Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Zakir, Kaçak Mehmet ve Deli Ali

Burada Terekemeler hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Zakir, Kaçak Mehmet ve Deli Ali

Mesajgönderen TurkmenCopur » 23 Ara 2010, 00:35

ZAKİR, KAÇAK MEHMET VE DELİ ALİ

Ortaçağ'ın sonlarına doğru batı ülkeleri Rönesans ve Reform'u gerçekleştirerek akıl ve deneysel bilgiyi hayata geçirmişlerdi. Yine büyük coğrafya keşifleri sonunda yeni ülkeler keşfederek sömürgeciliğe dayalı koloniler kurmaya başlamışlardı. Sömürgelerden getirilen hammadde, altın ve gümüş gibi değerli madenler batıda büyük bir sermaye birimi doğurdu. Ümit Burnu ve Hindistan Deniz Yolu'nun keşfi uluslararası ticareti okyanuslara kaydırdığından İpek Yolu eski önemini yitirmişti. Sonuçta İpek Yolu güzergahındaki doğu ülkeleri bu durumdan olumsuz etkilendiler Batıda biriken dev sermaye ise dünya genelinde ücret, fiyat, kambiyo arz ve talep sistemini batı ülkeleri Lehine değiştirdi. Bir süre sonra Endüstri İnkılabı'nı gerçekleştiren batı artık bir tarım „ toplumu olmaktan çıkmıştı. Bu yeni dönemde hammadde ve pazar bulma endüstri devletlerinin en büyük sorunu idi. Gelişmiş ekonomileri, güçlü ordu ve donanmalara dayalı bu ülkeler dünyadaki diğer tarım ülkelerini pazar olarak kullanıyorlardı. Adına Emperyalizm denilen bu anlayış XIX. yüzyılda altın çağını yaşıyordu. Emperyalistler sömürge ve pazar olarak gördükleri ülkelerin kalkınmasına izin vermezlerdi. Gelişmiş ülkelerle, onlara tahıl sebze ve et üreten gelişmemiş ülkeler arasındaki uçurum giderek derinleşmekte idi.

Rusya Sömürgecilik yarışına biraz gecikmeyle katılmıştı. I. Petro almış olduğu acil önlemlerle ülkesini batılı örneklerine uygun olarak modernleştirmeye çalışıyordu. Çabalan başa gitmedi Petro'dan sonra gelen çarlar endüstrileşme ve sömürgeciliğe önem verdiler. Fakat sömürgecilik ve pazar hulma yarışında ister istemez batılı ülkelerle çıkarları çatışıyordu. Akdeniz'e inmek isteyen Rusya Balkanlardaki Ortodoks Slav unsurlara dayanarak batı politikasında etkin rol oynamak istiyordu. Fakat batdılar 1853-1856 Kırım Savaşın'da ona gereken dersi vermişlerdi.

Kırım Savaşı'ndan sonra Rusya Kafkas ve Asyada'ki Türk hanlıklarını alarak genişlemeye başladı. Batılılar Avrupa işlerine karışmadığı sürece Rusya'yı Asya'da pek rahatsız etmediler.
Ruslar Asyada'da sınırsız harekete sahip değildi XX yüzyılın başlarında Japonlara yenilince daha fazla ilerliyemiyeceklerini anladılar. Güneye yayılabilirdi fakat İngiltere egemenliğindeki Hindistan güzergahına yaklaşamazdı.

Orta Asya ve Kafkas hanlıklarına karşı rahatça hareket edebilirdi. Bu konuda batıdan herhangi bir itiraz gelmediği gibi Kafkas ve Orta Asya Türklüğü, güçlü ekonomisi ordu ve donanması olan merkezi bir devletten yoksundu. Hepisi parça parça olup kolayca yutulacak lokmalardı. Nitekim XX yüzyılın başlarına doğru Türk hanlıklarının tamamı Rus sömürgesi haline geldiler.
O yıllarda kamuoyunu oluşturan güçlü bir medya yoktu. Türkler arasındaki ozanlar saz ve sözleri ile halkın bağımsızlık özlemlerini canlı tutmaya çalışıyorlardı. Bunu farkeden Ruslar, halk ozanlarına karşı baskı ve yıldırma taktiği uyguladılar.

Şair Zakir Karabağ'ın Xınzıristan köyünden olup lider olabilecek yapıda sözü dinlenen, sazı ve sözü ile haklı bir üne ulaşmış uyanık bir kimse idi. Çar için sömürgelerde böylesi kişiler çok tehkileli idi. Bunun için sudan bahanelerle ozanın yakınları tutuklanarak Şusa'da hapsedildi.

Xınziristan Köyü dağıtılarak haritadan silindi yaşlı zakir sürgüne gönderilirken General Taxhanof Zakirin karısını bir Rusla zorla evlendirdi. Amaç Şairin Kamu vicdanındaki saygınlığını yıkmaktı. Şair karısının ve yıkılan köyünün halini şu dizelerle anlatmaktadır.

Aşure günü bir seher çağı Yığdı aredeye avrat uşağı Şama Revan etti Mürüvvet yağı Gören Yaka yırtıp hazer getirdi
Haştade yetmişti sinnü-salimiz Bu devlette Ağarmıştı yalımız Getti dövletimiz mülkü malımız Nağlı temennimiz keder getirdi
Zakir gibi halkın nabzını tutan ünlü ozanlardan, Ağa Melik Şirvani, Neşet Sirvanı Neva, Zebih ve Arif mahlasını kullanan Mustafa Ağa sürgüne gönderildiler. Fakat sürgün hayatı ozanların vatan ve yurt özlemini özgürlük inançlarını yok edemedi.

Arif şöyle diyor:

Fikir eyledim birbir düşer yadıma
Yürü hemdem dost yaranlar ağlaram
Dolar didelerim eşki al ile
Gözlerimden axar ganlar ağlaram
Seyr eyleyip gezip gettiyim yerler
Avlandığım geçip göçtüğüm yerler
Terlan ile şikar ettiyim yerler
Yade düşer ol mekanlar ağlaram
Ellerimiz vardır beylipaşalı
Dağlarımız vardır elvan meşeli
Süsenli sümbüllü Ter benövşeli
Galdı bağlar xıyabanlar ağlaram

Görüldüğü gibi vatan, eş, dost, sevgi, umut ve gelecek, sürgündeki ozanın duygu dünyasında yaşamaktadır. Sürgün hapis ve işkence onun gönlündeki özlemleri yıkamamıştır.

İşgale karşı Kaçak Nebi, Mihrali Bey Deli Ali, Kaçak Mehmet ve Kerem gibi birçok gerilla lideri direnişlere başladılar Fakat gerillayı destekliyen güçlü bir merkezi devletin olmaması nedeni ile bu hareketler uzun vadede giderek etkinliğini yitirdi.
Halkın Deli Ali dediği Genceli Ali 1898'den 1913 yılına kadar Rus işgalcilere korkulu anlar yaşattı. Bir ara Genceyi basmak isteyen Ermeni yerleşim birimlerine baskın düzenliyerek muhtemel bir katliamı önlemiş oldu.

1913 yılında Romanofların, 300. yıldönümü dolayısı ile çıkartılan bir yasa ile çar kendisini affettiği gibi Petersburgdaki eylenceyede çarın davetlisi olarak katıldı.

Kaçak Mehmet Kavaler:

Türk direnişçileri içinde amaç ve taktik yönünden son derece değişik bir yöntem geliştirmiştir.
Mehmet yeni gelişmekte olan Rus Endüstrisini sabote etmeyi aklına koymuştu. Rus ürünleri için Kafkasya ve Azerbaycan verimli pazarlardı. Fakat Rus endüstrisi gerek kalite ve gerekse fiyat bakımından batı ile yarışamazdı Mehmet Kavaler İran'da rampa edilen batı sanayi ürünlerinin sınırdan geçerek Azerbaycan ve Kafkaslarda satılmasını sağlıyordu. İran sınırından Şusa'ya kadar bir çok yerde seyyar güvenlik karakolları kurmuş mal taşıyan Kaçakçıların güvenliğini sağlıyordu. Sınırdaki her tür kaçak ticaret metal Mehmetten sorulurdu. Batı ürünleri hem ucuz hem de kaliteli olduğu için halk tarafından tercih ediliyordu.

Mehmet Kavaler Kaçakçılardan aldığı komisyonlarla ise teşkilatlandırdığı yüzlerce güvenlik görevlisini beslerdi. Birkaç kez tututklanıp hapse atılmış isede kaçmayı başarmış ve Rus saldatlarına çok zaiyat verdirmişti. Ruslar Kafkas Pazarını sabote eden Mehmet Kavaleri öldürmek için yıllarca fırsat kolladılar. Bir gün Aras kıyısında dinlenirken kendisini yaylım ateşine tutan bir Rus müfrezesi tarafından öldürüldü.

Kaynakça
Kitap: KARAPAPAK VE TEREKEMELERİN SİYASİ VE KÜLTÜR TARİHİNE GİRİŞ
Yazar: Orhan YENİARAS
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Terekemeler

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir