Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Kafkaslarda Arap Egemenliği

Burada Terekemeler hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Kafkaslarda Arap Egemenliği

Mesajgönderen TurkmenCopur » 23 Ara 2010, 00:19

KAFKASLARDA ARAP EGEMENLİĞİ

Göktürk Elinin 681 yılında parçalanmasından sonra birliğe bağlı bodunlardan Hazarlar güçlenerek Kafkaslardan Doğu-Avrupaya kadar olan bölgelerde güçlü bir el meydana getirdiler Karapapaklar'da Hazar birliğine bağlı idiler. Hazarlar Hun ve Göktürklerden farklı olarak yerleşik düzeni tercih etmiş bir el olmakla beraber bünyesinde bozkır tipi yaşam süren boy ve obalarda bulunuyordu.

Müslüman Arapların etkinlikleri giderek sınırları dışına taşmaktaydı. 642 yılında İslam orduları Nihavent denilen yerde İran kuvvetlerini yenerek dört yüz yıllık Sasani egemenliğini sona erdirdiler.11 Böylece İran'a bağlı Güney Azerbaycan Müslümanların eline geçmiş oldu. Halife Hz. Osman zamanında ise Arap-Hazar savaşları başladı. Her iki tarafında çok kayıplar verdiği bu savaş yüzyıla yakın devam etti sonunda Araplar Kafkasya'nın tamamına yakınını ele geçirdiler. Şirvan, Karabağ, Gürcistan ve Ermenistan İslam egemenliğine girmişti. Karapapakların o güne kadar başarı ile savundukları Derbent ve Kür boylarında artık yeni bir egemenlik başlıyordu. Fethedilen yerlere Arap valiler atandı ve Arap muhacirler getirilerek yerleştirildiler.

Bir zamanlar Karapapakların kontrolünde bulunan bölgelerde çeşitli Arap valileri hanedanlıklar kurdular. Şirvan'da Yezid bin Mazyad el-Şeybani, Urmiye'de el-Rudyani, Şamahi'da yöreye adını veren Şamah bin Zarir gibi aileler zamanla yerli halkla karışarak yörenin eşraflarını meydana getirdiler Hz. Muhammed'in Mekke'den Medine'ye hicretinden sonra Medinelilere Ensar, Mekke'yi terkedenlere ise Muhacir deniliyordu.

Yeni fethedilen Kafkas ülkelerine gerek Ensardan, gerekse Muhacirden ve gerekse Arabistan dışı Araplarından birçok aile getirilerek gerleştirilmeye çalışıldı. Bu aileler fetih evlatları (evlad-ı fatihan) sayılıyorlardı. Yörede yönetim genellikle bunların elinde bulunuyordu. Terekemelerin yoğun olarak yaşadıkları Borçalı dolaylarında ise Hz. Hamza soyundan olduğu varsayılan bir grup aile yerleşmişti. Yörenin göneticileride bu ailelerden gelmekteydi. Kafkaslarda bu Arap göçmenler tarafından İslamiyet yavaş yavaş yayılmaya başlıyordu. Hicret olayı sırasında Mekkeyi terkedenlerin Kafkas müslümanları arasında saygın bir konumu vardı. Bunlara Terki Mekke deniliyordu. Borçalı-Kazaklı uruğlarınm yaşadıkları bölgenin yönetimi bunların elinde idi. Bu Terki Mekke tanımı zamanla Kafkas halkı arasında Mekkeden Medine'ye göç eden "Muhacir" anlamına gelen bir Tarih terimi haline geldi. Bazı araştırıcılar Terekeme sözcüğünün bu Terki-Mekkeden bozulma olabileceğini düşünmektedirler.

Kafkaslarda Türk unsur çoğunlukta bulunuyordu. Arabistan'dan gelenler ise Türklere oranla azınlıkta kaldıklarından zamanla Türkleşerek etnik kimliklerini yitirdiler. Arap fütuhatından yüzyıllar sonra Kafkaslarda artık Müslüman Türklerden sözedilmekte idi.

Kaynakça
Kitap: KARAPAPAK VE TEREKEMELERİN SİYASİ VE KÜLTÜR TARİHİNE GİRİŞ
Yazar: Orhan YENİARAS
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: KAFKASLARDA ARAP EGEMENLİĞİ

Mesajgönderen TurkmenCopur » 23 Ara 2010, 00:19

GÖKTÜRK SONRASI FETRET DEVRİ

Arap fetihleri sonunda Kafkas halkı İslamiyeti tanımaya başladılar. Bu yıllarda Karapapakların birkısmı Gök-Dini anlayışına sahip olmakla beraber içlerinde Hıristiyanlığı benimsiyenlerde bulunuyordu. Arap fütühatı ile birlikte İslamiyet'de yavaş yavaş yayılmaya başlamıştı. Göktürklerin tarih sahnesinden çekilişi, Türk barışınında sonu olmuştu. Böylece eli bozulan çeşitli Türk boy ve bodunları arasında sonu gelmez savaşlar başladı. Güçlü boylar güçsüzleri yerlerinden atarken bazılarında yeniden birleşerek güçlü olmanın yollarını arıyorlardı

Türk dünyasında uzun zaman iç savaş ve göç gündemde kaldı. Bu arada bir Türk kavmi olan Peçenekler başka bir Türk kavmi olan Hazarlara saldırdılar. Peçenek saldırıları Hazarların iyice yıpranması sonucunu doğurduğundan 965 yılında Kiyev Rus Kınezi Suvatoslov'un Hazarlara saldırması bu devletin siyasal varlığını sona erdirdi.

Peçenekler Karadeniz'in Kuzeyine gelerek Don ve Tuna arasındaki bozkırlara yerleşmişlerdi sekiz uruğdan meydana gelen Peçenek birliği hiç bir zaman bodun bazında güçlü bir teşkilat kuramadılar. Birliği meydana getiren uruğlar bağımsız birimler gibi idiler. Herhangi bir konuda ortak politika saptamaları çok güçtü. Peçenek Uruğlarının hiçbiri diğerini kontrol altına alacak kadar güçlü değildi. Ayrıca Gök-türklerde olduğu gibi bütün uruğların itaat edecekleri bir Karizmatik hanedan'da mevcut değildi. Karadeniz'in kuzeyindeki bozkırlarda at ve koyun besiciliği yaparlardı Igor'un Kınezliği sırasında Kiyev Rusyası ile dostluk kurarak yaşamışlar Fak Suvatoslov'un kınez seçilmesinden sonra Kiyev Peçenek ilişkileri bozulmuştur. Kendini Büyük İskender'e benzeten Suvatoslov'un yayılmacı politikası peçenekleri rahatsız etmekteydi.

Suvatoslov 968 yılında Bizans seferine çıkmıştı. Bundan yararlanan Peçenekler Kiyev'i kuşattılar. Durumu öğrenen Suvutuslov seferi yarıda bırakarak Peçenekler üzerine yürüdü ise de ağır bir yenilgiye uğradığı gibi Peçenek başbuğu Küre tarafından kafası kesilerek öldürüldü. Peçeneklerin en çok çekindikleri Rusların Tork dedikleri Oğuzlardı. X. yüzyıl yine büyük nüfus ve göç olaylarının yoğunlaştığı bir dönemdir. Devletin teşkilatlandırdığı milyonlarca insan askeri bir disiplin içinde yine milyonlarca baş sürü ve yılkıları ile yurt bulmak için harekete geçmişlerdir. Oğuzlar Kıpcak-ların baskısı karşısında İdil'in batı yakasına geçerek Don boylarına yerleşmeye çalışıyorlardı. Peçenekler ise Oğuz baskısı karşısında daha batıya Dinyeper boylarına kaymaya başladılar. Ana kitle Dinyester ve Basarabya dolaylarına yerleşirken bir grupta 943-972 yıllarında Macaristana girdiler. Bir kısım uruğlarda Kiyev Rusyası güneyine yerleşmeye çalışırken Kiyev Kınezi Yarsuku tarafından bir daha toparlamıyacak şekilde dağıtıldılar. Peçeneklerin batıya gelen kitlesi ise 1036'dan sonra Tuna boylarına yerleşerek Bizansı tehdit etmeye başladılar. Bizans İmparatoru Aleksi Kom-nen 1091 yılında başka bir Türk kavmi olan Kıpçakları Peçeneklere karşı başarı ile kullanmış ve 29 Nisan 1091'de Meriç boyunda yapılan savaşta Peçenekler Kıpçaklar tarafından imha edilmişlerdir.

Peçenekler Balkanlara inerken takib ettikleri güzergah Karadenizin Kuzeyinden olduğu için Kür boylarında yaşıyan Karapapaklar bu göçten fazla etkilenmediler. Ancak Mugan'da yaylağa çıkanlar bazı Peçenek yağmacılarına rastlamalarına rağmen bu olay ciddi bir tehlike yaratmadı. Karapapaklar en çok Karadeniz'in güneyini takibeden oğuz göçlerinden etkilendiler. Çünkü bu güzergahtaki önemli merkezlerde yaşıyorlardı.

Karapapaklar Kür boylarına Borçalı ve Kazaklı olmak üzere iki boy halinde gelmişlerdi. Her boy birtakım uruğlara uruğlarda obalara ayrılmıştı. Boy ve uruğlardaki oba sayısı kesin olarak bilinmemektedir. Kür boylarının verimli arazileri hayvanların ve ürünlerinin çoğalmasına ve kendilerininde mutlu yaşamaları için gerekli imkanlara sahipti. Karapapaklar'da Peçenekler gibi bir haneden çıkarmamışlardı. Büyük göç olayları karşısında topraklarım korumak için bütün obalar ve uruğlar yetenekli bir başbuğun çevresinde örgütlenirler. Tehlike geçince de tam bağımsızlık içinde yaşamalarını sürdürürlerdi. Hunlar, Göktürkler ve Selçuklular gibi bütün Türk dünyası, el bazında örgütlendiği zaman bu bütünlük içinde belirli şartlara göre yerlerini alırdı. Bu şartlar çok basitti kökeni Türk dünyasında uzun zaman yaşayan bir geleneğe dayanmaktaydı. Karapapaklar, bağlı bulunduğu il hanlığa ve Kağanlığa istendiği zaman belli miktar asker vereceklerdi. Buna karşılık Toprakları, canları ve malları Kağanlığın güvencesi altında olup tüm boy ve obaların malları Kayanlığın damgasını taşıyabilecekti.

Karapapaklarda başbuğluk belli şartlara bağlı idi. Başbuğ olabilmek için Borçalı ve kazaklı boylarından olmak esastı. Yabancı bir boya mensup birinin bu makama gelmesi mümkün değildi. Büyük göçleri ve savaşları yöneten başbuğun her emrine uyulurdu. Fakat başbuğda keyfiliğe sapamazdı. Aile, boy ve uruğ ileri gelenlerinin oluşturduğu "Ak-sakallılar meclisi" başbuğu kontrol etme hakkına sahipti.
Yaşadıkları hayat ve çağın koşulları onların her an savaşa hazır ve teyakkuz halinde olmalarım gerektiriyordu. Başka bir deyişle Karapapaklar devamlı bir seferberlik ortamını yaşamak zorunda idiler. Topraklarının sürü ve yılkılarının güvenliği çok önemli olup tehlikenin ne zaman ve nereden geleceği bilinemezdi. Sürü ve yılkıların bir başka boy Ve uruğ tarafından kitle halinde götürülmesi olayına "Baranta" deniliyordu Karapapak toplumu için Baranta savaş nedeni idi. Bu nedenle her Karapapak aile, oba, urug ve boyu birer askeri birim sayılırdı. Aile reisinden, obabaşı, uruğ ve boy beylerine kadar uzanan hiyerarşik bir düzen yaşanmaktaydı. Kadın ve erkek herkes silah kullanıp ata binebilir ve savaşırdı. Savaşta ve barışta herkesin neler yapabileceği belirlenmişti. Toy adı verilen eylence meclislerinde bile her bireyin nerede oturabileceği ve kesilen bir hayvanın neresini nasıl yiyebileceği dahi belirli kurallara bağlanmıştı. Bu nedenle büyük mutlulukların yaşandığı günlerde olduğu gibi ani baskınlarda ve savaşlarda kesinlikle panik havası yaşanmaz herkes büyük bir hızla teşkilatta yerini alırdı. Kara-papaklar Kışlak olarak kullandıkları Kür boylarında güvenliği sağlamak için sınır karakolları yapmışlardı. Tatar veya "Ulak" adı verilen çok iyi binciler obalar ve ,H°ylar arası haberleşmeyi sağlarlardı. IX. ve X. yüzyıllara kadar Karapapakların, çoğu Gök Dini inancına sahip olmakla beraber aralarında Gregoryan Hristiyanlarla Müslümanlarda bulunuyordu. Karapapak obalarında dini bir hoşgörü hakimdi.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Terekemeler

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir