Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Taşnak Hükümeti'nin Gerici Eylemleri

Burada Ermeni Tehciri ve Terörist Ülke Ermenistan hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Taşnak Hükümeti'nin Gerici Eylemleri

Mesajgönderen TurkmenCopur » 26 Ara 2010, 23:38

Taşnak Hükümeti'nin Gerici Eylemleri

Güney Kafkas Seymi'nin dağıtılmasından sonra Ermenistan bölgesinde Alman emperyalistlerin desteğiyle Taşnaksutyun Partisi'nin yönetiminde Ermeni büyük sanayi ve ticaret burjuvazisinin diktatörlüğü kuruldu.

Sözde "bağımsız" Ermeni Cumhuriyeti'nin karşıdevrimci anti-sovyetik faaliyeti, Alman-Türk yardımı karşılığında ödenmesi gereken "tazminatla" ilgili bir maddenin Taşnak Hükümeti'nin Türkiye'yle yapacağı anlaşmaya dahil edilmesiyle başladı. Bu maddeye göre, Ermeni Ordusu Bakü'den çıkacak, Bakü'deki Taşnaklar da şehrin Türklere teslimi için propaganda kampanyalarına girişeceklerdi. Ayrıca bu anlaşma doğrultusunda Taşnaksutyun, devrimci hareketin ezilmesi amacıyla birliklerini Kafkasya'ya kaydırma konusunda Türk makamlarına yardımcı olacaktı.

Taşnak karşıdevrimci hükümet, burjuva-milliyetçi iç ve dış politikalarını başarıyla uygulamak için, ilk görev olarak kuvvetlerini Büyük Ekim Devrimi'nin kazanımlarına ve Ermenistan devrimci güçlerine karşı yöneltti.
Taşnakların yardımıyla İngiliz işgalcileri, 1919 baharında Kars'tan çok miktarda cephaneyi sevk etmeyi ve Bolşeviklere karşı savaşan Denikin'e yollamayı başardılar. Yakındoğu'daki İngiliz birliklerin başkomutanı Miller, Taşnak Hükümeti Başkanı Hatisyan'la 1919 baharında yaptığı bir sohbette, bu vesileyle memnuniyetlerini bildirmiş ve Taşnak Hükümeti Harp Bakanı'nın "Kars'taki stokların ileride de adil şekilde bölüşülmesine imkan sağlayacağı", başka deyişle, General Denikin'e lojistik ikmali sürdüreceği umudunu dile getirmişti. Denikin kendi temsilcisi aracılığıyla Taş-nak Hükümeti'yle sıkı ilişkilerini sürdürmekteydi. "Yenilmez" Taşnak ordusunu kendi kolordusu gibi görmekte ve subaylarını oraya yönlendirmekteydi. Taşnaklar da Sovyet Rusya'yla savaşan Deni-kin Ordusu'nda görev yapmaktaydılar.

Kızıl Ordu'nun Denikin'i bozguna uğratmasından sonra, karşı-devrimci Taşnak Hükümeti Rusya'nın güneyinde Sovyet iktidarıyla savaşan Baron Vrangel'le görüşmeler yaptı. Ekim 1920'de Taşnak Hükümeti Vrangel'den bir milyona yakın mermi aldı. Vrangel Taşnak Hükümeti'ne, Bolşeviklerle savaşında başarılı olabilmesi için bir milyon daha mermi sözü verdi.

Gel gelelim, Batı emperyalistlerinin çabalan da, karşıdevrimci Rus generallerinin desteği de, yığınlann devrimci tırmanışını engellemeye yetmedi ve Ermenistan'ı Büyük Ekim Devrimi'nin etkisinden koruyamadı. Bolşevik örgütünün önderliğinde emekçi halk kitleleri, gerici Taşnaksutyun Hükümeti'ni devirmeye ve iktidan ele almaya hazırlanıyorlardı. 2,5 yıllık egemenlik süresinde, ülkede üretim güçlerinin tam anlamıyla çökmesine ve nüfusun yansının yok olmasına yol açan Taşnaksutyun Hükümeti'nin serüvenci politikaları buna yardımcı oldu. Ardı arkası kesilmeyen halklar arası savaşlar, kardeşi kardeşe kırdıran çatışmalar ve katliamlar, iktidarı ellerinde tutanların zulümleri, ortaçağdan kalma kölelik ve emekçi yığınların yağmalanması, açlık, salgın hastalıklar, zorbalık, devrim savaşçılarının idam edilmesi... Evet, yaşanan ortam buydu. İşte Ermenistan Bolşevikleriyle işçi-köylü yığınlarını silahlı başkaldınya ve burjuva-ağa iktidannın devrilmesine hazırlayan etkenler bunlardı.

Mayıs 1920, Ermenistan devrimci hareketinde bir dönüm noktası oldu. Bu günlerde yığınların öfkesi tüm ülkede genel devrimci hareket seli haline gelmişti. İç savaş cephelerinde Sovyet Rusya'nın zaferiyle ve Azerbaycan'ın Sovyetleştirilmesiyle coşan Ermenistan emekçileri dünya proletaryasının dayanışma günü olan 1 Mayıs'ta, Taşnak Hükümeti'ni şu sloganlarla protesto ettiler:

"Taşnaksutyun defol!", "Yaşasın Sovyet Rusya ve Azerbaycan!", "Müsavat iktidarı yıkıldı, şimdi sıra Taşnaksutyun'da!" vs...
10 Mayıs 1920 günü büyük bir isyan başladı. Armenkom'un (Ermenistan Komünist Partisi) emriyle, Gümrü, Kars, Sarıkamış, Novo Bayezid, Kazak, Dilican, Zengezur, Kirovakan (eski Karakilişe) ve diğer şehirlerde emekçi yığınlar Bolşevik sloganları eşliğinde ve ellerinde silahlarla, ülkede Sovyet düzeninin kurulması amacıyla kararlı bir mücadele başlattılar. Başkaldıranlar Taşnak iktidarını devirdikten sonra Ermenistan'ın pek çok şehrinde Sovyet iktidarını ilan ettiler. Taşnaksutyun, kendi kuvvetlerini seferber et-tij EsErlerin ve diğer karşıdevrimci grupların desteğiyle Ermenistan'ın her yerinde, şanlı Mayıs ayaklanmasını işçi ve köylülerin kanına bulayarak bastırdı. Birçok fedakar kahraman bu amansız çarpışmalarda can verdi. Allaverdiyan, Musayelyan, Garipcanyan, Saruhanyan, Hukasyan ve birçok isim... Evet, Taşnak karşıdevrimci-leriyle kahramanca çarpışan ve halkın can düşmanlarının elinde can veren pek çok insan Ermenistan emekçi halkının belleğinde uzun zaman yaşayacaktır!

Karşıdevrimci Taşnaksutyun'un dikatörlük döneminde (19181920), Ermeni olmayan nüfusun tamamı yasadışı sayılıyordu. Taş-naksutyun'un, -Ermenistan toprağında yaşayan Azerbaycan ve Kürt ahalinin katledilmesi temeline dayalı- ülkenin "Ermenileştirilmesi" ülküsü ve diğer etnik azınlıklara yönelik takip harekatları ülkede milli ayrımcılığı körüklemekteydi. Taşnak Hükümeti iktidara geldiği ilk günden itibaren devlet görevlilerini "Ermenileştirme" politikası izledi. Burada amaçlanan, devlet aygıtının yığınlara yakınlaştırılması değildi. Bu, Ermeni ulusundan olmayan bütün işçi ve memurların işten uzaklaştırılmasına ilişkin, Taşnak Hükümeti Bakanlar Kurulu kararnamesinden anlaşılmaktadır. Bununla birlikte, Bakanlar Kurulu kararı, "Ermenice bilmeyen Ermenilerin işlerine devam edeceklerini öngörüyordu".48 Böylelikle olayın tamamı sadece "Ermeni olmayanların devlet aygıtından" uzaklaştırılması biçiminde özetlenmektedir.

Taşnaksutyun, iktidarda kaldığı 2,5 yıl içinde Ermeni toprağında yaşayan Azerilere karşı sivil ve asker ayrımı gözetmeksizin öldürerek, yağmalayarak, köyleri kasabaları yakıp yıkarak silahlı mücadele başlattı. 1918 ve 1919 yıllarında Taşnaksutyun Hükümeti, "devletin isteklerini yerine getirmedikleri gerekçesiyle" silahsız Azeri ve Kürt köylerini bombaladı (bu bombardımandan Ermeni köyleri de nasibini almıştı). Taşnaksutyun, 1920 yılında Ermeni işçi-köylülerin şanlı Mayıs ayaklanmasını bastırdıktan sonra, Azeri ve Kürt köylerini bombardımana tabi tuttu ve "Müslümanlar bizim düşmanımızdır!" sloganıyla sivil insanları katletti.

Baş Gerni Birliği Komutanı Yarbay Melik Şahnazarov, Bağımsız Ermeni Tümen komutanına acele kaydıyla gönderdiği 7 Kasım 1918 tarihli raporunda, bu bölgedeki bütün köylerin bombalandığını, 30 Türk köyünün işgal edildiğini ve geri kalan 29 köyün bombalanması amacıyla ileri harekata geçildiğini bildiriyor, izin istiyordu.
Taşnak katiller merkezden onay alınca, Baş Gerni ilçesindeki onlarca Azeri köyünü yerle bir ettiler, kadınları, çocukları, yaşlı genç ayrım yapmadan pek çok insanı katlettiler, mallarını yağmaladılar.

Baş Gerni ilçesinin kaderini, Azeri ve Kürtlerin yaşadığı Ermenistan'ın diğer bölgeleri de paylaştı. Taşnaksutyun iktidarı döneminde Baş Gerni, Büyük Vedi, Basar-Geçer, Şerur, Karabağ, Zengezur vs... ilçeleri defalarca bombalandı.

Taşnaksutyun Hükümeti, politikasıyla iki amaç güdüyordu:

Bir taraftan Taşnak diktatörlüğüne karşı sürekli başkaldıran devrimci işçi-köylülerin dikkatlerini, milli mücadele bayrağı altında çekmeyi başarıyor; öbür taraftan yağmaladığı köylerin malıyla kasasını dolduruyor, böylece çökmeye yüz tutmuş ekonomisini ve mali durumunu bu yolla düzeltmeye çalışıyordu.

Devlet kademesinde görevli bir Taşnak, Taşnak Hükümeti Başkanı A. Ohancanyan'a 21 Haziran 1920'de gönderdiği mektubunda şöyle diyor:

"Zengibasar'ı işgal ettik. Bu bölge o kadar zengin ki, borçlarımızı birkaç defa karşılayacak durumdadır. Burada iki gündür görülmemiş bir yağma yapılıyor; buğday, arpa, dan, semaverler, halılar, altınlar, paralar götürülüyor. Maliye Bakanı iki ajanını buraya ancak dün gönderdi. Yoksa bu büyük zenginlik ellerimizden uçup gidecek..."

Bu Taşnak çapulcusu, her türlü yolu mubah görerek, yağma edilen tüm zenginliğin hükümet elinde toplanmasını öneriyor.
Kars Valisi, eyaletteki Türk-Kürt ahalinin yok edilmesi ve onlara ait malın mülkün yağma edilmesiyle ilgili Taşnak Hükümeti'ne gönderdiği raporda, köylerin işgalinden sonra geride kalan serveti Taşnak yönetiminin bazen tam olarak ele geçirememesine üzülüyor.

Valinin sözleri şöyle:

" Türklerin ve Kürtlerin yaşadıkları yerler gerçekten bir hazine... Yazık ki bu hazineye sahip olacak durumda değiliz..."

G. Muradyan adlı birisi, Gökçe Göl'ün kuzey kıyılarındaki Azeri köylerinin yakılıp yıkılmasıyla kendini gösteren Taşnak Hükümeti'nin vahşi eylemlerini coşkulu bir üslupla göklere çıkararak şöyle diyor:

"...Hükümetimizin (Taşnak Hükümeti'nin) eylemleri sayesinde... bu köylerin sakinleri (Tohluca, Akbulak, Ardanış vs.) Ermenistan topraklarını terk etti. Terk edilen köyleri gördüm, birkaç kedi, bir iki köpek kalmış. Köpekler bu mezar sessizliğiyle şaşkınlığa düşmüş, alışılmadık şekilde ve hayret verici seslerle havlıyorlar. Köylüler tarlalarda büyük miktarda patates, buğday, arpa bırakıp gitmişler. Hükümet bu köylerde 30 bin tondan fazla buğday, 8 bin ton patates toplayabilir..."

Bir noktayı vurgulamak gerekiyor:

Taşnak Hükümeti temsilcileri yağmalardan elde edilen malı hükümetlerine ulaştıramıyorlardı, nedeni ortadaydı; çünkü öncelikle kendileri için yağmalıyorlardı.
Karşıdevrimci Taşnaksutyun çapulcuları çok kısa sürede Azeri ve Kürt nüfusunu yok ederek, yerlerinden sürerek, mallarını gasp ederek ülkeyi "Ermenileştirmeyi" başardı. Ermenistan'ın "Müslümanlardan temizlenmesi" faaliyetinin sonuncusu Azerilere ait evlerin yıkılması ve inşaat malzemelerinin çalınması oldu.

Taşnakların Ermenistan'daki Azeri nüfusa karşı barbarca davranışları, Taşnak "kahramanların!" sözlerinde çok veciz biçimde ifadesini buluyor:

"Hiçbir şeye aldırmadan Basar-Geçer'de (Ermenistan'daki ilçelerden biri -A.L.) Tatar nüfusunu yok ettim. Bazen insan kurşuna acıyor. Bu köpeklere karşı en doğru hareket, çatışmadan sonra sağ kalanları toplamak, kuyulara doldurmak ve dünyadan yok olmaları için yukarıdan üzerlerine iri taşlar atarak öldürmek... "

"Ben," diye devam ediyor haydut, "Ben de böyle yaptım:

Kadınları, erkekleri, çocukları topladım; onları bıraktığım kuyuları ağzına kadar taşla doldurarak icaplarına baktım!"

Taşnak iktidarları cezalandırma harekatını aynı şekilde "asi" Ermeni köylerine karşı da yürütüyorlardı (Paşakent ve diğer köyler). Taşnak Hükümeti, "direnenleri" kurşuna dizerek, geri kalanları açlığa ve ölüme mahküm ederek, Ermeni emekçileri en acımasız biçimde yok ediyordu.

Taşnak bölge komiserlerinin, eylemlerinde, ortaçağ engizisyon yargıçlarından hiç de geri kalmadıkları Taşnak Hükümeti'nin arşiv belgelerinden anlaşılmaktadır. Örneğin, bölge komiseri V. Agamyan kendi mıntıkasında (Karanuk, şimdiki Martuni) insanları sorgusuz sualsiz tutuklamış, mallarını gasp etmiş ve kurşuna dizmişti. Agamyan asker kaçaklarıyla mücadele bahanesiyle, asker kaçağı saklamakla suçladığı kadınları, anneleri, genç kızları toplamış, çırılçıplak soyundurmuş ve onları köyün ortasında daha önceden hazırlanmış bir su birikintisine götürerek, milletin gözü önünde kaz taklidi yapmalarını istemiş. Bu sadist herif kadınları suyun içinde dövmüş, saatlerce çırılçıplak suda bekletmiş. Sonra kadınların tutuklanmasını emretmiş ve geceleyin muhafızlarını göndererek kadınları yanına getirtmiş, evli genç kadınların ve kızların ırzına geçmiş. Hakaretler ettikten sonra kadınları muhafızların emrine vermiş. Agamyan kendi mıntıkasında hayasızca ve hiç kanun falan tanımadan zorbalıklarına devam etmiş, o kadar ki, köylülerin dayanacak hali kalmamış. Martuni ilçesinin yoksulları ve orta halli köylüleri bir araya gelerek bu vahşi canavarı öldürmeye karar vermişler, ancak Taşnak Hükümeti, ajan M. Azarapetov'dan durumu öğrenince, Agamyan'ı merkeze çekmiş.

Karşıdevrimci Taşnak Hükümeti 1920 yılında, "uslanmaz" köylüleri cezalandırmak amacıyla, Zengi Irmağı'nın bir kolunu kapattı. Böylece, Gökçe Göl'den Zengibasar'a kadar pek çok köyle birlikte, ırmağa bitişik sahayı susuz çöl haline getirmişti. Pek çok insan ölmüş, hayvan ve ekin mahvolmuştu.

Taşnaksutyun diktatörlüğünün yarattığı bu korkunç koşullar ülkeyi son derece ağır bir ortama sürüklemişti. Ülkede açlık kol geziyor, on binlerce insanı yiyip bitiriyordu. Emekçi halkın dikkatini, ekonomik perişanlıktan başka tarafa çekmek için Taşnaksutyun, mallarını, ürünlerini ele geçirme çağrıları yaparak Ermenileri Aze-rilere karşı saldırttı. Taşnaksutyun Hükümeti "çıkar yol" olarak emekçi yığınlara yağmayı tavsiye ediyordu!..

Taşnak Hükümeti, milli mücadele söylemine gizlenerek yığınları şovenizmle zehirliyor ve onları Gürcülere karşı kışkırtıyordu. Taşnakların ve Menşeviklerin kışkırtmasıyla baş gösteren Gürcü-Ermeni Savaşı, "tartışmalı" Ahılkelek, BorçaJi vs. bölgelerle ilgili sorunları çözecekti. Taşnaksutyun aynı yöntemden yararlanarak, "tartışmalı" Karabağ, Nahçıvan vs. sorunlarını kuvvet zoruyla çözmek üzere Ermenileri Musavatçı Azerbaycan'a saldırttı. Taşnak Hükümeti milli mücadele bayrağı altında, bütün Doğu Anadolu'yu işgal etmeye yeltenerek Türkiye'ye karşı silahını şakırdatmaya başladı. Stalin, "Ulusal bayrak, popüler bir bayrak olarak, bir davada sadece yığınları aldatmak için takılır; zira milli burjuvazinin karşı-devrimci planlarını örtmeye uygundur" demişti.
Çarlık tüm çabalarına rağmen, Güney Kafkas halklarının, kurtuluş mücadeleleriyle güçlenen enternasyonal bağlarını koparama-mışken, karşıdevrimci burjuva milliyetçi partisi Taşnaksutyun, Gürcü Menşevikleri ve Azerbaycan Musavatçıları, farklı milletlerin işçi sınıfı ve emekçileri arasında kardeşçe güveni ve enternasyonal dostluğu kuvvet zoruyla zayıflattılar. İşte bu nedenle, başında Sta-lin'in bulunduğu partimizin, Güney Kafkas'ın Sovyetleştirilmeye başlandığı ilk günden beri önüne koyduğu en belli başlı görevi; bölge emekçileri arasında kardeşlik bağlarını yeniden tesis etmek ve güçlendirmektir.

Yoldaş Stalin, 6 Ağustos 1921 tarihinde Tiflis Parti Örgütü toplantısında sunduğu "Gürcistan ve Güney Kafkas Komünistlerinin Öncelikli Görevleri" başlıklı raporda, milliyetçilikle amansız mücadelenin, komünistlerin en temel siyasal görevi olduğunu belirtti:

"Güney Kafkas işçi sınıfı ve genel olarak milletler arasında tam bir kardeş dayanışmasının olduğu; kardeşlik bağlarının Ermeni, Gürcü, Azeri ve Rus işçilerini sosyalist bir aileye perçinlediği 1905-1917 dönemini hatırlıyorum. Tiflis'e şimdiki gelişimde ise Güney Kafkas uluslarının işçileri arasında bu dayanışmanın olmayışı beni sarstı.

İşçiler ve köylüler arasında milliyetçilik gelişmiş, başka milletten yoldaşlara olan güvensizlik duygusu artmış:

Ermeni, Talar, Rus, Gürcü karşıtı faaliyetler ve her çeşit milliyetçilik almış başını yürümüş. Eski kardeşçe güven bağlan kopmuş ya da en azından çok gevşemiş. Görülüyor ki, Gürcistan'da (Menşevikler), Azerbaycan'da (Musavatçılar), Ermenistan'da (Taşnaklar) milliyetçi hükümetlerin üç yıllık egemenlik süreleri boşa geçmemiş. Bu milliyetçi hükümetler ulusal politikalarını yürütürlerken, emekçiler arasında saldırgan milliyetçilik ilkelerine uygun şekilde faaliyetlerini sürdürürlerken, işi sonunda öyle bir noktaya getirmişlerdir ki, bu küçük ülkelerden her biri düşmanca milliyetçi bir atmosferin halkasıyla çevrelenmiş; bu halka Gürcistan'ı ve Ermenistan'ı Rus buğdayından ve Azerbaycan petrolünden; Azerbaycan'ı ve Rusya'yı da Batum'dan gelen mallardan mahrum etmiş. Milliyetçi politikaların doğal sonucu olan silahlı çatışmalardan (Gürcü-Ermeni Savaşı) ve (Er-meni-Tatar) kıyımdan söz etmiyorum daha. Şaşırtıcı değil, bu zehirli milliyetçi ortamda eski enternasyonal bağlar kopmuş, işçi bilinci milliyetçilik zehriyle zehirlenmiş. Emekçi halk kitleleri arasında bu milliyetçilik kalıntılarının hala kökü kazın-mamışsa, bu durum (milliyetçilik) Güney Kafkas Sovyet Cumhuriyetlerinin iktisadi ve askeri faaliyetlerini birleştirme meselesinde çok büyük engel olur. Bu nedenle Gürcistan komünistlerinin öncelikli görevi milliyetçilikle kıyasıya bir mücadele; milliyetçi Menşevik Hükümeti'nden önce ülkeler arasında var olan eski kardeşlik bağlarının yeniden tesisi ve böylelikle Güney Kafkas Cumhuriyetlerinin iktisadi güçlerini birleştirmek ve Gürcistan ekonomisini yeniden canlandırmak için zorunlu olan sağlıklı güven ortamının kurulmasıdır."

Taşnak Hükümeti'nin burjuva-milliyetçi politikası, egemenlik döneminde Ermenistan'daki nüfusun neredeyse yansının yok olmasına yol açtı; geri kalan yarısının da ölmelerine ramak kalmıştı.

Şimdiki Ermenistan topraklarında, Taşnakların iktidara gelmelerinden hemen önce 1 200 000 insan yaşıyordu. Oysa Ermenistan'ın Sovyetleştirilmesi arifesinde 1920'ye doğru ülkenin nüfusu 770 000'e inmişti.
Aynı şekilde 1918-1920 yılları arasında nüfusun milli bileşiminde meydana gelen değişiklik son derece dikkat çekicidir.
Böylece, Taşnaksutyun diktatörlüğünün 2,5 yıllık egemenlik süresinde Ermeni nüfus yüzde 35, Türk yüzde 77, Kürt yüzde 98 ve Yezidi yüzde 40 azalmıştı.

1918-1920 Yıllarında Şimdiki Sınırlar İçinde Ermenistan'ın Nüfusu (bin)

19181920Taşnakların diktatörlüğü döneminde Azalma yüzdeleri
Milletler
Ermeniler885690,522
Türkler2606077
Kürtler250,598
Yezidiler8540
Ruslar15147
Diğer milletler7443
TOPLAM1 200774yüzde 35,5


Kaynakça
Kitap: TAŞNAK PARTİSİ'NİN KARŞIDEVRİMCİ ROLÜ (1914-1923)
Yazar: A.A. Lalayan
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Taşnak Hükümeti'nin Gerici Eylemleri

Mesajgönderen TurkmenCopur » 26 Ara 2010, 23:38

Artık 1920 yılı sonuna gelindiğinde Bolşeviklerin yönettiği Ermeni emekçi halkı, dış emperyalist güçler döneminde Taşnakların yol açtığı bu korkunç koşullardan tek çıkış yolunun, sermaye diktatörlüğünün alaşağı edilmesi ve ülkede Sovyet iktidarının kurulması olduğunu açıkça gördü.

Ancak Taşnaklar devrimcilere karşı baskılarını gittikçe artırmaya başladılar ve "bizim (Taşnakların -A.L.) tartışmasız haklarımızı zorla kabul ettirmek için" Türkiye'yle savaşmayı sürdürdüler. Taşnak Hükümeti'nin resmi haydudu A. Ogancanyan'ın 2 Ağustos 1920 tarihinde sarf ettiği bu sözler boşa çıktı. Taşnak Hükümeti'nin "yenilmez" ordusu, Ermenistan'ın Gümrü, Karakilise (Kirivokan) ve diğer şehirlerini hemen hemen hiç savaşmadan Türklere teslim etti. Türk Ordusu Ermenistan'ın başkenti Erivan'a doğru saldırıya geçti ve bununla da Ermenistan'ın tamamının varlığı sorununu gündeme getirmiş oldu. Ermenistan emekçi halkının yazgısı pamuk ipliğine bağlı duruma gelmişti; çünkü Türk birliklerinin işgal ettiği ve zaten önceden harap edilmiş şehirler, köyler, kasabalar tamamen perişen edildi. Taşnak Hükümeti, taarruz eden düşmana karşı bir şey yapamayacağına inanmış görünüyordu. Gümrü'nün düştüğü günlerde, Taşnak Hükümeti'nin "bel bağladığı" İngiliz emperyalizmi, -Güney Kafkas'taki askeri-siyasi temsilcisi Stoks aracılığıyla- Tiflis'teki Taşnak elçisi T. Bekzadyan'a, Türkiye'yle savaşında Taşnak Hükü-meti'ne İngiltere'nin yardım edemeyeceğini; Taşnaksutyun'un ülkede artan devrimci ayaklanmaları bastırmak için gereken desteği, düşmanı olan Türklerden bulabileceğini bildirdi.

Karşıdevrimci Taşnaksutyun'un önünde iki yol kalmıştı; ya Sovyet Rusya temsilcisi Legran'ın önerisini kabul etmek ve ülkeyi müdahalecilerden kurtarmak ya da ülkede Sovyet iktidarı kurulmaması için Türkiye'yle anlaşarak ülkeyi onlara teslim etmek. Karşı-devrimci Taşnaksutyun, komünizm hayaletinden ve bu dönemde ülkenin emekçi yığınlarını saran ve gittikçe yoğunlaşan devrimci krizden korkarak ikinci yolu seçti. İşçi ve köylülerin isteklerinin aksine, emekçi halk kitlelerinin kurtarılmasına ilişkin Sovyet Rusya temsilcisinin önerisini geri çevirdi ve "ezeli düşmanı" Türkiye'yle -tamamen Sovyet Rusya'ya ve Ermenistan devrimci hareketine karşı- görüşmelere girdi.

17 Kasım 1920 tarihinde Taşnak Hükümeti, ajanı Hatisyan'ı, Ankara Hükümeti temsilcisi Kazım Bey'le görüşmelerde bulunmak üzere Tiflis'e gönderdi. Hatisyan, efendileri İngiliz Stoks'a, Fransız Albay Nonakurin'e ve İtalyan Albay Gobay'a vs. danıştıktan sonra "işe" girişti.

Bir Taşnak gazetesi bu konuda şöyle yazıyordu:

"Ermeni halkı hayatta kalmak ve devletinin yaşamsal varlığını güçlendirmek istiyorsa Rusya'ya değil, Türkiye'ye yönel-melidir."60
Böylece, Ermenistan işçi-köylüleri, ülkeyi kaçınılmaz bir yıkımdan kurtarmak ve onu Sovyet ülkesi ilan etmek üzere Büyük Ekim Devrimi bayrağı altında toplanırlarken, karşıdevrimci Taşnaksutyun, Türkiye'nin kucağına atılıyordu. 2 Aralık 1920 tarihinde Taşnak Hükümeti (ki ülkede fiilen yoktu) ve Türk delegasyonu arasında Gümrü'de imzalanan anlaşmaya göre, Taşnaksutyun Sevr Antlaşmasından ve Türkiye'ye karşı iddialarından, Anadolu'da Ermenilerin yaşadıkları bölgeler olmadığını var sayarak vazgeçiyordu. Taşnak-Türk anlaşması uyarınca Ermenistan'a, sadece 1 500 jandarma, 8 top, 20 makineli tüfeğe sahip olma izni veriliyordu. Zorunluluk halinde Türk iktidarı Ermenistan'a askeri "yardım" yapmayı taahhüt ediyordu.

Taşnaksutyun'un karşıdevrimci halka karşı politikası; İngiliz-Fransız ve Amerikan emperyalizminin Ermenistan'da hayasızca sürdürdüğü keyfi tasarruflar; Ermeni olmayan ahaliye karşı burjuva-milliyetçi imha politikası ve nihayet Türkiye önünde utanç verici teslimiyet; bütün bunlar hep birlikte ülkeyi felaketin eşiğine getirmişti.

Yoldaş Stalin 1920 sonunda Pravda muhabiriyle bir sohbetinde şöyle diyordu:

"Ermenistan'ın, Sovyet Rusya'yla ittifakından başka hiçbir kurtuluş yolunun kalmadığı gerçeğinden kuşku duyulabileceğini sanmam."

Ermeni emekçi halk kitleleri, yok olmaktan, gerçekten de sadece Sovyet Rusya'nın, Bakü ve Tiflis proletaryasının yardımı ve ülkenin Sovyetleştirilmesi sayesinde kurtulmuştur. 1920 Mayıs ayaklanmasında yenilgiye uğradıktan sonra, bundan çıkardığı dersleri dikkate alan Ermenistan işçileri ve emekçi köylüleri, 29 Kasım 1920 tarihinde Rus halkının desteğiyle, karşıdevrimci Taşnaksutyun'un -bu yabancı emperyalizm ajanının- boyunduruğunu üzerinden attı ve ülkede proletarya diktatörlüğünü ve Sovyet iktidarını kurdu.

Ülkenin emekçileri için yüzkarası olan, tamamıyla Sovyet Rusya'ya yönelik Gümrü Anlaşması 1920 Kasım Devrimi'yle rafa kaldırıldı.
Ülkede Sovyet düzenine geçilmesi, Ermenistan'da yaşayan bütün halkları yeniden hayata döndürdü. Sağ kalan ve karşıdevrimci Taşnakların takibatından köşe bucak saklanan Azeriler, Kürtler, Ye-zidiler bu yeni düzenden sonra köylerine döndüler ve Sovyet iktidarının yardımıyla işlerini yeniden kurdular. Ermenistan'da yaşayan Ermeni, Azeri, Yezidi, Rus, Assuri ve Rum emekçileri için yeni aydınlık bir yaşam başlamış oldu.

Basar-Geçer ilçesi Büyük Mezra Hayvan Çiftliği ekip başı olan Veys Veysov, anılarında şöyle anlatıyor:

"Taşnaklar, bir kış vakti kurşun yağmuru altında bizleri köyden sürüp götürdüler. Bu 'faaliyeti' General Silikov ve Tevasov yönetiyordu. Bizim ilçedeki Türk köyleri baştan aşağıya yakılıp yıkılmış, köylerin yerine geriye kararmış tepecikler kalmıştı. Taşnaklar dünyada az rastlanır bir canavarlığı gerçekleştirmişlerdi! O kadar çok insan öldürmüşlerdi ki! Sekiz nüfuslu ailemde sadece ben kalmıştım. Şu anda gezdiğimiz bu dağlarda çok insan cesedi yatıyordu. Bu dağların kayaları ve suları o günler insanları çok korkutmuştu! Karanlık çöker çökmez o alışıldık korkumuzla Taşnak soyguncularının ve katillerinin baskınını beklerdik.
"Ülkede Sovyet iktidarı kurulduktan sonra ben ve komşularım, Taşnakların yakıp yıktığı köylerimize döndük ve her aileden sadece tek insanın kaldığını gördük. Şimdi bir ailem, ana dilinde okuyan çocuklarım var. Mutluyum, çünkü artık savaş yok, şimdi Ermenilerle kolhozlarda yan yana çalışıyoruz, kardeş gibi yaşıyoruz. Böyle parlak ve huzur dolu bir hayat nedeniyle, anayasa taslağını alkışlıyorum ve enternasyonal kardeşliğimizi pekiştiren Stalin yoldaşa uzun bir ömür diliyorum."

Ermenistan'da yaşayan halklar yenilendi. Sovyet iktidarı döneminde Ermenistan'da nüfus yaklaşık yüzde 55 arttı. 1920'de 774 000
iken, 1936'da 1 200 000 oldu.
Bir zamanların geri kalmış sömürge ülkesi, halkların önderi yoldaş Stalin sayesinde öncü endüstri-tarım ülkesi oldu.
Stalinci halklar dostluğu ilkesi, Birliğin her ülkesinde olduğu gibi Sovyet Ermenistanı'nda da egemendir. Bu dostluğa, Sosyalist ülkede uygulanan gerçek eşitlik ilkesi sayesinde ulaşabildik.

Ancak şunu belirtmeliyiz ki, eğer Ermenistan Bolşevikleri, kar-şıdevrimci haydutların -Troçkist-Buharinci ve Taşnak-"spesifıst"-milliyetçi kampın- zararlı faaliyetlerini gözden kaçırmış olmasalardı, sosyalizm inşasının bütün alanlarında elde edilen kazanımlar hiç kuşkusuz daha büyük olacaktı.

Stalin Anayasası'na göre Birlik cumhuriyeti haline gelen Sovyet Ermenistanı, komünizmin tam zaferi için Lenin-Stalin bayrağı altında verdiği mücadelesinde Taşnak-Troçkist haydutları ve Ekim Devrimi kazanımlarının diğer düşmanlarını ortadan kaldırmaktadır.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Ermeni Tehciri ve Terörist Ülke Ermenistan

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir