Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Göçebe Yerleşik Çatışması

Burada Avşar Türkmenleri ve Dadaloğlu hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Göçebe Yerleşik Çatışması

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Ara 2010, 15:26

GÖÇEBE YERLEŞİK ÇATIŞMASI

1865 yılından önce Uzunyayla, Pınarbaşı, Sarız ve Zamantı çevresi Avşarlar'ın yaylaklarıydı. Avşarlar, yaklaşık 300 yıl kadar buraları yaylak olarak kullanmışlardır. Her yıl nisan ayından itibaren Toroslar'ı Güney'den tırmanan Avşar göçü develeriyle, atlarıyla, hayvan sürüleriyle belli yerlerde konaklayarak yaylalara çıkarlardı. Bu bölgelerde sayıları 26'ya varan bir aşiret ve aile topluluğu görülmektedir.

Kışlak yurt olarak da; Tecirliler; Osmaniye, Haruniye-Düziçi bölgesinde; Ceritler, Ceyhan Nehri'nin sol kesimindeki 14 köyde; Fettahlılar, Bahçe, Düziçi, Osmaniye'de; Kaypakoğulları Osmaniye yöresinde; Bozdoğanlar Kadirli bölgesinde; Reyhanlı ve Mürseloğulları Kırıkhan, Hatay'da; Menemenci oymağı Karaisalı yöresinde kışlarlardı.

Avşarlar ise Kozanaltı'ndan Misis'e kadar olan bölge onların kışlak yurduydu. Bununla birlikte; "En zorlu aşiret Avşar aşiretiydi. O, Çukurova'da canının istediği yere konabilirdi. Önüne geçen olmazdı."

Yaylalarda da kışlalarda da Avşarlar diğer Türkmen oymaklarıyla, özellikle Ceritler, Tecirliler, Bozdoğanlar ila komşu ve dost olarak yaşarlardı. Bu oymaklar birbirlerinden kız alıp kız verirlerdi. Düğünlerde, bayramlarda karşılıklı buyur edilir, oymak ve oba ileri gelenleri özel şölenler düzenlerlerdi.

Bütün bunlara karşın, zaman zaman bu Türkmen oymakları ve obaları arasında çatışmalar, zorlu kavgalar da olurdu. Bazen bu oymaklardan birkaçı birleşir öteki oymağa saldırırlar; onları yaylasından, kışlasından kovarlar, mallarını yağma ederlerdi. Kimi kez de yenilen oymak ya da oba birkaç yılda kendilerini toparlar, aynı hareketi karşısındakilere yinelerlerdi.

Bu kavgaların izlerini Dadaloğlu'nun şiirlerinden izlemek mümkündür.

Fakat asıl önemlisi bu oymakların, özellikle de Avşarlar'ın yerleşik halk üzerindeki baskısı oldukça büyüktü. Avşarlar, yaylalara çıktıkları zamanlar yöredeki köylere, beldelere baskınlar düzenleyerek "vur-kaç" yaparlardı.

"Vur-kaç"larda Avşarlar, yerleşik halkın büyükbaş, küçükbaş hayvan sürülerini kaçırdıkları gibi, bazen de "yükte hafif, pahada ağır" eşyalardan ne varsa alıp götürürlerdi. Ayrıca çok sayıda hayvan besleyen bu aşiretlerin sürüleri ekinlere, tarlalara, bağlara ve bahçelere zarar verirdi.

Öyle ki sık sık meydana gelen bu olaylardan yerleşikler bıkmışlar, korkmuşlar; bir köyden ötekine, bir ilçeden ötekine gidip gelemez olmuşlardı. O zamanın fermanlarına da yansıyan yaygın deyimiyle "evlerinden taşra (dışarı) çıkacak halleri kalmamıştı."

Bu baskılardan bıkan yöre halkı, durumlarını anlatan çok sayıdaki arzuhaller (dilekçeler) ta İstanbul'daki padişahlara kadar götürüldüğünü sık sık çıkarılan padişah fermanlarından anlamaktayız.

İşte bu fermanlardan birinde şunlar anlatılmaktadır:

"Recepli Avşarları'nın Rakka'ya iskan edilmelerine dair.

Kayseri'ye ve Develü ve Yahyalu ve Göstere (Tomarza bölgesi) ve İncesu ve Zamantı kazaları ahalileri arzuhal idüp sen ki...lakin cemaat-i mezbure (adı geçen cemaat) halkının kemali isyanları ve tuğyanları (azgınlıkları) olup, bunlar kasaba ve kuralarından (köylerinden), taşra (dışarı) çıkacak halleri kalmayup mürür ve ubur idenlerin (gelip geşenlerin) mallerin gasb u garet (zorla alma ve yağmalama) ve hayvanların sürüp cevr ü teadilerinin (haksızlık edip inciterek)...

Eşkıya-yi mezburenin (adı geçen eşkiyanın) her ne tarikle (yolla) olursa olsun mukaddema (girişte) fermanım olduğu veçhile mahalli memurlarına iyva ve iskan ile (yuva-ev veyerleşmeyle) şerr ü mazarratların (zararlarının) fıkara üzerinden def ü ref'e (savup kaldırarak) Ferman-ı alişanip sadır olmuştur." Fi Evvaliz 1143(1730)

Kaynakça
Kitap: AVŞARLAR VE DADALOĞLU
Yazar: Ahmet Z. Özdemir
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: GÖÇEBE YERLEŞİK ÇATIŞMASI

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Ara 2010, 15:28

Bir başka fermanda da şunlar yazılıdır:

"Bozok sancağında Sorgun kazası ve ol havalide tavayif-i iskandan Cerit ve Köçekli ve Avşar...cemaatlerinden firar eden eşkiyanın...Anadolu'da katl-i nüfus ve gasb-ı emval ile fesad ü şekavet üzere oldukları ilam olunup (bildirilip) mezkur şakiylerin (adı geçen eşkiyaların) ... Sivas beylerbeyi Mustafa Paşa'ya emri şerifimle tembih-i hümayınım olup ve mezkur şakiylerin ele getürülmesü."

Fermanların birinde de şunlar dile getirilmiştir:

"Recepli Avşarları cemaatlarının İskanlarına Dair.

Halep ve Rakka valisi vezir Yusuf Paşa'ya hüküm ki Evamir-i şerifimle (kutsal buyruğumla) Rakka havalisine iskanları ferman olunan tavayif-i Türkmen ve ekrad'dan (Kürtler'den) Recepli Avşarlar'ı... Hala Kayseri ve Zamantı taraflarında olup ikametlerinden huruç eylediklerinden (kaçtıklarından) maade...."1 Fi Evahiri 1124 (1712)

Sadece bu fermanlar değil, bu konularda daha birçok fermanların yayınlandığını biliyoruz. Ancak çok sayıdaki fermanlardan önce, bu fermanlara konu olan ortamlara göz atmak istiyoruz:

Avrupa'da bilim ve tekniğin o arada sosyal hayatın hızla değiştiği bu dönemde, Osmanlı yönetimi çağın getirdiği koşullara göre gerekli düzenlemeleri (yenileşmeleri) yapamamıştı. Osmanlı yöneticileri ulema sınıfıyla askeri sınıf arasında sıkışıp kalmıştı. Avrupa devletlerinin zorlamasıyla yapılan ıslahat ve düzenlemeler ise hep bu ulema ve yandaşlarının itirazlarına neden olmuştu. Bu konuda Padişah 3. Selim'in ve Alemdar Mustafa Paşa'nın başına gelenleri biliyoruz Saz çalmanın bile "şeytan işi" olduğu söylenen bir zamanda Osmanlı padişahlarının en yenilikçisi, en yakışıklısı ve de çok yönlü bir sanatçı olan 3. Selim'e bile "gavur padişah" diyen bir zihniyet elbette devlette yapılacak ciddi düzenlemelere de karşı olacaktı.

Yüzyıllarca kendi hallerine bırakılan, ancak sıkışıldığı zaman hatırlanan bu göçebe Türkmenler, bu arada ilkel yaşama biçimlerini sürdürmüşlerdi.

Anadolu'da yaşayan Türk aşiretleri hakkında Divan-ı Hümayin Mühimme Defterleri incelendiğinde, Osmanlı İmparatorluğu'nun gerileme dönemi daha bir açıklıkla gö-rülmektedir. Ülkeler fetheden, kıtalardan kıtalara at koşturan Osmanlılar, ne yazı ki içeride dirlik ve düzenliği tam olarak sağlayamamıştı.

Anadolu isyanları, en başta da "Celali isyanları" adalet-sizlikten, haksızlıktan, temeldeki bozukluklardan kaynak-lanmıştı. Haksız vergiler, yeteneksiz yöneticiler yüzünden çıkan bu isyanları bastırmak için boşu boşuna Türk kanı dökülmüş, yüz binlerce insan öldürüldüğü halde yine de geriye doğru sayma durdurulamamıştır.

Bu karışıklıklar içinde soygunlar, saldırılar, göçebe Türkmenler'in yaylak ve kışlak yurtlarda yarattıkları huzursuzluklar eksik olmamıştır. Esasen Osmanlı Devleti 1865 yılına değin, Güney'deki Türkmen oymaklarına tam olarak egemen olamamıştır. Çukurova'da Kozanoğulları'nın baskısı her zaman duyula gelmiştir.

Ahmet Cevdet Paşa:

"Sis (Kozan) kasabası, Kozan dağının eteklerinde ve Çukurova'nın bir ucunda ve Adana'ya on sekiz saatlik mesafede vaki olup, bu mesafenin nısfı (yarısı) Adana'ya ait ise de, Kozan aşairinin (aşiretlerinin) cevelangahı (Dönüp dolaşma yeri) olduğundan Adana'nın bir, iki saat ilerisinde emniyet yok idi. Ve Kozanoğlu kime gücense, üzerine aşiretlerden birini taslit (musallat etme, sataştırma) edegeldiğinden Adana meclis-i kebirinde bile alenen Kozanoğlu aleyhine söz söylenmez idi" diyor.

"Kozanoğlu'nun izni olmadan hiç kimse Kozan hududundan dışarı çıkamaz, kimse de Kozan'a izinsiz gelemezdi. Zorunlu olarak Kozan'a gelmek isteyene doğru yol gösterilmezdi, dolaşık yerlerden ancak Kozan'a getirirlerdi."

Özellikle Avşarlar ve onların bağlı bulundukları Kozanoğulları başına buyruk, kendi hallerinde diledikleri gibi yaşamışlardır.
O zamanlar kamalaklı, karaardıçlı, otlu yaylalar, o arada, Uzunyayla, Zamantı kıyıları, Binboğa dağları, Toroslar bin bir çeşit çiçeğin kokularıyla dolar, türlü kuş sesleriyle çınlardı. Ormanlar içinde ve sarp kayalıklarda geyik sürüleri dolaşır, yaban keçileri, her çeşit öteki yaban hayvanları doğanın bütünlüğünü tamamlardı. Coşkun ve buz gibi akan sular, ayak değmedik çimenler cana can katardı. Nerde otlu, manzaralı, ormanlı, soğuk pınarlı yaylalar varsa Avşarlar çadırlarını oraya kurarlardı.

Bu biçimde yaşamak onlar için rahat bir yaşamdı. Avşarlar bu döneme "al-vur" dönemi derler. Bugün bile o dönemin yaşantıları Avşarlar'ın hayallerinde bütün tazeliğiyle yaşamaktadır.
O kadar ki, 19. yüzyıla gelindiğinde bu bir bakıma kolay yaşam biçimi durmamış, daha da bütün hızıyla devam etmiştir. Ünlü Alman komutan Felt-mareşal Moltke, Kayseri'den Malatya'ya gitmek ister. Fakat Avşarlar yaylada olduklarından Pınarbaşı, Sarız yöresinden geçemez. Kendisine bölgenin yollarının güvensiz olduğu bildirilmiş. Nihayet Tomarza Piskopazına rica eder, onu aracı tutar. Ancak onun aracılığıyla Malatya'ya gidebilir.

Moltke, Malatya'ya giderken Yeşilkent (Yalak), Göksün arasında bir Avşar prensesinden söz eder. Kendisine yapılan konukseverlikten pek memnun olur. Bir gece Avşarlar'ın oynadığı tipik bir oyundan hayranlıkla söz eder. Anladığımıza göre kendisinin şerefine oynanan bu oyunun adı "sin-sin"dir Moltke Binboğa dağlarının doğusundaki Afşin ilçesi yakınında bulunan Eshab-ı Keyfi de ziyaret eder.

General Moltke, Afşarlar'dan ve buradaki diğer Türkmenler'den şöyle söz eder:

"Bu Türkmenler benim çok hoşuma gitti. Tabii nezaketleri iyi niyetlerinden doğma, bizimkiyse terbiyeyle elde edilme."

Avşarlar, on dokuzuncu yüzyılda öyle güçlenmişlerdi ki koca Osmanlı sadrazamı bile onlardan çekinir olmuştu. Nitekim Padişah 3 Selim zamanında sadrazam ve serdar-ı ekrem olan Yusuf Ziya Paşa orduyu hümayunla birlikte Hac'dan dönerken, Küçük Alioğlu Halil Paşa'dan çekindiği için İskenderun- Payas yolundan gelemez. Anadolu içlerinden dolaşarak ancak Üsküdar'a varabilir.

Tüm bu olup bitenler, Avşarlar için artık göçerliğin sonunun yaklaştığını gösteriyordu. Bunları belli yerlere iskan etmek henüz Osmanlılar'ın aklında yoktu. Yıllarca kendi hallerinde başıboş dolaşan bu Türkmenler'i iskan etmek ancak büyük tarihi olaylar sonucu mümkün olmuştur. Kırım savaşı ve onun getirdiği koşullar sonucunda, Osmanlılar Çukurova'daki Türkmenler'i iskana karar veriyor.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Avşar Türkmenleri ve Dadaloğlu

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir