Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Gönüllü Hareketi ve Ermeni Sermayesinin Hesapları

Burada Ermeni Tehciri ve Terörist Ülke Ermenistan hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Gönüllü Hareketi ve Ermeni Sermayesinin Hesapları

Mesajgönderen TurkmenCopur » 26 Ara 2010, 23:30

Gönüllü Hareketinin İki Bilançosu

Tabii ki emperyalist savaşla ilgili olarak Ermeni sermaye partisinin politikası ile Ermeni emekçi yığınlarının Çarlık ve Türk despotizmine karşı verdikleri kurtuluş mücadelesi arasında hiçbir ortak nokta bulunmuyordu. Üstelik Taşnaksutyun, bütün etkinliğiyle Ermeni emekçilerin devrimci hareketini frenleyerek, neye mal olursa olsun kapitalist sermayeye karşı direnen Ermeni işçi ve köylülerin mücadelesini ezmeye çabalamış, bugüne kadar da aynı tavrını sürdürmüştür (örneğin, Suriye'de, Filistin'de, diğer Yakındoğu ülkelerinde, Amerika'da, Fransa'da ve diğer emperyalist ülkelerde). Taşnaksutyun'un Dünya Savaşına katılması, hem halka karşı ve gerici bir özellik taşıyor, hem de Taşnaksutyun bu savaşa katılmayla sadece Ermeni burjuvazisinin iradesini dile getirmekte olup, Çarlığa, İngiliz-Fransız, keza Amerikan emperyalizmine uşaklık yapıyordu.

Bunlar aşağıdaki şu verilerle doğrulanmaktadır:

1- Gönüllü hareketinin özelliği, başlarında kana susamış hmbapetlerin (Andranik Paşa, Amazasp vs.) bulunduğu Taşnak birliklerinin Türk kadınlarını, çocuklarını, yaşlıları, hastaları toptan katletme işinde azami kahramanlık göstermesidir. Taşnak birliklerinin işgal ettikleri Türk köyleri canlı insanlardan "temizlendi" ve enkaz yığınına dönüştü.

Aslen Varaam'dan (Yeni Beyazıt) olan bir Taşnak "kahramanı" 1920'de yaptığı kahramanlıkları şöyle anlatıyor:

"Basar-Geçer'de (Ermenistan ilçelerinden birisi -A.L.) Türk nüfusu yok ettim; Hiçbir şeye aldırmadan" diye övünüyor Taşnak haydudu. "Bazen insan kurşuna acıyor. Bu köpeklere karşı en doğru hareket; çatışmadan sonra sağ kalanları toplamak, kuyulara doldurmak ve dünyadan yok olmaları için yukarıdan üzerlerine iri taşlar atarak öldürmek... " "Ben," diye devam ediyor haydut: "Ben de böyle yaptım: Kadınları, erkekleri, çocukları topladım; onları bıraktığım kuyuları ağzına kadar taşla doldurarak icaplarına baktım!"
Böylelikle, Taşnak gönüllü hareketinin sonuçlarından biri, on binlerce Türk emekçisinin katliama uğramasıdır.

2- Türk Hükümeti Taşnak "kahramanların" bu gibi eylemlerini görünce ve "Ermeni sorununa" ilişkin Çarlık planından haberdar olunca Ermeni emekçilerine karşı baskılarını yoğunlaştırdı ve Ermeni emekçilerin katledilmesinde Taşnak haydutlarıyla sanki "yarışır" hale geldi.
Daha 1915 yılı başında Türk Hükümeti, Erzurum, Van, Tercan, Eğin, Bitlis, Muş, Sason, Zeytun ve Kilikya'nın her yerinde Ermeni kıyımları düzenledi. Aynı şeyler İstanbul'da da oldu.

Çarlığın yoksul Türkiye Ermenilerini etkin biçimde istismar etmesi kayda değerdir. Çarlık elbette burada istilacı çıkarları yönünde hareket ediyordu. Bilindiği üzere, Rus diplomasisi Türkiye'nin "Hıristiyanlar" üzerinde uyguladığı vahşete karşı, müttefik devletlerin ortak bir bildiriyi kabul etmesini sağlamaya çalışıyordu. Ancak bu manevranın nedeni, Çarlığın Ermenileri koruma arzusu değildi kuşkusuz.

Aksine, Türkiye'nin "Hıristiyanlara ve uygarlığa karşı yeni cinayetler" konusunda yayımladıkları bildirilerle, keza tüm politikalarıyla Ermeni kıyımını provoke eden Sazonov ve Dışişleri Bakanlığı'nın diğer görevlileri, aslında farklı bir amaç güdüyorlardı:

Sağ kalan Ermenilerin güvenini kazanmak ve Türklere karşı savaşta onları kullanmak. Ayrıca Çarlık diplomasisi, Türkiye Ermenilerinin katledilmesine tepki göstermemeleri ve bu yüzden bir bildiri yayımlamamaları halinde, Almanya'nın fırsattan yararlanarak Ermenileri kendi taraflarına çekeceğini, bunun Çarlık için arzu edilmeyen bir durum olacağını çok iyi biliyorlardı. Bu nedenle Sazonov ve çalışma arkadaşları, Türkiye'de Ermeni kıyımıyla ilgili olarak müttefiklerle ortak yazılı bir bildiri yayımlamaları için Londra ve Paris elçilerine talimat verdiler.

Londra Rus Elçisi Benkendorf, daha 1915'te İngiliz resmi çevrelerini, Türkiye'deki Ermeni kıyımım kınamaları konusunda ikna ederek şöyle bildirmişti:

"Tüm Ermeni unsurlar arasında maneviyatın sağlam tutulması, bizim özel, hatta askeri çıkarlarımız için çok önemlidir. Beklenen bir konuşmanın, bir bildirinin Ermeniler üzerinde tartışmasız etkisi olur. Bu etkilenme, nice sınamalardan geçmiş Ermeni ahaliye hızla nüfuz edecektir."

Sazonov, Osmanlı iktidarının Ermenileri katletmesi hakkında konuşurken, "Türkiye'nin kınanmasının, ona karşı mücadelede faydalı olabilecek Ermenilerin moralini yükselteceğini" söylemişti.

Çar Hükümeti'nin sağ kalan Ermenileri kullanmayı garanti etmek amacıyla, ölen on binlerce Türkiye Ermeni emekçisi için "taziyelerini" bildirmesi... Evet, Ermeni emekçilerin katledilmeleri vesilesiyle Çarlık diplomasisinin takındığı tavrın asıl anlamı budur.
Çar iktidarının çapulcuları, Taşnaksutyun ajanları kanalıyla "Ermenilerin maneviyatını yükselterek", onları Türkiye'ye karşı yeni eylemlere çektiler ve bununla Türk iktidarının Ermeni emekçileri toptan katletmesine zemin hazırladılar.

Çar Hükümeti'nin ve emrindeki Taşnak ajanlarının faaliyetleri sonucunda, Jön Türk Hükümeti tek tek kıyımlardan, "Türkiye'yi Ermenilerden temizleme" politikasına geçti. Yukarıda bahsettiğimiz hmbapetler örnek alınırcasına, bu kez Ermeni katliamına girişildi; malları yağmalandı, bütün Ermeniler yasadışı ilan edildi. Sağ kalanlar, "neresi olursa olsun" diyerek gittiler. Ne var ki aç, yoksul mülteciler kurtulmayı başaramadı. Büyük çoğunluğu (1,5 milyondan, yaklaşık 1 milyonu) ya Türk makamlarınca yok edildi ya da açlıktan, soğuktan, salgın hastalıklardan kırıldı. Çeşitli ülkelere göç eden 500 binin üzerinde emekçi Türkiye Ermenisi uzun süre, çoğu bugüne kadar bu acınası mülteci konumundan kurtulamadı. Ermeni mülteci, toplum dışına itilmiş, sınıfsız, hem buıjuva çevrelerinde, hem de Taşnaksutyun'da vatandaştan sayılmayan bir tip olup çıkmıştır.

Hepimizin bildiği üzere, pek çok Ermeni mülteci hala yurtdışında yaşamaktadır. Taşnaksutyun -bu, Ermeni emekçilerinin celladı-varlığını sürdürebilmek için, "mülteci" konumdaki Ermeni yığınlarını şimdi yaşatmaya ya da Suriye'de olduğu gibi yoksul Ermeni yerleşimlerine yardım etmeye çalışıyor. Amacı, onları Türklerle ve Araplarla mücadele eden Fransız sermayesinin "kurbanlıkları" haline getirmek için burada bir "Ermeni Ocağı" kurmak...
Karşıdevrimci Taşnaksutyun artıklarının, "mülteciler sorununda" asıl politikası, daha önce belirttiğimiz gibi, onları "mülteci" konumunda muhafaza etmeyi kapsamaktadır. "İşin sun", var olmayan bir "Ermenistan Cumhuriyeti"nin ve başıboş gezinen bakanlarının, emperyalistlerin kapı eşiklerini mesken etmiş olmasındadır! Hatta bu "cumhuriyetin", Taşnaksutyun Partisi'nin lideri Agaronyan adında bir heyet başkanı da var. Halksız da olsa, işsiz de olsa, bakanları olan böyle düzmece bir hükümetin paraya gereksinim duyması doğaldır. Taşnak kırıntılarının alkollü içeceklere, kumara vb. düşkünlüğü dikkate alındığında, yaşamlarını sürdürebilmek için ne kadar paraya ihtiyaç duydukları apaçık ortadadır.

"Mültecileri" korumak... bu, Taşnaksutyun bütçesinin temel kaynaklarından biri ve belki de en önemlisi demektir. Mesele şu ki, Taşnaksutyun Partisi sistemli olarak kendi kurbanlıkları için bağış toplamaktadır. Az bir süre önce Agaronyan, Amerika'da 15 milyon mark gibi hayli büyük meblağda bağış toplamıştı. Elbette bu paranın Ermeni mültecilerin perişan durumunu düzeltmede zene katkısı olmadı. Agaronyan bu parayı aç yığınlara dağıtmadığı gibi, bu ganimetin paylaşımında bile meslektaşlarına adil davranmamıştı.
Taşnaksutyun ideologlannın "mülteci" tipini yaşatmaya çalışmasının, "ölü canları" bile dahil etmek suretiyle mültecilerin sayısını artırmasının ve "mülteci" sorununu çözen tek ülke olan SSCB'ye yönelik iftira kampanyalarının nedeni şimdi anlaşılmaktadır.
Hain Taşnaksutyun'un başlattığı gerici "gönüllü" hareketinin ikinci sonucu da, yaklaşık 1 milyon emekçi nüfusun katledilmesi ve yüz binlerce Ermeninin toplumdan soyutlanmış, sınıfsız mülteciler haline gelmesidir.

Yeri gelmişken, sadece Ermenistan'daki Sovyet iktidarının mültecilere toplumsal ve faydalı iş olanağı yaratarak, onları sosyalist yurdumuzun eşit yurttaşları haline getirdiğinin ve "mülteci" sözcüğünü ülkede kesin olarak kaldırdığının altını çizelim. Yurtdışında bulunan mültecilerin Sovyet ülkesine gelmek istemelerinin sebebi gün gibi açık değil mi? Taşnak-Çar yöneticilerinin talihsiz kurbanları, tehcire tabi tutulmuş, burjuva ülkelerinde başıboş gezen on binlerce yoksul ve talihsiz Ermeni emekçisine Sovyet Ermenistanı artık sahip çıkabilmiştir. Ermeni emekçilerin yoldaş Stalin'e gönderdikleri mektupta söylendiği gibi, "eskiden toplumdan dışlananlar, şimdi Sovyet iktidarının desteğiyle kendilerine güzel kasabalar kurmuşlar."

Gönüllü Hareketi ve Ermeni Sermayesinin Hesapları

Yukarıda belirttiğimiz gibi, 1914 sonbaharından 1915 sonuna kadar Taşnaksutyun, 10 000 gönüllü örgütlemiş ve onları Türkiye'ye karşı kullanmıştı. Ama bu askeri faaliyetle yetinmişler miydi? Elbette hayır.
Taşnaksutyun Partisi'nin Kafkasya'daki Çarlık Ordusu'nu bu gönüllü birliklerle takviye etmesi sadece 1915 yılında değil, 1916 ve 1917 yıllarında da sürdü. Çarlığın yıkılmasından sonra Taşnaksut-yun, elinden geldiğince Geçici Hükümetin faaliyetlerine yardımcı oldu ve artık bağımsız gönüllü birlikleri değil, neye mal olursa olsun kendi "misyonunu" gerçekleştirmek-"Büyük Ermenistan'ı" ele geçirmek- amacıyla tam bir kolorduyu Türkiye'nin karşısına sürdü. 1918'de Taşnaksutyun, 35 yaşın altındaki bütün Ermenilerin askere alınması kararı çıkarmıştı. Taşnaksutyun basını, askerlik görevini tamamlamış olsa da, "vicdan sahibi" herkese gönüllü yazılma ve cepheye gitme çağrılan yaparak, buna uymayan "hainleri" ölüm cezasıyla tehdit ediyordu.

Ermeni Kolordu Komutanı Nazarbekov 1918 Haziran'ında "Ermeni halkına" şöyle seslenmişti:

"Ey, Ermeni halkı, ailelerinizi kurtarmayı istiyorsanız, sizler... silah kullanmayı bilen herkes bize katılsın!.. Silahlarınızla, mermilerinizle, beş günlük erzakınızla gelin...
"Orduya ekmek, patates, gıda maddesi bağışında bulunun..."

Taşnaksutyun eşkıyalan ne yapsa fayda etmez. Ermeni alaylarından firar edenleri, ne tehditler, ne zorlamalar, ne de şovenist propagandalar durdurabilir. Taşnaksutyun'un bütün çabaları boşunadır. Yüz binlerce Ermeni emekçinin, "kurbanlık koyun haline" gelmesi, Ermeni sermayesine "denizden denize Büyük Ermenistan'ı" kurma imkanı vermedi. Taşnakların hazırladığı "yeni Ermenistan Haritası", Taşnaksutyun'un Türkiye'yle, Menşevik Gürcistan'la, Musavatçı ve sonra da Sovyet Azerbaycanı'yla sürekli savaştığı ve beyaz generallere Sovyet iktidarına karşı savaşta yardım ettiği diktatörlük yıllarında da kağıt üzerinde kalmıştı.
Aynca, bu partinin maceracı politikası Jön Türk Hükümeti'nin istilacı politikasına yardımcı olmuştu. Türkiye, sözde Ermeni alay-lannın saldırılarını püskürtmekle kalmamış, Ermenistan'ın birçok şehrini ve ilçelerini işgal etmişti. 1918'de dört-beş ay gibi kısa bir süre içinde, Doğu Anadolu'yu fethetme çağrısı yapan "yenilmez" Taşnak Ordusu, Erzurum, Trabzon, Kars, Gümrü vb. şehirleri "düşmanına" teslim etmek zorunda kalmıştı.

Türkiye, 1920'de "yenilmez" Taşnak Ordusu'nun saldırısını püskürterek, Gümrü'den başka Karakilise, Hamamlı ve diğer ilçeleri işgal ederek, Taşnak Ermenistanı'na sadece üç ilçe bırakmıştı.
Taşnaksutyun'un politikası sonucu Ermenistan halkının yarısı kırılmış, geriye kalanı perişan durumda bir köşede kalakalmıştı. Taşnaksutyun'un, yedi vilayet ve Kilikya, "Birleşik Büyük Ermenistan", "galip gelen müttefik ülke olarak Ermenistan'a ödenmesi gereken" tazminat hayalleri; evet, hepsi yıkılmıştı. Gerçekte, yedi Doğu Anadolu vilayeti ve Kilikya yerine, Ermenistan 1918-1920'de toprağının (Rusya Ermenistanı toprağının) büyük bir bölümünden ve halkının yansından olmuştu. Taşnakların, uğruna Bolşeviklerle savaştığı; Ermeni ve Türk emekçilerini yok ettiği emperyalist efendileri, bütün bir halkın tükenmesini ve ülke ekonomisinin harap olmasını soğukkanlılıkla izlediler.

Ve Taşnak Hükümeti 1919'da "müttefik" ülke sıfatıyla kayıpları için tazminat talebinde bulunduğunda, İngiliz-Fransız emperyalizminden şamarı yemişti. 7 Mart 1919 tarihinde Kafkasya müttefik birlikleri başkomutanı General Forest Wocker'le, Taşnak Hükümeti'nin Başbakanı Kaçaznuni arasında geçen konuşma, İtilaf devletlerinin "bağımsız" Ermenistan Hükümeti'ne karşı tutumunu çok açık biçimde gözlerimizin önüne serer.
Kaçaznuni bu görüşmede çok ürkek ve uşakça bir ses tonuyla, Ermeni halkının acılarını, İtilaf devletlerinin yanında savaşa katılan Ermenilerin Almanlarla ve Türklerle Suriye'de, Mezopotamya'da, Batı cephesinde, keza Kafkasya ve Rusya'da "kahramanca" savaştıklarını, bu nedenle büyük ilgiyi hak ettiklerini dile getirmişti. Sonra Kaçaznuni Ermenilere müttefik muamelesi yapılmasını General'den yalvar yakar talep etmiş ve Ermeniler arasında Antanta karşı olan düşmanca havanın silinmesi için, İtilaf devletlerine hizmetleri karşılığında maddi yardım yapılmasını rica etmişti.

General Wocker, cevabi sözlerinde çok sert bir dille uşağına-başbakana "küstahlığı" nedeniyle yüklenmiş, konuşma üslubundan "hiç hoşlanmadığını", maruzatın "kötü tarzını" gereken yerlere rapor edeceğini, bunun "Ermeni Cumhuriyeti için hiç de iyi olmayacağını" bildirmişti. General, Taşnak Hükümeti Başbakanı'na, Ermenileri müttefik olarak görmediğini ve "bir halka yardım için (?) en azından bir şeyler gönderildiği zaman" minnettar olmak gerektiğini hissettirmişti.
"Bağımsız" Ermenistan Başbakanı Kaçaznuni, müttefik Generali'nin tehdidinden korkarak, halkın müttefikler üzerindeki kuşkularının "bir temele dayanmayabileceğim" söylemiş ve General'den özür dilemişti.

Ermenistan emekçilerinin, emperyalizm ve onun yardakçıları olan Taşnakların, Taşnaksutyun artıklarının boyunduruğundan kurtuluşunun 16. yılı olan 1936 yılında, kitabımızın başında belirttiğimiz gibi, gelecekte baş gösterecek bir emperyalist savaş için de karşıdevrimci planlar yapılmaktadır. Taşnaklar 1914-1918 döneminin kanlı politikasını tekrarlamaya, bu suretle Kuzey Ermenistan bölgesinde yeniden egemenlik kurmaya çalışıyorlar. Bu amaçla Taşnaksutyun artıkları, "dudaklarında ölüm soğukluğu, yüzlerinde alaycı bir gülümseme" (Kaçaznuni), Gürcü Menşeviklerin ve Azeri Musavatçılann beyaz göçmenleriyle birlikte, Sovyet ülkesi aleyhine görüşmeler yapıyorlar; "Güney Kafkas'ın bağımsızlığı" adına, bu karşıdevrimci grupların aralarında var olan sürtüşmeyi ve hırgürü "hafifletmeye" ve antisovyetik cephe kurmaya -başarısızlığa mahküm olsa da- gayret ediyorlar.

Bütün bu gruplar, silme barış düşmanlarının himayesinde bulunuyorlar. Hitler maiyetindeki Alman müdahalecileri onları kullanıyor, onlar Japon militaristlerine hizmet ediyorlar, onlardan silah alıyorlar, Polonya subayları vb. da onları kullanıyor. Kafkas'ın karşı-devrimci göçmenlerini daha aktif biçimde himaye etmiş olan ve halen himaye eden İngiliz emperyalizminden söz etmiyoruz bile. İngiliz gericileri, Taşnakların Birinci Dünya Savaşı'nda yerine getirdikleri görevi çok iyi bilirler. Bu yüzden İngilizler şimdi Taşnak artıklarını biraraya toplamaya, Kürt gerici gruplarla birleştirerek, beyaz göçmen Rus monarşistleri onların başına getirmeye ve "özgür Ermenistan ve Kürdistan" adına, Sovyet ülkesine yöneltmek üzere silahlandırmaya çalışıyorlar.
Taşnak çetesi 15 yıldan fazladır, dünya proletaryasının ve bütün emekçilerin anayurduna karşı, büyük bir çabayla müdahaleciliği örgütlemektedir. Her zamankinden daha yakın olan emperyalist savaş koşullan içinde Taşnaklar etkinleşiyor. Satılmış basın sayfalarında, geleceğin antisovyetik emperyalist savaşına Ermenileri çekmek için "kamuoyu" oluşturuyorlar. Görünen o ki, Çarlıkla ve Batı emperyalistleriyle beraber yok ettikleri yüz binlerce işçi-köylü-nün cesedi ve akıtılan kan onları doyurmamış. Anlaşılan, 30 aylık egemenlikleri döneminde, Ermenistan ekonomisini tamamen çökerterek geniş yığınların gözünde kesin olarak itibardan düşmeleri onları tatmin etmemiş.

Peki, karşıdevrimci Taşnaksutyun bu faaliyetleriyle ne kazanabilir? Yalnızca kesin bir son... Ermeni halkının cellatlarının, onların "hamileri" olan İngiliz gericilerin, Japon militaristlerin, Alman faşistlerin çabaları boşuna. Sosyalizmin vatanına üstün gelecek ve burjuva-toprak ağalan düzenini yeniden kuracak bir güç dünya üzerinde artık yok. Sosyalizm, yeryüzünün altıda birinde zaferi kazandı; Bütün Birlik Komünist (Bolşevik) Partisi Merkez Komitesi'nin Leninci bilge yönetimi ve halkın önderi sevgili Stalin sayesinde, Sovyetler Birliği -halkların kardeşliği ailesi- her bakımdan kudretli bir devlet haline geldi; sosyalizmin kapitalizm üzerinde zaferi önceden belli oldu. Bundan sonra bütün mesele, Stahanovcuların ilk toplantısında yoldaş Voroşilov'un söylediği gibi, sadece zaferi çok ufak kayıplarla kazanmaktır. Çürük Taşnak ideologları, karşıdevrimci tasarılarını hayata geçirmeyi başaramadılar. Yurtdışındaki emekçi Ermeni yığınları arasında onların gerçek yüzü gitgide açığa çıkıyor. Sovyet Ermenistanı'nın işçileri ve kolhozcuları arasında Taşnaklar çoktan gözden düştüler. Bu kuşkusuz, Taşnaksutyun'un karşıdevrimci kırıntılarının teslim olduğu, pis işlerine son verdiği, cumhuriyette sosyalizmin inşasını baltalamaya kalkışmayacağı anlamına gelmez. Ancak tarihin çarkını geriye döndürmeyi başaramazlar. Bütün Birlik Komünist (Bolşevik) Partisi ve yoldaş Stalin'in kılavuzluğunda, Ermenistan Komünist Partisi, emekçi yığınları seferber ederek, devrimci uyanıklığı yükselterek, sınıf düşmanlarının ve onların ajanlarının son artıklarını temizleyerek sosyalizmi başarıyla kuracaktır. Milliyetçi ve her türlü karşıdevrim girişimleri sonuna kadar yok edilecektir. Proletarya Diktatörlüğü, komünizmi zaferle kurarak, bütün halk düşmanlarını, en ufak parçası kalmayana dek yeryüzünden silecektir.

Kaynakça
Kitap: TAŞNAK PARTİSİ'NİN KARŞIDEVRİMCİ ROLÜ (1914-1923)
Yazar: A.A. Lalayan
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Ermeni Tehciri ve Terörist Ülke Ermenistan

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir