Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Sivas şehrinin İdari Organizasyonı

Burada Sivas Şehri hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Sivas şehrinin İdari Organizasyonı

Mesajgönderen TurkmenCopur » 26 Ara 2010, 16:47

İDARİ ORGANİZASYON

Vakıf idaresi, merkezi otoritesini her alanda kurmuş olan Osmanlı İmparatorluğu'nda aynı hizmete yönelmiş, fakat farklı idarecilerce ayrı ayrı yönetilen bir sistemler manzumesidir. Osmanlı hakimiyetinde belki de bağımsız idare ve idarecilere sahip tek müessese vakıflar olsa gerektir.
1826 yılında Evkaf Nezareti'nin kuruluşuna kadar, merkezi bir teşkilat-dan mahrum olan vakıfların idari şekli vakıflar tarafından tayin edilen şartlara göre yapılmaktadır. Mütevelli ise, bu idareyi vakfiye şartları ve şer'i hükümler dairesinde idare ve rü'yet eden kişidir. Sivas vakıfları için mütevelli haricinde kısmen kadı, nazır ve taşrada evkaf müdürlüklerinin kurulmasından sonra ise, evkaf müdürü bu organizasyon içerisinde söz sahibi olmuştur. Ancak hemen her dönemde birinci derecede vakıf idarecisi olarak mütevelliler görev yapmışlardır.

Mütevelli tayinleri genellikle vakıflar, çok az olmak üzere nazır, kadı, vakıfın ailesi ve ehl-i vuküf (mahalle sakinleri) gibi kişi ya da guruplar tarafından yapılmaktadır. Çoğunlukla vakıfların mütevelli tayin ettiği bilinmekle birlikte, aynı zamanda mütevelliler içerisinde vakıfın kendisi, çocukları ve yakın akrabalarının ilk planda yer aldığı görülmektedir. Sosyo-kültürel ve dini açıdan önemli görevler üstlenen mütevellilerin, Sivas şehri ölçeğinde kimlerden olduğu konusu, ortaya çıkarılması gereken önemli bir husustur. Bu arada mütevellilerde aranan nitelik ve vasıflar da gündeme gelmektedir.
Öncelikle vakfı her türlü gasp ve tecavüze karşı koruyan, vakfın mal varlığını üretim yapacak halde bulunduran ve onun gelirlerini aruran mütevelliler, tevliyet görevinin yanısıra şeyhlik, imamlık, hatiplik, muallim-i sıbyanlık ve nazırlık gibi farklı görevleri de üstlenmişlerdir.

Mütevellilerin kimliği ya da sahip oldukları özellikler açısından Sivas vakıflarına bakıldığında, şehirdeki bilinen en büyük vakıflarda bizzat kurucuların (vakıfların) ve evladlarının tevliyet görevini üstlendikleri anlaşılıyor. Sahibiye ( Gökmedrese), Daru'r-Raha, Ahi Emir Ahmed, Ahi Ali, Şeyh Şemseddin, Kerim Çavuş, Sarı Şeyh, Küçük Ali Baba ile Zaralızade, Selmanoğulları ve Hatipzade Ailelleri'ne ait ileri gelen vakıflarda, kurucuların aynı zamanda mütevelli olarak kendilerini tayin ettiklerini arşiv kaynaklarından öğreniyoruz.700 Dolayısıyle mütevelliler, aynı zamanda şehrin ileri gelen yöneticileri, ehl-i ilm ve tasavvuf zümresi içerisindeki seçkin kimselerdir. Tevliyet görevinin evlada meşrut olması nedeniyle, nesilleri devam ettikçe birer mütevelli ailesi oluşturmuşlardır. Hatta bu meslek, " mütevellizade" ünvanıyla anılan lakapların türemesine de sebep olmuştur. Bunların dışında ise, bazı vakıflar (üst düzey devlet yöneticileri) yapmış oldukları vakıfların tevliyet görevlerini belli ailelere tahsis etmişlerdir. Bunlar da; Abdulvahab Gazi ve Ali Baba zaviyelerinde görüldüğü gibi, şeyh ailelerini meydana getirmiştir. Bu ailelerde mütevellilik asırlarca süren bir aile mesleği haline gelmiştir.

Mütevellilerin önemli bir kısmı, okur-yazar, alim, idari ve mali işlerden anlayan ve doğal olarak Sivas toplumunun en ileri gelenleri durumundadırlar. Arşiv belgelerindeki ifadesiyle, "ehl-i kalem, din ve diyaneti zahir, muhasebe virüb almaya kadir, evlad ise alim, aslah, erşed ve ekber" gibi niteliklere haiz olması şartları vardır. Mütevellilerin bahsedilecek olan görevleri haricinde, sahip oldukları bu vasıflar, birkaç görevi bir elden yapmalarını sağlamıştır. Sivas vakıf mütevellilerinin görevlerini sıraladığımızda; öncelikle vakıf akar ve mülklerini en güzel şekilde işletmek ya da icare vermek, gelirleri vakıfın şardarına göre görevli maaşlarında ve diğer masraflarda kullanmak, vakıf akar ve hizmet binalarını korumak ve görevlileri denetlemektir. Ayrıca, görevlilerin azlini ve tayinini yapmak, vakıf muhasebesini tutmak ve kadı huzurunda imza ve tasdik işleri de yine mütevellilerce yapılır. Şehirdeki diğer vakıflarda görülmemesine rağmen, Rüstem Paşa vakfiyesinde mütevelliye görevli ihdası (cihet ihdası) yetkisi dahi verilmiştir. Hatta, 1835 tarihli bir belgede "görevlilerin azli re nasbi mütevelli arzıyla ola, kuzat tarafından müdalıale olunmaya" denilmekle kadıların, mütevelli yetkilerine karışması engellenmiştir.

Tesis edilen vakıfların büyüklüklerine bağlı olarak, mütevellilerde aranılan şartlar konusunda farklı bilgiler yer almıştır. Mütevelliler bütün bu görevleri, bizzat kendileri vakfiye şartlarına veya zamanla oluşan geçici şartlara göre yürüttükleri gibi, mütevelli vekili, reis-i mütevelli, cabi, kabız, müşrif, katip ve muhasip gibi görevlilerden de yardım alır.

Sivas şehri vakıf görevlileri içerisinde sayı itibariyle en fazla olaıı görevli mütevellilerdir. Zira, hemen her vakfın birer mütevellisi vardır. 19. asrın başlarında şehirde mevcut olan vakıflarda, birden fazla görevi aynı anda yürüten 180 civarında mütevelli olduğu belirlenmiştir. Mütevelli sayısının oldukça fazla olmasının sebebi, mütevelli nesline ya da evlad-ı vakıfa sürekli gelir temin imkanı sağlaması, hazır bir meslek veya rahat bir geçim kaynağı olmasında aranmalıdır. Sivas şehri ve imparatorluk genelinde de, bütün dönemler için mütevellilik cazibesini koruyan bir meslek olarak görülmüştür. Hatta, zaman zaman evladlar ve diğer görevliler arasında mütevellilik görevini alabilmek için mücadeleler yapılagelmiştir.

Mütevelliler yapmış oldukları hizmetler karşılığında geçimlerinin temini için belli miktarlarda ücretler alırlar. Mütevelliler dahil görevli ücretleri vakıf dilinde " vazife" ve görevliler arasında "nan paresi" veya " dedem babam ekmeği" şeklinde farklı kelimelerle ifade edilir.
Mütevelli ücretleri tespit edilirken, geçim standartları ve zamanın rayici hassasiyetle gözönünde tutulmuştur. Ancak, asırlarca süren ve nesilden nesile geçen mütevellilik görevi neticesinde, fiyatların artışı, vakıf gelir kaynaklarının azalması veya mütevelli neslinin çok sayıda olması gibi gelişmeler, ücretlerin azalması ya da ücretler arasındaki farklılıkların büyümesine sebep olmuştur. Mütevelli ücretlerinde zamanla meydana gelen olumsuz gelişmeler, görev ve hizmetlerin icrasına da yansımıştır. Hatta zaman zaman görevlilerin önemli boyutlarda süistimaller yaptıkları mahkeme sicillerinde kayıtlıdır. Sivas kadısına gönderilen 1779 tarihli buyruldu da, "Medine-i mezkürede vaki' cevami ve mesacid ve mektephane ve çeşmelerin mütevellileri evkaflanndan hasıl olan mal-ı vakıflarını ekin bel' ve heva ve heveslerine harç ve izaat idüb cevami ve mesacid ve mektepler ve çeşmeler harab ve derünlarında döşemeleri dahi olmayııb bu vecihle mütevellilerin hıyanetleri zahir olmağla ... " denilmek suretiyle mütevellilerin yapmış oldukları süistimallerin genele şamil olduğu belirtilmektedir. Mütevellilerle ilgili bu yolsuzlukları düzeltmek için, kadı, mübaşir ve Sivas valisi gayret göstermişlerdir. Diğer yandan vakıf mütevellilerini kontrol göreviyle tayin edilen nazırların ise, bu görevi gereği gibi yapmadığı veya yapamadıkları anlaşılmaktadır.

Vakıfların merkezileştirilme faaliyetleri ile 1826'da kurulan Evkaf Nezareti ve daha sonra taşrada kurulan Evkaf Müdürlük'leri ile başta mütevellilerin daha sıkı kontrol edilmeleri gayesi güdülmektedir. Fakat buna rağmen, Sivas Evkaf Müdürü El-Hac Surüri Efendi'ye verilen layihada, taşrada bazı vakıf mütevellilerinin, gelirlerini topladıkları vakıf kaynaklarını tamir ettirmemek suretiyle, vakıfların tamamen ihmal edildikleri açık bir şekilde yeniden beyan edilmiştir.

Yine, Sivas Müşiri Hafız Ahmed Paşa'ya gönderilen fermanda, mütevellilerin vakıf muhasebelerini her sene vakıf müdürü ve kadı huzurunda diğer görevlilerle beraber göstermesi şartı konulmuştur. Mütevelli ücretlerinin verilmesi sonrasında zimmetlerinde olan fazla-i vakfın alınması da tenbih edilmiştir. Devlet tarafından alman bu tedbirlerin yetersiz kaldığı ve mütevelli süistimallerinin önlenemediği anlaşılmaktadır. Bunun en önemli sebebinin, genellikle köklü ailelerin veya bizzat yöneticilerin mütevellilik görevini kendilerinin yapmalarında ve vakıf müessesesinin bütününde meydana gelen aksaklıklarında aramak gerekir.

1838 tarihinde Sivas Eyaleti, Kayseri, Nevşehir, Ürgüb, İncesu, Develi gibi bölgelerde bulunan vakıfların denetimi, mütevelli ve diğer görevlilerin denetimi ile görevlendirilen El-Hac Surüri Efendi, Mııaccelat Nazırı ünvanıyla Evkaf Müdürü tayin edilmiştir. Ancak, vakıfların hamisi olmaları beklenen Evkaf Müdürleri'nin, Osmanlı genelinde mütevelliler gibi zimmetlerine vakıf gelirlerini geçirdikleri görülmüştür. Sivas Müşiri Hafız Paşa'ya hitaben gelen fermanda, Evkaf Müdürleri olarak tayin edilen Muaccelat Nazırları'nın zimmetlerinde külliyetli miktarda para bulunduğu ve bu paraları ödeyemedikleri belirtilmektedir. Aynı ferman gereği El-Hac Surüri Efendi yerine daha muktedir biri olarak bilinen Es-Seyyid Mehmed Habib tayin edilmiştir. Daha sonraki tarihlerde sık sık Evkaf Müdürleri'nin değiştiği görülür. 1840 tarihlerinde Es-Seyyid Mehmed Esad Bey, 1847'de Es-Seyyid Mehmed Evkaf Müdürü tayin edilmiştir.

Kaynakça
Kitap: SİVAS ŞEHİR HAYATINDA VAKIFLARIN ROLÜ
Yazar: ÖMER DEMIREL
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Sivas Şehri

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir

cron