Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

İran'da Afşar Türkleri

Burada Avşar Türkmenleri ve Dadaloğlu hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

İran'da Afşar Türkleri

Mesajgönderen TurkmenCopur » 29 Tem 2012, 17:22

Afşar Türkleri

1995 yılında Taşkent Devlet Üniversitesinde Afşarlar konulu mastır çalışması yapıldığını tespit etmiş, Türkiye'den oraya yayın taşımıştık. Daha sonra Türkmenistan pirleri ile ilgili çalışmalar yaparken, burada da Afşar Türkmenlerinin varlığına dair tespitlerimiz oldu. Faruk Sümer hocamız Oğuzları anlatırken doğal olarak Afşarları, bu arada İran Afşarlarını da anlatmaktadır. Bu münasebetle; Huzistan, Akkoyunlu, İmanlu, Alplu, Usalu, Eberlü Afşarlarına dair bilgiler vermektedir . Bizim bu çalışma münasebeti ile takip ettiğimiz Eli Mehemmedinin Afşarlar isimli eserinde de Afşar tarihi, boy teşkilâtları ve yaşadıkları bölgeye dair geniş bilgi verilmektedir. Ancak bizim yoğunlaştığımız konular, Afşar Türk halk kültürüdür.

Köy seyirlik oyunlarında "köse oyunu" Türk halkları arasında çok yaygındır. Afşar Türklerinde köse oyunu çobana oynatılır ve bunun için çoban köse kılığına sokulur. Bunun için süpürgeler köyün, çobanının başına boynuz gibi takılır. Yüzüne keçeden mask yapılır. Ayaklarına zil ve beline tahtadan kılıç bağlanır. Bir çoban da kadın kılığına sokulur. Ona kadın elbisesi giydirilir. Köse ve hanımı sokaklarda dolaşırken kışın gidişini temsil ederler. Çoban çeşitli yarenliklerle çiftçi halkı güldürürken, halk da onlara yiyecek içecek gibi şeyler verir. Anadolu'da kadın elbisesi giyinmiş erkeklerin oyunları ayrıca köçekçe olarak da bilinir .

Teke oyunu, oyuncu tekeye benzetilerek hazırlanması suretiyle oynanan bir oyundur. Bunun için bezden ve yünden bir teke yapılır. Üzerine teke derisi dikilir, boncuk takılır, teke oynatılırken şiirler okunur. Teke oyunları Anadolu'da da vardır .

Afşar Türkmenlerinde küçük çillenin ilk yirmi gününe bir komşunun adı verilir. O gece kar yağar, hava bozuk olursa ise bu durum, o komşunun iyi olmadığı şeklinde yorumlanır. Komşu bu ithamdan rahatsız olmadığını göstermek için hoşgörülü davranır.

Güney Azerbaycan Afşarlarında "ikinci çarşamba" da çocukların saçlarının; atların yele ve kuyruklarının kesilmesinin uğuruna inanılır . Saçların Türk halk inançlarında önemli bir yeri vardır. Anadolu'da ilksaç için özel merasim yapılır. Saç altınla tartılır ve fakire sadaka verilir. Bu saç çok kere atılmaz saklanır. Özbekistan ve Türkmenistan'da ilk saç tıraşında "saç toyu" yapılır. Dağıstan, Kırım, Azerbaycan, Borçalı, Suriye, Irak ve Iran Türklerinde hanımlar saçlarını gelişigüzel atamaz, özel şekilde muhafaza ederler .

Altay kişi halk inancına göre saçların dibinde "kut" vardır. Saçların ayak altına dökülmesi kutdan yoksun olmaya yol açacağı için muhafaza edilmelidir. Saçın bağlanılma şekli, dış çevreye mesaj verir. Saçı bağlamak, başı bağlı olmayla izah edilir. Saçı örten başmak / yazmayı düşmanın ayağına atan kadın, onun bir adım dâhi atmasını önler. Atların yeleleri (saçları)nın kesilmesi ve kuyruklarının kesilmesi ve örülmesi ile, saç kesimi arasında da bir bağlantı vardır. Ünlü komutanların büyük seferlere çıkarken atlarının kuyruklarını örmeleri veya kesmeleri bir nevi teslimiyettir. At, bahadır ile birlikte savaşır, onunla birlikte âdeta şehit olur. Bu konuda Doç. Dr. Ali Çınar ve Y. Kalafat’ın ayrıntılı çalışmaları vardır .

Güney Azerbaycan'ın Afşar Türkmenlerinde "son çarşamba -ahır çarşamba" çok tantanalı geçer. Bu çarşambaların akşamı et toprağı (kırmızı toprak) çamur gibi yapılır. Bu çamur ile doğuya bakan duvarlara büyük bir güneş yapılır. Güneşin sağında ve solunda melek gibi ayakta durmuş insanlar ve ellerinde terazi vardır. Ayrıca bir genç kız ve erkek el ele evlıliği temsil ederler. Batıya bakan duvarlara hilâl hâlinde bir ay birkaç yıl dız yapılır. Kuzey yönünde birkaç erkek resmi el ele yapılır.

Türk halklarında sağlıklı inanç karşılaştırmasının yapılabilmesi için dinî katmanlaşmanın yerel boyutları ayrı ayrı ve dönemlere göre ele alınmalıdır. Türk halk resminin sırlarının çözülebilmesi için, Altay kaya resimlerinin şifresi muhakkak çöziilebilmeli ve bugünkü kültürümüze mesajları taşınabilmelidir.

Afşar Türkmenlerinde "çarşamba hatun" un evlerin içine girip evlere mutluluk getirdiğine inanılır. Çarşamba günü hatunlardan biri evin duvarına çıkar. Onun bir elinde demir bir şiş, diğer elinde gavurga vardır. Damın üzerinde şişle bir dikdörtgen çizer. İkinci hanım gavurgayı damın üzerine eker gibi yapar ve "Bismillâhirrahmanirrahim Allahümmesalli ve Ali Muhammed. Allahu Teala İnşallah Nuri Muhammed ve İbrahim devleti ve uzun ömür ve beden sıhhatini tüm komşulara inayet eylesin. Yoksullara devlet, zenginlere keramet versin, amin" der. Kavurgadan bir avuç evin bacasından aşağıya, bir avuç tavla - ahırın bacasından ağıya, bir avuç kıbleye damdan aşağıya, tarlalar niyetine havaya serper ve bereket diler. Havaya serperken "kurdun kuşun payı" der. Bunu bütün haneler yapar. Sonra aksakallar toplanır yas evlerine giderler. Onları yasdan çıkarmak isterler. Yaslıların, ağsakallara karşı hürmeten evin damında ateş yakarak yapılan teklifi kabul ettiklerini göstermiş olurlar. Komşuları bu ateşi görünce sabaha kadar tüfek atarlar .

Türk halk sufizminde kişi Allah'a dua ederken, talepte bulunurken ilkin herkes için, komşuları için dilekte bulunur. Sonra kendileri için veya bu arada kendileri için isterler; bu çok önemli bir noktadır.

Afşar Türklerinde bacadan aşağıya kavurga dökmek ocak kültü ile ilgilidir. Evlerin iyesi olduğu gibi inanca göre ahırların da iyesi vardır. Bu saçıların kıbleye dönülerek yapılması ve serpilmeye besmele ile başlanılması onların İslâmî bir giysiye büründürülmüş olmaları ile izah edilebilir. Kars'ta tarlaya tohum atıldıktan sonra, son bir avuç daha serpilir ve "bu da kurdun kuşun payı" denir. Bu uygulama, sacının kapsamına yerin ve bu arada diğer canlıların alınması inancının bir sonucudur. Borçalı Terekeme Türkmenlerinde, pazar yerinde çuvaldan
yuvarlanan patates türü ürünü sahibi almaz. "O da yerin payı" denir. Bütün bunlar, oda suya, yere saçı yapılması inancının uzantılarıdır.

Anadolu'da yastan çıkmak için ya 40 gibi sayılı gün beklenir veya bayramların gelmesi takip edilir. Yaslı aileyi yakın komşuları berbere ve hamama götürerek, yastan çıkmalarını sağlarlar. Bu uygulama, Afşarlarda da vardır .

Güney Azerbaycan'ın Afşar Türkleri o gece yemek yenildikten sonra bulağ (çeşme) başına gidip mum yakarlar. Evvelce, evin dört bucağında mum yakılır. Bir meşel (meşale) yapılır, bulag veya akarsuya gidilir. (Bu uygulamayı ağsakallar yaparlar. Kadınlar suya yanlarında su tuluğu, boncuk ve sein (su testisi, küzesi) götürürler. Bulağa veya akarsuya götürülen tuluğ önce akar suda yıkanır. O su, geyce (makas)la temsili olarak kesilir. Kesilirken; "Biz yaşadığımız kötü günleri baş, diş, göz, ayak, beden, ağızlarımızın hepsini atamızın, anamızın tüm sıkıntılarını, kesiyoruz ve bu su ile akıtıyoruz. Gelecek günlerimiz bu su gibi parlak olsun denir. Akşam yapılan bu uygulamadan sonra kızlar aldıkları bu su ile evlerine dönerler. Bu uygulama sabaha karşı bir daha tekrarlanır ve gençlerin kız-oğlan tanışmalarına vesile de oluşturur.

Afşar Türklerindeki bu uygulama Nahçıvan'da da vardır. Borçalı Karapapah Türklerinde ise "suyu hançerleme" uygulaması vardır. Hamile kadın bebeği doğmak üzere iken, yakım olan erkekler, daha ziyade kocası, hançer veya kama ile suyu bıçaklar. Böylece doğumun tehlikesiz ve daha kolay olacağına inanılır. Bilindiği gibi hamile hanımlara ve onların yeni dünyaya gelmiş bebeklerine musallat olan alkarısı bir kara iye olup su kenarlarında ve harabe değirmenlerin arklarında yaşadığına inanılır. Suyun makaslanması veya bıçaklanması ile bu kara iye ile mücadele edildiğine inanılmış olabilir. Sudan çıkarken ağırlığın, uğurluğun def edilmesi inancı Aras Vadisi Türklerinde de vardır. Ayrıca 40'ı dökülen (çıkarılan) bebek için de "ağırlığı, hastalığı, gada balası, kurda kuşa, dağa taşa" denilir .

Afşar Türkmenlerinde o gün daha ziyade öğlen yemeğinde ayran aşı pişirilir. Rengi ağ (ak) olan bu aşın uğruna inanılır. Akşamdan derisi kurumuş tuluğlar bulağı bırakılır.Sabaha kadar bunlar yumuşarlar. Sabahleyin bunlar kadınlar tarafından at gibi binilir. Binilirken "sütünüz yoğurdunuz çok olsun" denir. Bu esnada Afşar erkekleri havaya tüfekle ateş ederler .

Türk halk inançlarında "binme" fiili incelenmeye muhtaçtır. Anadolu Türklerinde kısmetinin açıklamasını isteyen genç kız, minarede veya evin damının üstünde oklavaya at gibi biner veya kıbleye bakan çeşmenin borusuna oklava veya yün çubuğunu sokar. Birçok yerde gelin, sayanın bereketli olması için koçun sırtına bindirilir. Bazı yörelerimizde gelinin ilk çocuğunun erkek olması için gelin atma erkek çocuk da bindirilir.

Güney Azerbaycan'ın Afşar Türkleri yılın son çarşambasında eğirdek yaparlar. Eğirdek kızartılmış ufak yağlı ekmektir. Un, yağda kızartılarak helva yapılır. Yufka ile doşap (üzüm pekmezi) karıştırılıp top biçimde köfte yapılır. Buna müçe denir. Yapılan bu hazırlıklar halk arasında dağıtılır. Gün batınca ağsakal ve ağpürçekler mezarlığa mücebber tepsileri ile giderler. Burada mücebberler biribirine karıştırılır sonra paylaşılır. Buradaki karıştırılıp tekrar bölünme olayı çok önemsenir. Fatiha okunmasından sonra evlere dönülür .

Afganistan Türkleri arasında yaptığımız bir tespitte, aynı kaptan yemek yenilmesi, "ağız birliği", söz birliğinin sağlanılması şeklinde izah edilmişti. Müçelerin karıştırılarak paylaştırılmasının sosyal psikoloji itibarıyla önemi olabilir.

Nevruz da "şal sallama", "şala hediye bağlama" inanç ve uygulamaları Afşar Türkmenlerinde de vardır. Biz yaygın olan gelenekleri tekrarlamaktan ziyade, renk katabilecek tespitler üzerinde duruyoruz.

Güney Azerbaycan'ın Afşar Türkmenleri yılın tehvil (dönüm) zamanı, gençler biraz [b]soğan ve sarımsak yerler ve biraz da ayakkabılarının altına sürerler. Bu arada;[/b]

"Buyur buyur buyrulsun Hükmü Süleyman olsun Çarşamba'da bayramda Sarımsak soğan yemişem Ayağım altına sürmüşem Yılan - çıyan kış" diye parçalar okunur, inanca göre bundan sonra haşereler onlara yaklaşamaz. İnanıldığına göre sarımsak yiyenlerde anî ölüm olmaz.

Soğan ve sarımsağın bazı mikrop ve haşereden koruyucu olduğuna dair halk inançlarını E. Akçiçek ayrıntılı olarak incelemiştir103. Biz daha önce yaptığımız bir çalışmada Türk dünyası genelinde soğan ve sarımsağın görünmeyenlere, kara iyelere karşı da koruyucu olduğuna inanıldığı tesbit etmiştik. Bu iki besin maddesinin; büyü, nazar, al karısı, hortlak ve vampire karşı da koruyucu olduğuna inanılmaktadır. Böylece, bu iki sebze mikroskopik ve ruhî zararlılara karşı koruyucu olarak kabul edilmiş olmaktadır . Anadolu'da yayla evleri ve yazlıkların kapı çevresine haşerelerden korunmak için soğan, sarımsak ekilir. Salmaz'da mezarlığa soğan götürülmesi de korunmak amaçlı olabilir.

Güney Azerbaycan'ın Afşar Türkmenlerinde de özel günlerde bilhassa Nevruz'da yumurta boyamak ve yumurta dövüştürmek âdetleri vardır. Bayramlarda verilen paranın kullanılmamış "ham para" olması gerekir. Bu para Kur'an-ı Kerim'in içerisine konularak saklanır. "Sizde" inancı Afşarlarda da vardır.

Afşar Türkmenlerinde yılın ilk perşembesi Berat Gecesi gibi kabul edilir. Bu gece bütün günahların affedileceği inancı vardır. İlk perşembe günü herkes mezarlığa gider. Burada hurma ve helva türünden şeyler dağıtılır. Fakir fukaraya para verilir. Bu gece mükellef bir yemek hazırlanır. İnanca göre, günahkâr olsun veya olmasın bütün ruhlar serbest bırakılır. Bütün ruhların evlerine geldikleri inancı vardır. O gece hayır işlenir. Kur''an okutulur ve ölmüşlerin ruhlarına bağışlanır; bol bol dua edilir. Bu gece bütün günahların bağışlanacağına inanılır .

Bu inanç farklı yoğunlukta da olsa Anadolu'da da yaşamaktadır. Daha ziyade, heterodoks oldukları kabul edilen kesimlerde görülür. Bununla beraber, bütün inanç kesimlerden Müslümanların bu türden inanç ve uygulamaları vardır .

31 Mayıs Güney Azerbaycan'da yaşayan Afşar Türkmenleri için önemli bir gündür. Efsaneye göre yalnız yaşayan bir kadının kısır bir devesi varmış. Kadın, kış gelince devesinin yük olabilmesi için dua edermiş. Allah'ın izniyle kadının devesi on gün içerisinde hamile kalır ve yavrusunu doğurur. Bu döneme karı (kadın) denir. Bu on gün aynı zamanda hayvanları kışlağa vermenin son günüdür.

Anadolu Türklerinde de kışın ve baharın muayyen dönemleri çeşitli efsanelerle anlatılır. Bunlardan birisi de "koca karı fırtınası" dır.

Sizde'de Afşarlarda da herkes dışarıya çıkar zira sizde muhakkak dışarıda olmalıdır. Ayrıca eve dönüşte kadın ve kızlar yakınları ve kendileri için arkalarına bakmadan arkaya doğru ters yöne birer ufak taş atarak gada ve belâların arkada kalmasını dilerler .

Taş atarak iyi dilekte bulunmak Anadolu Türklerinde de vardır. Trabzon Çepnilerinin yaylaya çıkarken ufak taşlar attıkları belirli yerler vardır. Anadolu'da gelin kızın cebine kocasının evinde ağır dursun diye ufak taşlar konur. Bazı yörelerde cenazenin ardı sıra hortlamasın diye taş atıldığı veya cenazenin kaldırıldığı yere taş konulduğu olur. Yağmur duasında da çaya belirli sayıda okunmuş taşın atıldığı olur. Ayrıca gayıptan gelen bir ses için, kişi arkasına dönmez.

Muharremlikte Afşar Türkmenlerinde yapılan uygulamalar, Güney Azerbaycan'ın diğer Türklerinden farklı değildir. Afşarlarda "âlem" gezdirirler. Bölgenin kuzey batısında Yaraziz köyü vardır. Burada üzeri ayetlerle bezeli iki kilo kadar ağırlığı olan açık el (alem) vardır. İnanca göre, Habib İbn Mezahir'e ait olan bu alem Muharrem ayında yerinden oynarmış. Oynamaya başlayınca sahibi, onu özel bir teşrifatla kaldırıp halka gösterirmiş. Bu esnada alem neziri olan kimseye doğru gidermiş. İnanca göre alem kayıp eşyanın veya yeri bilinmeyen ölünün yerinin bulunmasında kullanılmaktadır .

Bize göre bu inanç büyük ölçüde geleneksel İslâmın bir ürünüdür. Kam kültünün İslâmî tezahürüdür. Bilindiği gibi kamın davul ve benzeri ayin eşyalarına da kudsiyet ve hikmet atfedilirdi. Alem, bir kısım halkımızda ehlibeytin simgesidir. Pirlerin asa, teşbih ve benzeri eşyalarında olduğu gibi, alemde de özel hikmet olduğuna inanılırdı. Ayrıca hak âşıklarının da kayıp eşya yerini saz çalarak tespit edebildiklerine inanılır.

Güney Azerbaycan Türkmenlerinden Afşarlarda başsağlığına gelenleri cenaze evinin hanımları, evin eşiğinin dışında karşılarlar. Taziyeye gelenler, yaslı ailenin emmi veya halasının üzerine kara bir örtü atarlar. Ölen şahıs itibarlı bir erkek ise, onun atına kara bez örtülür. Ölünün şapkasını, silâhını ve kemerini atın üzerine koyarlar. Mihmanları (misafirleri) bu atla karşılarlar .

Anadolu'nun bazı bölgelerinde daha ziyade Aras Vadisi Türklerinde, Karapapahların yaşadıkları bazı yörelerde, meftanın atı, eğeri üzerine ters bağlanılarak cemaatle birlikte kabristana götürülür. Bazı yörelerde ölenin elbiseleri bir ağaca giydirilir, silâhları kuşandırılır ve bu maket atının üzerine oturtulur, bu at cemaatle birlikte mezara kadar götürülür. Türklerde ata, inanç içerikli bir önem verilir. Atın, sahibinin öleceğini anladığına inanılır. Sahibinden sonra yemekten içmekten kesilmiş atların efsaneleri anlatılır. Anadolu'da kutsal atlara ait mezarlıklar vardır"2.

Kara; Irak'ta, İran'da, Anadolu'da, Azerbaycan'da yas rengidir. Muharremlikte minareye kara bayrak asılır. Yas evinin duyuru simgesi karadır. Yas evinde kara giyilir.

Azerbaycan'ın Afşar Türklerinde mezarlıkla ilgili inanç ve uygulamalar Güney Azerbaycan'ın diğer Türklerinden farklı değildir.

Afşarlarda kurban bayramından önce gab - kaçak (tahta - tabak) bulak başına götürülüp bunlar tertemiz yıkanır. İnanca göre bunlar, bayramdan bir gün önce hacca gidip dönerler. Aynı gece bu kap kaçağa takı, altın türünden eşyalar konur ve bunlara hiç dokunulmaz. Bunlar için "ehram bağlamış" denilir. Ertesi sabah bunlar dua ve salâvatlarla açılır ve daha sonra kullanılırlar.
Bayram gecesi gençler mum yakarlar. Erkekler yadlık anlamında bir ve kızlar tüm parmaklarına kına yakarlar. Herkesin avucunun içine kına yakılır. Ellerinde mum pınar başlarına gider, orada el ve yüzlerini yıkarlar. Pınarın etrafında da mum yakılır. Mumların yakılacakları yerin etrafında kir olmamalı iyi paklanılmış olmalıdır . Daha sonra pınardan alınan sularla evlere dönülür. Afşar Türklerinde bayramlığın en önemlisi koyundur. Bayramlık koyunun boynuna kırmızı şal bağlanır. Alnına kına yakılır, damat evine gönderilir .

Kına, Türk halk inançlarında adanmışlığın simgesidir. Sünnet olana, askere gidene, hacca gidene, evlenecek olana kına yakınır. Kurbana da kına yakılır. Bunlarda; Allah'a, yeni ocağa, İslama, vatana vs. adanmışlık vardır. Manisa'nın Sarıgül ilçesi Tırazlar köyünde yaşlı nineler ellerine kına yakılmasını, kınanın cennet sıvası olduğu şeklinde cevaplarlar . Bu arada Türk halk kültüründe kırmızı, doğumda kızamık şekerinden, bebek beleğinden, gelin şalından, bekâret kemerine kadar hayatın her safhasında gözlenilebilen millî bir renktir.

Afşarlar kurban bayramında sabah ezanından önce pınara gider, elini yüzünü orada yıkar, abdest alırlar. İnanca göre, bugün el yüz dışardaki su ile yıkanır ise, kaza belâ defolur, rızık bol olur. Hızır peygamber o gün pınar başına gelir. Akşam olunca halk mezarlığa gider . Anadolu'da gün battıktan sonra mezarlığa gidilmez.

Afşar Türklerinde, Anadolu Türklerindeki çömçö gelin, çömçe balık olarak bilinir. Kastedilen kurbağa yavrusudur. Onun gövdesi kepçeye ve kuyruğu da kepçenin sapma benzetilir. Kadınlardan birisi çömçe olur, üzerine bir bez çekerek evleri dolaşır ve bu arada;

"Çömçe balık ne ister Allah'dan yağış ister Dabanı çatlıyığdı (çatlamışdır)

Birce kaşık yağ ister"

şeklinde şiirler okur. Anadolu'da da kurbağa ile ilintili yağmur duaları vardır .

Sonra evden bir [b]Kur’an-ı Kerim alınır, yağmur yağması için yıkanır. Tarlada mahsul çok olsa bir horoz veya tavuk kesilir. Kanı tarlaya serpilir. Hoy'da olduğu gibi burada da "hala çekme" vardır . Ekinin biçiminde bir ağsakal, biçimcilerin karşısında durur salâvat çeker ve;[/b]

"Erin erine

Hakkın birine

Şahı merdan devletine

Zemi (tarla) oldu külâh (ham tarla)

Ekip biçen görmesin derdü belâ Be hakkı şahı kerbahar Uşağlar bir deyin (hala)"

der ve sonra hep birlikte "hala" denir. İşçiler tarla sahibine "kutlu olsun" der ve yemeğe davet edilirler .

Afşarlardaki bu uygulama Azerbaycan, Borçalı, Derbent, Nahçıvan ve Kars'ta "horavel" olarak bilinir . Sivas yöresinde ise "kaba yele ekin salâvatlamak"olarak bilinir .

Kaynakça
Kitap: İRAN TÜRKLÜĞÜ — JeoküItürel Boyut
Yazar: Dr. Yaşar Kalafat
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Avşar Türkmenleri ve Dadaloğlu

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir