Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Dadaloğlu Hakkında Bildiklerimiz

Burada Avşar Türkmenleri ve Dadaloğlu hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Dadaloğlu Hakkında Bildiklerimiz

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Ara 2010, 15:45

DADALOĞLU HAKKINDA BİLDİKLERİMİZ

Dadaloğlu Türkmenler'in Avşar Boyundandır.

Dadaloğlu'nun Türkmenler'den hangi boya, hangi oymağa ait olduğu uzun süre tartışma konusu olmuştur. Ali Rıza Yalman onu Yörük Türkmenleri'nden Karahacılı oymağından olarak göstermiş.1 Oya Adalı da aynı yanlışlığı yaparak Dadaloğlu'nu Karahacılı oymağının Hocalı obasından göstermiştir. Bunlardan kaynaklanan diğer eserlerde de aynı yanlışlıklar yinelenerek gelmiştir. Bu arada Çukurova'da yaşayan kimi Türkmen oymakları da onu kendilerinden saymıştır.

Oysa biz onun şiirlerine baktığımızda, Dadaloğlu'nun Türkmenler'in Avşar boyundan olduğunu kesinlikle söyleyebiliriz:

Kabaktepe asıl yurdum Nadir Şah'tan gelir soyum Kocanallı büyük dayım Avşarlıktan çıktı m'ola
Dadaloğlu'ın oldum yetim Nerde kaldı gökkır atım Melul olan aşiretim Avşarlıktan bıktı m'ola
No: 59

Nadir Şah, İran'da Safevi Devleti'ni ele geçirip hükümdar olan bir Avşar'dır. Görüldüğü gibi, Dadaloğlu'nun kendi tarihi hakkında bilgi sahibi olduğunu görüyoruz. Esasen bugün bile Avşarlar'dan kime sorulursa sorulsun Nadir Şah konusunda bir şeyler bilecektir.
Yine bunun gibi, Avşar kocalarından öğrendiğimize göre Avşarlar, Asya'dan Sir-Derya bölgesinden İran Horasan'ına oradan da Selçuklular zamanından itibaren on bir oymak halinde Anadolu'ya gelmişlerdir.
On bir kişi Horasan'dan çıkanda Aksayaya yeşil düğme dikende Çıkıp yücelerden engin bakanda Yol alıp gidiyor göçü Avşar'ın
No: 34

Burada on bir kişi on bir obadır. Bunlar: Torun, Kocanallı, Karaşeyhli, Deliler, İbrahim Bey vb. gibi Recepli Avşarları'nın bölükleridir.

Ozanın pek sevilen başka bir şiirinde de:

Kalktı göç eyledi Avşar elleri
Ağır ağır giden eller bizimdir
Arap atlar yakın eyler yırağı
Yüce dağdan aşan yollar bizimdir

diye söylemiştir. Ozanın, "Ağır ağır giden eller bizimdir" demesi hangi oymağı işaret ettiği açıkça belli olmaktadır.
Onun şiirlerinde geçen Küçük Ali Oğlu, Mistik Paşa, Apalak, Kozanoğlu, Mürseloğlu, Fettahlılar gibi Avşarlar ile akraba olmuş, onlarla kaynaşmış oymaklar ve ailelerdir.

Fırka-i İslahiyye harekatıyla bu beylerin dağılmaları, sürgüne gönderilmeleri ve idam edilmeleri Dadaloğlu'nu çok etkilemiştir:

Bize haram oldu Çukurovalar Şahin uçtu ıssız kaldı yuvalar Türkmen kızı katarlamış mayalar Bozuldu kat arı, teli Avşar'ın
Dadaloğlu'ın bu iş bize güç oldu Osmanlı'dan altınımız tunç oldu Gözü kanlı şahpazlarım nic'oldu Ermedi çakmağa eli Avşar'ın
No: 37

Bir başka şiirinde de:

Dadaloğlu'ın der de doğruyu sever Her zaman koyağa mazı mı yağar Adamın aslanı Avşar'dan doğar Gene yapar al çarpılı evleri
No: 12

Ermedi çakmağa: Çakmaklı tüfeği sıkamadık, onu ateşleyemedik, elimiz ona yetişmedi.
Koyak: Dağlar, tepelerarasındaki düzlükler
Koyağa mazı yağmak: Her şeyin bir zamanı olmak, "demir tavmda döğülür" örneğinde olduğu gibi.
Çarpı: Eski evlerde tavanı örten mertekleri kapatmal için kullanılan ve tahta yerine döşenen sağlam ardıç odunları. Bu odunlara "yartmaç" da denir. Avşarlar, düzgün, sağlıklı kadınlara "Yartmaç gibi avrat" da derler
Dadaloğlu'nun, Avşar'dan bu kadar çok söz edişi, onları bu kadar yüceltişi herhalde boşuna değildir. Kaldı ki, Dada-loğlu hiçbir oymaktan bu kadar içten bahsettiği de görülemez.

Yani onun şiirleri ortadadır:

Der Dadal'ım der de davı bu davı1 Gökte güvel turnam şahinin avı Ne kadar methetsem Avşar'ın beyi Yalman mızraklı eldir bu bize
No: 33

Görüldüğü gibi, Dadaloğlu Avşarlar'ın bir parçası gibi konuşmakta, onları kendinden saymaktadır. Sonuç olarak diyoruz ki, Dadaloğlu Türkmenler'in Avşar boyundandır.
Dadaloğlu kimi yazarların savlarının tersine belirli bir beye kapılanıp kalmamıştır.
Derler ki Kozanoğlu, Dadaloğlu'nun Avşarlar'ı şiirlerinde övmesinden, onların yiğitliklerinden sık sık söz etmesinden alınır.

Bu nedenle de ozanı bir gün huzuruna çağırıp onu bir hayli azarlar:

— Dadaloğlu, şiirlerinde, Türkü'lerinde bir daha Avşar'dan söz etmeyeceksin, bu hususta bana söz vermelisin, der.

Dadaloğlu da söz verir:

"Bir daha Türkü'lerime Avşar'ı katarsam avradım boş olsun" diye karşılık verir.
Aslında Kozanoğlu'nun kendisi de Avşar yeğenidir. Aradan bir hayli zaman geçer, Dadaloğlu düşünür, taşınır Avşarsız edemez. Nihayet bir gün eline sazı aldığı gibi,

"Kalktı göç eyledi Avşar elleri" diye Türkü'sünü söylemeye başlar.
Meğer Kozanoğlu'nun casusu varmış, olanları derhal kendisine bildirirler. Bunun üzerine yeniden hiddetlenen Kozanoğlu, "Hani Türkü'lerine Avşar'ı katmayacaktın, bu konuda avrat boşamıştın?

Dadaloğlu yanıt verir:

— Efendim, Safiye'ınden vazgeçerim, kafiyemden vaz-geçmem...
Bunun üzerine Kozanoğlu onu zindana attırır. Dadaloğlu'nun bir hanımının adı da Safiye'dir.
Dadaloğlu, Güney'deki Türkmen oymaklarının hepsi tarafından sevilmiş, sayılmış bir ozandır. Yaylada, obada, Çukurova'da nerede olursa olsun, Dadaloğlu sazını omuzladığı gibi hangi çadıra varırsa varsın, hangi beyin huzuruna çıkarsa çıksın daima baş tacı edilmiştir. Aslında Türk geleneğinde halk ozanlarına karşı büyük sevgi vardır.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: DADALOĞLU HAKKINDA BİLDİKLERİMİZ

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Ara 2010, 15:45

2. Dadaloğlu Göçebe Bir Halk Ozanıdır.

Dadaloğlu göçebe bir toplum içinden çıkmış, göçebe bir toplum içinde yaşamıştır.
Buna karşın Ali Rıza Yalman onu, "Aladağ'ın öz şairi" sayar. Taha Toros ise Türkmen kocalarına dayanarak Ozanın Kozan (Sis), Erzin, Payas yöresinden olduğunu ileri sürer. Taha Toros adı geçen eserinde, Köyyeri'nden (şimdiki Sarız ilçesinden) Amber Er'e (Eroğlu olacaktı) atfen, "Dadaloğlu, şimdiki Ceyhan kazasına yakın Altıgözbekirli köyündendir" der.
Gerçekte ise Dadaloğlu bazı yıllar Altıgözbekirli köyünün şimdiki bulunduğu yerde kışlamıştır. Nitekim durumu Amber Eroğlu'na sorduğumuzda, "Hayır çok zaman orada kışlardı, göçebenin köyü olmaz" diye anlatmıştı.

Altıgözbekirli köyü 1865 yılında Derviş Paşa'nın ve Ahmet Cevdet Paşa'nın yapmış oldukları iskandan sonra kurulmuştur. Dadaloğlu'nun yaşadığı zamanda Altıgöz-bekirli köyünün şimdiki halkı da göçebe durumdaydı. Bu köy Türkmenler'in Cerit oymağındandır. Bu köyde Avşar yoktur.
Sonuç olarak diyebiliriz ki, Dadaloğlu'nun doğduğu yer hakkında kesin bir şey söylenemez. Göçebe Avşar oymağı kışın Çukurova'da, yazın Toroslar'da, Uzunyayla'da, Zamantı kıyılarında, Sarız Suyu boyunda eğleşirdi. O nedenle Dadaloğlu'nun doğduğu yeri söyleyebilmek büyük kehanet olur.
Ozan Çukurova'da bir çadırda da doğmuş olabilir, yaylada ulu bir ağacın gölgesinde de...Ya da göç yolunda, dere kenarında, bir pınarın başında...
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: DADALOĞLU HAKKINDA BİLDİKLERİMİZ

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Ara 2010, 15:46

3. Dadaloğlu'nun Coğrafyası

Göçebe her mevsim aynı toprağa bağlanıp kalmaz. Göçe-belikte önemli olan mevsimine göre en güzel yurtlara konmaktır. Her dağdan binlerce çiçek koklamak, her pınardan bir pança (avuç) su içmek, her ormandan başka bir av yakalamak göçebe için mutlulukların en güzelidir. Hayvanları, sürüleri değişik otlaklarda otlatmak göçebe Türkmen için yüce bir duygudur. Çünkü göçebelikte insan, hayvan ve otlak üç önemli öğedir. Türkmen bu üçünü birbirinden ayrı tutmaz.
Dadaloğlu konup göçtüğü yerlerdeki dağ, yayla, dere, tepe, ırmak vb. coğrafya adlarını şiirleriyle, türküleriyle yaşatarak sonsuzlaştırmıştır. Böylece ozanın dilinden ve telinden çıkan vatan daha bir başka anlam kazanmıştır.

Göçebe toplumların yetiştirdiği, Dadaloğlu gibi başka halk ozanları da vardır. Fakat hiçbir halk ozanı şiirlerinde, Dadaloğlu gibi çok sayıda yer adı saymamıştır. Ta Halep'ten, Akdeniz'den tüm Çukurova, Ortatoroslar, Elbistan, Binboğa, Seyhan, Ceyhan, Ortaanadolu , Uzunyayla ve buralara ait yüzlerce yer adı onun şiirlerinde bir bir sıralanır ve vatan olur.
Bu yüzlerce yer adından kocaman bir coğrafya çıkar ki biz buna Dadaloğlu'nun coğrafyası diyoruz.

Dadaloğlu'nun şiirlerinde geçen kent, kasaba, köy, ırmak, dağ, dere, tepe, ova, yöre ve kişi adları bugün bile aynen yaşamaktadır:

Sana derim sana Bey Mürseloğlu Asi suyu dalgalanıp coştu mu Şirin olur Bahadın'ın güzeli Koraf koraf Binboğa'ya göçtü mü
No: 6

Şiirde geçen Mürseloğlu (Mürseller), Bahadırlı oymağı, Antakya'nın içinde geçen Asi Nehri, Binboğa Dağı dikkati çekmektedir.
Binboğa'yı dersen dağların beyi Görüken Soğanlı, hani Koçdağı Aladağ, Bakırdağ, Bolgar'ın tayı Erciyes ulunuz, pirin var dağlar
Ahırdağ'da gördüm Maraş beyini Engizek'te derler elin çoğunu Gezdim seyreyledim Konur Dağı'nı Göğsü gök ördekli gölün var dağlar
No: 53

Bu iki dörtlükte yer alan; Binboğa, Soğanlı, Koçdağı, Aladağ, Bakır Dağı, Bolgar Dağı, Ahırdağı, Engizek ve Konur Dağı bize bir çırpıda vatan coğrafyasını çizivermektedir.
Fakat daha küçük yer adlarını hemen böyle çabucak bu-lamıyoruz. Bizzat oralara kadar gidilince bu yer adlarını da bulmak kolaydır.

Sözgelimi:

Bire Memicioğlu unutma bunu Lorşun benim derdin hani ya Hunu Unuttun mu kuzum geçen günleri Yalman kalpak giyer idi beyleri
No: 12

Şiirde geçen Lorşun (şimdi Altınelma), Hunu (şimdi Arıtaş) Kahramanmaraş'ın Afşin ilçesine bağlı köylerdir. Bu köyler Binboğa Dağları'nın doğu kesimindedir. Memicioğlu ise bir Cerit ağasıdır. Torunları şimdi Ceyhan ilçesinin Tatarlı köyünde otururlar.
Ahırdağ'ın erken geçin ağalar Alişar çevresi bahçeler bağlar Kısık'ın yöresi şol ulu dağlar Karı yatar namlı namlı buzunan

Der Dadal'ım da Cela'ya varalım Orada dost hatırını soralım Ketizmen'den Pınarbaşı'ın bulalım Eşe Fatma'ın oynar döner közünen
No: 70

Şiirdeki Ahırdağ'ının yeri belli. Kahramanmaraş'ın kuzeyindeki dağ. Ama Alişar, Kısık, Cela, Pınarbaşı nerede? Ta oralara kadar gidince bu yerleri de bulabiliyoruz. Alişar, Maraş'ın Süleymanlı (Zeytin) bucağı yakınlarında yer adı.

Kısık: Elbistan, Süleymanlı arasında bir geçit.
Cela: Elbistan ilçesine bağlı kasaba, şimdi Ekinözü adıyla ilçe.
Ketizmen: Elbistan'ın güneyinde bir köy.
Pınarbaşı: Ceyhan Nehri'nin doğduğu kaynaklardan biri, bu kaynak Elbistan'a bir km. kadar uzaklıkta olup muhteşem bir su kaynağıdır.

Çukur'un köprüsü de Avşar'ın yurdu Nerede kaldı da aslanı, kurdu Aralıkta kaldı Hacılar Kürt'ü Aralıkta kalan beyler nic'oldu
No: 42

Şiirde geçen "Çukur" sözcüğü ilk bakışta dikkati çekmektedir.

Cahit Öztelli gibi: "Çukurova'ya aşiretler böyle söylerler" diyerek bunu geçiştiremeyiz. O zaman bu şiir gerçek anlamda açıklanmış olamaz.
Çukur: Kozan-Kadirli karayolunun Ceyhan yol ayrımının bulunduğu yer. içinden Sumbas Suyu geçer. Buranın şimdiki adı Naşidiye.
Hacılar: Kozan ilçesine bağlı bir köy, burası bugün de aynı adla bilinir. İskandan önce burada Lek Kürtleri otururdu..
Çelembel'de bir güzele uğradım Cemalini denk ederim gülünen Öleneçe ben methini ederim Edebinen erkanınan yolunan
No: 105

Çelembel'i haritalarda arayıp bulamayız. Ancak oralara kadar gidilince Çelembeli görebiliriz.

Çelembel: Adana'nın doğusunda, Misis yakınlarında bulunan Davudi Dağı ile Çelemli köyü arasındaki bel. Şimdiki Çelemli köyü halkı da oraya sonradan yerleştirilmiştir.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: DADALOĞLU HAKKINDA BİLDİKLERİMİZ

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Ara 2010, 15:47

4. Dadaloğlu Şair Bir Aileden Gelmektedir

Dadaloğlu kimdir? Ailesi, çocukları var mıdır? Avşarlar'ın hangi obasındandır? Nereye iskan edilmiştir?

Bu soruları Dadaloğlu'nun şiirlerini derlemeye başladığım 1955 yılından beri kafamı kurcaladı durdu. Dadaloğlu aramızdan ayrılalı yaklaşık 139 yıl kadar bir zaman geçmiştir. 139 yıl çok uzak bir tarih değildir. Ama böylesine güçlü ve güzel şiirler söylemiş bir ozan nasıl bilinmezliklere karışabilirdi!..Onun dolaştığı Adana, Hatay, Gaziantep, Kahramanmaraş ve Kayseri illerini ve buralara bağlı ilçe ve köyleri taradık. İtiraf edelim ki bu konuda belgelere dayalı bir ipucu bulamadık. Tıpkı şiirlerini derlediğimiz gibi, burada da Türkmen kocalarının belleklerine baş vurmak zorunda kaldık.
Avşar kocalarının anlattıklarına göre, Dadaloğlu'nun babası aşık Musa ya da Kul Musa adında bir ozandır.

Dadaloğlu Kul Musa'nın ozan olduğu yazılı bir kaynakta da belirtilmektedir:

"Menemencioğlu Ahmet Bey tarafından yazılan kendi aşiretlerinin tarihinde Gör Bey'in oğlu Osman Bey'in, Hicri 1190 (Miladi 1776) yılında halkın haksız şikayeti ve hatta rüşvetle Adana valisi bulunan Çelik Mehmet Paşa tarafından genç yaşta idam olduğu bildirilmekte ve Dadaloğlu Musa namındaki şairin söylediği ağıt da ilave edilmektedir."

Menemencioğlu Ahmet Bey'e göre, Osman Bey tutuklanıp idam edilmeden önce, aşık Kul Musa, Adana valisi Çelik Mehmet Paşa'ya bir şiir yazmıştır.

Adı geçen eserde Menemencioğlu Ahmet Bey bu konu hakkında şunları yazıyor:

"Ol vakit Türkmen şüerasından (şairlerinden) Dadaloğlu aşık Musa nam kimesnenin (adı geçen kişinin), merhumun vefatı hakkında söylediği mersiye (ağıt) gerçi vezni mevzun (düzgün, ölçülü) ve kavaid-i şi'riye cihetiyle tahrire şayan (şiir kurallarına göre yazılmaya değer bir şey değil ise de) ol vaktin iktizasmca (o zamanın gereğince) bu makule manzume (söylenmiş şiir) sözler rikkatengiz (acıklı) olup makbul ve revaç olduğuna ve elyevm (hala) dahi yadigar-ı eslaf (ata yadigarı) bulunduğuna binean tesbit ve tahririne iptidar kılındı."

"Sana derim sana ey Çelik Paşa Aman verdim Boz Osman'ı öldürme Şadeyleyip nice düşmanlarını Ara yerde acı haber bildirme
Arap ata binip oflaz salınan Demir zırhlar giyip taçlar vurunan Düşmanına çatal matal görünen Şahin yelli Boz Osman'ı öldürme
Ağam aslanlar gibi göğüs gerdi oturdu Hangi hizmetinde kusur getirdi Çok yüklere omuz verdi götürdü Serdar börklü Boz Osman'ı öldürme
Budur sana Kul Musa'nın sözleri Güne değdi gülden nazik yüzleri Zemheri ettin ilkbaharda yazları Yeni açmış domur gülü soldurma"

Burada Menemencioğlu Ahmet Bey'in, Kul Musa'nın şiirini salt Arapça ve Farsça sözcüklerle söylemediği için beğenmemesi çok ilginç. Osmanlı Divan şairlerinin hepsi Ahmet Bey'in beğendiği tarzda şiirler yazdı da onlardan bugüne ne kaldı?

Konuya dönersek, elbette böyle bir şair soydan gelen Dadaloğlu da daha güçlü bir şair olacaktır. Kul Musa'nın çevresinde hatırı sayılır bir kişi olduğu Avşar kocaları tarafından da belirtilmektedir.
Bana, Dadaloğlu'nun soyundan gelen bazı kişilerin İskenderun'un Abacılı köyünde olduğunu söylediler. Kayseri'den Abacılı köyüne gittiğimde ora halkının Kahramanmaraş'tan gelme olduklarını öğrendim. Abacılar "aba" yapmakla ünlü bir Türkmen grubundandır. Bilindiği gibi Maraş aynı zamanda abalarıyla da ünlüdür.

Tıpkı bunun gibi Sivas- Şarkışla'nın Kızılcakışla köyünden Gazi Güleç'in (Mahtı'nın Gazi. Doğumu 1310 (1890)) de ana tarafından Dadaloğlu soyundan geldiğini bana söylemişlerdi. Kızılcakışla köyüne gidip Gazi Güleç ile görüştüğümüzde kendisinin anası Kayseri'nin Tuzhisar köyünden gitme bir Türkmen olduğunu öğrendik. Şunu da belirtelim ki Gemerek ilçesi nüfusunda "Dadal" lakaplı bir aile vardır. Bunların da kökü Kayseri'nin Bünyan ilçesinden gitme bir Türkmen ailesine dayanmaktadır.

Pozantı ilçesinin Arnaşa (Yeni Konacık) köyünde de Dadaloğlu soyadını taşıyan eski bir aile vardır.
Kahramanmaraş'ın güneyindeki merkez köylerinden birinin adı da Dadalı'dır.
Adana-Buruk köyünden aşık Kul Mustafa (Mustafa Düşmez) da kendisini Dadaloğlu'nun torunu saymaktadır. Görüştüğümüz Çukurovalılar'dan öğreniyoruz ki Kul Mustafa'nın babası Yörük Türkmenleri'ndendir.
Tarsus'un on km. yakınında Dadalı adında bir köy daha vardır.

Sayın Taha Toros "Millet / İlim, Fikir, Sa'nat Mecmuasının 12 Nisan 1943 günlü sayısında şunları yazıyor:

"Bugün elde etiğimiz vesika, Dadaloğlu'nun köyü, adı, ölüm yılları üzerindeki örümcek ağlarını temizlemiş bulunuyor. 1262 hicri (1845-46 miladi) tarihini taşıyan Tarsus Mahkeme-i Şer'iyye sicillerinde, Dadaloğlu aşık Veli'nin kızı Fatma'nın miras malından alacağı hakkındaki müracaatının reddine dair şu satırlar vardır:" demektedir.

Mahkeme kaydında da özetle, Fatma'nın babası Dadaloğlu aşık Veli'den kendisine sadece bir inek miras kaldığı belirtilmektedir.

Sayın Taha Toros, adı geçen yazıda devamla:

"...birçok türkülerinde isminin de Veli bulunduğu, aynı zamanda 1260 tarihinden evvel vefata eylediği tahakkuk etmektedir."

Ben bu satırları daha önce de okumuştum, itiraf edeyim ki pek ciddiye de almamıştım.
Söz konusu yazıda, Dadaloğlu 1260 yani 1845-1846 yılında vefat ettiriliyor. Aradan yirmi yıl geçiyor, yani 1865 yılında Osmanlı Devleti Fırka-ı islahiyye Ordusu'nu kuruyor. İskan olayı başlıyor.

Tam bu sırada, yani yirmi yıl sonra Dadaloğlu mezarından çıkıyor ve İskan ordusunun baş komutanı Müşir (Mareşal) Derviş Paşa'ya:

Derviş Paşa yaktı yıktı elleri Soldu bütün yurdumuzun gülleri Karalar giydik de attık alları Altınımız geçmez akça tunç oldu
Ağlayı ağlayı Dadal'ım söyler Vefasız dünyayı şu insan neyler Bin yiğidi bir kötüye kul eyler Şimden sonra yaşaması güç oldu
No: 10

diye şiirler söylüyor. Onun iskan ile ilgili başka bir çok şiiri de var. Şimdi düşünelim, bunun akılla, gerçekle ne ilgisi olabilir!
Dadal köyüne gelince, bu köyün, yakınlarında bulunan bir "Dadal Kuyusu" var, köyün adı da bu kuyudan dolayı Dadal adıyla anılır. Dadal köyü Tarsus'un on kilometre kuzeyinde 60 haneli bir köy. Camisi var, bağlama çalan kimse yok. Senemoğlu Halil adında biri Sivas'tan gelmiş o köye yerleşmiş, sadece o saz çalarmış. Şimdiki muhtarı Ömer Koçak, "biz Avşarız, Dadaloğlu Veli'nin bu köyde dostları varmış, buraya sık sık gelip gidermiş, diyor. Bu köyde Yörük olanlar da var.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: DADALOĞLU HAKKINDA BİLDİKLERİMİZ

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Ara 2010, 15:47

O zamanlar göçebelik dönemidir. Göçer durumunda olan Çukurova Türkmenleri'nin de köy olarak belli yeri yoktur. Kışın orada, yazın burada. Böyle olunca tut ki Dadaloğlu ya da Veli bu köyden bir Türkmen kızıyla evlenmiş, Fatma adında bir de kız çocuğu olmuştur.

Sonra bu kızın ailesi Dadal köyüne yerleşmiş de olabilir. Dadal bir Türkmen obası (ailesi) olduğuna göre, belki bu aşık Veli başka bir Veli de olabilir.
Sonuçta, bunlar birer tahminden ibarettir.

Ama kesin olan şudur:

Dadaloğlu 1865 yılında yapılan Fırka-i İslahiyye harekatında hayattaydı. Oysa Tarsus mahkeme (Mahkeme-i Şer'iyye) kaydına göre, Dadaloğlu Veli, 1845 yılından önce ölmüş olarak görünüyor. O zaman diyebiliriz ki aşiret kavgaları içinde bulunmuş, gönlü yayla güzelleri için çarpan, "ala karlı, mor sümbüllü" dağların çocuğu Dadaloğlu, bu Dadaloğlu değildir.
Particiliğin, politikacılığın çirkinleştiği dönemlerde kimi yazarlar; "Dadaloğlu'nun Torunuyla Görüştüm" başlıklı yazılar bile yazdılar. Bu amaçla bir avukatın boy boy resimlerini gazetede basarak akılları sıra kamuoyuna bir aday çıkarmaya bile kalktılar.
Sonunda o avukat bizzat kendisi bunu yalanlayarak "sulbünden gelme" torunu olmadığını bildirmiştir.

Sonuç olarak şunu söylüyoruz:

Dadaloğlu iskan sırasında hayattaydı, bunu, onun şiirlerine bakarak kesin olarak söyleyebiliriz. İskandan sonra onu, Adana pazarlarında sesi ve elleri titreyerek şiirler okurken gören Çukurovalılar vardır. Taha Toros'un bildirdiğine göre, Dadaloğlu o zamanlar 80- 85 yaşlarında, ak saçlı, ak sakallı, hafif kamburlaşmış, uzun boylu bir kişi olarak görünmektedir.

Çoğu zaman insanın aklına şu sorular geliyor:

"Dadaloğ-lu iskan sırasında Avşar'ın hangi obasıyla birlikte bulunmuş? Hangi köye iskan edilmiştir?" Şimdilik elimizde yazılı bir belge olmamasına karşın, bu konuyu Türkmen kocalarına baş vurmaktan başka bir yol bulunmuyor. Onların anlatımlarına göre Dadaloğlu'nun mensup bulunduğu oba kendisiyle birlikte ilkin Uzunyayla'nın Karaboğaz köyünün olduğu yerde bulunmaktaydı. İskanın ilk yıllarında, esasen Avşar obalarının çoğunluğu Pınarbaşı ilçesinden itibaren Uzunyayla'ya iskana karar vermişlerdi.

Daha sonra devlet, Uzunyayla'ya Çerkez muhacirlerini yerleştirince, Avşarlar ile Çerkezler arasında çetin mücadeleler oldu.

Bu arada Avşar beyleri Fırka-i İslahiyye ile anlaşmaya vararak Pınarbaşı, Sarız ve Zamantı yörelerinde iskana razı olmak zorunda kalmışlardır. Bu suretle Uzunyayla'daki Avşarlar, devletin de zorlamasıyla şimdiki bulundukları köylere yerleşmeye başlamışlardır.
İşte bu sıralar Uzunyayla'nın Karaboğaz köyünden göçüp gelen Avşar obası Pınarbaşı'nın Çördüklü köyüne yerleşmiştir. Çördüklü köyü Avşarların Cingözoğlu obasındandır. Bu köyü dört kardeş kurmuştur.

Dadaloğlu'nun bu köye iskan olduğunu söyleyen Avşar kocaları çoktur:

Pınarbaşı-Pazarören bucağından Molla Kara (şimdi ölü), Tomarza İcadiye köyünden Ali Çavuş (şimdi ölü), Çördüklü köyünden Koca Habba (Habibe- şimdi ölü) ile Yusuf Kahya'nın ifadeleri bu doğrultudadır.

Prof. Dr. Faruk Sümer de Oğuzlar adlı eserinde Tomarza Karamuklu köyünden Çerkez Yıldırım'a atfen Dadaloğlu'nun Çördüklü köyüne iskan olduğunu bildirmektedir.
Kayseri, Tomarza ilçesinin Taf (şimdi Dadaloğlu) kasaba-sından Beşir Önder, Dadaloğlu'nun Çördüklü köyünden olduğunu bildirmektedir.

Burada hemen belirtelim ki Dadaloğlu Çördüklü köyünde eğlenip kalmamıştır. Sazını omuzlayarak yaylalara, oradan da Çukurova'ya gitmiştir. Taha Toros'un "Adana pazarlarında şiir okuyarak görenler vardır" diyerek belirttiği zaman bu sıralar olsa gerek.

Çördüklü köyüne gelince, bu köy şimdi bile Dadaloğlu'nun torunu olmakla övünür. Bu köyde birçok kişi Dada-loğlu tarzında şiirler söylemektedirler. Ayrıca Cingözoğlu obası, Sindel (şimdi Kayabaşı) köyünden Cingözoğlu aşık Seyit Osman gibi yiğit bir cenk ozanı daha çıkarmıştır.

Dadaloğlu'nun ölümü hakkında da kesin bir şey bilinmemektedir. Kimilerine göre o Elbistan'a, kimilerine göre Yozgat'a gidip kaybolmuştur. Yaylada, Çukurova'da öldü diyenler de vardır. Halk arasında, Tomarza'nın Emiruşağı köyünün mezarlığındaki bir mezara "Dadaloğlu'nun mezarı' derlerse de bunun da gerçekle bir ilgisi yoktur.

Son yıllarda Kırşehir'in Kaman ilçesi de Dadaloğlu'nun mezarının Kaman'da olduğunu ileri sürmekteler. Kaman'da sayın Yaşar Şahin'in yazdığı, "kadim dost" Sabahattin Ya-şar'ın tashihini yaptığı makaleye göre;

Dadaloğlu, hayatının son yıllarını Kırşehir- Kaman yöresinde geçirmiştir. Gerçekten, Dadaloğlu'nun türküleri bu yörede her zaman sevilerek söylenmektedir. Bundan başka onun şiirlerinde geçen Boranı (Boranlı), Kaman, Kırşehir, Kırıkköprü, Tekgöz, Seyfe Gölü, Ağcaşar gibi yer adları da gösteriyor ki Dadaloğlu bu yöreye yabancı değildir.
Bunlara ek olarak Kaman, Bala, Akpınar ilçeleriyle ve Kırıkkale'de halen çok sayıda Avşar köyleri vardır.
Adı geçen araştırmaya göre Dadaloğlu, Kaman'da Mamalı değirmeninde bir bağ evinde ölmüş ve orada bir tepeye gömülmüştür. Zaman içinde bu mezar kutsal sayılmış, herkes orayı ziyaret edermiş.
7 Ekim 2000 tarihinden itibaren de Kaman'da Dadaloğlu adına bir anıt mezar ve bir park yapılmış, 2003 yılında da Dadaloğlu'nun heykeli buraya dikilmiştir.

Bizce Dadaloğlu, Türk ulusunun kalbinde yatmaktadır.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: DADALOĞLU HAKKINDA BİLDİKLERİMİZ

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Ara 2010, 15:48

5. Dadaloğlu - Veli

Dadaloğlu'nun asıl adının Veli olduğunu söyleyen Avşar kocaları çoktur. Gerçekten onun bazı şiirlerinde Veli adı mahlas olarak geçmektedir. Bu durum daha çok da sevgi üzerine söylediği şiirlerde görülmektedir.

Örnek vermek gerekirse:

Veli'm eydur usul boyu dal gibi Altım heril kesme kekil tel gibi
No: 125

Veli'm der ki işim ah ü zar m'ola Aşk kemendi boynumuza dar m'ola
No: 122

Çağırın gelsin de (aman) Veli'yi Aşk elinden içirdiler doluyu
No: 120

Görüldüğü gibi daha çok sevgi üzerine söylediği şiirlerinde bu Veli mahlası geçmektedir. Bu durumu kimileri, küçük Veli büyüyüp, âşık olup saz çalmaya başlayınca aile lakabı olan "Dadal" adını kendisine mahlas olarak almış, kimilerine göre de bu Veli, Dadaloğlu soyundan başka bir Aşık Veli'dir.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: DADALOĞLU HAKKINDA BİLDİKLERİMİZ

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Ara 2010, 15:48

6. Dadaloğlu Bir Aile Adı, Bir Lakaptır

Avşar boyu kendi içinde Torun, Kocanallı, Karaşeyhli ve Cingözoğlu... gibi obalara ayrılırlar. Burada her obanın da bir aile adı (lakabı) vardır. Kişiler daha çok bu aile adıyla anılırlar. Soyadı yasası çıkmadan önce, aile adı âdeta soyadı gibi kullanılırdı.

Konuşmalarda, tanışmalarda bir kişi Avşar olduğunu söyleyince hemen arkasından, "Hangi obadansınız?" diye sorulur, oba adı da söylenince bu kez "Kimlerdensiniz?" diye sorulur, ancak bundan sonra o kişinin gerçek kimliği belirlenmiş olurdu.

Dadalı adı Avşarda bir oba adı değildir, bir aile adı, bir lakaptır. Dadaloğlu'nun anasının, Avşarlar'ın Kocanallı obasından olduğunu kendi şiirlerinden öğreniyoruz:
Kabaktepe asıl yurdum Nadir Şah'tan gelir soyum Kocanallı büyük dayım Avşarlık'tan çıktı m'ola
No: 59
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: DADALOĞLU HAKKINDA BİLDİKLERİMİZ

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Ara 2010, 15:48

6. Dadaloğlu Bir Aile Adı, Bir Lakaptır

Avşar boyu kendi içinde Torun, Kocanallı, Karaşeyhli ve Cingözoğlu... gibi obalara ayrılırlar. Burada her obanın da bir aile adı (lakabı) vardır. Kişiler daha çok bu aile adıyla anılırlar. Soyadı yasası çıkmadan önce, aile adı adeta soyadı gibi kullanılırdı.
Konuşmalarda, tanışmalarda bir kişi Avşar olduğunu söyleyince hemen arkasından, "Hangi obadansınız?" diye sorulur, oba adı da söylenince bu kez "Kimlerdensiniz?" diye sorulur, ancak bundan sonra o kişinin gerçek kimliği belirlenmiş olurdu.

Dadalı adı Avşarda bir oba adı değildir, bir aile adı, bir lakaptır. Dadaloğlu'nun anasının, Avşarlar'ın Kocanallı obasından olduğunu kendi şiirlerinden öğreniyoruz:
Kabaktepe asıl yurdum Nadir Şah'tan gelir soyum Kocanallı büyük dayım Avşarlık'tan çıktı m'ola
No: 59
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: DADALOĞLU HAKKINDA BİLDİKLERİMİZ

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Ara 2010, 15:48

7. Dadaloğlu Ondokuzuncu Yüz Yıl Halk Ozanıdır

1865 yılında görevlendirilen Fırka-i İslahiyye harekatını bizzat görmüştür. Bu olayın getirdiği yenilikleri de acıları da yaşamıştır.
Bunu, Dadaloğlu'nun, Fırka-i İslahiyye'nin birinci adamı Derviş Paşa'yı konu edinen çeşitli şiirlerinden anlıyoruz. İskan eylemi her ne kadar daha ileri bir yaşam biçimini vaat etse bile bu geçiş dönemi oldukça sancılı olmuştur. Bilindiği gibi, insanların yıllardan beri alışmış olduğu bir yaşam tarzından yeni bir yaşam tarzına geçiş kolay olmamıştır. Üstelik devletin bu Türkmenler üzerine ölçüsüz, plansız, acımasız ve kaba güce dayanan tutumu da aşiretleri oldukça üzmüştür.

Dadaloğlu bu nedenle kızgındır:

Aşağıdan iskan evi gelince Sararıp da gül benzimiz solunca Malım mülküm seyfi gözlüm kalınca Kaypak Osmanlılar size aman mı
Dadaloğlu'm sevdası var başımda Gündüz hayalimde gece düşümde Alışkan tüfekle dağlar başında Azrailden başkasına aman mı
No: 17

Ozan "Kaypak Osmanlılar" diyor. Çünkü hükümet Avşarlar'ı Uzunyayla'ya iskan edecekti, söz vermişlerdi. Oraya devlet tarafından Çerkez muhacirleri yerleştirilince bu kararlarından caydılar. Sonra Doğu Kozan Ağası Yusuf Bey'in yakalanıp idam edilmesi de bir hileye dayanır. İşte bunlardan dolayı "kaypak" sözcüğünü kullanıyor, onlara sitem ediyor.

Dadaloğlu'nun yaşadığı zamanı saptayabilmek için, onun şiirlerinde geçen olayları,önemli tarihi kişileri ölçü olarak ele aldık:
Gene tuttu Gavur Dağı boranı Hançer vurup acarladın yaramı Sana derim Mistik Paşa Öreni İçindeki bunca beyler nic' oldu
Mistik Paşa gitmiş odası yaslı Hatunları vardı hep turna sesli Top top zülüflü de İstanbul fesli Usul boylu hatunların nic'oldu
No: 10

Şiirde geçen Mistik Paşa; Küçük Ali Oğulları'ndandır. Kendisi Küçük Ali Oğlu Halil Paşa'nın küçük oğludur. Ağabeyi Dede Bey'in, Adana valisi Beylanlı (Belenli) Mustafa Paşa tarafından idam edilmesi üzerine Payas sancağı Adana beylerinin eline geçti. Mistik Paşa o zaman henüz çocuktu. Fırka-i İslahiyye zamanında askerlere ikramda bulunurken ve de konukseverlik yaparken hile ile yakalanıp İstanbul'a sürgün edildi.Oradan da Niş'e gönderildi (1865-1866).

Derviş Paşa yaktı yıktı elleri Soldu bütün yurdumuzun gülleri
No: 10

Demek ki 1865 Fırka-i İslahiyye harekatı zamanında Dadaloğlu yaşamaktadır. Bunu, ozanın yukarıya aldığımız şiirinden başka şiirlerinden de anlamak mümkündür.

Dadaloğlu'nun, Fırka-i İslahiyye'den, yani 1865 yılından birkaç yıl sonra daha yaşadığını sanıyoruz. Bu hale göre onun 1868 yılında ölmüş olabileceği akla uygun gelmektedir. Çünkü onun iskan sonrasında Küçük Ali Oğlu Mistik Paşa için söylediği ünlü destanı bu hususta bize tanıklık etmektedir.
Ozanın uzun bir yaşam geçirdiği göz önüne alınırsa (8085 yaş) onun 1785-1868 yılları arasında yaşadığını söylemek doğru olur kanısındayım.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: DADALOĞLU HAKKINDA BİLDİKLERİMİZ

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Ara 2010, 15:49

8. Dadaloğlu Kendi Toplumunun Sözcüsü Olmuş Bir Ozandır

Dadaloğlu, kavgalarda, vuruşmalarda kendi toplumunun yanındadır. O, böyle günlerde hiçbir zaman tek başına değildir. Göçebe toplumlarında kavgalar da yağmalar da birlikte olurdu. Toplumun başına bir bela geldiğinde o belayı birlikte halletmek, ona topluca karşı koymak aşiret ruhunun bir geleneğidir.
Onun için Dadaloğlu şiirlerinde, sözgelimi Köroğlu gibi "ben" demez. O, söze "biz" diye başlar.

Köroğlu:

Benden selam olsun Bolu Beyine Çıkıp şu dağlara yaslanmalıdır Ok gıcırtısından, kalkan sesinden Dağlar seda verip seslenmelidir diye haykırır.

Oysa Dadaloğlu:

Yara yara bir kavgaya girmedik Sağa sola kılıçları vurmadık At üstünde döğüşerek ölmedik Ok değmeden gözlerimiz kör oldu
No: 4

diye söylemektedir. Örnek verirsek Köroğlu dağlara sığınırken de yalnızdır:

Hemen Mevla ile sana dayandım Arkam sensin kal'am sensin dağlar hey Yoktur senden gayri kolum kanadım Arkam sensin kal'am sensin dağlar hey

Ama Dadaloğlu böyle günlerde aşiretiyle birliktedir, tek başına değildir:

Kalktı göç eyledi Avşar elleri
Ağır ağır giden eller bizimdir
Arap atlar yakın eyler yırağı
Yüce dağdan aşan yollar bizimdir
No: 9

Sevgi, sevmek kişiseldir burada özel zevkler, beğeniler öne çıkabilir. Dadaloğlu, sevgi üzerine söylediği şiirlerinde elbette tek başınadır. Fakat konu toplum işine gelince o yalnız olamaz.

Sözgelimi bir büyük yıkımı ya da bir kötü haberi Dadaloğlu bir aşiret büyüğüne duyuracak, o zaman durumu "bu işimiz böyle oldu" diye söze başlar:

Der Dadal'ım söyler sözün merdini Yavru şahan ıssız koymaz yurdunu Biz de verdik beş kardeşin dördünü Bu işimiz böyle oldu duydun mu
No: 19

Toplumsal dayanışma, "anca beraber kanca beraber" ozanın her gün yaşadığı günlük olaylardandır. Geçmiş günleri, bu günlerin yaşandığı acıları, sevinçleri anarken bile o tek başına değildir:

Gün burnuna İmeli'den inerdik Sallanır da Saçaklı'ya konardık Şöhret için yiğit ata binerdik Çakmaklı tüfekti bizim zorumuz
No: 32

Dadaloğlu, her şeyden önce bir yiğitlik ozanıdır. O, şiirleriyle aşiret yiğitlerini coşturmuş, kavga meydanlarında onları coşkuya getirmiştir. Tüm Güney Türkmenleri'nin duygularına seslendiği için de herkes tarafından çok sevilmiştir.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Sonraki

Dön Avşar Türkmenleri ve Dadaloğlu

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir