Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Anadolu'da Türkmen Kıyımı Kuyucu Murat Paşa

Burada Kızılbaş Türkmenleri hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Anadolu'da Türkmen Kıyımı Kuyucu Murat Paşa

Mesajgönderen TurkmenCopur » 23 Ara 2010, 18:21

ANADOLU'DA TÜRKMEN KIYIMI KUYUCU MURAT PAŞA

Bir Hırvat devşirmesi olan Kuyucu Murat Paşa, 1606 yılının Aralık ayında sadrazam olur. İlk amacı, Anadolu'daki Türkmen hareketlerini kökünden yok etmektir. Hedefi, mevcut olaylara karışmış olanlarla beraber, daha önce de bu hareketlere katılmış olanlar ve gelecekte de isyan hareketlerine başlama ihtimali görülen kitlelerdir.
Kuyucu Murat Paşa'nın Anadolu'ya kıyım seferi, 15 Haziran 1606 tarihinde, büyük bir kuvvetle Üsküdar'a geçmesiyle başlar. Üç yıl boyunca süren bu sefer, Anadolu'yu kana bular.

Sefere katılan kuvvetler, Anadolu'da, Adana civarında Canboladoğlu, Ankara civarında Kalenderoğlu, Konya'da Saraçoğlu Ahmet Bey, Silifke ve Adana'da Cemşid ve Muslu Çavuş, Tavil ve Meymun kardeşler ve daha birçok "Celali" ve halk önderlerini bertaraf ederken, Türk halkı da büyük kıyımlara maruz kalır. Bunların yanında, herhangi bir kanunsuzluğa karışmamış, suç işlememiş olan, Bayburt'ta Murat Hanlılar denilen üç kardeş ile, Beyşehir'de Emir Şah gibi birçok güçlü yerel beyleri de, gelecekte baş kaldırabilirler diye, etraflarıyla birlikte ortadan kaldırmıştır.

Murat Paşa, yaptığı bu kıyımlarda, öldürülenleri kazdığı kuyulara doldurduğu için "kuyucu" lakabını almıştır. 3 yılda öldürdüğü insan sayısının genellikle 100 bin civarında olduğu kabul edilmektedir. I. H. Uzunçarşılı bu rakamı 65 bin olarak verir.
Anadolu'da yaptığı kıyımın boyutunu öğrenmek ve Hırvat devşirmesi Kuyucu'nun ruh halini anlamak açısından yaşı 90'a varmış olduğu halde, ne cellatların ne de yeniçerilerin kıyamadığı küçük bir çocuğu kendi elleriyle boğduğunu bilmek yeterlidir.
Kuyucu'nun öldürdüğü insanlardan ev büyüklüğünde tepeler oluştuğunu devrin görgü tanıklarından Ermeni rahip Grigor anlatmıştır.
Kuyucu Murat Paşa'nın bu kıyım seferinden sonra, IV. Murat'ın "şiddetli darbeleri" Anadolu'daki hareketleri hayli sindirir.
Yapılan büyük kıyımlara rağmen, karışıklıklar yer yer görülür. Devlet idaresinde görülen çöküntüyle beraber, XVII. yüzyılın ortalarına doğru da bu başkaldırı hareketleri artmaya başlarsa da, buna paralel olarak kıyım da devam eder.

1658'de sadrazam olan ve yine bir devşirme olan Köprülü Mehmet Paşa da, Kuyucu Murat gibi sert tedbirler almıştır.
Bu şekilde Kuyucu Murat Paşa'dan sonra benzeri yeni bir toplu kıyımlar dönemi başlatılmış oluyordu.

Evliya Çelebi'nin bizzat yaşayarak şahit olduğu olayları yazdığı eserinden aşağıya aldığımız alıntılar bir ölçü mahiyetindedir:

"1069 (1658) Recebinde Saadetlü Padişah İle Beraber Anadolu'ya Celali Üzerine Gidişimiz:
"Neşe içinde yedi gün, yedi gece Üsküdar sahrasında kalıp, gece yansında nice çadırlarda yanık seslerle tevhid ve temcid okunup, ibadet yapıldı...

"Sabahleyin, padişah divanı toplanıp otağ önünde hakanı köslere tokmaklar vurularak, eyalet, eyalet, şerT hüccetler ile Celaliliği sabit olmuş kimseleri müfettiş paşalar yakalayarak gönderdiklerinden, kösler önünde divandan sonra, yüzlerce kişi sürüklenir, tertip üzere celladlar bu kadar insanı dizip ateş saçan kılıç ile, dilim dilim ederlerdi... Ve Üsküdar bu şekilde, insan cesetleriyle donatılırdı. Birkaç gün içinde Üsküdar insan kanından laleliğe dönüp, kokuşma neticesi meydana gelen kötü kokudan, divan azaları rahatsız olmağa başladı. Kanlar üzerine ölürcesine konan sinekler çadırlarda kalanların üzerlerine konup, herkesin elbise ve sarıklarını kana bularlardı. Hassas olanlar, kötü kokudan ve sineklerin hücumundan yemek yiyemezlerdi, İslam ordusu üzerine o kadar sinek musallat oldu ki; öğle vaktinde güneşin ışığını keserlerdi. Bu perişan hal yedi gün sonra bildirilince, cesetler için kuyular kazılıp, kesilenler beşer, altışar kuyulara dolduruldu. Nihayet kuyu kazmaktan da bıkılıp, ases-başı ve diğerleri cesetleri arabalara yükletip Haydarpaşa bahçesi önünden, denize dökmeye başladılar. Nihayet bununla da baş edilemeyip mahkümların, divanda muhakemesi görülenlerin Kavak iskelesine götürülerek orada katledilmeleri emredildi. Her gün Kavak iskelesinde yüzlerce insanoğlu kanı dökülürdü. Hatta; bir gün, bir yiğit garib cesaret edip, eli bağlı iken koşup celladın birine öyle bir tekme vurdu ki, hemen celladın karnı patlayıp, bağırsaklar ayağı dibine döküldü.

Kaynakça
Kitap: Osmanlı Belgelerinde KIZILBAŞLAR HAKKINDA İDAM ve SÜRGÜN FERMANLARI
Yazar: Cemal CANPOLAT
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: ANADOLU'DA TÜRKMEN KIYIMI KUYUCU MURAT PAŞA

Mesajgönderen TurkmenCopur » 23 Ara 2010, 18:21

Bunun üzerine yiğit, öteki cellatlara da hücum etti ise de, ne çare ki; eli bağlı!.. Hemen zavallı kendisini denize atarak boğulmak üzere iken cellatlar yetişip, onu da denizde katlettiler. Ben o yiğidin cesedini çıkarıp, bir kenara gömdürdüm. Hala mezarı Kavak iskelesi yakınında durmaktadır. Diğer cesetleri bostancılar denize döktülerdü...

Nihayet; tam yirmi gün, bu böyle devam edip padişah Üsküdar sahrasından ayrılarak (Pendik) menziline geldi. Allah'ın hikmeti! o gün, divanında, Kıbleli Paşa tarafından iki yüz adet suçlu ve suçsuz adam, bağlı olarak geldi ve suçluları kanunun emrettiği şekilde, kös önüne dizdiler. Cellatlar, iki baştan kılıç vururlarken, suçsuzun biri elleri bağlı olduğu halde yerinden sıçrayıp, celladın birine öyle bir tekme vurdu ki, celladın bağırsakları ayaklarına dolandı, "günahsızım, ilimden, vilayetimden sorulsun!" derken cellad yetişip, o yiğidin kellesini yere yuvarladı... Saadetlü padişah buradan da kalkıp yedi saatte (Gökboza -Gebze) ye geldi. Burada da Sivas beylerbeyinden yetmiş nefer celali geldi ve otağ önünde başlan vücutlarından ayrıldı.
Burada Gebze'den sonraki Ağa İskelesi, Çorum sancash beyinden yüz adet celali geldi; ve deniz kıyısında kelleleri bedenlerinden uzaklaştırıldı.

[Hereke'de]

Buranın bütün dağlan kireç taşıdır. Burada da, elli nefer celali katlonuldu. Ellisi de İzmit şehri için ala konuldu. Buradan da kalkıp, yine bütün vezir ve vükela sağda solda ta.. İzmit şehrine varıncaya kadar saadetlü padişaha, selam durdular.

Evliya Çelebi, İzmit'te yapılan resmi geçit töreni sırasında Köprülü Mehmet Paşa'yı şöyle anlatmaktadır:

Sonra Köprülü Mehmed Paşa, o ak sakallı, beyaz sof üzerine- samur kürk kaplı giyer, nurani şeyh Vefa suretti ama kan içen yüzlü, nice haneden söndürmüş, nice yüz bin masum ve caninin canını, ten kafesinden uçurmuş, nice hanedan sahiplerini evsiz bırakıp hanesinden kaçırmış.

Ihbat (Ulubat) kalesi:

Saadetlü padişah, buradaki otağına gelirken, harab olan bu kaleden birkaç şahi toplar atılıp, şenlik yapıldı. Burada, Anadolu celali müfettişi İsmail Paşa'dan eli kolu bağlı üç yüz adam gelerek hepsi kılıçtan geçirildi.

Evliya Çelebi, Bursa'dan itibaren kafileden ayrıldığı için, bundan sonraki olaylardan bahsetmez.
Anadolu'da, XVII. yüzyıl boyunca, Osmanlının devşirme yöneticilerinin, kötü anlamda Kızılbaş dedikleri Türklere uyguladıkları kıyım ve baskılar neticesinde, Türk kitle devlet nezdinde gücünü ve itibarını kaybedecek ve Osmanlı İmparatorluğunun dağılma ve işgal devrine kadar baskı altında tutulacak ve kimliklerini ifade etme imkanı verilmeyecektir.
Ne var ki, kurucusu oldukları devlet, devşirme yöneticilerin ihanetleri sonucu, istilaya uğrayarak ortadan kaldırılmak istenince, Mustafa Kemal önderliğinde, son kez başkaldıracaklar ve kan pahasına, can pahasına mal olan Ulusal devletlerini, bağımsız Türkiye Cumhuriyeti'ni kurmayı ve Milli hayata ulaşmayı başaracaklardır.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Alevi-Kızılbaş Türkmenleri

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir