Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Amerika'da Ermeni Merkezi Komitesinin Kurulması

Burada Ermeni Tehciri ve Terörist Ülke Ermenistan hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Amerika'da Ermeni Merkezi Komitesinin Kurulması

Mesajgönderen TurkmenCopur » 27 Ara 2010, 00:27

Terör ve Şiddet Kampanyalarını Korumak Amacıyla Ermeni Liderler Dünya Çapında Siyasi Örgütlenme Kuruyorlar

Amerika'da Ermeni Merkezi Komitesinin Kurulması


4 kitaplık serisinin 2. cildinin 9. bölümünü Hovanisyan "Partizan siyasetçilere" ayırmıştır. Bu bölümde, Ermeni liderlerinin emelleri hakkında Hovanisyan önemli detaylara açıklık getiriyor. Ermeni tarihçisi Osmanlı'nın Ermenileri savaş bölgesinin dışına göç ettirmesiyle sonuçlanan sürecin aslında Ermeni isyanlarıyla başladığına dair önemli kanıtlar sunuyor. Hiç şüphe yok ki, Osmanlıların Ermenileri göç ettirmek için ciddi sebepleri vardı. Çünkü, onlar kendilerini gündüzleri Rus ordusu ile savaşan Osmanlı ordusunun dostları gibi gösteriyor, gece ise birer terörist haline gelerek Osmanlı ordusunu arkadan vuruyorlardı.

Hovanisyan, isyanlar dönemine girdikten sonra, ihanetlerini savunmak için, Ermeni liderlerinin uluslararası bir teşkilat kurma yönünde çalışmalara başladıklarını belirtiyor:

Ermeni Devrimci Federasyonu, kurulduğu 1890 yılından sonra geçen on yıl içerisinde dünya çapında bir görüt haline geldi. Merkezileşmiş yapısıyla, yayıldığı siyasi, sosyal ve coğrafi noktalarda operasyonlar yapıyor, ve iletişimi iki büro tarafından gerçekleştiriyordu. 1918 yılına kadar Tiflis'te yer alan Doğu (Arevelyan) Bürosu, Rusya İmparatorluğu ve İran'daki komiteleri yönetiyordu. Birkaç yıl da Meds Haik (dört doğu Osmanlı vilayeti olan Trabzon, Erzurum, Bitlis, Van) komitelerini yönetmişti. Cenevre'deki Batı (Arevmtyan) Bürosu ise ABD, Batı Avrupa, Balkanlar ve Konstantinopol koluyla Osmanlı İmparatorluğu'nun büyük bölümünde yürütülen operasyonları yönetiyordu... 1913'te, 6 Türk ilini kapsayan Ermeni özerk bölgesi yaratmak ve Trabzon'un durumunu belirlemek için yapılan uluslararası görüşmeler sırasında, Parti 7. kongresinde Erzurum'da Ermeni Bürosu'nu (Hayastan) kurdu. Bu büro Erzurum ve çevresinden sorumluydu. Aynı sırada Batı Bürosu İstanbul'a nakledildi. Bir yıl sonra yapılan 8. kongrede Batı Bürosu, Ermeni Bürosu'nun bir parçası haline getirildi. Böylelikle siyasi iradenin merkezi "Ermeni Platosu"na taşınmış oldu.
Yapılan bütün çalışmalar, kısa sürede boşa çıktı. Çünkü, Türkiye'nin Birinci Dünya Savaşı'na girmesi, katliamlar ve Ermeni halkının topraklarından göç ettirilmesi özgürlük hareketinin önünü kesti. Osmanlı İmparatorluğu'ndaki Taşnak şebekesi açığa çıkarıldı, yüzlerce lider ve binlerce taraftar öldürüldü. Sağ kalanlar ise kaçarak Mezopotamya, İran, Suriye ve Kafkasya'ya dağıldılar.

Nazi Almanyası ve Komünist Rusyası'na benziyor, değil mi? Ermeni liderlerinin 25 yıl boyunca Osmanlı Hükümetini yıkmak için çalışmasından sonra, 1915 yılında bütün Ermenileri savaş alanlarından göç ettiren Osmanlıların haklı olmadığı söylenebilir mi? Bu küçük diktatörler, kendi insanlarını bile öldürmekten çekinmedikleri terör kampanyalarına "Özgürlük hareketi" adını veriyorlardı. Osmanlılar ya da herhangi başka bir ülke ise, bu şekilde yürütülen eylemleri "hainlik" olarak değerlendirir. Kendi ülkesini ve insanlarını bu alçakça yapılan terör saldırılarından korumak için Osmanlılar her türlü hakka sahipti.

ABD'li yetkililerin kaydettikleri gibi, Ermeniler kötü askerlerdi. Müslüman karşıtı hareket için Hıristiyan/etnik kampanya yürütmeye gelindiğinde ise, Ermenilerin hile ustası oldukları ortadaydı. O günkü durum aynen bugün de sürüyor. Çünkü, onların Müslüman karşıtı kampanyası, hiçbir şeyden şüphelenmeyen Hıristiyan Batıdan Ermenistan'a milyarlarca dolar para gelmesini sağlamıştır. Bu paralar ise Müslümanlara açılan savaşlarda harcanmıştır.

Bir tek Müttefiklerin galibiyeti ya da Ermenilerin bir anda harabeler arasından özgür insanlar olarak ortaya çıkması, Taşnak'ların bozulan moralini düzeltebilirdi, (s. 255)

Başka bir deyişle Ermeni liderlerin hayatını bir tek müttefiklerin zaferi kurtarabilirdi. Ellerinde hiçbir şey yoktu, dolayısıyla kazanabilecekleri çok şey vardı. Bu sebeple küçük Ermenistan'ın fırsatçı diktatörleri daha fazlasını elde edebilmek için kuyruklu yalanlar uydurdular.

1919 yılına gelindiğinde diktatörlerin yönetiminde üç farklı ve aralarında belirgin ayrımların olduğu parti faaliyetleri vardı. Onlar;
Ermenistan'ın içerisinde çeşitli siyasi yönde çalışıyorlardı. Müttefiklerin yöneticileri, oluşan bu durumu merakla izliyorlardı. Haziran ayında, Kara denizdeki ordunun istihbarat bölümü, Taşncıkistan güçlü, iç ve dış baskılar altındadır. Bu durum ise, Taşnakistan'ı korkulu metotlara ve maksimalist politikalara götürebilir, diye bilgi verdi. Batı Ermenistan üyelerini birleştiren en güçlü parti, sosyal radikal reformlara öncelik tanıyordu, başka bir partideki uluslar arası sosyalistler, radikal terminolojiyi yaymakta devem ediyorlardı, orta yerde olan yaşlı aydınlar ise, devrimci taktikleri lüzumsuz kabul etseler de, müttefik hükümetlerin bazı bakanlarının Türklere yakınlık duymalarının, Ermeni sorununun herkese uygun çözümüne engel olacağını düşünüyor ve rahatsızlıklarını bildiriyorlardı. (S256)

Aşağıda vereceğimiz örnekler, Ermeni diktatörlerinin teröre bağlılıkları hakkında kesin bir delil sayılmalıdır.
"Ermeni Devrimci Federasyonunun 9. Kurultayı, 27 Eylül 1919 günü Parlamento binasında büyük bir merasimle açıldı. Sahne bayraklarla ve parti ve devletin birliğini gösteren parçalarla, ülkenin kurucuları olan üçlünün (Kristapov, Rostom ve Zaveriya) fotoğrafları ile süslenmişti. "Yaşasın Birleşmiş ve Bağımsız Ermenistan" ve "Sosyalist Enternasyonal'e Doğru" afişleri her tarafa asılmıştı, (s. 257)

Başbakan Aleksandr Hatisyan cumhuriyetin kurulmasını ve korunmasını partinin başardığını, kısa bir zaman içinde bütün dünyanın bağımsız Ermenistan Devletini tanıyacağına inandığını ve bu suretle Kafkasya'ya barışın geleceğini söyledi. Ana konuşmacı Nikal Ağkalyan "Müttefiklerin yanında savaşa gönüllü birliklere katılmamız Ermenistan'ı bağımsız devletler ailesi ile birleştirmiştir. Taşnaksütyun uluslararası sınırlar boyu Ermenileri birleştirdi ve öyle birleşmiş bir güce çevirdi ki, artık halkın kaderi partiden ayrı düşünelemez." dedi. (s. 258)

Dikkat ederseniz, bu diktatör liderler kendi halkına bile yalan söylemektedirler. Gönüllü birlikler- diğer müttefikler tarafından zorla askere alındıklarını gözden saklamanın güzel bir yolu değil mi?

Liberal sosyalistler partinin içindeki muhtelif fraksiyonlar arasında arabuluculuk yapmaya çalışıyorlardı.
Farklı görüşler arasında ender durumlarda barış oluyordu, fakat gösterişli söz pehlivanlarının, yardım için birbirlerine baş vurmaları ve bütün kırlmalan aradan kaldırmaları normal bir davranış olarak görülmüyordu. Esasen Batı Ermenistan'ın savaşçılarından ibaret olan fanatik milliyetçi kanadın esip coşması sonucunda 33 maddeden ibaret olan bildirge, önceleri General Andronik'in ordusunda subaylık yapmış ve kurultay delegesi olmayan Sinkat Baroyan tarafından Kongre Başkanlığına sunuldu, (s. 258)

Bazı maddeler aşağıda göstereceğimiz şekildeydi:

- 1915 yılında Ermenilerin Bingöl ve Muş'u terk etmesinin sorumluluğu kimindir?
- 1918 yılındaki yenilginin?
- Parti içinde kanlı hesaplaşmaların ve devlet yönetimindeki çetenin?
- Askere almada yaşanan anti-demokratik hareketlerin?
- Batı Ermenistan'ın askerlerine, yöneticilerine ve göçmenlerine yapılan ayrımcılığın?
- Vatana dönüşün geciktirilmesinin,
- Büro üyelerinin kendi yetki sınırlarını aştığı ve dağıtıcı siyaset yürüttüğü, tanınmış Batı Ermenistanlı yoldaşların onlara ulaşacak kaynaklardan bazı sorumsuz hareketler nedeniyle mahrum kaldığı, parti gazetesinin fikir ayrılıklarını ve zıtlıkları derinleştiren makaleler yayınladığı, kaba sosyalizm propagandası yaparak milli özgürlük uğrunda vatan mücadelesini dağıttığı bir zamanda parti daha ne kadar böyle sessiz kalacaktır?
- Yeniden doğan Ermenistan, sadece partinin bir fraksiyonunun ata yurdu mudur, yoksa bütün Ermenilerin mi?

Hovanisyan'ın bu sorular hakkındaki görüşleri şöyleydi:

Kurultay bu diğer sorunları halletmeden ve gerçeği örten perdelemeye karşı doğru dürüst ölçüler kabul etmeden, üçlü yönetimi ebedileştirmeyen kararlar alıncaya kadar Devrimci Federasyon kendi kutsal misyonunu yerine getiremeyecekti. Kişisel sorunlara ve arada bir yapılan şişirmeleri bir kenara bırakırsak her halde itti-hamlar çok gerçekçi sorunlara dokunuyordu, (s. 259)
Ermenilerin bütün hareketlerini "kendinin kutsal misyonu" sayan, bu profesöre acaba Ermeni olmayan bir insan inanabilir mi? En azından Profesör, 1890'da kurulmuş olan Ermeni Devrimci Federasyonu yüzünden "zulümün ebedileştiğini" itiraf ediyor.

Bu kurultay, günümüzdeki Ermeni para babalarının soykırım olarak nitelendirdiği 1915 olayları hakkında da görüşlerini açıklamıştır:

Kılıf uydurma, gönüllü hareketler üzerine olan tartışmaları da etkiledi. Geçmişe bakarak 1914 yılında Kafkasya'da askeri birliklerin kurulmasının sonucunda, Türkiye'nin göç ettirme ve diğer önlemlerinde tereddütlerine son verdiği vurgulandı. Diğer taraftan, yeni yönlendiricilere göre, bu hareket, (ordunun kurulması) fanatik Panturancılara ve ekonomistlerin Ermeni yanlı doktrinlerine yöneltilmiş önü alınamaz bir cevap olarak Ermeni ülkülerine uygun bir manifesto idi ve Taşnaksiityun bunu görmezden gelemezdi. Büyük çoğunluk bu son görüşü benmseyerek dedi ki, Ermeni olaylarının sadece gönüllüler hareketi olduğu hakkındaki görüşleri kesinlikle reddetmek gerekir ve aksine, bu hareket Ermeni haklının kendi koruma iç güdüsünün gösterisi ve kendi siyasi özgürlüğünü kazanma sesi gibi kabul edilmelidir, (s. 259)

1890 yılında faaliyete geçen terörist bir teşkilat, burada Ermenilerin hayır duası ile Osmanlılarla çarpışan "gönüllü" askerler oluveriyor. Ermeniler, yaptıklarına "kendini koruma" adını verdiler. Halbuki yaptıklarının gerçek tanımı ihanet ve alçaklıktır.
Bu kurultay da, her kurultay gibi bir takım kararlar kabul etti. Kabul edilen kararlardan biri aşağıda gösterilmiştir.
... Karabağ ve Zengezur hakkında ayrı bir karar almak gerekir. Bağımsız ve birleşmiş Ermenistan'ın ayrılmaz bir parçası olan bu topraklar üzerinde cumhuriyet, daimi kontrolünü sağlasın, (s. 262)

Diktatör partinin 1919 yılında Karabağ ile ilgili yukarıdaki kararı bugün de devam etmektedir. Alınan bu karar 1992 yılında Rusya'nın 1 milyar dolardan fazla silah yardımı ile eyleme sokuldu. Karabağ'a giren Ermeni ordusu Ermenistan topraklarının %20'sini işgal ederek 1 milyondan fazla Müslümanı öldürdü ve 1 milyondan fazla Müslümanı zoraki göçmen durumuna düşürdü. Neden ABD Azerbaycan'a yapılan bu işgalci saldırıyı ve o topraklar üzerinde yapılan etnik temizliği yöneten çeteci Ermeni liderlerini bir milyar dört yüz milyon dolar vererek mükafatlandırmaktadır?
1992 ve 2001 yılları arasında ABD hükümeti bu toprak hırsızı çeteye 1.4 milyar dolar yardımda bulunmuştur. Aynı anda kendini savunmaya başlayan Azerbaycan'a da yardımı kesmiştir. Ermeni lobisinin para üzerindeki baskısından dolayı para akışı bu şekilde düzenlenmiştir.

Ermeniler hakkındaki bir diğer sorun 1919 yılında komşularıyla diplomatik düzeyde dahi ilişki kurmayı reddetmiş olmalarıdır. Bu sayede kendilerini dünyanın ilk Hıristiyan devleti sayabilmektedirler.
1890'da Ermeni devrimci diktatör partisi kurulurken Osmanlı'ya yaptıkları ihanet ve ikiyüzlülük belki biraz da olsa Ermeni vicdanlarını huzursuz etmiştir. Kendilerine "Ermeni" diyen bu diktatörler Osmanlılara karşı ikiyüzlü siyaset izlerken, diğer devletlerden adil davranış bekliyorlardı. Ermeniler başkalarına ait topraklar üzerinde hak iddia ediyor, dünya üzerindeki Hıristiyan milletlerden ise maddi yardım dileniyorlardı.

1918 yılında Ermeniler dünyanın dört bir yanındaki Hıristiyan ajanlara aylık bağladılar. 1919'da Azerbaycan, Gürcistan ve Türkiye ile olan ilişkileri gerildi. Okuyucu hatırlayacaktır; zaman zaman, bu diktatörler yabancı ülkelerin topraklarına müdahalesinden şikayet ettiler. Ama kendileri aynısını yapınca, her şey doğaldı.

Kurultayda içişlerini ilgilendiren şu kararlar da alınmıştır:

Ülkenin ve halkın güvenliği ve emekçi kitlelerin siyasi yetkinliğinin temin edilmesi için bağımsızlık tek yoldur. Azerbaycanlı ve Türk beyleri, ağaları, karşıdevrimcileri Ermeni milletini mahvetmeye çalışıyorlar. Medeni geriliği ve sınıf şuurunun eksikliği yüzünden Tatar unsurlar, bey ve ağaların ellerinde oyuncak haline gelmişlerdir. Bu durumu ortadan kaldırmak için Ermenistan, doğu halkları arasında ırklararası uyum, sınıfsal şuur ve uluslararası eğitim çalışmalarını arttırmalıdır.

Ermeni Devrimci Federasyonu 9. kongresinde aşağıdakileri destekledi:

Parti programındaki reformları tamamlamak için, kökeni ne olursa olsun, muhalif ve devlet karşıtı her hareket kökten yok edilmelidir. Bu sayede elit sınıfa karşı tüm milletlerin işçileri aynı sınıf mücadelesine çekilecektir, (s. 262)

Kulağa komünizm gibi geliyor. Zaten Ermenistan -Ermeni Hıristiyan diktatörlerinin ufak itirazları dışında- hiçbir muhalefetle karşılaşmadan birkaç ay içerisinde işgal edildi. Bu cümleler yazılmadan birkaç ay önce Ermeni Komünist Partisi, ülkenin Rusya'nın bir parçası haline gelmesini isteyen 1 milyon imzalı bir dilekçeyi hükümete sundu (O dönen Ermenistan'ın nüfusu 2.7 milyondu). Son 10 yıl içinde 1 milyon Ermeninin ülkeden ayrıldığını da not etmek gerekir. Böyle giderse 20 yıl sonra, kimse Ermenistan gibi küçük bir meseleyle uğraşmak zorunda kalmayacak.

Ermenilerin Paris Barış Konferansına katılmasında tek bir sorun vardı. Ermeniler konferansa eşit sandalye sayısıyla katılmak istiyorlardı. Sorun müttefiklerin kimi muhattap alacağıydı. Çünkü 2 farklı grup, farklı taleplerle konferansta bulunmak niyetindeydiler.

Hovanisyan sorunu şu şekilde açıklar:

Konferansa Ermenilerin iki farklı heyetle katılmak istemesi her ne kadar yüzyıllardır ülkenin bölünmüşlüğüyle açıklansa da, bu ikili yapı üstesinden gelinmesi gereken bir sorundu. Batı Ermenilerinin çoğu, özgürlük hareketi Türkiye Ermenistanı'nda başlamış olmasına karşın bağımzsızlığın Rusya Ermenistanı'nda gerçekleşmesine şaşırıyordu. (s. 277)

Özetle Hovanisyan, Ermenilerin 50 yıldır, Osmanlı iktidarını devirmek için her türlü komplo ve hileye başvurduğunu söylemektedir. Bu, Ermenilerin barış içinde bir arada yaşadıkları iktidara karşı ikiyüzlü ve ihanet dolu politikalarını 1869'dan beri sergilediklerini göstermektedir. Bu tarih Ermeni Devrimci Federasyonu isimli diktatörlüğün 1890 yılında kurulmasından 20 yıl öncedir.

Ermenistan'da diktatör yönetim kurmak isteyen iki ayrı fraksiyon vardı. İktidar mücadelesi kurultay boyunca devam etti. Son toplantı 16 Kasım'da yapılacaktı. Her iki taraf ta iyi biliyordu ki, birliğin sağlanmaması sonucunda dışarıda da ayrılıklar olacaktı. Buna rağmen iki taraf da anlaşmaya yanaşmıyordu. Vahan Tekeyan "Milli temsilci heyetinin planının iyi karşılanmaması, görüşmeleri kesmekten başka hiçbir alternatife yer bırakmıyor. Bırakalım, gelecek adımın ne olacağına Milli Temsilciler Heyeti karar versin" diyordu. Simon Vratziyan ise" Bunların ileri sürdükleri öneriler ve anlaşma şartları mili temsilciler heyetini ikna edemedi" dedi. Toplantılar, bağımsız birleşmiş Ermenistan uğrunda birlikte mücadeleye hiçbir engel olamayacağını gösteren karşılıklı ümit ifadeleri ile sona erdi ve görüşmeler ileri bir tarihe bırakıldı. " (s.277)

Kurultayı Hovanisyan şöyle değerlendiriyor:

Birleşik bir hükümet kurmak bir yana, konuşmalar daha çok inançsızlık ve karmaşa yarattı. 24 Kasım'da, Erivan'ı terk etmeden önce Tekeyan ve Ter-Stepanyan açık beyanatla, kendi üzüntülerini ve kızgınlıklarını belirttiler, aynı zamanda milli temsilciler heyetinin birlik arayışlarına devam edeceğine dair de söz verdiler. Diğer taraftan Vratziyan, ABD'deki Taşııak merkezi komitesine bir mektup yazarak "Barış Konferansı'nda başarısızlık karşılıklı ittihamlara sebep olacaktır" diyor ve kendi yoldaşlarına "hiçbir kampanyaya katılmamayı veya bir kampanyaya katılmak şartsa, son derece ihtiyatlı ve sabırlı olarak bu kampanyaya katılmayı" tavsiye ediyordu. "Eğer saldırılar tahripkar bir karakter alacaksa, konferans belgelerinin açıklamasız yayınlanması en geçerli yanıt olur. Ermenilerin kendi aralarında birleşmeyi sağlayamamaları utanç verici bir durumdur" diyor ve birleşme tavsiye ediyordu, (s. 278)

Kendilerini Hıristiyan Ermeniler sayan bu çeteciler, bu terörist liderler, ABD'de bulunan Merkez Komite aracılığı ile ne yapıyorlardı? Genellikle, bu Merkez Komite ne ile meşgul olmaktadır? Onların çalışmalarının karşılığı kimler tarafından karşılanmaktadır?
Ermenilerin Amerikan olmayan soyunu hiç kimse sorun etmemiştir.

Onları nasıllarsa öyle kabul edilmişlerdir:

Başka halkların topraklarına göz diken ve İsa Mesih'in kanının arkasına gizlenerek o toprakları işgal eden, asla Hıristiyan olamayan haydut teröristler.

Ermenistan içindeki fikir ayrılığı hakkında oluşan korku gerekçesiz değildi. Tekeyan'ın ve Ter Stepanyan'ın Bogos Nubar'a bilgi vermesinden az sonra Ramkavar basını iktidara susayan Taşııaksütyım'u ve Paris'teki Taşııakçı konuşmacıyı ikiyüzlülükle kesin şekilde ittiham etti. Görünürde birliğe çağıran Taşrıakçüar Erivan'daki anlaşmanın altına mayın koyuyorlardı, (s. 278)
Bu, diktatör Ermeni Hükümetinin onunla ilişkide bulunan herkese, hatta kendi parti üyelerine karşı iki yüzlülüğünün kesin ispatıdır.

Kaynakça
Kitap: ERMENİSTAN: TERÖRİST "HIRİSTİYAN" DEVLETİN SIRLARI
Yazar: Samuel E. Weems
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Ermeni Tehciri ve Terörist Ülke Ermenistan

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir

cron