Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

XIX. Yüzyılda Türkmenler'de Aile Hayatı

Burada Hazar Ötesi Türkmenleri hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

XIX. Yüzyılda Türkmenler'de Aile Hayatı

Mesajgönderen TurkmenCopur » 22 Ara 2010, 19:05

Türkmenler'de Aile Hayatı

Dinin, Türkmenler'de milli yapılanmanın oluşumunda belirgin bir faktör olmadığına dikkati çektik. Bu fonksiyonu ailenin üstlendiği bir gerçektir. Yani, Türkmen kabilelerini, boylarım birbirine bağlayan unsur soy birliğidir. Soy birliğinin merkezinde aile yer alıyordu. Türkmenler için aile sosyal yapılanmanın oluştuğu çekirdektir. Türkmenlerin eğitimi ve hayat öğretimi ailede başlamakta ve aile içinde tamamlanmaktaydı. Ailenin varlığını töre anlayışı belirlemekteydi. Türkmenlerin sürdükleri hetorodoks İslam anlayışı eski Türk töre inancının gölgesinde oluşmuştu. Türkmen töreleri aileye önemli ölçüde değerler vermekteydi. Aile, törenin eğitim olarak Türkmen tarafından öğretildiği okulun adıydı.

Türkmen ailesi baba-anne ve onların çevresinde toparlanmış altı-yedi çocuktan oluşuyordu. Baba ve anne her zaman üzerlerinde yakın çevrelerinin, özellikle de baba tarafının temsil eden yaşlı kimselerin baskısını hissederlerdi. Bir ailenin oluşması erkeğin sevdiği kızı kaçırması veya kendi ailesinin aracılığıyla istemesiyle oluşuyordu. Kaçırma, bazen zoraki de olabilirdi. Bazen bir boyun bireyi olarak erkeğin, başka bir boydan kız almasına boyu temsil eden hanlar veya serdarlar yardımcı oluyorlardı. Ama bu durum pek külfetli olduğundan dolayı kızı kaçırmak daha karlıydı. Erkek tarafı kız tarafına başlık olarak neredeyse servetler ödemek zorundaydı. Kızın isteği bu durumda pek hesaba katılmazdı. Bir Türkmen erkeği bağlı olduğu bir kadın dışında, diğer kadınlarla da evlenebilirdi. Ama bu evlilik pek meşru sayılmazdı. Çünkü, erkek diğer kadınlarını alamancılık yoluyla elde ederek evlenmişti.

Ailede sözü geçen, reis konumunu üstlenen taraf babaydı. Baba daha çok çadınn dışındaki faaliyetlerde kendini gösteriyordu. Çocuğun eğitimi annenin üzerine düşüyordu. Annelik, Türkmen ailesinde ağır bir mesuliyet olsa da, birçok olaylarda kadın kendini savunmakta, aile için birtakım durumlarda erkek kadına danışmaktaydı. Türkmen erkeği despot değildi. Bazı durumlarda kadının sözünü dinlemekte ve ona karşı yükümlülükleri bulunuyordu. Ailesine ve kadınına bakmayan erkek, kadını tarafından kayın babasına ve kayın validesine şikayet edilebiliyordu. Bu durumda erkeğin anne ve babası onu ağır bir dille azarlamaktalardı. Erkek, her zaman anne ve babasının konumundan çekiniyordu. Şayet onları dinlememezlik yaparsa, boyun veya tirenin (kabilenin) ihtiyarları onu cezalandırabiliyorlardı. En ağır ceza, mensup olduğu topluluktan kovulmaktı. Kendi toplumundan kovulmuş bir Türkmenin çölde yapacağı hiçbir şey yoktu. Onu başka boylar da kabul etmezdi.

Aile kutsal olduğundan dolayı, savaş anında veya bir hadise sonucu ölen kocanın karısı aynı aileden bir başkasıyla evlendiriliyordu. Bu kişi kocanın erkek kardeşi veya ağabeyi oluyordu.

A. Vambery, Türkmenlerin çöldeki yaşamlarının zorluğuna dikkat çekerek, bu şartlar altında yaşamak için iyi bir hayat eğitiminin şart olduğuna değinir ve isim venneden bu şartları uygulayan mekanizmanın aile olduğunu vurgular.

Müellif, Türkmenin yaşamına dikkat çekmektedir:

"Türkmenler, Orta Asya halkları içinde en rahatsız edici halk olarak biliniyorlar ki, bu doğrudur. Sadece burada değil, dünya üzerinde onlar kadar vahşi ruhlu, rahatsız edici, özgürlüklerine düşkünü bulunamaz. Talan etmek, saldırmak, köle kazanmak onlar için temiz ve önemli işlerdir. Onlar asırlardır bu işleri ya-parlar. Türkmenler başka türlü düşünenleri aptal ve aklını kaybetmiş olarak görürler. Onlar bunu o kadar inançla yapmaktadırlar ki, bazen kendi boylarına ve ailelerine dahi aynı saldırganlıkları uygulamaktadırlar. Bu korkunç mesleklerden elde ettikleri gelir hiçbir zaman onların fakirliklerini gidermiyor. Türkmenler cimri oldukları kadar hayırsever kimselerdir. Onlar zengin durumlarında bile fakirle aynı seviyede yaşamaktadırlar". Bütün bu meziyetler XVIII. ve XIX. yüzyıl bütün Türkmen bireylerinde bulunuyordu. Çöl onları vahşi ve bir rüzgar gibi kaypak, bir yılan gibi acımasız, deve gibi sabırlı yapmıştır. Türkmen için hayat cesurca yaşayarak ölmektir. Yaptıkları her şey onun için cesaretin göstergesiydi.

Bu dar hayat içinde sıkışıp kalan aile, bütün bu meziyetleri nesilden nesile aktaran mekanizmaydı. A. Vambery e göre, "Türkmenlerin esas bağlayıcı güçleri, tire ve boyun birbirine çok sıkı bağlılığı ve tutunmasıydı. Türkmenler'de hatta dön yaşındaki çocuk bile hangi boya ait olduğunu biliyordu. Klan (uruk) onun tek güçlü silahıydı. Ailesinden bir kişiyi kaybettiğinde bütün uruk ve boy onun akrabası oluyor ve onu memnun ediyordu". Yine, Vambery'e göre, "okuma, yazma öğrenen, birkaç binde bir kişi olduğu halde, ok, silah, saldırı bütün gençliğin esas işi olmuştur".
Türkmen düğünleri göz okşayıcı ve renkliliği bakımından çok zengin ve büyük bir mirasın yansımasıydı.

Bunlar hakkında kaynaklarda birtakım bilgiler bulunmaktadır:

"Türkmenler'de öyle adetler vardır ki diğer Ona Asya konar göçerlerinde göremezsiniz. Düğünde gelin boydan boya çarşaf veya eteğe sanılır ve atın üzerinde damatla yanşır. Bazen gelinin daha önce geldiği görülür. Bazen atın üstündeki gelin elinde ayaklan bağlanmış kuzu veya keçi tutar. Gelin, arkasından at koşturan damat ve onun arkadaşlarına elindeki kuzu veya keçiyi kaptırmamaya çalışır. Bu oyuna Gökbörü diyorlar. Düğünden 2 veya 4 gün sonra gelin ve damat ayrılıyorlar ve ancak bir yıl sonra birlikte yaşamaya başlıyorlar". Bütün bunlar Türkmen aile hayatında eski Türk inanç ve geleneklerinin korunduğunu belgelemektedir.

Tugan-Mirza, Türkmen kadınlarının özgür oldukları, birçok haklara sahip olduklarını söylemektedir:

"Diğer Türkmen boylarında olduğu gibi, Tekelerde kadınlar Türkiye, İran ve Kafkasya'daki kadınlardan daha özgürdür, onlar yüzlerini örtmezler. Alamana katılmakta ve çok iyi silah kullanmaktalar". Bu bilgi, Türkmenler-de kadının diğer Müslüman toplumlardakinin aksine birçok ayrıcalıklara ve eşitliklere sahip olduğunu göstermektedir.

Kaynakça
Kitap: HAZAR ÖTESİ TÜRKMENLERİ
Yazar: EKBER N. NECEF ve AHMET ANNABERDlYEV
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Hazar Ötesi Türkmenleri

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir