Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Ermenistan'dan Ne Beklenebilir

Bir Gün Dostluk Mesajı Verir Ertesi gün Müttefiklerin Karşısında Komşularına İftira Atar

Burada Ermeni Tehciri ve Terörist Ülke Ermenistan hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Ermenistan'dan Ne Beklenebilir

Mesajgönderen TurkmenCopur » 27 Ara 2010, 00:18

Ermenistan'dan Ne Beklenebilir

Bir Gün Dostluk Mesajı Verir Ertesi gün Müttefiklerin Karşısında Komşularına İftira Atar


1919 yılının sonlarına doğru Ermenistan liderleri sonunda mesajı aldılar. Onların Gürcistan'la dostluğa ihtiyaçları vardı.
1919 yılında Ermenistan'ın komşu ülkeler tarafından dışlanması, onun Gürcistan'la normal ilişkiler kurmasını ve böylece Batum'dan Erivan'a gelen tek hayat yolunun korunmasının gerekliliğini artırdı. Bu ilişkilerin kurulabilmesi için çok büyük engeller vardı. Çünkü, Ermenistan, Gürcistan ilişkileri geniş anlamda sahip olmak veya olmamaya doğru gidiyordu. Tartışmalı toprakların çoğu Gürcistan tarafından kontrol ediliyordu ve Ermenistan için demiryolunun yaşamsal bir önemi olduğunu bilen Gürcistan, arada bir yolu kesiyor, Ermeni-Rus sosyal-ekonomik üstünlüğünün Tiflis'ten uzaklaşmasını istiyordu.

Hovanisyan, herhalde, pek fazla önem vermediği için olacak, olan savaşın adından bile bahsetmiyor. Ve bu savaşın Ermeni liderlerinin haince-sine saldırısı ile başladığına hiç değinmiyor.

Tiflis'teki yönetim binalarında Müttefiklere olan nefret, dünyaya yayılmış Ermenilere duyulan rağbet fikirleri ile çakışınca, Gürcülerin şüphe hisleri derinleşiyordu. (s. 140)

Elbette Hıristiyan Ermenistan'ın yozlaşmış diktatörleri, demokratik Hıristiyan Gürcistan hükümetine sadaka dilenmek için bütün Hıristiyan dünyasına maaşlı ajanlar (evet, maaşlı ajanlar) gönderdiklerini söylemiyorlardı. Ermeniler, sanki gökten kendi kendine başlarına dökülen gelirlerini kendi Hıristiyan kardeşleri ile bölüşmek istemiyordu.
Gürcü gazeteleri, ibret ile müşahade ediyorlardı ki, doğru liderleri olmadığı için Ermeni halkının başına belalar geliyor. Çünkü, bu liderler, kendi komşu devletleri ile bile iyi ilişkiler kuramıyorlardı. Borba gazetesi, böyle yöneticilerden hiçbir şey beklememek gerektiğini yazıyordu. Onlar, bir gün dostluk nutukları atıyorlar, ertesi gün ise, müttefiklerin karşında komşularına iftira atıyorlardı, (s.141)

Gürcistan'ın bu komşusuna güvenmemesi için esaslı sebepleri vardı; Ermenilerin bugüne kadar devam eden iki taraflı oynamak üzerine kurulu bir tarihleri ve ünleri vardı.
Gürcistan Dışişleri bakanlığı, Ermeni Hükümetinin belgelerin sahteleştirilmesini ve yalan dedikodular yaymasını kamuoyu önünde açıkça mahkum etti. Ermenistan'ın Kafkas sorunlarına Kafkasyalı çözümler bulmak yerine Paris Barış Konferansı'nın bulanık ve şüpheli politikalarına oynadığını açıkladı. Ermenistan'daki Müslüman isyanlarının şiddetlenmesi bilgisini ele alan Gürcü gazeteleri, bu konuyu özellikle gündeme taşıyor ve vurguluyorlardı. Hem Türkiye'nin müdahalesine, hem de müttefiklerin işe karışmalarındaki pasifliğe üzülen siyasi bilimciler, Ermenilerin asıl suçlu olduklarını kaydediyorlardı. Taşnaklı stratejistler Dro, Hamogasp ve Andrancik gibi çete başlarının Müslüman halkı terörize etmelerine izin verecek sağlam Kafkas düşüncesinden daha çok, hasta-talihli "Paris düşüncesini" esas almışlardır, (s. 141/142)

Ermenistan'da eski bir düşünce tarzı vardır; başka bir dine inanan kim olursa olsun, yok edilmelidir. Ermenistan, Hıristiyanlığın özel bir çeşidine sahiptir ve anayasasına göre, Hıristiyanlığın diğer inanış şekillerini bile ülkesinde yaşatmaz. Bu sorunun çözümünde tek istisna tanırlar; Para! Yani Ermeniler, Hıristiyanlığın tüm mezheplerinden para kabul ederler.

Eski karanlık dönemlerde olduğu gibi, bugün de, Ermeniler, Müslümanlara nefret ve kin besledikleri için onları kendi ülkelerinden kovmuşlardır. 1992 yılında hem Rusya'nın, hem de ABD'nin askeri ve para yardımı ile Ermenistan, Azerbaycan'a saldırdı. Amaç, Azerbaycan topraklarının %20'sini işgal etmek ve 1 milyondan fazla Azerbaycanlıyı yerinden yurdundan ederek onların topraklarını ele geçirmekti. Azerbaycan'ın topraklarının işgal edilebilmesi için, Rusya'daki Ermeni dostlarının 1 milyar dolardan fazla eden askeri yardımı Ermenistan'a bağışlamasının maksadı gayet açıktır. Peki, ABD hükümeti de, bu katiller sürüsüne 1 milyar dolardan fazla dış yardımı niçin vermiştir? Ermeni ajanları ek yardım alabilmek için bugün bile ABD'de lobicilik faaliyeti yürütmektedirler.
1919 yılında Gürcistan Hıristiyanları, Ermenilerin yozlaşmış liderlerini Müslümanlara karşı uyguladıkları terör kampanyalarına son vermeye çağırdı. Zaten, çeteci Ermeni liderleri, hiçbir şey vermeden Müslümanlardan toprak almak iddiası ile ortaya çıkana kadar, Hıristiyanlar ve Müslümanlar, 500 yıldan fazla bir zaman içinde barış ve güven ortamında yaşıyorlardı. İşlerini zora sokan yön, Ermenilerin üzerinde hak iddia ettiği bütün topraklarda hiçbir zaman çoğunluk olamıyorlardı, Müslümanlar çoğunluk teşkil ediyorlardı. Başka türlü söylersek; Ermeniler, satılmışlık, hainlik, arkadan darbe ve saldırganlık niyetleri ile, planları uygulaya-bilselerdi bile, kurulacak Büyük Ermenistan'da yine Müslümanlar çoğunluk olacaklardı. Sözün doğrusu ile, Ermeniler, birkaç on yıl sonra kurulacak Güney Afrika Cumhuriyeti'nden çok önceleri, yeryüzünde ilk "apartheid" (azınlığın çoğunluğu yönettiği) sistemde devlet kuracaklardı. Aslında, Ermenilerin hiçbir şeyden haberi olmayan Hıristiyanlara söyledikleri "yirminci asrın ilk soykırımı" yalanı, yirminci yüzyılda ilk apartheid devleti kurmak için çabalarının boşa çıkmasından başka bir şey değildir.

Ermeniler, Gürcistan'la savaşı başlattıktan sonra bile, Gürcülerin demiryollarını çalıştırmak ve bu yolla, bütün dünyadan topladıkları yardımları Ermenistan'a taşımak istiyorlardı. Gürcülerle savaş içinde olduklarına bakmadan, durumu Müttefiklere şikayet ediyorlar, demiryollarını ve araçları hiçbir şey ödemeden kullanmaya ve Gürcü limanlarına gelmiş yardımların taşınmasında üstünlük elde etmeye çalışıyorlardı.

Ermeniler, halkları açlıktan kırılıyor diye ortalığı velveleye veriyorlardı. Ama Gürcü halkının aynı durumda olması ve ölmesi onlar için önemli değildi, Ermenilere öncelik tanınmalıydı. Gürcüler, nakliye için %15 vergi kesintisi istiyorlardı. Ermeniler, bu parayı vermemek için Müttefiklere itirazlarını bildirdiler. Ermeniler, Müttefiklerin Gürcistan hükümetine sert bir nota vermesi için, Müttefik temsilcilerinin Başkanı olan cumhurbaşkanı George Clemenceau'ya mektup gönderdiler. Bu mektuplar daha sonra, Gürcistan basını tarafından ele geçirildi ve yayınlandı.

Gürcistan, ekonomik bakımdan büyük sıkıntı içinde olduğu halde, asırlar boyu Ermenilere ekilecek arazi vermiş, sığınacak yer sağlamış, Birinci Dünya Savaşı içerisinde binlerce Ermeninin gelişine ses çıkarmamış olduğunu ilan etti. Düşman elementleri arasında sayılsa da, Gürcistan Ermenistan'ın yaşaması için elinden geleni yapmıştır. Şimdi ise Gürcü halkı Ermenilerin teşekkürlerini almaktadır. Taşııaklmn ve yardakçılarının yalanlarla dolu haberleri Paris'e gönderilirken sadece yalan ve sahte Ermeni kaynaklarından yararlanılmıştır. Ermeni Hükümeti, Clemencau'nun telgrafının baştan başa adaletsiz olduğunu ve yalanlarla doldurulduğunu açıklamaya mecburdur. Böyle bir beyanat verilmeden, Ermeni-Gürcü konuşmalarının hangi sorunları çözeceğini anlamak zordur ve insanı güldürmektedir.

Ermenilerin cevabı tipikti. Bu yozlaşmış diktatörler, Gürcistan ve Azerbaycan'ın, çok fazla demiryolu teknik araçları ve yolları olduğunu şikayet ediyorlardı.
Gürcistan'ın her cumhuriyetin sahip olduğu tüm emlakların o cumhuriyetin sınırları içinde olması hakkındaki teklifi 1918 yılının Mayıs ayında Güney Kafkasya Federasyonu dağıldığı zaman kabul edilmedi. Eğer bu telif kabul edilseydi, Ermenistan'ın kontrolünde birkaç eski, bozuk lokomotif ve 300 otomobil kalacaktı. Azerbaycan'ın tahminen 400 lokomotifi, 4000 otomobili, Gürcistan'ın ise 500 lokomotifi ve 8000'den çok otomobili olacaktı. Bu görüşmeler, Ermeni-Gürcü ilişkilerinde bir çok karmaşık sorunu ortaya çıkardı, (s. 146)

Hovanisyan "Gürcistan'da yaşayan tahminen yarım milyon Ermeninin statüsü haddinden fazla karmaşık ve ince bir sorundu." (s. 147) diye yazıyor.
Ermenistan'ın Gürcistan'la yeni savaşa başlaması dikkate alınırsa, bu önemli bir ifadedir.

Ermeni profesörü şunları söylüyor:

İdari reformlar hem Rus hem Ermeni pek çok memurun işten çıkarılmasına neden oldu. Başkente, gereğinden fazla yüklenmeyi azaltmak ve aynı zamanda başkenti göçmenlerden temizlemek maksadıyla Gürcistan İçişleri bakanı Ramişvili, mülkiyet sahibi olmayan bütün yabancı asıllı vatandaşların ve aile reisi olmayan bütün vatandaşların, başkentten çıkarılmaları hakkında emir verdi. Sonuncu gruba özellikle erkekleri Ermenistan'da ve Beyaz Ordu saflarında hizmet eden aile üyeleri dahildiler. Kanun ve kuralları ihlal edenlere ciddi cezalar öngörülmüştü. Ermeni görüşüne göre, Gürcistan'daki yeni kurallar, özellikle, Tiflis Şehir Dumasının (meclisinin) milliyetçi milletvekillerinin aldıkları kararlardı. Onlar "biz ne pahasına olursa olsun, 7a$«a/:lardan ve Ermeni bakanlarının ailelerinden yakamızı kurtarmalıyız" diyorlardı, (s. 148)

Hangi sıradan insan, alman önlemlerle ilgili yazılan bu Ermeni diktatörlerinin sözlerine inanabilir? Her şey bir yana, o zaman, bu diktatör Ermeni liderleri Gürcistan'la sebepsiz bir savaş başlatmışlar ve sonra da mağlup olmuşlardı. Şimdi ise, Hıristiyan Gürcüler, Hıristiyan Ermenilere inanmamak gerektiğini biliyor ve kendi hükümetinde yer alan kişilerin sadakatini temin etmeye çalışıyordu. Ermeniler ise uygulamalara itiraz ediyorlardı.

Ahalkalakin'deki insanların çektikleri azap, Gürcistan'daki bütün Ermenilerin bedbahtlığına sebep oluyordu. Türk işgalinin sonucunda 30 bin kişi öldürülmüştü. Sağ kalanlar ise acından ölüyorlardı. Kendi kızlarını kurtarmak isteyen bazı anneler, kızlarını Gürcü polislerine ve askerlerine eş olarak teklif ediyorlardı. Rus, Yahudi ve Gürcü işadamlarının Ermeni kızlarını yüz veya üç yüz rubleden satın aldığı ve onları fuhuşhanelere gönderdikleri hakkında rivayetler vardı. 8-10 yaşlarındaki erkek çocukları kapik-kuruş karşılığında Bakuriani'de satılıyordu. Yüzlerce kadın ve çocuk komşu Müslüman köylerinde işçi emeğine çalıştırılıyordu. Ahalkalakin'den gelen bütün yollara göçmen Ermenilerin cesetleri dağılmıştı... Tiflis hükümetinin Ahalkalakin'i Gürcistan'ın bir vilayeti saymasına ve orada seçim yapma girişimlerine bakmadan, hükümet, oradaki ölümleri azaltmak için hiçbir şey yapmadı, (s. 148)

Nihayet, Ermenistan ve Gürcistan, toprak değişimi konusunda anlaştılar. Ermeniler şu açıklamayı yaptılar:

Ahalkalakin'deki yakın tarihteki Ermeni üstünlüğü, 1828-1829 Osmanlı-Rus savaşı sırasındaki halkların mübadelesi (değiştirilmesi) sonucu ortaya çıkmıştır. Aleksandropol yakınlarındaki güney göller bölgesini çıkmak şartı ile bir Birleşik Ermenistan Devleti kurulduktan ve halkın yeniden yerleşmesinden sonra, Ermeni Hükümeti o toprakları boşaltacaktır, (s. 151)

Hovanisyan şöyle devam ediyor:

1800 yılında Ermeniler, şimdi Ermenistan, Gürcistan, Azerbaycan ve Doğu Türkiye olarak isimlendirilen topraklarda dağınık olarak yaşıyorlardı. Çok küçük bölgeler dışında her yerde Ermeniler azınlıktaydılar ve o topraklarda 700 yıl genelde Müslüman hakimiyeti altında yaşamışlardı. Sonra Rus imparatorluğu, Kafkas dağlarının güneyinde kalan Müslüman Türklerin topraklarını imparatorluk için işgal etmeye başladı. Esas sorunlardan biri, bu topraklarda yaşayan halkın göç ettirilmesi idi. Ruslar, bütün Müslüman halkları o topraklardan gaddarcasına kovarak oralara kendi Hıristiyan yönetimlerine sadık kalacağını düşündükleri Hıristiyan Ermenileri yerleştirdiler. Ortadoğu'daki diğer milletler gibi Ermenilerin sadakati sadece dini karakter taşıyordu. Ermenilerin büyük çoğunluğu Müslümanların yönetimi altında olmaktan dolayı oldukça kızgındılar. Şimdi onlara, Müslümanlardan alınmış ve Hıristiyan bir ülkenin yönetiminde, karşılıksız toprak teklif ediliyordu. (Türkiye'den ve diğer Müslümanlardan alınmış toprak) Mübadeleye başlandı. Erivan eyaletinde (şimdiki Ermenistan Cumhuriyeti) Türk çoğunluğun yerine Ermeniler buraya özellikle yerleştirildi. Gürcistan sahil kasabalarından, Çerkezis-tan'dan ve Kırım'dan diğer Hıristiyanlar da getirilerek topraklarından kovulan Müslümanların yerlerine yerleştirildi. Sık sık Müslüman katliamları yapılıyor ve bazı durumlarda onların üçte biri öldürülüyordu.

1827 yılından 1878 yılına kadar Ruslar, 1,3 milyon Müslümanı ana-baba yurdundan kovmuştu. Bu kovma olaylarının Ruslar tarafından istenen bir sonucu da, Ermeniler ve Müslümanlar arasında gitgide çoğalan nefret ve etnik kavgalardı. Rus savaşlarında, kendi ailelerinden bir çok insanın ölümünü görmüş olan Müslümanlar, Ermenilere kin ve nefret besliyorlardı. Müslüman yönetiminden nefret eden Ermeniler ise, Ruslara kurtarıcıları gözü ile bakıyorlardı. 1828, 1854 ve 1877 Rus-Osmanlı savaşlarında Ermeniler Doğu Anadolu'da Ruslarla işbirliği yapmışlardı. Ruslar geri çekildikten sonra, Müslümanların intikam alacağından korkan Ermeniler, Rusya'ya göç ettiler. Nefret her iki tarafta da arttı. (s. 162)

Sonuçta:

Güçlü Taşnakçı fraksiyon adına konuşan Simon Vratzyan Gürcistan'la yapılan savaşı "şimdi üzülerek aklına getirdiğini" yazdı ve dedi ki, "eğer iki ülke sorunların çözülmesi yolunda çalışsalardı, bütün bunlar olmazdı."

Fakat, Gürcistan'la yaptıkları savaşı, eğer Ermeni çete liderleri kazanmış olsaydı, hiçbir anlaşma olmayacaktı.

Kaynakça
Kitap: ERMENİSTAN: TERÖRİST "HIRİSTİYAN" DEVLETİN SIRLARI
Yazar: Samuel E. Weems
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Ermeni Tehciri ve Terörist Ülke Ermenistan

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir