Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Dadaloğlu'nun Kavga, Yiğitlik Ve İskan İle İlgili Şiirleri

Burada Avşar Türkmenleri ve Dadaloğlu hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Dadaloğlu'nun Kavga, Yiğitlik Ve İskan İle İlgili Şiirleri

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Ara 2010, 16:09

1. TOP TOP EDİP DERMEMİZE NE KALDI

Avşarlar, Yozgat-Bozok yöresinde sürgündeyken Tecirliler ile Ceritler, Reyhanlı oymağının hayvanlarını sürüp kaçırıyorlar.

Reyhanlı ileri gelenleri Tecirliler'den ve Ceritler'den hayvanlarını geri istiyorlarsa da onlar:

"Hayvanlarınızı sürüp kaçıranlar biz değiliz, Avşarlar'dır" diyorlar.

Bunun üzerine Reyhanlı beylerinden Arap adlı bir bey, Avşarlar'a atıp tutuyor:

"Yaz gelince Avşarlar'dan öcümüzü alacağız, onlar hazır olsunlar" diye bu tarafa haber gönderiyor.

Dadaloğlu bu şiirle Arap'a yanıt veriyor:

Selam söylen Reyhanlı'da Arap'a Hesap etsin yaz ayına ne kaldı Nevruz biter, sümbül biter, gül biter Top top edip dermemize ne kaldı
Seçin ağalar da kötüyü seçin Yiğidin üstüne kemhalar biçin Yavuz at besleyen el malı için Bölük bölük bölmemize ne kaldı
Ulam ulam olmuş galan yazılar Ceren avlar gök boncuklu tazılar Altı arap atlı şahbaz gaziler Cıda vurup binmemize ne kaldı
Babına da Dadaloğlu'm babına Koç yiğitler sığmaz oldu kabına Kamalağın, kar'ardıcın dibine Silah çatıp yatmamıza ne kaldı

Kemha: Bir çeşit ipekli kumaş.
Galan: Kalan, şimdi.
Ulam ulam olmak: Renk renk, çeşit çeşit olmak.
Cıda: Kargı gibi bir çeşit sopa, savut.
Bab: Giriş, kapı.
Kamalak Kar'ardıç: Katran cinsinden bir çam çeşidi, sedir. Karaardıç, ardıç ağacının en iyisi.

Şiir, 1979 yılında Kayseri- Sarız ilçesinden Hasan Gürbüz'den derlenmiştir.

2. KOÇYİĞİTLER ARAP ATA BİN OLDU

Bu şiir, Türkmen oymakları arasındaki bir kavgayı anlatmaktadır. Söylentiye göre, Avşarlar'ın baskısından yılan Çukurova'daki diğer Türkmenler, (Ceritler, Tecirliler, Boz-doğanlar) Avşarlar'a karşı birleşirler.

Osmaniye'nin Nur Dağları içindeki Hasanbeyli köyü önünde başlayan kavganın en şiddetli çarpışması bugünkü Osmaniye - Düziçi (Haruniye) yol ayrımında, Hamus suyu üzerinde olur. Burasına bugün bile "Kanlıgeçit" derler. Bu kavgada Avşarlar büyük bir yenilgiye uğrarlar.

Hasanbeyli köyünün önünde eski bir kale kalıntısı vardır. Şimdi yok olma tehlikesi içinde bulunan bu kale kalıntısı eski Adana- Gaziantep yolu üzerindedir. Hasanbeyli köylüleri Türkmenler'in Fettahlı oymağındandır.

Şiirin, kimi yazarların savlarının tersine Erzurum-Hasankalesiyle hiçbir ilgisi yoktur.
Sana derim sana Hasan kalesi Alt yanında döğüş oldu, hûn oldu Yiğit olan yiğit çıktı meydana Koçyiğitler arap ata bin oldu
Akşamki gördüğüm şol kara düşler Hesaba gelmedi kesilen başlar Eyerlen atımı küçük kardeşler Hünkar tarafından bize gel oldu
Öğle ile ikindinin arası Aldı beni şu düşmanın yarası Ecel geldi ölmemizin sırası Ağladı el-oba gözü kan oldu
Dadaloğlu'm der ki belim büküldü Gözümün cevheri yere döküldü Üç yüz atlı ile cenge dikildi Yüzü geldi iki yüzü han' oldu

Hûn : Kan
Hünkar : Burada Tanrı.
Dıkılmak : Girmek, katılmak.
Han' oldu : Hani nerde kaldı?

Kavganın öyküsü, Kayseri- Sarız ilçesi Ayranlık köyünden Yusuf Polat' (Çapar'ın oğlu Yusuf Çavuş) tan derlenmiştir. Yusuf Çavuş, Kazım Karabekir Paşa Zamanında Kars-Rus hududunda askerlik yapmıştır. Gümrü 'ye giren ilk askerlerdendi.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Dadaloğlu'nun KAVGA, YİĞİTLİK VE İSKaN İLE İLGİLİ ŞİİRLE

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Ara 2010, 16:09

3. KOÇ YİĞİDİN ARAP ATIN GÜN' OLDU

Hasan Kalesi adlı şiirin bir başka öyküsü daha vardır. Adana- Buruk köyünden halk ozanı Kul Mustafa anlatıyor:

"Zulkadirliler, Kozanoğlu, Hacı Osmanlı (Osmaniyeli) Mehmet Bey, Avşarlar ile birlik olup Ceritler ile savaşacaklar. Bunun için akşam bir şölen düzenlenir. Bu şölende Dadaloğlu da vardır. Akşam yenilir, içilir, ertesi gün savaşacaklarına dair sözler verilir.

Sabah olunca kavgaya yalnız Avşarlar katılırlar. Öteki Türkmenler akşamki verilen sözden dönerler. Bu kavgada Avşarlar yenilirler.
Dadaloğlu olup biteni güneyin en güçlü oymağı olan Mürselliler'in başkanına anlatmaktadır:
Sana derim sana Bey Mürseloğlu Döleğinde döğüş oldu dön oldu Yüreğinde olan döndü, döğüştü Koç yiğidin, arap aün gün' oldu
Akşamki gördüğüm şol karadüşler Hesaba mı gelir kesilen başlar Kavgaya girmedi puşt arkadaşlar Çekildiler bir tarafa yan oldu
Öğle ile ikindinin arası İyi olmaz eğri kılıç yarası Yarsuvat'm, Zıncarlık'm arası Işıladı gülek gülek kan oldu
Dadaloğlu'm der ki doldum döküldüm Yarsuvat'ta güreş yaptım yıkıldım Dokuz yüz atlı ile cenge dikildim Yüzü burda, sekiz yüzü han' oldu

Mürseloğlu : Reyhanlı oymağının beyi.
Yarsuvat : Ceyhan.
Dölek : Düzlük yer.
Puşt : Burada sözünden dönen.
Zıncarlık : Zıngarlık. Ceyhan yakınlarında yer adı.
Han' oldu : Hani nerde kaldı?.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Dadaloğlu'nun KAVGA, YİĞİTLİK VE İSKaN İLE İLGİLİ ŞİİRLE

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Ara 2010, 16:10

4. OK DEĞMEDEN GÖZLERİMİZ KÖR OLDU

Son Yozgat-Bozok sürgününde devletin memurları çeşitli bahaneler altında, özellikle de vergi adı altında Avşarlar'ı soyarlar. O zaman Avşarlar'da para olmadığından, bu memurlar o güzelim Türkmen atlarına el koyarlar. Bu hareket Avşarlar'a çok dokunur.

Dadaloğlu bu olayı dile getirir:

Yara yara bir kavgaya girmedik Sağa sola kılıçları vurmadık At üstünde döğüşerek ölmedik Ok değmeden gözlerimiz kör oldu
Birden kapıştılar kulunu, tayı Kanı garrah oldu yoksulu, bayı Böyle sağ gezmeden ölmemiz iyi Mahşereçe söylenecek şor oldu
Bütün iskan oldu Avşarlar, Kürtler Yürekten mi çıkar ol acı dertler Mezada döküldü boynu uzun atlar At vermemiz iskanlıktan zor oldu
Öğüt versen öğütlerden almayan Çağırınca mencilise gelmeyen Yurtlarının kıymetini bilmeyen Her birisi bir kötüye kul oldu
Der Dadaloğlu'm de sözün sırası Yara biter bitmez dilin yarası Mağrıbınan maşırığın arası Size bol da bizim ele dar oldu

5. SARIN ARSLANLARIM DERDİ APALAK

Apalak, Avşar'ın bileği bükülemez bir yavuz savaşçısıdır. Çok kavgalara girmiş, çok yiğitlikler yapmıştır. Zaten "apalak", babayiğit, iri yarı adam yarması gibi adam demektir. Apalak'ın on beş oğlu vardır. Hasan bunlardan birisidir.

Bir başka söylentiye göre, bu şiir, Reyhanlı oymağıyla Elbistan ağalarının dövüşleri münasebetiyle söylenmiş. Burada Yapalak adlı bir kişi büyük yiğitlik göstermiştir (Fahri Bilge). Gerçekten de Elbistan'ın Büyük Yapalak, Küçük Yapalak adlı iki köyü vardır.

Bir vuruşta düşmanların' ikiye Bölün aslanlarım derdi Apalak Serden geçin yaraları yarayla Sarın aslanlarım derdi Apalak
Halep'in, Antep'in soyun keserim Cehdedersem Elbistan'ı basarım Bağdat kapısına kilit asarım Varın aslanlarım derdi Apalak
Hersinen mi geldin hey beyin oğlu Sanasın Hasan'm kolları bağlı On beş oğlun vardı kolları tuğlu Yürün aslanlarım derdi Apalak
Alnımıza kara yazı yazıldı Ahdedince düşmanımız bozuldu Akbıyık vuruldu ordu bozuldu Vurun aslanlarım derdi Apalak
Dadaloğlu'm söylemezdin hileyi Alişanlı beyi buldu belayı Vurup da düşürdü Halit köleyi Yürün aslanlarım derdi Apalak

Alişanlı : Bir Türkmen obası
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Dadaloğlu'nun KAVGA, YİĞİTLİK VE İSKaN İLE İLGİLİ ŞİİRLE

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Ara 2010, 16:17

6. KORAF KORAF BİNBOĞA'YA GÖÇTÜ MÜ

Padişah Abdülaziz zamanında Derviş Paşa'nın ve Cevdet Paşa'nın yaptıkları iskan -Cevdet Paşa'nın yazdıklarının tersine- çok kanlı olmuştu. Bu iskanla, özellikle Avşarlar güç duruma düşmüşlerdir:

Avşarlar'ın hem Uzunyayla'ya gitmeleri hem de Çukurova'ya inmeleri yasaklanmıştır.
Bu kargaşada askerler, Dadaloğlu'nu yakalayıp Payas kalesine hapsetmişlerdir. (Namık Kemal de Kıbrıs- Magosa'ya gönderilirken bir süre bu kalede hapsedilmişti. Hatay il Yıllığı, s. 114, 1973)
1865 yılında yapılan iskanın da söz konusu edildiği, Cevdet Paşa'nın Ma'ruzat ve Tezakir adlı eserlerinde bu hapis konusuna değinilmediği gibi Dadaloğlu'nun adından bile söz edilmemektedir.

Söylentiye göre, rüzgarlı bir günde Dadaloğlu Payas kalesinden hasırdan bir kanat yaparak oradan atlayarak kaçıp kurtulmuştur.
Bu şiirle Dadaloğlu, Reyhanlı boy beyi Mürseloğlu'ndan Çukurova'nın ahvalini sormaktadır.

Sana derim sana Bey Mürseloğlu Asi suyu dalgalanıp coştu mu Şirin olur Bahadır'ın güzeli Koraf koraf Binboğa'ya göçtü mü
Yine Kad'oğlu mu Maraş valisi Uslandı mı Dalkılıçlı delisi Ahmet Bey'di Elbeyli'nin ulusu Ferman çıkıp İstanbul'a göçtü mü Adana'ya divan harbi konunca
On yedi bey o celseye varınca Derviş Paşa iskan emrin verince Kozanoğlu beyliğinden düştü mü
İskan emri oldu aşiret yasta Kız gelin kalmadı hep oldu hasta Dadaloğlu'm hapis derler Payas'ta Kanat takıp sur duvardan uçtu mu

Mürseloğlu : Reyhanlı oymağının beyi
Asi Suyu: Hatay ilinden geçen Asi ırmağı.
Bahadır- Bahadırlı:Kırıkhan yöresinde oturan bir Türkmen oymağı.
Koraf koraf : Öbek öbek, küme küme.
Binboğa : Ünlü Binboğa dağı.
KadıoğluKahramanmaraş'ta ünlü bir aile.
Dalkılıçtı:Türkmenlerde bir oba adı. Kadirli'nin Mehmetli ve Azaplı (Avşarlı) köylerinde otururlar.
Ahmet Bey:Ünlü halk öyküsü kahramanı Elbeylioğlu. Padişah fermanıyla İstanbul'a sürgün edilmişti.
Elbeyli: Avşar Türkmenleri içinde bir oymak.
On yedi Bey:Çukurova'da yaşayan Türkmen oymaklarının beyleri kastediliyor.
Celse: Oturum.
Kozanoğlu: Ünlü Kozanoğlu Ahmet Bey.
Payas: Hatay'a bağlı bir ilçe. Yüz yıl kadar önce Dörtyol, Payas'a bağlı bir köydü. O za­manlar Payas sancak merkeziydi, şimdi Dörtyol ilçesine bağlı kasaba.


Şiir, 1981 yılında Kadirli- Avşarlı köyünden Mahmut Taşkaya'dan derlenmiştir.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Dadaloğlu'nun KAVGA, YİĞİTLİK VE İSKaN İLE İLGİLİ ŞİİRLE

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Ara 2010, 16:19

7. ÇEVRİLİP KONACAK YER VAR ÖNÜNDE

Kayseri Sarız İlçesi'nin Kızılpmar köyünden Nuri Kara'ya göre, halk arasında Ced (Urban) Arapları denen bir Arap aşireti, Osmanlı paşalarından Osman Paşa'nın yönetiminde Avşarlar'ı ve öteki Türkmenler'i ıslah etmek için İskenderun'a gelirler, fakat yenilip giderler.

Kayseri- Sarız'dan Hasan Gürbüz'e göre ise; Öyle bir zaman geliyor ki, Kozanoğlu, Avşarlar'dan, Ceritler'den ve Tecirliler'den vergi alamıyor. Öte yandan da padişaha "Aşiretler isyan halindedir" diyor.

Beri taraftan aşiretlere de "Biz vergiyi sizlerden alıp padişaha veriyoruz. Bu işten biz de yıldık. Padişahın askerleri gelecek, onlara siz vurun biz de vuracağız" diyor. Bu plan içinde Kozanoğlu'nun yanında Çapanoğlu da vardır. Bu hal üzere Osmanlı askerleri, Osman Paşa'nın yönetiminde deniz yoluyla İskenderun limanına gelirler. Savaş bu yörede olur, Türkmenler Osmanlılar'ı yenerler.

İskeleden çıkmış şol Osman Paşa Gıcılı boranlı dağ var önünde Elbeyli beyleri at başı çekmez Çevrilip konacak yer var önünde
İlerde Osman Bey zurbalar başı Aşireti cılbak eder savaşı Keser kelleleri tepeler başı Kuzgunlar dönecek yer var önünde
Küçük Ali oğlu haykırır çıkar Yalın kılıç ile demirler söker Vurunca düşmanın belini büker Omuzu kalkanlı er var önünde
Bizimkiler paşa maşa dinlemez Bir vurduğuna da "al iki" demez Aslan yatağına çakal giremez Kılıçla kesecek ser var önünde
Dadaloğlu'm der ki ordan geçerse Elbeyli Avşar'ı önün' açarsa Murat suyu kanlı köpük saçarsa Seyit Battal gibi er var önünde

İskele : İskenderun iskelesi.
Gıcı (kırcı) : Dolu ile kar arasında, küçük taneli yağış.
Boran : Yel, şimşek ve gök gürültüleriyle karışık yağan ve kısa süren zorlu yağmur.
Avşar Osman : Kayseri- Pınarbaşı ilçesinin Toybuk köyünde oturanların dedesi.
Zurba : Küme, grup.
Cılbak : Çıplak.
Kuzgun : Bir cins iri karga.
Küçük Alioğlu : Kozanoğulları'ndan bir bey. Payas sancağının yönetimi bu ailenin elindeydi,
Murat Suyu : İskenderun körfezine dökülen bir dere.
Seyit Battal : Battal Gazi.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Dadaloğlu'nun KAVGA, YİĞİTLİK VE İSKaN İLE İLGİLİ ŞİİRLE

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Ara 2010, 16:24

8. SUAL EYLER BENDEN DAĞLAR NE DEYİM

Şiire konu olan olay çeşitli biçimlerde anlatılmaktadır:


1865 yılında Derviş Paşa'nın Fıka-i İslahiyye denen ordusuyla Avşarlar arasındaki savaşı anlatmaktadır.(Emir Kalkan, Türk Dünyası Araştırmaları, sayı: 19, s. 69) Bu görüş gerçeklere aykırıdır. Çünkü Çukurova'da, özellikle Ceyhan (Yarsuvat) yöresinde Avşarlar ile Osmanlılar arasında bir savaş olmamıştır. Avşar, Osmanlı çarpışması Sis (Kozan) ve Feke yörelerinde olmuştur.Bunun böyle olduğunu Fırkai İslahiyye'nin ikinci adamı Ahmet Cevdet Paşa'nın Ma'rûza ve Tezakir adlı eserlerinden de anlamak mümkündür.

Başka bir görüşe göre, Çukurova'daki öteki Türkmen oymakları Avşarlar'a karşı birleşirler ve büyük bir kavgaya tutuşurlar, sonuçta bunlar Avşarlar'ı yenerler.

Bu kavganın asıl öyküsü de, edinilen son bilgilere göre şöyledir:

Ceritler Ceyhan nehrinin sol kesiminde, Avşarlar da sağ kesiminde kışlarlardı. Otlak ya da başka bir nedenle Ceritler ile Avşarlar çetin bir savaşa tutuşurlar. Bu kavgada Avşarlar yenilgiye uğrarlar ve Kozan üstlerine doğru çekilirler. Anlatılır ki, Avşarlar'ın 900 atlısından ancak yüz kadarı kalmıştır.

Dadaloğlu bu duruma çok üzülür, "Biz Yaylalara, Binboğa dağlarına bu olanları-olayları nasıl anlatırız, onlara ne diyeceğiz" diyerek hayıflanır ve bu şiiri söyler. Kimi anlatımlarda ise "Dadaloğlu'nun aşireti kavgayı kaybeder, savaşçıların boğazından ekmek aşmaz olur."

Gerçekten Çukurova'da bugün iki tane Avşar mezarlığı vardır:

Bunlardan birisi Ceyhan'ın Mercin köyü yakınlarında, öteki daha kuzeyde Akdam köyü yakınlarında. Burasına şimdi de Avşar Mezarlığı denir. Güney Türkmenler'i burada çetin aşiret kavgaları olduğunu belirtmektedirler. Bir başka söylentiye göre, bu şiir, Fırka-i İslahiyye'den önceki bir Avşar- Osmanlı savaşını anlatmaktadır.

Elem geldi elde değil gaziler Akar gözüm yaşı çağlar ne deyim Sağ selamet geçticeğim Binboğa Sual eyler benden dağlar ne deyim
Deh bire deh bire nazlı kır atım Yarsuvat'ta kaldı atım pusatım Gelinler dul kaldı yavrular yetim Gelir babam deyi ağlar ne deyim
Elde gezer koç yiğidin cıdası Kara geldi bin iki yüz senesi Koc'aslan Kenan'ın Elif anası Çıkar yollarımı bağlar ne deyim
Gelin yarenlerim yanıma gelin Beni sağ komayın bir kılıç çalın Sekiz yüz çadırda sekiz yüz gelin Al çıkarır kara bağlar ne deyim
Der Dadal'ım yoyamadım düşleri Dikemedim şehidime taşları Yarsuvat'ta olup biten işleri Sual eyler benden sağlar ne deyim

YarsuvatCeyhan
Pusat Araç, savaş aracı.
CıdaKargı, sopa gibi savaş aracı.
Bin iki yüz yılı : Bunu bin iki yüz üç diye söyleyenler de vardır. Eski takvime göre hesaplamak gerekir. Burada net bir tarih yerine yüz yıl olarak düşünmek uygun olur. Söz gelimi "yirminci yüz yıl" der gibi.
Koca Aslan Kenan : Elif ananın biricik oğludur. Kavgaya götürülürken Elif Ana: "Etmeyin, eyleme­yin, Kenan benim biricik oğlum, onu kavgaya götürmeyin" demişti. Onlar da sağ selamet onu geri getireceklerine dair söz vermişlerdi. Fakat kavgada Kenan ölmüştür. Şimdi Elif Ana'ya durum na­sıl anlatılacaktır.
Sekiz yüz çadır : Bu tarihlerde sekiz yüz çadırlı Türkmen grupları olduğunu Avrupalı gezginler anılarında anlatırlar. Burada sekiz yüz çadırlı Avşar oymağı.
YoymakYorumlamak


Şiir, 1979 yılında Kayseri- Sarız'dan Hasan Gürbüz Pınarbaşı Cinniyurt köyünden Durdu Demirel ve Kadirli-Avşarlar köyünden Mahmut Taşkaya'dan derlenmiştir.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Dadaloğlu'nun KAVGA, YİĞİTLİK VE İSKaN İLE İLGİLİ ŞİİRLE

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Ara 2010, 16:26

9. YÜCE DAĞDAN AŞAN YOLLAR BİZİMDİR

FERMAN PADİŞAHIN DAĞLAR BİZİMDİR


Kozan'dan Binboğa'ya kadar olan bölge sarp dağlar, gür ormanlar, derin vadiler ve geçit vermez yerlerle doludur. İnsan o dağlara varınca kendini her türlü takipten, tehlikeden kurtulmuş sayar.
Yine padişahtan ferman gelmiştir. Avşarlar iskan olsun, belli bir toprağa bağlansın istenmiştir. Ama Avşarlar Çukurova'nın uçsuz, bucaksız toprağı ile Toroslar'ın, Binboğa'nın, Uzunyayla'nın al baharlı, ala karlı ve de soğuk sulu yaylalarından vazgeçmek istemezler.

Bir ilkbahar günü Avşar göçü Dörtyol'un doğusunda bulunan Bağrıaçık yaylasından Çukurova yoluyla Toroslar'a doğru hareket eder. Avşar'da göç günleri önemlidir. Rengarenk giysilerle kınalı eller deve kervanını çeker. Develerin dizlerine takılan çanlar kendine özgü bir müzik havası içinde salına salma yayla yolunu tutar.

Göç Uzunyayla'ya gitmekte olsun, beri taraftan 1865 iskanını yapanlardan Ahmet Cevdet Paşa, "...ve ekserinin yaylakları Uzunyayla olup, orada ise muhacirin-i Çerakise iskan olunmak devletçe mukarrer olduğundan, bu sene aşiretler Fırkai İslahiyyece yaylaya gitmekten men olunmuşlar idi. Avşar aşireti dahi Çukurova'da kışlayup yazın Uzunyayla'ya gitmekte ... " diyor. Yani devlet Uzunyayla'ya Çerkezler'i yerleştirmek için karar verdiğinden Türkmenler'e, o arada Avşarlar'a Uzunyayla'ya gitmek yasaklanmıştır. Padişah böyle ferman eylemiştir.

Fakat onları yaylalara gitmekten padişah fermanı bile engelleyemez. Sonunda ölüm de olsa. Avşar kocalarının anlattıklarına göre bu şiir, Dadaloğlu'nun son şiirlerinden biridir.
Kalktı göç eyledi Avşar elleri Ağır ağır giden eller bizimdir Arap atlar yakın eyler yırağı Yüce dağdan aşan yollar bizimdir
Belimizde kılıcımız Kirmani Taşı deler mızrağımız temreni Hakkımızda devlet etmiş fermanı Ferman padişahın dağlar bizimdir
Dadaloğlu'm yarın kavga kurulur Öter tüfek davlumbazlar vurulur Nice koç yiğitler yere serilir Ölen ölür kalan sağlar bizimdir.

Kirmani : Kirman kentinde yapılmış eğri kılıç. İran'da bulunan bu kentin ustaları en iyi kılıç yapmalarıyla ünlüydü.
Temren : Mızrak ucundaki sivri demir. Ferman : Padişah buyruğu.
Yırak : Irak, uzak.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Dadaloğlu'nun KAVGA, YİĞİTLİK VE İSKaN İLE İLGİLİ ŞİİRLE

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Ara 2010, 16:26

10. İÇİNDEKİ BUNCA BEYLER NİC'OLDU

Payas-Dörtyol yöresinin derebeyleri Küçük Alioğulları'dır. Burası aynı zamanda İstanbul, Mekke yolu üzerindedir. Dolayısıyla bu yolun denetimi de Küçük Alioğulları'nın elindedir. O kadar ki, Küçük Alioğulları "huccac-ı kiramdan" yani hacca giden soylulardan ve Osmanlı ileri gelenlerinden bile baç (haraç) alırlardı.

Şiire konu olan Mistik Paşa Küçük Alioğulları'ndan Halil Paşa'nın küçük oğludur.Ağabeyi Dede Bey'in, Adana valisi Beylanlı (Belenli) Mustafa Paşa tarafından idam edilmesi üzerine Payas sancağı Adana beylerinin eline geçmişti. Mistik Paşa o zaman henüz çocuktu. Kadınlar arasında gizli olarak yaşadı. Valide sultan hacca giderken gösterdiği konukseverlikten dolayı affa uğradı on altı yaşında paşalık rütbesi verildi.

Kavalalı Mehmet Paşa'nın oğlu İbrahim Paşa'nın o yöreleri alması sırasında onunla savaştı. Daha sonra da İbrahim Paşa ile anlaşarak Payas sancağını yeniden ele geçirdi.
Fırkai İslahiyye zamanında, Adana'dan konuk olarak gelen bir tabur asker tarafından kendilerine ikramda bulunurken hile ile yakalandı. İstanbul'a sürgün edildi, oradan Niş'e gönderildi.
Mistik Paşa'nı sürgüne gönderilmesiyle Küçük Alioğulları'nın sonu gelmiş oldu. Böylece Mistik Paşa'nın yurdu, yuvası harap (ören) haline geldi.
Dadaloğlu'nun Mistik Paşa'yı çok sevdiği bu şiirden de belli oluyor.

Gene tuttu Gavur Dağı boranı Hançer vurup acarladın yaramı Sana derim Mistik Paşa öreni İçindeki bunca beyler nic'oldu
Pınar sana arka verip oturan Pöhrank ile sularını getiren Yoksulların işlerini bitiren Samur kürklü koca beyler nic'oldu
Tavlasında arap atlar beslenir Konağında baz şahinler seslenir Duldasında nice yiğit yaslanır Boz-kır atlı yüce beyler nic'oldu
Gidip Karbeyaz'dan sular getiren Dört yanında mey valarm bitiren Çınar sana arka verip oturan Havranalı büyük beyler nic'oldu
Feneri de deli gönül feneri Atları da dolanıyor kenarı Sana derim Küçük Ali Öreni Sana inip konan beyler nic'oldu
Sabahaça kandilleri yanardı Soytarılar fırıl fırıl dönerdi "Ha" deyince beş yüz atlı binerdi Sana inip konan beyler nic'oldu
Mistik Paşa gitmiş odası yaslı Hatunları vardı hep turna sesli Top top zülüflü de İstanbul fesli Usul boylu hatunların nic'oldu
Saçı altın bağlı fesler sırmalı Lahuri şal.giymiş gümüş düğmeli Gözleri kudretten siyah sürmeli Mor belikli güzellerin nic'oldu
Derviş Paşa yaktı yıktı elleri Soldu bütün yurdumuzun gülleri Karalar giydik de attık alları Altınımız geçmez akçe tunç oldu
Ağlayı ağlayı Dadal'ım söyler Vefasız dünyayı şu insan neyler Bin yiğidi bir kötüye kul eyler Şimden sonra yaşaması güç oldu

Acarlamak : Tazelemek
Pöhrenk : Topraktan yapılmış su borusu.
Samur kürk : Bu adda bir hayvan derisinden yapılmış kürk.
Tavla : At ahırı.
Dulda : Yağmur, güneş ve rüzgann etki etmediği kuytu
yer. Burada, himayesinde.
Karbeyaz : Payas'ın doğusunda bir kasaba.
Havrana : Yakası ve yenleri geniş kürk.
Sabahaça : Sabaha kadar.
Ha deyince : Haydi deyince.
Lahuri şal : Lahur kentinde yapılan bir çeşit şal.
Belik : Saç örgüsü.
Derviş Paşa : Fırka-i İslahiyye komutanı, müşir (mareşal).
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Dadaloğlu'nun KAVGA, YİĞİTLİK VE İSKaN İLE İLGİLİ ŞİİRLE

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Ara 2010, 16:28

11. ÇALIP ÇALIP DALLARINI EĞİYOR

Türkmen oymakları arasında sık sık kavgalar olurdu. Bu kavgalar odak yüzünden, yağmalama yüzünden ve de bunlardan başka nedenlerden dolayı da kavgalar olurdu.
Bu şiir büyük bir Avşar, Cerit kavgasından anılar taşıyor. Kavga Çukurova'nın Karataş yöresinde olmuş. Çukurova diye, özelde Karataş ovasına denir.

Kimi Avşar kocalarının anlattıklarına göre şiirin öyküsü şöyledir:

Dulkadırlı beyliği, Avşar boyundan Karaca Bey tarafından kurulmuşsa da bu beyliği Avşar, Bayat ve Beydilli Türkmenleri oluşturuyordu. Bunların ilk merkezleri Elbistan, ikinci merkezleri Maraş...Hatta Andırın'dan Kadirli'ye kadar olan bu bölge beyliğin egemenlik sürdürdüğü yerlerdi. Kadirli ilçesine bu nedenle Kars-ı Zulkadriye denir. Bu şiirde adı geçen İsmail Ağa, Elbistan'ın Yapalak köyünden yiğit bir Türkmen'dir. O zamanlar devlet İsmail Ağa'yı başından atmak için Mısır'da "ikta" verileceğini söyleyerek göçe zorluyor.

İsmail Ağa ve aşireti bunun bir hile olduğunu sezer, bugünkü Karataş ovasına gelince geri yurduna dönmek ister ama Osmanlı askerleri buna geçit vermez. Büyük tartışmalardan sonra Karataş ovasında kavga başlar
Karataş dersen de bir düzgün ova Yükletmiş göçünü gidiyor dağa Kılıcına yavuz derler İsmail A Çalıp çalıp dallarını eğiyor
ibiş A'yı dersen yiğitler bendi Kocaman orduya koydu bir yangı İnanın ağalar sıganıs kendi Çalıp çalıp gölgesini kovuyor

Bekir a'yı dersen yüksekten uçar Narasın duyanlar akşamdan kaçar Girgin deve gibi köpüğün' saçar Sanasın havadan yağmur yağıyor.
Amanın ağalar amanın aman Yüce dağ başını bürüdü duman Salman poyraz olmuş savurur saman Dayanılmaz zorlu zorlu değiyor
Nisbetinen (mi) geldin Pehlivanoğlu Sanasın Hasan'ın kolları bağlı Cıdasına yavuz (derler) Reyhanlıoğlu Çekip çekip kargısını sağıyor
Dadaloğlu'm der ki giydik karayı Koçyiğit olanlar açtı arayı Cerit ovası mı sandın burayı Top top olmuş seyfilerin kovuyor

Yangı: İltihap, burada ateş.
a: Ağabey, burada yiğit kişi.
Sıganıs: Bir çeşit alıcı masal kuşu. İnanışa göre bu kuş avını yakalayamayınca hırsından kendi gölge­sini kovalarmış.
Girgin deve : Kızgın deve.
Sanasın: Sanırsın.


Şiir 1958 yılında Kayseri Sarız ilçesinin Oğlakkaya köyünden 1325 (1909) doğumlu Ali Karakuş'tan derlenmiştir.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Dadaloğlu'nun KAVGA, YİĞİTLİK VE İSKaN İLE İLGİLİ ŞİİRLE

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Ara 2010, 16:29

12. ARKASINDAN YETİŞİYOR SAĞLARI

Cerit Türkmenleri'nin Memicioğlu adında bir ağaları vardır. Memicioğlu kışın Adana- Ceyhan ilçesinin şimdiki Tatarlı köyünün bulunduğu yerde otururdu. Yazın da Binboğa'ya yaylaya çıkardı. Binboğa dağlarının batı kesimi Ceritler'in yaylasıydı, 1865 iskanından sonra Ceritler Ceyhan ilçesinin on dört köyüne iskan edilince, Ceritler'in boş kalan yaylalarına sonradan Kürt aşiretleri yerleşmiştir.

Yeniden başa dönersek, bu sıralar Avşarlar sürgündedirler. Bunu fırsat bilen Memicioğlu, Avşarlar'ın arkasından atar tutar:

"Sürgüne gönderildiler, iskan oldular" der. O zamanlar iskan olmak, bir yere bağlanmak göçerlerin dilinde ayıplanacak bir durumdur. Memicioğlu, daha önce Avşarlar'a kaptırdığı kendi yurdu olan Lorşun'u, Hunu'yu ele geçirir. Ayrıca Avşarlar'ın Binboğa'daki yaylalarına da konarlar.

Dadaloğlu bunun üzerine söyler
Ev kalmadı Binboğa'ya çıkacak İp kalmadı salıncağa takacak İskan mıdır başımıza kakacak Arkasından yetişiyor sağları
Bire Memic'oğlu unutma bunu Lorşun benim derdin Tanır'la Hunu Unuttun mu kuzum geçen günleri Yalman kalpak giyer idi beyleri
Yalanları gerçeklere kattınız Kumaş diye kıl çulları sattınız Avşarlar'ın aleyhine attınız Unuttun mu gök kır atlı tuğları
Dadaloğlu'm der de doğruyu sever Her zaman koyağa mazı mı yağar Adamın aslanı Avşar'dan doğar Gene yapar al çarpılı evleri

Salıncak : Eğlenmek için ipi bir ağaca bağlayarak
üzerinde sallanılan aygıt.
İskan : Yerleşme, yurtlanma, habitat.
Lorşun : Kahramanmaraş'ın Afşin ilçesine bağlı
köy. Şimdiki adı Altınelma.
Tanır : Kasaba. Afşin ilçesine bağlı
Hunu : Afşin ilçesinin bir köyü . Şimdiki adı An taş.
Koyağa mazı yağması : Her şeyin bir zamanı var demek.
"Demir tavında dövülür" gibi.
Çarpı : Bazı evlerde tavanı örten mertekleri
(yuvarlamaları) kapatmak için kullanılan ve tahta yerine döşenen sağlam ardıç odunları. Bu odunlara "yartmaç" denir. Avşarlar, düzgün, sağlıklı kadınlara "yartmaç gibi avrat" derler.

13. SİZİN OLSUN BİNBOĞA'NIN DAĞLARI

Anlatılanlara göre Osmanlılar, Avşarlar'ı yedi kez sürgüne göndermişlerdir. Halep'in Rakka yöresine, Yozgat-Bozok'a....

Şiire kaynaklık eden olay, söylentilerin tersine, 1865'te yapılan son iskandan öncedir. Çünkü son iskanda Binboğa dağları Ceritler'e de öteki Türkmenler'e de verilmemiştir. Bilindiği gibi 1865 iskanıyla Ceritler Ceyhan yöresine, Bozdoğanlar Kadirli yöresine, Tecirliler de Osmaniye- Düziçi yöresine iskan edilmişlerdi.

Bu şiire kaynaklık eden öykü Çukurova halk ozanlarından Kul Mustafa (Düşmez) ile Mahmut Taşkaya'ya göre şöyledir:

Avşarlar,Yozgat-Bozok yöresine sürgün edilmiştir. El-oba dağılmıştır, insanlar perişan olmuşlardır. Bu kargaşada Dadaloğlu da yakalanıp Payas kalesindeki zindana atılır. Fakat Dadaloğlu hasırdan bir kanat yapar, bu zindandan (kaleden) atlayarak kaçar ve kurtulur.

O sıralar Afşin'in Tanır kasabasında Şerefli Beyleri'nden Yazıcıoğlu adında bir Türkmen beyi vardır. Dadaloğlu, kaçak olduğundan bu beyin yanına sığınır, kılık- kıyafet değiştirerek bu beyin hizmetine girer. Adının da Yetim Ali olduğunu söyler. Günler böylece gelir, geçer.

Bir gün Yazıcıoğlu yörenin ileri gelenlerine büyük bir şölen verir. Bu şölene Malatya'dan, Maraş'tan, Antep'ten ve Kilis'ten ünlü konuklar çağrılır.

Yenilir, içilir, sohbet koyulaşır. Dönüp dolaşır söz Avşar'a gelir.

Yazıcıoğlu:

"Avşarlar çok kavgacıydılar, sürgüne gittikleri iyi oldu. Onlar bizi Binboğa'ya çıkartmıyorlardı, hayvanlarımızı sürüp götürenler de onlardı" der. Daha da atıp tutar, çok ağır konuşur.
Beri yanda Dadaloğlu da bu şölende bulunmakta ve bu söylenenlere, hakaretlere tanık olmaktadır.

Nihayet dayanamaz, kılık kıyafetine bakmadan sazını omuzladığı gibi meydana atılır ve konukların huzurunda bu şiiri söyler:

Fırsatı ganimet bildi kötüler Böyle kalmaz padişahın çağları Eninize boyunuza eğlenin Sizin olsun Binboğa'nın dağları
El kalmamış Binboğa'ya çıkacak İp kalmamış salıncağa takacak Hemen Avşar mıdır başa kakacak Bir gün olur geri gelir sağları
Kadir Mevlam eğer izi verirse Hak-adalet er geç yerin bulursa Eğer bir gün Avşar geri gelirse Kovgun eder sizin gibi beyleri
Dadaloğlu'm Yetim Ali oldu adın Ne meskenin kalmış ne kalmış yadın Yazıcıoğlu derler harammış sütün Ben takmıştım taşıdığın tuğları
Söz bitince ortalıkta bir sessizlik olur. Herkes birbirine bakışır. Yazıcıoğlu ise yapılan bu saygısızlığı affetmez. Yetim Ali'nin gerçekte Dadaloğlu olduğunu anlar. Onu şiddetle azarlar, hemen idam etmek ister. Bundan sonra öfkeyle dışarı çıkar ve karısı Hasibe Hatun'un yanına varır.

Ona der ki:

— Bizim Yetim Ali olarak bildiğimiz meğer Dadaloğlu'ymuş, onu yakalatıp hükümet askerlerine teslim edelim. Karşılığında ak akçe var, Osmanlı altını var, beylik var".
Ne var ki Hasibe Hatun erdemli bir Türkmen kadınıdır. Yapılan iyiliği bilir.

Kocasına şöyle seslenir:

— Eğer Dadaloğlu bu ise, şu pınarın başına bir çadır kurdur, ona saygı göster. Çünkü biz onun çok yardımını gördük, sen bir oba beyiyken, sana yardımcı olup aşiret başkanı yapan Avşarlar'dır, Dadaloğlu'dur, Tecirliler'dir".
Bunu duyan Yazıcıoğlu azgın yüzle çıktığı şölene güler yüzle girer.
— Dadaloğlu, artık bildiğin gibi söyle, adını saklama. Benim beyliğim senin beyliğindir. Acın, ağrın benimdir, der ve onun gönlünü almaya çalışır.

Beri taraftan da Dadaloğlu bu sonucun Hasibe Hatun'dan olduğunu anlar ve şu Türkü'yü söyler:
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Sonraki

Dön Avşar Türkmenleri ve Dadaloğlu

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir