Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Mürsel Kurulunun Kendini Yakması

Burada Terekemeler hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Mürsel Kurulunun Kendini Yakması

Mesajgönderen TurkmenCopur » 23 Ara 2010, 00:33

MÜRSEL KURULUNUN KENDİNİ YAKMASI

Çarlık Rusyası, işgal altındaki Türk topraklarında tam bir sömürge yönetimi kurmuştu. 1859 yılında çıkartılan toprak yasası işgal edilen yerleri sömürgeleştirmek amacını taşıyordu. Bu yasaya göre topraklar "Gazonni" adı verilen devlet malı sayılmaktaydı. Devlet, Türklerin o güne kadar kullandığı topraklan yeni baştan düzenledi, halkın çoğu topraklarından çıkanlarak daha verimsiz ve kıraç alanlarda çalışmaya mecbur edildi. Aynca her ailenin işleyebileceği toprak miktanda küçültülmüştü. Ağır vergi ve angaryalarla giderek yoksullaşan halk kendi topraklarında köle haline getirilmişti.

Sömürge halkının idaresi ve devletle olan ilişkileri yerli işbirlikçiler eliyle gerçekleştirilirdi. Yönetim, işbirlikçilerin zenginleşerek refah içinde yaşamasına izin vermişti. Bu kişiler köyağası muhtar eşrafdan biri ya da han olabilirdi. Zaten sömürgelerdeki üst düzey yöneticilerin tamamı Rus İşbirlikçisi olmak zorundaydı.

Köy ve obalardan sorumlu, ekonomik yönden kalkınma-, sına izin verilen işbirlikçi ağa, yöredeki bağımsızlık hareketleri ile ilgili her türlü bilgi ve haberi Çar'ın görevlilerine iletirdi. Genellikle kırsal kesimde hayvancılık ve çiftçilik yaparak yaşayan yerli halk kazaları yöneten ve adına Naçalnik denilen askeri kaymakamlarca kontrol edilirdi. Bölgedeki tüm işbirlikçiler Naçalniklere karşı sorumlu idiler. Yine bölgede Naçalniklere bağlı ve adına Saldat denilen devriye güçleri güvenlikten sorumlu idiler. Halk bunların farkında olduğundan işbirlikçilerden çekinirdi. Halkın görevi vergisini vermek, belirlenen süre angaryada, çalışmak ve uslu durmaktı. Çeşitli nedenlerle zabıta ve mahkemeyi gerektiren konularda işbirlikçi; devletle halk arasında önemli rol oynardı. Çoğunlukla vatandaşın devletle ilgili bir işinin bitirilmesi için işbirlikçi ağaya önemli rüşvetler ödenirdi. Örneğin angaryadan kaçan ya da kavga ve hırsızlık gibi nedenlerle tutuklanan birini ağa hemen kurtarabilirdi. Buna karşılık alman rüşvetlerden Saldat ve Naçalniklere de hisse düşerdi. Böylece Naçalnik, Saldat ve ağa üçgenindeki halk tam bir bunalım yaşamaktaydı.

Bazende obalst denilen genel valiliğin ya da Çar'ın emir ve kararları uygulayıcılar arasında çıkar sağlamaya yönelik olarak yorumlanırdı. Bu yorumdan ağa, Naçalnik Saldat ve genel valiye kadar herkesin ortak çıkarları olduğundan göz yumulurdu. Bu durumda halkın bizzat Çar ve Çarnaibi'ne şikayet etme hakları vardı. Ama bu iş pratikte çok zordu. Çünkü köyden Obalst merkezine kadar saldata görünmeden gitmek zordu. Gitse bile çarı veya naibini görmesi ise çok daha zordu. Normal demokratik ülkeler de bile bir devlet başkanını istediğiniz zaman göremezsiniz. Günler önce randevu almak gerekir. Hele bir sömürgede sıradan bir köylünün çarla görüşmesi ve randevu alması imkansız gibi idi. Zaten halk Çarlık tarafından yeterince sömürülüyordu. Uygulamada ise ağa, naçalnik ve saldatlar bazan keyfiliğe kayarak artı sömürü gerçekleştirirlerdi. Ağadan genel valiye kadar uzanan bu artı yolsuzluğu Çarnaibine bildirmek gerekirdi ama nasıl?

İşte öykümüz 1870 yılında Kazak İlçesinin Kuşçu Köyünde yaşanmıştır. İskenderbekof Kuşçu köyünün Rus işbirlikçisi ağası idi. Halkın her türlü şikayet ve başkaldırıları ağa ve saldatların yardımı ile çok kanlı bir şekilde bastırılmıştı. Gerek İskenderbekof ve gerekse saldatlar yörede tam bir keyfi yönetim kurmuşlardı. Yaptıkları hiç bir iş yasalara uygun değildi. Bunun farkında olan halk durumu bizzat Çar naibine bildirmek istiyorlar fakat halktan herhangi birinin köy dışına çıkmasına izin verilmiyordu Kuşçu köyü bir tür toplama kampı gibiydi. Nihayet köyden bir gece Mürselkulu isimli bir genç kaçabildi Mürsel kolu çok zorlu bir yolculuktan sonra Tiflis'e geldi. Çar naibi Kaçari Sayfi'yesinde oturmakta idi. Ne yaptı ve kime baş vurdu ise naible görüşemedi. Mürsel o güne kadar bulundukları bölgede kimsenin denemediği bir yönetime başvurdu. Bir yerlerden ele geçirdiği gaz yağı ile elbiselerini iyice ıslattıktan sonra Konağın önünde Çar naibinin çıkmasını bekledi.

Naib Konağından çıkarak arabasına bineceği sırada Mürsel Kulu kendini yaktı. Bu olay bir anda herkesin dikkatini çekmişti. Naibin muhafızları yangını hemen söndürerek adamın hayatını kurtardılar. Bu durumu çok merak eden naib Mürsel'i çağırarak kendisini niçin yaktığını sorunca Mürsel, Kuşçu Köyünde olanları birer birer anlattı. Olayların Çar Naibi düzeyinde kabul görmesine imkan yoktu. Bir sömürge halkını fazla sıkıştırarak ayaklanmaya teşvik etmek yanlıştı. Bundan sonra Çar naibi duruma bizzat el kor ve Kuşçu köyü bir süre rahata kavuşur. Fakat bu olay yörede bulunan diğer yerleşim birimlerindeki halkın uyanmasını sağladı. Tabandaki yönetim kademelerinde görülen yolsuzlukların üs düzey yöneticilerine iletilmesi yolu açıldı.

Kaynakça
Kitap: KARAPAPAK VE TEREKEMELERİN SİYASİ VE KÜLTÜR TARİHİNE GİRİŞ
Yazar: Orhan YENİARAS
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Terekemeler

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir