarsky) vasıtasiyle yürütmüştür. Ali Han-Avar, Türkmenlerin ileri gelenlerine ve bu arada onların meşhur lideri Nur Verdi Han'ın dul eşi Gülcemal Hanım'a Türkmenlerin daha başka felaketlere duçar olmadan Rus hakimiyetini kabul etmelerinin en iyi çıkar yol olduğunu söyleyip ikna etmiştir. Nihayet, Gülcemal Hanım'ın başkanlığında son defa toplanan Türkmen Meclisi'nde Türkmen ileri gelenleri, istemeyerek de olsa, Rus hakimiyetine girmeyi kabul etmişlerdir (Ocak 18 84). Bu şekilde Ruslar tarafından 1869'da başlatılan ve kanlı bir şekilde yıllar yılı devam eden Türkmenistan'ın istilası kansız bir şekilde tamamlanmış oldu. Rus yöneticileri başarılı çalışmalarından dolayı Ali Han-Avar'ı Albaylığa terfi ettirerek kendisin Merv'e vali tayin etmişlerdir. Ruslar, kendilerini yıllar yılı uğraştıran Türkmenler için özel bir kanun çıkartarak onları diğer Türkistan Türklerinden ayırd etmişler ve daha sıkı göz altında bulundurmaya başlamışlardır.

Kaynakça
Kitap: ATATÜRK VE TÜRK DÜNYASI
Yazar: MEHMET SARAY
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Hazar Ötesi Türkmenleri

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir