Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Ermenistan Cumhuriyeti Kendi Halkının Oylarıyla Kurulmamıştı

Burada Ermeni Tehciri ve Terörist Ülke Ermenistan hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Ermenistan Cumhuriyeti Kendi Halkının Oylarıyla Kurulmamıştı

Mesajgönderen TurkmenCopur » 27 Ara 2010, 00:03

Ermenistan Cumhuriyeti Kendi Halkının Oylarıyla Kurulmamıştır

Birinci Dünya Savaşı'nın kara bulutları çekilmeye başladığı sıralarda Ermenilerin küçük bir grubu, Rusya'nın dağlık arazisinin küçük bir bölümünde "Ermenistan Cumhuriyeti" ilan ettiler. Aslında bu ilanı yapanlar, çeşitli kişilerden oluşmuş küçük bir grup diktatörden başka bir şey değildi. Hovanisyan'ın belirttiği gibi "Kanunsuzluğun ve çekilen azapların arasında, hiç yöneticilik yapmamış, yöneticiliğin geleneklerinden nasibini almamış bir grup devlet kurma kararı aldılar" 1 Bu sırada "ülkenin ne sanayisi, ne de ticari bir merkezi vardı".(s. 39)

Hovanisyan'ın izlenimlerine göre "Ülke Türkiye Ermenistanı'ndan bağımsız olarak devrimci bir toplum olarak yasal kurumlaşmasını gerçekleştiremeden kurulmuş ve bu kurumsallaşmayı sağlamaya da pek niyetli değildi."

Hovanisyan, sözlerine şöyle devam ediyor:

Yönetim olarak görünen şey, 1915 Van ve Mayıs 1918 Erivan direnişlerinin kahramanı Aram Manukyan ve tanınmış partizan kumandanı Dro (Dresdomat Kanayan'ın kısa adı) tarafından yönetilen bir diktatörlük olarak Erivan ve çevresindeki köylerde hakimdi, (s. 40)

"Tanınmış partizan kumandanı" Dro kimdir? Dro, silahsız ve korumasız köylere yaptığı baskınlarla tanınmıştı. Tarihi belgeler, Dro'nun gerçek askerlerle karşılaştığı zaman arkasına bakmadan kaçtığına tanıklık ediyor.
Yeni kurulan diktatörlü, ilk günden itibaren, kendi komşuları Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan ile sorunlar çıkardı. Ermeniler, bir milyondan fazla Ermeninin Azerbaycan ve Gürcistan topraklarında yaşadığını iddia ediyorlar. Kendi milletinden insanların 5. yüzyıldan 8. yüzyıla kadar yaşadığını iddia ettikleri topraklar için can atıyor ve o topraklan geri istiyorlardı. Osmanlı topraklarında yaşayan Ermenilerin sayıca az olmalarına bakmadan, o topraklar üzerinde de hak iddia ediyorlardı.

Hem Azerbaycan'da hem de Gürcistan'da Ermenilerin çoğunluk oldukları küçük toprak parçaları vardır. Ermeni mantığına göre, o topraklarda yaşayan Ermeniler halk oylaması hukukuna göre, içinde yaşadıkları ülkeden ayrılıp Ermenistan'la birleşme hakkına sahiptir. Bu mantığa göre hareket edilirse, o zaman ABD'de yaşayan yerli Amerikalılar da halk oylaması yaparak yaşadıkları toprakları götürüp Meksika'ya verebilirler. Gürcistan topraklarında yaşayan Ermenilerin de Gürcistan'dan ayrılma hakkına sahip olduğu da Ermeniler tarafından Gürcülerle olan ilişkilerinde sürekli söylenir. ABD de güney eyaletleri bu şekilde ülkeden ayrılmak istediğinde bir iç savaş ile karşı karşıya kalmıştı. Bu iç savaşta her iki taraf da büyük kayıplar vermişlerdi.
Ermenistan, halkının oyları ve onayıyla cumhuriyet olmuş değildir.

Hovanisyan, yeni devletin kurulması hakkında şunları yazıyor:

Bu biçimsiz kaosun içinde, Ermenistan yasal kurumlarının esasını gerçekleştirdi. O zaman seçimlerden söz etmek bile mümkün değildi. Dört siyasi parti, birlikte, bir Milli Konsey kurmak ve onu yasal hükümete dönüştürmek konuunda anlaştılar, (s. 42)

Hovanisyan daha sonra şunları yazıyor:

Cumhuriyetin henüz küçüktü, en geniş sınırlarına sahip değildi ve tüm vatandaşlarına henüz bir zenginlik veremiyordu, ancak Ermeni sınırları sonsuza dek değişmeden kalmayacaktı.

Hovanisyan Ermeni liderlerden birinin şu sözlerini aktarır:

Demirin hayat veren gücüyle, (Türklerin) işgal(i) altındaki topraklarımızdaki tartışılmaz haklarımızı savundukça sınırlarımızın da gelişeceğine inanıyorum, (s. 42)

Şu hususlara dikkatinizi çekmek istiyorum:

1. Hovanisyan, Ermenistan'ın bir cumhuriyet olduğunu söylüyor, sonra da "seçimlerden söz bile edilmezdi" diyor. Bu doğru değildir. Gerçekte ise, hükümet devletin kurulmasından önce bir diktatörlüktü.
2. Ermeniler, başka milletlerinin toprakları üzerinde gerçekten de hak iddia ediyordu.
3. İlk Ermeni liderler bile "bizim Türkler tarafından işgal edilmiş topraklarımız uğrunda adil ve kayıtsız şartsız hakkımız var" diyorlar. Bu yalandır. Çünkü, tarih boyunca daha geniş topraklarda yaşayan ve bu topraklarda hakkı olan yirmi dokuz ayrı medeniyet vardır. Ermeni mantığı, komşusunun toprağını ele geçirmekten ibarettir ve şimdi de aynıdır. Tarih, bu konuda çok açıktır. Hovanisyan'ın, dünyayı inandırmaya çalıştığının aksine Türklerin Ermenilerden toprak aldığı hiç olmamıştır. Osmanlı Türkleri tahminen 800 yıl zarfında o toprakların sahibi olmuşlardır. Onlardan önce bu topraklar Bizans İmparatorluğu'nun, ondan da önce Roma İmparatorluğu'nun malı olmuştur. Tahminen 3000 yıllık zaman dilimi içinde, o bölgede hiçbir zaman, bir karış bile Ermeni toprağı olmamıştır. Ermeniler, "Tarihi Vatan" dedikleri topraklarda, hiçbir dönemde çoğunluk olmamışlardır. Esas sorun şuradadır; Hovanisyan'ın iddialarını dile getirdiği şimdiki küçük devletin topraklarına bile Ermenilerin yerleşmesi bundan 75 yıl önce olmuştur.

Birkaç Ermeni milliyetçisinin devlet kurmayı bu kadar istemesine rağmen, kaçınılmaz başarısızlığa yol açacak basit sorunlar vardı:

Ermeni halkı kendi liderlerinin talihsizliğinin korkunç bedelini ödemiştir (ve ödemeye de devam etmektedir).
Devletin esas amacı, kendi halkını anarşinin bataklığından çıkarmak, güven ortamı içinde yaşatmak, halkın mülkiyet sahipliğini temin etmek, ticari ilişkileri kurmak ve geliştirmek ve göçmenler sorununu çözmektir, (s. 43)
Sıradan Ermeni için, bunlar hiçbir zaman gerçekleşmemiştir. O günden bugüne, Ermeniler kendi komşularının zararına genişleyerek ayakta kalmak istemişlerdir. Bu, ne olursa olsun bir felakete davetiye çıkarmaktır. Bu davranış biçimi, kimin nasıl kabul edeceğine bağlı olmayan, bir hastalık durumudur. Zor kullanarak genişleme fikrine olan bağlılık, Ermenistan'ın, Azerbaycan'a yaptığı şimdiki saldırıların açıklamasını verebilir.

Ermeniler, tüm uluslararası ilişkiler geleneğini ayaklar altına alarak şunu söylemektedir:

"... Türkleri cumhuriyetin ele geçirilmiş topraklarından kovmak ve göçmenleri kendi doğdukları şehirlerine göndermek" amacıyla çalışmaktadırlar, (s. 43)

Bu açıklamanın da gösterdiği üzere Ermenistan bir "cumhuriyet" değil, diktatörlüktür. Zor kullanılarak kurulmuş, baskı ve korku ile yönetilen garip bir varlık! Ermeniler, kendilerine ait olduğunu ve Türklerin işgal ettiğini iddia ettikleri topraklara hiçbir zaman sahip olmamışlardır. Ermeniler, "göçmenlerin kendi doğdukları topraklara dönmesini" istediklerini söylüyorlar. Bu nasıl bir iddiadır? Hani, Türkler, Anadolu'da 1,5 milyon Ermeniyi öldürmüşlerdi? Öyleyse, bugün Ermenistan'da göçmen olarak yaşayan bu insanlar nereden gelmişler ve hangi doğdukları topraklara geri dönmek istemektedirler? Eğer bunlar Türkiye Ermenistanı'ndan gelmişlerse, Anadolu'da 1,5 milyon Ermeni öldürüldüğü iddiası yalandır. Anadolu'dan Rusya'ya göç eden Ermeni sayısı yüzlerce bindir. Öyleyse, Osmanlı Türkleri, Ermenilerin soykırıma uğradığını iddia ettikleri 1,5 milyon Ermeniyi nereden bulup öldürmüşlerdir?

Daha da dramatik olan şey şudur ki, yukarıdaki açıklama, Türklerin soykırım yaptıklarına dair koparılan yaygaranın ne kadar haksız olduğunun kendi kendine itirafıdır. Kim kendi atalarının sistematik bir şekilde, korkunç bir vahşetle öldürüldükleri yere dönmek ister? Yahudiler Auschwitz'e dönmek istiyor mu? İsrail, Yahudilerin güvenliğini sağlayarak Auschwitz'e dönmesi için planlar yapıyor mu? Bu bir intihar olmaz mı? Bu sorunun akla yakın tek izahı vardır; aslında bu tehcir olayı, Ermenilerin silahlı ihanetleri sonucu gündeme gelmiş ve Birinci Dünya Savaşı içinde onların zorla göç ettirilmesi ile sonuçlanmıştır.

Başka bir hedefleri de şudur:

"Ermenistan sınırları ile Gürcistan ve Azerbaycan'ın sınırlarının, bütün demokratik ülkelerde tek kabul edilir kriter olan etnik esaslara göre düzenlenmesi." (s. 43)

Daha açık bir dille söylersek:

Ermeniler, hem Gürcistan'dan, hem de Azerbaycan'dan toprak koparmak istiyorlardı.
Ayrıca, Ermenistan, Hovanisyan'ın kitabının hemen her yerinde tekrar ettiği gibi, demokratik bir ülke değildi. Gerçek olan şudur; Ermenilerin küçük bir grubu, iktidar ve başkalarının topraklarını istiyordu ve bu iki hedefleri için her şeyi konuşabilir ya da yapabilirlerdi.

Sonraki bölümlerde, Ermenistan'ın bu ülkelerle savaşları anlatılacaktır:

Karşı taraftan toprak isteyen ve karşı tarafın topraklarını işgal eden hep Ermenistan olmuştur.
Gürcistan ve Azerbaycan ile olan sorununda, Ermeniler, bu ülkelerde yaşayan Ermenilerden bahseder. Argümanları "etnik esaslar"dır. Türkiye ile olan sorunlarında ise, ekonomik açıdan gelişebilmek için, Türkiye'den "denizden denize" toprak talep ediyorlar. Ermenilerin her iki durumdaki farklı tutumlarını incelemek gerekir. Gürcistan ve Azerbaycan'da "etnik esaslar" argümanı ileri sürülürken, Türkiye'de bu argüman bir kenara bırakılır çünkü toplam nüfus içinde çok küçük bir azınlığı oluşturmaktadırlar. "Etnik esas" Osmanlı topraklarında onlar için yararlı olmayacaktır çünkü Ermeniler yaşadıkları tüm yerlerde azınlıktı. Bu yüzden onlar, Türkiye'den sadece ve sadece yeni topraklar istemişler ve bu hedeflerine ulaşabilmek için, her şeyi denemiş ve söylemişlerdir. Özellikle Batıda yürüttükleri propagandayla komşu ülke toprakları üzerinde hak iddia etmişlerdir.

Ermeni hükümetinin karşı karşıya kaldığı bir diğer sorun da, devletin kuranların arasındaki fikir ayrılıklarıydı, fikir yapılarına sahip olmalarıydı. Biri "devletin yapması gerekenlerin geniş bir kısmının ihmal edildiğinden" şikayet ederken, diğeri "hükümetin emeğin korunması konusunda sınıfta kaldığını"ndan şikayet eder.

Sosyal Demokratların lideri ise iktidarı şu benzetmeyle eleştirmektedir:

"Çarın gerici bakanı Stolipin gibi 'önce barış, sonra reformlar' diyerek halkı aldatıyorsunuz." (s. 43)
Kurulur kurulmaz Ermenistan, bir çok sorunun ortasına düşmüştü.

Hovanisyan'ın açıkladığı gibi:

1918 yılının sonuna doğru, kolera salgınının boyutu son sınırına ulaştı. Zaten az olan tıbbi cihazlar ve dezenfekte araçları tükenmişti ve dışarıdan getirilmesi için de hiçbir ümit yoktu. Halkın arasında serbestçe dolaşan enfeksiyonlu hastalar için karantina şarttı. Yiyecek içecek aramak için ülkenin her köşe bucağına dağılan göçmenler, hastalığın yayılmasına sebep oluyorlardı.

Kaynakça
Kitap: ERMENİSTAN: TERÖRİST "HIRİSTİYAN" DEVLETİN SIRLARI
Yazar: Samuel E. Weems
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Ermeni Tehciri ve Terörist Ülke Ermenistan

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir