Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Dünya Savaşı Arifesinde Emperyalist Devletler ve Ermeniler

Burada Ermeni Tehciri ve Terörist Ülke Ermenistan hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Dünya Savaşı Arifesinde Emperyalist Devletler ve Ermeniler

Mesajgönderen TurkmenCopur » 26 Ara 2010, 23:27

Dünya Savaşı Arifesinde Emperyalist Devletler ve "Ermeni Sorunu"

Türkiye'yle savaş Güney Kafkas ve ona yakın topraklarda cereyan edecekti. Bu yüzden savaşan tarafları Güney Kafkas'ın durumu "endişelendiriyordu." "Emperyalist devletlerin eski kurtlarının, üzerinde kafa yorduğu"11 sözde "Ermeni sorunu" yeniden hortlamıştı. Dünya savaşının daha başında, gerek İtilaf devletleri, gerekse Üçlü İttifak, Ermenilerin "kaderiyle" ilgilenmişlerdi. Hem Güney Kafkas'ta, hem Türkiye'de yaşayan Ermenilerin belli koşullarda kendilerine faydalı olacaklarını biliyorlardı. İşte bu nedenle emperyalistlerin düne kadar unuttukları "Ermeni sorunu" yeniden ortaya çıkmıştı. Emperyalistler, Ermeni büyük burjuvazisine ve onun partisi olan Taşnaksutyun'a "Büyük Ermenistan" kurma sözü verdiler. Amaçları, bu vaatlerle Ermenileri kendi çıkarlarına hizmet ettirmekti.

İtilaf devletleri, Ermenileri iki yönden kullanmayı tasarlamıştı:

Birincisi, Antant hükümetleri Türkiye Ermenilerine "kurtuluş", hatta "özerklik vaat ederek", onların (Türkiye Ermenilerinin isyancı-gönüllü adı verilen müfrezelerin) bizzat Türkiye'de, Türk iktidarına karşı eylem yapmalarını sağlamak. İkincisi, yedi vilayet ve Kilikya vaatleriyle kandırılan Rusya Ermenilerini, Türkiye cephesinde Çarlık Ordusu'nun tenkil, öncü, keşif vs. harekatlarında kullanmak. Rusya ve müttefiklerin, emperyalist savaşın hemen öncesinde Ermenilerle ilgili olarak tasarıları buydu.
Bu sırada, savaşan ikinci grup ülkeler de -başını Almanya'nın çektiği grup- "Ermenisever" (Armenofıl) role soyunmuştu. Alman-Türk tasarısı, Türkiye Ermenilerine "reform", durumlarını "iyileştirme"; Rusya Ermenilerine de "özerklik" vaat ediyordu. Almanya ve Türkiye bu yalan vaatleri verirken, Türkiye ve Rusya topraklarında yaşayan Ermenilerin Üçlü İttifaktan yana olmalarını sağlamaya çalışıyorlardı.

Böylelikle İtilaf devletleri (esasen Rusya) ve Üçlü İttifak (esasen Almanya) arasında o kendine özgü, Ermenileri kendi taraflarına çekme mücadelesi almış başını gidiyordu. Taraflardan her biri Ermenileri kendi çıkarları için kullanmaya uğraşıyordu.

İstanbul'daki Rus danışman Gulkeviç, Ermenilerin sempatisini kazanma konusunda, daha savaşın başlarında şöyle diyordu:

"...Rus Çarı'nın, Ermenileri yüzyıllar boyu maruz kaldıkları baskıdan kurtarma (!) ve onlara özerklik bahşetme (!)"niyetlerini Ermenilere törenle bildirmek gerekiyordu. Hiç kuşkusuz, böyle bir bildirinin olmadığı Türkiye'de de, Almanya'da da fark edilecek ve bize karşı genişçe kullanılacaktır."

Devam ediyor:

"Bildiğimiz gibi, Almanya son zamanlarda Ermenilerin sempatisini kazanmak için büyük çaba sarf ediyor ve manifestolar yoluyla ilan edilmesi konusunda katolikos'a olumsuz yanıt vereceğimiz özerkliği, Ermenilere bahşetmesi için Babıali'yi ikna edebilir.

"Erzurum veya Van'da Seym'in (Milli Meclis) toplanmasıyla ilgili beklenen Rus manifestosu yerine, bir Türk manifestosunun ortaya çıkması, Ermeniler arasında kargaşaya ve bütün halkın gözünde Rus adının çekiciliğine zarar verebilir ve belki de bir dereceye kadar, Ermenistan'daki birliklerimizin görevini de zor duruma sokabilir."

Taşnaksutyun bu durumda Antant bloğuna ya da tersine Türk-Alman ittifakına girme işinde ikilemle karşı karşıya kalmış oluyordu. Taşnaksutyun da temsil ettiği sınıfın çıkarlarına tamamen uygun düşen ilk seçenekten yana "sorunu" çözdü. Çarizmin Taşnaksutyun'un suyuna gittiğini ve ona "hediye" şeklinde Doğu Anadolu'nun (Van, Bitlis, Diyarbakır, Harput, Sivas, Erzincan ve Trabzon) ve Kilikya'nın dört sancağının (Maraş, Sis [Kozan], Celal-Bereket, İskenderun'la birlikte Adana) "özerk" yönetimi; keza Rusya Ermenistanı için "reform" sözü verdiğini unutmamız mümkün değildir. Alman tasarısı ise Rusya Ermenistanı'nın özerkliğini "öngörüyordu." Taşnaksut-yun, kendine saha arayan Ermeni büyük burjuvazisinin sözcüsü olarak, bir uşak gibi, Kanlı Nikolay'a hizmet sunmayı öneriyordu.

Taşnaksutyun, "Ermeni kardeşlerini kurtarma" maskesini takarak, Ermeniler arasında Çarlık Rusya tarafında savaşa aktif olarak katılma kampanyaları yürütüyordu.
Ancak Çarlığın Ermenistan ve Ermeni politikalarından ayrıntılı olarak bilgi sahibi olmamız için, Çarlığın, "Ermeni sorununu çözüm" tasarısı üzerinde durmamız gerekiyor.
Yukarıda belirtildiği üzere, Çarlık Hükümeti, Ermenilerin "kaderiyle" ilgilenirken, askeri amaçlar gütmekteydi. Ama iş tabii ki bununla bitmiyordu.
Bilindiği gibi, burjuva-toprak ağalan düzeninin egemen olduğu Çarlık Rusya, Türk Boğazlannı, Doğu Anadolu'yu ve Kilikya'yı ele geçirme peşindeydi.
Çarlık Hükümeti, Çanakkale ve İstanbul Boğazları'nı işgal ettikten sonra Doğu Anadolu vilayetlerinde -Kozak yerleşmecilerin desteğiyle- kendine bir direnme noktası yaratabilir, Akdeniz'e çıkışını güvence altına alabilirdi. Türkiye Ermenilerinin "kurtarılması" meselesi de, Taşnaksutyun'un ve diğer karşıdevrimci Ermeni örgütlerinin yardımıyla, arkasında Çarizmin kendi emperyalist tasarılarını hazırladığı ve uyguladığı bir paravanaydı.

"... Özerk Ermenistan'ın (Türkiye Ermenistanı'nın -A.L.) Türkiye'nin egemenliğinde mi, yoksa Rusya'nın himayesinde mi kurulacağının zamanı elbette daha gelmemişti. Ama şu ya da bu durumda Ermenistan doğrudan nüfuzumuz alanında -hem de müttefiklerimizin isteğine bağlı kalmadan- olmak zorundaydı, aynı şekilde gelecekteki özerk bölgenin sınırları yalnızca bizler tarafından, Rus devletinin çıkarları açısından belirlenmeliydi.

"... Gelecekteki Ermenistan'ın, dolayısıyla bizim, Akdeniz'e çıkışımızın güvence altına alınmasına bütün gücümüzle gayret etmeliyiz. Büyük ve Küçük Ermenistan olarak bölünme ve herhangi bir Avrupa devletinin Kilikya'ya yerleşme iddialarının böyle bir bölünmeye bağlanma olasılığı kabul edilemez."

İstanbul Rus Elçisi'nin danışmanı olan Gulkeviç, savaşın daha başında, Çar'ın Kafkasya Genel Valisi'ne gönderdiği mektupta böyle yazıyordu.
Gerici Ermeni milliyetçilerin desteğiyle "özerk" bir Türkiye Ermenistanı yaratmaya çalışmak; bu "özerk" bölgeyi Akdeniz'deki Mersin limanıyla birlikte, Rusya Ermenistanı'nı örnek alarak Rusya'nın sömürgesi haline getirmek; bu meselede müttefiklere danışmadan sınır düzenlemek... evet, Gulkeviç'in mektubunun içeriği aşağı yukarı budur ve Çarlığın "Ermeni sorununa" bakış açısını ve politikasını doğru biçimde yansıtır.
İşte bu nedenle, Çarlık ve diplomatları, "Ermeni sorununu" Rusya'nın tekelinde bir iş olarak görüyorlardı ve bütün enerjileriyle "özerk" Türkiye Ermenistanı'nı savunuyorlardı.

Bilindiği gibi, Türkiye Ermenileri emekçileri sultanın baskılarına defalarca karşı çıkmışlardı. Ancak burada da Çarlık, ajanı Taşnaksutyun ve diğer milliyetçi Ermeni örgütler (Hınçak vb.) aracılığıyla, var gücüyle emekçi Ermeni yığınlarının ulusal kurtuluş hareketlerine gem vurmaya ve Türkiye'ye karşı savaşında onları kendi çıkarları için dizginlemeye çalışıyordu.

Dışişleri Bakanı Sazonov, Bakanlar Kurulu Başkanı Goremıkin'e gönderdiği 30 Ağustos 1914 tarihli mektubunda şöyle diyordu:

"Her halükarda Türkiye'yle aramızda çıkacak bir savaşa, bizim herhangi bir hareketimizin değil, Türkiye'nin sebep olması, genel siyasal bakış açısından çok önemlidir. Siyasi durumun tam bir tetkiki yapılmadan, Ermeniler arasında bir isyanı kışkırtmak bu nedenle hiç arzu edilmeyen bir durumdur, hatta tehlikelidir.
"Ama öyle geliyor ki, Türkiye'yle mutabık kalma durumunda, Ermenilere elle tutulur güvenceler vermek gerekir, bu mutabakat şimdi gerçekleşirse, neye mal olursa olsun Ermeni sorunu konusunda hiçbir ödün verilmeyecektir. Bununla birlikte Türkiye'yle ilişkilerin kopması halinde her an onlardan yararlanmak amacıyla, gerek Ermenilerle, gerekse Kürtlerle sıkı ilişkilere girmek istenen bir durum olur. Bir anlaşmazlık baş gösterdiği ya da kaçınılmaz hale geldiği zaman, silah, araç ve gereci sınırdan süratle geçirmek ve oradaki halka dağıtmak amacıyla hazırlık yapmak bu bakımdan yerinde olur."

Böylelikle, Dışişleri Bakanı mektubunda şu üç konuya değinmiş oluyor:

1) Türkiye Ermenilerinin isyanı meselesinin, Çarlık Hükümeti'nin çıkarlarından hareket edilerek çözülmesi gerektiği;
2) Ermenilerin Çar'a bağlılığını sağlamak için aldatıcı bir yola başvurmak;
3) Türkiye'yle savaşta Ermenilerden (hatta Kürtlerden) yararlanmak amacıyla, silah ve teçhizat vererek onları tetikte tutmak.

Benzer saptamaları, 19 Ağustos 1914 tarihinde Van'a telgraf çekerek, Ermenilerin kendisiyle ön mutabakata varmadan eylemlere girişmelerini yasaklayan Rusya'nın İstanbul elçisi Girs de yapıyor. "Böyle bir işe (isyana) kalkışmak" Girs'e göre, "şimdilik çok erken..."

Türkiye Ermenilerinin "kurtarılması" meselesini Rus silahına, çarlığın "desteğine" bağlayan Taşnaksutyun Partisi'nin düpedüz çarlığın ajanı olduğu açık değil mi?
Çarlık Hükümeti'nin ve diplomatlarının, Taşnaksutyun temsilcilerine karşı çok kibar davranmalarının, onlara çok "sıcak" sözler söylemelerinin, hatta "Ermeni sorunu" üzerine onlarla görüşmeler yapmalarının nedeni şimdi anlaşılmaktadır.

Sözgelimi, "Bütün Ermenilerin Katolikos'u 5. Gevork'un, Milli Büro ve Taşnaksutyun'un dilekleri doğrultusunda hareket ederek Ağustos 1914'te, Çar'ın Kafkasya Genel Valisi Vorontsov-Daşkov'a, "savaşın kesilmesi halinde, Rusya'nın Türkiye Ermenistan'ına, yine Rusya'nın himayesi altında bir sahayı ve özerk yönetimi garanti etmesi" ricasında bulunmuştu. Genel vali cevabi mek-tubunda, bütün Ermenilerin "en aziz katolikosuna" Rusya'nın bu talebi destekleyeceğini bildiriyordu.
Ayrıca Kanlı Nikolay Tiflis'te bulunurken, Kasım 1914'te katolikos Gevork'u kabul vermiş ve 15 dakika kadar süren bir sohbette "Ermeni sorununun" savaş bittikten sonra, barış görüşmeleri sırasında ve Ermenilerin beklentisi doğrultusunda çözüleceğini vurgulamıştı.

Rusya'nın himayesinde "özerk" bir Türkiye Ermenistanı görüşmeleri sadece Güney Kafkas'ta yapılmıyordu. Taşnaksutyun Parti temsilcileri "Ermeni sorununun" çözümü ve Ermenilerin savaşa katılmasıyla ilgili Petrograd'da görüşmeler yapmışlardı.

Örneğin, Dışişleri Bakanlığındaki sohbetlerde Taşnaksutyun temsilcileri şu öneriler üzerinde anlaşmaya varmışlardı:

"1. Osmanlı İmparatorluğu sınırlan içinde, özerklik ilkelerine göre yönetilecek bir Ermenistan kurulması.
2. Türkiye egemenliğinin sürdürülmesi; ki sadece devletlerin seçeceği bir genel valinin padişah onayından geçmesi ve bayrağının korunması biçiminde ifade edilecektir. Ermenistan'ın iç işlerine karışılmasına ya da burada Türk Ordusu bulundurulmasına meydan verilmemesi.
3. Rusya, İngiltere ve Fransa tarafından Ermenistan üzerinde himaye tesis edilmesi.
4. Altı Ermeni vilayetini (batıda ve güneyde çoğunluğu Müslümanların oluşturduğu kenar bölgeler hariç) ve Yumurtalık'la birlikte İskenderun Körfezi dışında, Mersin limanı dahil Kilikya'yı içine alan bir Ermenistan."

Sonuç olarak, "Ermeni sorunu" üzerine varılan bu anlaşmanın özü, Osmanlı İmparatorluğu sınırlan içinde "özerk" bir Ermenistan kurulmasına inhisar ediyordu. Bunun amacı, Çarlığın, "özerklik" kılıfı içinde, Lobanov-Rostovski'nin "Ermenisiz Ermenistan'ı elde etmek" biçimindeki kinik formülünde ifadesini bulan düşüncesini hayata geçirerek, Türkiye'nin birçok bölgesini ele geçirmekti.

Çarlık Hükümeti "özerk" Türkiye Ermenistanı üzerinde, müttefiklerin, en başta, Kilikya'da çıkarları olan Fransa'nın politikasına ters düşen kendi protektorasını kurmayı amaçlıyordu. Çarlık diplomasisi bu nedenle kurnazca manevralara başvurdu.
Söz gelişi, Petrograd'daki Rus-Taşnak görüşmelerinden sonra, Rusya Dışişleri Bakanlığı hazırlanan "Ermeni sorunu çözüm" tasarısını İngiliz ve Fransız temsilcileri önünde doğrudan savunmayı Taşnaklara "tavsiye ediyordu". Özellikle Doğu Anadolu vilayetlerine Kilikya'nın da dahil edilmesine değinen bölümlere, Rus diplomatların görüşüne göre sadece Ermeni temsilciler katılmalıydı. İşte bu sebeple, Dışişleri Bakan Yardımcısı Neratov, Benkendorfa (Londra Rus elçisi) ve İzvolski'ye (Paris Rus elçisi) Taşnak devlet adamı Zavriyev'in, "Ermeni arzularının gerçekleşmesi için Fransa ve İngiltere hükümetlerinin ve kamuoylarının sempatisini kazanmak amacıyla" Londra'ya ve Paris'e gidişini bildirerek, Zavriyev'in kişiliğinden övgüyle söz ediyordu.

Neratov mektubunda şöyle devam ediyor:

"Bakanlıkça mükemmel yanlarıyla bilinen Zavriyev'in, bu yüzden siyasi çevrelere sokulması ve ona himaye gösterilmesi gereklidir."

"Ermeni beklentilerinin dikkate alınması ve Kilikya'nın gelecekte kurulacak Ermenistan'ın sınırlarına dahil edilmesi" ricasında bulunan Zavriyev'in Paris'te perişan olduğunu belirtmemiz hiç de gereksiz olmaz. Dışişleri Bakanlığı'nın bildirisinde ifade edildiği gibi, "ona, Kilikya'da Fransa çıkarlarının hakim olması nedeniyle böyle bir durumu destekleyemeyeceğiz cevabı verildi".

Kaynakça
Kitap: TAŞNAK PARTİSİ'NİN KARŞIDEVRİMCİ ROLÜ (1914-1923)
Yazar: A.A. Lalayan
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Ermeni Tehciri ve Terörist Ülke Ermenistan

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir