Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Rus İşgalinden Sonra Türkmenler'in Milli Konumu

Burada Hazar Ötesi Türkmenleri hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Rus İşgalinden Sonra Türkmenler'in Milli Konumu

Mesajgönderen TurkmenCopur » 22 Ara 2010, 18:51

Rus İşgalinden Sonra Türkmenler'in Milli Konumu

Ruslar'ın Orta Asya'ya yayılma politikası karşısında ne Kazak Cüzleri, ne Özbek Hanlıkları, ne de Türkmen boyları asla ciddi bir engel oluşturamadılar. En önemli etken olarak Orta Asya'nın Türk toplulukları arasında Ruslar'a karşı koyabilecek siyasal bir otoritenin yokluğu gösterilebilir. Özbek Hanlıkları, Büyük Şeybaniler Devleti'nin bakiyeleri olarak ortaya çıkmış, siyasal olarak güçleri kendi bölgelerinin dışına dahi nüfuz edememekteydi. Bunların aksine Türkmenler ise böyle bir bölgesel merkezleşmiş idari gücüne dahi sahip değillerdi. Bu dağınık ve derebeyi anlayışı içinde, kendi varlıklarını korumaktan öte siyasal bir düşünceye sahip olmayan Özbek Hanlıkları ve Türkmen boylarının Çar I. Petro döneminden itibaren Avrupa'nın bir parçası olma yönünde gelişme gösteren Rusya'nın karşısında ayakta kalabilecekleri hayal olurdu. Nitekim, bu hayallerini dahi gerçekleştiremeden Orta Asya'nın Türk hanlıkları ve toplulukları birbirinin ardı sıra Rusya'nın kontrolü altına düştüler. Pratik olarak, Rusya, Orta Asya'nın işgali için büyük bir askeri harcama gerçekleştirmedi. Rus birlikleri, kontrollü ve iyi eğitilmiş küçük silahlı gruplar ve manevra kabiliyeti yüksek olan biner kişilik birliklerdi. Ateşli silahlarla donatılmış olmaları, savaştıkları güçler karşısında en büyük avantajlarıydı.

Rus İşgali:

Türkmen Tarihinin Çehresi Değişiyor708 Rusların ciddi olarak Hazar Ötesi'yle ilgilenmeleri Kafkaslar'ın ele geçirilmesinden sonra başladı denilebilir. Çünkü, merkezi Rus askeri karargahı, Kafkas'taki Rus Askeri üssüne Hazar Ötesi bölgeleriyle ilgilenmek emri vermişti. Nitekim, birinci Rus-İran savaşlarında (1804-1813), Rus silahlı birlikleri komutanı olan N. N. Muravyev 1819-1820 yıllarında, Kafkas Ötesi yöneticilerinden olan General A. P. Yermolov'un emriyle bölgeye gönderilmiştir. N. N. Murav-yev'den önce, Binbaşı Ponomarev, Yomut boylarının hanı Kiat Ağa ile irtibata geçerek birtakım anlaşmalar yapmıştır. 1762 yılında doğan Kiat Ağa, Balhan çevresinde oturan Türkmenler'in lideri konumuna gelmiştir. Kiat Ağa, İran ve Hive saldırıları karşısında Ruslarla iyi ilişkiler kurmaya çalışmış, buna karşılık Ruslar da Balhan ve civarında serbest dolaşım hakkı elde etmişlerdi.

1826-1828 Iran-Rus, 1828-1829 Türk-Rus savaşlarından zaferle ayrılan Rusya, Kafkaslardaki konumunu iyice sağlama aldı. 1830 yılında Tiflis Genel Gubematörlügü tekrar Hazar Ötesi'yle irtibata geçti. Dönemin gubernatörlerinden Graf Paskeviç, kaynaklarda ünvanı "han" olarak belirtilen Kiat Han'la yeniden "dostluk" ilişkileri kurma yolunu seçti. Han'la ilişkileri Lalayev adında birisi yürütüyordu. Lalayev'in başarılı diplomatik görüşmeleri sonucu, zaten İran ve Hive arasında sıkışıp kalan Kiat Han'a Rusya'ya yaklaşmaktan öte bir seçenek bırakmamıştı. Lalayev'in raporunda "Türkmenlerin Rusya'ya tabi olmaları" gibi ibareler de yer almaktadır.

1832 yılında Orenburg Askeri Vaüsi Graf Suhtelen'in emriyle G.S.Karelin emrinde bölgeye bir heyet gönderildi. Heyetin amacı bölge hakkında geniş bilgiler elde etmekti. 1834 yılında tüccar Aleksandr Gerasimov, Karelin'in bilgileri doğrultusunda bölgede araştırmalarda bulunmuş ve Kiat Han'la görüşmüştü.716 1840 yılında Rus donanması Hazar'ın İran ve Türkmen sahillerinde bir sıra seyahatlerde bulundu.717 1853-1856 yıllan arasında süren Kırım Savaşı Ruslar'ın faaliyetini bir süreliğine durdurdu. 1850-1860 yıllarında ise Rusya dış politikası tümden Orta Asya konusuna yöneldi. Bunun nedeni İngiltere'nin Afganistan, İran, Hive ve Buhara ile bir sıra ticari anlaşmalar yapmaya yönelik girişimleriydi. Rusya, Orta Asya'yı açıkçası İngiltere'ye kaptırmak istemiyordu. Bizzat, Binbaşı Dandeville bölgedeki son durumu öğrenmek için 1859 yılında Türkmenistan'a gönderildi. Dandeville geniş bir raporla geri döndü. Subaya göre, Hazar sahilinde yer alan Kızılsu, Ruslar için en önemli üst konumuna haizdir. Dandeville, yapılacak saldırının denizden olmasını ve Türkmenistan'ın Balhan bölgesinin öncelikli olarak ele geçirilmesini öneriyordu. Zira, böylece, Ruslar sırtlarını Hazar'a dayayarak sürekli Kafkas ve Astrahan bölgesinden yardım alabileceklerdi. Dandeville'nin raporu çok zekice ve planlı hazırlanmıştır. Zira, binbaşı, Türkmen topraklarına saldırı anında Rus ordularının karşısına çıkabilecek 115 bin Yomut, Çovdur, Iğdır ve Abdal Türkmenlerinin bulunduğunu, bunların da Hazar civarında mevcut nüfusunun 23 bin çadırı geçmediğini de belirtmişti. Anlaşılan, Dandeville, stratejik bakımdan çok yönlü bir rapor hazırladığından, Ruslar işgal sırasında büyük ölçüde Dandeville'nin raporuna sadık kalmışlardı. Nitekim Dandeville'nin raporu doğrultusunda, Rus yetkilileri Türkmen tarafını kandırarak, ticari üs amacıyla geldiklerine inandırdıkları Kızılsu kalesini işgal etmişlerdi. Kısa süre içinde Kızılsu kalesi Rus askerlerinin askeri karargahına çevrilmiş ve bu durum bölgedeki Türkmenler'in de tepkisini çekmişti. Ama, Ruslar'ın girişimlerini ilk başlarda sadece uyarmakla ciddiye alan Türkmenler pek de sert davranışlarda bulunmamışlardı.

Kaynakça
Kitap: HAZAR ÖTESİ TÜRKMENLERİ
Yazar: EKBER N. NECEF ve AHMET ANNABERDlYEV
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Rus İşgalinden Sonra Türkmenler'in Milli Konumu

Mesajgönderen TurkmenCopur » 22 Ara 2010, 18:51

Ruslar, Orta Asya'daki Özbek Hanlıkları'nı ve Türkmen boylarını kendi tebaaları konumuna düşürmek için işgal faaliyetlerine 1863 yılından itibaren başladılar. Lalayev'in raporunda da gördüğümüz gibi bölgenin Rusya tarafından işgali 1820-1830 yıllarından itibaren düşünülüyordu. Ama, Ruslar ciddi olarak bu düşündüklerini kırk sene sonra uygulama fırsatı buldular. Bunun nedeni Rusya'nın ardı ardına İran, Türkiye, Kırım savaşlarıyla birlikte İngiltere ve Fransa ile yaptığı yorucu savaşlar ve Şeyh Şamil isyanı dolayısıyla Kafkaslar'da kuramadığı siyasi istikrardı. Bütün bunlar Rusya'nın Orta Asya'ya yönelmesinde büyük engellerdi. Dağıstanlılar ve Kuzey Azerbaycan'daki Avarlar'ın Şeyh Şamil liderliğinde Rusya'ya karşı direnişi Rus-Kafkas ilişkilerini büyük ölçüde tehlikeye sokmaktaydı. Bu da, Bakü'den her zaman için Orta Asya'ya yapılacak olan askeri yardımı ve desteği zaman olarak engellemekteydi. Ruslar, Orta Asya çıkarması sırasında böyle bir tehlikeyle karşı karşıya kalmak istemiyorlardı.

Astrahan'dan her zaman askeri destek sağlanması mümkün değildi:

Birincisi, deniz yolu çok uzaktı, oysa Bakü ile Balhan arasındaki mesafe daha kısa ve pratikti; ikincisi İdil'in her kış mevsimi donma riski vardı, ilkbahar mevsiminde de nehir ve deniz civarı sular altında kalarak büyük zorluklar meydana çıkarıyordu, oysa Bakü üzerinden yapılacak yardımlaşmada bu tür zorluklar söz konusu bile değildi. Ruslar, ciddi anlamda 1860 yılında Kafkasya'ya sahip olabildiler. Bu problemi halleder halletmez de Orta Asya'ya yöneldiler. On sene içinde, yani 1863-1873 yıllan arasında Rusya Kokand, Buhara ve Hive hanlıklarını kendi siyasal etkisi altına aldı. Bunlardan Kokand Hanlığı 3 milyon nüfusu ile önemli bir konuma sahipti; Buhara Hanlığı'nın ise nüfusu 2,5 milyon, Hive'nin 1 milyon kadardı.

1863 yılında Rusya bütün Kazakistan bölgesini ele geçirerek, burada Özbek Hanlıklarını her an ele geçirebilecek iki büyük askeri güç konumlandırmıştı:

İlki, Ak Mescit'ten Sır-derya boyunca uzanan hat üzerinde; diğeri Semipalatinsk'den Verniya (Alma-Ata civarında bir yer) kadar uzanan askeri hat boyunca konumlanmışlardı. 1864 yılında Verni hattı üzerinde Çeryayev ve kuzeyden Veryovkin liderliğinde saldırıya geçen Rus orduları Taşkent'i (1865 yılı) ele geçirdiler ve 1868 yılında Kokand hanı Hudayar Han'ı teslim olmaya zorladılar. Ama Kokand halkı 1875 yılına kadar Ruslara direndi ise de pek başarılı olamadı. İsyan sonunda hanlık da ortadan kaldırıldı ve Ruslar burada Türkistan Genel Valiliği askeri idaresini tesis ettiler. 1868 yılında Buhara Emirliği Rusya'ya karşı '.'erdiği mücadeleye son verip, yıllık belirli bir miktarda tazminat ve vergi vermek şartıyla kendi varlığını koruyarak Rus hakimiyetini kabul etti. Hive hanlığı da Mayıs 1873'de aynı yolu seçti.

Ruslar'ın Türkmen topraklarını işgali Hazar sahillerini, Mangışlak ve Balhan çevresini ele geçirmekle başlamıştır. Mangışlak bölgesinde oturan Türkmenler aslında Ruslar'a karşı hiç direnmemişlerdir. Bölgeyle ilgili 1715 yılından itibaren bilgiler toplayan Çarlık Rusya'sı, bu tarihten itibaren 1856 yılma kadar Hazar Denizi'nin Türkmen kıyılarına tam sekiz ekspedisyon düzenlemişlerdir. Kendi soydaşlarının saldırılarından, Özbek Hanlıklarının ve Kazak Kalmuklarının baskılarından bunalmış olan Mangışlak Türkmenleri Rusya'nın tebaası olmaya daha sıcak bakıyorlardı. Örneğin, Türkmenlerin Abdal boyunun liderlerinden olan Hoca Nepes, bizzat Rusya'yı ziyaret ederek Çar I. Petro ile görüşmüş, ondan destek talebinde bulunmuştur.

Aynı davranışı Mangışlak bölgesinde oturan diğer Türkmen beylerinden Nurmuhammed İşan ve Mehmet Sapa da göstermiştir. Nitekim, Ruslar Türkmen topraklarının işgali sırasında bu gibi davetlerin arkasına sığınmasını bilerek, askeri faaliyetlerine bir nevi meşruluk kazandırmak eylemi göstermişlerdir.

1870'lerin başında Kızılsu kalesi civarında bulunan Rus birlikleri Köpet Dağı mevkilerine uzanan stratejik öneme sahip bölgenin giriş kapısı niteliğini taşıyan Ter-Arvat ve Molla Kara'yı ellerine geçirdiler. Bu sırada, Türkmen Vekilli Tekeleri'nin başında Mahtum-kulu Han, daha sonra oğlu Nurberdi Han, Bak/Bey Tekeleri'nin başında ise Karakulu Serdar, Otamış Tekeleri'nin başında ise Meyla Han bulunuyordu. Rus kaynakları Ahal bölgesinde bulunan Türkmen boylarından Ruslara karşı mükavemette bulunan hanların ismini belirtmişlerdir.

Bunlar:

Mahtumkulu Han, Nurberdi Han, Dıknıa Serdar, Sofi Han, Berdi Murat Han, Kurban Murat lşan, Kerim Berdi lşan ve Oraz Mehmet Han. Bunlar Teke, Yomut, Göklen ve Sarık boylarının liderleri olup, bazen birlikte, bazen de ayn olarak Ruslara karşı direnen esas güçler olmuşlardır. Rus işgaline karşı ilk tepki ise Vekilli Tekelerinin lideri Nurberdi Han'dan gelmiştir. Ter-Arvat ve Molla Kara'nın işgali üzerine Ruslar'ın faaliyetlerinden endişe duyan Nurberdi Han ve Dıkma Serdar liderliğindeki Türkmen birlikleri 20 Ekim 1870 yılında Rus karargahına saldırdılar. Böylece, Türkmen ülkesinin işgaliyle son bulacak olan Rus-Türkmen savaşı başlamış oldu. Nurberdi Han ve Dıkma Serdar'ın birliklerini yoğun topçu ateşiyle etkisiz konuma getiren Ruslar, Albay Stoletov'un liderliğinde Kızıl-Arvat'a kadar ilerlediler. Öte yandan işgale karşı çıkmayan Türkmenler, Rus güçlerine destek olmasalar da sergiledikleri tavırlarla Ruslar'ın askeri faaliyetinden memnun gözükmekteydiler.

Bunu Ruslar'ın Hive üzerine saldırıları sırasında Türkmenlerin kayıtsızlığı hakkında verilen bilgiler tasdik etmektedir:

"Türkmenler bu yerlerde Rus ordularına karşı gelmediler".

Diğer taraftan da Rusların askeri seferlerinden ciddi anlamda rahatsızlık duyan Türkmen birlikleri büyük bir cesaretle işgalcilere karşı koymaktaydılar. Rus ordularının ilerlemesini durdurmak için Hazar'ın doğusunda yer alan yerleşim bölgelerini boşaltan ve su kuyularını tahrip eden Türkmenler ülkenin içlerine doğru göç etmekteydi. Ruslara karşı ilk saldırılarında başarısız olan ve büyük kayıplar veren Nurberdi Han, deniz kıyılarına yakın bölgelerde oturan Yomutlar'la dialoğa girerek yeni bir güç oluşturarak direnişini sürdürmekteydi. Ama bütün direnmelerine rağmen Yomutlara ait Çakışlar bölgesi Ruslar tarafından ele geçirildi. Çatışmalar sırasında Yomutlar ve Nurberdi Han ağır kayıplar verdiler, aynı zamanda Yomutlar'ın yerleşim alanları tahribata uğradı.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Rus İşgalinden Sonra Türkmenler'in Milli Konumu

Mesajgönderen TurkmenCopur » 22 Ara 2010, 18:51

Kızıl-Arvat ve Hazar çevresi Yomut topraklarının işgaliyle Rus-lar'ın Orta Asya'yı işgal etmek konusunda gösterdikleri ciddiyet kısa sürede yerini sert çarpışmalara bıraktı. Bu sırada Rus orduları komutanı Albay Stoletov Kafkaslar'a atanarak yerini daha sert mizaçlı Albay Markozov'a bıraktı. Markozov, Kafkaslar'da Şamil'e karşı hızlı manevra gösteren bazı Rus güçlerini de Türkmen bölgesine sevk etti. Amaç öncelikli olarak Türkmenistan'ın bütün kuzey bölgesini ele geçirmekti. Nitekim Eylül 1871 yılında Kızılsu ile Hive arasında yer alan yerleşim alanlarım ele geçirmek uğrunda savaşlar başladı. Bu sırada Nurberdi Han'ın gösterdiği direniş ve dayanışma Türkmenler adına cesaret vericiydi. Zira Nurberdi Han, işgale karşı koymanın tek yolu olan Türkmen birliği ve Hive Hanlığı'yla ittifakın yapılması için büyük emek sarfetmişti. Kendisi bizzat Hive'yi ziyaret ederek, Hive hanı Seyyid Muhammed Rahim'le görüşmüş ve Ruslar'a karşı birlikte mücadele etmek için bir öneri sunmuştur. Hive hanı, Türkmen beyini ciddiye almamış, Tiflis'teki Rus Askeri karargahına elçiler göndererek tepkisini dile getirmiştir.

Seyyid Muhammed Rahim'in gönderdiği mektupta şöyle denilmektedir:

"Geçen sene ticaret yapmak maksadıyla Balhan Körfezindeki Kızıl-Su'ya bir askeri üs yaptınız ve dediniz ki, biz ticaret yapmak maksadıyla buradayız. Fakat askerleriniz ticaret yapmaya değil, oraları işgal etmeye gelmiş. İşgal edilen bölgelerin bir kısmı benim ülkeme, bir kısmı da Türkmenlere aittir. Aynca Rus birlikleri Taşkent istikametinde de ilerleyerek Min-Bulak bölgemizi işgal etmişlerdir. Acaba Grand Duke Michail'in bu gelişmelerden haberi yok mu? Halbuki bizim tarafımızdan dostluğu ve iyi münasebetleri incitici bir hareket olmadı. Sadece bir defasında bilgi toplamak için Kazak Türklerinden birkaç adamı sınıra gönderdim. Onlar da sının geçmeden ve herhangi bir hadiseye sebebiyet vermeden geri dönmüşlerdir. Fakat bir müddet evvel Kazak halkından bir grup 4-5 adamınızı yakalayıp bize getirdi. Fakat ben sizin adamlarınızı alarak kendilerine iyi muamele edilmesini emrettim. Kendi ülkeleri ve toprakları işgal edilmiş olan Kazakların bu tür hareketlerine mani olmak oldukça güç.

Şayet sizler de bizim gibi barış arzu ediyorsanız bir andlaşma yapalım ve bu andlaşmayla birbirimizin topraklarına saldırmayalım. Kazakların getirdiği rehineleriniz bir harp için bahane ise buna hiç gerek yok, zira, kendilerini çoktan serbest bıraktım".

Seyyid Muhammed Rahim'in mektupu şu sonucu doğurdu:

1873 yılının ilkbaharına gelindiğinde Ruslar Gözlü-Ata, Çagil, Kam Şebşen, Uzun Kuyu ve Sankamış gibi önemli Türkmen bölgelerini işgal ederek Hive sınırına dayanmışlardı. Zaten bu tarihten itibaren Nurberdi Han için müttefik olarak gözüken Hive Hanlığı da safdışı bırakılmıştı. Artık Türkmenler arenada yalnızlardı.

Ruslar'ın Orta Asya'daki askeri faaliyetleri onuncu senesine girerken, Rus üst yetkilileri ve Hazar Ötesi'nin işgalinden sorumlu tutulan Kafkas Ötesi Gubernatörlüğü Askeri yetkilileri olayın kısa sürede tamamlanmasını emrediyorlardı. Bu emir üzerine Tiflis'e çağrılan Albay Markozov, çölde askeri harekatın zorluğunu bahane göstererek Tiflis'ten birçok konuda destek istemiştir. Aldığı emir gereği, Yomutlara ait 3 500 deveyi nakliyat için parayla satın alacaktı ve askerlerini çölün öte yakasına bu sayede taşıyabilecekti. Ama, Yomutlar develerini satmaktan vazgeçtiler. Bunun üzerine Ruslar, Yomut bölgesini işgal ederek develere zorla sahip oldular. Gerçekleşen "Deve Savaşı'nda pek çok sayıda Yomut hayatını kaybetti. Ruslar'a karşı mukavemet gösteren en önemli Türkmen hanı, bu defa da Nurberdi Han olmuştur. Yomutlar yanında savaşını sürdüren han, büyük zayiat vererek bu çatışmadan da yenik ayrılmışlardır. Genelde hanın askeri taktiği tümden yanlıştır. Han yerleşik Rus karargahına Türkmen atlı birlikleriyle saldırmaktaydı. Karargah toplarla korunduğundan, Türkmen atlıları üsse yaramadan yenik düşüyorlardı. Nurberdi Han'ın savaşları sırasında öldürülen Rus asker sayısı onun üzerine çıkmıyordu, buna karşılık şehit düşen Türkmen sayısı ise binlerceydi. 1874 yılma gelindiğinde Ruslar, bütün kuzey ve kuzey-doğu Türkmen bölgesini ele geçirmiş ve bu topraklarda Kafkas Ötesi Askeri Valiliğine bağlı Zakaspiya Gubernatörlüğünü kurmuşlardır. Buna karşılık ise Türkmenler Ahal-Teke ve Man bölgesine sıkışıp kalmışlardır. Türkmenler açısından durum büyük tedirginlik ve korkudan öte bir anlam ifade etmiyordu. Bir çok boy yavaş yavaş İran ve Afganistan'a doğru göçlere başlamıştı bile. Bu çıkmaz karşısında yine Nurberdi Han'ın yoğun tekitleri sonucu 1874 yılında Türkmen Aksaçlılar Şurası (Kurultay) toplandı. Bu kurultay Türkmen tarihi bakımından çok büyük önem arz etmekteydi. Zira, kurultay, dış baskı sonucunda" Türkmenlerin "milliyetçi" kanını hızlandırmıştır. Ama kurultaydaki "milliyetçi" tepkiler dini duygular altında vurgulanmaktaydı. Kurultay'da ilk sözü Nurberdi Han almıştır. Hanın konuşması Türkmenlere Ruslara karşı manevi bir güç kazandırmaktan öte bir anlam içermiyordu.

Toplantıda yapılan konuşmalar nitelik olarak şu anlamları içeriyordu:

"Rus hakimiyetini kabul etmemiz imkansızdır, zira onlar bizim din düşmanlarımızdır. Din düşmanlarımıza karşı son damla kanımıza kadar savaşmalıyız". "Her tarafımız düşman oldu. Gidecek hiçbir yerimiz yok artık. Bu topraklar bizimdir". "Kendimizi korumanın yolu büyük bir kale yaparak ailelerimizi ve kendimizi oraya kapatmaktır. Burada korunmalıyız. Ruslar'ın niyeti bizi köle yapmaktır. Vatanımızı savunmak bizim hakkımızdır". "Eğer kararlılık gösterirsek Ruslar savaşı durdururlar ve çekip giderler, aksi taktirde burada yerleşirler ve kendi ailelerini getirirler". Farklı birtakım konuşmalar da yapılmıştır. Bu türden konuşmalar Yomut delegelerinden gelmiştir. Onlara göre, "Ruslarla anlaşmak zorundayız, zira karşı koyacak gücümüz olsa da, silahımız bulunmuyor." Ama, kurultayda geçerli olan fikir birliği Ruslar'a karşı mücadeleye devam etmek olmuştur.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Rus İşgalinden Sonra Türkmenler'in Milli Konumu

Mesajgönderen TurkmenCopur » 22 Ara 2010, 18:52

Kurultay sonrasında Türkmenler öncelikli olarak kendilerine ittifak edecek komşular aramaya başladılar.

Karşılarında destek bulabilecek iki güç vardı:

İran ve Afganistan.

İran 1804-1812 ve 1820-1826 Rus Savaşları sonucunda Yakın Doğu'daki ihtişamını kaybetmiş, 1860 sonrası Kaçar Hanedanı İngiltere ve Rusya'nın etkisi altına düşmüştür. Rusya, İran'a büyük ölçüde ticari anlamda destek çıkmaktaydı. Ayrıca, İran'daki binlerce aile Rus Azerbaycanı'nda çalışarak ailelerini beslemekteydiler. İran'ın bütün bunları gözardı ederek Türkmenlere destek olması imkansızdır. Ama, Türkmenler büyük bir saflıkla "din kardeşimiz" dedikleri İran'la müttefik olmanın yollarını aradılar. Kurultayın kararlaştırdığı bir heyet destek için İran'a gitti. Türkmen heyeti Tahran'a varır varmaz, Rus Dışişleri Bakanlığı İran'ı sıkıştırmaya başladı. 1876 baharında Türkmenlerle aynı dönemde apar topar İran'a gelen Rus elçisi Zinovyev açık bir nota ile Iran-Türkmen görüşmelerini protesto etti. Heyet hiçbir netice alamadan Tahran'dan ayrıldı. Ruslar bununla da yetinmeyip, Rus konsolosu Bakulin vasıtasıyla büyük rüşvetler karşılığında Horasan'ın Bujnurd Valisini Türkmen ovalarına saldırmaya ikna ettiler. Böylece, Iran-Türkmen diyalogu başlamadan bitmiş oldu. İngiltere'nin koruması altında bulunan Afganistan Emirliği ise Türkmenler'den gelen teklifleri geri çevirdiler. Neden olarak İngiltere'nin Türkmenler yüzünden Rusya ile problem yaşamak istememesiydi. Böylece, Türkmenler Ruslar karşısında yapayalnız olduklarını bir kez daha anladılar. Artık her şey kadere bırakılmıştı.

Büyük bir çaresizlik içinde Türkmenler 1877 yılına girdiler. Bu yıl Türkmenler için büyük zorlukları da beraberinde getirmiştir. Ruslar, Türkmenler'in dışarıda müttefik aradıklarını öğrenince bu işi bir an önce bitirme kararı aldılar. 1877 yılının baharında Rus orduları General Lomakin in liderliğinde geniş çaplı saldırılara başladılar. Lomakin'in amacı Kızıl-Arvat'ı ele geçirmekti. Lomakin'in niyetini anlayan Türkmenler bölgeyi boşaltarak Gök-Tepe istikametinde çekilmeye başladılar. Ruslar 7 Mayıs gününde Kızıl-Arvat'a girdiler. Bölgeyi savunan bir tek Nurberdi Han'ın birlikleri bulunuyordu. 12 Mayıs günü taraflar arasında savaş başladı. Bu savaş Nurberdi Han'ın Ruslara karşı sergiledi en ciddi savaştı. Türkmenler yenildiler, Ruslar ise Kızıl-Arvat'ın yeni sahipleri oldular. Öte yandan, kolay kolay teslim olmadıklarının bir göstergesi olarak, aynı yılın Haziran ayında Türkmenler Kızıl-Arvat'a tekrar saldırdılar. Ama karşılarında terk edilmiş ve harabeye çevrilmiş bir şehir bulunuyordu. Ruslar'ın bölgeyi terk etmelerinin nedeni bu sırada patlak veren Rus-Türk Savaşı (1877-1878) nedeniyle önemli Rus birliklerinin Kafkaslar'a geri çağrılmasıydı.

Rus-Türk harbi Türkmenistan'ın işgalini iki sene ertelemekten öte bir etki doğurmadı. Aksine Ruslar "93 Harbi'ni kazandıklanndan dolayı oldukça moralli, Türkmenler ise "İstanbul'daki Halifemiz ve kanndaşlanmız Beyaz Çar'ın ordularına dayanamaz iken biz nasıl olur da onlarla başa çıkabiliriz?" gibi yaygın bir umutsuzluk ve çaresizlik içinde iki sene önce Kızıl-Arvat'ta bıraktıklan "duello'ya devam etme karan aldılar. 1878 yılının sonlannda Kafkaslara takviye edilen Rus birlikleri Tiflis ve Erivan üzerinden Bakü'ye buradan da Hazar'ın ötesine doğru gelmeye başladılar. Rus-Türk harbi, Rusya'yı dünyanın en gözde isimleri arasına sokmuş, Hazar Ötesinde başlatı-lacak herhangi bir askeri faaliyette, İngiltere ve Osmanlı'dan gelebilecek tepkileri dahi "sıfıra" indirgemişti. 2 Şubat 1879 tarihinde Çar III.Aleksandr "Türkmenistan'ın işgali üzerine" hazırlanmış kararnameyi imzaladı. Yine Çar'ın emriyle, yapılacak askeri seferin komutanlığına Kafkasya Rus Orduları 1.Kolordu Kumandanı General Lazaryev getirildi. Öte yandan Türkmenler Afganistan Emirliği vasıtasıyla İngiltere'den yardım ummaya devam etmekteydiler.

İngiltere diplomatik olarak "Türkmen meselesi"nde Rusya'nın karşısına çıkma cesareti gösterememesine karşılık, Rus-Türk savaşından sonra doğuda hızla artan Rus nüfuzu karşısında oldukça endişeliydi.

Türkmenistan'ın ele geçirilmesi, İngiltere için şu anlama geliyordu:

Bütün Kuzey İran bölgesi Rus kontrolü altına girecek, İngiltere'nin Hindistan ve Afganistan'daki konumu tehlike altına düşecekti. İngiltere bu tepkisini dolaylı yoldan dile getirmeyi uygun bulmuştu. O dönemde Hindistan'da bulunan Ajan Betler, Türkmenistan sınırında bir yüzey araştırması yaparak, Ruslar'ın Gök-Tepe'ye doğru hareketlerini Lord Litton'a haber vermişti.749 İngiltere, Rusya'nın Türkmenistan'ı ele geçirerek işgallerine son vereceğinden emin değildi, buna rağmen Türkmenistan'ın işgali karşısında sessizliğini korumuştur. Tek kaygı, Ruslar'ın Horasan ve Kuzey Afganistan'a sığınan Türkmenleri takip amacıyla herhangi bir askeri çıkartma yapıp yapmayacağıydı. Zira, daha önce de Rus hükümeti İngiltere'ye "Doğu sizin kadar bizim de hakkımız" diyerek tavrını ortaya koymuştu.

General Lazaryev 12 500 kişilik seçme orduyla bölgeye ayak bastığında tarihler 1879'u göstermekteydi. Gelen ordunun 7 500 u tüfekle teçhiz edilmiş manevra gücü yüksek olan birliklerden, 10 mitralyöze sahip yayadan, 500'ünün 36 krupp topuyla topçular, 3 500'ünü atlı süvarilerden ve 1000'e kadarı da milislerden müteşekkildi. Rus Maliye Bakanlığı, askeri sefer için Harbiye Bakanlığına ilaveten 1 872 540 rublelik bir bütçe takviye etmişti. Şubat ve Mart aylarını General Lazaryev askeri stratejisini hazırlamakla geçirdi. General, Yaya birliklerinin başına General Kont Borch'u, Atlı birliklerin komutanlığına General Knyaz Witgenstein'i, Öncü güçlerin komutanlığına Knyaz Dolgorukov'u, Strateji bilgiler ve Askeri Haber Alma ve iletişim Sağlama İşlerinin başına da General Lomakin'i atadı. Türkmenistan Genel Valisi Kaufman'ı da doğu tarafından göstermelik oyalama taktikleriyle Türkmen birliklerini dikkatini Amu-Derya tarafına çekmesi konusunda uyardı. Amaç kısa zamanda bu işi bitirmekti.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Rus İşgalinden Sonra Türkmenler'in Milli Konumu

Mesajgönderen TurkmenCopur » 22 Ara 2010, 18:52

Türkmen cephesinde ise bütün ümitsizlik ve çaresizliklere rağmen Ruslar'a karşı savaşmak kararlılığı hakimdi. Kaufman'ın Amu-Derya bölgesinde Türkmen topraklarına saldırması üzerine Merv'de bir araya gelen boy beyleri bir Harp Divanı oluşturdular. Yapılan toplantı "ölüme direnmeden" öte bir anlam taşımıyordu. Türkmen beyleri yaptıkları toplantıda Ruslara karşı koyma, yani kendilerini müdafaa etme sorunlarını tartıştılar. Alınan karara göre, Merv'in korunması 6 000 kişilik kuvvetle Nurberdi Han'a verildi. Nurberdi Han, elindeki az sayıda ve silah bakımından yetersiz bir kuvvetle, Amu-Derya tarafından gelecek Rus saldırılarını durdurmakla vazifeliydi. Oğlu Berdi Murat Han, Oraz Muhammed Han ve Kurban Murad İşan'la birlikte General Lazaryev'in kuvvetlerine karşı koyabilecek 15 bin Türkmenle Bendesan Geçitinde, olmazsa Gök-Tepe kalesinde konumlandırılacaktır. Aynca, Türkmenler yıl boyunca Ruslar'ın hareketini engelleyecek her türlü gereksinimi göstermekteydiler. Ama Türkmenler bu konuda pek başarılı olmadı, çünkü tahrip edilen kuyular ve yollar Haziran 1879 yılma kadar büyük ölçüde öncü birlikler komutanı Knyaz Dolgorukov tarafından onarılmıştır. Dolgorukov'un emrindeki birlikler, Ağustos ayında Türkmenlerin kullanılmaz hale getirdiği Düzölüm, Tersakan, Hocakala ve Bendesen hattını, Rus ordusunun yürüyüşüne hazır duruma getirdi.

General Lazaryev'in komutasındaki Rus ordularıyla, Bendesen civarında konaklayan Türkmen birlikleri 16 Ağustos 1879'da karşılaştılar. İkinci muharebe ise 18 Ağustosta gerçekleşti. Her iki çatışmada da kazanan taraf Ruslar oldular; Türkmenler uzun menzilli top ateşleri karşısında pek fazla varlık gösteremediler. Çatışmalardan on gün sonra Rus orduları Komutanı Lazaryev kan zehirlenmesinden öldü, yerine Lomakin geçti. General Lomakin, Lazaryev tarafından öngörülen saldırı planını olduğu gibi uygulayarak, M. D. Skobelev'i Ahal-Teke bölgesinin stratejik uzmanlığına, N. I. Grodekov'u ise Demirkazık Türkmenistan ile İran sınırı bölgesi komu-tanlığına getirdi. Her iki subay, Rusların Türkmenistan'daki faaliyetlerini anlatan önemli birer hatırat bırakmışlardır. Ruslar, Bende-sen Geçidi'nde Türkmenleri mağlup ettikten sonra, Lomakin ordusunu burada toplayıp bir Harp toplantısı yaptı. Daha sonra ordusunu iki kısma ayırarak Gök-Tepe istikametinde ilerlemeye başladı. İlerleyiş sırasında Rus askerleri önlerine çıkan bütün yerleşim alanlarını talan etmekte ve çok sayıda Türkmen yerlisini de katletmekten geri durmamaktaydılar. Bami, Burma, Arçman'da, Gök-Tepe'nin 20 km. kadar ötesinde yer alan Yaracı mıntıkasında çadır kurdular. Bu olay Türkmen tarihine I.Gök-Tepe savaşı olarak girecek bir sıra çatışma ve muharebeleri başlatacaktır. Türkmen tarihçilerinin görüşüne göre, "I. Gök-Tepe trajedisi" olacaktır.

Bendesan çarpışmalarını kaybettikten sonra iyice köşeye sıkışan Türkmenler'in Gök-Tepe kalesine sığınmaktan öte başka çareleri kalmamıştı. Türkmenler, kale duvarlarını yükseltip, kadın ve çocukların korunması için kalenin hemen yakınında bir yerleşim merkezi kurmuşlardır. Yengi-şehir olarak adlanan bu yeni merkez Gök-Tepe düştükten sonra ele geçerilebilecek bir konumda bulunuyordu.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Rus İşgalinden Sonra Türkmenler'in Milli Konumu

Mesajgönderen TurkmenCopur » 22 Ara 2010, 18:52

General Lazaryev son hazırlıklarını tamamladıktan sonra, 9 Eylül sabahı üç ayrı koldan Gök-Tepe istikametinde harekete geçti. Kalenin müdafaasından sorumlu olan Berdi Murad Han, esas birliklerini Kara Batur komutasında, Rusların mühimmat ve ulaşım teçhizatını koruyan üçüncü kola karşı yönlendirdi. Amaç, Rusların cephaneliğini yok etmekti. Kara Batur büyük bir cesaret örneği sergileyerek Rusların üçüncü koluna saldırmış ve Rus Kazaklardan oluşan birliklere büyük bir zayiat vermişti. Ama, Rusların ikinci kolunu yöneten Alman asıllı general Borch, üçüncü kolun imdadına yetişerek, onları herhangi bir bozgundan koruyarak, iki saat kadar süren Türkmenlere karşı çetin bir savaşa koyulmuştu. Savaşı kaybetmesine rağmen düşmana tekrar tekrar saldırmaktan geri durmayan Kara Batur saldırıların birinde öldürülünce birlikleri dağılmış, geri kalanları da Gök-Tepeye sığınmışlardır.

Öğlen saatlerinde Lomakin askerlerini Gök-Tepe önlerinde mevzilendirerek kaleyi top ateşine tutmayı emretti. Top ateşleri devam ederken Lomakin yeni bir saldırı planı hazırladı.

Plana göre:

Albay Dolgorukov birlikleri batı, General Borch'un askerleri kuzey, General Witgenstein'in ordusu da doğu tarafından General Lomakin'den gelecek emir üzerine akşama doğru saat 5 sularında kaleye saldıracaklardır. Top ateşlerinin hedefi sadece Gök-Tepe değil, kadın ve çocukların bulunduğu Yengi Şehir de harabeye dönüştürülmüştü. Aşkabat'a kaçmak isteyen bir grup kadın ve çocuk ise önleri kesilerek yoğun top ateşleri altında tekrar kaleye döndürülmüşlerdi.

Kalenin iyice zayıfladığını varsayan Lomakin askerlerine saldırı emri verdi. Saldırı anma kadar pek bir varlık gösteremeyen kaledeki Türkmen birlikleri bu anı beklermiş gibi hatıratların belirttiğine göre "göğüs göğüse, gırtlak gırtlağa vahşet ve trajedinin sahne olduğu korkunç bir savaşa koyuldular". Türkmenler, başlatılan işgalden beri ilk kez Rusları bir savaşta yenme başarısı gösterebildiler. Kaçmaya çalışan Rus birliklerinin peşine takılan Berdi Murad Han, Yüzbaşı Makhuki'nin emrinde bulunan topçu birliklerinin yoğun top ateşleri sonucu şehit düştü. Bu durum karşısında şaşkına dönen Türkmenler, savaşarak kaleye dönmeye mecbur kaldılar.

I. Gök-Tepe Savaşı Rusları büyük bir paniğe ve korkuya düşürmüştü. Bu korku ve panik ile geceyi geçiren Ruslar her an bir Türkmen saldırısı olacak korkusuyla uyanarak sabahleyin Hazar kıyılarına doğru geri çekilmeye başladılar.

Bu savaşın bilançosu:

Ruslar 185 ölü, 268 yaralı, Türkmenler çoğunluğu kadın ve çocuktan oluşan 4 000 ölü, bir o kadar da yaralı olarak gerçekleşmişti.

Gök-Tepe'de olanlardan haberdar olan Nurberdi Han, oğlunun naaşım almak için Merv'den Gök-Tepe'ye geldi. Gök-Tepe'de büyük bir çoşkuyla karşılanan han, Ruslar'ın geri döneceğini bildiği için yeni bir Harp Meclisi toplayıp durum tespiti yaptı. Nurberdi Han'ın İran Bujnurd Valisi Yar Muhammed Han'a yazdığı mektuba bakılırsa hala müttefik aradığı söylenilebilir. Öte yandan İran ve Osmanlı matbuatında "Gök-Tepe Zaferi" büyük bir yankı bulmuştur. Ama Osmanlılar'ın ve İran Kaçarları'nın Türkmenlere olan desteği gazetelerde yer alan haberlerin dışına çıkmadı. Adeta, bütün İslam ülkeleri bu trajediyi seyretmenin daha karlı olacağına kanaat getirmiş gibiydiler.

I. Gök-Tepe Savaşı'nın faturası General Lomakin'e kesildi. Çarlık, Türkmenistan'ı işgal edecek orduların komutanlığına önce Tergukasov'u, ardından da General M. D. Skobelev'i atadı. M. D. Skobelev çeşitli nedenlerle Türkmenistan'da bulunmuş ve bölgeyi iyi biliyordu. General'in ilk işi morali çökmüş Rus askerlerini Kafkasya'daki yeni birliklerle değiştirmek oldu. Ulaşıma önem verdiğinden Hazar Denizi'nin sahillerindeki Mihaylov alayından Kızıl-Arvat'a kadar uzanan Zakaspi demir yolu hattını yaptırdı. Hazırlıkların tamamlandığını haber alan general Nisan 1880 yılında büyük bir birlikle Hazan aşıp Türkmenistan'a geldi. Artık II. Gök-Tepe Savaşı için hazırdı. Suvorov ve Kutuzov'dan sonra Rusya'nın en büyük generali olan Skobelev ününü Plevne'de Osman Paşa'ya karşı savaşlarda kazanmış, Çarlık sarayında şöhretini korumak için Türkmenistan'ın işgalinde askere karşı büyük fedakarlıklar yapmıştı. Askerin maneviyatını düzeltmek için büyük paralar harcamaktan çekinmeyen Skobelev, ordunun bölgedeki taşkınlığına da dikkat göstermeyerek, bir sürü tahribatlara seyirci kalmıştır.

Tam bu sırada, 5 Mayıs 1880 günü Nurberdi Han aniden vefat etti. Hanın küçük oğlu Mahdumkulu babasının yerine geçerek kısa zamanda Türkmen birliklerini toplayıp Dıkma Serdar'la birlikte üç kişilik danışmanlar heyeti kurarak müdafaa hazırlıklarını artırdı. Haziran 1880 tarihinde Ruslar kaldıkları yerden devam etme kararı aldılar. Dıkma Serdarın bütün karşı koymalarına rağmen Rus ordusu Gök-Tepe önlerine gelmekte gecikmedi. 4 Mayıs 1880 yılında Krasnovodsk'den hareketle Skobelev, 28 Mayısta Hoca-Kala, 11 Haziran'da Bami, ardından da Nohur ve Arçman'ı ele geçirdi. Ele geçen her bölgeyi kan gölüne çeviren Ruslar intikam ateşiyle yanıp tutuşuyorlardı. Bu.durum karşısında Gök-Tepe'ye kaçarak kurtulmaya çalışan Türkmenler tam bir felaketle yüz yüzeydiler.

Verilen bilgilere göre, bölgenin önde gelenleri:

mollalar, ilim adamları, serdarlar, işanlar, aksaçlılar hepsi Gök-Tepe'ye toplanmışlardı.
1 Ocak 1881 yılında Ruslar, Yengi Kale'ye saldırdılar; kaleyi zapt eden Ruslar, Türkmenler'in yoğun müdafaası karşısında Gök-Tepe'ye giremediler. Skobelev, Türkmen direnişini kırmak için kalenin çevresini mayınla kuşattı. General Skobelev'in emriyle Rus birliklerinin sağ cenah komutanlığına Albay Kuropatkin, sol cenah komutanlığına ise Albay Kozelkov atandı. 4 Ocak tarihinden itibaren de Ruslar yer altında kazdıkları kanallara mayın döşemeye başladılar. Birkaç gün içinde Ruslar, kale duvarlarına kadar lağımlar kazıp mayın döşeme işini tamamlamışlardır. Kale çevresinin mayınla kuşatılma görevi ise Albay Rutkosky'in emrinde bulunuyordu. General Skobelev, Ashabad yolu üzerinde General Petruseviç komutasında bir birlik konuşlandırarak Türkmenler'in dikkatini bu yöne çekmeyi başardı. Gök-Tepe'nin Ashabad yolu tarafında General Petruseviç birlikleri ile Türkmenler arasında kanlı çarpışmalar başladı. Çarpışmalarda Türkmenler büyük kayıplar vermesine rağmen Rusların hücum gücünü geri püskürtmeyi başardılar.

Öte yandan Ruslar 5-6 Ocak günlerinde kalenin mayınla kuşatmasını tamamladılar, bir gün sonra ise Ruslar kaleyi top ateşine tuttular. Türkmenler, Ruslar'ın mayın olayından habersiz, başlatılacak yakın plandaki savaşları beklemekteydiler. Ama, General Skobelev, Türkmenlere bu fırsatı vermedi. Ruslar, 9 Ocak tarihinde mayın çalışmalarına devam ettikleri sırada, Türkmenler bunun farkına varmış olmalıdırlar, ki Dıkma Serdar'ın liderliğindeki birlikler saldırı gerçekleştirdiler. Mayıncılara ve Albay Kuropatkin'in emrindeki birliklere büyük zayiatlar veren Türkmenler, bir Rus alay sancağını da ele geçirdiler. Morali bozulan Rus askerlerinin maneviyatını düzeltmek için Kuropatkin'e güneydoğu yönünde kaleye saldırı emri veren General Skobelev, yoğun top ateşi sonucu Türkmenlere ağır darbe vurdu.

Ama, Rusların gövde gösterisinden yılmayan Türkmenler, 11 Ocak gecesi bu defa Ruslar'ın sol cenahına saldırdılar. Ruslardan birçok askerin ölmesine, bir top ve yüzlerce tüfekin ele geçirilmesine neden olan Türkmenler, General Skobelev'i iyice kızdırdılar. Ancak, 16 Ocak'taki saldırılarında Türkmenler öncekiler kadar başarılı olamadılar.

Öte yandan 18-23 Ocak tarihlerinde kale duvarları altında mayın döşeme işini tamamlayan Ruslar 24 Ocak günü taarruza geçtiler. Öğlene kadar devam eden top ateşi, öğlene doğru Rusların geri çekilmesiyle durdu. Tam bu sırada Ruslar mayınları ateşlediler. Büyük patlama sonucu çöken kale duvarları, Türkmen tarafını şaşkına çevirdi. Büyük korkuyla Ashabad'a doğur kaçmaya başlayan Türkmenler, Ruslar'ın yoğun top ateşi ile karşılaştılar. Çoğunluğunu çocukların ve kadınların oluşturduğu kaçmaya çalışan Türkmenler, Rus askerleri tarafından katledildiler. Yıkılan kale duvarları arasında savaşı sürdüren Türkmen birlikleri, Rus güçlerine karşı koyamayarak şehit düştüler. 25 Ocak 1881 yılında Gök-Tepe Ruslar'ın elinde bulunuyordu. Çok az askerle, kadın ve çocuklarla Dıkma Serdar ve Mahdum Kulu Han Ashabad tarafına çekilmek zorunda kaldılar. II. Göktepe savaşında Ruslar 1 general, 20 subay, 268 asker; Türkmenler ise 6 500 asker, 28 000 kadın, çocuk ve ihtiyar kaybettiler. Ruslar, Gök-Tepe'de tam bir katliam gerçekleştirdiler. Sadece, savaşan erkek nüfus değil, aynı zamanda siviller de yok edildiler. En üzücü olanı ise Türkmenler bu savaşta çok sayıda ulema kaybettiler. Aynı gün General Skobelev bir bildiri yayınlayarak mağlup olan Türkmenlerin Rus Çarı'nın hakimiyetine girmelerini istedi ise de Türkmenlerden gelen red cevabı üzerine, Ruslar 31 Ocak 1881 yılında Ashabad'a kadar bütün Türkmenistan'ı ele geçirdiler.

Gök-Tepe'nin düşmesinden sonra birkaç ay daha direnişini sürdüren Türkmen beyleri sonunda Rus hakimiyetine boyun eğmek zorunda kaldılar. Nisan 1881 yılında Mahtum kulu Han, Dıkma Serdar ve Kurban Murad İşan, Rus yönetimine teslim oldular.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Rus İşgalinden Sonra Türkmenler'in Milli Konumu

Mesajgönderen TurkmenCopur » 22 Ara 2010, 18:52

Bağımsızlık yanlısı Türkmenler, Ruslardan kaçarak Merv bölgesine sığındılar. Burada, İngiltere'nin baskısıyla karşılaşan Rusya, Merv'i ele geçirme planlarını ertelemek zorunda kaldı.781 Ama bu erteleme pek fazla sürmedi ve Rusya 1884 yılında Merv'i ele geçirdi. Türkmenistan'ın işgali 1885 yılında tamamlanmış oldu.

Türkmenistan'ın düşüşünün nedenlerini Nadir Devlet kısaca şöyle özetlemektedir:

"Göktepe'nin düşmesi ile Aşhabad, Merv işgal edildi ve Ruslar Afganistan'a sarkmaya başladılar. Türkistan'daki bu Rus başarılarının başlıca sebebi, onlara karşı mukavemeti teşkilatlandıracak kuvvetli bir Türk devletinin bulunmayışı idi. O sıralarda Türkistan'ın ahalisi Kazak, Kırgız, Karakalpak, Türkmen toplulukları birbirleriyle mücadele içinde zaafa düşmüşlerdi. Türkistan halkının mühim bir kısmı modem Rus silahlarına karşı duracak durumda değildiler". Bu nedenler Türkmenler için aşılmaz birer problemdi. Bütün bu olumsuzluklar Ruslar'ın Orta Asya işgalini kolaylaştırıcı etkenler olmuştu.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Hazar Ötesi Türkmenleri

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir