Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Osmanlı-İran Çatışması ve Terekemeler

Burada Terekemeler hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Osmanlı-İran Çatışması ve Terekemeler

Mesajgönderen TurkmenCopur » 23 Ara 2010, 00:24

OSMANLI-İRAN ÇATIŞMASI VE TEREKEMELER

XV. yüzyılın ikinci yarısında dünyanın en büyük siyasi gücü Osmanlı Devleti idi. yine başka bir Türk devleti olan İran Safevileride Ortadoğu ve Kafkaslarda etkinliğini duyurmakta idi. Moskova Kınezliği Kırım Halığına vergi veren zararsız bir beyik iken Çar IV İvan (Korkunç ivan) döneminde Kırım Hanlığını mağlubederek Kazan ve Astar-han'ı elegeçirdi. Böylece Zengin Volga Havzasına sahip olan Moskova Kınezliği büyerek Rus Çarlığının temelini attı.
Bu yıllarda Kuzeyde Kafkas eteklerinden Güneyde Revan, Gence Karabağ ovalarına kadar geniş bir alanda yaşı-yan Terekemeler at ve koyun besiciliği yaparlar siyah keçeden yapılmış kara çadırlarda otururlardı. Kaşar, Gravyer ve Talum peynirlerinin yanısıra kilim, cicim, keçe ve halı dokumacılığı ile astragan kürk koşum ve eğer takımları üretimi ile uğraşırlardı. Bu ürünler Kür ırmağı ve Astragan üzerinden dış piyasalara gönderilirdi. Hemen hepisi Hanifi Mezhebine bağlı olup dindar insanlardı. Bilhassa Halveti Tarikatı'nın Terekemeler arasında saygınlığı çok fazla idi. Yine bu dönemde zaman zaman komşuları Gürcistan'a sık sık yağma akınları düzenlediklerinden.

Gürcistan Krallığı İran Şahı Tahmasp'la Terekeme akınlarını önlemek için anlaşmıştı. Buna göre Gürcistan İran'a her yıl 18 bin tümen verecek buna karşılık şah savaşçı Kazaklıları bulundukları bölgeden çıkartacaktı. Gerçekten şah Terekemeleri Horasan'da yaşamaları için mecburi göçe tabi tuttu. Fakat göç hazırlıkları yapılırken Nakşibendi şeyhlerinden Şeyh Emir Efendi İran şahına bir mektup yazarak göçün durdurulmasını rica etmişti. Terekemelerin hanı Bedreddin Han'da Şeyh Emir'in müritlerinden idi. Bu mektuptan sonra İran şahı göçten vazgeçtiği gibi Terekemelerle Gürcülerin sorun çıkarmadan yaşamaları için gayret gösterdi.

Orta Asya ve Kafkaslardaki hanlıklar Rusya'nın olduğu kadar İranında ilgisini çekiyordu. Irakeyn seferinden sonra (1534) Osmanlı Devleti'de bölgeye ilgi duymaya başladı. Böylece başlayan İran ve Osmanlı mücadelesinde en çok etkilenen ve zarara uğrayan Terekemeler oldu. Gence, Karabağ, Revan, Şirvan ve Şamahı gibi Terekemelerin yoğun bulunduğu bölgeler sık sık İran ve Osmanlılar arasında el değiştirdi.

İran Şahlığı Şii Mezhebi'nin, Terekemeler arasında yayılması politikasına, çok önem veriyordu. Bu nedenle çeşitli baskı yollarını deneyen şah onlardan "Sakal vergisi" almaya başladı. Terekemeler bu vergiyi Şii olmadıkları için ödemek zorunda idiler. Şah Tahmasp baskısını giderek arttırdı ve Terekeme hanı Bedreddin'i gözaltına aldı. Ayrıca bazı nüfuzlu Terekemeler rütbe ve ünvanlarla şiiliğe Kazandırmaya çalışıldı. Bedreddin'in oğlu Nazar Han şiiliği benimsediği için Babasının tahtına oturmuştu Nazar Han İran yanlısı politika izliyerek 8 yıl kadar Osmanlılarla çarpıştı. Nazar uzun yıllar kader birliği ettiği soydaşları Sünni Terekemeler üzerine yıpratıcı seferler düzenlemeye başlamıştı. Şiiler "Tacı Hayderi" denilen on iki dilimli kırmızı sarık kullanıyorlardı. Sünniler ise şiiliğin sembolü sayılan kırmızı başlığı değilde Siyah börk kullanmada ısrarlı idiler. Bu nedenle Terekemeler iki gruba ayrıldılar. Sünniliği kabul eden, politikada, Osmanlı yanlılarına siyah başlıklarını atmadıkları için Karapapak denirken İran yanlısı kızıl börklü şiilere ise Kızılbaş denmeye başlandı.

Osmanlı Devleti 1544'de Nahçıvan seferi ile Revan ve Karabağ'ı ele geçirdi. 1555'de ise Amasya Antlaşması yapılarak iki taraf arasında barış sağlandı.
Şah Tahmasp'ın, karısı tarafından zehirlenerek öldürülmesi üzerine şahın oğulları arasında başlıyan iktidar mücadelesi İran'ı güç durumda bırakmıştı. Bu durumdan yararlanmak isteyen Osmanlı Devleti Kıbrıs'ın fethi sırasında önemli hizmetleri bulunan Lala Mustafa Paşa'yı serdar tayin ederek İran seferine memur etti. Osmanlı ordusu 3 temmuz 1578'de Erzurum'a gelince Özdemiröğlu Osman Paşa'da sefere katıldı. Osmanlı ordusu Erzurumda iken Kars Sancak Beyi Yusuf Bey İran'a bağlı Ahırkelek beyi Mah-mud'u Çıldır Gölü'nün kuzeyindeki "Canbaz Çukuru" denilen yerde mağlub ederek bir çok esir ve ganimet almıştı.

Lala Mustafa Paşa ise 23 Temmuz'da Erzurumdan hareket ederek, Soğanlı ve Allahuekber dağlarını aştıktan sonra Göle üzerinden Ardahan'a girdi. 5 Ağustos 1578. Ardahan'da fazla kalmayan Osmanlı ordusu sınırı geçerek İran topraklarına girdi. Kısa bir süre içinde Veli ve Akçakale ele geçirdi. Bu sırada İranlı kumandan Tokmak Han Gürcistan topraklarında ilerliyen Osmanlı Ordularının ikmal yollarını kesmek için Çıldır üzerin yürüdü. Fakat Özdemiroğlu Osman Paşa'nın kuvvetlerine Çıldır Ovası'nda yenilerek geri çekilmek zorunda kaldı. Bu savaştan sonra Ahıska, Ahırkelek, Temük ve Hıtız kaleleri Osmanlıların eline geçti.

Bu sırada Şah Tahmasp'ın kayınbiraderi olan Gürcistan hakimi Davit Han Osmanlı ileri harekatı karşısında Gürcistan'ın merkezi olan Tiflis'i yakarak kaçmıştı. Bu nedenle şehir kısa bir süre içinde Osmanlıların kontrolüne girdi.

Osmanlı orduları Tiflis'in fethinden sonra Şirvanı almak üzere güneydoğuya hareket etti. Kür Nehri'nin kollarından olan Yora ve Kanık arasındaki Şırak mıntıkasında İran Kuvvetlerini yenerek Şeki ve Şirvan'ı ele geçirdiler. Bundan sonra Özdemiroğlu Osman Paşa Şirvan ve Dağıstan valiliğine tayin edildi.
Şirvan'ın fethinden sonra Lala Mustafa Paşa Özdemiroğlu'nu emrinde bir kısım kuvvetle bölgede bırakarak kışlamak üzere Erzurum'a geldi. Osman Paşa'nın az bir kuvvetle kalmasından yararlanmak isteyen İranlılar, İmam Kulu Han'ın yönettiği onbeşbin kişilik bir kuvvetle Şamahıya doğru ilerlediler. Osmanlı kuvvetleri ise yirmibeşbin kişi kadardı. 9 Kasım 1578'de I. Şamahı muharebesi her iki taraf içinde çok yıpratıcı oldu. Fakat Kırım kuvvetlerinin yetişerek Osmanlılara yardım etmesi üzerine İran kesin bir yenilgiye uğradı. Bu arada Nahcıvan beyi Şerf Han Osmanlı himayesini kabul etti.

İranlılar I. Şamahı muharebesinden sonra yeniden toparlanarak harekete geçtiler. Bu sefer İran ordusunun başında. Şah Hüdabende'nin oğlu Hamza ile başvezir Mirza Salman bulunuyordu. 27 Kasım 1578'de yapılan II. Şamahı muharebesinide kaybeden İran kuvvetleri çekilmek zorunda kaldılar. Bu savaşlardan sonra Osman Paşa kışlamak üzere Derbentle çekildi. Elinde çok az bir kuvvet kalmıştı. Yiyecek sıkıntısı ve soğuk kış şartları altında yılmadan mücadeleye devam ediyordu.

Kaynakça
Kitap: KARAPAPAK VE TEREKEMELERİN SİYASİ VE KÜLTÜR TARİHİNE GİRİŞ
Yazar: Orhan YENİARAS
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: OSMANLI-İRAN ÇATIŞMASI VE TEREKEMELER

Mesajgönderen TurkmenCopur » 23 Ara 2010, 00:24

Erzurum'da bulunan Serdar-ı Ekrem Lala Mustafa Paşa İran'a karşı güvenlik önlemleri almak ve yörede Osmanlı egemenliğini pekiştirmek için Kars Kalesi'nin inşaatını başlattı. 27 Temmuz 1579'da başlıyan inşaat gece ve gündüz devam ederek 28 günde tamamlandı. İç ve dış surlarla birlikte 27 bin metre tutan sur inşaatının bu kadar kısa sürede bitmesi Osmanlı kuvvetlerinin teknik üstünlüğü personelin azim ve gayretlerinin büyüklüğünü göstermesi bakımından çok önemlidir. Kale İnşaatında bizzat Serdar Lala Mustafa Paşa'nın inşaat için taş taşıması son derece önemli bir olaydır.

Fakat Lala Mustafa Paşa 1580'de öldü. Yerine tayin edilen serdar Sinan Paşa zamanında ciddi bir şey yapılamadı. Bu arada Ozdemir oğlu Osman Paşa bir avuç kuvvetle Derbent'de bulunuyordu. İranlılar ise Şirvan ve Şeki dolaylarını geri almak için harekete geçmişlerdi. Bölgeyi savunan Kırım Hanı'nı mağlub ederek esir almışlar ve Alamut kalesine hapsetmişlerdi. Osman Paşa ise İstanbul'dan yardım istemişti. Kendisine 80 bin kadar Rumeli askeri yardıma geldi. Nihayet 29 Nisan 1583'de Samur Çayı dolaylarında bulunan Baştepe'de büyük bir savaşa başladılar. Savaş, meşaleler yakılarak gecede devam ettiğinden tarihte Meşaleler Savaşı olarak tanınır. Bu savaşta sahte kaçış taktiği uygulayan Özdemiroğlu, İran kuvvetlerini yenilgiye uğratarak çekilmeye mecbur etti.
Bu sırada Sinan Paşa serdarlıktan alınarak yerine Ferhat Paşa getirildi. Ferhat Paşa'nın serdarlığı sırasında. Osmanlı-İran ilişkileri gerginliğini korudu. Bu sırada Özdemiroğlu Osman Paşa vezirazamlığa getirilmişti. Osman Paşa'nın vezirazamlığı üçay kadar devam etti. İran savaşlarının kötü gitmesi üzerine Serdarlığa atanarak cepheye gitti.

Onun gidişi ile durum Osmanlıların Lehine gelişmeler gösterdi. Bu arada Tebriz Osmanlı kuvvetlerinin kontrolüne girdi. Serdar Osman Paşa rahatsız olduğu için bir süre sonra öldü. Yerine ikinci kez Serdarlığa atanan Ferhat Paşa 1590'da İran'la bir antlaşma yaparak savaşa son verdi. Bu antlaşmaya göre Gürcistan, Luristan, Siravan ve Karabağ'ın Osmanlılara ait olduğu her iki tarafça kabul ediliyordu, Bölgede yaratılan mezhep ayrılığı nedeni ile hiç bir zaman kalıcı bir barış sağlanamıyordu.

8 Mart-1585'de Sünni Terekemeler Şii soydaşları üzerine büyük bir baskın yaparak pek çok esir ve ganimetle geri dönmüşlerdi. Bu arada Şiiliği benimseyen Nazar Han 28 Ağustos 1587 yılında Osmanlı orduları başkomutanı Ferhat Paşa'nın huzuruna çıkarak özür diledi. Bundan sonra Kür boylarının önemli bir yerleşim merkezi olan Loru Eyaleti Beylebeyliğine atandı ve Kendisine Paşalık rütbesi verildi. Böylece Gence ve Karabağ dışındakiler hariç Bütün Tereke-meler Sünniliği yeniden benimsemiş oldular.

Fakat Safeviler Nazar Han ve ona bağlı Terekemelere dönük diyerek affetmediler. Nitekim Nazar Han'ın ölümünden sonra Osmanlı Devleti babasının görevini oğlu Mehmet'e verdi. Fakat Osmanlı Devleti yeni bir sorunla uğraşmak zorunda kalmıştı. Bütün ülkeyi kasıp kavuran Celali terörü devleti çok yıpratmıştı. Bu durumu değerlendiren Iran 1590'da Osmanlı topraklarına saldırarak Gence ve Revanı ele geçirdi. İran Şahı I. Abbas Loru Beylerbeyi Mehmet Paşa'yı Kızılbaşlık tacını giymesi koşulu ile yerinde bıraktı.

Şah Abbas Mehmet Paşa'ya pek güvenmiyordu. Nitekim Mehmet Paşa'nın gizlice Osmanlı yanlısı bir politika izlediğini sezince onu öldürterek yerine kardeşi Mustafa'yı getirdi. Fakat Mustafa'da babası gibi Osmanlı yanlısı politikaya kayması üzerine 1614'de Şah Abbas Şemseddinlü Deli Mehmet vasıtası ile Loru beyi Mustafa paşayı öldürmüştü. Bu yıllarda Sünni olmak Osmanlı yanlısı, Şii olmak ise İran yanlısı politikayı benimsemekle eş anlama gelmekte idi. Şah bu nedenle Kazak Terekemelerini dönük saydı ve "sınır boylarında bunlara güvenilmez" diyerek Güvendiği adamlardan Şemsi Beyi Loru valisi yaptıktan sonra Şüpheli gördüğü Terekemeleride mecburi göçe tabi tuttu. Muhacirler Gence, Revan ve Şirvan dolaylarına dağıtıldılar. Bu gün buralarda Borçalı ve Kazaktı boylarının çeşitli oymak ve uruğlarının isimlerini köy nehir ve dağ isimleri olarak görmek mümkündür. Kazaklar, Paydar, İspirlü, Demirci Hasanlu Cekvanlı ve Nehri oymakları Kazaklı boyundan olup, Ak-Tala, Uzunlar, Gölegiven, Taşir Pembekve Arpalü oymakları ise Borçalı boyuna mensuptur.
Osmanlı Hükümdarı III. Murat zamanında Loru Beylerbeyliği üç sancağa ayrılmıştı.

Bu sancaklar ve bağlı oldukları nahiyeleri Kuzeyden güneye doğru şöyle sıralayabiliriz:

1. Ak-Tala Sancağı:

Ak-tala, Küçük Aktala, Moşuluk, Boklu-Kilise, Sanahin, Haşur Kazan, Kümbt, Baysunkur, Tuman-kendi, Aşağı Benefşe, Yukarı Benefşe, Kızılkaya, Köşevet, Kazman.

2. Taşır Sancağı:

Taşır Abad, Yukarı Çıgalu, Aşağı Çıgalu, Kervansaray, Kuyumcu Kendi, Budak Kendi, Sınık Kilise, Kosa Bulak, Kırk Bulak, Kara Bulak, İki Çardaklı, İki Çorak, Balıklı, Sarı Kala, Karakala, Türk Dere, Beğ Kendi.

3. Laru Sancağı:

Loru, Calu, Dölbendlü Varta Pulur, Vank, Yassı koy, Viran Loru, Çekersen, Celaloğlu, Ovanas Kendi, Emraz Köy, Otarşen Balıkçı, Çarçı, Uzunlar, Çaku, Bogos, Kırebaş, Yalancı Mirza, Molla Yasin, Mukarat Gölegiren, Pir kendi Sancak, Akhabut Veren Köy, Ercesan, Ekedağ, Iğıkı, Südebadik.

4. Pembek Sancağı:

Güngörmez, Bozabdal kömürlük Yukarı Sarımsaklı, Aşağı Sarımsaklı, Kara Tur, Almalı, Çıbıklı, Güneyli Arçut Yenice, Hamamlı, Çıldır, Darbant, Paşacık, Sandal Kışlığı, Pire Kendi, Armutlu, Koca Beçen Borçalı (Sarıyar), Hamza Çimeni, Üleşek, Tekurans Sorak Deve, Ahirmalik, Tekelik Kamberoğlu Gökyokuş, Bulaklı, Tezeklü, Deve Boynu Koçu Kendi, Kazanlu.

1728. yılında Osmanlı yönetimi bu dört vilayeti birleştirerek Tiflis Eyaleti diye adlandırdılar.

Tiflis Eyaleti'nde şu yerler Terekemelere aittir:

Arpalu Sancağı, Kangar, Ağçakala, Kalp, Çavdar, Baratlu, Paydar, Taşir, Loru, Hasanlu, Pembek.

Çağın iki süper gücü olan Osmanlı ve İran Kür boylarında ve Dağıstan'da kendi görüşlerini benimseyen bu savaşçı Terekemelere dayanarak kamuoyu oluşturmaya devam ettiler. Terekemelerin bölünmesi kısa vadede İran ve Osmanlılar için yararlı olmuşsada uzun vadede Türk dünyası açısından zararlı sonuçlar doğurdu. Bölgede ne İran nede Osmanlı tam bir egemenlik sağlıyamadılar. Neticede hep Türk kanı aktı. XVIII. yüzyıldan sonra İran ve Osmanlının zayıflaması ile parçalanmış ve mezhep ayrılıkları ile mücadele eden Kafkas Türklüğü güçlenen Rusya için kolay bir yem haline geldi.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Terekemeler

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir