Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Terekemelerde Kültür Ve Edebiyat

Burada Terekemeler hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Terekemelerde Kültür Ve Edebiyat

Mesajgönderen TurkmenCopur » 23 Ara 2010, 00:40

KÜLTÜR VE EDEBİYAT

Terekemelerin çoğunlukla yaşadığı bölgelerin Gürcistan, Dağıstan ve Azerbaycan'ın büyük göç yolları üzerinde bulunması çeşitli Türk kabilelerinin buralarda birikmesi sonucunu doğurdu Borçalı, Kazaklı, Kaçarlı, Ağaçeri Çarıkçı, Oğuz, Bulgar gibi Türk uruğlarının yüzyıllarca bir arada yaşamaları sonunda boy ve oymak dayanışmaları aşılarak yeni bir kültür sentezinin doğmasına neden oldu. Düşünce, inanç, gülme, üzülme ve eylenmede birtakım ortak öğeler oluşmaya başladı. Bu süreçte Kıpçak eğemenliğini bir geçiş dönemi olarak kabul edersek Altınordu ve İlhanlı çağını ise Kafkas Türklüğünün olgunluşma aşaması olarak düşünebiliriz.

Türk kültürü'nün bu dönemdeki gelişme nedenlerini şöyle sıralayabiliriz:

a. Altınordu devleti'nin kurulmasından önce bölge Büyük Selçuklu Devleti'ne bağlı idi. Selçuklular'da, Gazneliler gibi Edebiyatta Farsça'yı benimsediklerinden Türk dili ve edebiyatında önemli bir gelişme görülmedi.

Altınordu Devleti'ni Moğollar Kurmuştu. Moğollar sivil brokraside okuryazar ve medeni bir toplum olan Uygurlardan yararlandılar.
Uygurlar bir bakıma Moğollar'ın kültür ve Medeniyet hocaları oldular. O kadar ki bir süre sonra Moğol toplumu Uygur yazısını ve dilini resmen benimsediler. Altınordu'nun Kurulduğu coğrafyada çoğunluk Türk olduğundan bir avuç yönetici Moğol azınlık zamanla giderek Türkleştiler.

b. Siyasal iktidarlar Türkçe'nin konuşma ve yazı dili olarak kullanılmasını teşvik ettiler.Büyük, ozan yazar ve bilim adamları eserlerini artık Türkçe yazıyorlardı. Gerek Altınordu çağı ve gerekse Altınordu öncesi yetiştmiş ünlü ozan ve düşünürlerin eserleri halka daha kolay ulaşabildi.

c. Moğol yönetimi uyguladıkları sosyal ve ekonomik politikalar sonunda yörede Fars kökenli unsurlar barınamadı.
Bölgeye yeni Türk kökenli kabile ve oymaklar yerleştiler.

Bütün bu ve benzeri gelişmeler Türk edebiyat ve dilinin giderek olgunlaşmasına neden oldu. Şimdi bir örnekle bu kültür gelişimini açıklamaya çalışalım.
Aşk, sevgi, sadakat, iffet ve tanrı kavramalrında Türk oba ve boylarını, buluşturan Leyla ile Mecnun hikayesi'nin Türk halkına nasıl malolduğunu kısaca görmeye çalışalım. Konu 7. ve 8. yüzyıllarda Kuzey Arabistan'da yaşıyan Arap aşiretleri arasında geçtiğine inanılan bir aşk hikayesidir. Kays ve Leyla birbirlerine aşıktır. Fakat tarafların aileleri evliliğe yanaşmazlar. Kays çöllere çekilerek mecnun olur. Leyla'yıda ailesi başka biri ile evlendirir. Ne var-ki Leyla bekaretini korumayı başarmıştır. Bu tatmin olmayan ihtiraslı aşk Leyla'nın kocasının büyük bir üzüntü ve elem içinde hastalanarak ölmesine neden olur. Fakat Kays'ın ayrılığına dayanamayan Leyla'da ölür. Sevgilisinin ölüm haberini duyan Kays ise Leyla'nın mezarını ziyaret ederken oda ölür. Birkaç satırla anlatmaya çalıştığım bu hikaye bazı yan unsurlar ve konularla uzar ve gider.

Leyla ile Mecnun IX. yüzyılda İbn Kuteybe, X. yüzyılda Abdulfereç El İsfahani XI yüzyılda ise Ebubekir el Velbi tarafından kaleme alınmıştır. Fakat Türk dünyasında henüz bilinmemektedir.

Leyla ile Mecnunu işliyen ilk Türk şairi Gençeli Nizamidir. Nizami Selçuklu çağında yaşadığından eserini Farça yazmıştı, bu yüzden çoğunluğu Türk olan Kafkasya'da fazla bir etki uyandırmadı. Aynı şekilde Ferhat ile Şirin ve İskendername'de Nizami'nin kaleminden çıkmıştır. Türk dünyası bu eserleri Altınordu döneminde tanımaya başladı. Nizami'den etkilenen birçok Türk şairi aynı konuları defalarca işlediler. Ali Şir Nevai'nin Çağatay Lehçesi ile kaleme aldığı Leyla ile Mecnun Türk halkı arasında benimsenerek okunup söylenmeye başladı. Osmanlılar döneminde Fuzuli'de aynı konuyu kendine özgü bir ustalıkla anlatmaya çalıştı. Böylece Leyla ile Mecnun Hikayesi'nin anlattığı ve işlediği motifler her çeşit Türk boyunun birleştiği bir Kültür odağı halinde günümüze kadar gelebildi.

Yine XIV. yüzyılda Harezm'de yaşayan Rabguzi büyük bir nesir ustası olup Kıssası Enbiya adı verilen ünlü eserini yazmıştır. Bu eser gelmiş geçmiş Peygamberlerin hayatlarını ve yaptıklarını anlatır, her çeşit Türk toplumunun ilgiyle okuduğu ve dinlediği eserlerden biridir.

Ahmet Yesevi kişiye, arzularını ve zihnini kontrol ederek olgunlaşmanın yollarını öğretir. O Türk dünyasında öyle bir saygınlık kazanmıştır ki her çeşit mezhep ve tarikatın her çeşit oba, oymak ve boyun tereddütsüz birleştikleri bir odak olma özelliğini korumaktadır.
Kafkasya'da aynı kökten geldikleri halde aralarında bir takım yerel farklılıklar bulunan Türk uruğlarını, büyük düşünür ve ozanlar kalemleri ile işliyerek şekillendirmişlerdir. İncelemeye çalıştığımız Terekemelerin Edebi ve sanat zevkleri ile şive ve dil özellikleri de bu gelişim çizgisi içinde belirginlik kazanmıştır.

Kaynakça
Kitap: KARAPAPAK VE TEREKEMELERİN SİYASİ VE KÜLTÜR TARİHİNE GİRİŞ
Yazar: Orhan YENİARAS
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Terekemeler

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir