Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Ermeni Gregoryan ya da Ortodoks Kilisesi

Kutsal Terör

Burada Ermeni Tehciri ve Terörist Ülke Ermenistan hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Ermeni Gregoryan ya da Ortodoks Kilisesi

Mesajgönderen TurkmenCopur » 26 Ara 2010, 23:48

Ermeni Gregoryan ya da Ortodoks Kilisesi

Ermenistan, Devlet ve Kilise iç içe olura ne büyük kötülüklerin gerçekleşebileceğinin güzel bir örneğidir. Osmanlı İmparatorluğu'nda kuruluşundan itibaren, Devletin Hıristiyanlara ve diğer dinlere yaklaşımı aynıydı. Hatta Osmanlı egemenliğinin başında, Hıristiyan köylüleri, kendilerini Müslüman hakimiyeti altına sokan fetihleri memnuniyetle karşılamıştı. Bu sayede köylüler, Hıristiyan feodallerin yüksek vergilerinden ve sömürüsünden kurtulmuşlardı. Osmanlılar, hem hayatlarına kural ve yasa getirdiler hem de onlara din ve ibadet etme özgürlüğü verdiler.

Ermeni kilisesinin resmi internet sayfasında şöyle yazmaktadır:

Ermeni kilisesinin tarihi, Ermeni halkının tarihiyle o kadar paraleldir ki, onları birbirinden ayırmak mümkün değildir. Millet ve kilise o kadar iç içe geçmiştir ki, 'milli Kilise' kavramının Ermeniler için özel olarak bulunduğu düşünülebilir. Öyle ki, kurulduğundan beri kilise, siyasi ve sosyal mücadelelerin merkezi olmuştur. Milletin sorunları, kiliseyi her zaman derinden etkilemiştir.

1536 yılında Osmanlı Hükümeti, Fransızlara bütün ülke topraklarında serbest ticaret etme hakkı vermişti. Daha sonra, Fransızlara, din ve ibadet özgürlüğü de tanındı. Bununla birlikte, onlara, Osmanlı toprakları üzerindeki bütün Kutsal Yerleri kontrol etme hakkı da verildi. Bu yetki, Fransızların, Osmanlı topraklarında yaşayan tüm Katoliklerin koruyucusu olmasını sağladı.
Osmanlıların, Hıristiyanları nasıl zorla Müslümanlaştırdığı hakkında çok şeyler yazılmıştır. Bunlar, fanteziden başka bir şey değildir. Tersine, dini özgürlüğün bu kadar yaygın tanınması İmparatorluğun çöküşüne neden olmuştur. Ruslar, Osmanlıların bu hatasından ders çıkarmış ve kendi imparatorluklarının genişlemesinde ona göre davranmıştır.

Hıristiyanlarlarla Müslümanları etnik-dini açıdan ilk karşı karşıya getiren Ruslar olmuştur. Osmanlı İmparatorluğu'nun güç kaybetmeye başlamasıyla birlikte, Rusya, Avusturya, İtalya ve diğerleri Osmanlı topraklarını bir bir ele geçirmeye başlamıştır. Bir çok savaş yaşanmış ve ardından bir çok barış anlaşması yapılmıştır. 1774 yılında Osmanlılar ile Ruslar arasında böyle bir anlaşması imzalandı. Bu anlaşmayla birlikte, Ruslara, Osmanlı İmparatorluğu'nda yaşayan Hıristiyan halkların haklarını koruma hakkı tanındı. Bu hak, Avrupalı ülkelerin Osmanlının iç işlerine daha fazla müdahale ettiği bir dönemin kapısını açtı.

Bu, aynı zamanda, Osmanlı İmparatorluğu'nda yaşayan Hıristiyanların Batı dünyası ile yakın dostluklar kurmasının da başlangıcı oldu. Bu yakın dostluk, Osmanlı İmparatorluğu'nda yaşayan azınlıklar arasında milliyetçi hareketlerin doğmasına neden oldu.
Osmanlılar 1453 yılında Hıristiyan Konstantinopolis'i fethettiler. Büyük şehre daha sonra İstanbul adı verildi. Ortodoks Hıristiyanlığını tanıyan Osmanlı Sultanı, 1461 yılında, Bursa Ermeni Piskoposu Hovakim Ovakim'i Osmanlı İmparatorluğu'nda yaşayan bütün Ermenilerin Patriği olarak ilan etti. Osmanlı Türkleri ile Ermeniler arasındaki üç yüzyıldan fazla sürecek dostluk böylece başladı. Bu dönemde Hıristiyan halkları arasında herhangi bir Avrupa propagandası da yaşanmadı.
Sultan, Ermeni Kilisesi'nin kurulmasına yardımcı olduktan sonra, Kırım'da yaşayan yetmiş binden fazla Ermeni'yi de kurtardı. Bu Ermeniler, Bizans Hükümeti tarafından Kırım'a sürülmüşlerdi. Sultan, Kırım'dan getirttiği Ermenileri, İstanbul'un güneyinde Marmara Denizi sahillerine yerleştirdi.

Bu Ermeniler, Osmanlı İmparatorluğu'nda o kadar güvenilirdi ki, Sultan'ın sadık mileti olarak tanındılar. Sultan, dinlerini tanımış ve onlara çeşitli haklar ve özgürlükler vermişti. Ancak, Osmanlı İmparator-luğu'nun bir çöküş dönemine girmesiyle birlikte, kimi Ermeni liderleri, Osmanlı Sultanlarının halkları için yaptıklarını inkar etmeye başladı. Bu yeni "vefasız" Ermeni liderleri, Osmanlı topraklarını Avrupa devletlerinin hakimiyeti altında, bir bedel ödemeden ele geçirebilmek için, Avrupalılarla pazarlıklara giriştiler. İlk temas kurulan devlet Rusya oldu. Bu Ermeni liderler, bir yandan Osmanlı topraklarını ele geçirmek için uğraşırken, bir yandan da kendilerini Sultana sadık gibi göstermeyi de ihmal etmiyorlardı.

Çar Deli Petro (1689-1725) Kafkasya'yı işgal ederken, bu Ermeni vefasızlığından büyük bir ustalıkla yararlandı. Ermenilerin Rusya'ya yardımı II. Katerina (1762-1796) döneminde de devam etti. Ne Deli Petro ne de II. Katerina, Ermenilere verdikleri sözleri tuttular. Buna rağmen Ermeniler, kuracakları bağımsız devletin hayaliyle, vefasızlıklarını ve Ruslara yardım etmeyi sürdürdüler. Ermenilerin dünyevi liderleri de, ruhani liderleri de, Rusya'nın Kafkasya'daki Müslüman topraklarını işgalini desteklediler.
1796 yılında Ruslar, bir Türk şehri olan Derbent'i kuşattılar. Kendilerini Osmanlılara sadıkmış gibi gösteren Ermeniler, şehrin su şebekesi hakkındaki bilgileri Ruslara vererek savaşı kazanmalarını sağladılar. Ermeni Büyük Piskoposu Argutinskiy Dolgorukov, 1790 yılında yaptığı açıklamada Rusların, "Ermenileri Müslüman boyunduruğundan kurtaracağını" ümit ettiğini ve buna inandığını söylüyordu.2 Ermeni Kilisesi'nin 1800'lü yılların başından itibaren Ruslarla işbirliği yaptığına ve bu işbirliğinin bugün de devam ettiğine yönelik çok sayıda belge bulunmaktadır.

1808 yılında Çar I. Aleksandr (1801-1825) Ruslara yardım amacıyla yaptığı casusluk faaliyetlerinden dolayı, Ermeni Kilisesi Katolikosu Daniel'i birinci dereceden Kutsal Anna Madalyası ile onurlandırdı. Ruslar, Osmanlı topraklarına Batıdan saldırdıkları dönemde, Ermeni Kilisesi'nin yardımını her zaman gördüler. Ermeni Kilisesi, kendilerini "Müslüman zulmünden" kurtarması için Ruslara çağrıda bulunuyor ve Rusların işgal hareketini destekliyordu.

Müslüman Osmanlılar ile Hıristiyan Ermeniler arasındaki nefretin kökleri, Ermeni Kilisesi'nin bu faaliyetlerine dayanır. Ruslar, Osmanlı topraklarını işgal eder etmez, oradaki Müslümanları hiçbir hak ödemeden yerlerinden, yurtlarından kovuyor ve yerlerine, Ermeni Kilisesi'nin de yardımıyla, Ermenileri yerleştiriyorlardı.

1992 yılında, komşusu Azerbaycan'ın bir parçası olan Karabağ'a yönelik Ermenilerin hiçbir geçerli nedeni olmayan saldırısı hakkında çok şeyler yazıldı. Bu saldırı, Rusların, Ermenilere verdiği bir milyar dolardan fazla değerdeki silah ve malzeme yardımı sayesinde olmuştur. 1800'lü yılların başlarında bu bölgenin nüfusunun çoğunluğunu Müslümanlar oluşturuyordu. Fakat, Rusların bu toprakları işgaliyle birlikte, Ermeniler Ruslar tarafından Müslümanların topraklarına ve evlerine yerleştirildi. Bugün ise Ermeniler, Karabağ'ın onların "tarihi vatanı"nın bir parçası olduğunu söylüyorlar. "Tarihi" sözünün bu örnekteki anlamı Ermenilere göre yaklaşık iki yüzyıl önceyi kapsamaktadır.

Yunanlıların 1821 yılında yaptığını örnek alan Ermeniler, aynı şekilde, bağımsız devlet kurmak istiyorlardı. Fakat, ortada yalnız Ermenilerle ilişkili olan büyük bir sorun vardı. Yunanlılar, sahip olmak istedikleri topraklarda çoğunluğu oluşturuyorlardı. Ermeniler ise, sahiplenmek istedikleri topraklarda her zaman azınlık olmuşlardı. Bu yüzden Ermeniler, kendilerinin bağımsız devletlerini, diktatörlüklerini kurabilmeleri için, dış ülkelerin yardımı ve desteğine ihtiyaçları olduğunu anladılar.

1827-1829 yıllarındaki Rus-İran ve Rus-Türk savaşları zamanı Ermeni liderler (aralarında papazlar da bulunuyordu), bağımsız devletlerini kurma vaktinin geldiğini hissettiler. Bu savaşlar sırasında, Rus İmparatorluğu sınırları içinde yaşayan Ermeniler, İran ve Osmanlı sınırları içinde yaşayan Ermenilerle birleşerek, kendi komşuları ve dostları ile savaşan Rusya'ya yardım ettiler.
Tüm bu savaşlarda, önce Ruslar Müslüman topraklarını işgal ediyor ve Ermeniler bu işgalde Rusları destekliyordu. Daha sonra, Ruslar işgal ettikleri topraklardaki Müslümanları, çok sayıda ölümle sonuçlanan zorunlu göçlere tabi tutuyor ve onlardan boşalan yerlere de Ermenileri yerleştiriyordu. Bugün bağımsız Ermenistan Devleti olarak adlandırılan coğrafyadaki Ermeni nüfusunun sayıca üstünlüğü, Rusların silahlı gücünün desteğiyle, bu şekilde oluşturulmuştur.
Rusların işgal ettiği Müslüman İran'ın kuzey bölgelerinde Eçmiadzin Manastırı da bulunmaktaydı. Bu Manastır, Ermeni Katolikoslarının bağlı olduğu büyük ve önemli bir Psikoposluktu. Ruslar, o güne kadar İstanbul'daki Ermeni Patriğinin gölgesinde kalan Katolikosların yok olmaya yüz tutmuş etkisini yeniden canlandırmayı başardılar. Hıristiyanların bu grubu, Rus Çarlarının sadık hizmetkarları oldu.

Çar I. Nikola (1825-1855) Osmanlı İmparatorluğu'nun "Avrupa'nın hasta adamı" olduğunu ilk söyleyen kişidir. Çar, kendisini, Osmanlı sınırları içinde yaşayan bütün Hıristiyanların koruyucusu ilan etmişti. Bugünkü Ermenistan'ın başkenti Erivan şehrini işgal ederek İranlılardan alan o olmuştur. 1827 yılında Rusla tarafından işgalinden önce Erivan şehri nüfusunun %80'ini, o dönem bütün Kafkasya Ötesi'nde olduğu gibi, Müslümanlar oluşturuyordu. Genel olarak bütün bölge Müslüman ve Rus karşıtıydı. Bu bölgenin nüfus yapısını değiştiren ve çoğunluğu acımasızca baskı altında tutan Ruslar ve beraberlerinde getirdikleri Ermeniler olmuştur.
Kırım savaşı döneminde (1853-1856) Osmanlılar, Ruslara karşı Batılı ülkelerle birlikte savaştılar. Bu savaş sırasında, Doğu Anadolu illerinde Ruslara casusluk yapan çok sayıda Ermeni lider bulunuyordu. Mart 1854'te, Kars'ta, Ermeni casusluk faaliyetlerinden dolayı tutuklanan Ermeniler vardır.

Çarlara Osmanlı'ya karşı yardıma ihtiyaçları olduğunda, çeşitli vaatler ve onları övgü yağmurlarıyla ikna ettikleri Ermenileri kullanırlardı. Çarlar, Ermenilere ihtiyacı kalmadığı zamanlarda, verdikleri sözü tutmazlardı. Buna rağmen Ermeniler, her zaman Rusların yanında olurlardı.

Osmanlıların aleyhindeki bütün faaliyetlerinin karşılığında Katolikos Nerses Asdarakes'in, Çar I. Nikola'dan alabildiği sadece bir teşekkür mektubu olmuştur. Ruslar Eçmiadzin Katolikos'larına verdiği hiçbir sözü tutmamıştı. Buna rağmen Kilise'nin Rusya'ya bağlılığı ve sadakati devam etti.

Kaynakça
Kitap: ERMENİSTAN: TERÖRİST "HIRİSTİYAN" DEVLETİN SIRLARI
Yazar: Samuel E. Weems
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Ermeni Tehciri ve Terörist Ülke Ermenistan

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir

cron