Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Kuzey Kafkasya Oğuzları'nın Tarih Ve Kültürleri

Burada Kuzey Kafkasya Türmenleri hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Kuzey Kafkasya Oğuzları'nın Tarih Ve Kültürleri

Mesajgönderen TurkmenCopur » 22 Ara 2010, 20:47

KUZEY KAFKASYA OĞUZLARI VEYA TÜRKMENLERİNİN TARİH VE KÜLTÜRLERİ HAKKINDA KISA BİLGİLER

Tarihin büyük Türkoloğu Kaşgarlı Mahmut, daha XI. yüzyıl ortalarında "Oğuzlar, Türkmen'dirler" diye yazmıştı. Kadim Oğuzların günümüze kadar yaşayışının ve gelişmesinin pek olağanüstü ve ilgi çekici bir tarihi vardır. Şu anda Türkmenistan sınırları dışında dünyanın pek çok ülkesinde milyonlarca Türkmen yaşamaktadır. Onların belirli bir bölümü "uruk-tayfa toparları", yani aşiret birleşmeleri olup devrin iktisadi, siyasi ve tarihi şartlarıyla ilgili olarak Orta Asya'dan Avrupa'ya doğru göçüp giden Oğuzlar ya da Türkmenlerdir. Bu Türkmenler ekseriyetle "Stavropol Türkmenleri" veya "Kuzey Kafkasya Türkmenleri" adıyla anılmaktadır.

Stavropol Türkmenlerinin Kuzey Kafkasya'ya; Astrahan'a, Açikulak'a ve Stavropol düzlüklerine göçüp yerleşmelerinin tarihi ve yaşayışları hakkında özel öneme sahip itibarlı kaynaklar ve zengin materyaller özellikle şu anki Stavropol şehrinde kurulmuş olan Stavropol Devlet Arşivi'nde korunmaktadır. Ayrıca 'Kafkaz Arhografik Komissiyasının Aktları' ve diğer coğrafi, tarihi ve dilbilimsel kaynaklar bu hususta bilgi vermektedirler. Tarihi malûmatlara göre XVI.- XVIII. yüzyıllarda Türkmenlerin önemli bir bölümü Mangışlak'ta, Üstyurt'ta, onun kuzeyinde, Sargamış'ta, Uzboy kenarlarında, Balkan'da ve Bozacı yarımadalarında yaşamışlardır. Onlar Hive hanlarının devam eden akınlarından, ağır vergilerinden ve zulmünden kurtulmak; ayrıca kendilerinin ve hayvanlarının güvenliğini sağlamak ve barış içinde göçebeliklerini sürdürmek maksadıyla Ruslara yakınlaşmayı uygun görmüşlerdir. Bu sebepten de Mangışlak'ta, Üstyurt'ta ve Bozacı yarımadalarında yaşayan Oğuz-Türkmen tayfalarından ilki olan en yakın kardeş aşiretlerden "Çovdurların", "İgdirlerin", "Söyüncacıların" ve "Abdalların" büyük bir kısmı Rus idaresine alınmalarını ve Rusya'ya göç etmelerinin sağlanmasını istemişler; bunun için de ihtiyarlarını Astrahan'a ve Peterburg'a gönderip durmuşlardır. Mesela bu Türkmenlerin temsilcileri 1677, 1741, 1745, 1777, 1778, 1798, 1801, 1802, 1811 ve 1812 yıllarında Astrahan ya da Peterburg'ta bulunmuşlardır.

1777 yılında Mangışlak'tan Astrahan'a göç eden Türkmenler, Astrahan valisi Yakob'a yazdıkları dilekçelerinde atalarının bundan yüz yıl önce, yani 1677 yılında Mangışlak'tan Astrahan'a hür iradeleriyle göçüp geldiklerini söylüyorlar. Oğuz Türkmenlerinin tanınmış 'uruk-tayfa' birleşmelerinin (Çovdurlar, İğdirler ve Söyüncacılar) Kuzey Kafkasya'ya özellikle erken geldikleri hususunda da tarihi bilgiler vardır. Prof. Dr. Faruk Sümer, "XVI. yüzyılda Anadolu'daki Oğuzların bir bölümüne "Çavundur" ya da "Çavdur" derdiler", şeklinde görüş ifade eder. Demek ki Mangışlak'tan Anadolu'ya geçen Türkmenlerin belirli bir bölümü Kuzey Kafkasya'da kalmışlardır. Aslında bu Türkmenler, Kuzey Kafkasya'ya "Kalmıklar" ile birlikte gelmişlerdir.

Prof. Dr. Faruk Sümer bu konuda şunları yazar:

"Kalmuklar; Çavdur, İğdir, Soynacıların bir bölüğünü Kuzey Kafkasya'ya götürdüler."4 Böylece Türkmenlerin Kuzey Kafkasya'ya göçüp gelmelerinin başlangıcı XVII. yüzyıla değil de XV. yüzyıla kadar gitmektedir. Daha sonraki yüzyıllar boyunca ise onların Kuzey Kafkasya'ya, yani daha önceki kardeşlerinin yanına göç edip gelmelerinin süreci devam etmiştir.

Bu bilgilere göre 1653 yılında Kuzey Kafkasya'ya 1665 Türkmen obası göçüp gelmiştir. Pyotr devrinde ise 200 evli Türkmen grubunun geldiği dikkati çeker. 1785 yılına kadar Kafkas eyaletine İgdirlerin, Çovdurların ve Söyüncacıların 1400 evli obası göç yoluyla gelmiş bulunmaktadır1. G.L. Knorrin'in 1 Ocak 1803 tarihli raporunda Astrahan'a dört kişilik Türkmen temsilci grubunun geldiği ve kendi "uruk-tayfa"larının Rus idaresine kabul edilip edilmeyeceklerini sordukları belirtilir2. O yıl Abdallardan Molladövlet Mıratnıyaz, Begençmırat, Gara ve Durdı Mıradov adlı kişiler Astrahan'a gelmiş, aşiretlerinin Rus idaresine kabul edilmesini istemişlerdir3. 19 Kasım 1811'de Astrahan'ın Vali yardımcısı Velsovskiy'in General Rtişşev'e verdiği raporunda 2300 Çovdur obasının Astrahan'a geldiği belirtilmiş, burada kendilerinden önceki aşiretlerle birlikte yaşamalarına izin verilip verilmeyeceği hususu sorulmuş ve bu amaçla altı kişilik bir Çovdur temsilci heyetinin geldiği ifade edil-miştir4. 1 Kasım 1812 tarihinde yine Astrahan'a sekiz kişilik Çovdur temsilci heyetinin geldiği, önceki 2300 evli (11.500 kişilik) Çovdurlar ile aynı zamanda bir çok obanın Rus idaresinde bulunmaya razı olduklarını bildirdikleri ve Rus böl-gelerine göç etmeleri hususunu sordukları bilinmektedir5. Gelen Türkmen ihtiyarlarına Rusya'ya göç etmeleri ve öncelikle göçebelik edecekleri yerleri sınamaları için izin verilir. 1813 yılında ise tekrar 600 Türkmen deniz yoluyla gelirler ve Volga eteklerine yerleşirler. Böylece Rusya'ya göçüp gelmeler daha somaki yıllarda da devam edegelmiştir.

Oğuzların (Türkmenlerin) Rus bölgelerine göç etmeleri aynı zamanda olmamıştır. Bu göç yüzyıllar boyunca ve tedricen mümkün olmuştur. Türkmenler, Kuzey Kafkasya'ya, Astrahan ve Stavropol düzlüklerine Orta Asya'dan başkalarının toprağını zorla basıp almaya gelen işgalciler olarak değil; aksine barış içinde göçerlikle iştigal etmek isteyen ve hem kendilerinin hem de hayvanlarının güvenliğini sağlamak isteyen göçebeler olarak gelmişlerdir. Arşiv mal sağlamak isteyen göçebeler olarak gelmişlerdir. Arşiv malzemelerinin gösterdiği ve 1950'li yılların yaşlılarının söylediklerine göre Kuzey Kafkasya'ya toplam olarak 18.000 evli Türkmen göçüp gelmiş ve bunların nüfusu 90.000'i aşmıştır.

Kaynakça
Kitap: KAFKASYA OĞUZLARI VEYA TÜRKMENLERİ
Yazar: Sapar Kurenov, Ali Duymaz
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: KUZEY KAFKASYA OĞUZLARI'NIN TARİH VE KÜLTÜRLERİ

Mesajgönderen TurkmenCopur » 22 Ara 2010, 20:48

Orta Asya'dan göçüp gelen Oğuz ya da Türkmenlerin çoğu üç büyük kardeş aşiret birleşmesinden oluşmuş olup (Çovdurlar, İğdirler ve Söyüncacılar) kendilerini Seyinhan ilinden kabul ederler. Bu aşiretlerin her birinin hayvanlarına vurdukları damgalar vardır ve her büyük aşiretin ayrıca adlandırılan kolları vardır. Ben bu aşiret ve kol adlarını kendi ağızlarından kaydettim ve yazıya aldım.

Mesela:

1. Seyinhan İlinin Çovdur Uruğu: Çovdur uruğunun altı adet "bağ"ı, yani kolu vardır. Bunların damgalarının genel adı "Çağarak"tır.

Kolların adları ise:

a) "Galim (Akgalım, Garagalım)";
b) "Sevi";
c) "Sokı";
ç) "Alacabaş (Alaca-baş, Tüver)";
d) "At (At, Çoralar)";
e) "Çakçak (Höveşşeli, Savar calı)"dır.

2. Seyinhan İlinin İğdir Uruğu: İğdir uruğunun dokuz adet kolu vardır:

a) "Yahşıhoca", damgasının adı "Dal";
b) "Goludaglı", damgasının adı "Elif';
c) "Düzmüş", damgasının adı "Dal";
ç) "Gazayaklı", damgasının adı "Gazayak";
d) "Ge-yen", damgasının adı "Dal";
e) "Tüver";
f) "Dogma", damgasının adı "Darak";
g) "Mamıt", damgasının adı "Yılan";
h) "Gökler", damgasının adı "Dal".

Bu tasnifin büyük olanlarının kendi içinde de ayrı kolları vardır:

"Gazayaklı"nın "Hıdırili", "Salargazan", "Orsut", "Yakup" adlı kısımları; "Golu-daglı"nın "Firene" ve "Tüver"in ise "Cumaköyler", "Çüykel-ler", "Çerikler" ve "Kahramanlar" gibi kısımları vardır.

3. Seyinhan İlinin Söyüncacı Uruğu: Söyüncacı uruğunun altı kolu vardır:

a) "Avlemin", damgasının adı "Ucı ır-gaklı ay";
b) "Abdılgappar", damgasının adı "Çömüş"; ya da "Ucı ırgaklı ay";
c) "Hakberdi", damgasının adı "Kese elipli ay";
ç) "Yarı", damgasının adı "astı sekinli ay";
d) "Durdok", damgasının adı "Dik elipli ay";
e) "Söyündik", damgasının adı "astı dik elipli ay" ya da "Çömüş". Bunlardan "Yarı"nın "Garadombı" ve "Barhan"; "Söyündik"in ise "Garabiy", "Bekir", "Çekir", "Takır" ve "Özvek" adlı kısımları vardır.

Kuzey Kafkasya'ya ve Stavropol bölgesine göç eden bu Oğuzlar veya Türkmenler ilk olarak Astrahan bozkırlarında ve Volga eteklerinde, daha sonra Kuma ve Terek ırmakları boylarında ve Stavropol düzlüklerinde geçimlerini temin için göçebelikle meşgul olmuşlardır. Hayvancılık ve göçebelik onların en önemli işi olmuştur. Ekip biçme işleri henüz tam yerleşmemiştir, çünkü hayvancılık bu Türkmenlerin ihtiyaçlarına cevap vermektedir. Kılık kıyafet ve yiyecek içecek gibi ihtiyaçları sadece hayvanlardan faydalanarak karşılayabilmektedirler.

Bu hususta tarihi belgeler Türkmenlerin kendi dilinden şöyle demektedir:

"Bizim atalarımız babalarımız Mangışlak'tan kendi istekleriyle aileleriyle birlikte İmparator Pyotr'un hakimiyetine geçmişlerdir. O, bize göçebeliğe uygun yerlerde, yani nerede münasip otluk arazi ve temiz su bulduysak arada konup göçme izni verdi ve bizi Kalmık Han'ı Ayuka'ya emanet etti... Biz kendimize neresini uygun gördüysek orada göçebelik ettik."

Türkmenlerin göçebelik ettikleri asıl araziler Kuma, Manıç, Aygur ve Kalaus ırmaklarının kenarları olmuştur. Bu yerler daha sonra "Türkmen Sahrası" olarak adlandırılmıştır. Türkmenlerin göçebelik ettikleri yerler kendi adlarıyla ilgili olan "Gış Türkmen Stavkası" [Kış Türkmen Karargahı] ve "Tomus Türkmen Stavkası" [Yaz Türkmen Karargahı] isimleriyle haritada da yer almıştır.

Kış yaklaşıp güz biterken Türkmenler bütün aileleri, evleri ve hayvanlarıyla kervan oluşturarak Kışlık Türkmen Karargahı'na, yani Kuma nehrinin doğu yamaçlarına çıkarlar. Yazın ise onun sol tarafındaki Yazlık Türkmen Karargahında mesken tutarlar. Göçebelik düzeninde de "uruk-tire" kardeşliği ve birlikte oturma adeti ehemmiyetini korumuştur. Mesela İğdirler daha ziyade Kuma, Çovdurlar Kalaus, Söyüncacılar ise Manıç ırmaklarının kenarlarında göçebelik etmişlerdir.

I. Pyotr devrinde Türkmenler Kalmık cemaatine katılmış ve Kalmık hanlarının idaresinde bulunmuşlardır. 1771 yılında Türkmenlerin ısrarlı biçimde karşı çıkmalarına rağmen Kalmık hanı Ubuşi, onların bir bölümünü zorla Volga ırmağının üstüne Hıta'ya alıp götürmüştür. Ancak onlardan 340 evli bir Türkmen aşireti nasıl olduysa geriye, yani Volga'dan Astrahan'a kaçıp gelmeyi başarmıştır. General Be-ketov'un rehberliği sayesinde kaçıp geri gelen Türkmenlere Volga'dan Kuma ırmağına kadar göçebelik etme izni verilmiştir.

Türkmenler, Kalmık hanlarından gördükleri eziyetleri beyan ederken şöyle yazarlar:

"Ubuşi Han yeminini bozdu ve kendine bağlı adamlarıyla birlikte Hıta'ya kaçtı. Bu sırada bizi de zorla Hıta'ya alıp götürdü, ancak biz Ural nehrinin ötesine geçtikten sonra Taysöyen ve Garaköl adlı düzlükler civarında Kalmıklardan kaçıp eski yerimize, imparatorun idaresine döndük. Kalmıklar bunu fark edip bizim peşimizden adam gönderdiler, bunlar yetişip bizim bütün malımızı yağmaladılar, çok sayıda adamımızı öldürdüler ve bir grubumuzu da esir aldılar."

Kuzey Kafkasya'da yüzden fazla halk yaşamaktadır. Buraya göçüp gelen Türkmenler, o halklardan Ruslar, Tatarlar (çoğunlukla Kazan Tatarları), Nogaylar ve Kalmıklarla birlikte bazı dağlı halklarla da özel ve yakın ilişkilerde bulunmuşlardır. Hatta aile ve akrabalık ilişkisi bile tesis etmişlerdir. Şu anda Stavropol Türkmenlerinin ailelerinde zamanında akraba olan Tatar ve Nogayların temsilcilerini görmek mümkündür, onların erkeklerinin bir kısmının eşleri Tatar ya da Nogay köleleridir. Bu ilişkiler Türkmenlerin sadece diline değil, hayatına, kültürüne ve etnografyasına da tesir etmiştir. Mesela Türkmenler Kalmıklardan çay hazırlamayı (Kalmık çayı); Nogaylardan yakası dik, beli büzgülü uzun erkek giyimlerini ve kalpağı; Tatarlardan ise bazı yemek çeşitlerini yapmayı, düğün ve eğlencelerde yapılan dansları ve türküleri almışlardır.

Stavropol Türkmenleri Kafkasya'nın diğer halklarıyla, belirli ticaret merkezleriyle de yakın ilişkide bulunmuşlardır. Onlar Tiflis, Baku ve Stavropol vilayetleri yanında Terek ve Mozdok bölgeleriyle de ticari ilişkiler geliştirmişlerdir. Türkmenler bu vilayetlerde ve civarında at, deve, koyun ve diğer boynuzlu hayvanlarla birlikte deve ve koyun yünleri satmışlardır. Bazen de Rus tacirleri Türkmenlerin göçebelik ettikleri yerlere gelerek mal alış verişinde bulunmuşlar ya da onların develerini ticari maksatlarla kiralama yoluna gitmişlerdir. Türkmen Komiserliği'nin 1848 yılındaki hesaplarına göre o yıl Türkmenler, Tiflis vilayeti ve diğer pazarlarda 8262 baş hayvan satmışlardır.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: KUZEY KAFKASYA OĞUZLARI'NIN TARİH VE KÜLTÜRLERİ

Mesajgönderen TurkmenCopur » 22 Ara 2010, 20:48

"Develer, kendi değerleri üzerinden Tiflis ve Baku vilayetlerinde satılır. Ayrıca diğer develerini Zakafkas ülkelerinde satmaya götüren insanlar Mozdok'tan Vladikafkas'a ve Tiflis'e kadar kiralamak için türlü eşyalar getirirlerdi. Bunun karşılığında ise Türkmenler uygun bir kar alırlardı".

Başka bir belgede Stavropol Türkmenlerinin diğer bölgelerle ticari ve iktisadi ilişkileri konusunda şöyle deniyor:

"Nizegorod pazarının tüccarları tarafından develerini kiralamak suretiyle Mozdok'tan Tiflis'e kadar her çeşit malın götürülmesini Türkmenlerin asıl sanatı olarak kabul etmek mümkündür. 1849 yılında bu maksat için Türkmenler 1200'den fazla deve göndermişlerdir". Türkmenler ticari ve iktisadi ilişkilerinin boyutlarını devamlı genişletmişlerdir; kendi mallarını sadece Tiflis, Mozdok veya Baku taraflarına değil, Georgiyevsk ve Stavropol şehirlerinin pazarlarına da çıkarmışlardır. S. V. Farforovskiy şu şekilde yazıyor: "Türkmen Komiserliği'nin başka pazarlara çıkardıkları malları iri ve güzel mallardan, deve ve koyun yünlerinden ibaretti. Develeri satma işi esasen Tiflis'te gerçekleştirilirdi. Mozdok ve Vladikafkas'tan Tiflis'e yük götürmek için deve satıcılarının develeri kiralık olarak tutulurdu. Orada develerin her biri 40 manat (:ruble) fiyatla satılırdı. Atlar, boynuzlu hayvanlar, koyun ve keçiler Stavropol ve Georgiyevsk şehirlerinin pazarlarında satılırdı. Türkmenler sattıkları davarların karşılığında kırmızı renkli kumaşlar, tel sepetler, çuha, tahıl, tuz ve Kalmık çayı alıp dönerlerdi.

10 Mart 1825 tarihinde Kuzey Kafkasya'nın göçebe Müslüman halklarının bağlı olduğu başkomiserlik meydana çıkar. O sırada Türkmenlerden ayrı olarak göçebe halkların Baş Türkmen Komiserliği kurulup Kafkasya'da yaşayan Türkmenlerin önemli bir kısmı bu bölgede toplanır. Bu bölge ya da vilayet, yani Türkmen Sahrası; Stavropol vilayetinin hakimiyetinde bulunmuş ve onun kuzey-doğu tarafında Kalaus ırmağından Kuma ırmağına kadar olan geniş alanı içine almıştır. Ayrıca kuzey-doğuda Kalmıklar, doğuda Karanogaylar, güneyde Açıkulak Nogayları ve batıda diğer Kafkasya vilayetleriyle sınır teşekkül etmiştir.

Baş Türkmen Komiserliği'nin merkezi Yazlık Türkmen Karargahı olup buradaki Türkmen Komiserliği bütün Türkmenlerin ekonomik ve idari işlerini yürütmüştür, ayrıca Türkmen bütçesinin gelir ve giderlerinin hesabını yapmıştır. İnsanların şikayetleri ve farklı kişilerin şahsi problemleri çözüme kavuşturulmuştur. Yazlık Türkmen Karargahında her yılın mayıs ayında Türkmenler at yarışları düzenlemektedirler. Bu at yarışları çok ilgi çekici şekilde büyük şenlik ve eğlencelerle gerçekleştirilmiş; bunlara vali, başkomiser ve diğer vilayetlerin erkanı da katılmışlardır. Birinci olan atlara kumaş ve saat gibi çeşitli hediyeler verilmiştir.

1845 yılında Stavropol vilayetinde yaşayan göçebe Türkmenlerin nüfusu 13.440 civarındadır. Beş yıl sonra, yani 1850 yılında 12.890 Türkmenin varlığı ortaya çıkarılıyor. Bu tarihten 67 yıl sonra ise, yani 1917 yılında köy ve çiftlik yazımlarına göre Türkmenlerin tam sayısı 18.388'e ulaşıyor. Uzun yıllar boyunca Türkmenlerin nüfusunun bu derece az büyümesinin sebebi açıktır. Rusya'nın bunca acımasız ayazlı kışlarında ve açık havada devamlı bir yerden bir yere konup göçerek gitmek, iktisadi durumların büsbütün kötüye gitmesi Türkmenlerin bulaşıcı kolera ve sıtma gibi salgın hastalıklara yakalanmasına ve sonuçta helak olmalarına sebep olmuştur.

XIX. yüzyıl sonlarında Kafkasya Türkmenlerinin belirli bir bölümü geçimlerini temin etmek için yavaş yavaş yerleşik hayata geçmeye başlarlar ve bir kaç tane küçük yerleşik Türkmen köyleri meydana gelir. 1863 yılında Ulı Barhançak'ta 7-8 obadan oluşmuş ilk Türkmen köyü ortaya çıkar. Türkmenler bu köyü ilk kurulan köy olmasından dolayı Başagıl (Başoba) olarak adlandırırlar. Bu köy, yerleşik Türkmenlerin ilk, yani "baş" köyü olduğu için şu anda da Başagıl adıyla geçmektedir. 1900-1910 yılları arasında ise Türkmen köylerinde medreseler ve iki ilkokul eğitime açılır. Okula devam edenler sadece erkek çocuklar olup dersler Rus, Arap ve bazen de Tatar Türkçesinde görülmüştür. Köydeki mekteplerin hepsi devlet tarafından değil, bu okullarda okuyan çocukların anne ve babalarının aracılığıyla kurulmuştur. Türkmen çocukları okula hevesle katılmış, hevesle devam etmiş ve okumuşlardır. Mesela 19 Mart 1897. tarihinde bizzat vali yardımcısı bir Türkmen mektebine gelmiş, öğrencilerin okuma-yazma durumlarını kontrol ettiğinde Türkmen çocuklarının okumaya olan yeteneklerine çok şaşırmıştır.

Vali yardımcısı, Türkmen öğrencilerin kendisinde bıraktığı tesiri ifade için şöyle demektedir:

"Türkmen mektebine gelişim bende büyük tesir bıraktı. Nasıl olup da 'yabani' diye bildiğimiz halkın çocuklarının Rusça masalları tamamen saf, temiz ve doğru şekilde ve asıl manasıyla, tam telaffuzla söylediklerini; aynı zamanda çok zor matematik problemlerini doğru çözdüklerini görünce fevkalade hayran kaldım".

Sovyetler devrinde Merkezi İcra Komitesi Meclisi'nin bir kararı doğrultusunda Türkmenlerin daha önce oturdukları yer olan Stavropol bölgesinin kuzey-doğu kısmında ayrı bir Türkmen bölgesi oluşturulur ve onun idaresine diğer Rus bölgeleri ile birlikte 14 Türkmen köyü de girer. Bölge halkının tamamı Türkmenlerden meydana gelmiştir. Stavropol bölgesinin İcra Komitesi ve diğer ilgili kuruluşlar Türkmenlerin kültürel yönden gelişmesine özel bir önem vermişlerdir.

18 Mayıs 1926'da Türkmen bölgesi İcra Komitesi Meclisi'nin kabul ettiği kararda şöyle deniyor:

"Öğrenimin ana dilde yapılması gerektiği için Türkmen mekteplerinde Türkmenistan ders kitapları temel alınarak ders verilmesi gerektiği muhakkak bir şekilde anlaşılmalıdır. Bu maksatla Türkmen öğretmenlerini Türkmenistan'a eğitime göndermek gerekir". Stavropol Türkmenleri ile Türkmenistan arasındaki bu tür ilişkiler sadece eğitim sisteminde değil, ekonomik ve kültürel gelişmenin diğer yönlerinde de meydana gelmiştir. Neticede sonraki yılların istatistik değerlendirmeleri, Stavropol Türkmenlerinin durumlarının ve kültürel seviyelerinin iyileştiğini göstermiştir. Mesela 1936 yılına kadar Türkmenlerin nüfusu % 37'yi, okuma-yazma oranı ise % 68'i geçmiştir. Türkmen bölgesi idaresinde 16 adet "kolhoz" ile iki büyük "MTS" (Türkmen ve Edilbay MTS'leri) kurulur. 1933 yılından başlayarak Türkmen şivesinde bölge gazetesi yayımlanmaya başlar.

Şu anda Stavropol bölgesinin idaresinde 20'ye yakın Türkmen köyü bulunmaktadır. Türkmen köylerinin adları şöyledir:

Tomus Stavka (Estevke), Çur, Maştakgulak, Sarıgamış (Bu köyün adı genellikle Çönkey veya Şarhalsun adıyla geçer), Yanguy (Kulikova Kopani), Savan (Savan-Antusta), Edilbay, Başanta, Yusupgulak, Başagıl (Yokarı Barhançak), Damak Ağıl (Eteki Barhançak), Özeksu-vat, Deşikli, Çelal, Gapgaç, Mırzavek ve Mahmıtmekdep.
1956 yılında milli Türkmen bölgesinin ilga edilmesi; Türkmen bölgesi kolhozlannın, sovhozlarının ve çiftliklerinin Blagodarnensk, İpatov, Aragir ve Petrovsk gibi dört adet Rus bölgesine dağıtılması ve paylaştırılması, Nefte-kumsk ve Açıkulak Türkmenlerinin ise özellikle uzakta ayrı ayrı olarak yaşaması Türkmenlerin aralarındaki ilişkilere, kültürel ve ekonomik faaliyetlerinin birliğine, milli güvenlerine, azınlık ve küçük halk olmalarına kesin olarak olumsuz şekilde tesir etmiştir. Buna rağmen 1970 yılında Türkmen bölgesi yine kuruldu; fakat o eski eğitim sistemini kuramadı, dilini ve kültürünü tam olarak millileştiremedi.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: KUZEY KAFKASYA OĞUZLARI'NIN TARİH VE KÜLTÜRLERİ

Mesajgönderen TurkmenCopur » 22 Ara 2010, 20:48

Stavropol bölgesinin idaresinde bulunan Türkmen bölgesinin kolhoz ve sovhozlarında kültür şubeleri, kulüpler ve okuma odaları vardır. İlkokullarda öğrenciler Türkmenistan'dan gelen ders kitapları ile programlar temel alınarak kendi ana dillerinde eğitim görüyorlar. Stavropol Türkmenlerinin diğer köy çiftlikleri elemanlarıyla birlikte "Türkmen" adındaki sovhozun işçileri de kendi emeklerini ortaya koyuyorlar. Türkmen bölgesinin kolhoz ve sovhozlarının asıl köy çiftlik ürünleri buğday, mısır ve yün gibi şeylerden ibarettir. Küçükbaş hayvanlar ve özellikle de koyun çoktur. Çiftlikte ince yünlü koyunlar özel öneme sahiptir. Bölgenin koyunları, çoğunlukla ince ve yumuşak yünlü koyunların cinsinden olup onların yünleri daha üstün kalitedir. Stavropol Türkmenlerinde bu tip koyunlara "Şıvan koyunu" (Merinos) adı verilmektedir.
Stavropol Türkmenlerinin şu anda yaşadıkları meskenler kerpiçten inşa edilmiştir. Yemekler masada yenir. Giyimlerinin "içmek", "gapdal", "kürte", "beşmet", "börük", "destar", çember", "derlik", "çekmen" ve "köylek" gibi adları vardır. Rağbet gören yemekleri "etli unaş", "gayış", "mayii unaş", "etli şorva" v.s.dir. Düğünler çok coşkun bir şekilde geçer, yeni mesken kuranlar sadaka verirler. Gelin almak ve oğul vermek için yapılan düğünlere bölgenin her tarafından Türkmenler çağırılır. Mahalli Türkmen "bağşı"ları büyük bir itibar görür; türkü ve destanlar [halk hikayeleri] söylerler, danslar edilir ve "dutar" çalınır. Düğünlere herkes gönlünden geçtiği kadarıyla bir katkıda bulunur, daha sonra güreşler düzenlenir.

İhtiyar erkeklerin, aynen Türkmenistan Türkmenlerinki gibi uzun giyimleri vardır. Bu giyimler iki çeşittir; yani yaz giyimi ve kış giyimi. Yaz giyimi incedir ve genellikle saten ya da basma kumaştan astarı olur. Kış giyimi ise kalındır ve pamuk destekli kaba kumaştandır. Uzunlu-kısalı giyimlerin yakası diktir, bazen belleri büzgülüdür; ihtiyarlar daima kalpaklı gezerler, ancak onların kalpakları bizdeki gibi tüyleri uzun koyun derisinden dikilmiş kalpaklar değildir. Stavropol Türkmenlerinin kalpakları Nogaylarınkine benzer. Onlar kalpağa "börük" adı verirler.

"Börük"lerin orijinal şekilleri vardır:

Yatay tarafının etekleri kuzu postu ile çevrilmiş ve daha sonra tepesi toplanmıştır. "Börük"ün toplanan yeri ya deriden ya da keçeden yapılır. "Börük"ü ihtiyar kadınlar da giyer, fakat onların giydiği 'börük', "kunduzlu börük" olarak adlandırılır. "Kunduzlu börük" şu anda pek seyrek görülmektedir. Kadınların gömlekleri ve elbiseleri de bizdeki gibi uzundur; onların elbiselerinin yenleri de uzundur. Yeni gelinlerin, yaşlı kadınların başlarına örttükleri örtülerin kumaşlarının çeşit ve renkleri giyenlerin yaş özelliklerine göre değişir. Onlar başlarına iki çeşit baş örtüsü örterler. İlki "çember" adı verilen örtüdür. 'Çember' örtülünce sadece yüz kısmı açıkta kalmaktadır, kalan yer ise 'çember'in diğer kısmıyla örtülür. 'Çember' göğüsten çeneye kadar getirilip sıkıştırılır. 'Çember'den sonra onun üzerine "dastar" denilen şey örtülür. 'Dastar'ın ve 'çember'in uç tarafı küçük zincir ya da inci dizileriyle çevreleniyor ve örtülüyor. Düğün günleri bütün kadınlar (çoğunlukla orta yaştan yukarı olanlar) özel elbiselerini ve milli kıyafetlerini giyerler. Özellikle yaşlı kadınlar 'çember'den soma başlarına 'kunduzlu börük' giyerler ve daha sonra 'kunduzlu börük'ün üzerine 'dastar'larını atarlar.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Kuzey Kafkasya Türkmenleri

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir