Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

XIX. Yüzyılda Türkmen Boylarının Hiyerarşik Yapısı

Burada Hazar Ötesi Türkmenleri hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

XIX. Yüzyılda Türkmen Boylarının Hiyerarşik Yapısı

Mesajgönderen TurkmenCopur » 22 Ara 2010, 18:58

XIX. Yüzyılda Türkmen Boylarının Hiyerarşik Yapısı

XIX. yüzyılda, hatta XX. yüzyılın başları da dahil olmak şartıyla bir Türkmen toplumundan bahsetmek yanlış olurdu. Çünkü, Türkmenler, bir millet olarak oluşumlarını oldukça geç bir dönemde' tamamlamışlardır. Moğol istilasından ve Timurlular egemenliğinden sonra Mangışlak bölgesine boylar halinde dağılan Türkmenler XVI-XVII. yüzyıllarda şimdiki Türkmenistan sahasına yayılmışlardır.

Türkmen boyları, burada da boylar halinde dağılımlarını sürdürmüş, en fazla bir boy altında örgütlenebilmişlerdir:

Teke, Yomut, Sarık gibi. Türkmenler boy çatısı altında çeşitli kollara ayrılmasının başlıca nedeni çöl şartları altında sürdürülmek zorunda kalınan ağır yaşam koşulları, konargöçer hayat tarzı ve boyların eşit üstünlükte olmalarıydı. Bu yapı Türkmenlerin bir araya gelmesini her zaman engellemiş, onlar da bunu bir yaşam anlayışı olarak benimsemişlerdir.

A. Vambery de Türkmenlerin bu durumunu dikkat çekerek belirtiyor:

"Bütün boylar kendi aralarında düşmandırlar ve bu yüzden birbirlerine "Tanrının nesli" diye küfür ederler. Türkmenlerin vatanlarını ne zaman terk ettikleri bilinmiyor. Ersarı, Sarık ve Salurlar Arap istilası sırasında çölün doğu kısmında, Oksus'un (Amuderya) civarında yaşıyorlardı. Teke, Göklen ve Yomutlar şimdiki topraklarına daha sonra Cengiz Han veya Timur zamanında gelmiş olabilirler." "Nesil" sözcüğü her halde Türkmenler arasında küfür anlamında bir anlam daha içermekteydi, aksi halde "Tanrı'nın soyu" pek de küfür anlamı içermese gerek.

Boylar uruklara, kollara, kollar da ailelere bölünüyordu. Bütün boylar aynı inanç ve duyguları yansıtmakta, "adet" dedikleri töre anlayışına saygılıydılar. O. A. Mihaylov, Türkmenler'in hiyerarşik yapısını çözmeye çalışmıştır. Ona göre, "Bölgenin Rusların eline geçmesinden önce Türkmenler'de devlet anlayışı yoktu. Onların hanlıkları bulunuyordu ve onlar "han" ünvanını kendi aralarından seçtikleri birine veriyorlardı". Bu görüşten anlaşılan şu ki, Türkmenler arasında boy liderlerinin varlığını bir seçim belirlemekleydi. Yani boyun yönetimi babadan oğula bir saltanat hiyerarşisi içinde sürmüyordu. Belki de bundan dolayı, belirgin bir yönetici sınıfının oluşamaması yüzünden boy içinde örgütlenme bağlan gelişememiştir. "Han, bütün boyun değil, ayn kolların ve köylerin hanı olurdu ve ona haraç ödenmiyordu. Sadece her köyden ikişer atlıyı yanına vererek, İran'dan gelen saldırıları durdurmakla mükellefti.". Anlaşılan, Türkmenler arasından hanın hiçbir statüsü yoktu.

Mihaylov şöyle devam ediyor:

"Serdarlar da han kadar saygı görüyorlardı. Serdar - kumandan, alamanlar sırasında veya savaş durumunda başkanlık yapan kimsedir. Zaman zaman serdarlar köyleri dolaşıp alamana gitmek isteyenleri toplarlardı. 1000 ve daha fazlası bu isteğe katılıyordu. Fazla yiyecek almadan hafif giderlerdi. Hafiflik ve çabukluk onların esas taktiği idi".

Türkmenler'de han ve serdarların yönetici konumunun bulunmaması, Türkmenler arasında töre anlayışının nasıl uygulandığını gündeme getirmektedir. Kaynaklar bu konumu boyların ihtiyarları tarafından üstlendiğini belirtmektedir. Yani, boy içinde törenin işleyişini sağlayan güç "yaşlılar heyeti" idi. Türkmenler genellikle yaşlılara hürmet beslemekte ve saygı göstermektelerdi. Yaşlıların görevi, Türkmenler arasında eşitliği korumak, onlara nasihatta bulunmak, bir durum karşısında akıl merciyi, yani danışmanlık vazifesini üstlenmekti.

N. 1. Grodekov, Türkmenler arasında töre yasalarının kusursuz işlediğine dikkat çekmektedir:

"Şayet Türkmenler arasında herhangi bir kimse Töre'yi çiğnemeye kalkışmış ise, ya kendisini engellemeye çalışılmıştır, ya da cemiyetten atılmıştır".

Töre anlayışı eşitlik üzerine kuruluydu. A. Vambery'ye göre, "eşitlik yalnız erkekler arasında değil, kadınlar arasında da vardı. Türkmenler arasında kaldığım esnada bana en çok etki eden husus onların ailelerine gösterdikleri sevgi ve nezaket ve bilhassa kadınlara duyulan saygıydı. Ben, kadınları yalnız aile içinde erkeklerle eşit değil, fakat aynı zamanda bilhassa yaşlı kadınların, geleneksel bir miras şeklinde, bütün halk arasında çok büyük itibar sahibi olduklarına şahit oldum".

Türkmenler arasındaki her zaman korunan ve kollanan eşitlik anlayışı İngiliz Albay V. Beker'e, bu sözleri yazdırmaya zorlamıştır:

"Öyle görünüyor ki Türkmenler yazılı olmayan bir kanun ve gelenek ile yönetilmektedir. Şüphesiz onlar hakiki bir cumhuriyet idaresi altında yaşamaktadırlar".

Türkmenler'de "Cumhuriye", "Maslahat" veya "Gengeş" adını taşıyan parlamento denilen "Aksaçlılar Meclisi" bulunuyordu. Buraya sadece yaşlılar değil; hanlar, serdarlar, şair ve ilim adamları da dahildirler. Rus istilası sırasında bu meclis sık sık toplanmıştır. Yani, Türkmen hiyerarşik yapısı töre ilkeleri esasında düzenlenmiş ve sürdürülmüştür.

Kaynakça
Kitap: HAZAR ÖTESİ TÜRKMENLERİ
Yazar: EKBER N. NECEF ve AHMET ANNABERDlYEV
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: XIX. Yüzyılda Türkmen Boylarının Hiyerarşik Yapısı

Mesajgönderen TurkmenCopur » 22 Ara 2010, 19:02

1884: Kabile Tarzı Yaşamdan Ulusal Kimliğe Açılan Kapı

1884 yılında Merv'in ele geçirilmesiyle Türkmenistan'ın tamamı Rus idaresi altına girdi. Türkmenistan, Hazar Ötesi Gubernatörlüğü olarak Türkistan Genel Valiliğinin kontrolüne verildi. Rus işgali, her şeyden önce Türkmenler için koloni rejiminin başlaması ve sömürü sisteminin ortaya çıkmasını ifade ediyordu. Ama, işgal götürdükleri yanında getirdikleri ile de etkiliydi. Her şeyden önce, Rus işgali Türkmenleri yalnız ve dünyadan tecrit edilmiş hayat anlayışına son verdi. Ruslar kapitalist gelişimleri icabı, Türkmenistan'ın kaynaklarını keşfetmekte gecikmediler. Kısa sürede Türkmenistan demir yolu ağlarıyla Rusya İmparatorluğu ile bütünleşti. Ekonomik gelişim toplumsal oluşuma yansıdı. İşçiler sınıfı ortaya çıktı, öte yandan asayişi sağlanmış topraklarda köylüler ağır vergi mükellefiyetlerine rağmen yerleşik hayatı benimsemeye başladılar. Bu düzenli ve aşamalı bir toplum yapısının oluşumu için ön ayak oldu. Matbaa ve basının faaliyetleri Türkmenlerin hayatına bilim, eğitim anlayışlarını getirdi. Her ne kadar 1905 yılı devriminde en pasif konumda bulunan topluluk Türkmenler olsa da sonraki devirlerde Türkmenler bir topluluk ve bir millet gibi sesleri duyulmaya başlanmıştı. Türkmenler kendi aydınlar grubunu, ihtilal istemi ile faaliyet gösteren zümrelerini meydana çıkarmaya başlamışlardı. Sovyet hakimiyetinin ilk devirlerinde, Türkmenistan'da iktidarı Ruslar'dan Türkmenler'in idaresine aktarmayı başaran gücün temelleri bu dönemlerde atılmıştır. Bütün zorluklarına, ağırlıklarına rağmen 1884 yılı Türkmen tarihi açısından ulusal birliğe ve kimliğe açıları kapı olarak değerlendirilmelidir.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Hazar Ötesi Türkmenleri

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir