Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Ermeni Terör Faaliyetleri

Burada Ermeni Tehciri ve Terörist Ülke Ermenistan hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Ermeni Terör Faaliyetleri

Mesajgönderen TurkmenCopur » 27 Ara 2010, 00:14

İlk Hıristiyan Ülkenin Kendileri Olduğunu İddia Eden Ermeniler Aslında Nasıl Hıristiyandırlar

Ermeni Terör Faaliyetleri

Hovanisyan şöyle yazıyor:


"Gürcistan'ın bağımsızlığını kazandığı ilk yıl içinde, Tiflis bölgesinde yaşayan 400 bin Ermeninin birlikte hareket etme kabiliyeti ciddi bir şekilde azalmıştı." Ancak Hovanisyan neden böyle olduğundan bahsetmiyor.

Aslında olayın tamamı şu şekilde gerçekleşmiştir:

Ermenistan, Gürcistan üzerine, sinsice, aniden ve hiçbir elle tutulur sebep göstermeden saldırmıştı ve bu yüzden "400 bin Ermeninin birlikte hareket etme kabiliyetinin ciddi bir şekilde azalması"nın nedeni işte buydu. Gerçekten de Gürcistan hükümetinin, Ermenilere güvenmek için ciddi nedenleri vardı.

Hovanisyan ayrıca şunları söylüyor:

Bu yapılanlar yetmezmiş gibi, Gürcistan Ermenilere ikinci sınıf vatandaşlık statüsü vererek onların zaten karışık bir sorun olan vatandaşlıklarını tehlike altına sokuyordu ve tüm Ermeniler bu nedenle endişe içindeydi. Bu insanlar, Gürcistan'ın mı, Ermenistan'ın mı yoksa Rusya'nın mı vatandaşıydılar? Yoksa, onlar ikili, hatta üçlü vatandaş olabilirler miydi? Ermenistan ile
Gürcistan arasında yürütülen ikili görüşmelerde, anlaşılır nedenlerle bu soruna bir çözüm bulunamadı. Gürcistan, bölünmüş kimliklere tahammül edemiyordu ve ülkesinde tüm vatandaşlık haklarından, kendisini yalnızca Gürcistan vatandaşı olarak kaydettirmiş insanların yararlanabileceğini savunuyordu, (s. 342)

Bu olayda şöyle bir insafsızlık var:

Ermeniler de daha sonra seçim yapacak duruma geldiklerinde, oy kullanılabilmesi için Gürcistan'ın vatandaşlarından istediklerinin aynısını şart koşacaktır. Hiçbir bedel ödemeden bir şeyler kazanma konusunda Ermenilerin sicili kabarıktır. Gürcistan'daki Ermenilerin hem Ermenistan'da, hem de Gürcistan'da oy kullanabilmelerini istemeleri bunun son örneğiydi. Bu isteğin gerçekleşmeyeceği belliydi, ancak Ermeniler, bütün yolları deneyerek kendi adamlarının Gürcistan seçim sürecine dahil olabilmesi için uğraşıyordu. Tabii, Ermenistan'da yaşayan Gürcülerin, Ermeni seçimlerine katılması kesinlikle mümkün değildi! Kısacası, Ermeniler Gürcülerin Ermenilere yaptıklarından yakınıyorlar, ancak kendi ülkelerindeki Gürcülere aynısını yapmaktan çekinmiyorlardı!

1919 yılının ilk günlerinde Tiflis'teki resmi görevliler, askerler ve belediye çalışanlarından Ermeni olanların isimleri ücret bordrolarından silindi ve bu şekilde, Ocak'ta, Ermeni-Gürcü savaşından hemen sonra, yapılan seçimlerde egemenlik kuran Gürcüler, bütün ülkede yönetimi ele geçirdiler. Şubat ayında yapılan Temsilciler Meclisi seçimlerini de bu şekilde kazanan Gürcüler, ülke çapındaki hakimiyetlerini artırdılar. Tiflis'teki belediye seçimlerinde olduğu gibi, bir çok Rus ve Ermeni, ya kendilerini geri planda tuttular, ya baskı nedeniyle seçimlere katılmaktan korktular ya da yeniden düzenlenmiş oy kullanma kıstaslarını yerine getiremedikleri için seçimdışı kalmışlardı, (s. 342)

Yukarıdaki satırlar, Hovanisyan'ın sevgili Ermenilerinin uyguladığı çifte standartları açıklama çabalarına güzel bir örnektir. Ermeni saldırganlıklarına nasıl kılıf uydurduğuna ve kendi başlatıp kaybettikleri savaşlarda karşı tarafı nasıl suçladıkların bir bakın.
Gürcistan Ermenistan'la savaşta olduğu dönemde, Ermeni asıllı devlet memurları, askerler ve belediye çalışanları arasında nüfuz sahibi olanları görevlerinden alıyor ve bu şekilde vatandaşlarının sadakatini sağlamaya çalışıyor. Hovanisyan buna karşı çıkıyor. Peki Gürcülerin ne yapmasını bekliyor acaba? Açıkça hainlik yapan, Gürcistan'ı sırtından hançerleyen ve el altından çökertmeye çalışan Ermenileri bağrına basmasını mı? Ermeniler bir kez daha, onları besleyen eli ısırıyor ve elin sabihi tepki gös-terdiğindeyse "bu el pistir" diye yaygara koparıyor.

Hovanisyan, Gürcistan'ın yalnız kendi vatandaşlarının oy kullanma hakkı bulunduğunu söylemesine karşı çıkıyor. Peki, Ruslar, Ermeniler, ya da başkaları neden Gürcistan seçimlerinde oy kullanmak istesin ki? Hele hele, sadece Gürcistan vatandaşı olarak kaydedilmeyi kabullenmemişlerse... Üstelik, o dönemde Ermenistan açık bir diktatörlükle yönetilmekteydi. Gerçi, Hovanisyan devletin fiilen kurulduğunu söylese de, durum aslında bu kadar basitti.
Hamozusp Ohancanyan olayı tipiktir. Gürcistan da Ermenistan da Sosyalist Enternasyonal'in üyesiydi. İki ülke arasındaki toprak sorunu Sosyalist Enternasyonal'in İkinci Kongresinin gündemine alınmıştı.

Bu konuda Hovanisyan şu bilgileri veriyor:

Enternasyonal'e sunduğu raporunda Ohancanyan, Ermenistan'ı 1915 yılında çarmıha gerilmiş, 1918 yılında ise yeniden dirilmiş olarak betimler. Avetis Abaronyan gibi, o da, Ermeni hedeflerinin mümkün olan en yüksek seviyeye ulaşabilmesi için uluslararası işçi hareketinin Kafkaslar Ermenistanı, Türkiye Ermenistanı ve Kilikya'nın birleşmesiyle oluşacak büyük bir Cumhuriyetin kuruluşunda destek vermesini ister, hizmet eder, işçi hareketini Kafkas Ermenistan'ını, Türkiye Ermenistan'ını ve Kilikya'yı kendinde birleştiren yeni birleşmiş Ermeni Cumhuriyetinin kurulmasına yardım etmeye çağırır. Ona göre, İkinci Enternasyonal, Ermenistan'ın hayrına ortaya atılanların oylarına, kendi oyunu da katmalıdır. İkinci Enternasyonal, müthiş sıkıntılardan geçen, bir milyondan fazla insanı soykırıma tabi tutulmuş ve Paris Barış Konferansı'na kabul edilmemiş Ermenistan'ın yanında yer almalıdır, (s. 350)

Burada, ölümlerin sayısı 1 milyon olarak gösteriliyor. Birkaç yıl sonra, aynı sayı, 1,5 milyona yükseltildi. Bugün, bazı Ermeniler, ölümlerinin 2 milyon olduğunu iddia ediyorlar. Ölüler çoğalır mı? Aslında onların söyledikleri şöyledir; muhtelif yerlerde verilen rakamlar 300.000 ile 2 milyon arasında değişiyor ve gidip 1,5 milyonda duruyor, sanki açık arttırma yapılıyor. Bütün bunlar yetmezmiş gibi, tahminen 2,5 milyon kayıp veren Müslümanların sayısı (her bir Ermeniye karşılık tahminen dört Müslüman) hiçbir zaman gösterilmiyor, sanki onları sayan kimse yokmuş gibi davranılıyor. Neden, Hovanisyan, bu konuda, kendi tarihimiz diye isimlendirdiği seri kitaplarında, bu belgelenmiş, tanıklı ve ispatlı ölüm olaylarını sessizce geçiştiriyor ve hiçbir bilgi vermiyor?
Hıristiyanlar için en üzücü olanı şudur ki, Ermeniler kendilerini "çarmıha gerilmiş" ve "dirilmiş" İsa Mesih'e benzetiyorlar; bu "Allah'a küfür"dür [blasphemy]! Webster'in New World Dictionary [Yeni Dünya Sözlüğü] kitabında "Allah'a küfür" "ahlaksızlık ve hürmetsizliğe içeren her tür işaret, arzu ya da istek" olarak tanımlanır. Bu, "birisi ya da bir şey için şeytanı göklerden çağırma"ya benzer bir harekettir.

Ermeniler, Müslümanları, insan olarak kabul etmiyorlar. Webster'ın tanımına göre, böyle bir dışlamaya asla izin verilmemektedir. "Allah'a küfür" "Allah'a küfür"dür ve başka bir din veya ırktan olunması fark etmez.
Ermeniler, Gürcistan'dan geri çekilmeye mecbur bırakıldıktan sonra, yeni topraklara sahip olabilmek için dikkatlerini Azerbaycan'a çevirdiler. Her zaman olduğu gibi, Ermeniler, hasretini çektikleri toprakları ele geçirmeden önce, sorunu görüşmeler ile çözmeye çalıştılar.

Hovanisyan bu konuda şunları yazıyor:

Birkaç planlama toplantısı yapıldıktan sonra, birkaç özel komisyon tarafından ve iki ya da üç gayriresmi temsilci heyeti tarafından daimi diyaloglara başlandı. Planlanmış politik kombinasyonlar ve uzun uzadıya sürdürülen görüşmeler hiçbir sonuç vermiyordu. Aslında buna hiçbir sonuç vermiyordu demek de pek doğru olmazdı. Fakat, her sorunda rekabet ön plana çıkıyordu. Azerbaycan, Ermenistan dağlarında otlakları için ek yerler ve Andranik gibi hainlerin başında bulunduğu Ermeni çetelerinin tehlikesinden korkarak kaçan Müslümanların doğdukları topraklarına yeniden dönmelerini istedi. Ermenistan ise Güney Kafkasya'da engelsiz hareket edebilmek için geçiş ayrıcalıkları ve Azerbaycan askeri güçlerinin Karabağ'dan çıkarılmasını istiyordu, (s. 357)
Ermenistan'ın karşı karşıya kaldığı bir önemli problem de Rusya'da hızla yayılan iç savaştı.

1919 yılı boyunca, Ermenistan Cumhuriyeti'nin Rusya ile ortak sınırı yoktu. Rusya'nın Gönüllüler Ordusu ile doğrudan bir ilişkisi de yoktu. Fakat, her ikisi de dış politikasının temelini oluşturuyordu. Ermenistan bağımsızlık yolunu seçmişti.

Fakat, yardımsever Rusya'nın şunları yapmasını umut etmektedir:

1) Gürcistan ve Azerbaycan tarafından kendisine yapılan baskıları durdurmasını
2) Yeniden gençleşmiş ve güçlenmiş Türkiye'nin her zaman geçerli olan tehditlerinin önüne bir set çekmesini
3) Rusya'daki binlerce Ermeni mültecinin hayatının güvence altına almasını ve orada kurulmuş Ermeni birliklerinin Erivan'a maddi destek göstermelerini desteklemesini ve
4) Rusya Ermenistanı eyaletlerinin, Türkiye Ermenistanı ile birleşmesini ve özgür, bağımsız ve yaşanabilir bir ülkenin ve milletin oluşmasını kabul etmesini.

Elbette, Rusya ile bu sorunların çözülmesinde sayısız zorluklar vardı. Rusya hangi tarafa yönelecekti? Moskova'daki Sovnarkom'a mı, Yekaterinburg'daki gönüllü ve Kazak merkezine mi, Sibir-ya'daki Kolçak rejimine mi yoksa ya da Baltık ve Arktika'daki anti-Bolşevik yönetimlere mi? Bunların herhangi biri ya da ortaklıkları Rusya'nın geleceğine ciddi etki edecekti, (s. 360)

Ermeniler, yukarıda adları verilen tüm gruplarla iyi ilişki kurmuşlardı. Fakat, Ruslarla ilişki kurmaya çalıştıklarında dikkat ve ilgi görmediler. Aradan uzun aylar geçtikten sonra, Rusya ile ilişki kurmak için, çalışmalarının yetersiz olduğunu öğrendiler.
Osmanlı İmparatorluğu'nun sınırlarında bağımsız Ermenistan Devletinin kurulması, Ermeni-Türk ilişkilerinin geleceğiyle ilgili bir çok soruyu da beraberinde getirmişti. Hiç şüphe yoktu ki, Ermeni liderleri, 400 yıldan fazla zaman kendilerine efendilik yapmış olanlara yönelttikleri haddi hesabı olmayan nefret ve zalimliğin artık yumuşatılması gerektiğini anlıyorlardı. Eski dargınlıkların hatırlanması, cumhuriyete hizmet etmenin yolu değildi. Türkler ve Ermeniler, Müslümanlar ve Hıristiyanlar ister dost gibi, ister düş-man gibi olsun birer komşu olarak yaşamak zorundaydılar. Türklerin verdiği zararlar karşılanmadan, Doğu Anadolu'daki büyük yaylayı geri almadan, Ermenistan, kendi ayakları üzerinde durmaya muktedir olamayacaktı, (s. 416)

Basit mantık, 500 yıl zarfında olduğu gibi, açgözlü Ermeni liderleri barışı alt üst edene kadar yaşadıkları gibi, komşularıyla iyi ilişkiler içinde yaşamaları gerektiğini söylüyordu. Fakat, Ermenilerin gözü hiçbir zaman doymayacak ve komşu devletlerden gittikçe daha çok toprak talep edeceklerdir. Ermenilerin tutumu şöyleydi - "Biz komşularımıza ebedi olarak nefret ve kin besleyecek, topraklarını ele geçirmek için onları öldüreceğiz." Bunun doğruluğunu, Ermeni hareketleri defalarca ispat etmiştir.

Şu gerçekleri bir düşünün:

1920'li yılların öncesinde Ermeni teröristleri bütün dünyaya dağılarak bir biri ardınca Türkleri öldürdüler. Bu tür kanunsuz öldürmeler birkaç ülkede yaşanmıştı. Ermeniler hem savcı, hem hakim, hem mahkum, hem de cellattılar. Bugün de dünyanın her yerindeki Türkleri öldürmeye devam eden Ermeniler için, bu davranış tarzı tipik Ermeni adaletidir. Son yıllarda, Ermeniler Türkleri öldürebilmek için ABD'yi zaptetmişlerdir. Üç Türkü California'da, bir başka Türkü de Massachusetts eyaletinde öldürdüler. Evlere atılan yüzlerce bomba, yapılan bomba tehditleri, saldırılar ve dayak atmalar, korku ve diğer suç unsurları, Ermenilerin dünyanın her köşesinde işledikleri suçların bir karışımıdır!

Bugün Ermenistan'da dini özgürlük yoktur. Şunları dikkate alın:

Ermenistan Anayasası, Ermeni Kilisesi'ne Milli Kilise statüsü tanımıştır. Ermenistan Hükümeti'nin 1991 yılında kabul ettiği kanunla Ermeni Kilisesi'nin mevkisini daha da güçlendirilmiştir. Bu kanuna dayanarak hükümetin kurduğu Din İşleri Konseyi devlete bağlıdır ve diğer dini teşkilatların kontrol edilmesi görevine sahiptir.

Ermeni Gregoryan Kilisesi, diğer dinlere hizmet eden kilise mensuplarına dini özgürlük tanınmasını tartışmaya bile açmıyor. Mesela, 1991 yılında çıkarılan bir kanun ile, Ermeni Kilisesi'nden başka yerlerde "kendi dinince ibadet etme" yasaklanmış ve bütün dini merkezlere ve teşkilatlara ülkenin Dini İşler Konseyi'ne kendilerini kaydettirmeleri emredilmiştir.

1997 yılında, diğer dini kurum ve teşkilatların kayıt şartlarını daha da zorlaştırmak için 1991 yılında çıkarılan kanun değiştirildi. Bu kanuna göre, kayıt olmak isteyen dini kurumlarda yaşlı insanların sayısı 50 ile 250 arası olabilir. Kanun, dış merkezli kiliselerin, dışarıdan yardım almalarını engellediği gibi, Gregoryan kilisesinden başka diğer dini kurumlar, sosyal alanlarda dini ayin yapmak, dış ülkelere gitmek ve dış ülkelerden ülkeye konuk davet etmek isterlerse, ülkenin Dini İşler Konseyi'nden izin almak zorundadır.
Basit bir şekilde söylersek, Ermeniler, dini özgürlüklerin kullanılmasını istemiyorlar, çünkü, onlar hiçbir başka yönlü, başka uygulamalı ya da özellikli, Hıristiyan inancının, kendi ülkelerine girmesini istemiyorlar. Bu konuda sadece, özel devlet kilisesi olan Ermeni Gregoryan Kilisesi'ne ayrıcalık tanınmıştır.

Madalyonun öbür yüzü ise ilginçtir:

Bu "resmi" Ermeni Gregoryan Kilisesi Hıristiyanlardan para koparmak için dünya çapında çalışır. Bu yüzden Ermeni Gregoryan Kilisesi, Dünya Kiliseler Birliği'nin üyesidir ve yasal ve doktriner farklara bakmaksızın Doğu Ortodoks Kiliseleri, Roma Katolik Kilisesi ve önemli Protestan Kiliseleri de dahil olmak üzere diğer Hıristiyan inançlarıyla dostça ilişkiler kurmuştur. Mekitarist Katolik Birliği ve Metodistler de dahil olmak üzere bazı dini gruplarla ilişkiler çeşitli ortak faaliyetler sayesinde güçlenmektedir. Birleşik Metodist Komite, Ermeni-Gürcü-Amerikan Ortaklar Birliği ve Mekitarist Kültür Merkezi, insani yardımların ve dini tahsil araçlarının yerine ulaştırılmasında, Ermeni Gregoryan Kilisesi ile birlikte çalışmaktadır.
Şunu vurgulayalım, Ermeni Anayasasına göre başka Hıristiyan gruplarının Ermenistan'a gelip dini eğitim yapması mümkün değildir. Buna rağmen, "resmi" Ermeni Kilisesi bütün dünyadaki Hıristiyanlarla ilişki kurarak İsa kardeşliği adına, kendilerine insani yardım yapılmasını istiyor.

Ermeni etnisitesi ile din arasında çok kuvvetli bir bağ vardır. Ermenistan'ın komşusu Azerbaycan'ın Karabağ bölgesine saldırısının sonucu, Ermenistan'da yaşayan bütün Müslümanlar ülkeden zorla kovuldu. Müslümanlara yöneltilen antipati, bugün Ermenistan'ın önündeki en büyük sorundur. Mesela, bugün bütün Ermenistan'da normal olarak faaliyetini sürdüren tek bir cami yoktur. Yalnız 18. yüzyılda Erivan'da yapılmış olan cami yıkılmamıştır ve bu camiyi de parasını İran verdiği için tamir etmişlerdir. Bütün gün kapalı olan bu caminin kapıları, yalnız gerektiği zaman ibadet edenlere açılıyor. Ermenistan'da Müslümanların dini özgürlükleri hiçbir şekilde yoktur.

Ermenistan'ın dini ayrımcılık yasaları yüzünden, çoğu dini grup, dinsel, sosyal, ekonomik ve felsefi nedenlerden dolayı ülke dışına göç dalgasına katılmıştır.

Tüm bunların ABD için önemi nedir? Son on yıl içinde Kongre, Ermenistan denen bu terörist ülkeye 1,4 milyar dolardan çok yardım parası göndermiştir. Ancak endişeye gerek yok. ABD Hükümeti, Ermenistan'da dini özgürlüğün artırılması için uğraşmaktadır. ABD Hükümeti, Ermenistan'daki dini ve semavi grupların liderleri ile yakından ve muntazam ilişki kurmayı kendi elçisinden istemiştir. Elçilik görevlileri muntazam olarak dini gruplarla görüşmektedirler. Aslında, Ermenilerin ülkelerine girmesine tek izin verdiği dini gruplar, Ermenistan'a "Hıristiyan insani" yardım getiren gruplardır.
Tüm dünya, Ermenistan'da İsa Mesih adına konuşanın Ermeni Gregoryan Kilisesi olduğunu biliyor ve anlıyor.

O zaman onlara şu soruları sormak gerekir:

İstanbul'daki kiliseden farklı olarak, niçin Ermeni Gregoryan Kilisesi kendi milletinin terörist gruplarının faaliyetleri hakkında bu kadar sessiz kalıyor?

Mesela:

- Ermenistan Bağımsızlığı için Ermeni Gizli Ordusu [ASALA]
- Ermeni Soykırımı için Adalet Komandoları (JCAG)
- Yeni Ermenistan Direniş Grubu
- 28. Ermeni Grubu
- Ermenistan Özgürlük Cephesi
- Soykırım Karşıtı Ermeni Militan Komandoları
- Ermeni Gizli Ordusu Yeni Ermeni Direnişi
- Kara Nisan
- 3 Ekim
- Dokuz Haziran Teşkilatı
- Altıncı Ermeni Kurtuluş Ordusu
- 24 Eylül Suikast Komandoları
- Orly Teşkilatı
- Ermeni Dünya Ceza Teşkilatı
- Ermeni Kızıl Ordusu
- Ermeni Devrimci Hareketi

Bunlar korkakların bütün dünyada insanlara haincesine saldırılarından sonra kullandıkları isimlerden sadece bir kaçıdır. Ermeni terörist saldırıları o kadar çoktur ki, yalnız onların faaliyetleri hakkında birkaç kitap yazılabilir. Ermeni teröristleri dünyanın çeşitli şehirlerinde insanları öldürmüş ya da yaralamışlardır.

Bu şehirlerden bazıları şunlardır:

ParisBeyrutViyana
FrankfurtEssenHaaka
MilanAmsterdamTahran
BernTorontoOttava
DortmundLizbonRoterdam
KölnZürihRoma
BürükselMadridCenevre
KopenhagenMarsilyaAtina
LyonStrasburgSidney,
LozanAnkaraBurgoy
BelgradRennesBonn
Baküİstanbul


Bu kitabın yazarının araştırmalarının sürdüğü zaman diliminde ABD, yirmi bir defa bu terör saldırılarının hedefi olmuştur. Amerika yardım derneklerinin gölgesinde faaliyet gösteren bu Ermeni teröristleri, ABD toprakları üzerinde, yirmi bir defa ayrı şahıslara saldırmışlardır.

- Santa Barbara, California
- New York, New York
- Los Angeles şehri, California
- Cambridge, Massachusetts
- Tampa, Florida
- San Francisco, California
- Anaheim, California

1) 27 Ocak 1973 günü California eyaletinin Santa Barbara şehrinde ABD vatandaşı Gourgen Yanikyan Türkiye'nin Başkonsolosu Mehmet Baydar ve yardımcısı Bahadır Demir'i öğle yemeğine davet etti. Hiçbir şeyden şüphelenmeyen diplomatlar dostça daveti kabul ettiler. Gourgen Yanikyan, öğle yemeği sırasında iİci diplomatı hunharca öldürdü. Ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

2) 26 Nisan 1973 günü New York şehrindeki Türk Danışma Kurumu'na bombalı saldırı yapmaya çalışıldı. Bomba zamanında fark edilerek etkisiz hale getirildi. Kendilerini "Yanikyan Savaş Gurubu" olarak adlandıran terörist çete, olayın sorumluluğunu üstlendi. Santa Barbara'da iki Türk diplomatını öldüren katil Gourgen Yanikyan'ı özgürlüğüne kavuşturmak istiyorlarmış.

3) 4 Ekim 1977 günü, California eyaletinin Los-Angeles şehrindeki eyalet üniversitesinde (UÇLA) Osmanlı tarihi dersleri veren Prof. Stanford Shaw'un evine bomba atıldı. Sorumluluğu 28. Ermeni Grubu üstlendi.

4) 5 Ağustos 1980 günü, New York'taki Türk temsilciliğinin Birleşmiş Milletler binasının karşısındaki binasına plastik bomba atıldı.

5) 6 Ekim 1980 günü California eyaletinin Los Angeles kentindeki Türkiye Konsolosu General Kemal Arıkan'ın evine molotof kokteyli atılır, yaralanan konsolos evin yıkıntıları arasından çıkarılır.

6) 12 Ekim 1980 günü yine Los Angeles'ta sahibi bir Türk-Amerikalı olan seyahat acentası bombalanır. Sorumluluğu JCAG üstlenir.

7) 3 Şubat 1981'de Los Angeles'ta bomba imha ekipleri İsveç Konsolosluğu'nun solundaki bir bombayı etkisiz hale getirdi. Teröristler, saldırılarının Amerikan vatandaş bir Ermeni olan ve Avrupa'da terör faaliyetleri nedeniyle tutuklanan Suzy Mahsereciyan serbest bırakılana kadar devam edeceği tehdididini isimsiz bir telefonla etti.

8) 3 Haziran 1981'de, Los angeles'taki bomba saldırısı bir Türk folklor ekibinin gösterisini iptal ettirdi. Benzer bomba saldırısı tehdidi aynı grubun San Francisco'daki gösterilerini de iptal ettirmişti.

9) 26 Haziran 1981'de, Los Angeles İsveç Bankacuk Yirketi'nin binasının önünde bir bomba patladı. Bu da 9 Temmuz Örgütü'niın işiydi.

10) 20 Ağustos 1981'de Los Angeles'ta İsveç Dakik Aletler Ofisi'nin dışında bir bomba patladı. Eylemi 9 Temmuz Örgütü üstlendi.

11) 20 Kasım 1981 günü, Türkiye'nin Los Angeles Başkonsolosu Beverly Hilss'de saldırıya uğrar ve ciddi bir şekilde yaralanır. Eylemi "Ermeni Soykırım "grubu üstlenir.

12) 13 Ocak 1982 günü Kanada'nın Toronto kentindeki Türkiye Başkonsolosluğu'na bir ASALA bombası ciddi hasar verir.

13) 28 Ocak 1982 günü, Türkiye'nin Los Angeles başkonsolosu Kemal Arıkan işe giderken 2 terörist tarafından suikaste uğrar ve
öldürülür. On dokuz yaşındaki Ermeni Hampig Sassounyan yakalanarak ömür boyu hapis cezası ile cezalandırılır.

14) 1982 yılın Mart ayında Massachusetts-Boston'da Türkiye Fahri Konsolosu Orhan Gündüz'ün mağazası bombalanır. Orhan Gündüz saldırıdan az önce bir ültimatom almıştır: Ya fahri görevini bırakacaktır, ya da öldürülecektir. Eylemi JCAG üstlenir.

15) 4 Mayıs 1982 günü Massachusetts eyaleti Cambridge şehrinde, fahri konsolos Orhan Gündüz öldürülür. Katil hala aranmaktadır.

16) 18 Nisan 1982 günü, Kanada'nın Ottowa kentindeki Ticaret Müşaviri Kani Güngör, silahlı saldırıya uğrayarak ağır yaralanır. Eylemi Asala üstlenir.

17) 18 Mayıs 1982 günü Kanada'nın Toronto kentinde ülkeden para kaçırmaya çalışan dört Ermeni tutuklanır. Para Ermenilerden toplanmıştı. Yapılan araştırmadan, Ermeni terör çetelerine para vermek istemeyen bir Ermeninin evinin de bombalandığı açığa çıkmıştır.

18) 18 Mayıs 1982 tarihinde Florida eyaletinin Tampa kentinde Türkiye'nin Fahri Konsolosu Naş Karakaş'a ofisinde bir saldırı düzenlenir.

19) 18 Mayıs 1982 günü Los Angeles kentindeki İsveç Bankacılık Şirketi'nin ofisi bir bombayla hasara uğratılmıştır. ASALA mensubu dört Ermeni suçlanmaktadır.

20) 30 Mayıs 1982 günü, Los Angeles kentindeki Air-Kanada kargo şirketinin ofisine bomba koymaya çalışan ASALA'ya men-sup üç Ermeni suçüstü yakalanmıştır.

21) 27 Ağustos 1982 günü Kanada'nın Ottawa şehrinde Türkiye Büyükelçiliği Askeri Ataşesi Albay Atilla Alkat arabasında suikaste uğrar. Eylemi JCAG üstlenir.

22) 26 Ekim 1982'de, Los Angeles'ta 5 Ermeni terörist tutuk-landı ve Philadelphia Fahri Konsolosunun ofisini patlatmak için gizli plan yapmakla suçlandı.

23) 21 Ocak 1983'te Anaheim'da 9 "karmaşık" el bombası, fitilleri yanmaya başlaması üzerine bir yangına sebebiyet vermemek için bir Ermeni fırınından dışarı atıldı.

24) 29 Mart 1984'te Los Angeles'ta ASALA tehdit mektubu göndererek Olimpiyatlar'a katılacak Türk atletlerinin öldürüle-

trafiğin en sıkışık olduğu zaman havaya uçurulur ve kaosa neden olur. Eylemin sorumluluğunu "Vatamızın Kurtuluşu için Ermeni Gizli Ordusu" üstlenir.

Yukarıda açıkça gösterdiğimiz gibi, ABD Ermeni teröristlerinin tek hedefi değildi. Çünkü onlar, dünyanın çeşitli ülkelerinde hedeflerine ulaşabilmek için saldırıyorlardı. Bu kadar geniş yayılan ve düzenlenen bir terör kampanyasını kim düzenliyor ve kontrol ediyordu? Bu kadar teröristi ve bu boyda bir terör teşkilatını yaşatmak ve korumak için gerekli olan parayı kim ödüyordu? Bu teröristleri kim yetiştiriyordu? Kendilerini nasıl adlandırdıklarına bakmadan, bu teşkilatların 71 kişi öldürdüğü ve 387 kişiyi yaraladıkları resmi kayıtlara geçmiştir.

Şimdiki dünyada, bu tür terörist eylemler karşısında Ermeni Gregoryan Kilisesi neden susuyor? İsa Peygamber, kesinlikle böyle davranışları onaylamazdı. Peki öyleyse, Ermeni Kilisesi, Ermenilerin bu terörist eylemlerini niçin lanetlemiyor? İsa Peygamber, hiç kimseye karşı intikam ve nefret telkin etmemiştir.

Neden Ermeni Hükümeti, kendi istihbarat teşkilatlarından yararlanarak böyle terörist eylemleri ve bunlarla uğraşanları ortaya çıkararak lanetlemiyor ve bu işin önünün alınması için çalışmıyor? İnsanlık aleyhine yönelen bu dehşetli cinayetleri önlemek için Ermeni Hükümeti çok hafif deyimler kullanıyor ve ölümlerin ve terörün durdurulması için hiçbir şey yapmıyor. Garip değil mi? Ermeni Hükümeti maaşlı ajanlarını yardım dilenmek için dünyanın her bir köşesine gönderebiliyor, ama, Ermeni terörünün durdurulması için yardım edemiyor? Bu neden böyle oluyor?

Ermenilerin ABD'de işledikleri cinayetlerin tümü Ermeni-Amerikalıların yoğun olarak yaşadıkları bölgelerde olmuştur. Neden bu etnik grup, onların burunlarının dibinde ortaya çıkan bu terörist saldırılara sessiz kalmaktadır?
Niçin ABD Hükümeti, bu çığırtkan ülkeye milyarlarca dolar yardım veriyor? Onlar, bu yardımların karşılığını ABD içinde terör yaratarak veriyorlar.

Niçin ABD Kiliseler Birliği "Hıristiyan İnsani Yardım" adlı komiteye mil-yarlarca dolar veriyor? Bu parayı olan Ermeni Kilisesi ve Ermeni Hükümeti, ağızlarına su alıp oturuyorlar, bu alçakça terörü durdurmak için hiçbir şey yapmıyorlar.
28 Mayıs 1919 günü, Ermeniler, yeni devletlerinin birinic kuruluş yıldönümünü kutladılar.
Durum normal değildi; yiyecek yetişmiyordu, yasa tanımazlık ve derin iç çekişmeler ülkeyi sarsıyordu. Ermenilerin iki zıt kutbunu birbirine yakınlaştırma çalışmaları çok yavaştı ve alınan ilk sonuçlar, kesinlikle ümit vermiyordu.

Hovanisyanise şöyle yazıyor:

Sonuç olarak Ermenistan'ın bir bağımsız bir ülke gibi yaşaması akla yakın görünmüyordu. O devlet, tarihi Ermenistan'ın uğrunda mücadele edilen büyük yaylasında değil, bütün yaşamında Rus mührü olan uzak bir eyalette kuruldu. Kafkasya'daki yarım milyon Türkiye Ermenisine göre hükümet ve kurtarılmış Ermenistan'ın başkenti Erivan'da değil, Karin'de (Erzurum), Van'da ya da Kilikya'nın büyük bir şehrinde kurulmuş olmalıydı. Onlar, sınırsız bir sabırsızlıkla şimdi batı tarafındaki ufkun arkasında kalmış evlerine dönmek için imkan arıyorlardı, (s. 450)

Ermeniler hala bekliyorlar. Tarihin 500. yılından 18. yüzyılına kadar bu topraklar Türklerin elinde olduğu için, Ermenistan üzerinde hak iddia ettiği toprakları hiçbir zaman görüşmeler yoluyla ya da savaşarak geriye alamaya-caktır.

Ermenistan Devletinin kuruluşunun birinci yıldönümünde, Ermeni temsilci heyetinin başkanı Avetis Aharonyan bir konuşmasında şunları söylemiştir:

Ana toprağın bir parçası üzerinde karar veren cumhuriyette, Ermeni halkı güçlük ve ölüm bulmuştur. Küçük kardeşi gibi Rusya Ermenistanı ilk adımı atmıştır. Şimdi ise kendi büyük bacısı olan Türkiye Ermenistanı onu kucaklamak için yakınlaşmaktadır.
Şehit olan kahramanlarımıza, ırkımızın Vahanlarına selam olsun!

Sayfanın altında Hovanisyan, "Vahan" sözünü açıklar:

Vahan, Hıristiyanlıktan önce Ermenilerin Güneş Tanrısı, Cesaret ve Savaş Tanrısı, ejderha öldürücü ve göğün, yerin ve denizin evladı gibi ateşten yaratılmıştır. Erken Hint-Avrupa inançlarında olduğu gibi, Vahan, bütün Ermenilerin Tanrısı ve Ermeni ülkülerinin kişileşmiş sembolü olarak kabul edilir, (s. 463)

Ermeniler, kendilerini ilk Hıristiyan millet saysalar da, onların niçin İsa Peygamberin öğretilerine uymadıkları çok açıktır.
Ermenilerin Hıristiyanlığı kabul ederlerken, bütün temelleri korumak ve bütün Tanrılara uymaktan başka bir maksatları olmamıştır. Eğer, Amerikalı Hıristiyanlar, bunların İsa Peygamberin öğretilerine ek olarak başka bir Tanrıya da inandıklarını bilselerdi, onlara kesinlikle para yardımı yapmazlardı. Bunun kanıtı, Ermenilerin kendi çocuklarına, hala, Hıristiyanlıktan önceki Allahlarının adı olan Vahan ismini vermeleridir.

28 Mayıs 1919 tarihinde Ermenistan'ın kendi kendini hükümet tayin etmiş hükümeti, ülkenin birleşmesi için bir emir yayınladı. Diktatör hükümetin bu emri, çok şiddetli itirazlara uğradı.
28 Mayıs emri güçlü bir karşı koyuş yarattı. Birleşmekle ilgili olan resmi beyan, doğal olarak Rusya Ermenistanı ile Türkiye Ermenistanı ve Taşııakçüaüa, Taşnak karşıtlarının liderleri arasında fikir ayrılığına sebep oldu. (s. 464)

Erivan'da yayınlanan gazetelerden biri, bu tartışmalı konu hakkında şunları yazıyordu:

Birleşik Büyük Ermenistan, prensip olarak güzel ve iyi düşünülmüş olsa da, hayata geçirilmesi mümkün olmayan bir hayaldi. Yalnız parlamentonun ve hükümetin bu tür teknik ve de uzak hedeflere yönelik yükün altına girme yetkisi vardır. Halbuki, bu kurumların, yani Erivan'daki parlamento ve hükümetin Ermenistan'ı yöneten kanunları hayata geçirmeye ne hakkı vardı, ne de yetkisi. Buna karşılık, Paris'teki milli birliklerle işbirliği yapan bu eyalet hükümeti, aslında öncelikle, kendi yetki ve sorumluluğunun sınırlarını belirleyen seçilmiş organlar kurmalıydı. Joguvord'a (Ermeni muhalefet lideri) göre, soruna başka alternatifler çok işe yarar olmayacaktır, çünkü, Rusya Ermenistanı ve Türkiye Ermenistanı kökünden farklı politik ve ekonomik koşullarda var olmuş ve birbirine benzemeyen medeni aşamaları geçip gelmişlerdir, (s. 471)

Bu hükümet krizi, Ermenistan tarihinde ilk defa halk arasında parlamento seçimlerinin yapılmasına sebep oldu:

Cinsiyetine, dinine ya da ırkına bakılmaksızın, Türkiye Ermenistanı'ndan kaçmış bulunanlar da dahil olmak üzere, kaydını yaptırmış bulunan bütün vatandaşlara oy verme hakkı verildi. Bütün ülke genelinde, ülkenin bütününü kapsayan, genel, eşit, doğrudan ve dengeli seçimlerle parlamentoya 80 üye seçildi, (s. 471)

Gürcistan'ın kendi vatandaşrı olmayanlara oy kullanma hakkı vermemesine Ermenistan, seçimler öncesinde itiraz etmişti. Şimdi ise Ermenistan da kendi vatandaşlarına aynı şekilde davranıyordu.

Daha önemlisi, parlamentoya seçilecek 80 üye, bütün ülkeyi kapsayan tek seçim bölgesinden seçilecekti. Yani bölgesel oylar değil, bütün oylar üzerinden seçilebilecekti. Çok garip bir seçim değil mi? Bölgeler, şehirler çok az üye seçebiliyordu. Bu sistem, sahtekarlıklar için bütün kapıları alabildiğine açıyordu.

Seçim olarak adlandırılması pek mümkün olmayan bu sistemin niçin getirildiğini anlayan bazı partiler, seçimleri boykot ettiler. Kabaca söylersek, geminin kaptan köşkünün kapısı onların yüzüne kapatılmıştı.

Hovanisyan gözlemlerini şöyle belirtiyor:

Üzücü bir şekilde, parlamentoda çoğunluğu Taşnaksütyun kazandı. Güçlü bir muhalefetin olmaması dehşetli şekilde hissedilecek ve hükümetin dayandığı temeli daraltacaktır, (s. 474/475)

Diktatörlük iktidarının devam etmesi için seçimlere müdahale etmişti. Aynen, Komünistlerin Rusya seçimlerinde yaptıkları gibi. Sonuç önceden biliniyordu ve Ermenistan'da diktatör devletin süreceği tahmin edilmişti. Hiç olmazsa birkaç ay sonra Komünistlerin gelerek Ermeni Hükümeti ile anlaşması ve bir mermi bile atmadan her şeyi ele geçirmelerine kadar diktatörlük at oynatacaktı.

Kaynakça
Kitap: ERMENİSTAN: TERÖRİST "HIRİSTİYAN" DEVLETİN SIRLARI
Yazar: Samuel E. Weems
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Ermeni Tehciri ve Terörist Ülke Ermenistan

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir