Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Ermeniler Profesyonel Dilencilerdir

Amerikan Yardım Yüksek Komiseri: "Ermeniler Profesyonel Dilencilerdir"

Burada Ermeni Tehciri ve Terörist Ülke Ermenistan hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Ermeniler Profesyonel Dilencilerdir

Mesajgönderen TurkmenCopur » 27 Ara 2010, 00:34

Amerikan Yardım Yüksek Komiseri: "Ermeniler Profesyonel Dilencilerdir"

Ruslar geldiler. Bir çok Ermeni göçmeni, Müslümanlar ve hatta Kars arazisinde olan bazı Yunanlılar "Bolşeviklere şımarık Ermeni idarecilerinin yerine Rusya'nın oturmuş yönetiminin kurucuları gibi bakıyorlardı."

Müttefikler, Ermeni liderlerile bir iş yapılamayacağını anlamışlar terörist hükümetin azınlık olan halkları ve kendi halkını idare edemeyeceği kanaatine gelmişlerdi. Bolşevikler küçük Ermenistan ülkesindeki isyanlara bakarak bu isyanların ciddi sonuçlar doğuracağını görüyorlardı.

Mayıs isyanı Ermenistan Cumhuriyetinde derin sarsıntı ve güvenlik bozulmalarına sebep oldu. Üstünden iki yıl geçtikten sonra da ordu milli bağımsızlığın tam koruyucusuna döndürülememişti. Subay kadrosu kendilerinin beceriksiz ve işbilmez olduğunu ispat etmişti. Silahlı adamların bir gün Bolşevik sloganlarını haykırması, ertesi gün ise kendi milli marşlarını okuması olağan bir haldi ve bu durum onların provokasyonlara açık olduğunu gösteriyordu. Bu rahatsızlıklar hem içeride hem de dışarıda hükümetin nüfuzunu azaltıyordu, (s. 247)

Bu ordu, silahsız Müslüman köylerine karşı adı kahramana çıkmış ordu idi. Şimdi ise gerçek ordu onlarla yüzyüze gelmişti. Müttefik ordularının Ermeni askeri gücünü "işe yaramaz" olarak değerlendirmesi ilk denemede doğru çıkmıştı.

Ermenistan'a yardım etmek üzere kurulan komisyonun başkanı Albay Haskell kendi bölümüne Erivan'ı terk etme emrini verdi. Kendisi Tiflis yoluyla Batum'a giderek ülkeden ayrıldı. Mayıs ayının üçünde Kurmay Albay Charles Livingston Başbakan Ohancanyan'a, Ortadoğu Yardım bölümünde çalışan kadınlar da dahil olmakla bütün askeri heyeti Ermenistan'dan çıkarma emrini aldığı bilgisini verdi. Bundan sonra gelecek yardımları doktor Clarence Usşer, kontrol edecek ve gerekli yerlere ulaştıracaktı. Haskell Ermenilere Amerika'dan yardım için gemiyle gönderilecek olan tahıl ve yükleri Batum'dan geri çevirdi ve Avrupa'ya yönlendirdi.

...Normal olarak görevinden 1 Ağustos 1920'de istifa eden Haskell bir ay sonra Londra'da Dışişleri Bakanlığına çağrıldı. Burada Ermenilerin nankör "profesyonel dilenciler" olduğunu söyledi. İngiltere hükümetinin Ermenilerin yöneticilik becerilerine inancı azdı. Mayıs isyanı bu inancı güçlendirdi ve Ermenistan ordusuna silah ve teçhizat verilmemesi için İngiltere'nin savunma bakanlığının elinde bir bahane oldu. Rusya'nın bütün Kafkas'a geri dönmesi artık kaçınılmaz gibi görünürdü." (s. 248-249)

İngiltere Dışişleri Bakanlığı subaylarından Dwight Osborne Albay Haskell ile yaptığı görüşme hakkında şunları yazmıştır:

Haskell Ermenistan'la, Ermenilerin bugünü ve geleceğiyle çok ilgileniyordu. Bu konu hakkında bana, hiçbir yerde duymadığım bilgiler verdi. Ülke çöl gibidir, halk ise profosyonel dilencilerden oluşmuştur. Erivan cumhuriyetinden ayrı yaşayan varlıklı Ermeniler açlık çeken kendi vatandaşlarına bir kuruş vermezler. Erivan'daki varlıklılar ise sokaklarda ölen göçmen çocukların yanından geçer ve bu insanların ölmemesi için hastanede çalışmaktan bile kaçınırlardı. Hastanenin maaşlı çalışanları ise hastanelerden para eden her şeyi çalıp sokakta satıyorlar. Onlar, hırsız ve yalancıdırlar, kendilerine dahi yardım etmeyi beceremeyen, başkasına yardım etmek istemeyen ve tam anlamıyla minnet hissi olmayan adamlardır. Onlarda vatanseverlik duygusu yoktur. Ülkede ne yasa düzeni, ve de siyasi bir düzen yoktur. Biriktirmek için ne para var ne de doğal kaynaklar var. Kendilerini kurtarmış dışarıda yaşayan Ermeniler ise... ne kendi milli devleti için para harcayacak ne de vatanlarına döneceklerdir... "

Başbakan yardımcısı Lord Harding bu yazılanlara "Ermenilerin karakterini bildiğim için ben bu sözlere kesinlikle şaşırmadım ve bu sözleri hayret verici bulmadım." diyor. (s. 248-249)

Ermeniler Albay Haskell'e saldırıya geçerek onu "yalancı" olarak suçladılar. Ermeni liderleri Haskell'in söylediklerini kulak arkası ettiler ve bu terörist Ermenistan hükümetinin aleyhine konuşan ABD ordusunun albayını veya bir başka insanı ortadan kaldırabilmek için karakterlerine uygun işler yaptılar.

Albay Haskell kendi vatanını terk etmiş Ermeninin hiçbir zaman geri dönmeyeceğini söylemiştir. Bu söz bugün de geçerlidir. Son on yıl zarfında (1991-2001) bir milyondan çok Ermeni kendi vatanını terk ederek gitmiştir. Ülke nüfusu 3.7 milyondan 2.7 milyona inmiştir (%27). (72 milyon Amerikalının ABD'yi terk ettiğini bir düşünün. Bu tüm California, Teksas, Florida ve New York demektir.)
1920 yılında partinin diktatörlüğü Mayıs isyanını zorla bastırdı. Daha sonra Erivan ve Kars bölgelerindeki Müslüman köylerini cumhuriyete dahil etmek kampanyası başlatıldı. Çeteci hükümetin durumu oldukça zordu. Açıkça veya üstü örtülü şekilde yasalara bağlı olmayan ordu hükümeti silkeliyor, istediğini yaptırıyordu. Müttefik devletler bu durum karşısında hiçbir şeye karışmıyorlardı. Albay Haskell'in gitmesi ve Amerikan yardımının durdurulması, sınır boylarına kızıl ordunun gelmesi enflasyonun büyük boyutlara ulaşması, erzak yetişmezliği ve toprağın adaletsizce dağılımı üst üste geliyordu. Bu yüzden hükümet can çekişir bir haldeydi, (s. 254)

Hovanisyan'ın kullandığı kelimeler ilginçtir. Diktatör yerine devlet kelimesini kullanıyor. Baskı, zulüm, Müslümanların temizlenmesini "Mayıs ayaklanmasının bastırılması" olarak tanımlıyor. Ancak ülkeyi yöneten partinin diktatörlükle yönetildiğini kabul ediyor. Peki, bu parti diktatörlüğü bunca yıl bu ülkeyi başında beri yönettiyse, bu ülkeden bir "Cumhuriyet" olarak bahsedemeyiz, değill mi?

Kendisini hükümet olarak adlandıran bu terör çetesinin karşılaştığı sorunlar hakkında Hovanisyan bu konuda şunları yazıyor:

"Boş ambarlar, yasa tanımamazlıklar, ekonomik bunalım ve dürüst olmayan yöneticiliğin mengenesi..." (s. 254) Övülmesi için hiçbir şeyi olmayan bir ülke öyle değil mi?

Hovanisyan devam ediyor:

"Beş yüz yıldan fazla bir zamanda ülke halkının ruhunda uyuyan ülkecilik ideali bugünlerde Ermeni halkının içerisinde yeniden uyandı." (s. 255)

Tahminen üç bin yıl zarfında bağımsız bir Ermeni devleti olmamıştır. Daha sonra kurulan Ermeni devleti ise (1918-1920) hiçbir devlete benze -memiştir; o devlet kapalı, açlığın yıktığı ve terörist diktatörlerin idare ettiği küçücük bir yerdi.

Hovanisyan'ın verdiği bilgiye göre diktatör Ermeni liderlerinden biri şunları söylemekteydi:

Biz komşularımızla her zaman barış içinde yaşamak uğrunda mücadele verdik. Onların haklarına ve bağımsızlıklarına saygı gösterdik. Çünkü iyi biliyoruz ki bu tutum bizim kendi isteklerimize hizmet etmektedir. Her şeyden evvel yapısal ve yaratıcı emeğe ulaşabilmek için bizim harabeye çevrilmiş vatanımızın rahat ve huzura ihtiyacı vardır. Fakat bizim bağımsızlığımızı tehlike altında bırakmak isteyen herhangi bir güce karşı sabırsız olacak ve onu dehşetli düşmanımız kabul edeceğiz, (s. 257)
Bu terörist diktatörün alnında hiç leke yokmuş gibi böyle bir beyanet vermesine bir insan bile olsa acaba inanır mı?

Yetersiz topraklarındaki yiyecek sıkıntısıyla diktatörler bakın nasıl başa çıkıyordu:

Un stoklamak yasaklanmıştı. İşbirliği ile çok ciddi yol katedilmişti. Fakir köylünün toprağa olan açlığı ana sorundu. Daha önceki toprak komisyonları etkisiz olduğu için, hükümet aktif ve agresif bir politika izledi, (s. 260)

Onların başarısızlıklarını Hovanisyan aşağıda göstereceğimiz şekilde temize çıkarmaya çalışır:

Ermeni halkı, kendi yakın düşmanları tarafından tekrar tekrar saldırıya uğramıştır. Lakin bu saldırılar onu ruhtan düşürememiştir. Ermenistan Cumhuriyeti dış düşmanlara karşı uzun yıllar mücadele etmeye kadir olsa da, bu, içerideki sadık olmayan unsunlara hoşgörü göstereceği anlamına gelmiyordu. Onlar (azınlıklar) acımadan ezilecektir.

Hovanisyan, tahıl ve erzak sıkıntısı sırasında tahılların saklanmasına son vermek için Vahan Kromyan'ın ekmek dağıtma işinin yöneticisini tayin edilmesini şöyle açıklıyor:

Ekmek payının azalması ve hükümetin elinde olan tahılı tohum olarak çiftçilere vermek istemesi mayıs isyanının en önemli sebeplerinden biriydi. Şimdi Amerika'dan un getiren gemilerin hareketine karar çıkana kadar ekmek yokluğunu halletmek için bir takım tedbirler almak zorundaydı. Buna göre her aile reisine ayrılan tahılın hacmi azaltıldı. 24 mayıs tarihli yasaya göre herkes geçen yılın üretiminden iki ay içerisinde, yani Ağustosun birine kadar üç put (16.3 kg) tahıl saklayabilirdi. Tahıl ve unun geride kalanı ekmek pay etme yöneticisi ile anlaşılarak Refah Bakanlığının komitelerine bildirilmeliydi, (s. 266)

Sonra Hovanisyan bu durumu izah etmeye çalışır:

Kromyan esas dikkatini geniş tahıl ambarları olan köylere yöneltecektir. Bu köyler ise Ermenistan hükümetinin hukuki üyesi olmaktan imtina etmiş, ya da mayıs isyanında isyancılara yardım ederek onların tarafım tutan zengin ve varlıklı Türk ve Rus köyleri
idi. (s. 266)

Bu ifade haydut önderin "Ermeni liderler artık içindeki sadık olmayan unsurları tolere etmeyecekler, bu hareketler merhamet gösterilmeden yok edilecekler." diyerek ne demek istediğini ortaya koyar. Başka bir deyişle, eğer Müslümanlar -özellikle Türkler- ve Ruslar Ermenistan'da kalacaklarsa köle haline gelecekler, kendi topraklarında çalışacak yaşayacak kadar tüketecek, kalanını Ermenilere vereceklerdir.

Hovanisyan kabul ediyor ki:

Köylünün dramı kendi başlarına yasa olan belli Khmbopets'ten kaynaklanıyordu. Ördeğin Zenstro heyeti ve Etchmivdizin Taşnak komitesi, Bosh-Gorni'deki Mortirus (Abruhimrun) çetesinin askeri komutanı yendiğini, personeli de kendilerine sağdık olarak yargıladıklarından şikayetçiydiler. Görevli askere yapılan bu saldırı Ermenistan hükümetinin onurunu lekeledi ve saygınlığını azalttı.

Hükümetin zaten ne saygınlığı vardı ki?
Hovanisyan ayrıca "Kars'taki geniş orman alanlarının, kereste depolarının, ambarlarnı... " yağmalandığından bahsediyordu. Eğer ülkenin memurları ellerinde ne varsa alıyorsa polisler ne yapacaklardı ki?

Toprak taksimi Büro Hükümetinden beri süregelen bir sorundu. Toprak ağalan topraklarına köylüler tarafından el konduğunu iddia ediyor; toprakların asıl sahiplerinde kalması için kesin ölçüm istiyorlardı. Zengin köylüler ve "Zerstro hovards" orta köylülerin dahi un yada buğday karşılığı topraklarını hukuk ve komisyoncular kaybetmenin eşiğine geldiğinden şikayetçiydiler. Önceki yönteme kurulan toprak komiteleri sadece birkaç bölgeyi ki onları da toprak ağaları ve zengin hukukların yararına olacak şekilde dağıttılar.
Ermeni teröristlerin toprakları nasıl ele geçirip kendi insanlarına dağıttığını siz tahmin edin. Bir de Ermeni liderlerinin Müslümanları yok etmek için geçerli sebeplerini... Aslında yapılanlarla Hristiyanlığın hiçbir ilgisi yok.
4 Haziran'da Bakanlar Kurulu yeni toprak kanunu çıkararak özel manastır ve büyük çiftlikleri millileştirmek ve toprağı halka dönüştürmek maksadı ile köy işleri bakanlığına ve devlet mülkiyetleri kurumuna üç kişiden ibaret köy komiteleri kurma imtiyazı verdi. Komiteler yeni gelenlerin ev yapmasını önceden görmeliydi, (s. 274)

Sonunda bir kısım toprak paylaştırıldı ve Hovanisyan bu toprağın kime ait olduğunu açıklıyor. Hovanisyan ayrıca Ermeni teröristlerin neden Müslümanlardan nefret ettiğini ve küçük ülkelerinde neden onları istemediğini açıklar:

Basında çıktığı gibi gelirin büyük bir kısmı nüfusu göç eden eski Tatar-Türk köylerinden geldi." Ermeni haydutların kendi ırkları için nasıl terör uyguladığına bir örnek daha verelim. Erivan Halk Meclisi 16 bin dekarlık 12 terk edilmiş kasabayı kamulaştırdı. Arazi ülke topraklarına eklendi, 5 bin dekarlık tarıma uygun arazi Ermeni göçmenlere paylaştırıldı, (s. 274)
Bu, Müslümanlar göç ettirildikten sonra yapılan sıradan bir olaydı. Bu sayede Ermeni teröristler etnik olarak saf ülkeleri yaratmanın peşindeydiler.
Zaman geçtikçe Ermeni ekonomisi bu basit adamlar sayesinde çok kötü bir duruma düştü.

Ermeni liderlerinin biriktirdikleri kendi paraları için halka verilecek bir cevapları vardı:

"Daha çok para basmak, lakin o parayı her seferinden daha güzel ve rengarenk basmak."

Hovanisyan bu durumu şöyle açıklıyor:

Demir para ve güvenli istikrazı olmayan Ermenistan'da güvenli bir para sistemi yoktu ve bu yüzden Ermenistan'ın ekonomik sorunları gittikçe derinleşiyordu. Hatta en iyi zamanlarda bile Erivan hükümetinin kontrolünde olan topraklarda iyi ürün vermemişti... Büro hükümeti az zaman zarfında kurulmuş olan para politikasını düzeltmek için tedbirler almalıydı. Bütün bunlar azmış gibi Ermenistan cumhuriyetinin yeni rengarenk paraları ingiltere'de hazırlanarak gemilerle yola çıkarılıyordu. Erivan'da para basan makineler ayda toplam 600 veya 800 milyon rubleye kadar pul basabiliyorlardı. Halbuki 1920 yılının ağustosuna kadar basılmış paranın toplamı 2 milyar ruble olmuştu. Çok yükseklere çıkan enflasyonun acımasız çarkları ve güvencesiz kağıt paranın çokluğu büyük bir maliye kaosu yaratmıştı. Hiçbir karşılığı olmadan ithal edilen mallar münasip olmayan şartlar altında özel esaslarla alınıyordu. İlkbaharla yaz sonu arasındaki zamanda malların değeri iki kat artmıştı. Paranın değeri ise on kat aşağıya düşmüştü, (s. 282)

Ermeni liderleri, kendilerinin basamadıkları için İngiltere'de hazırlanmış "rengarenk paralan" harcıyorlardı. Sanki bu şekilde para harcamak enflasyonu durduracaktı. Ruslar ülkeye girdiği zaman bu yol basit adamların tek kurtuluş yoluydu. Hiç olmazsa komünistlerin yönetiminde onların karınları doyabilirdi.
1 Haziran'da Ekonomi Bakanlığı, Hükümete 20 milyon dolarlık gelir elde etmek amacıyla "Bağımsızlık için Bağış" kampanyası başlatmayı önerdi. Amaç vergiyi kaldırıp %6 faizle 10 yıllık krediler sağlayıp paranın değerini korumaktı.
Ermeni liderleri yeni bir savaş için harekete geçtiklerinde Ermeni halkı açlığa mahkum ediliyordu.

1920 yılının yaz kampanyasını Hovanisyan şöyle açıklıyor:

"Ermenistan mayıs isyanından sonra kendine geldiğinde ve yaptıkları hataların farkına vardıktan sonra organik gelişmeye ulaştı. Bundan sonra büro hükümetinin savaş isteği ruhu yeniden canlandı." (s. 290) Terörist diktatörler yeniden sahneye çıktı. "Mayıs isyanı büro hükümete Zengibasar şehrine yürümek için istediği hukuki hakkı verdi." (s. 292) Ermeni liderlerin yaptıkları en iyimser ifadeyle "zayıf bir bahane" olarak tanımlanabilir. Başka birisinin arazisine sebepsiz yere el koymak.
Albay Şalmazyan 18 Haziran'da öğle üzeri adamlarını Zengibasar'ın kuzey sınırlarına yürüttü. Ermenistan hükümetinin hukuki varlığını tanımalarını, bütün yabancı ajanların ve rahatsızlık doğuranların kendilerine verilmesini ve halkın silahlarının toplanmasını Müslüman cemaatin liderlerinden istedi. Açık olarak görülüyordu ki Ermeniler Zengibasar'ın kendilerine bağlayacağını ne bekliyor, ne de arzu ediyorlardı. 19 Haziran'da her iki taraftan açılan ateşler gecenin sessizliğini bozdu." (s. 293) Ermeni teröristleri yine iş başındaydı. İsa'nın adıyla günahsız Müslümanların öldürülmesi soygun ve talan başlamak üzereydi.
Ermeni teröristlerinin Osmanlı İmparatorluğu'nun topraklarını sahiplenme iştahı başladıktan tahminen 1900 yıl evvel Apostol Paul Efeslilere o meşhur mektubunu yazmıştı. Efes Osmanlı İmparatorluğu'-nun bir parçasıydı ve bugün Efes çağdaş Türkiye'dedir. Bu tarihi Hıristiyan kalıntıları bugün Türk Devletinin koruması altındadır. Açık olarak bellidir ki Ermeni terörist diktatörleri Apostolpaul'un yazdıklarını hiç okumamışlardır.

Paul şunları yazıyordu:

Sizler kutsal çocuklar gibi Allah'ın takipçileri olun.
Ve sevgi ile aşkla yola gidin, çünkü Mesih bizi seviyordu ve kendini bizim için kurban verdi. Güzel kokulu çiçeğe göre Allah'a kurban gitti.

Lakin sizin aranızda nikahsız izdivacın ve her türlü çirkinliğin veya hasedin kıskançlığın adları hiç olmasın. Bunlar kutsallara yaraşmaz.
Ne bozgunculuk ne ahlaksızca konuşmak ne de haydutça kaba hareketler sizlere yaramaz, onlar sevap kazandırmaz. Bundan dolayı bilin ki hatta ona yönelinmiş olsa bile hiçbir kanunsuz izdivaca, çirkin kişiye veya tamahkar adama İsa Mesih ve Allah'ın dergahında yer yoktur.

Hiç kimse sizi anlamsız sözlerle aldatmasın. Çünkü Allah'ın gazabına layık olan böyle işler, günahkarlann evlatlarının önüne çıkar.
Bu yüzden de sizler bu insanların ortağı olmayın. (Efesliler 5:17)
Ani ve haincesine saldırıları sonucunda Ermeni liderleri çok erken başarılı oldular.

O zaman bu gangster unsurlar şöyle düşünüyordu:

Zengibasar'da ve Olti'de Ermeni başarısı askerlere güç verdi ve onlar inat etmeye başladılar ki Ermeniler kendi iç düşmanlarından yalnız silah gücüyle yakalarını kurtarsınlar, ulaşım hatlarını korusunlar ve kendilerinin dış dünyadan soyutlanmasına son koyabilsinler. (s. 306)

Ermeni teröristler yalnız başlarına bırakılmalarına razı olamazdılar. İsa Mesih'in öğrettikleri onların umurunda bile değildi. Bu küçük katiller sürüsünü ilgilendiren yegane şey başka birisinin daha çok toprağını işgal etmekti.
Sonra ortaya Rusya çıktı. Sovyet Azerbaycan'a Aras nehrinin güneyindeki vadilere önceki Müsavat yönetimindeki Azerbaycan'dan hiç de az ilgi göstermiyordu.

5 Haziran'da dışişleri ile görevli halk komiseri Tiflis'ten Ermenistan'a bir nota gönderdi:

Aldığımız bilgilere göre Ermeni silahlı kuvvetleri Zengibasar'ı harabeye çevirerek oranın Müslüman sakinlerini kovduktan sonra, Şerur-Nahcivan topraklarına saldırıya geçmiştir:

"Diğer Ermeni birlikleri Karabağ'ı sınırlarına tecavüz etmekle meşguldür. Eğer bu düşmanca hareketlerinize derhal son vermezseniz yaptıklarınız Sovyet Azerbaycan'ına karşı yöneltilmiş bir savaş gibi anlaşılacaktır. Azerbaycan karşı tedbirler almak sorumluluğunu özünde kendinde gizli tutmaktadır." (s. 309)

Sovyet Azerbaycan'ın soygun ve tecavüze derhal son verilme isteğine aldırmadan, Ermeni liderleri onların ültimatomunu kulak arkası yaparak Müslümanların üzerine saldırıyı devam ettirdiler. Ermeni teröristleri günahsız Müslümanlara olan saldırılarını durdurmadılar.

...Nahcivan'ın 33 mil uzağında yerleşen Başnoraşen'e Ermeni kuvvetlerinin saldırısı Müslüman milis işçilerini perişan ederek Şerur'un 60'tan çok köyünün Müslüman halkını göçmen durumuna düşürdü. Evlerini ve topraklarını bırakarak kaçan insanlar Şahtahtı şehrine doğru akmaya başladılar. Onlar zaman varken kendilerini İran'ın Makum hanlığına götürecek olan köprüden geçmek istiyordular. (s. 313)

Ermeni teröristleri yeni işgal ettikleri topraklara sahip çıkacaklar, aslında onlar etnik yönden temiz Ermenilerin yerleşmesi için yeni toprakları işgal edeceklerdi. Büro hükümetin yöneticileri için Müslüman topraklarını ele geçirilmesi ve soygunculuk yapılması için başka yeni yollar da bulunacaktı.

"...Kendi ülkelerinin boş ambarlarını, işgal ettikleri toprakların bol ürünleri ile doldurmaya yönelik Ermenilerin ümidi hiçbir zaman gerçekleşmedi." (s. 320) Hovanisyan açıkça "Sen aç kaldığında, korumasız komşuna aniden saldırarak başkasının ektiği ve büyüttüğü ürünü almaya haklısın."diyor. "Bu saldırı sonucunda Şerur köylüleri 300 bin put buğday, 150 bin put arpa, 50 bin pirinç ve 4 bin put çavdar ekmişlerdi." (s. 320)

Haydut Ermenistan'ın korumasız Müslüman köylerine saldırıları niçin hiçbir zaman Ermenistan'a hayır vermemiştir, bu ahlaki bir çürüklükten başka bir şey değildi. Soruna katılmış her Ermeni talan edilen köylerden ne bulursa çaldığı için sonuçta ganimetten hükümete hiçbir şey kalmıyordu.

Zengibasar'da olduğu gibi yasaların her yerde bozulması köy işleri bakanlığının çalışanları ile silahlı kuvvetlerin tartışmaları, sorumsuzluk ve rüşvet sonucunda mal kaçıran ve soygunculuk eden şahıslar bir kuruşta ödemeden veya hükümete bilgi vermeden ganimetin çoğunu kendilerine alıyorlardı, (s. 320)

Dikkatinizi çekerim bu ülke kendini demokratik Ermenistan olarak adlandıran Ermenistan Cumhuriyetidir. Aslında bu durum terörist hükümetin istediği bir şey değil miydi? Karmaşa ve kargaşa o hale gelmişti ki artık diktatörlerin kendileri tahkikat yapmak zorunda kalıyorlardı. "Ağustosta tahkikat komisyonu verdiği raporda bölgedeki kontrolsüzlüğün sonucunda hükümet 100 milyonlarca rubleden mahrum olmuştur." (s. 321)

Doktor Barton'a 28 Mart 1921 tarihinde Amiral Briston'un yazdığı mektup Ermeni diktatör teröristlerinin hırsızlığı ile ilgili daha birçok kanıtlar ortaya çıkarıyor:

Şöyle bir gerçek iyi bilinmektedir ki bizim onlara yardım operasyonları başladığında açlık çekenler için Ermeni hükümetine teslim ettiğimiz un ve diğer yiyecekler hükümetin yüksek rütbeli kişileri tarafından alınıyor ve sokaklarda onlar için satılıyordu. Sonra Ermenistan Bolşevik ülkesi oldu ve bütün borçlarını ödemekten imtina etti ve bu borçlardan biri o verdiğimiz un ve diğer yiyeceklerin karşılığında oluşmuştu. Ödemeye hiç niyetleri olmadığı için, biz, onların gelecekte ödeyeceklerini vadeden şeref riyakat sözlerine inanmıştık. Fakat o borç insanların kaderinin ümidine bırakılmış bir borçtu ve geri dönüp bizim başımızda patladı."

Hovanisyan kitabının üçüncü cildini "dış ülkelerde Ermeni faaliyeti" adlı çok uzun bir bölümle bitirir. Diktatör terörist hükümetin gördüğü yegane doğru iş vardıysa o da, becerikli maaşlı ajanlarını Hıristiyan dünyasının içine göndererek yardım toplamak ve lobisi sayesinde o hükümetleri Ermenistan'ın işinin korunmasına dahil etmek idi. Hovanisyan "Ermeni göçmenleri ABD tarafından Ermenistan'ın tanınmasının ilk habercileri oldular." (s. 437)

Kaynakça
Kitap: ERMENİSTAN: TERÖRİST "HIRİSTİYAN" DEVLETİN SIRLARI
Yazar: Samuel E. Weems
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Ermeni Tehciri ve Terörist Ülke Ermenistan

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir