Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Sivas Şehri Kale, Saray, Mahkeme Binası, Konaklar Ve Evleri

Burada Sivas Şehri hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Sivas Şehri Kale, Saray, Mahkeme Binası, Konaklar Ve Evleri

Mesajgönderen TurkmenCopur » 26 Ara 2010, 16:21

KALE, SARAY, MAHKEME BİNASI, KONAKLAR VE EVLER

Şehrin genel görünümü içinde göze çarpan eserler arasında, ilk planda kale, saray, mahkeme binası, konaklar ve evler yer alır. Bunların vakıf müessesesiyle doğrudan alakası yoktur. Ama, şehrin fiziki yapısında önemli yer tutarlar. İdari ve sosyal açıdan günlük hayatın gerçekleştirildiği mekanlardır. Devlet veya halk tarafından yaptırılmışlardır. Elbette, şehrin fiziki bütünlüğünden ayrılamazlar. Bu sebeple onlar hakkında burada kısa da olsa bilgi verilmesi yerinde olacaktır.
Ortaçağ şehirlerinin ortak özelliği, surlarla çevrilmiş olmalarıdır. Sivas şehrinin de Kızıl Irmak'ın sel baskınlarından uzak, gittikçe yükselen bir meyil ile yayla üzerinde ve iki iç kale etrafında, enine boyuna büyük bir surla çevrili bulunduğu bilinmektedir. Günümüzde sur ve hisarlarından hiç bir eser kalmayan Sivas kalesinin, Roma-Bizans döneminde mevcudiyeti kesin olarak bilinmektedir. Bazı eserlerde, Selçuklu Sultanı I. Alaüddin zamanında ümeranın yardımı ile 1221 tarihinde inşa edildiği belirtilmektedir. Surları, temelden burçlarına kadar, iki üç arşın büyüklüğündeki yontma taşlardan yapılmıştır. Yüksekliği 20, genişliği temelde 10 ve en üstte 6 arşındır.

Düz bir alan üzerine yapılan surların çevresi 10500 adımdır. Muhtelif kaynaklarda, 5 ile 7 kapısının olduğu belirtilmektedir. 1388 tarihinde Timur tehlikesine karşı, Kadı Burhaneddin tarafından surların ve kapıların tahkim edildiğini, surların eteğine hendek kazıldığını ve hendeğin içine de su doldurulduğunu bilmekteyiz. Şehrin batısında Kayseri yolu üzerinde Kayseri kapısı, doğuda Palas (halk arasında Bağdat) ve Tokmak kapısı (Erzurum kapısı), kuzeyde (Yıldız tarafında) Şalptır (Tokat kapısı) ve Cancun kapısı yer alır.

Selçltıklu ve Osmanlı döneminde, Sivas şehri, surların içinde kalmıştır.32 Sivas surlarını şehrin bugünkü durumuna göre tarife çalıştığımızda, şehrin güneyinde Çaynağzı denilen bölgeden doğuya doğru dik bir hat çizilmek suretiyle Mısmıl Irmak ile Murdar Irmak'ın birleştiği yer olan, Kepçeli mevkine gelinir. Aynı zamanda burada surların Palas kapısı bulunmaktadır. Kepçeli'den ırmağa parelel olarak kuzeye doğru ilerlendiğinde, Tokmak kapısına varılır. Daha sonra önce tam kuzeye, sonra kuzey-batı istikametinde Cancun kapısının bulunduğu Ali Baba mahallesine gelinir. Ali Baba mahallesinin batısında Murdar Irmak çevresinde Kösedere-i Müslim ve Kösedere-i Zimmi ve daha batıda ise Kabak Yazısı denilen mahal yer alır. Kabak Yazısı'ndan batıya doğru gidildiğinde Şalpur kapısına gelinir. Daha sonra güney-batı ve sonra güney istikametinde ardarda Kayseri kapısı ve Çayırağzı mevkii yer alır.

Sivas surlarında mevcut olan kapılar, şehrin dış dünya ile bağlantısını oluşturan önemli yollarını da hatırlatmaktadır. Şehrin yol ağı hususunda ilk bilgi A. Gabriel'de bulunmaktadır. Gabriel'in planında belirtilen ve kale kapılarından başlamak üzere merkeze (şehir merkezine) doğru, bugünkü hükümet meydanında toplanan yollar, günümüz Sivas şehrinin yollarının temelini oluşturmaktadır. Ayrıca vakfiyelerde birbirlerinden kopuk ve bağ kurulamayan yollardan bahsedilir ki, bazıları A.Gabriel'in planıyla uyum göstermektedir.

Şehri tamamen çeviren dış surların içinde iki hisardan bahsedilir (Simeon, E.Çelebi vb.). Bunlardan birisi normal yüzeyden 40 metre kadar yükseklikte Toprak Tepe adı verilen hisardır ki, Çelebi Mehmed döneminde tamir edildiği kitabesinden anlaşılmaktadır. Kitabesinin 821 (1418) tarihli olduğu ve Kale-i Cedid diye adlandırılan mahalleye de ismini verdiği görülmektedir. İki kapısı, bir camisi, zahire anbarı, sarnıcı, mühimmat deposu ve 40 kadar şahi denilen eski topu vardır. Ayrıca 1814 tarihinde Alaüddin Paşa'nın yaptırdığı Saat Kulesi de bu kale burçlarındadır.

Evliya Çelebi'nin Paşa Hisarı diye tabir ettiği, Kale-i Atik denilen ikinci hisar ise, yine Çelebi'ye göre diğer hisara bir ok menzili mesafede (doğusunda) bulunmaktadır ve Osmanlı paşaları burada oturmak mecburi-yetindedirler. Çevresinin uzunluğu 1500 adım olan hisarın, 20 kulesi, 600 duvar dişi (mazgal) ve iki kapısı vardır.

Kapılarından biri kuzeye, diğeri güneye açılan kale, bir bakıma dikdörtgen biçimindedir. Kaynaklarda Ahmedek42 ismiyle de anılan Kale-i Atik (Eski Kale-Aşağı Kale), bugünkü Kale Cami (Mahmud Paşa Cami), medreseler ve hükümet konağını da içine alan bölgeye hakimdir. Ayrıca bulunduğu bölgeye ismini vermek suretiyle Kale-i Atik mahallesi ismiyle anılmaktadır. Evliya Çelebi'ye göre, dış surların etrafında olduğu gibi, Kale-i Atik çevresinde de hendek bulunmaktadır. Sivas şehri için büyük bir felaket telakki edilen Timur istilası, sur ve hisarlar için de aynı felaket ve yıkımı getirmiştir. Fakat Timur felaketi surların tamamen değil de, kısmen yıkımı olmuş, zira gerek seyyahlar ve gerekse diğer kaynaklar daha sonraki yıllarda sur ve hisarların mevcudiyetinden bahsetmektedirler. Günümüzde yapılan bazı kazılarda dış surlarla alakalı kalıntılara rastlanılmaktadır. Bizzat şahit olduğumuz Kaleardı mahallesinde açılan bir zeminde, blok kale taşları görülmüştür.

Yönetimle alakalı fonksiyonların gerçekleştirildiği bina olan Sivas Valileri'nin oturduğu saray, şehrin fiziki yapısında mühim bir yer tutmaktadır. Çelebi'nin Paşa Sarayı olarak tabir ettiği sarayın, Kale-i Atik yahut Aşağı Kale denilen mahallede bulunduğu kaynaklardan anlaşılmaktadır. Sarayın maddi kalıntılarıyla alakalı ilk bilgi 1813 tarihlidir ve bu bilgiden sarayın oturulamayacak derecede harab bulunduğu anlaşılmaktadır.45 Valinin oturması amacıyla yeni bir saray inşaası için 75000 kuruş keşif bedeli tespit edilmiş ve 1813 tarihinde emr-i hümayun ile Sivas'a bildirilmiştir. Fakat sarayın inşaatının 1816 tarihinde bitirildiği anlaşılmaktadır. Bu tarihte 110000 kuruşa malolan inşaat masrafının Sivas eyaleti'ne tevzi ve tahsil için ferman gönderilmiştir.

Beylik Sarayı'nın yeri hususunda 1810 tarihli bir vakfiyede geçen " saray kapısında kale kapısı" ifadesinden sarayın bugünkü hükümet meydanı civarında olduğu anlaşılmaktadır.17 Yine bu mevkide bulunan Osman Paşa Cami için, saray cami denilmektedir. Ayrıca Beylik Sarayı'nın zemini Baltacı Mehmed Bey ve Zarahzade evkafından olduğundan, icarının vakfa verildiği kaynaklarda belirtilmektedir.

Beylik Sarayı ile ilgili diğer bir belge ise, 1824 tarihinde saray ve konakların mefruşat masrafı olarak 10000 kuruşun halktan toplanması için verilen emirdir. İlgili belgede vali sarayı bahçesi, odaları, saray ve konaklarda bulunan görevliler ve odalarının mefruşatı hakkında bilgi verilmektedir. Vali ve ailesinin kullandığı bir harem odası, bir yatak odası,vasfı belirtilmeyen dört ayrı oda, camekan tabir edilen bölme ve görevlilerin ikamet ettiği kırka yakın oda, saray bünyesinde yer almaktadır. Daha sonraki yıllarda da beylik sarayının tamiri için halktan para toplanmıştır. Ayrıca Sivas'ın en güçlü ailesinin sahip olduğu ve vakfiyesinde saray tabir edilen, gerçekte ise ne olduğunu kesin olarak tespit edemediğimiz bir yapı daha mevcuttur. Bu saray Küçükbengiler mahallesinde bulunuyordu ve Zarahzade Feyzullah Paşa'nın Zevcesi Aişe Hatun tarafından vakfedilmiş.

Şehrin fiziki yapısında, devletin yaptırdığı kale ve saray gibi yapıların dışında, yargı işlerinin görüldüğü ve kadının oturduğu mahkeme binası da yer almaktadır. Sivas mahkeme binası, Osmanlı döneminde kendi ismini verdiği çarşıda (Mahkeme Çarşısı) bulunuyordu. Şer'iye Sicillerinde mahkeme binasının tamiriyle ve masraflarının karşılanmasıyla ilgili kayıtlara rastlanılmaktadır. Mahkeme binasının Sivas Çarşılarının içerisinde bulunması, kadının görevleriyle alakası açısından tesadüfi olmasa gerektir.

Ayan ve eşrafın sahip olduğu 13 konak, şehrin muhtelif mahallelerinde bulunmaktadır. Konakların, devlet görevlileri ve Sivas dışından gelen önemli misafirler için sahiplerinden kiralandığı görülmektedir.

Kale, sur, mahkeme binası ve saraylar, şehrin fiziki yapısını değiştirdikleri gibi, icra ettikleri fonksiyonları açısından da bulundukları mahallerde kalıcı izler bırakmışlardı. Bazısı bir çarşıya, bazısı bir mahalleye ad olmuş ve yüzlerce yıl yaşamıştır.

Vakıf eserlerine göre görkemli birer sanat eseri olmasalar bile, Sivas şehrinin fiziki yapısını tamamlayan temel öğelerden biri de evlerdir. Şehirde vakf edilmiş evler vardır ama, evlerin çoğunluğunu mülk evler oluşturmaktadır. Büyük bir kısmı (Büyük evler veya konaklar dışında) mimari muhtevadan yoksun olmakla beraber, icra ettikleri fonksiyon, taşıdıkları kültürel muhteva ve toplumun gereksinimlerini karşılaması açısından, önemleri büyük olmuştur. Meskenlerin (evlerin) şekillenmesinde gereksinimlerin etkisinin çokluğu kadar, iklim, arazi ve malzemenin de (daha çok Osmanlı kültüründe yaygın ahşap malzeme kerpiç ve tuğla dolgu) büyük tesirinin olduğu anlaşılmaktadır.
Özellikle kiracı damları, bekar evleri adı altındaki meskenler ise, vakıflar aracılığıyla gerçekleştirilip, şehir toplumunda önemli bir ihtiyaca cevap vermektedir.

III. SİVAS ŞEHRİNDE KURULAN VAKIFLAR VE MAHALLELERİN OLUŞUMU

Şehir dediğimiz sosyal topluluk yerleşmiş ve gelişmiş bütün toplumların çekirdeğini meydana getirmektedir. Dolayısıyla siyasi, ekonomik, kültürel ve dini açıdan en yoğun faaliyetler tarihten günümüze bu merkezlerde top-lanmıştır. Belirtilen faaliyetlerin icı ası için, şehir toplumunun meydana getirdiği maddi yapılar, başka bir deyişle, şehrin fiziki yapısını oluşturan birtakım sosyo-kültürel ve ekonomik unsurlar gereklidir. Bunlar; başta yönetim ve savunma binaları olmak üzere dini ve kültürel yapılar, çarşı-pazar gibi ekonomik yapı ve bölgeler, toplumun barınma ihtiyacını karşılayan evler ve yeşil alan ile yollardır. Tabii bütün bunları içlerinde barındıran mahalleler de Osmanlı şehrinin önemli birimlerindendir.

Osmanlı şehrinde mahalle, sadece fiziki bir mekan olmaktan öte, birbirini tanıyan, bir ölçüde birbirinin davranışlarından sorumlu, sosyo-kültürel, ekonomik, dini ve hatta siyasi dayanışma içinde olan kişilerden oluşmuş bir topluluğun yaşadığı bölgedir. Bir başka tanımla, aynı mescidde ibadet eden cemaatin aileleriyle birlikte yerleştikleri şehir kesimidir.

Mahalle tanımının ardından, mahalle adlarının nasıl ve nelerden meydana geldiği sorusu, özelde mahalle-vakıf, genelde ise, şehir-vakıf ilişkisini daha açık bir şekilde ortaya koyacaktır. Mahalle adlarının konulmasında resmi bir makamın tesirinin olup olmadığı sorusu henüz cevap bulamamıştır. Genellikle, bu adların halkın yaşadığı yeri anlatmak ihtiyacından doğduğu anlaşılmaktadır.

Bununla beraber Osmanlı şehirlerinde mahallelerin ad almasına neden olan sebepleri şöylece sıralamak mümkündür:

1. Mahallede oturanların, daha çok geldikleri yerlerin isimleriyle anılmaları.
2. Deniş ve şeyh isimleri.
3. Şair ve alim isimleri.
4. Esnaf isimleri.
5. Çarşı ve pazar isimleri (Saman Pazarı, At Pazarı gibi).
6. Cami, türbe, mescid, medrese ve imaret isimleri.
7. Bulunduğu coğrafi mekandan kaynaklanan isimler.
8. Şehre hizmet etmiş devlet adamlarının isimleri.

Mahalle isimlerinin konulmasında etkili olan bu özelliklerin benzerlerini tüm Osmanlı şehirlerinde görmek mümkündür. Fakat, temelde kültürel ya da ekonomik unsurların, şehirlerin fiziki yapılarının şekillenmesinde ana etken olduklarını söyleyebiliriz. Bu bakımdan, konuya, vakıf eserlerinin fonksiyonlarına göre şehirdeki dağılımı noktasından bakıldığında cami, mescid, zaviye, medrese vb. eserlerin ve bu eserlerin bulunduğu mahallelerin, şehrin kültürel coğrafyasını, bedesten, çarşı, han, hamam ve pazar gibi mekan ya da yapıların ise, şehrin ekonomik coğrafyasını oluşturduğu görülür.

Sivas mahalleleri hakkında başlangıcından günümüze kadar temel kay-naklarımız olan Vakfiyeler, Tapu Tahrir Defterleri, Şer'iye Sicilleri, Hurufat Defterleri ve Seyahatnameler'e göre tespit ettiğimiz genel çerçeve şöylece çizilebilir. Osmanlı öncesine ait (Selçuklu, İlhanlı ve Eretna dönemi) bilinen 13 mahalle, 1454-1455 Fatih döneminde 16 mahalle (10 nıüslim, 6 g.müslim), 1519-1520 Yavuz döneminde 20 mahalle (14 müslim, 6 g.müslim), 1528 Karaman Tahrir Defteri'nde 20 mahalle (14 müslim, 6 g.müslim), Kanuni dönemi 1553-1554 tarihlerinde 32 mahalle(26 müslim, 6 g.müslim), yine 1574 tarihinde 41 mahalle (35 müslim, 6 g.müslim) Evliya Çelebi Seyehatnamesi'nde (1649) 40 mahalle (13'ünün ismi var, bazıları bizim tespitlerimize göre mahalle değil, halk arasında meşhur mevki isimleridir), 1700-1780 tarihleri arasında Hurufat Defterleri'nde, eskilere ek olarak bazı yeni mahalle isimleri geçmektedir. Ayrıca 1787 tarihli Şer'iye Sicili'nde 55 mahalle, 1827, 1831 ve 1839 sicil kayıtlarında 59 mahalle ismi geçmektedir. İleride daha ayrıntılı açıklama yapılacağı üzere, Osmanlı döneminde Sivas'ın yeni bir iskana ve İslamlaştırmaya konu olduğunu, mahalle ve nüfus değişimlerinden takip etmek mümkün olmaktadır.

Sivas mahalleleri hususunda vermiş olduğumuz bu genel bilgilerin ardından, şehrin fiziki yapısını incelemek için, şehri dolayısıyle mahalleleri meydana getiren kültürel ve ekonomik yapıyı incelemeye geçebiliriz.

Kaynakça
Kitap: SİVAS ŞEHİR HAYATINDA VAKIFLARIN ROLÜ
Yazar: ÖMER DEMIREL
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Sivas Şehri

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir