Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Doksan Üç Harbi Ve Mihrali Bey

Burada Terekemeler hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Doksan Üç Harbi Ve Mihrali Bey

Mesajgönderen TurkmenCopur » 23 Ara 2010, 00:29

DOKSANÜÇ HARBİ VE MİHRALİ BEY

Herkes Rusların, Osmanlı devletini yıkmak bağazları ele geçirmek istediğini biliyordu. Rus istekleri İngiltere'nin Akdeniz güvenliğini tehlikeye düşürdüğünden doğal olarak İngiltere tarafından engellenmekte idi.

XIX. yüzyılın dünya çapında en önemli olayı Alman birliği'nin kurulmasıdır. Almanlar şaşılacak kadar kısa bir süre içinde deniz ve kara kuvvetlerini geliştirerek. Batının en güçlü endüstri ülkesi olmuştu. Haydar Paşa Bağdat Demiryolunu yaparak Süveyş'e inmeyi düşünen Almanya İngiliz Pazarlarını ve sömürge yollarını ciddi biçimde tehdid ediyordu. Osmanlı Devleti ise Alman nüfuzuna girmişti. İngiltere ise Almanya'yı Ruslardan daha tehlikeli bulduğu için Ruslar ve Fransızlarla anlaşarak Almanlar'a karşı bir ittifak oluşturdu. Bu aradada bazı şartlarla Rusları Osmanlı Devleti karşısında serbest bıraktı.

Böylece Rus istekleri karşısında Osmanlı Devleti'nin toprak bütünlüğünü korumaya dayanan ikiyüz yıllık İngiliz dış politikası 1871'den sonra değişmeye başladı. Ruslar Osmanlılara savaş açmak için bahaneler arıyordu. 1828 Türkmençay Antlaşması ile Rus kontrolüne giren Türk bölgeler-de çok ağır baskılar uygulamaktaydı. Müslüman halk dini inanç ve geleneklerini yerine getiremiyordu. İbadet etme, sünnet olma İslami esaslara göre ölü gömme gibi konularda halk üzerindeki baskılar giderek dayanılmaz boyutlara ulaşıyordu.

İşte Mihrali Bey'in hikayesi bu yıllarda başlar. Mihrali Tiflis'de doğmuş ve yaşamış bir Terekemedir. Babası öldüğü zaman onun Türk ve İslam geleneğine göre gömülmesine izin vermediler. Ruslar kendi belirledikleri kurallara göre yeni mezarlığa gömdürdüler. Bu olaya çok kızan Mihrali bir gece herkes çekildikten sonra Mezarlığa giderek babasının cesedini çıkarmaya başladı, kendisine engel olmaya çalışan mezarlık bekçilerimde öldürerek babasını çıkarıp eski mezarlığa götürdü ve İslam usulüne uygun olarak gömdü. Bundan sonra o Ruslar'ın her tarafta aradığı bir kanun kaçağı olarak yaşamaya başladı. Kendisini takibeden Rus güvenlik güçleri ile birçok çatışmalara girdi her seferinde kayıplar verdirerek kaçmayı başardı. Çok sıkıştığı zaman sınırı geçerek Osmanlı topraklarına girer Çıldır ve Arpaçay gibi yörelerdeki soydaşlarının yanında saklanırdı.

Rus hükümeti Osmanlı Devleti'nden Karapapak ve Terekemeler arasında saklanan eşkiyaların iadesini istedi. Os-manlı Devletide bunların bazılarını verirken Mihrali karşı çıkıp birkaç Osmanlı asker ve subayını öldürerek kaçmaya başlardı. Mihrali'yi artık Osmanlılar'da aramaktadır. O uluslararası bir kaçak olup bazan Rusya bazan Anadolu'ya kaçarak yaşamını sürdürmeye çalışmaktadır.
İstanbul'da bulunan Rus konsolosu Şoregel Kazası yöneticilerinin Mihrali'ye yataklık ettiğini söyleyerek Osmanlı Devleti'ne baskı yapmaya kalkışır İstanbul durumu araştırmaya başlar, bu durumdan ürken Şoregel kaymakamı Mihrali'yi takibe başlar çıkan çatışmada Şoregel encümen azası Garib Ağa ile bir subay ölür. Fakat Mihrali'de ağır yaralı olarak tutuklanır.

Mihrali kendisini sorguya çeken yargıcın hiç bir sorusuna cevap vermez fakat mahkeme şahitleri dinledikten sonra idamına karar verir. Kars mahkemesinin bu kararını, Erzurumdaki Divan-ı Temyiz ve İstanbuldaki Mahkeme-i Temyiz'de onaylar kararın icra edilmesi için Padişahın onayı gerekmektedir, bu nedenle karar Yıldız Sarayına havale olunur.

İdam kararının onaylanması için geçen sürede Mihrali Kars hapishanesinde prangalar takıldığı halde korunmaktadır. Bu arada almış olduğu kurşun yaraları tedavi edilimek itendiğinde buna karşı çıkar. Hükümetin kendisini zehirliyeceği vehmine kapılır. Kendisi Terekemeler'in eski geleneklere bağlı olarak ilaç yapar ve yaraları iyileşir. Bu arada Mihrali hapisanedeki arkadaşları ilede dostluğu ilerletmeye başlar.

Kocasını ziyaret gelirken yemek getiren bir kadın ikna ederek ekmek içerisinde kendisine bir eğe getirtir. Eğe ile prangaları kesen Mihrali daha sonra Hapisane duvarını altından geçmek için tünel kazar Tabiki bütün bu işler yapılır-kende Hapishane arkadaşlarından büyük destek ve yardım görür.

Mihrali bundan sonra sinema filmlerini hatırlatacak kadar inanılmaz bir plan uygular. Hapishane kapılarındaki demir parmaklık açılır açılmaz tüm mahkumlar kaçmak için kapıya hücum ederlerse bu beklenmedik olay nöbetçileri şaşkınlık ve panik içinde bırakacağından hepisi rahatça kaçabileceklerdi. Mihrali arkadaşlarını bu planın tutacağına inandırır.

Nihayet plan uygulamaya konur. Bir gün tüm mahkumlar aniden aralanmakta olan demir parmaklıklara saldırırlar. Mahkumlar ve askerler arasında kavga başlar açılan ateşler sonunda birkaç mahkum vurulur. Bu arada yardımcı kuvvetlerde duruma hakim olurlar. Bütün bu işler olurken Mihrali arka tarafta duvara açtığı delikten kaçar ve rastladığı bir ot yığınının içine girerek saklanır.

Kaynakça
Kitap: KARAPAPAK VE TEREKEMELERİN SİYASİ VE KÜLTÜR TARİHİNE GİRİŞ
Yazar: Orhan YENİARAS
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: DOKSAN ÜÇ HARBİ VE MİHRALİ BEY

Mesajgönderen TurkmenCopur » 23 Ara 2010, 00:29

Burada iki gün kalan Mihrali araştırmaların gevşediğine kanaat getirerek gece saklandığı yerden kaçıp gider Mihrali gece Şoregel'e gelir oradaki soydaşlarının yardımı ile at ve silah bulduğu gibi kendisine katılmak istiyen gençlerle birlikte Rusya'ya geçer. Fakat oradada aranmakta olduğundan dağlarda yaşamaya devam eder.

Bu yıllarda Ruslar Osmanlı Devletine savaş açma hazırlığı içindedirler. Savaşa katılmaları için kendi tebası Türkleride askere çağırır eğer Osmanlı-Rus savaşında Rus saflarında çarpışırlarsa tüm eşkiyaların affolunacağını ilan eder. Bu durumdan memnun kalan Mihrali köylere inerek halk arasından gönüllü asker toplamaya başlar. Bir süre sonra yüzden fazla atlı kuvvete sahip olur. Bu aradada arkadaşlarından biri ile gizlice haber göndererek eğer Osmanlı Devleti kendisini affederse topladığı kuvvetlerle Osmanlı saflarında çarpışmaya hazır olduğunu bildirir Osmanlı Devleti'nin kndisini affettiği haberini alır almaz topladığı kuvvetlerle sınırı geçerek Anadolu Orduları Başkomutanı Gazi Ahmet Muhtar Paşa'nın huzuruna çıkar.

Bu sıralarda takvim 24 Nisan 1877'yi gösteriyordu. Loris Melikof komutasındaki Rus birlikleri Arpaçay üzerinden Kars'a gitmeye başladılar ve şehir sıkı bir kuşatma altına alındı Bu arada Zivin yakınlarındaki Horum Tepesi'ndeki bir fırkamızın düşmanla çarpışması Karslılar'ın tek umut kaynağı idi. Zivin'de bu muharebeler sürerken Rus Ordusu'nun bir başka koldan Zaim Köyü yakınlarına gelerek şehri toplarla dövmeye başlamıştı. Melikof Kars Kumandanı Hüseyin Hami Paşa'ya haber göndererek teslim olmasını istemiş fakat Paşa red cevabını vermişti. Askerlerin yanısıra sivillerinde katıldığı bu savaşta Kars'ta yiyecek sıkıntısı başlamıştı. İşte bu sırada sahneye çıkan Mihrali Bey 50 kadar atlı ile kuşatma hattını yararak, düşman ordugahına getirilmekte olan erzak arabalarına el koyduğu gibi Karşılaştığı bir Rus bölüğünüde bozguna uğratarak binlerce baş canlı koyun sürüsünüde Kars'a sokmayı başarmıştı. Mihrali'nin bu hareketi Karslılar için büyük bir Moral kaynağı oldu.
Bu başarısından dolayı Mihrali'ye binbaşı rütbesi verildi. Artık 500 atlıya kumanda ediyordu.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: DOKSAN ÜÇ HARBİ VE MİHRALİ BEY

Mesajgönderen TurkmenCopur » 23 Ara 2010, 00:30

HALIYAZI YAHNİLER VE BAŞGEDİKLER
MUHAREBELERİ


Der Haskofun orduları Pasinler'i aşıp Erzurum'a doğru ilerlerken Loris Melikof da Kars ovasında ilerliyerek Soğanlı Dağı'nı aşmayı başarmıştı.

Bu sıralarda Osmanlı Devleti'nin Anadolu Orduları Başkomutanı Gazi Ahmet Muhtar Paşa Zivin ve Karaurgan arasındaki tepelerde mevzilenmişti iki koldan ilerliyen düşmanın birleşmesini engellemek istiyordu. Bu nedenle kuvvetlerini ikiye ayıran Ahmet Muhtar Paşa Karaurgan mevzilerini Karslı Kurt İsmail Paşa'ya bırakarak kendiside Halıyazı'ya doğru hareket etti. 21 Haziran 1877'de Der Haskofun kuvvetleri Halıyazı'da Ahmet Muhtar Paşa'ya Yenilerek geri çekildiler. Kurt İsmail Paşa ise 25 Haziranda Melikof un kuvvetlerini bozdular. Bu çifte yenilgiden sonra Ruslar, geri çekildiler.

Ahmet Muhtar Paşaise Karaurgan'dan hareketle hızla Kars'a doğru ilerlemeye başlamıştı, 21 Haziran 1877'de General Haskof Ahmet Muhtar Paşa'ya yenilerek geri çekilmeye başladı. Osmanlı ordusu Kars'a 18 km mesafede olan Kümbeti (Ladikars) Köyü yakınlarında Çivilikaya mıntıkasına gelince karargah kurdu, bu arada Bozkale'de bulunan kuvvetlerlede bağlantı sağlanmaya çalışıldı. Bu şekilde kuşatmanın batı kanadını kıran Ahmet Muhtar Paşa Çivilikaya'dan hareket ederek Şoragel'e geldi 18 Temmuz 1877'de Başgedikler Köyü yakınlarındaki Rus birliklerini bozguna uğratırken bölgeye hakim Kızıltepe Albay Kaptan Mehmet Paşa tarafından ele geçirildi. Bu Maharebede Ahmet Muhtar Paşa Gazi unvanı aldı. Yenilen Rus orduları sürekli takviye alırken Ahmet Muhtar Paşa gerkli yardımları alamıyordu. Erzak ve cephane sıkıntısı büyük boyutlara ulaşmıştı. İşte bu sıralarda Başkomutan, Mihrali Bey'e, Ardahan'a bir keşif yapması görevini verdi.

Binbaşı Mehrali Bey bin kadar atlı ile hareket ederek Göle'nin Demirkapı köyü yakınlarına geldi. Burada karşılaştığı bir Rus alayını bozarak geriçekilmeye mecbur etti. Bundan sonra Mihrali ağır silahlarla donatılmış üç Rus taburu ile savaşa tutuştu. Kendisinden sayıca çok fazla olan düşmana zekice bir pusu kurdu.

Adamlarından yüz kadarını bulundukları bölgede uygun yerlere sakladıktan sonra Kendisi ve atlıları geriye doğru kaçmaya başladılar. Düşman bunların korkarak kaçtıklarına inandığı için takibe başladı. Uygun bir mesafeye gelince Mihrali ve atlıları aniden geri dönerek düşmanı ateş altına alırken arkada saklanan atlılarda siper alarak düşmana ateşe başladılar böylece iki ateş arasında kalan düşman korkunç bir bozguna uğradı. 8 saat devam eden savaşta düşman yüzlerce ölü vererek kaçabildiler. Mihrali Bey ve tarafları ise sadece iki yaralı ve iki ölü vermişlerdi. Mihrali Bey'in bu inanılmaz zaferi Başkomutanlık karargahı Kars'da günlerce konuşularak halk ve askere büyük moral kaynağı olmuştu.

Düşman güçleri sürekli takviye alarak saldırılarını sürdürüyorlardı. Amaçları şimdilik Kars ve Şoreygel arasındaki iletişimi kesmekti 2 Ekim 1877'de büyük ve Küçük Yahniler" de üç gün devam eden savaşta düşman onbin ölü vererek geri çekilmişti.
6 aydan beri devam eden savaşta düşman sürekli takviye alarak güçlenirken erzak ve silah sıkıntısı çeken Türk ordusu giderek zayıflıyordu. Nihayet 1 Ekim 1987'de iyice toparlanan Ruslar Arpaçay'ı geçerek Alacadağ yöresinde Türk ordusunu bozmayı başardılar Ahmet muhtar Paşa daha fazla zaiyat vermemek için Erzurum'a çekilirken Kars'ın savunmasını Hüseyin Hami Paşa'ya bıraktı. Ruslar 13 Ekim'de Kars'ı yeniden kuşattılar. Bu arada Dedeşen, Su-batan ve Hacı Veli köylerinde Katliam ve yağmalar yaparak buraları boşalttılar. Çok kanlı çarpışmalardan sonra 18 Kasım 1877'de Grandük Nikolayeviç'in yönettiği Rus birlikleri Kars'a girebildi.

Savaş batı cephesinde'de iyi gitmiyordu. Pilevne'de Gazi Osman Paşa'nın destansı direnişide kırılmıştı. Barış istemek zorunda kalan Osmanlı Devleti ile Ruslar arasında Ayestefanos Antlaşması imzalandı.

Bu antlaşma güçler dengesini Ruslar Lehine bozduğu için batılı devletler itiraz ettiler. Yeni savaştan çıkan Rusya bu itiraza boyun eğmek zorunda kaldığından 1878'de Berlin'de toplanan kongrede savaş sonu durumu batının'da çıkarları gözetilerek yeniden belirlendi. Bu arada Osmanlı Devleti 802.500.000 Ruble savaş tazminatına karşılık Kars, Ardahan ve Artvin'i Rusya'ya terketti.
Mihrali Bey ise bu yenilgiden sonra ailesi ve yakınlarını alarak Sivas'a yerleşti. Burada 40 süvari Hamidiye Alayı'nın Kumandanlığına getirildi. Bu yıllarda İngilizlerin kışkırtması ile ayaklanan Arap aşiretlerinin isyanlarını bastırma görevi ile Yemene hareket etti. Mihrali Bey burada yaptığı savaşların birinde şehid oldu. Kars'ın Susuz (Cilavuz) Kazasından Ozan Sadık, Mihrali'nin yaşamını mısraları ile ölümsüzleştirmeyi başardı.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: DOKSAN ÜÇ HARBİ VE MİHRALİ BEY

Mesajgönderen TurkmenCopur » 23 Ara 2010, 00:30

Ey e ağalar beyler bizim ellerde
Goçaklıktan yana biriydi
Mehrali Cahallık eyleyip dağlarda gezdi
Epey zaman gaçak durdu Mehrali
iptida gözünden düştü devletin
Sonra göze girip buldu rağbetin
Cihanı tuttu şahı şevketin
Bir eşsiz Namıdar erdi Mehrali
Kan gavga kopanda
Kars'ın başına
Dört beş yüz atlıyı yığdı peşine
Doksanüçte baktı yurdun işine
Moskof un Çengine girdi Mehrali
Muhtar Paşa kıydı ana nişanı
Başladı dökmeye huni düşmanı
Sanı tuttu bütün Kazakistanı
Kaçaklardan düzdü ordu Mehrali
Kumander Kazığı hep bidar etti
Rahat yatmadı Can bizar etti
Loris'de elinden el hazar etti
Gece Karargahlar yardı Mehrali
Moskof ordusuna çok dehşet saldı
Hareketlerin Keşfedip bildi
Osmanlı askeri tedabir aldı
Düşmana tuzağı kurdu Mehrali
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Terekemeler

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir