Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Ermenilerin Nasıl Sinsice Toprak Gasp Ediyor

Kutsal Terör

Burada Ermeni Tehciri ve Terörist Ülke Ermenistan hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Ermenilerin Nasıl Sinsice Toprak Gasp Ediyor

Mesajgönderen TurkmenCopur » 26 Ara 2010, 23:49

Ermenilerin Nasıl Sinsice Toprak Gasp Ediyor

Bugünkü Ermeniler, etnik temizlik dersini, bir asır önceki atalarından almışlardır. 1992 yılında Azerbaycan'a yönelttikleri alçakça saldırı sonucunda, ülkenin yüzde yirmisini işgal ettiler. İşgalden hemen sonra da yaptıkları terör sonucunda bir milyondan fazla Müslümanı hiçbir karşılık ödemeden evlerinden, topraklarından kovdular.

Yüzyılın başında ise Ermeni teröristleri, "denizden denize" kendi diktatörlük devletlerini kurabilmek için Hıristiyan milletlerin yardımına ihtiyaçları olduğunu anladılar. Taşııak Örgütü, adamlarını Hıristiyan ülkelere göndermneye başladı. Bu gönderilenler aracılığıyla, o zamanlar henüz elli yaşında olan "tarihi vatanları"nda, kendi devletlerini kurabilmek için Hıristiyan halklardan yardım istediler. Taşnaklar, diğer milletlerin arasında yaşayan bu Ermenilere, "Ermeni Kolonileri" adını verdiler. Bu kolonilerin çalışmaları bugün de aynen sürmektedir. Koloniler, oluşturdukları güçlü politik lobiler yoluyla, vatandaşı oldukları halde, ikamet ettikleri ABD ya da diğer Hıristiyan ülkelerin değil, öncelikle kendi "tarihi" anavatanlarının çıkarları için çabalamaktadır.
Yirminci yüzyılın başlarında, bir çok Ermeni ve Hıristiyan ülkelerde bu kolonilerin örgütlediği "Ermeniseverler", kendi hükümetlerinin Ermenilerin elli yaşındaki "tarihi vatanları"na yardım etmesi konusunda baskı oluşturmak amacıyla lobi faaliyetleri yürütmeye başladılar.

24 Eylül 1908'de, İngiltere'de Ambrose Hopkins, İngiltere Dışişleri Bakanı Sir Edward Grey'e Ermeni hareketleri hakkında bir rapor sundu. Hopkins'in raporunda ek olarak, Abenziçan'daki High Street Baptist Kilisesi'nde düzenlenen bir toplantıda dağıtılan bir önerge de bulunmaktadır. Önergede, "acı çeken" Ermeniler için Avrupa devletlerinin hiçbir şey yapmamasından üzüntüyle bahsediliyordu. Baptist Kilisesi'nin görüşüne göre, sorun "Ermenistan'ı gaddar Türklerin yönetiminden ve etkisinden kurtarmadan" çözmek mümkün değildir.

Başka halklara ait toprakları bedelsiz ele geçirmek için "Müslümana karşı Hıristiyan" kartını oynayan Ermenilerin hiçbir gerçeğe dayanmayan iddialarla Hıristiyan milletleri kandırmasının henüz başlangıcıdır. Peki bu Ermeniler ne tür bir Hıristiyandır? Kendilerinin terörist faaliyetlere katılmadıklarını, bu yüzden, onlara zulmeden Türklerin hiçbir haklı nedene dayanmadığını savunan Ermeniler acaba doğru mu söylüyoır? Türklerin işlediği söylenen cinayetlerin esas failleri nasıl oluyor da Ermeniler oluyor?
Terörizmin öğütlenmesinde Ermeni Kilisesi'nin büyük rolü bulunuyordu. Örneğin, bir resmi İngiliz belgesine göre, Ermeni din adamları cemaatlerinin silahlanması için uğraşmaktadır. Yine aynı belgeye göre, rahipler bu tip çağrıları, gayet açıkça, hiç çekinmeden ve bazen "nefref'le yapıyordu. Ermenilerin iddia ettiği gibi bir katliamın asla yaşanmadığı bir yer olan Adana'da, 1895 "şehitleri"nin intikamı için vaaz veren Rusya-Ermenisi rahip hakkında ne düşünülebileceği de raporda soruluyordu.

Psikopos (Mouşed) vaaz kürsüsünde "intikam" çağrıları yapıyordu:

"Ölüme ölüm! Hiç durmayın, hemen silahlanın! 1895 yılında öldürülmüş her Ermeni için bir Türk öldürün."
Psikopos Mouşed'in bu vaazlarından birine Amerikalı bir misyoner de tanık olmuş. Ayağa kalkan Amerikalı Kiliseyi terk etmiş. Psikopos, ayrıca, tüm bölgeyi geziyor ve her Ermeninin kıymetli neyi varsa satarak silah almasını istiyordu.31
Tabii ki, intikam duygusu İsa Mesih tarafından öğretilen ya da kabul edilen bir şey değildir. Ermeni Kilisesi'nin bu intikam doktrini herhalde günümüz Ermenilerinin Müslümanlardan bu kadar nefret etmesinin nedeni olabilir.
Mouşed, Adana'daki Ermeni Psikoposu idi.

Kışkırtıcı vaazları İngiliz belgelerine de yansımıştır:

"Silah kuşanmış bir şekilde dolaşırdı. Çete liderleri gibi askeri elbiseler giyerken çekilmiş fotoğrafları da vardı." Bu yüzden İngiliz Büyükelçisi'nin Londra'ya gönderdiği 4 Mayıs 1909 tarihli raporda, Psikopos Mouşed'in Ermenilerin terörist saldırılarının artmasında büyük sorumluluğu olduğunu söylemektedir.

O dönem basına yansıyan raporlara göre, Adana'daki Ermeni isyanında Kozan bölgesindeki Ermeni kilisesinin de önemli rolü bulunmaktadır. Bu Ermeni Kilisesi, isyanı planlayan ve uygulamaya koyan teröristlerin karargahı idi. Teröristler Kilise görevlilerinin de onayıyla, isyan emrini beklemek için kilisede beklemişlerdi.

1914 yılında, Birinci Dünya Savaşı kaçınılmaz hale gelirken, Ermeni devrimci güçleri, Osmanlı İmparatorluğu'nun savaşa gireceğini ümit ettiklerinden yaklaşan savaş için hazırlıklarını verimli hale getirdiler.

Yaz aylarında, Eçmiyadzin Katolikosu V. Gevork, yaklaşan savaştan Ermenilerin lehine faydalanabilmek amacıyla, Kafkas Veliahtı Kont Vorontsov Daşkan'a bir mektup gönderdi. Katolikos, Ermeni sorunu olarak adlandırdığı sorunun çözümü için plan da sunuyordu. Ermeni Katolikosu, Müslümanların büyük çoğunluğu oluşturduğuna bakmadan, Anadolu'daki "Ermeni bölgelerinin" tek bir eyalet altında birleştirilmesini ve bu birleşik eyaletin başına Rusların belirleyeceği Hıristiyan bir vali atanmasını öneriyordu. Katolikos, ayrıca Ermeniler için geniş bir özerklik rica ediyordu. Katolikosun sunduğu bu planın kabul edilmesi durumunda, Ermenilerin, Osmanlı imparatorluğu ile yapacağı savaşlarda Rusya'ya kayıtsız-şartsız yardım edeceğini vaat ediyordu.
Katolikos, planını bir başka mektup ile Çar II. Nikola'ya da gönderdi. Çar cevabında "Kutsal Peder, en güzel geleceklerin Ermenileri beklediğini cemaatinize söyleyebilirsiniz."

Gerçeği söylemek gerekirse, Rusların, Ermenilerin istediği toprakları vermeye hiç niyetleri yoktu. Buna rağmen, saf Ermeni Taşnaklar, Ruslarla pazarlık yapmaya devam ediyordu. İngiltere Dışişleri Bakanlığından R. McDovvell, yazdığı raporda, Birinci Dünya Savaşı'nın başlarında Rus liderlerinin Ermeni teröristlerden geniş bir şekilde yararlandıklarını ifade ediyordu. McDovvell'a göre Ruslar "Türkiye'deki casusluk faaliyetlerinde, Küçük Asya'daki Türkler arasında karışıklıklar çıkarılmasında ve Türklere karşı konulmasında Taşnak teşkilatından oldukça faydalandılar."

Bu, Ermeni Kilisesi'nin terörist diktatörler Ermeni Devrimci Federasyonu ile birlikte hareket ettiğine dair sayısız örnekten biridir. Kilise ile terörist grupların, yirmi yüzyılın başlarında başlayan bu işbirliği, bugün de sürmektedir.
Ermeni Milli Bürosu Başkanı Aleksandr Hatisyan, Çar'a bir mektup yazarak, Doğu Anadolu'da nüfus olarak çoğunluğunu Türklerin oluşturduğu altı vilayetin Ermenilere verilmesini ön gören planın desteklenmesini rica etti.

Hıristiyan-Müslüman kavgası kartını ustalıkla oynayan Aleksandr Hatisyan şöyle yazıyordu:

Ermeniler, dünyanın bütün ülkelerinden buraya gelerek muhteşem Rus ordusu saflarına katılmak ve kanlarıyla Rus Ordusunun zaferine katkıda bulunmak için can atıyorlar. Rus silahlı kuvvetlerinin kazanması için kanları ile hizmet etmeye koşuyorlar. Rus Bayrağı Dardanel (Çanakkale Boğazı) ve Bosfor (İstanbul Boğazı) üzerinde dalgalansın... Hıristiyan oldukları için zulüm görmüş Türkiye Ermenileri, Rusya'nın koruyuculuğu altında yeniden doğsunlar.

Birinci Dünya Savaşı'nın başladığı dönemlerde, Londra'daki Ermeni Yurtseverler Birliği'nin Başkanı Garaket Hagopyan, İngiltere Dışişleri Bakanı Sir Edward Grey'e bir mektup gönderdi. Savaş başladığından beri, Ermeni halkı, evinde sessiz ve sakin oturarak bir seyirci gibi savaşı seyretmediğini söyleyen Hagopyan, Ermenilerin Kiliselerinde Britanya İmparatorluğu'nun kara ve deniz kuvvetlerinin zaferi için dua ettiklerini de belirtmeyi unutmuyordu. Kendi çıkarları için, tüm Avrupa devletleriyle pazarlık yürütmek Ermeniler için tipik bir davranış haline gelmişti.

Rusların aktif destekleriyle Ermeniler, Doğu Anadolu'da teşkilatlanmaya başladılar. Ermeniler, kendilerini Türklere dost gibi gösteriyor ve Osmanlı Hükümetine sadık olduklarını söylüyorlar, fakat aynı zamanda Osmanlı Ordusunun nakil hatları boyunca düzenleyecekleri sinsice saldırılar için planlar yapıyorlardı. Ermenilerin hedefinde, Van, Bitlis, Erzurum, Karahisar, Sivas, Kayseri ve Diyarbakır vardı. Bu bölgeye getirdikleri silahlan okullarında ve Kiliselerinde saklıyorlardı. Çoğunluğu Osmanlı Ordusundan kaçmış askerlerden oluşan Ermeni haydutlar, silahsız Müslüman köylülere saldırmaya başladılar.
Doğu Anadolu'da Ermeni vur-kaç saldırılarının gitgide artmasıyla birlikte, Osmanlı Ordu Komutanlığı, Ermenilerin bir isyan hareketi hazırlığı içinde olduklarını anladı.

1915 yılı Şubat ayının ortalarında, Ermeni Taşnak terörist örgütü otuz kişilik bir savaş komuta merkezi kurdu. Bu merkezin başkanlığını Karahisar'daki Ermeni Piskoposu getirildi, teröristlerin Ermeni din adamları tarafından saklandığı ve beslendiği Arak Manastırı'ndan bir Osmanlı birliğine saldırı düzenlendi.

Osmanlı ordularını yenmek ve Osmanlı Hükümetini yıkmak için, Ermeniler Ruslarla birleştiler. Ermeniler, cephe gerisinde terörist saldırılar düzenliyor ve bu saldırılar Osmanlı ordusunun savunma gücüne ve nakil hatlarına büyük zarar veriyordu.

Kaynakça
Kitap: ERMENİSTAN: TERÖRİST "HIRİSTİYAN" DEVLETİN SIRLARI
Yazar: Samuel E. Weems
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Ermeni Tehciri ve Terörist Ülke Ermenistan

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir