Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Ermeniler Bir Arada Yaşamak İçin Tehlikeli İnsanlardır

Müttefikler Ermenilerin Gerçekte Kimin Yanında Olduğunu Sorguluyor

Burada Ermeni Tehciri ve Terörist Ülke Ermenistan hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Ermeniler Bir Arada Yaşamak İçin Tehlikeli İnsanlardır

Mesajgönderen TurkmenCopur » 27 Ara 2010, 00:29

Ermeniler Bir Arada Yaşamak İçin Tehlikeli İnsanlardır

Müttefikler Ermenilerin Gerçekte Kimin Yanında Olduğunu Sorguluyor

Hovanisyan şu şekilde şikayet ediyor:


Büyük Meclis, Ermenistan'ın Osmanlı İmparatorluğu'ndan ayrılması kararını verdikten bir yıl sonra bu karar yerine getirilememiş bir şekilde kalmıştı. Bu zaman zarfında ise bütün Müttefik orduları terhis edilmişlerdi. Savaş sırasındaki sıkıntılar, sosyal ve sanayi alanlarında gerilemeye sebep olmuştu. ABD kenara çekilmişti ve Türk mukavemet hareketi siyasi alana çıkmıştı.
Bu durumdaki Müttefikler, askeri müdahalede bulunmadan, çok küçük Ermeni ülkesinde, çoğunluğun kabul edeceği oranda Erivan cumhuriyeti ve Osmanlı İmparatorluğu'nun 'yalnız doğu sınırları boyundaki yerleşim yerleri ile ilişkiler kurarak Ermenilere olan borçlarını ödemek için, arayışlara başladılar. Denizden denize Ermenistan isteklerini kabul etmeyen Müttefiklerin liderleri Türkiye içinde kalmış Hıristiyanların can güvenliğini sağlamaya ve Kilikya'da özel bir yönetim kurmaya çalışacaklardı. Sorunun bu şekilde ortaya konulması, Müttefiklerin 1920 yılındaki Londra konferansına meylettiklerini gösteriyordu.

Hovanisyan'ın sorunu götürdüğü bu yönde birkaç çatışmazlık, anlaşmazlık vardır.
Üç bin yıldan fazla bir zaman içinde devleti olmayan, şimdi ise Ermeni realizmine göre değil, yalnız Ermeni iddialarına dayanarak Ermenilerin devlet kurmaya çalışması sonucunda, Müttefiklerin bağımsız Ermenistan kurma kararları garip görünüyordu. Özellikle, eğer tarih sahnesinde hiçbir dönemde Ermenistan olmamışsa, sadece halk bilimine dayanarak Müttefiklerin desteğini kazanmak kesinlikle yeterli bir sebep değildi.

Müttefiklerin, beceriksiz Ermeni liderlerine her kiminse toprağını vermesi isteği sanki bir kuraldı. Her şey bir tarafa, zaten Müttefikler Polonya, Çekoslovakya, Letonya, Litvanya, Estonya ve diğer yeni özgürlüğüne kavuşmuş küçük halkların devletlerini kurmuş ve tanımışlardı.

Müttefiklerin kendi ordularını terhis etmesinde, başka insanları öldürmeyi durdurmasında ve Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra kendi vatanlarında ortaya çıkan sosyal, ekonomik ve teknik sorunlar hakkında çalışmalara başlamasında kötü olan bir şey mi vardı?
Müttefiklerin kendi savaş potansiyellerini azaltmaya başladıklarında bağıran çağıran Ermenistan, aynı yıl içinde iki savaş başlattı ve ikisinde de yenildi. Önce Gürcistan ile, sonra Azerbaycanla. Ermeni liderleri, halkı yönetemediklerini bu olaylar sonucunda ispat ettiler. Başkalarının topraklarını onlara gümüş tepsi içinde sunmamak için Müttefiklerin her türlü sebebinin var olduğunu anlamadılar.

Hovanisyan, Ermeniler, silah gücü ile komşularının topraklarını zaptetmeye kalkıştıklarında, Müttefiklerin tüm savaş güçleri ile Ermenistan'ın terörist liderlerini korumasını, çok istiyordu.
Haksız toprak işgalleri için, Ermenilere yardım etmeme hususunda, Müttefik liderlerin her türlü rasyonal sebepleri vardı. Osmanlı İmparatorluğu içinde azınlıkta olduklarına bakmadan, Ermeniler isyan teşebbüsünde bulundular. Onlar, kendilerinin ayrımcılığa tabi tutulduklarından şikayet ediyorlardı. Şimdi ise, yine azınlıkta olsalar da aynı topraklar üzerinde yaşayan Müslüman çoğunluğa rağmen, yönetimin kendilerinde olmasını istiyorlardı. Bu ise "apartheid"dır. Azlığın, çoğunluğu yönetmesine böyle denir. Bu haksızlığın, akla yatkın olması için hiçbir yol yoktur. Sadece bu yüzden, git gide daha çok toprak ve insan isteyen Ermenilerin hiçbir dayanağı olmayan adaletsiz iddialarına aldırmadan, Ermenilere hayır cevabı vermesi, Müttefiklerin idrak sahibi olduklarının göstergesidir. Aksi halde bu yirminci yüzyılın ilk "apertheid"ı olurdu. Müttefikler, Ermenilerin asılsız iddialarını desteklemeyerek doğru muhakeme yürüttüler.

Hovanisyan, Fransa'nın Başbakanı Clemenceau'nun şu sözlerini kullanır:

İç içe yaşamak için Ermeniler korkulan bir halktır. Bir kural olarak onlar çok para istiyorlar, karşılığında ise hiçbir şey vermiyorlar. Onlar cumhuriyete ya da başka bir şeye sahip olabilirler, fakat bu maksatla, Fransa'dan bir şey beklememeleri gerekir. Ermenistan baştan beri sadece alıp götüren olmuştur, (s. 438)
Başbakanın sözleri aslında Müttefiklerin tuttuğu çizgi idi. Aklı başında bir insan onları bu çizgiyi tuttukları için suçlaya bilir mi?
İngiltere Dışişleri Bakanlığı Türkler ve Ermenileri ilgilendiren bir anlaşma metni hazırladı. Bunu hazırlayan Sir Edwin S. Montagu Hindistan bölümünün başkanı idi.

Yeni Ermeni ülkesinde Ermenistan vatandaşı olmayı tercih etmemiş olan Osmanlı alanlarındaki halkın, kendi taşınmazlarını terk etmemesinden doğan korku, belli bir zaman içinde ortadan kaldırılabilecektir. Bana, böyle bir ihtimal çok tehlikeli görünmektedir. Kendi yerini ve milliyetini değiştirmeyi istemeyen Türkler, Ermeniler tarafından binlerce yıldır yaşadıkları topraklarından koyulacaklardır... Belki, bazılarına, hiç şüphesiz ülke içinde kalma imkanı verilecektir. Fakat, bütün Türklerin kütle halinde kalabalık oldukları Türkiye'nin harabeliklerinde yaşamaya mahkum edilmeleri bana çok tartışmalı görünmektedir, (s.450-451)

Fransız temsilcileri heyetinin sekreteri Philippe Berthelot tartışmalara son noktayı koydu:

Ermenistan kurmanın en büyük zorluğu, Ermenilerin hiçbir yerde çoğunluk olmamalarından kaynaklanmaktadır. Onları Kilikya gibi Türk milletinin güçlü çekirdeğinin yaşadığı bir bölgeye yerleştirmeye çalışmak, büyük itirazlara ve olaylara sebep olacaktır. Çünkü, bu topraklar, Ermenistan'dan 400 kilometre uzaktadır. Bu kadar genişlikte olan bir arazide Ermenilerin yerleştirilmesi, onların belirli azınlık halinde eyaletlerde yerleştirilmesi ile sonuçlanacaktır. Eğer, Ermeni halkının yerleştirilmesi hakkında böyle bir dahiyane fikir hayata geçirilirse, onlar, kendilerine düşman olan çoğunluğun temsilcilerini seçmek zorunda kalacaklardır. Tarbzon'dan İskenderun'a (Karadeniz'den Akdeniz'e) kadar olan topraklarda Ermenistan Devleti kurmak hülyasına karşı, realistlik ve mantık her zaman ve aynı derecede muhalefet edecektir, (s. 454)

Bu Fransız gözlemine karşı, Hovanisyan'ın mantıksal ve kişisel görüşü şöyledir:

" ... bana öyle geliyor ki, Berthelot, kendisini, Müttefiklerin çekilip gitmeleri için bir neden söylemek zorunda hissetmiştir." (s. 454)

Elbette ki, o Fransız kendi kararını, gerçek seçimlerin yapılacağı inancı üzerine almıştı. Hovanisyan, Ermeni liderlerin becerdikleri oranda seçimleri geriye attıklarını biliyordu. Sonunda seçim yapmaya mecbur kaldıklarında, onlar kendilerini öyle büyük devlet yöneticisi gibi gösterdiler ki, yönetimin bütün kademeleri onların ellerine geçti. Eminim ki, terörist Ermeni liderleri Kilikya'yı ele geçirselerdi, orada da aynı şekilde hareket edecekler ve Müttefiklerin askerlerinden yardım bekleyeceklerdi. Eğer, orada da seçim yapmaya mecbur kalsalardı, yine aynı hilekarlıklarla seçim yapacaklardı. Çünkü, seçimlerde hile yapmak onların adeta mesleği olmuştu.

Başka cephede ise:

Ermeniler, Ruslarla dostluk konusunda ümit besliyorlardı. Rusya'nın Ermeni eyaletlerinin üzerindeki, siyasi, ekonomik ve topraklarındaki gücünü azaltmayacağı şartı ile birleşik Ermeni Devletinin Rusya ile işbirliği, esas maksat olarak sürdürülüyordu. Hatta, genel Rusya fraksiyonlarının başkanı, Rusya lehine olan görüşünü açıklamış olsa da, bağımsız Ermeni Devletini çok az insan destekledi, (s. 468)

Rusya, iç savaşın hemen her cephesinde maaşlı Ermeni ajanlarının büyük ve verimli işler yapmasına hiç aldırmadan, sağduyunun bir gereği olarak, kurulduğu günden bu yana, dört yüzyıldan fazla bir zaman içinde, devletinin bir parçası olmuş hiçbir milli kuruma, bir karış bile toprak vermemiştir. Kaldı ki, böyle bir terörist gruba, toprak vermesi düşünülemezdi.
Ermeni - Rus ilişkileri Güney Kafkasya halkları arasındaki ilişkileri kar-maşıklaştırıyor, İngiltere resmi kurumlarında şüpheler yaratıyordu, (s. 478)

Diğer Müttefikler de aynı şüphe içindeydiler. Buna rağmen, bu çeteci Ermeniler, Müttefiklerin kendilerine, "denizden denize" toprak vermeyeceklerini ve o araziyi kontrol altında tutmak için asker göndermeyeceklerini anlayamıyorlardı.
Müttefikler, Rusya'daki iç savaş sona ermeden, Güney Kafkasya cum-huriyetlerini tanımayacaklardı, (s. 482)

1920 yılında Rusya'da çarpışan taraflardan biri olan Beyazların seçkin birlikleri geri çekiliyordu.
Ermeniler, Müttefikleri Kafkasya'yı Bolşeviklere karşı bir tampon bölge olarak koruyup korumayacakları hakkında karar almaya zorluyorlardı. Oliver Wardrop, Bolşeviklerin yeniden güney Kafkasya'ya dönmelerinin ve İran ile Güney Kafkasya'nın diğer bölgelerine yayılmalarının ancak yerli cumhuriyetleri tanımak ve onlara maddi ve manevi yardım etme yolu ile engellenebileceğini düşünüyordu, (s. 499)

Kafkas cumhuriyetlerinin dünya devletleri tarafından tanınmasının temeli ve tek sebebi buydu. 10 Ocak'ta Paris'te toplanan Müttefik ülkeler Dışişleri bakanları, Azerbaycan'ı ve Gürcistan'ı tanıma kararı aldılar, (s. 501)
Bolşeviklerle karşı karşıya gelmelerine aldırmadan Müttefikler, Ermenistan'ı tanıma işini, yani fiili tanımayı da, rezervlerine almışlardı.

Hem Gürcistan, hem de Azerbaycan halkları, kendilerinin dünya birliği tarafından tanınmalarını, fiilen tanınmış devletler gibi, bayram yaparak kutladılar.
"Bir saat içinde, Gürcistan'ın başkenti bayraklar ve halılarla süslendi. Fabrikalar, devlet daireleri ve mağazalar kapatıldı. Sevinç içindeki göstericiler, ulaşım işlerini de durdurdular." (s. 501) Törenler düzenlendi, konuşmalar yapıldı ve 13 Ocak milli bayram ilan edildi.

13 Ocak'ta, Azerbaycan'da başbakan Nesip Bey Usubbeyov, halkına seslenerek "Azerbaycan'ın gelişmiş milletler ailesine alındığı haberini" verdi. Azerbaycan'ın resmi bayramı, ertesi gün sabah erkenden Taze Pir Mescidinde dini dualarla başladı, Müslüman işçilerin şehir tiyatrosunda sevinç ve neşeli eğlenceleri ile devam etti. Orada, Müsavatçı konuşmacılar, Müslüman uyanışının başlamasını överek dünyada kurulan ilk Müslüman Cumhuriyetinin gelecek başarılarından söz ettiler (s. 502)

Dış İşleri bakanı Feteli Han Hoyski, milli bağımsızlık uğrunda savaşlarla geçmiş on sekiz ayı tasvir ederek resmi tanınmayı, yalnız Azerbaycan halkı için değil, bütün Türkler için bir zafer olarak gördüğünü söyledi, (s. 502)

İki Kafkas Cumhuriyetinin resmen tanınması, Rusya'nın her bir köşesinde, bucağında iş çevirmeye çalıştıkları için kafaları karışmış Ermeni liderlerini oldukça rahatsız etti. Kendilerinin bir devlet gibi tam anlamıyla tanınmamış olmalarından dolayı çok kızgın ve üzgündüler. Alman bu karara rağmen, bu çeteci Ermeniler, şapkalarını ellerine alarak tanınmak için Avrupa'nın yolunu tuttular.
"Genel Adalet" arayan Avetis Ahoronyan ve Boğos Nubar 17 Ocak'ta İngiltere temsilci heyetine ve barış konferansına şikayetlerini ve memnuniyetsizliklerini bildirdiler. "Müttefiklerin uzun süren sessizliği, Ermenistan Cumhuriyetine düşman olan unsurların cesaretlenmesine sebep olmuştur" dediler.

Rusya'da devam eden iç savaşın iki tarafı ile de iş görmeye çalışan bu diktatörler "eğer müttefikler askeri yardım verirlerse, Azerbaycan ve Gürcistan'la birleşerek Bolşevik işgalinin önünü alacaklarını" vaat ettiler, (s. 511) Birkaç ay içinde, bu vaadin, Ermenilerin en büyük yalanlarından biri olduğu ispat edildi.

Ermenistan'ın Azerbaycan ve Gürcistan'dan sonra tanınması konusunu Hovanisyan şu şekilde izah ediyor:

Gürcistan ve Azerbaycan'ın önce tanınması, önceden düşünülmeyen bazı zorluklar ortaya çıkardı. Ermenistan'ı silahlandırarak Bolşeviklere karşı Kafkas Şeddinde sipere sürmek planlanırken onun tanınmaması oldukça acayip bir karardı. Sonunda, 19 Ocak'ta, Lord Curzon Ermenistan'ın tanınmasının ileri bir tarihe bırakılması hakkındaki kararın bir daha gözden geçirilmesi için Yüksek Konsey'e bir teklifte bulundu. Şu anda kurulmuş bulunan cumhuriyetin, eski Rus İmparatorluğu'nun bir parçası olmasına bakmadan Ermeniler, Kafkasya'nın savunulmasına yardıma hazır olduklarını bildirdiler. Hiçbir itiraz olmadığından konferans "gerçek sınırların tespitini" ileri bir tarihe bırakarak Ermenistan Cumhuriyeti'nin resmen tanınmasına yönelik karar alınmasına razı oldu. Bu şekilde, Ermenistan, gelişi pek güzel olmayan bir yolla tanınmasını sağlayabildi, (s. 512)
Kısacası, Ermenistan büyük bir rastlantı sonucu fiilen tanındı.

Ermeni eşkıya diktatörlerinin iddialarını dinlerseniz, bu rastlantısal tanınmanın, yeryüzünün en muhteşem olayı olduğunu zannedersiniz:

" Avetik Şekiyan, parlamento binasının balkonundan alanda toplanmış insanları selamladı ve bu tarihi günü sağlayan orduyu ve halkı övgü yağmuruna tuttu." (s. 512)

Bu Ermeni eşkıya liderleri tarafından kullanılan bir halkla ilişkiler aracı olacaktır.
...Hükümet konağı karşısında, halkın sevgilisi olan İçişleri bakanı Abraham Gialhemedenyan, Ermenistan'ı yüreği Erivan'da, elleri Aleksandrapol'da [İskenderun], başı Karabağ'da, ayakları ise Diyarbakır ve Karadeniz'de olan son derece büyük bir ejderhaya benzetti. Bu ejderha, asırlar beri uyuduğundan, bazıları onun sağ olup olmadığından şüpheleniyorlardı. "Fakat, biz biliyoruz ki, onun yüreği her zaman milleti için çarpmış, elleri ise çalışmaktan dolayı hiçbir zaman soğumamıştı. Bugün Müttefikler bu durumu anladılar. Biz biliyoruz ki, o büyük ejderha çok çabuk başını kaldıracak, ayaklarım uzatacak ve dimdik ayağa kalkacaktır." (s. 513)
Birkaç ay sonra, o büyük ejderha, çeşitli hilekarlık ve sahtekarlıkları, tek bir kurşun bile atmadan, gizli pazarlıkların ardından, Sovyetler Birliği'ne katılmak için başını kaldırdı, ayaklarını uzattı ve dimdik ayağa kalktı. Bu Ermeni eşkıyalarının yapacaklarından korkmak için Müttefiklerin her tür sebebi vardı. Henüz tanınma imzasının mürekkebi bile kurumadan, bu katiller sürüsü, kendi komşularının topraklarını işgal etmek-tenbahsetmeye başladılar.

1920 yılında, Ermeni gazeteleri, bütün Ermeni halkı için ne zaman yayınlanacakları hakkında konuşuyorlar ve neşeleniyorlardı.
Müttefiklerin gecikmiş şefkati, ne Ermeni diplomatik çabalarına ne de Ermeni köylü ve işçilerin arzularına etki edememiştir. Bu, sadece Müttefiklerin Sovyet Rusya etrafında kurdukları karantina kordonunun bir dalıydı. Şefkat göstermelerinin yolu, Ermeni halkı için öyle sıkıntılı oldu ki, özgürlük hakkında onların bütün konuşmalarından sonra Müttefikler bu tanıma işini "mevcut ülke" ile sınırladılar. Sanki Ermeni milletinin tek, birleşik ve bağımsız bir millet olarak tanımamak mümkündü, (s. 514)

Ermenistan Parlamentosu Başkan Yardımcısı Levon Shant "millet, kendi bütün yedek güçlerini savaşa göndermeli ve savaşı zaferle bitirmelidir. Bu sayede, Türkiye Ermenistanının bizim olduğuna dair bir şüphe bile kalmasın" dedi.

Kara Sassuni ise şunları ekledi:

Talih kuşunun ilk olarak Ararat dağının gölgesinde yaşayan Ermenilerin yüzüne güldüğünü Batı Ermenileri iyi biliyorlar. Batı Ermenileri savaş alanlarında, kendi kanlarını, Doğu Ermenilerinin kanı ile karıştırmışlar ve şimdi biliyorlar ki, şimdiki yapay sınırlar, çabucak ortadan kaldırılacaktır, (s. 515)

Bugün dünya basit bir sebep yüzünden, Ermenistan tehlikesi ile karşı karşıyadır. Ermeniler, Ruslarla anlaşmalar yapmışlar ve askeri tesisler kurmaları için, Rusları ülkelerine davet etmişlerdir. Bugün Rus askerleri Ermenistan'a yerleşmişlerdir. 1992 yılında, Ermenistan'a yerleştirilen bu Rus askerlerinin yardımı ile, Ermenistan, aniden Azerbaycan'a ait olan Karabağ topraklarını ele geçirmek için Azerbaycan'a saldırdı. Onlar, bu toprakları almak için, geri döneceklerini, daha 1920 yılında söylemişlerdi.
Her zaman var olan tehlike şuydu ki, "Türkiye Ermenistanını" zorla "Birleşmiş, Büyük Ermenistan'a" katmak için Ermenistan, Türkiye'ye fırsatını bulduğu zaman saldıracaktır. Bu da aynen, Azerbaycan'a yapılan gibi daha 1920 yılında planlanmıştı.
Rusya'nın Ermenistan'la anlaşması vardır ve bu yüzden Ruslar, bu katiller sürüsünü savunacaklardır. Türkiye ise, Avrupa ve ABD ile birlikte NATO üyesidir. Soğuk savaş döneminin uzun yılları zarfında Türkiye, Rusya'nın aleyhine ABD'nin sadık ve itibarlı bir dostu olmuştur. Anlaşmalara göre, Rusya ile Ermenistan, Türkiye'ye saldırırlarsa, ABD, Türkiye'ye yardıma gelmek zorundadır.
Avrupalı Müttefiklerin Ocak ayında Ermenistan'ı fiilen tanımaları üzerine "ABD, 23 Nisan 1920 tarihinde Ermenistan'ı tanıma yönündeki tedbirlerini genişletti. Nihayet, 1921 yılının ilk aylarında resmen tanıdı." (s. 519)

ABD'nin, Ermenistan'ın statüsünü fiilen tanıma konusunda gösterdiği direnç için bir çok geçerli sebebi vardı. Birkaç ay içinde, ABD yöneticileri, o topraklara, böyle statü verdiklerine pişman olabilirlerdi.

Ermenistan'ın fiilen tanınan bir ülke olması uzun zaman aldı. Bu zaman içinde Dro'nun Ermeni eşkıya çeteleri Zengezur'da bir terör rejimi kurdular, (s. 519) Güney Kafkasya'daki İngiltere'nin yetkili Başkomiseri John Oliver Wardrop şunları kaydetti:

Yeni fiilen tanınan Ermeni Devletinin, silahlı gücünü, 24 Ocak'ta, 24 Türk ve Müslüman yerleşim yerine saldırıya gönderdi. Eğer Ermeni askerleri ve eşkıya çeteleri Zengezur'dan derhal çıkarılıp disiplin altına alınmazsa, o, kendi ülkesine "Ermenistan'a yapılan her türlü yardımın durdurulmasını" tavsiye edeceğini, Ermeni yetkililerine bildirdi. Çünkü, Müttefiklerin uyarılarına, Ermenistan'ın uymaması, onlar için dayanılmaz bir durum ortaya çıkarırdı." (s. 520)

Bütün bu saldırılar ve olaylar, Ermenistan'ın fiilen tanınmasından tam dört gün sonra olmuştu. Oralarda yaşayan halkların genel görüşlerine dayanarak söyleyebilirim ki, Ermenistan o zaman tamamen ırkçı ve etnik kökene dayanan bir devlet olmuştu ve bugün de bu böyledir. O devlet, sadece Allah'a inançları kendisininkinden farklı olduğu için, Müslüman dünyasını yakıp yıkmak maksadıyla elinden gelen her şeyi yapmıştır.

Fiilen tanınma statüsü kazanır kazanmaz, Ermenistan liderleri, dünyanın hemen her köşesindeki maaşlı ajanlarına, mümkün olan her kaynaktan para toplama kampanyalarına başlamalarını emretti.

Kaynakça
Kitap: ERMENİSTAN: TERÖRİST "HIRİSTİYAN" DEVLETİN SIRLARI
Yazar: Samuel E. Weems
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Ermeni Tehciri ve Terörist Ülke Ermenistan

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir