Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Sivas şehrinde Vakıf Kurucuları

Burada Sivas Şehri hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Sivas şehrinde Vakıf Kurucuları

Mesajgönderen TurkmenCopur » 26 Ara 2010, 16:34

VAKIF KURUCULARI

Sivas şehir merkezinde tesis edilmiş, vakfiyesi mevcut olan veya mevcut olmayan, kuruluş tarihi itibariyle çok geniş bir zaman dilimine dağıldığı görülmektedir. Bu genişliğe parelel olarak kurucuların görev, ünvan, sosyoekonomik ve siyasi açıdan farklı özellikler taşıdıkları bilinmektedir. Tespit ettiğimiz ilk vakıftan itibaren, toplam 337 vakıftan Osmanlı öncesine ait 15, 1400-1700 tarihleri arasında kalan 41 ve nihayet 1700-1850 döneminde 281 vakıf vardır.

Sivas şehir merkeziyle ilgili tespit ettiğimiz vakıfların isimleri muhtelif şekillerde bize ulaşmıştır. Bazılarını vakfiyelerinden, bir kısmını eserlerinden, bazılarını ise, kaynaklarda yer alan isimlerinden öğreniyoruz. Hatta, bir kısım vakıf kurucularının ismini dahi tespit edemedik. Bütün bu olumsuzluklara rağmen, vakıf kurucularının muhtelif özelliklerini tanıma ve birbirleriyle karşılaştırma imkanı ortaya çıkmıştır.

Araştırmacılar tarafından Osmanlı toplumu, askeri ve reaya ismi altında iki ana sosyal tabakaya ayrılmıştır. Osmanlı toplumundaki bu tabakalaşma, vakıf kurucuları için de geçerli olmaktadır. Zira, kurucular ister istemez bu guruplardan birinin mensubu durumundadır. Bu noktada, Sivas vakıf kurucularını, Osmanlı dönemi ve öncesi olmak üzere, vezir ve diğer ileri gelen devlet adamlarıdır. Ayrıca, bu dönemde tasavvuf-tarikat erbabının da vakıflar tesis ettikleri bilinmektedir. Bu dönem vakıflarından bize ulaşanlarının sayı itibariyle az, fakat keyfiyet itibariyle, şehrin en zengin veya en büyük vakıfları oldukları görülür. Mesela Selçuklu Sultanı I. İzzettin Keykavus ve Selçuklu Veziri Sahib Ata Fahreddin Ali, şehirde tüm dönemler için en büyük vakıf müesseselerini kurmuşlardır. Yine, Muzaffer Bürücerdi, Şemseddin Mehmed Cüveyni de, Sivas şehri için önemli iki büyük eser ve vakıf yapmışlardır.

Osmanlı öncesinde, Yine ileri gelen devlet adamları ve onların desteğinde, tasavvuf ehli tarafından kurulan vakıfların keyfiyet açısından en büyükleri Darü'r-Raha, Ahi Emir Ahmed ve Abdülvahab Gazi Zaviyesi'ne vakıf yapan Ahmed b. Çakırhan vakıfları olmuştur. Şeyh Çoban, Şeyh Erzurum ve Şeyh Hasan zaviye vakıfları da aynı dönemden günümüze gelen vakıf eserlerindendir.

Bahsedilen vakıfların büyük ya da küçük olmasında bazı temel nedenlerin varlığı anlaşılmaktadır. Bunlardan başlıcaları; vakıfların görev, bilgi ve servetleri ile şehrin siyasi, kültürel ve ekonomik bir merkez olmasıdır. Bu nedenle, başta sultanlar olmak üzere, en önemli vakıflar Osmanlı öncesinde kurulmuştur. Osmanlı döneminde siyasi merkezlerin batıya kayması, büyük vakıfların Bursa, Edirne ve İstanbul gibi merkezlerde yapılmasına sebep ol-muştur.

Sivas şehri Osmanlı dönemi vakıf kurucularını ise, Askeriler (Vezir-i A'zam, Beylerbeyi-Vali, Ehl-i Örf Mensubu, Ehl-i İlm, Tarikat-Tasavvuf Ehli, Seyyid), Reaya (Müslim, Gayr-ı Müslim) ve kurucusu veya mesleği belli olmayanlar şeklinde bir sınıflamaya tabi tuttuk. Bu tasnife göre, Sivas şehrinde Osmanlı döneminde kurulan vakıfların % 50.7'si başta Vezir olmak üzere askeri zümreye aittir. % 26.3'ü Müslim ve Gayr-ı Müslim vakıfların meydana getirdiği reayaya ait ve nihayet % 23'ıı kurucusu veya mesleği tespit edilemeyen vakıfların tesis ettikleri vakıflardır.

Osmanlı dönemini de, 1700 öncesi ve sonrası olmak üzere ikiye ayırdık. 1400-1700 tarihleri arasında şehre yapılan vakıfların, sayı itibariyle az olmasına rağmen, mesleği belli olmayan 14 ve bir esnaf vakfı dışında, tamamı askeri zümre mensuplarınca tesis edilmiştir. Timur felaketi sonrasında Osmanlı yönetimine geçen Sivas şehri, başta Rüstem Paşa ve Bayram Paşa gibi Vezir-i A'zam'lar ile beylerbeyi-vali, tarikat erbabı ve ehl-i ilm mensuplarınca kurulan vakıflar ile imar ve iskana tabi tutulmuştur.

1420 tarihinde Tarikat-i Kadiriye'deıı Hoca Sarı Şeyh Es-Seyyid Pir Ahmed Bey'in, şehir çarşılarının merkezinde ve Ermeni mezarlığı ile Rum kilisesi yakınına kurmuş olduğu zaviye ve mescid, şehre yapılan Osmanlı vakıf ve iskanının ilk örneğini oluşturur. Aynı yıllarda ehl-i örfe mensup Selmaıı Bey ile ehl-i tasavvufdan Ahi Ali'nin vakıfları şehre yapılan ilk imar faaliyetlerinin diğer örnekleridir.

Selçuklu devlet adamlarından, ileri gelen bir aileye mensup olarak tahmin ettiğimiz, Kerim Çavuşzadeler'iıı vakıfları da şehre 16. asırda yapılan cami ve mekteplerin ilk örneklerini teşkil etmiştir.

16. asır başlarında Sivas şehrinin Paşa sancağı olması akabinde, Beylerbeyi vakıfları ile şehrin imar ve iskanı hızlammıştır. 1520'de Lala Sinan paşa Vakfı (şehir çarşılarını adeta yeniden canlandırır), 1546-1547 Vezir-i A'zam Rüstem Paşa'nın Vakfı, 1565'de Sivas Valisi Hasan Paşa'nın Vakfı, 1576'da Behram Paşa'ııın Vakfı ve aynı yüzyılın sonlarında 1584'de Mahmud Paşa'nın Vakfı ile devletin görevlileri vasıtasıyla, şehrin imar hizmetlerini gerçekleştirdiği görülür.603 Hatta aynı yüzyılın içerisinde ya da bizzat sultanların temlikleriyle tarikat erbabına, vakıf yapma imkanı hazırlanmıştır. Yüzyılın sonlarında, Sivas Valisi Hasan Paşa'nın Camii'nde vaiz olan ve Halvetiye tarikatının Şemsiyye kolunun kurucusu olarak bilinen Şeyh Şemseddin, kendisine temlik edilen İşhanı memlehasını zaviyesine vakfetmiştir. Aynı ilişkiyi, Rüstem Paşa'nın Ali Baba Zaviyesi'ne yapmış olduğu önemli miktardaki vakıf gelirleri de göstermektedir. Görüleceği üzere 16. asrın genel karakteri, Sivas şehrinin vali, şeyh ve dervişler vasıtasıyla imar ve iskanının yapıldığı en faal dönemi olduğudur.

16. asırda vakıf kurucuları ve vakfın mahiyeti hakkında görülen bu özellikler, sayı ve büyüklük açısından daha az olmakla beraber, 17. asır başında da devam etmiştir. Daha önce de belirtildiği üzere, vakıf kuranların evladlarının yeni vakıflar tesis etmeleri neticesinde, Sivas şehrinin imarında büyük vakıf aileleri ortaya çıkmıştır. Ali Baba ve Şeyh Şemseddin'in evladları, babalarının zaviye vakıflarına yeni müessese ve vakıflar ilavesiyle, bunun en bariz örneklerini teşkil etmişlerdir. Küçük Ali Baba 1638 tarihinde, Şeyh Müeyyed ise, 1650 tarihinde babalarının zaviyelerine ilave vakıflar kurmuşlardır.

Yine 17. asır sonlarında şehirdeki şeyh ailelerinden Sarı Hatipzadeler lakabıyla adlandırılan ve Ulu Cami görevlilerinden olan bu aileye mensup, Şeyh Abdurrahman'ın 1679 tarihli vakfı ve 1700 sonrasında evladları tarafından tesis edilen vakıflar ikinci örneğimiz olmuştur.

17. asırda Sivas şehrinde vakıf kuran en önemli ailelerden, Selmanoğulları, Hatipzadeler, Şemseddin Sivasi ve Ali Baba evladlarının aynı zamanda şehirdeki en ileri gelen aileler oldukları görülür. 1700 öncesinde tesis edilen önemli sayıdaki vakfın ise, kurucuları ve meslekleri tespit edilememiştir. Bilhassa zaviye ve mescidler, belli isimlerle anılmalarına rağmen, vakıf kurucuları hakkında kesin bilgiler mevcut değildir. Mesela Akbaş Zaviyesi, Melik A'cem Zaviyesi veya Billur mahalle mescidi gibi mescidlerin vakıfları bilinmemektedir.

1700 öncesi için, askeri veya kurcusu ve mesleği belli olmayanlar dışında, reayanın çok az olduğu dikkati çekmektedir.'108 17. asır için, Osmanlı geneliyle ilgili bir çalışmada da reayanın az olduğu tespit edilmiştir.

Sivas şehri için vakıf kuranların, %48'i askeri, % 30'ıı reaya ve % 22'si ise, kurucusu ve mesleği belli olmayanlardır. Verilen Tablo ışığında, Sivas şehri vakıf kurucuları içerisinde hemen her dönem için askeri gurubun fazla olduğu müşahede ediliyor. Toplam vakıf veya kurucu sayısındaki artışa rağmen, bir önceki döneme göre vakıfların büyüklük ve eserlerinde söz konusu olan azalmalar, dönemin en önemli özelliği olarak karşımıza çıkıyor. Tabii burada, Osmanlı Devleti'nin 15., 16. ve 17. asırlardaki siyasi, ekonomik gücünün bu dönemde azalması da etkili olsa gerekir.

Dönemimiz vakıf kurucuları içinde, ilk sırada ehl-i örf mensuplarının geldikleri, ardından tarikat erbabı ile ehl-i ilmin yer aldığı görülür. Ehl-i örf içinde olmasına rağmen, ayrı bir kategori içinde ele aldığımız Sivas valilerinin, önemli sayıda vakıf kurdukları ve bunlar içerisinde de Zarahzade ayan ailesinin ilk sırada yer aldığını söyleyebiliriz. Dönemin ve ailenin en büyük vakıflarını Zarahzade Mehmed Paşa kurmuştur. Aileye mensup Sivas Valisi Recep Paşa, Alime Hatun Zarahzade Osman Paşa, Saniye Hanım, Zarahzade Feyzullah Paşa'nın Hanımı Aişe Hanım, Mehmed Said Paşa, Ali Bey vakıf kuranlar olarak kaynaklarda tespit edilenlerdir." Zarahzade aile mensuplarının genellikle ehl-i örf olarak görev yaptıkları görülmektedir. 18. asırdaki ayan aileleri içerisinde Bozoklu Çaparzadeler, Canikli Ali Paşa ve Köse Paşa Hanedanı gibi, Zarahzade ailesi de gerek bölgesel nüfuzunu ve gerekse zaman zaman valilik olmak üzere muhtelif görevlerin kendilerine sağlamış olduğu imkanları çok iyi kullanmışlardır. Zaman zaman diğer ileri gelen nüfuzlu aileler ile mücadeleleri de olmuştur.

15. asrın ilk yarısında Sivas'a gelen Selman ailesi de, başta valilik olmak üzere, muhtelif görevlerde bulunmanın yanısıra, 18. asırdaki yeni vakıfları ile de dikkati çekmektedir.

Tarikat erbabından olan, Hatipzade ailesi evladlarından Şeyh Mustafa, Şeyh El-Hac Ahmed Hamdi ve onların evladlarından Müfti Numan Efendi'niıı vakıfları da, 18. asır vakıfları içerisinde en önemli vakıflardandır.

Dönemimiz sonlarında askeri gurup içerisinde yer alan, Said İbrahim Paşa, Erzurum Valisi Alaüddin Paşa, Fertellizade Es-Seyyid Mehmed Ağa, Alaüddin Paşa, Mehmed Emin Ağa vakıfları da sıralanabilir.

Müslim ve gayr-ı müslimlerden oluşan reayanın içinde, çoğunluğu Müslim esnaf ve kadınlardan oluşan vakıf kurucularının %30'a ulaşması dikkati çekmektedir. Ayrıca vakıf sayısındaki artışın tersine kadın vakıfların tesis ettikleri vakıflar oldukça küçüktür. Yine, reaya içerisinde 1'i kadın olmak üzere 3 gayri müslim vakıf yer almıştır.

Netice itibariyle, Sivas şehri vakıf kurucularının Osmanlı öncesinde başta sultanlar olmak üzere vezirler, devlet adamları, tarikat-tasavvuf erbabı gibi toplumun en yüksek kademesindeki idarecileri büyük vakıfları tesis etmişlerdir. Dönemimizde ise, vakıf kurucu sayısı önemli ölçüde artmasına rağmen, keyfiyet olarak daha öncekilerle aynı düzeyde değildir. Bu dönemin en önemli özelliği askeri vakıfların dışında reayanın ve bilhassa kadın vakıfların önemli ölçüde artış göstermiş olmasıdır. Ayrıca Osmanlı genelinde ve bilhassa Bozok, Sivas, Canik, Manisa çevresinde ortaya çıkan mahalli güçlerin temsilcilerinden olan Zarahzade ailesi, üstlendikleri askeri görevleri vasıtasıyla bu güçlerini kuvvetlendirmişler ve uzun süre bölgede söz sahibi olmuşlardır. Hatta aile fertlerinin büyük bir bölümü vakıf tesis etmek suretiyle bu nüfuzlarını kökleştirmek istemişlerdir.

Kaynakça
Kitap: SİVAS ŞEHİR HAYATINDA VAKIFLARIN ROLÜ
Yazar: ÖMER DEMIREL
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Sivas Şehri

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Google [Bot] ve 1 misafir

cron